<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><channel><title>Sabri Suyunu</title><description>Hayattan notlar, 2008&apos;den beri.</description><link>https://suyunu.com/</link><language>tr</language><item><title>UMUT</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/umut/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/umut/</guid><description>Umut biten bişey midir? Bekledikçe azalır mı? Bakışlarda mı ararız umudu yoksa sözlerde mi? Ne düşünyordur şimdi tek başına? Kurtuldum sonunda mı diyordur ? …</description><pubDate>Fri, 23 Jan 2026 01:20:49 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Umut biten bişey midir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bekledikçe azalır mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bakışlarda mı ararız umudu yoksa sözlerde mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ne düşünyordur şimdi tek başına?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kurtuldum sonunda mı diyordur ?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yoksa üzülüyor mudur bizim üzüldüğümüzü düşündükçe?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Acıyor mudur ciğerleri nefes aldıkça?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hatırlıyor mudur bizi, arkadaşlarını, akrabalarını?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Var mıdır pişmanlığı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özlüyor mudur?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben özlüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;20.01.2026&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Hello Again!</title><link>https://suyunu.com/ben/hello-again/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ben/hello-again/</guid><description>Bundan tam 1 sene önce bir gün kafam atmıştı ve blogumu kapatmıştım. Yazıların yedeğini almıştım ve tarihin tozlu sayfalarına koymuştum. suyunu.mediom.com …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 18:19:41 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bundan tam 1 sene önce bir gün kafam atmıştı ve blogumu kapatmıştım. Yazıların yedeğini almıştım ve tarihin tozlu sayfalarına koymuştum. &lt;a href=&quot;http://suyunu.medium.com&quot;&gt;suyunu.medium.com&lt;/a&gt; adresi üzerinden yazılarımı yayınlamaya başlamıştım. Kurumsal yazıların oradan yayınlanmasında bence sıkıntı yok ama kişisel yazılarımın orada olması beni çok memnun etmiyordu ve artık yazmak istemiyordum. Peki neden tekrar blogumu açtım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün &lt;a href=&quot;https://www.instagram.com/redcircle.io?utm_source=ig_web_button_share_sheet&amp;amp;igsh=ZDNlZDc0MzIxNw==&quot;&gt;red-c&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://www.instagram.com/p/C-p2rdqCYOz/?img_index=1&quot;&gt;ircle&lt;/a&gt; etkinliğinde konuşmacıydım. Bu konuşmada blog yazmamın hayatıma olumlu etkisini de anlatmak istedim. Fakat blogum olmadan bunu yapmam çok anlamsız geliyordu. Bu sebeple uzun bir çalışma sonrasında blogu tekrar aktif hale getirdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Blogu tekrar hayata geçirirken tüm yazıları okuma fırsatım oldu. Açıkçası, unuttuğum bir çok şeyi hatırlama fırsatım oldu. Vay be dedim. Ben balık hafızalı bir insanım. Bu blog sayesinde ben anılarımı biriktirmişim, iş ile ilgili önemli yazılar yazmışım, insanların sorularını yanıtlamışım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Blogumda şu yazıları okuyunca tekrar şaşırdım ve mutlu oldum. Tekrar açılışın şerefine işte geçmişten bugüne unutulan yazılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş Yazıları&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-hayati/lc-waikikiye-veda-ederken/&quot;&gt;LC Waikiki’ye Veda Ederken – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-2/&quot;&gt;Ne İş Yapıyorum – Big Data ve Machine Learning – Bölüm 2 – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-hayati/kurumsallik-hakkinda/&quot;&gt;Kurumsallık Hakkında – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/kullanici-yazilim-uzmani-is-analisti-is-zekasi-uzmani-ve-is-analitigi-uzmani/&quot;&gt;Kullanıcı, Yazılım Uzmanı, İş Analisti, İş Zekası Uzmanı ve İş Analitiği Uzmanı – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-hayati/durumsal-liderlik-hakkinda-ozlu-bir-yazi/&quot;&gt;Durumsal Liderlik Hakkında Özlü Bir Yazı – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-hayati/ise-nasil-girdim-lcwaikiki-maceram/&quot;&gt;İşe Nasıl Girdim? LC Waikiki Maceram – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/soforler-arabalar-ve-yollar/&quot;&gt;Şoförler, Arabalar ve Yollar – Burak Günbal – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Garip Olaylar&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/31-01-2017-0130/&quot;&gt;31.01.2017 – 01:30 – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/bir-dogum-gunu-alti-pasta-bes-kutlama/&quot;&gt;Bir Doğum Günü Altı Pasta Beş Kutlama – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/tokat-atmak-toka-takmak/&quot;&gt;Toka(t)a(t-k)ıyorum – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/hazir-gidaya-mi-basladiniz/&quot;&gt;Hazır Gıdaya Mı Başladınız? – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-1/&quot;&gt;Yanında İşaret Fişeği Taşımak – Bölüm 1 – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-2/&quot;&gt;Yanında İşaret Fişeği Taşımak – Bölüm 2 – Sabri Suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tekrar burada olmak çok güzel. Eskiden sabri.suyunu.com adresinden hizmet veriyordum. Fakat artık, suyunu.com olarak devam edeceğiz. Neden diye sorma 🙂 Görüşmek üzere&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Lumtify — Mutlu Çalışmak Mümkün Mü?</title><link>https://suyunu.com/lumtify/lumtify-mutlu-calismak-mumkun-mu/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/lumtify/lumtify-mutlu-calismak-mumkun-mu/</guid><description>Neden yaşıyoruz ve neden çalışıyoruz? İki zor soru. Birinci soru hem konumuz değil, hem cevabı zor, hem de cevabı kişiden kişiye çok farklılık gösterecektir. …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:59:27 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Neden yaşıyoruz ve neden çalışıyoruz? İki zor soru. Birinci soru hem konumuz değil, hem cevabı zor, hem de cevabı kişiden kişiye çok farklılık gösterecektir. Fakat ikinci soruyu cevaplamaya çalışalım.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;neden-çalışıyoruz&quot;&gt;&lt;strong&gt;Neden çalışıyoruz?&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Maddi ihtiyaçlarını karşılamak, yaşam standartlarını yükseltmek, hedeflere ulaşmak, topluma katkı sağlamak, sosyal ilişkiler kurmak gibi liste uzayıp gider. Peki mutlu çalışmak mümkün mü?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi çevremizdeki çalışan 5 arkadaşımıza şunu soralım. Çalıştığın işinde mutlu musun? Ya da çalıştığın işindeki mutluluğunu 1 ile 10 arasında puanlar mısın? (Eğer gerçekten sorarsanız yorumlara ortalamayı yazarsanız çok süper olur. Soramasanız da düşünmeniz yeterli)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;12 sene kurumsal hayat (5 farklı şirket), 5 sene danışmanlık alanında (13 farklı şirket) çalışmış biri olarak bu yazıyı yazma cüretini kendimde görüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;mutlu-çalışmak-mümkün-mü&quot;&gt;Mutlu çalışmak mümkün mü?&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bence hayır. Yani, çok mümkün değil. Diyebilirsiniz ki, “&lt;em&gt;Ben şu anda çalıştığım şirkette çok mutluyum.&lt;/em&gt;” Evet, şu anda çok mutlu olabilirsiniz. İşinizi çok seviyor olabilirsiniz. Kariyerinizin zirvesinde olabilirsiniz. İşe koşarak gidiyor olabilirsiniz. Fakat Çalışmak ve Mutluluk mıknatısın iki kutbu gibi. Birbirine çok yakın olmasına rağmen, birbirlerini iten iki kavram olarak bir çelişki oluşturuyor. Mutluluğunuz bir illüzyondan ibaret olabilir. Ünlü düşünür Steve Jobs ne demiş?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;1000&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-5.-D4EDX5D_Z2tJQLp.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yani Sabri ne demek istiyorsun? Mutlu çalışmak gerçekten mümkün değil mi? Aslında demek istediğim şu: Çalışmak ve mutlu olmak iki ayrı kavram. Her çalışan mutlu olmak zorunda değildir. Mutlu olan insan da çalıştığı için mutlu olmayabilir. Çalışırken mutlu olmak zorunda olduğumuzu bir kenara bırakalım diyorum.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;kısa-bir-liste&quot;&gt;Kısa bir liste&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Şimdi hepimiz işi gücü bırakıp kendimizi mutlu hissettiğimiz aktivitelerin listesini yapalım. İş yerine gidip çalışmayı ya da Teams’de toplantı yapmayı kaçıncı sıraya koyarsınız? Sabah 06:12’de karanlıkta servis beklemeyi ilk 3’e koyacak kaç kişi vardır? Ben kendi listemin ilk 5’ini buraya yazayım.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ailece arabayla uzun yol yapmak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Lezzetli bir yemek keşfetmek için farklı bir şehre gitmek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Motosiklete binmek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kayak yapmak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Anime izlemek&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; &lt;em&gt;Mutsuz olduğun anların listesini yapmak kolayken mutlu olduğun anların listesini yapmak ne kadar zormuş 🙂&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fark ettiyseniz, mutlu olduğum anları yaşamak için iki şeye ihtiyacım var. Bir Para, İki Zaman. (Benim için zaman = para olduğunu düşünürsek, ikisi de para oluyor) Peki ben para kazanmak için ne yapmam gerekiyor. Çalışmam gerekiyor. Mutlu çalışabilir miyim? (Yeter ya sorma artık şu soruyu anladık. Mutlu çalışmak diye bir şey yok. Soktun bir döngüye. Ver artık şu hayatın sırrını da çıkıp gidelim bu sayfadan)&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;formül&quot;&gt;Formül&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Evet beklenen an geldi. Mutlu çalışmak yok dedik. Peki ne var? Keyifli çalışmak. Şimdi de size keyifli çalışmanın formülünü veriyorum. (Çalışmamak diye kötü bir espri yapmayacağım)&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Keyifli Çalışmak = Güven + Şeffaflık + Açık İletişim + Mahremiyet + Sevgi + Saygı&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bu kadar basit mi? Evet basit. Bir kaç madde daha ekleyecektim ama alt satıra geçtiği için eklemedim. Tek satırda vurucu olsun diye bunları yazdım. Peki bunu size kanıtlayabilir miyim? Bilmiyorum ama deneyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;tecrübe&quot;&gt;Tecrübe&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;LC Waikiki’de çalışırken, kariyerimin 5. senesinde müdürlük görevine getirildim. 4 kişilik bir ekiptik. Ben, Yavuz, Gözde ve Besim. Farklı firmalarda bir çok ekip arkadaşıma yöneticilik yapma şansı buldum. (Şimdi de Ahmet, Hasan ve Burak var) Yöneticilik kariyerim boyunca “&lt;strong&gt;Mutlu Çalışmanın&lt;/strong&gt;” formülünü aradım durdum. Hem mutsuz çalışanları gözlemledim ve konuştum hem de ekip üzerinde deneyler yaparak doğru formülü oluşturmaya çalıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şunu en başta kabul etmek gerekiyor. Her insan şahsına münhasırdır. Motivasyon kaynağı, iletişim kanalı, samimiyet derecesi, çalışma şekli, anlama süresi, davranışsal yetkinlikleri, teknik yetkinlikleri, duygusal zekası. Bunların hepsi farklılık gösterir. Eğer mevcut bir ekibin yöneticiliğine getirilmişseniz, bunların hepsini aynı potada eritmeniz gerçekten zor olacaktır. Ama yeni bir ekip kuruyorsanız, nasıl bir ekip kuracağınıza karar vermeniz ve buna göre işe alımlarınızı düzenlemeniz gerekecektir. Benim için bir tane öncelik vardı. Diğer tüm değişkenler sonra geliyordu. Birinci önceliğim “&lt;strong&gt;Uyum&lt;/strong&gt;”du. Uyumlu olduktan sonra diğer teknik ve davranışsal yetkinlikleri inceliyordum. Bunu bazen başardım bazen de başaramadım. Ekip içinde uyum olduktan sonra üzerine mutluluk taşları ile ideale yakın bir sistem inşa edebiliyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak, bir çalışan olarak şunu bekliyoruz: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;İnsan yerine koymak, saygı görmek, takdir edilmek, ima edilmeden açık bir iletişim kullanılması, empati yapılması, geri bildirim verilmesi, gelişimimize önem verilmesi ve güvenilmek istiyoruz&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;. Bunlar olduktan sonra mutlu olup olmamanın bir anlamı yok. Bunlar olması gereken minimum gereksinimler zaten. Bunlar ekstra değil. Bunun üzerinde olanlar belki ekstra olur. Bunlar olduğunda mutsuz olmayız, keyifli çalışırız ve bu da bize yeter.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;peki-sen&quot;&gt;Peki Sen?&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Deminden beri mutluluk deyip duruyorsun. Peki Lumtify’daki arkadaşların mutlu mu? (Bana ne soruyorsunuz gidip onlara sorsanıza) Eylül ayında birlikte çalışmaya başladığımız zaman oturduk konuştuk. Birbirimizden beklentilerimizi uzun uzun anlattık. Yaşadığımız iyi ve kötü tecrübeleri aktardık. Ne olması ve ne olmaması gerektiğini anlattık. İyi bir iş neye benzer, iyi bir çalışma ortamı nedir, iyi bir ekip nasıl olmalı bunları belirledik. Ardından bunları yazdık ve bir manifesto oluşturduk. Aşağıda &lt;strong&gt;Lumtify’ın Keyifli Çalışma Manifestosu&lt;/strong&gt;’nu okuyabilirsiniz. Ekip olarak 1 seneye yaklaşırken, manifestomuzu uyguladığımızı bilmek beni mutlu ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ekip arkadaşlarımla birlikte çalıştığım için mutluyum. Kendimle çelişmiyorum. Çalışmak zorunda olduğum bir dünyada, en mutlu olduğum yerde çalışmayı tercih ediyorum. Burak, Ahmet ve Hasan’a teşekkür ediyorum. Yaptığım işi ve ekip arkadaşlarımla birlikte çalışmak beni mutlu ediyor. Var mı bir itirazı olan?&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;lumtify-keyifli-çalışma-manifestosu&quot;&gt;&lt;strong&gt;Lumtify Keyifli Çalışma Manifestosu&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Şirketimiz bir &lt;strong&gt;aile&lt;/strong&gt; değildir. Ekipteki herkes iyi &lt;strong&gt;arkadaştır&lt;/strong&gt;. İyi günde, kötü günde birbirimizi kollarız.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Açık ve şeffaf bir iletişim kurarız. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmeyiz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Birbirimize geri bildirim veririz. Güçlü ve gelişime açık alanlarımızı birbirimize söyleriz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Rahat ve güvenli bir çalışma ortamımız vardır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Çalışma saatlerini kendimiz belirleriz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İzin almayız, haber veririz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gelişimimize önem veririz. Hem teknik hem de sosyal gelişim alanlarımızı sürekli geliştiririz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Tatilde tatil yaparız.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Çalışma ortamımızı eğlenceli hale getiririz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Başarıyı takdir ederiz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Başarısızlıktan ders alırız.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Birlikte Sosyalleşmekten zevk alırız.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Şirket kararlarını istişare ederiz, birlikte karar veririz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Özel hayatımız bizi ilgilendirir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Din, dil, ırk, hayat görüşümüz bizi bağlar. Herkesin hayatına kimse karışamaz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;bonus-1&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bonus 1&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Her yazının sonuna bir bonus koymayı adet edindim. Kariyerimin ilk yıllarında dinlediğim ve iş hayatını anlatan bir şarkı ile yazıya son veriyorum. İyi dinlemeler.&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-audio&quot; src=&quot;https://open.spotify.com/embed/track/76jqYRytkvCM1ByVYBs3NS&quot; title=&quot;Spotify Embed: Gol&quot; loading=&quot;lazy&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;h3 id=&quot;bonus-2&quot;&gt;Bonus 2&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Şirketlerde teknik yetkinlik kadar kültür oluşturmanın önemini anlatan, &lt;strong&gt;Delivering Happiness: Tony Hsieh — Mutluluk Dağıtmak&lt;/strong&gt; kitabını okumanızı öneririm.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Lumtify</category></item><item><title>Lumtify ve Öğrenci Organizasyonları</title><link>https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ve-ogrenci-organizasyonlari/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ve-ogrenci-organizasyonlari/</guid><description>Beni bilen bilir. Konuşmayı çok severim. Çocukken az konuştuğum için şimdi çok konuşuyorum diye düşünürdüm ama öyle değilmiş. Çocukken de çok konuşurmuşum. …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:58:16 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Beni bilen bilir. Konuşmayı çok severim. Çocukken az konuştuğum için şimdi çok konuşuyorum diye düşünürdüm ama öyle değilmiş. Çocukken de çok konuşurmuşum. Bildiklerimi anlatmayı, aktarmayı bir görev olarak görürüm. Hatta çok sevdiğim bir söz vardır. Bu anlattıklarımın “&lt;em&gt;Bilginin zekatı&lt;/em&gt;” olduğunu düşünürüm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugüne kadar çalıştığım kurumlar vesilesi ile bir çok organizasyonda konuşma fırsatım olmuştu. Özellikle üniversitelerin tüm çağrılarına ekiplerimle birlikte, elimizden geldiğince katılmıştık ve yaptığımız işleri anlatmıştık. Güzel günlerdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;440&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-22.C5ax-o8r_Z12sXzD.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Lumtify kurulduktan sonra, danışmanlık alanında hizmet verdiğimiz için bu konuşmalar doğal olarak azaldı. Doğal olarak azaldı dememin sebebi aslında teknik bir konu. Üniversteler ya da ulusal konferanslar genelde kurumsal firmaları konuşmacı olarak çağırıyorlar. Çünkü bir danışmanlık şirketinin gelip ürünlerini ya da hizmetlerini anlatması istenen bir durum değildir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üniversite organizasyonlarının bir kaç öncelikli amacı olur.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Üniversitede öğrenilen bilgilerin gerçek hayattaki kullanım alanlarının gösterilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Öğrencilere staj ve çalışma imkanının sunulması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Network oluşturarak, sektöredeki kişilerle öğrencilerin tanışması.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Büyük bir firma değilseniz ve hizmet sektöründeyseniz, sadece ilk maddeyi kısmen kapsayabiliyorsunuz. Çünkü siz hizmet verdiğiniz firmaların verileri ile çalıştığınız için aslında sizin yaptığınız tüm işler hizmet verdiğiniz firmaya ait oluyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sebeple, özel davet eden kurum ve kişiler dışında ne yazık ki konuşma fırsatımız çok olmadı. Lumtify kurulduğundan bugüne kadar, yukarıda yazdığım sebeplerden dolayı sadece 3 organizasyona katılma fırsatımız oldu. Bu yazıda bu organizasyonlardan bahsedeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Organizasyonlara geçmeden önce şunu da belirtmek isterim ki, bugünden itibaren üniversitelerde konuşma yapmak ve organizasyonlara katılmak için tekrar sahalara dönmeyi hedefliyoruz. Veriler çalıştığımız kurumlara ait olsa da bilgimizi aktarmak için üniversitelerle tekrar çalışmaya hazırız.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;tech22--üsküdar-üniversitesi&quot;&gt;&lt;strong&gt;Tech’22 — Üsküdar Üniversitesi&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Üsküdar Üniversitesi ile en büyük ortak özelliğimiz, Üsküdarlıyız. Doğma büyüme Üsküdarlı birisi olarak, Üsküdar ismi geçen her şeye ciddi bir yakınlık hissediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2022 yılının Nisan ayında, Üsküdar Üniversitesi Teknoloji Kulübünden bir davet mesajı aldım. 22–23 Mayıs 2022 tarihinde gerçkeleşecek olan Tech’22 Zirvesinde konuşma yapmam için davet edilmiştim. Uzun bir aradan sonra bir üniversiteden davet almak benim için çok değerliydi. Bir çok harika konuşmacı ile aynı sahneyi paylaşarak sunumumu gerçekleştirdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Microsoft, Google, Turkcell, Huawei ve bir çok büyük teknoloji firmalarının katıldığı bu güzel organizasyonda Lumtify olarak “&lt;em&gt;Son Veri Bükücünün Kariyer Yolculuğunu&lt;/em&gt;” anlattım. Tekrar öğrencilerle birlikte olmak çok güze hissttirdi. Teşekkürler Üsküdar Üniversitesi.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;dan-102-girişimcilik-ve-kariyer-danışmanlığı-dersi--i̇tü&quot;&gt;&lt;strong&gt;DAN 102 Girişimcilik ve Kariyer Danışmanlığı Dersi — İTÜ&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;İstanbul Teknik Üniversitesi — Endüstri Mühendisliği bölümü başkan yardımcısı Ömer Faruk Beyca hocam eski bir arkadaşım. Bölüm derslerinden biri olan DAN 102 Girişimcilik ve Kariyer Danışmanlığı Dersine beni konuk olarak çağırdı. Yarım saatlik süre içerisinde, kariyer yolculuğumu anlattım. Bir endüstri mühendisi olarak bugüne kadar neler yaptığımı, hangi projelerle uğraştığımı ve sonunda bugüne nasıl geldiğimi yarım saate sığdırmaya çalıştım. Bu dersin sonunda, çok güzel mesajlar aldım ve yeni öğrenci arkadaşlarla tanışma fıratım oldu. Hatta ve hatta bir öğrenci arkadaş, bugüne kadar gördüğüm en iyi niyet mektubu ile Lumtify’a iş başvurusunda bulundu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neden en iyi? Hem kendini çok iyi ifade etmiş, hem beni hem de Lumtify’ı çok iyi araştırarak bu niyet mektubunu yazmış. Örnek olması açısından aşağıda bu mektubu yayınlıyorum. Bir firmaya başvururken, o firmayı ve başvurduğunuz kişiyi araştırıp, başvurunuza özel bir içerik ile hazırlarsanız mutlaka bir şekilde geri dönüş alabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Greetings Dear Sorcerer,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Here is my party request as a Rogue:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;In the vast and complex world of data realms, while decisions becoming&lt;br&gt;
Holy Grail , I come before you as a rogue equipped with a diverse&lt;br&gt;
array of tools and skills, ready to embark on daring quests alongside&lt;br&gt;
your esteemed party. With a keen belief in my dexterity and agility&lt;br&gt;
stats, I am confident that my inventory has essentials to support your&lt;br&gt;
work.&lt;br&gt;
My Inventory holds:&lt;br&gt;
— Python (A Big stack of Python, a very big one)&lt;br&gt;
— Data Analysis (a little field experience with a theoretical&lt;br&gt;
certificate from Google)&lt;br&gt;
— Gurobi, Cplex (not that confident about them, yet very familiar)&lt;br&gt;
— Heuristics (with TSP applications, would love to share my repos with you!)&lt;br&gt;
— Machine Learning (reading lots of sklearn documentations)&lt;br&gt;
— Visualization (fancy dashboards with tableau)&lt;br&gt;
— And lots of Passion with Hard Work scrolls (essential)&lt;br&gt;
— 9k hours of ARPG Experience (since 2010)&lt;br&gt;
— and more assets …&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;In my ongoing experience at an HR Tech/Consultancy firm, I had the&lt;br&gt;
chance to dive deep into data analysis while working on various&lt;br&gt;
business development tasks. It was like being the go-to person at a&lt;br&gt;
party, sorting through messy data and learning a ton along the way.&lt;br&gt;
Faced many challenges and every challenge taught me something new,&lt;br&gt;
like how to handle tricky data or solve tough problems. It was like a&lt;br&gt;
crash course in data analysis.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;After your presentation at ITU got really curious about and I dove in&lt;br&gt;
to your website and GitHub repos, and I gotta say, I loved what I see.&lt;br&gt;
Your company seems like the kind of place where cool things are&lt;br&gt;
happening. I didn’t come across any job postings, but as I went&lt;br&gt;
through, I got the feeling that your team could use someone like me&lt;br&gt;
and I could get my hands on valuable field experience. I’m always up&lt;br&gt;
for learning new stuff and seeing where it leads. I’m all about data,&lt;br&gt;
and it seems like you’re into that too. I’d be more than happy to even&lt;br&gt;
meet with you, maybe schedule an online meeting and chat about whole&lt;br&gt;
business intelligence scene. As you mentioned on your LinkedIn post,&lt;br&gt;
Voltron takes 5 to complete.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Thanks in advance for your answer.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;h3 id=&quot;veri-analizi-ve-veri-görselleştirme-dersi--medeniyet-üniversitesi&quot;&gt;&lt;strong&gt;Veri Analizi ve Veri Görselleştirme Dersi — Medeniyet Üniversitesi&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;2024 senesinin en güzel olaylarından biri de, Medeniyet Üniversitesi’nde Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünün Veri Analizi ve Veri Görselleştirme Dersinde dönem boyunca konuk anlatıcı olmamız sanırım. Öğretim üyesi arkadaşım Esra’nın daveti ile bu 2023–2024 bahar döneminde bu dersi, ben ve ekibim birlikte anlatıyoruz. Bu yazıyı yazarken 6. dersi tamamladık ve vize sınavı öncesinde son değerlendirmelerimizi yaptık. (Bu yazı yayınlandığında ise final sınavı ile döneme noktayı koymuştuk 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öğrenci arkadaşların derse katılımı (hayır tabiki devamlılık zorunluğu olduğu için değil benim için geliyorlar), derse katkısı ve enerjileri ile çok güzel ilerliyoruz. Bugüne kadar, Veri, veri kaynakları, veri analizi, veri analitiği, veri modelleri, temel istatistik, veri analizinde istatistiğin önemi, uygulamalı veri analizi gibi bir çok konuya değindik. İş tecrübeleri ile de bu anlatılanlar birleşince çok güzel bir içerik ortaya çıktı. Ekibimden Hasan’ın “Veri Görselleştirme” dersleri ile dönemi tamamlamış olduk.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Davetinden dolayı Esra Karayel Muhacir’e teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;i̇tü-endüstri-mühendisliği-lisans-bitirme-tasarım-projesi-jurisi&quot;&gt;İTÜ Endüstri Mühendisliği Lisans Bitirme Tasarım Projesi Jurisi&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bugün, İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka kampüsündeydim. Ömer Faruk hocamın daveti ile, Lisans Bitirme Tasarım Projelerini değerlendirmek için dışardan juri olarak görev aldım. Benim katıldığım seansda 4 proje değerlendirildi. Genç ve tutkulu arkadaşlar, projelerini kısıtlı süre içerisinde sunmaya çalıştılar. Üç değerli hocamıza ben de eşlik ederek projeleri değerlendirdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;“Dersler öğretiyor, projeler ise evrim geçirtiyor”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Projelerinde güzel ve zor bir problem bulmuş, problemin çözümü için zaman harcamış ve sınırlarını zorlamış öğrencilerin, bilgi anlamında evrim geçirdiklerine şahit oldum. Sadece üniversitede öğrendikleri bilgilerle kalmayıp, üstüne de koyarak çok farklı projeler hatta ürünler ortaya çıkarmışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teknik bir konuyu sunan Mühendis arkadaşlara naçizane bir kaç tavsiyem olacak.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Sunuma başlarken kendini tanıtma, projenin ne olduğunu ve neyi başarmayı hedeflediklerini belirtme, sunumun ne kadar süreceğini söylemek, ajandanın ne olduğunu sunuma eklemek dinleyicilere güven verecektir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 sene üzerinde çalıştığınız bir projeyi 20 dakikada anlatacaksanız, 20 dakikalık sunum için de en az 1 hafta hazırlanmanız gerekebilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sunumda verimlilik, görsel — yazı oranı, gelecek soruların tahmin edilmesi ve sunumda yer verilmesi, giriş gelişme sonuç kurgusu sizin elinizi kuvvetlendirecektir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sunum sonunda eğer bir demonuz varsa bunun anlatılması da tadından yenmeyecek bir hale getirecektir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Sunumların hepsinin içerikleri başarılıydı. Bazıları çok çok başarılıydı. Her bir öğrencinin potansiyeli olduğunu ve emek verilirse bu potansiyelin daha fazlasının ortaya çıkacağını gösteren bir gün oldu benim için.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beni davet eden Ömer Faruk hocama, bugün tanıştığım tüm hocalarıma ve sunum yapan tüm öğrencilere teşekkür ediyorum. Gerçekten çok keyifli bir gündü.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;son-sözler&quot;&gt;&lt;strong&gt;Son Sözler&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bir yazının daha sonuna geldik. 2024 itibari ile 40 yaşını doldurumuş bulunuyorum. 40! Söylemesi de zor, inanması da zor. Hala şaşkınlıklar içerisindeyim. 20 seneye yakın iş tecrübesini sadece kendime ayırarak bu dünyadan göçmemek lazım. STK’larda, üniversitelerde, liselerde, dijital mecralarda bildiklerimizi anlatarak örnek olmalıyız. Lumtify olarak da buna inanıyoruz ve gelecekte de buna uygun olarak yerimizi almak için çabalamaya devam edeceğiz 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Lumtify</category></item><item><title>Lumtify Ne Demek?</title><link>https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ne-demek/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ne-demek/</guid><description>2015 yılıydı. Türkiye’nin en zeki ve başarılı 7 kişisiyle bir oyun girişimimiz vardı. “Birink” adlı bir marka kurmuştuk. Bu firmanın altında 3 farklı …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:57:23 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;2015 yılıydı. Türkiye’nin en zeki ve başarılı 7 kişisiyle bir oyun girişimimiz vardı. “&lt;strong&gt;Birink&lt;/strong&gt;” adlı bir marka kurmuştuk. Bu firmanın altında 3 farklı oluşumumuz vardı. “&lt;strong&gt;Happuu&lt;/strong&gt;”, “&lt;strong&gt;Ebete&lt;/strong&gt;” ve “&lt;strong&gt;Lumtify&lt;/strong&gt;”. Happuu ve Ebete çocuk oyunları ile ilgili olacaktı. Lumtify ile de teknoloji alanında ilerleyecektik. Haftada bir toplanıp Osmanbey’deki ofisimizde oyun geliştiriyorduk. Ben ve Ahmet dışındaki 5 kişi, ÖSS’de ilk 1000’e girmiş canavarlardan oluşuyordu. İlk oyunumuzu geliştirmiştik fakat ekipteki kişiler farklı yollardan gitmek istediği için dağıldık. (Oyun hiç bir zaman markette yayınlanmadı. Fakat bizim için harika bir tecrübe ve anı olarak kaldı)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;640&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-4.DmMLYSF0_Z1DuKmS.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Lumtify ismini Burak (kardeşim) bulmuştu. sonu “fy” ile biten markalar henüz yeni popüler olmaya başlıyordu. Neden Lumtify olduğunu sorduğumuzda bize şu şekilde açıkladı:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;L&lt;/strong&gt;et &lt;strong&gt;U&lt;/strong&gt;s &lt;strong&gt;M&lt;/strong&gt;ake &lt;strong&gt;T&lt;/strong&gt;hings &lt;strong&gt;I&lt;/strong&gt;ntelligent &lt;strong&gt;F&lt;/strong&gt;or &lt;strong&gt;Y&lt;/strong&gt;ou&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Evet söylemesi zordu. Lumtifi diye okunacağını tahmin ediyorduk ama çok hoşumuza gitmişti. Böylece Lumtify kurulmuş oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ekip dağıldıktan sonra, Lumtify’ın ne olacağını konuştuk. Ekipten izin alarak bu markanın haklarını almak istediğimi söyledim. Oy birliği ile kabul edildi ve Lumtify 2019 yılına kadar derin bir uykuya daldı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son çalıştığım kurum olan Koton’dan ayrılmaya karar verdiğimde, kendi şirketimi kurmaya karar verdim. Şirket için yeni bir isim aradım. Analything ismini kullacaktım ama söylemesi zordu. Peki Suyunu olamaz mıydı? Yok olamazdı. Soyadımı seviyordum ama olamayacağını siz de kabul ediyorsunuz di mi? Tozlu rafların arasında Lumtify’ı çıkardım. Ve böylece Lumtify derin uykusundan uyandı ve yolculuğuna başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Birink’in tüm kurucuları ile hala görüşüyoruz. Hepsi pırlanta gibi çocuklar. İyi ki birlikte çalışmışız ve iyi ki Birink’i kurmuşuz. Bugün Birink olmasaydı belki Lumtify olmazdı 🙂&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;bonus&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bonus&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bonus 1:&lt;/em&gt; Birink, dağılmadan hemen önce bir oyun firması tarafından satın alınmak istenmişti. Fakat ekip ayrılma kararı verildiği için bu satış gerçekleşmedi. Düşünüyorum da, 2015’de oyun alanında devam etseydik bugün nasıl bir hayatımız olurdu?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bonus 2:&lt;/em&gt; Birink ekibindeki arkadaşlar bugün neredeler: Nvidia, Cern, Wisconsin, Qualcom ve Lumtify. Sanırım dağılarak herkes doğru kararı vermiş 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Lumtify</category></item><item><title>Lumtify ile 5 Senenin Ardından</title><link>https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ile-5-senenin-ardindan/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/lumtify/lumtify-ile-5-senenin-ardindan/</guid><description>Dile kolay tam 5 sene geçmiş. 2019’da başlayan yolculuk, bu sene Haziran ayında 5. senesini dolduracak. Zor muydu? Evet zordu. Hatta çok zordu. Peki mutlu …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:56:30 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Dile kolay tam 5 sene geçmiş. 2019’da başlayan yolculuk, bu sene Haziran ayında 5. senesini dolduracak. Zor muydu? Evet zordu. Hatta çok zordu. Peki mutlu muyum? Çok şükür mutluyum. Peki bize ne anlatacaksın?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En son 2022 yılında bir yazı yazmıştım. (&lt;a href=&quot;https://medium.com/lumtify/2021-muhasebesi-ve-2022-hedefleri-2ebece3c0fa7&quot;&gt;2021 Muhasebesi ve 2022 Hedefleri&lt;/a&gt;) Sonrasında sessizliğe gömülmüştüm. Kişisel websitemi (sabri.suyunu.com) kapattım, Instagram’ı durdurdum ve Linkedin’de sadece takip ettim. Bugün tekrar merhaba demenin vakti geldiği için bu yazıyı yazıyorum. Özet olarak, 2022 yılından bugüne kadar geçen sürede Lumtify’da neler olduğunu kısaca anlatacağım. (Kısaca diye başladığım her yazı uzun sürüyor. Sevgili okuyucu özet okumak istersen, Lumtify 2 sene içerisinde bir sürü iş yapmış. Sabri hayalindeki şirket ortamını kurmaya başlamış. Aslında güzel yazı, okumanı tavsiye ederim)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;821&quot; height=&quot;830&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-21.DHbKuJ4P_ZUd2kz.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.instagram.com/p/C0pLljwMlbV/&quot;&gt;https://www.instagram.com/p/C0pLljwMlbV/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;evdeki-hesap-ve-çarşı&quot;&gt;Evdeki Hesap ve Çarşı&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;2022 yılında herşey çok güzel başlamıştı. &lt;a href=&quot;https://www.defacto.com.tr&quot;&gt;Defacto&lt;/a&gt; ile çok güzel bir çalışma tempomuz vardı. Harika projelere imza atıyorduk. Diğer taraftan &lt;a href=&quot;https://mmkturkey.com.tr/&quot;&gt;MMK&lt;/a&gt; ile Üretim Planlama Optimizasyonu projemizin sonuna gelmiştik. 1 senedir üzerinde çalıştığımız projede son düzlükteydik. (Bu projenin detaylarını anlatmayı çok isterdim ama ne yazık ki gizlilikten dolayı anlatamıyorum. Kısaca özetlemek gerekirse, Türkiye’nin en büyük fabrikalarından birinin üretim planlamasını ve hat dengelemesini optimizasyon ile en iyilemeye çalıştık. Ben Matematiksel Modelin yazılması görevindeydim. Yazdığım en zor modellerden biri olduğunu söyleyebilirim. Not: En zoru Çimsa projesiydi)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat, bu projenin bitimine bir ay kala (herşey bitmişti sadece sign-off süreci kalmıştı) Rusya-Ukrayna savaşı alevlenmişti. Bu projede bu savaşın kurbanı oldu ve son düzlükteki proje tamamlanamadan bitirildi. Peki bu beni neden etkiliyordu? Çünkü ben taşeron bir firma olarak ne yazık ki paramın tamamını alamadan proje kapatılmıştı. Paramın tamamını çok sonra da olsa alabildim ama ben parayı yakın zamanda alacağıma göre plan yapmıştım. Evdeki hesap çarşıya uymamıştı ve büyük bir kriz ile yüzyüzeydim. X miktar para büyük bir firma için küçük bir para olabilir fakat Lumtify için önemliydi ve X benim için ayakta kalma ya da batma meselemdi. Zor günler beni bekliyordu. (Not: MMK firması bu projeyi A kodlu bir firma ile yapıyordu. Ben de A firmasının alt taşeronu gibi çalışıyordum. Ödememi A firmasından alıyordum. Ödeme ie ilgili problemim MMK ile değil A firmasıylaydı. MMK ile çok güzel bir çalışma ortamımız ve ilişkimiz vardı. MMK firmasını zanaltında bırakmamak için bu eklemeyi yaptım.)&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;yenilgi&quot;&gt;Yenilgi?&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Sanırım yenilmiştim ve yenilgiyi kabul etmem gerekiyordu. Defacto dışında hizmet verdiğim başka firma kalmamıştı. Tek gelir kaynağım haftada 2 gün gittiğim Defacto’ydu. (Defacto’nun Lumtify için yerinin ayrı olmasının bir sebebi de zor zamanlarımda çalışabileceğim bir kurumun olmasıdır.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Defacto’dan kalan 3 günde ise, ofiste oturup ne yapacağımı düşünerek geçiriyordum. Defacto’daki ekip ile birlikte çalışmak çok keyifliydi. Fakat yine de yeterli değildi. Bir çıkış noktasına ihtiyacım vardı ve bu çıkış noktası bir türlü belirmiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Bugünden bakınca neden bir çıkış noktası bekledin de kendin bir çıkış aramadın diyebilirsiniz. Ben de bunu diyorum kendime. Fakat o günkü ruh halimi düşününce birinin gelip bana yardım etmesini bekledim sanırım. Tüm emeğimi harcadığım proje iptal olmuş, gelir kaynaklarım sınırlanmış ve 2022 için planladığım hiç bir şey yolunda gitmiyordu. Depresyonda olduğumu düşünebiliriz 🙂 O yüzden çıkış yolunun kendi belirmesini beklemiştim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;432&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-3.D5qTHLjE_Z1ThgRW.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;umut-işığı&quot;&gt;Umut Işığı&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;2022 senesi ortalarına doğru telefonum çaldı. Daha önce verdiğim bir eğitim teklifinin kabul edildiği ve eğitime başlanmak istendiği söylendi. Firma Türkiye’nin en büyük firmalarından &lt;a href=&quot;https://www.vestel.com.tr/&quot;&gt;Vestel&lt;/a&gt;, eğitim ise Optimizasyon ve Matematiksel Modelleme, IBM Cplex ve DoCplex. Firma büyük, eğitim zor. Hem heyecanlanmıştım hem de benim için bir umut ışığı olmuştu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Daha önceden bu eğitimi vermiştim fakat DoCplex hiç anlatmamıştım. Benim için de güzel bir fırsat olarak gördüm ve eğitime başladık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Vestel’den &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/tunahan-bilgi%C3%A7/&quot;&gt;Tunahan Bilgiç&lt;/a&gt; önderliğinde güzel bir eğitim gerçekleştirdik. Bu eğitimin sonunda da, güzel bir &lt;a href=&quot;https://github.com/suyosunu/DOcplex&quot;&gt;Türkçe DoCplex Eğitim&lt;/a&gt; kaynağı oluştu. Siz de eğer ihtiyacınız olursa girip kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;258&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-20.aXSLcwDo_2wzlbJ.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak, bu eğitim bana bir umut ışığı oldu. Sanırım beklediğim çıkış noktası buydu. Bana tekrar başarılı olduğum alanı gösterdi.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;2022-hedefleri-ve-hüsran&quot;&gt;2022 Hedefleri ve Hüsran&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;2022 sona ererken, sene başında koyduğum hedefleri başaramadığımı gördüm. Hedefler yüksek değildi ama olmadı işte.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Lumtify Academy olarak 3 farklı firmaya çözüm odaklı eğitim vermek: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Sadece 1 firmaya eğitim verildi.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Oyun Değiştiren projenin MVP’sini yapıp, prototipini üreterek, bir firmada PoC yapmak: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Olmadı.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Defacto ile hedeflediğimiz (bunların hepsi yazıyor) ve MMK ile anlaştığımız (bunların da hepsi yazıyor) projeleri belirlenen zaman dilimlerinde tamamlamak: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;İki firma için hedeflerimi tamamladım. Çok mu ulaşılabilir bir hedef mi yoksa?&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;2B1B ya da LNDT adlı podcastlerden bir tanesinde 12 bölüm çekmek ve bunları podcast ortamlarında yayınlamak: &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bu konuda motivasyonum çok yüksekti. Fakat “&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href=&quot;https://open.spotify.com/show/0CXh3dgp3u1PUHRf81riZ9?si=yZutgZ20R3CqgcCMkGYuHQ&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;2B1B&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;” için tek bölüm çekebildik. LNDT yerine farklı bir konsept geliştirdik: “&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href=&quot;https://open.spotify.com/show/1ykkKegZRLXzSn6cmAdURH?si=P1Vfi8VSRDqGXLVdzErTrg&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;O Bu Şu&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;” fakat bu podcast için de sadece 1 bölüm çekebildik 🙂&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;2023 için herhangi bir hedef koymamaya karar verdim. Elimden geleni yapacaktım ve sınırları zorlayacaktım. Düştüğüm yerden kalkmalıydım ve bundan başka yapabileceğim bir seçeneğim yoktu&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-video&quot; src=&quot;https://www.youtube-nocookie.com/embed/1_5kYxYuRy8&quot; title=&quot;&amp;quot;The voice you hear in this video is that of Les Brown. its not over until I win.&quot; loading=&quot;lazy&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;h3 id=&quot;berber-çıkmazı&quot;&gt;Berber Çıkmazı&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;2023 başıydı sanırım. Babamla birlikte arabada yolculuk ediyorduk. Ben işlerle ilgili dert yanıyordum. Şirketi büyütemediğimi ve bu şekilde hiç ilerleyemediğimi söylüyordum. Şirketi kapatıp, sektöre dönmeyi düşünmeye başladığımı söyledim. Beni dinledikten sonra bana şunu söyledi.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;“Sen Berber gibi çalışıyorsun. Dükkanı açtıkça ve çalıştıkça para kazanıyor aksi durumda hiç bir şey kazanamıyorsun. Bunu değiştirmedikçe ne kadar yüksek fiyat versen de ilerleyemeyeceksin.”&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Ben bir berberdim, terziydim, tesisatçıydım. Saatini ve emeğini satan bir kişiydim. Ve bunu değiştirmedikçe Lumtify ileri gidemeyecekti. 2023 başında bir karar verdim ve büyümek için elimden geleni yapacaktım.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;2023-yılı&quot;&gt;2023 Yılı&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Zor bir sene geçmişti ve şimdi beni daha zor bir sene bekliyordu. Fakat her zorluğun sonunda sabırlı olunca bir kolaylık veriyor Allah. Bu sebeple 2023 yılı bir önceki seneden daha güzel geçti. Özet olarak (Özet yazıyorum çünkü 2023 yılı sonrasındaki işler için ayrı yazılar yazmayı planlıyorum)&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;2 Organizasyonda Konuşma&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Uçtan Uca Veri Analitiği Bootcamp&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;2 Tahmin Projesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Dijital Pazarlama Analitiği Partnerliği&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Veri Bilimi Partnerliği&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Perakende Analitiği Partnerliği&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bu işlerden bir tanesi hariç hepsi 2024 yılında da devam ettiğini düşünürsek 2023 bereketli bir sene oldu.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;voltran-voltran-voltran&quot;&gt;Voltran, Voltran, Voltran&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Yine başka bir yazının konusu olabilecek kadar önemli son gelişme de Lumtify’ın artık tek kişilik organizasyondan çıkıp bir ekibe dönüşmesidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Voltran (Voltron) çocukluğumda en sevdiğim çizgi dizlerden biriydi. Dizinin ana karakterleri 5 adet mekanik aslan robottu ve bu robotları kumanda eden 5 kahraman savaşçı vardı. Her birinin farklı yeteneği olan bu 5 aslan, bir tehlike anında bağımsız savaşabildikleri gibi bir araya gelerek dev bir robot olan Voltran’ı oluşturuyor ve Voltran’ın en büyük silahı bu birleşme sonucunda aktif oluyordu.&lt;br&gt;
2 kişi (Burak ve ben) başladığımız bu yolculukta önce &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/ahmet-can-ozturk/&quot;&gt;Ahmet Can Öztürk&lt;/a&gt; ile 3, ardından &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/hasan-aturgil/&quot;&gt;Hasan Aturgil&lt;/a&gt; ile birlikte 4 kişi olduk.&lt;br&gt;
Her birimiz tek başımıza çok başarılı olmamızın yanında, güçlerimizi birleştirdiğimizde Voltran’ı oluşturup altından kalkamayacağımız problem kalmayacak evelallah.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;563&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-2.BCG21AkZ_vjk6B.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Hep tek kişiydim diye yazıp duruyorsun da, kardeşin Burak bu ekibin bir parçası değil miydi? Birlikte kurmadınız mı Lumtify’ı? Evet güzel soru. Burak her zaman Lumtify’ın kurucu ortağıdır ve öyle olacak. Sonuçta Lumtify ismini o buldu. Özet olarak: Burak, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Araştırma Görevlisi pozisyonundan istifa etti ve 2023–2024 yılları arasında 1 seneyi aşan bir sürede Trendyol Veri Bilimi ekibinde NLP Veri Bilimci olarak çalıştı. Hem gerçek hayatı öğrendi, hem de gerçek problemleri çözdü ve Level atlayarak 2024 yılında Boss olarak geri döndü. Bu aralar çok fazla Solo Leveling okudum 🙂&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;son-söz&quot;&gt;Son Söz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Çok şükür işler yoluna girdi. Birlikte çalıştığım güzel bir ekibim var, nakit akışını düzene soktum (sanırım), çalıştığım kurumlarla iyi ilişkiler içerisindeyim, neler yapmam ve neler yapmamam gerektiği konusunda tecrübe edindim. Anlatacak konular biriktirdim ve yazmak için kendimi motive ettim. Lumtify olarak yeni maceralara atılmak için heyecanlıyım. Beni değil, bizi takip etmeye devam edin.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;bonus-alınan-dersler&quot;&gt;&lt;strong&gt;Bonus: Alınan Dersler&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bu yazının sonuna gelirken aldığım bazı dersler bulunuyor. Bunu hem tarihe bir not düşmek için hem de kendi şirketini kuracak kişiler için faydalı olacağını düşündüğüm için yazıyorum. Son sözün üstüne söz söylenmez ama Bonus olarak buraya yazmak istedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş Satma:&lt;/strong&gt; Dünyanın en zor işlerinden biri, satmak. Ne kadar iyi olursanız olun ya da ürününüz ne kadar iyi olursa olsun, satış yapmak ayrı bir yetenek. Bir çok firma ile görüşmeler yapıyorsunuz, Heh tamam oldu diyorsunuz ama olmuyor. Kesinlikle olmaz diyorsunuz, oluyor. Bazen sizden bilgi almak için görüşülüyor, bazen yemek yerken iş satabiliyorsunuz. Özet olarak, rızkın nereden geleceğini hiç bir zaman bilemiyorsunuz. Rızkın peşinden koşmak gerekiyor. Gelmesini beklerseniz çok bekliyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ödeme Alma:&lt;/strong&gt; Kurumsal bir firmada çalışırken (beyaz yaka), işinizi iyi yapıyorsanız güvenli bir alanda olursunuz. Ayın başında maaşınızı alırsınız. Ödeme planlarınızı maaşınıza göre yaparsınız. Fakat kendi şirketinizde işler bu şekilde yürümüyor. Bazen 1 ay bazen 2 ay bazen de çok daha uzun sürede paranızı alabiliyorsunuz. Verdiğim hizmetin ücretini 12 ay sonra aldığım da oldu, bir hafta sonra aldığım da oldu. Bunu yakınmak için yazmıyorum. Ya da şirketleri zan altına almak için de yazmıyorum. Türkiye’de hizmet satmanın kuralı bu. Ha unutmadan, faturayı kestikten bir sonraki ay devlet sizden bu faturanın vergisini alır. Siz ödemenizi alsanız da almasanız da. Bu sebeple, nakit akışını iyi yönetmek, şirket yönetmenin en önemli kurallarından biridir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sağlık Olsun:&lt;/strong&gt; Ne yaparsanız yapın, ne kadar çok para kazanırsanız kazanın sağlık olmadığı zaman hiçbirinin anlamı kalmıyor. Çarpmada yutan eleman gibi sağlık. Milyarlara da sahip olsanız, sağlık olmayınca sıfır oluyor. 2021’den bugüne kadar, ailem zor sınavlardan geçti. Hastane ikinci evimiz haline geldi. İşlere bir süre ara vermem bile gerekti. İşler bir şekilde yoluna girer. Önce sağlık olsun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Arkadaş:&lt;/strong&gt; İyi arkadaşlar biriktirmek gerekiyor. Zor zamanınızda elinizden tutan, size destek olan arkadaşlar. Parasal olarak değil, size çıkış yolunu gösterecek arkadaşlar. Çok şükür bu konuda şanslıydım. Öncelikle Kardeşim Burak her kararımda bana destek oldu. Eski ortağım Ahmet, bacanağım Şükür, üstadım Eray, başım sıkıştığında aradığım Uğur ve tecrübelerini dinlediğim Yusuf. Bu süreçte hep yardım ettiler 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aile:&lt;/strong&gt; Tüm kapılar kapandığında, çalabileceğiniz yegane kapı aileniz oluyor. Koşulsuz şartsız sizi kabul eden kişiler her zaman aileniz oluyor. Özellikle çocuk sahibi olduğunuzda, ailenizin her zaman sizin yanınızda olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz. Eşim Zehra, babam, annem, kardeşlerim. Bu süreçte bana hep destek oldular. Teşekkürler ailem 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam der ki, “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;İki şeye çok dikkat et. Birincisi, akşam olunca evinde yemeğini ye, İkincisi pazar günü ailenle kahvaltı et&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;.” Formül bu kadar basit. Akşam yemeğini evde yersen, tüm aile aynı sofrada bir araya gelir. Pazar günü ise hiç kimsenin işi olmaz ve keyifli, stressiz bir kahvaltıdan daha güzeli olmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Lumtify olarak başlayan yazı, farklı bir şekilde son buldu. Buraya kadar okuduysanız teşekkürler. 2022 yılından sonra neler olduğunu kısaca özetlemiş oldum. Sonraki yazılar, Lumtify olarak verilen Hizmetler, Eğitimler ve Organizasyonlar hakkında olacaktır. Şuraya bir de güzel bir şarkı bırakıp yazıyı sonlandıralım.&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-audio&quot; src=&quot;https://open.spotify.com/embed/track/1GCOfzg29FlFj7YmQRUUGo&quot; title=&quot;Spotify Embed: Kanatlanıp Uçacaksın&quot; loading=&quot;lazy&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;
</content:encoded><category>Lumtify</category></item><item><title>Gidecek Daha Çok Yolumuz Var (Atipik KML)</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/gidecek-daha-cok-yolumuz-var-atipik-kml/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/gidecek-daha-cok-yolumuz-var-atipik-kml/</guid><description>Geçtiğimiz sene bu zamanlardı. 2020 senesinin Kasım ayı. Ben koronadan yeni kurtulmuştum ve ne yazık ki annem ile babama bulaştırmıştım. İkisi de atlatmıştı …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:53:17 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Geçtiğimiz sene bu zamanlardı. 2020 senesinin Kasım ayı. Ben koronadan yeni kurtulmuştum ve ne yazık ki annem ile babama bulaştırmıştım. İkisi de atlatmıştı koronayı. Ama babam kendini hala yorgun hissediyordu. Yorgunluğu geçmediği için akciğer filmi çektirmek için Verem Savaş Polikiliniğe gitmiş. Çekmemişler. Babam da eve dönerken arkadaşının polikiliniğine uğramış ve bir kan tahlili yaptırmış. Bu kan tahlili üzerinden tam 1 sene geçti. Uzun bir sene. Bizim için de uzun, babam için daha uzun bir sene.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam arkadaşının polikiniğindeki sonuçlarının daha detaylı teşhis edilmesi için daha büyük hastanelere gitti. Kan tahlilleri, ultrasonlar ve en son olarak genetik incelemeler. Babamın ismini hiç bilmediği testler yapıldı ve sonrasında teşhis koyuldu. KML.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kronik Miyelojenik Lösemi (KML) veya Kronik Granülositik Lösemi olarak da bilinir. Her yaşta görülebilse de genellikle orta yaştan sonra görülen kan ve kemik iliğinin yavaş seyirli kanseridir. Kronik miyeloid lösemi (KML) lösemilerin yaklaşık dörtte biridir ve her100.000 kişiden 1–2’sinde hastalık görülür. Akut lösemilere oranla genellikle daha az ciddidir.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Akyuvarlar veya lökositler olarak da adlandırılan beyaz kan hücreleri granülosit, lenfosit ve monosit adı verilen hücrelerden oluşur. KML özellikle granülositlerin artışı ile seyreden bir kan kanseridir. Bu granülositler anormal yapıda olup sağlıklı akyuvarlar gibi davranmazlar. Bunlara lösemik hücreler denir. Granülositlerin yanı sıra trombosit dediğimiz, kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücreler de kanda artabilir. Lösemik hücreler sağlıklı beyaz hücrelere yer kalmayacak şekilde kemik iliği ve kanda artar. Normal beyaz kan hücrelerinin sayısı en fazla 10.000 /mm3 civarında iken bu hastalarda 100.000’leri geçer. Böylece hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu hücreler diğer dokularda , özellikle dalakta da artarlar ve en sık görülen bulgu dalak büyümesidir. (&lt;a href=&quot;https://www.losemilenfomamiyelom.org/TR,25/kronik-miyeloid-losemi-kml.html&quot;&gt;https://www.losemilenfomamiyelom.org/TR,25/kronik-miyeloid-losemi-kml.html&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Ultrasonda babamın dalağının büyüdüğü görülmüştü. Ve beyaz kan hücre sayısı da 30.000/mm3’ü aşmıştı. Telaş yapmaya gerek yoktu. KML’nin akıllı bir ilacı vardı. Herhangi bir yan etkisi olmayan bu ilaç sayesinde tedavi kontrol altına alınabiliyordu. Doktor bizi telkin etti ve tedaviyi belirlemek için iliğin incelenmesine karar verdi. Lokal anestezi yapılarak ilik alındı ve BCR-ABL ile FISH’in de olduğu bir çok genetik test yapıldı. Bu hastalığa sahip insanların %95 normal KML süreci geçirdiği için korkulacak bir şey olmadığını söyledi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuçların çıkmasını 1 aydan fazla bekledik. Hastalık süresince insanı en çok beklemek yoruyormuş. Mesela hastanedeyken kan tahlili yapıyorsunuz, 2 saat içinde sonuç çıkacağı bilgisi geldikten sonra hastanenin içinde 2 saat bekliyorsunuz. Beklerken dakikalar çok daha yavaş geçiyor.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Vücudumuzdaki normal hücreler 23 çift kromozom içerirler. KML’li hastaların çoğunda, 22. kromozomda kalıtsal olmayan (nesilden nesile geçmeyen) yapısal bir genetik anormallik ortaya çıkar. Bu değişmiş olan 22. kromozoma “&lt;strong&gt;Philadelphia kromozomu&lt;/strong&gt;” denir. Kan hücrelerinde Philadelphia kromozomunun neden ve nasıl oluştuğu çok iyi bilinmemektedir ancak hücrelerdeki kontrolsüz artıştan ve yaşam sürelerinin uzamasından sorumlu bulunmuştur. (&lt;a href=&quot;https://www.losemilenfomamiyelom.org/TR,25/kronik-miyeloid-losemi-kml.html&quot;&gt;https://www.losemilenfomamiyelom.org/TR,25/kronik-miyeloid-losemi-kml.html&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Geliştirilen bu akıllı ilaç sayesinde, anormallik oluşturan 22. kromozon kontrol altına alınıyordu. Bu sayede ilik, doğru miktarda hücre üretiyor ve vücut sağlıklı bir şekilde devam edebiliyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Atipik kelimesini daha önce hiç duydunuz mu? Ben hiç duymamıştım. Atipik, &lt;em&gt;tipik ve sıradan olmayan&lt;/em&gt; demekmiş. Eş anlamlısı &lt;em&gt;münferit&lt;/em&gt;. &lt;em&gt;Daha önce benzerine rastlanmamış&lt;/em&gt;. Bir insan için bunu kullandığınız zaman belki bir iltifat sayılabilir. Fakat bir hastalık için kullandığınızda bu çok da iyi bir şey değildir. Bir hastalığın atipik olması demek, y&lt;em&gt;eterince genel olmadığı anlamına&lt;/em&gt; gelir. İstatistiksel bir şekilde olaya yaklaştığınızda ise, gözlem sayısının yetersiz olduğunu anlayabilirsiniz. Fakat daha da önemlisi, “&lt;em&gt;tam olarak bilinememekle birlikte bazı hastalarda bu kromozom olmaksızın da KML ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalar Philadelphia kromozomu pozitif olan hastalara göre tedaviye daha az cevap vermektedirler.”&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;784&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-1.acZ5Mqcr_Z2iW5Ll.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet, genetik sonuçlara göre babam Atipik KML hastasıydı ve modern tıpta ilaç ile tedavisi bulunmamaktaydı. Bu aşamada kronik ve akut kelimelerinin ne anlama geldiğini bilmekte fayda var.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Tıp bilimlerinde &lt;strong&gt;akut&lt;/strong&gt; terimi ya “&lt;strong&gt;hızlı başlayan&lt;/strong&gt;” ya da “&lt;strong&gt;kısa süreli&lt;/strong&gt;” hastalıkları, bazen de her iki durumu birden tanımlamak için kullanır. Bu sıfat pek çok hastalığın tanımının bir parçasıdır ve bu yüzden bu hastalıkların isimlerinde yer alır.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kronik ise akut teriminin tam karşıtıdır ve uzun süre devam eden durumları tanımlamak için kullanılır. (&lt;a href=&quot;https://tr.wikipedia.org/wiki/Akut&quot;&gt;https://tr.wikipedia.org/wiki/Akut&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kronik uzun süre devam eden durumları ifade ediyor. Peki uzun ne demek? 1 sene uzun bir süre midir? Ya da 10 sene? Ya da 30 sene? Nedir uzun?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu aşamada insan kendine şu soruyu soruyor? Teşhis gerçekten doğru mu? Farklı testler yapılsa ya da farklı bir hastaneye gidilse farklı bir bulgu olabilir mi? Ya da yeni bir makale ya da araştırma sonucunda yeni bir sonuç olabilir mi dünyanın herhangi bir yerinde. Ve araştırmaya başlıyor insan. Bu süreçteki en önemli etmen ise, hastaneye ve doktora olan güven. Ne yazık ki, teşhis koyan hastaneye olan güvenimiz yaşanan tatsız olaylar sonrasında bizi farklı arayışlara götürdü ve Ankara’ya yola çıktık. Yahya Kemal gerçekten Ankara’nın en çok İstanbul’a dönüşünü mü sevmiştir? Biz giderken de sevmedik dönerken de sevmedik ama sevmemiz de gerekmiyordu. Tek bir amacımız vardı. Babamın hayırlısıyla tekrar sağlığına kavuşması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ankara’da bu konunun ehli bir doktor ile görüştük. Tekrar testler yapıldı. Bize anlattı. Bize çözüm yolları sundu. Çözüm yollarını yapmazsak ne olacağını anlattı. Ve bize kronik olan sürenin ne kadar olduğunu söyledi. 37 ay. Daha doğrusu medyanı 37 ay olduğunu söyledi. Yani 3 sene. Uzun mu? Bilmiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam, net bir insandır. Doğruyu söylemeyi sever. Önce sizin anlamanızı ister. Eğer anlamazsanız üzülür. Sonrasında bu doğruyu size söyler. Üzülseniz de söyler. Bana, eşine, kardeşlerine, kardeşlerime, akrabalarına, arkadaşlarına… Yanlışa yanlış, doğruya doğru demiştir her zaman. Seven çok sever, sevmeyen hiç sevmez bu sebeple. Seveni çoktur. Sevmeyenler de kendi bilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ankara’ya gidip gelmeye başladık. Önceki test sonuçları incelendi. Emin olmak için tekrar testler yapıldı. Tedavi uzun ve sancılı bir süreçti. Laboratuvar hatası olmaması gerekiyordu. Sonuçlar yine aynıydı. Atipik KML. Akıllı ilaç çözüm üretmiyordu. Peki var mıydı bu hastalığın çözümü? Evet vardı. İsmi kolay, anlatması kolay, fakat uygulaması zor bir süreç olan, (kemik) ilik nakli.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Kemik iliği nakli, hasarlı veya hastalıklı kemik iliğini değiştirmek için vücuda sağlıklı kan yapan kök hücreleri yerleştiren bir prosedürdür. Kemik iliğinin çalışmadığı ya da yeterli miktarda sağlıklı kan hücresi üretemediği durumlarda, kemik iliği nakli gerekir. Kemik iliği nakilleri, otolog ve allojenik olmak üzere iki çeşittir. İnsanın kendi vücudundan hücrelerin kullanıldığı nakillere otolog, bir vericiden ya da donörden hücre alınan nakillere allojenik nakil denir. Bu yazıda sizler için her iki tip naklin nasıl gerçekleştirildiği derlenmiştir. (&lt;a href=&quot;https://www.medicalpark.com.tr/ilik-nakli-nasil-yapilir/hg-2335&quot;&gt;https://www.medicalpark.com.tr/ilik-nakli-nasil-yapilir/hg-2335&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Ankara’ya gitmiştik. Ben, babam ve Burak. Test sonuçlarını konuşmaya ve yol haritamızı öğrenmek için. Doktorlarımızdan bir tanesi, ilik naklinin ne olduğunu, sürecin nasıl olacağını ve riskleri anlattı. Ankara’dan İstanbul’a dönüş hiç bu kadar uzun ve zor olmamıştı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babamın hastalığından dolayı, otolog nakil olmayacağı, uygun bir donör bulunarak nakil olması gerektiği söylendi. Uygun donör için ilk olarak kardeşlere bakılıyor. Fakat kardeşlerin de sağlıklı olması gerekiyor. Amcam babamdan 10 yaş büyüktü. Kendisinden almak zor olacaktı ama ilk seçenek olarak ondan örnek alınarak incelendi. Ne yazık ki istenen uyum bulunamadı. Ardından Türkiye’deki kök hücre bankasına, sonrasında da Dünya’daki kök hücre bankalarına bakıldı. Ne yazık ki uzun bir süre uyumlu bir ilik bulunamadı. Mayıs 2021 ile Eylül 2021 arasındaki süreç bekleme ile geçti. Kontrollü bekleme demek daha doğru olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam 15 günde bir tam kan sayımı, beyaz kan hücresi, kırmızı kan hücresi gibi değerlerin olduğu genel bir kan tahlil yaptırıyordu. Sonuçları doktorumuza atıyorduk. Doktorumuz riskli bir durum olursa bize haber veriyordu. Mayıs 2021’den itibaren beyaz kan hücrelerindeki değerler lineer olarak artış gösteriyordu. Çok hızlı yükselmiyordu ve risk teşklik edecek bir durum hiç olmadı. Fakat yükseliyordu ve vücudun ürettiği bir kan hücresini yok etmenin alternatif tıpta ne yazık ki bir yolu yoktu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hastalığımız devasız değildi. Ama devası kolay da değildi. Zor bir süreç bizi bekliyordu. Bekleme aşamasında, alternatif çözümler var mı diye araştırmaya başlıyorsunuz. İlk olarak alternatif tıpta bunun bir çözümü var mı diye bakıyorsunuz. İnternette arıyorsunuz, çevrenizde bu konu hakkında uzman kişilere danışıyorsunuz. Fakat günün sonunda şunu öğreniyorsunuz. Kanser sadece bir hastalık ismi. 100’ün üzerinde kanser türü var. Ve alternatif tıpta kanser türüne göre bir çözüm bulabilecek bir uzmana biz rastlamadık. Daha açık anlatmak gerekirse, KML hastalığında beyaz kan hücre sayısında artış gerçekleşir. Bu değer artmaya çalışır fakat vücut fazlasını yok ederek ürik asite dönüştürür. Nötropeni durumunda ise beyaz kan hücresi sayısında azalma meydana gelir. Bu iki durum birbirinin zıttıdır. Bu sebeple, kan tahlili ve diğer tetkikler olmadan, bir kanser hastasının alternatif tıptaki uygulamaları kullanması riskli olabilir. Bu durumda bizim tecrübemiz ve tavsiyemiz, güvendiğiniz doktorunuzun asla sözünden çıkmamak olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat yine de, çevremizde tavsiye edilen çareleri deneyimlemeye karar verdik. İlk olarak bir Fitoloji uzmanı ile görüştük. Fitoloji ne demek? Kısaca Bitki Bilimi demek. Vücudun eksiklerine fazlalarına göre, kişiye özel beslenme programı ile iyileştirme yöntemi olarak açıklayabiliriz. Randevu aldık ve gittik. Fakat görüştüğümüz kişinin, babamın hastalığı hakkında bir fikri olmadığı için ne söyledikleri bizi ikna etti ne de tedavi yöntemi bize yeterli geldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından yine bir tavsiye üzerine doğa üstü güçleri olan (bu biraz abartı bir betimleme ama bu şekilde tasvir ediliyordu adam) bir kişiden randevu alıp görüşmeye gittik. Hayatımdaki en ilginç tecrübelerden biriydi. Babamın elini tutarak, kaç yaşında olduğunu, kaç yaşında düştüğünü, yakın zamanda mide kanaması geçirdiğini vb. tespitlerde bulundu. Bunları babamın elini tutarak söyledi. Hatta, babamın kalın bağırsağında yırtık olduğunu ve bu sebepten vücudunda bir arıza olduğunu da belirtti. Fakat babamın hastalığı ile ilgili hiç bir tespitte bulunmadı. 2 sebepten bu kişinin doğruları söylemediğini düşündük. Birincisi, görüşme sonrasında bir çok karışım formülleri verdi. Formülleri incelediğimde, kan değerlerini yükseltecek karışımlar olduğunu gördüm. Bu da hastalık hakkında hiç bir fikri olmadan verildiğinin kanıtıydı. İkincisi ise yukarıda söylediğim gibi, babamın hastalığını anlayamaması. 16 yaşında düştüğünü, 2 sene önce tavukttan zehirlenip mide kanaması geçirdiğini, şu anda bağırsağında yırtık olduğunu söyleyen (bilen demiyorum çünkü bir kısmı yaşanmamış şeyler) kişi, babamın güncel hastalığını bilmemesi şaşırtıcıydı. En şaşırtıcı detay ise, babamın elini tutarak, kolestrolünün 227, trombositinin 165 olduğunu söylemesiydi. Babamın kolestrolü 130, trombositi ise 300 civarındaydı. Hem bir insan nasıl eliyle bunları ölçebilir ki?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi şunu düşünebilirsiniz. Okumuş insanlarsınız, nasıl böyle insanlara gidebilirsiniz? İnsan çaresiz olunca, tedavinin, devanın nerede olduğunu bilemiyorum. İlik nakli olmak bir çözüm fakat, bu çözümden önce acaba başka bir çözüm var mı diye insan araştırıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu görüşmeden sonra, alternatif tıp yöntemlerini araştırmayı bıraktık. Söylediği karışımları uygulamadık. Bizim gitme amacımız, bizim hastalığımız hakkında bilgi sahibi ise ve bu hastalıkla ilgili daha önceden bir tecrübesi var ise ve bize açıklayarak anlatırsa, biz de bu anlattıklarını araştırıp doğrularsak uygulamayı düşünebilirdik. Doktorumuzun söylediği çok önemli bir cümle vardı.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Alternatif tıp yöntemleri ile modern tıp yöntemlerinin aynı anda uygulanmasını doğru bulmuyoruz. Biz hücreleri yok etmeye çalışırken, siz yeni hücre oluşturmaya çalışırsanız, tedavinin hiç bir anlamı kalmaz.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Ekim ayının ilk günleri, doktorumuzdan bir telefon geldi. Türkiye’de ve dünyada babam için uygun bir ilik yoktu. Bu cümleyi duyduğumda tüm yolların kapandığını düşündüm. Bunu babama nasıl söyleyeceğimi bilemedim ama yine de söyledim. Kabul etti. Bir hafta sonra doktoru tekrar aradım ve son çare olarak, çocukları olarak biz donör olup olmayacağımızı sordum. İhtimallerin düşük olduğu fakat deneyebileceğimizi söyledi. İhtimallerin düşük olmasının nedeni de şundan kaynaklanıyor. Çocuk, anne ve babanın genetiğini taşır. İlik naklinde, %80 ve üzerinde bir uyum olması gerekir. Anne ve babanın genetiğini taşıyan çocuğun da, %50 uyumlu olması beklenir. Bu sebeple ihtimal düşük olduğu ortaya çıkar. %80 ve üzeri uyum ise çok düşük bir ihtimaldir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biz yine de, küçük de olsa bir ihtimal olduğu için, ben, kardeşim ve ablam Ankara’ya kan örneği vermeye gittik. (18 Ekim 2021) Sonuçlar 2 hafta içinde çıktı. Kasım başında Ben ve kardeşimin %70 + 2.5 antijen, ablamın ise %60 uyumlu olduğu ortaya çıktı. Tam bu esnada, Avrupa’da bir donörün de %80 + 1 antijen uyumlu olduğu tespit edildi. Doktorumuza nasıl ilerleyeceğimizi sorduk. Yurtdışından ilik nakli için toplama yapılması ve getirilmesi uzun süren bir işlem olduğunu, ilik yetersiz kaldığında ya da tedavi devam ederken ihtiyaç olduğunda tekrar toplama işleminin risk teşkil ettiği için, aynı zamanda 2.5 antijen uyumunun da önemli odluğu için, benim ya da kardeşimin donör olmasının uygun olacağına kanaat getirildi. Kardeşimin hem yaşının daha genç olması gem de daha sağlıklı olmasından dolayı donör olarak seçildi. Sonrasında herşey çok hızlı gelişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam 15 Kasım 2021 tarihinde Ankara’ya geldi ve yatışı gerçekleşti. 1 hafta sonra kardeşim hastaneye yattı ve ilik toplanmaya başlandı. 1 Aralık 2021 tarihinde ilik nakli gerçekleşti. İlik naklinden sonra 30 gün hastanede kalındı. Yanında hep annem vardı. Tüm bu zorlu süreçte hep yanındaydı. 1 Ocak tarihinde taburcu oldu ve o vakitten itibaren Ankara’da yaşıyorlar ve tedavi devam ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlik naklinin nasıl gerçekleştiğini, sürecin nasıl olduğunu, neler yaşadığımızı anlatıp anlatmamaya karar vermedim. Yazmak doğru mu yanlış mı emin değilim. Süreç zor, uzun, yorucu ve çok sabır istiyor. Eğer babam ve annem yazmama izin verirse ilik nakil operasyonlarının günlüğünü de sizinle paylaşacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son söz olarak, bugüne kadar yanımızda olan, bizi destekleyen, dua eden, arayıp soran herkese çok teşekkür ederiz. Babam iyileşecek ve tekrar sağlıklı bir şekilde aramıza dönecek. Daha çok yolumuz var beraber gezeceğimiz. Daha çok zamanımız var beraber geçireceğimiz.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Lumtify – 2021 Muhasebesi ve 2022 Hedefleri</title><link>https://suyunu.com/lumtify/lumtify-2021-muhasebesi-ve-2022-hedefleri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/lumtify/lumtify-2021-muhasebesi-ve-2022-hedefleri/</guid><description>2022 yılı için Linkedin’e mesaj yazarken karşıma çıktı. Okurken hafif gülümsedim. Acaba 2020 mi daha zor geçmişti yoksa 2021 mi? Acaba hangi sene daha başarılı …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:52:21 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;337&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-18.dQ3aswbm_Z2ckO0M.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2020 yılı biterken ve 2021 yılı başlarken Linkedin’de şu mesajı atmışım.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Tam 1 sene önce kurumsal hayattan istifa edip, uzun süredir hayalini kurduğum bir serüvene ilk adımımı atmıştım. Fakat 2020 yılının girişimcilik için en zor sene olacağını tahmin bile edemezdim. Değişen ekonomik koşullar ve pandemi süreci bir girişimi bitirmeye yetecek güce sahipti. Çok şükür ayakta kalmayı başardık ve ilk senemizi büyük başarılarla tamamladık.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;1 sene içinde 4 büyük projeyi (2&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/feed/hashtag/?keywords=optimizasyon&amp;amp;highlightedUpdateUrns=urn%3Ali%3Aactivity%3A6682276170601414656&quot;&gt;&lt;em&gt;#optimizasyon&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;, 1 sosyal medya, 1 veri tabanı entegrasyonu) devreye aldık. 3 farklı projede ürün geliştirmemiz (Satın Alma Optimizasyonu, Kapasite Optimizasyonu ve Sosyal Medya Analitiği) devam ediyor. Parçası olduğum&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/feed/hashtag/?keywords=crawlers&amp;amp;highlightedUpdateUrns=urn%3Ali%3Aactivity%3A6682276170601414656&quot;&gt;&lt;em&gt;#Crawlers&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;ile&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/feed/hashtag/?keywords=teknofest&amp;amp;highlightedUpdateUrns=urn%3Ali%3Aactivity%3A6682276170601414656&quot;&gt;&lt;em&gt;#Teknofest&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt;— Travel Datathon 2019’u kazandık.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Kurumsal hayattan ayrılıp kendi şirketini kurmak, iş peşinde koşmak ve bir şey satmak (daha doğrusu satmaya çalışmak) benim için zor ama öğretici bir süreç oldu. Geçtiğimiz sene Çimento, Çelik, Liman, Petrol, Roket, Basketbol gibi bir çok farklı sektörde projeler, PoC’ler yaptık. Fakat bu sene tekrar evime yani perakendeye de yeni projelerle geri döneceğim.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Beni ve&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/company/lumtify/&quot;&gt;&lt;em&gt;Lumtify&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;’ı takip etmeye devam edin!&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/posts/suyunu_optimizasyon-crawlers-teknofest-activity-6682276170601414656-z3rT&quot;&gt;https://www.linkedin.com/posts/suyunu_optimizasyon-crawlers-teknofest-activity-6682276170601414656-z3rT&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;2022 yılı için Linkedin’e mesaj yazarken karşıma çıktı. Okurken hafif gülümsedim. Acaba 2020 mi daha zor geçmişti yoksa 2021 mi? Acaba hangi sene daha başarılı geçmişti. Haydi o zaman geçtiğimiz senenin muhasebesini yapalım ve 2022 yılı için hedeflerimizi belirleyelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önce bu yazının tamamını okuyamayacaklar için 2021 yılının kısa bir özetini yazmakta fayda var. Neler oldu, hangi projeleri yaptık? Buyrun:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ofisimi açtım (Yazının sonlarına doğru detayları bulunuyor)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Optimizasyon (OR) projesi (Gerçi hala tamamlanmadı ama ben bitti gözüyle bakıyorum 🙂 )&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Doğal Dil İşleme (NLP) projesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Tahmin (Forecast) projesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Sıralama (Sorting) Projesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Elastikiyet projesi (Bu da bitmedi ama çok güzel ilerliyor)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;1 Veri Odaklı Dönüşüm Danışmanlığı&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Birçok algoritma içeren proje&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;5 eğitim verdik (2 SQL, 1 Optimizasyon, 1 Python, 1 Veri Bilimi)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ve tabi başarısızlıklar (Yazının en sonunda)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bu projelerin hepsini tek başıma mı yaptım? Tabi ki hayır. Her bir projede birlikte çalıştığım harika insanlar vardı. Projelerin detaylarına ve kimlerle çalıştığımı aşağıda detaylandırdım. Ama önce 2021 yılının başına dönelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2020 yılının son 2 ayı çok zor geçmişti. Önce ben korona olmuştum. Sonra annem ve babama bulaştırmıştım. Tam kapanma, yarım kapanma, yüz yüze eğitime ara verilmesi, şirketlerin çalışanları dışında kimseyi kabul etmemesi, başlaması planlanan işlerin ertelenmesi… Gerçeği söylemek gerekirse, Ekim ayında şirketi kapatıp, Dubai’ye taşınmayı bile düşünmüştüm. Ama sonra vazgeçtim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2021 Ocak ayının ilk günlerinde, uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Optimizasyon projesine başladık. IBM ile birlikte çalıştığımız bu projede, Türkiye ve Dünya’nın en büyük Metalürji firmalarından biri olan MMK’nın Üretim Planlamasının matematiksel modelleme ile optimize edilmesiydi. 1 senedir üzerinde çalıştığımız bu projede sona geldik. Bugüne kadar çalıştığım en zor projelerden birisi bu olabilir. Mart ayında tamamlanacak olan bu projede IBM CPLEX kullanarak, her bir siparişin hangi hammadde, hangi tedarikçi, hangi zamanda, hangi hatlarda, hangi hızda üretim yapılması gerektiğine karar veriyor. Bunu yaparken hatların, tedarikçilerin, vb. kısıtları gözetiyor. En güzeli de, farklı amaç fonksiyonları ile çözüm bulabilmeniz. Kar maksimizasyonu, Ton maksimizasyonu ya da Zamanında Teslimat Maksimizasyonu (OTIF) seçebiliyorsunuz. Aslında bir ürün ortaya çıkardık. Uçtan uca çözüm üreten bir ürün. SAP’den gelen veriler ara katmana alınıyor. Bu veriler işlenerek modelleme öncesinde farklı şemalarda tutuluyor. Tasarlanan ara yüz ile veriler görülebiliyor ya da değiştirilebiliyor. Optimizasyon çalıştırıldığında, ön işleme, modelleme ve son işleme adımlarından geçerek sonuçlar hem ara yüzde hem de farklı raporlama araçlarında kullanıcıya sunuluyor. Zor ama güzel bir iş oldu. Buradan, MMK’ya ve IBM’e teşekkürlerimi iletiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2021 yılının en güzel gelişmelerinden biri de, Defacto’da Veri Bilimi Danışmanı (Data Science Partner) olarak hizmet vermeye başlamam sanırım. Tekrar perakendeye dönmek, perakende de analitik projeler yapmak ve hepsinden önemlisi çok güzel bir ekiple birlikte çalışmak bana çok iyi geldi. Mart ayında düzenlenen TalentUpData etkinliğinde 3000 kişiden elenerek gelen 40 kişi yarıştı ve 17 kişi Data Science Office’de (DSO) görevlendirilmek üzere işe alındı. Uzun zamandır katıldığım en güzel, verimli ve heyecanlı etkinliklerden biriydi. Defacto yöneticileri ve yeni işe başlayan 17 arkadaşla bir çok işe imza attık. Aşağıdayazdığım işlerin tamamını bu ekiple birlikte yaptık. (Benim dahil olduğum projeler buzdağının görünen kısmı. DSO’nun yaptığı onlarca proje hayata geçti son 1 sene içerisinde) Gelin şimdi yaptığımız projelerin ne olduklarından kısaca bahsedelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şunu tekrar etmekte fayda var. Aşağıda yazdığım projelerin hepsi ekip olarak başarılmış projeler. Ben bazı projelerde kodlama yaparken bazı projelerde mentörlük yaptım. Burada alkışı Defacto’daki arkadaşlar hak ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 Doğal Dil İşleme (NLP) projesi:&lt;/strong&gt; Defacto’nun satışta olan ürünleri için, Trendyol ve Defacto.com üzerinden gelen yorumların duygu (sentiment) analizi ve negatif yorumların sınıflandırılmasını içeren projedir. Önce her bir yorumun duygusunu buluyor. Eğer bir yorum negatif ise, neden negatif yorum aldığını buluyor. Örnek vermek gerekirse, &lt;strong&gt;“&lt;em&gt;Aldığım ürün güzel fakat ürünün gelmesi için ne yazık ki tam 5 gün bekledim&lt;/em&gt;”&lt;/strong&gt; gibi bir yorum geldiğinde, önce bunu negatif bir yorum olarak etiketliyor. Ardından negatif youmun kategorisini de “kargo” olarak belirliyor. Bunun gibi 9 farklı kategori var. Belirlenen kategorilere göre de, ilgili birimlere bu yorumlar aksiyon alınması için iletiliyor. İşin en güzeli de bu işlemlerin hepsinin otomatik olarak çalışması ve sonuç üretmesi. Her gün yüzlerce yorum, otomatik olarak bu işlemlerden geçiyor. Her bir yorum saliseler içinde işlenerek ilgili birimlere iletiliyor. 700bin yorum işlenmiş ve raporlanabilir durumda olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 Tahmin (Forecast) projesi:&lt;/strong&gt; Defacto’nun mağazalarının gelecek 5 haftasının tahminin yapıldığı projedir. Perakendede 2020 yılı ve öncesinde tahmin yapmak hiç de zor değildi. Evet zordu ama çok zor değildi. Fakat ne zaman pandemi başladı, tüm tahmin sistemleri bozuldu. Evet bozuldu. Çünkü modellerin daha önce hiç görmediği veriler ortaya çıktı. Hafta sonu kapalı olan mağazalar, 5’ten sonra satış yapmayan mağazalar, bazı mağazalar açıkken bazı mağazaların açık olmaması gibi bir çok durum vardı. Ve tüm bunlar düzensizdi. Belli bir sıralaması yoktu. Ve kapanmaların, açılmaların tutulduğu bir veri tabanı da yoktu. Düşünsenize, bir makine öğrenmesi algoritmanız var, 2020 şubat öncesinde hiç olamayan durumlar gerçekleşiyor ve modelinizin bunu tahmin etmesini istiyorsunuz. Sonra, hayat normalleşiyor fakat model normalleşmiyor. Zaman Serisi modelleri için ayrı bir problem, Makine Öğrenmesi için ayrı bir problem. Bu proje uzun sürdü ama uzun sürmesinin en büyük sebebi, veri temizliği ve veri etiketlemeden dolayıydı. Çok emek verildi ve sonunda çok başarılı sonuçlarla tahminler ortaya çıktı. Tahmin projeleri asla bitmediği için bu projede bitmedi. Ama çok iyi bir noktada olduğunu söyleyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 Sıralama (Sorting) Projesi:&lt;/strong&gt; Defacto.com’daki ürünlerin hangi sıra ile müşterilerin beğenisine sunulacağı ile ilgili projedir. Her bir e-ticaret sitesinde akıllı bir sıralama filtresi vardır. İşte bizim yaptığımız bu akıllı sıralamanın aklı. Ürünler ile ilgili bir çok veri kullanılarak bir skor hesabı yapıyoruz. Buna ek olarak yeni ürünlerin (cold start) konumlandırılması, ağırlıklandırma, farklı senaryo çalışmaları gibi eklemeler ile canlıya alınmış güzel bir proje.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 Elastikiyet projesi:&lt;/strong&gt; Mağazalarda satılan bir ürüne %X indirim yapsam, bu ürünün satış artışı % kaç olur sorusuna cevap arayan bir makine öğrenmesi projesi. Proje hem çok uzun soluklu hem de zorlu (challenging) olduğu için 2022 yılında da devam edeceğiz. Ama şunu açıkça söyleyebilirim ki, bittiğinde Plannerlar için çok kullanışlı bir ürün olacak. Planner, bir ürün seçiyor, yüzde kaç indirim yapacağını giriyor ve sonuç olarak ürünün satışının yüzde kaç artacağını ya da kaç adet satacağını tahmin ediyor. İddialı olduğunu farkındayım. Ama şu anda %85 doğrulukla tahmin edebildiğimizi de söyleyebilirim. Unutmadan, sadece indirim değil, fiyat artışlarındaki satış değişikliklerini de tahmin edebiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1 Veri Odaklı Dönüşüm Danışmanlığı:&lt;/strong&gt; Defacto’nun veri odaklı dönüşüm yolculuğunda, mevcut durum değerlendirmenin yapılması (assessment), hedeflerin belirlenmesi, yol haritanın çıkarılması ile ilgili Defacto ekibine destek verdim. İnsan Kaynakları ve DSO’nun öncülüğünde çok büyük bir dönüşüm yolculuğuna çıkıldı. Her bir departmanın veri odaklılık konusunda mevcut durumu belirlenip, sene sonu hedefleri koyuldu. Bu hedefler doğrultusunda, veri yapıları, raporlar, analitik çözümler planlandı. 1 sene içinde büyük yol kat edildi. Bu yolculuğa şahit olmak gerçekten çok etkileyiciydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir çok algoritmik proje:&lt;/strong&gt; Bir çok nedir? 3 müdür 5 midir? 10 mudur 20 midir? Evet bir sayı veremiyorum. Çünkü 17 kişilik ekip bir çok projeye imza attı. Ben bazılarında ufak tefek kod yazdım, bazılarında mentörlük yaptım. En azından birkaç tanesini yaz da inanalım.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ürünün başarısını etkileyen faktörlerin bulunması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Beden analizine göre lot içi adetlerin belirlenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağaza satış anomalilerinin otomatik tespit edilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağaza giren ayak sayılarındaki (footfall) anomali tespiti ve eksik verilerin düzeltilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sezon sonunda devir olan ürünlerin uygun lot adetlerine göre minimum lot sayısına göre kolilenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Birlikte satılan ürünlere göre ürün öneri sisteminin kurulması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Rakip markaların mağaza yerleri, Defacto mağaza satışları ve e-ticaret satışlarına göre iç görü üretilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;E-ticarette en iyi satan ürünlerin Mağazalardaki stoklara göre ayrı bir alanda satılacak ürün öneri sistemi&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Vay be. Gerçekten verimli bir sene geçirmişiz. Burada yazılan her bir proje için detaylı açıklama yapmak isterdim. Ama yazı o kadar uzayacak ki, kimse okumayacak gayet iyi biliyorum. Eğer projeler hakkında detaylı bilgi isterseniz bana yazın ben size anlatırım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi geldik 2021 yılının en güzel işlerinden bir tanesine. &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/company/lumtify-academy/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Lumtify Academy&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; kuruldu. 2 senedir üzerinde çalıştığımız Akademi projemiz sonunda hayata merhaba dedi. Peki Lumtify Academy nasıl çalışıyor ve hedef kitlesi kimler?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;410&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-19.DU2qpSXe_2eT43h.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veri edinme yöntemleri ve verinin anlamlı hale gelmesi için kullanılan araç ve yöntemlerin eğitimlerini vermeyi hedefliyoruz. 2021 yılı içerisinde 2 RDBMS ve T-SQL eğitimi, 1 Python, 1 Veri Bilimi ve Makine Öğrenmesi Yöntemleri ve 1 Optimizasyon ve IBM CPLEX eğitimi verdik. Amacımız hem şirketlerin problemlerini çözmek hem de edinmek istedikleri teknik yetkinliklere sahip olmalarını sağlamak. Mesela bir firma Rota Optimizasyonu problemini kendi ekibi ile çözmek istiyor. Biz önce onlara, optimizasyon, sezgisel ve meta sezgisel algoritmaları anlatıyoruz. Ardından problemlerini birlikte çözerek onlara yol gösteriyoruz. 2 defa kazanmalarını sağlıyoruz. Eğitim konusunda bize güvenen ve destekleyen Defacto ve MMK’ya ayrıca teşekkür ediyorum. &lt;a href=&quot;http://academy.lumtify.com&quot;&gt;academy.lumtify.com&lt;/a&gt; adresinden web sitemize ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir diğer güzel olay, ofisimi açmış olmam. Pandemi süresince evden çalışmak gerçekten çok yorucu oldu. Evet evden çalışmanın ayrı bir rahatlığı var bunu kabul ediyorum. Ama ofis olayı bir başka. Kendi ofisin olması ise bambaşkaymış. Sağ olsun babamın büyük desteği ile, evime yürüme mesafede bir ofisim oldu. Uzun bir tadilat ve temizlikten sonra eşyaları da tamamlayınca çok güzel bir ofisim oldu. Öncelikle babama, anneme, eşime, ablama (mutfak dolaplarımı boyayıp yepyeni yaptı), Bünyamin (2 defa eşya taşımaya yardıma geldi), AKS’ye ve ziyarete gelen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kardeşim Burak’a neden teşekkür etmedim. Çünkü ortağım olduğu için onun da ofisi olduğu için teşekkür etmiyorum 🙂 Kısıklı Üsküdar’a yolu düşen herkesi çay ve çorbaya beklerim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki 2021 yılında hep iyi şeyler mi oldu? Instagram postu gibi hep harika şeyleri mi paylaşacağım? Hayır, tabi ki hayır. Başarıların yanında başarısızlıklar da vardı. Neleri başaramadığımızı da anlatayım. Sonuçta muhasebe yapıyoruz. Defter-i Kebir’de verecekler kadar alacaklar da vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk olarak teklif verip alamadığım işlerin sayısını vereyim. 1 değil, 2 değil, 3 değil tam 8 teklif. Eğitim, proje, danışmanlık içerikli toplam 8 teklifim reddedildi ya da cevapsız bırakıldı. Tek sevindirici taraf, geçen seneye göre bu sayının düşüşte olması 🙂 İşin en moral bozan kısmı ne biliyor musunuz? Zaman harcayıp firmalarla görüşüyorsunuz, onlar için bir çözüm ya da yol haritası belirliyorsunuz, teklif yolluyorsunuz, fakat firma olumsuz olsa bile cevap vermiyor. Ben de kurumsal firmalardayken bunu yaptım ve şimdi açıkçası çok pişmanım. En iyi niyetli olarak baktığımızda, “O kadar uğraştırdık, olumsuz dönersek ayıp olur, en iyisi sürüncemede bırakıp cevap vermeyelim, kapı açık dursun” diye düşünülüyor olabilir. Siz siz olun, iyi niyetli düşünmeyin. Eğer çalışmak istemiyorsanız, olumsuz dönün. Bütçemiz onaylanmadı, projeyi yapmaktan vazgeçtik, teklif fazla geldi, vb. her türlü açıklama ya da hiçbir açıklama yapmadan teklifi ret edebilirisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diğer bir başarısızlık ise, belirlediğim hedefleri gerçekleştirememek oldu. Örneğin, 2021’de bir stüdyo kurup Podcast çekmeye başlamayı hedeflemiştik. Stüdyoyu kurduk ama podcast çekimine bir türlü başlayamadık. Farklı konseptlerimiz vardı ve içeriklerin neler olduğuna kadar detaylı çalışmalar yapmıştık. Bir türlü fırsat olmadı. Bu hedefi 2022 yılına taşıyorum ve en az bir konsepti hayata geçirmeyi hedefliyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir diğer başarısızlık ise, ürün geliştirme süreçleriyle ilgili oldu. Lumtify’ın 2021 yılında geliştirmeyi hedeflediği 2 ürün bulunmaktaydı. Özellikle bu ürünlerden bir tanesi bizim deyimimizle Oyun Değiştirici (Game Changer) olacak bir projeydi. Başarısız da olsak bu projeyi 2022 yılına taşıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, önüme gelen bazı fırsatlarla ilgilenmediğim ve ertelediğim için kaçırdıklarım var. Yabancı bir firma partnerlik kurmak ve birlikte iş yapmak istedi. Fakat ben zaman ve kaynak bulamadığım için bu firmayı erteledim. Sonuç olarak firma tamamen vazgeçti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki 2021 yılından ne dersler çıkardım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Danışmanlık, özellikle konfor alanında yaptığın danışmanlık hem çok keyifli hem de kazançlı bir iş alanı. Fakat, hep çalışman gerekiyor. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Çalışmayı bıraktığın an, para da kazanmayı bırakıyorsun ya da erteliyorsun. Matematiksel olarak zarar ediyorsun. Bir iş yerinde maaşlı çalıştığınızda, verimli olsanız da olmasanız da, ay sonunda maaşınızı alırsınız (etik ve ahlaki çerçevede bakmadan bir önerme yaptım) Fakat bir proje yapıyorsanız, o projenin kilometre taşlarına ve hedeflerine ulaşamadığınız sürece ödeme alamazsınız. Hele bir de, proje kapsamını net bir şekilde belirlemediyseniz, 6 aylık proje 12 aya uzamaya başladığında zarar etmeye başlarsınız. Fırsat maliyeti, harcanan emek ve efor nedeniyle kazanmanız gereken paranın altında kalırsınız. Peki çözüm nedir? Ürün, ürün, ürün. Ne farkı var? Danışmanlıkta bir firma için, bir ürün yaparsınız. Sektörde buna terzi usulü (tailor made) çözüm denir. Bu çözüm sadece o firma tarafından kullanılır. Jenerik (Generic) bir çözüm ortaya çıkarmadığınız müddetçe, her firma için projeye baştan başlamak zorunda kalırsınız. Fakat bir ürününüz olduğunda sınırlarınız bellidir. Bu sınırlar dahilinde modifikasyonlar ile çözümünüz geliştirirsiniz. Son bir benzetme yapmak gerekirse, danışmanlıkta arabayı siz sırtınızda taşırsınız, ürün çıkardığınızda ise ürün arabanız olur ve o sizi sırtında taşır. Vel hasıl, bir ürün çıkarmadığım müddetçe Lumtify’ın uzun ömürlü olmayacağını düşünmeye başladım. Akademi’yi bir ürün olarak düşünebiliriz. Fakat 2022 yılı için hedeflediğim ürünleri çıkarmadığım ya da denemediğim müddetçe, büyümem lineer olarak artmaya devam edecek. Fakat üstel (exponential) artış için fırsatlar geçmeden yakalamak gerekiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2022 hedeflerimiz&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet geldik şimdi 2022 yılının hedeflerini yazmaya. Bunları yazalım ki 2023 yılı geldiğinde ne kadar başarılı olduğumuzu tartışabilelim.Lumtify olarak 2022 yılındaki hedeflerimiz de aşağıdaki gibidir.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Akademi eğitimlerinin daha çok firmaya ulaşmasını sağlamak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;En az bir ürün geliştirme sürecine başlamak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Podcastlere başlamak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Danışmanlık yaptığım firmalar ile başarılı bir sene geçirmek&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Dur dur dur. Bu hedeflerin hiç biri smart değil. Kaç sene beyaz yakalı olarak çalıştın ve hedef verme üzerine sayısız eğitim aldın. Belirlediğin hedefler bunlar mı? 7 sayfa yazı yazdın. Hedeflerin bunlar mı? En azından biraz daha smart hedefler koyabilir misin?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Lumtify Academy olarak 3 farklı firmaya çözüm odaklı eğitim vermek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Oyun Değiştiren projenin MVP’sini yapıp, prototipini üreterek, bir firmada PoC yapmak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;2B1B ya da LNDT adlı podcastlerden bir tanesinde 12 bölüm çekmek ve bunları podcast ortamlarında yayınlamak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Defacto ile hedeflediğimiz (bunların hepsi yazıyor) ve MMK ile anlaştığımız (bunların da hepsi yazıyor) projeleri belirlenen zaman dilimlerinde tamamlamak&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Yine tam smart olmadı ama daha iyi olduğunu söyleyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet yazımızın sonuna geldik. Buraya kadar geldiyseniz hepinize teşekkür ederim. Tarihe not olarak yazdığım 2021 muhasebesi ve 2022 hedefleri yazımızın sonuna geldik. Seneye görüşmek üzere…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Lumtify</category></item><item><title>IBM CPLEX MSSQL Database Connection</title><link>https://suyunu.com/teknik/ibm-cplex-mssql-database-connection/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/teknik/ibm-cplex-mssql-database-connection/</guid><description>Bu yazımda, 12.5 ve öncesi, 12.6 ve sonrası, 20.1 için MSSQL veritabanı bağlantılarını nasıl yapacağınızı anlatacağım. Benim gibi internette kaynak arayıp …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:50:15 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Eğer bu yazıyı okuyorsanız CPLEX’in ne olduğu hakkında bir fikriniz vardır. Ama eğer bilmiyorsanız, &lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/CPLEX&quot;&gt;Wikipedia&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;https://www.ibm.com/tr-tr/analytics/cplex-optimizer&quot;&gt;IBM&lt;/a&gt; sitelerindeki açıklamaları inceleyebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;683&quot; height=&quot;291&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image.CbuD5i8-_1lDkRG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;CPLEX bir optimizasyon çözüm yazılımı. CPLEX’i çok uzun süredir severek kullansam da, ne yazık ki dünya çapında çok yaygın bir kullanımı olmamasından dolayı ekosistemi çok gelişmemiş durumda. Kendi dokumantasyonu ve örnekleri dışında bir yardıma ihtiyacınız olduğunda ya da bir hata ile karşılaştığınızda zor anlar yaşayabiliyorsunuz. Neyseki, &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/alexfleischerparis/&quot;&gt;Alex Fleischer&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/eraycakici/&quot;&gt;Eray Çakıcı&lt;/a&gt; gibi CPLEX’e gönül vermiş kişiler var da, sorunlarımızı kısa sürede çözebiliyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;CPLEX Aralık 2020’de yeni bir sürüm çıkardı. Hatta versiyon sistemini değiştirdiği için, 12.10’dan bir anda 20.1’e geçiş yaptı. Eski versiyonlama sisteminde, büyük değişiklikler major versiyonu, geliştirmeler ve iyileştirmeler için de minor versiyonu artıyordu. Alınan karar doğrultusunda, yeni versiyonun çıktığı sene major ve o sene içindeki geliştirme ve iyileştirmeler de minor arttırma olarak yapılmasına karar verildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Versiyondur değişir. Peki bunun konumuzla ne alakası var? CPLEX versiyon atladıkça, çözücünün gücünü arttırmaya devam ediyor. Süreler kısalıyor, çözümler iyileşiyor. Fakat, bizim gibi CPLEX’i bir ürünün içine konumlandıran kişiler için önemli bir handikap ortaya çıkıyor. &lt;em&gt;Veritabanı bağlantı metotlarının değişmesi&lt;/em&gt;. 12.5 ve öncesinde kullanılan veritabanı bağlanma metotu, 12.6 sürümünde kullanılamamaya başlanmıştı. Bu çok büyük bir problem olmuştu. 12.6’da kullanılan metot güvenlik açısından daha iyi olduğu iddia edilse de, fonksiyonel olarak sıkıntıları da beraberinde getirmişti. 20.1 sürümü ile bu sıkıntılar giderildi ve artık çok daha kolay bir şekilde veritabanı bağlantı yapılabilmektedir. (12.6’da kullanılan metot 20.1’de hala kullanılıyor fakat yenisini öğrenip uygulamanızı tavsiye ediyorum)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazımda, 12.5 ve öncesi, 12.6 ve sonrası, 20.1 için MSSQL veritabanı bağlantılarını nasıl yapacağınızı anlatacağım. Benim gibi internette kaynak arayıp bulamayanlara gelsin 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Authentication&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;SQL Server’a bağlanmanın 2 temel yöntemi vardır. Bunlar:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1- Windows Authentication&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2- SQL Server Authentication&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazımızda SQL Server Authentication anlatacağız. Eğer OPL Studio üzerinde yazdığınız bir modeli, zamanlanmış bir görev ile çalıştırmayı hedefliyorsanız ya da bir uygulamaya bağlayacaksanız tavsiyem SQL Server Authentication. Nedeni de, Windows Authentication ile bağlantı kurmuşsanız, CPLEX kurulu sunucunun restart olması durumunda ilgili kullanıcı ile o makinaya login olmadığınızdan dolayı o model çalışmayacaktır. Ya da sizin kullanıcız logout olduysa da aynı problemle karşılaşırsınız. Çalıştığınız şirkette SQL Server Authentication için yetki almanız zor olsa da sadece ilgili SQL sunucuya ve ilgili tablolara yetki isteyerek bunu çözebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Örnek Veritabanı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda bağlantı yollarını (connection string) paylaşacağım kodlar için CPLEX’in içinde gelen Oil örneğindeki veri setlerini kullanacağım. SQL’de input (girdi) tablosu ve bir tane de örnek çıktıları yazacağım boş bir tablo oluşturuyorum. Denemek isterseniz diye bu tabloları oluşturduğum scriptleri de yazıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;--Input tablosu&lt;br&gt;
CREATE TABLE dbo.OilData(&lt;br&gt;
capacity int NULL,&lt;br&gt;
price float NULL,&lt;br&gt;
octane float NULL,&lt;br&gt;
lead float NULL&lt;br&gt;
)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;INSERT INTO dbo.OilData (capacity, price, octane, lead)&lt;br&gt;
SELECT 5000, 45, 12, 0.5&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;INSERT INTO dbo.OilData (capacity, price, octane, lead)&lt;br&gt;
SELECT 5000, 35, 6, 2&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;INSERT INTO dbo.OilData (capacity, price, octane, lead)&lt;br&gt;
SELECT 5000, 25, 8, 3&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;--Output Tablosu&lt;br&gt;
CREATE TABLE dbo.OilResult(&lt;br&gt;
capacity int NULL,&lt;br&gt;
price float NULL,&lt;br&gt;
octane float NULL,&lt;br&gt;
lead float NULL,&lt;br&gt;
result float NULL&lt;br&gt;
)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;.mod dosyası&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OPL tarafında bir model oluşturduğunuzda 1 zorunlu 2 opsiyonel dosya oluşturursunuz. Zorunlu olan mod (model) dosyasıdır. dat (data) ve ops (settings) ise opsiyoneldir. Eğer modeliniz, bir veritabanı, excel ya da başka bir veri kaynağına bağlı ise dat dosyası da zorunlu hale gelmiş olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda her bir sürüm için dat dosyası içinde nasıl MSSQL veritabanına bağlayacağımızı yazacağız. Bunun öncesinde mod dosyasında, bağlayacağımız tuple nasıl olacak onu da yazalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;tuple oilData {&lt;br&gt;
int capacity;&lt;br&gt;
float price;&lt;br&gt;
float octane;&lt;br&gt;
float lead;&lt;br&gt;
}&lt;br&gt;
{oilData} OilDatas = …;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veritabanından okuduğumuz tabloyu bu tuple içine atacağız. Sonrasında modelimiz çalışacak ve sonucu da tekrar veritabanında bir tabloya yazmak istiyoruz. Çıktı tablomuzu da oluşturalım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;tuple oilResult {&lt;br&gt;
int capacity;&lt;br&gt;
float price;&lt;br&gt;
float octane;&lt;br&gt;
float lead;&lt;br&gt;
}&lt;br&gt;
{oilResult} OilResults = …;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;12.5 ve öncesi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veritabanı bağlantısı açmak için .dat dosyamıza şu cümleyi yazıyoruz&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;DBConnection db(“oledb”,”kullaniciAdi/sifre/database/server”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“&lt;strong&gt;db&lt;/strong&gt;” artık bizim bağlantı anahtarımız. Bunu kullanarak, okuma ve yazma işlemleri yapacağız. Hatta MSSQL’de bulunan stored procedureleri bile çalıştırabiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;DBRead → Okuma&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;DBUpdate → Yazma ve Execute etme&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önce okuyalım ve input tuple dolduralım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilDatas from DBRead(db,”select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık input tablomuz doldu. Sonrasında modelimiz çalıştı ve sonuçlar OilResults tupleında bulunuyor. Bunu MSSQL’de bulunan dbo.OilResult tablosuna yazmak için de aşağıdaki kodları kullanıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilResults to DBUpdate(db,”INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son hali nasıl oldu ona da bakalım:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;DBConnection db(“oledb”,”kullaniciAdi/sifre/database/server”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilDatas from DBRead(db,”select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilResults to DBUpdate(db,”INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;12.6 sonrası&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;12.5 ve öncesindeyken herşey bu kadar kolaydı. Fakat 12.6 ile birlikte DBConnection kullanılmamaya başlandı. Bunun yerine JDBC üzerinden veritabanı bağlanma zorunluluğu getirildi. Bunun için öncelikle deveye hendek atlatmanız gerekiyordu. Hendek de şu, Java driverlarını indirmeniz gerekiyor ve bu driverları modelinizin bulunduğu klasörde tutmanız gerekiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aklınızın karıştığını görüyorum. Bu sebeple daha detaylı anlatacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle IBM tarafından hazırlanan &lt;a href=&quot;https://github.com/IBMDecisionOptimization/OPL-jdbc-custom-data-source/&quot;&gt;GitHub Repository&lt;/a&gt;’e bakmanızı öneririm. Tüm gerekli dosyaları buraya yüklemişler. Sadece açıklamaları yetersiz yapmışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk olarak bilgisayarınızda Java’nın (Java SE Development Kit) kurulu olduğundan emin olmalısınız. Kurulu değilse &lt;a href=&quot;http://www.oracle.com/technetwork/java/javase/downloads/jdk8-downloads-2133151.html&quot;&gt;şu likten&lt;/a&gt; indirip kurulumu gerçekleştiriyorsunuz. Kurduktan sonra command pencersinde şunu yazıp test edebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;java -version&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;İkinci aşamada, java.js ve jdbc-custom-data-source.jar dosyalarını indirmeniz gerekiyor. IBM github reposunda bunlara da yer vermiş. &lt;a href=&quot;https://github.com/IBMDecisionOptimization/OPL-jdbc-data-source/releases/download/1.2/jdbc-custom-data-source-1.2-binaries.zip&quot;&gt;Şu linkten&lt;/a&gt; bunları da indiriyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, MSSQL için gerekli olan JDBC Driverını indirmek. Microsoft’un sitesinden de indirmeniz için &lt;a href=&quot;https://docs.microsoft.com/en-us/sql/connect/jdbc/download-microsoft-jdbc-driver-for-sql-server?view=sql-server-2017&quot;&gt;gerekli linki&lt;/a&gt; buraya bırakıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet, Java SDK kurulu ve gerekli olan dosyalar elimizde. Bu gerekli olan dosyaları, CPLEX projemizin bulunduğu &lt;strong&gt;klasöre&lt;/strong&gt; koyuyoruz. Yani .oplproject, .project, dat ve opl dosyalarınızın bulunduğu klasöre.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gerekli dosyaları son kez kontrol edelim:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;jdbc.js&lt;br&gt;
jdbc-custom-data-source.jar&lt;br&gt;
mssql-jdbc-7.4.1.jre8.jar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi .dat dosyasını yazmaya başlayabiliriz. (Hendekten atlamak üzereyiz. Çok mutluyuz)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ODBC bağlantısındna farklı olarak, JDBC üzerinden bağlantıyı &lt;em&gt;&lt;strong&gt;prepare{}&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; içinde yazmamız gerekiyor. Aşağıda adım adım yazıyorum, son halini en altta bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;prepare {&lt;br&gt;
includeScript(“jdbc.js”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;var db = JDBCConnector(“jdbc:sqlserver://server;databaseName=database;user=kullaniciadi;password=sifre”);&lt;br&gt;
}&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bağlantımızı oluşturduk. Süslü parantezi kapatmadan okuyacağımız tabloyu yazıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;db.read(“OilDatas”, “select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından, modelden çıkan sonucu tabloya yazıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;db.update(“OilResults”, “INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte oldu. Son halini de paylaşalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;prepare {&lt;br&gt;
includeScript(“jdbc.js”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;var db = JDBCConnector(“jdbc:sqlserver://server;databaseName=database;user=kullaniciadi;password=sifre”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;db.read(“OilDatas”, “select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;db.update(“OilResults”, “INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;}&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sadece connection string olarak mı problem var? Neden bu kadar deve ve hendek dedin bize diyebilirsin. Aslında sadece bağlantı için yazdıklarımız değil. Asıl problem, model içinden sql tarafında yapmak istediklerinizi istediğiniz sırayla yapmanıza engel oluyor. Mesela önce oku, sonra model sonuçlarını yaz en sonda da gidip sql tarafındaki bir tabloda bir flagi update etmeniz gerekiyorsa gidip ilk başta update edebiliyor. prepare içine çok müdahale edemiyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben bunu nasıl çözdüm. Flow ile çözdüm. Başka bir yazıda daha detaylı anlatırım. Fakat yaptığım, Ana bir mod dosyası üzerinden, alt (sub) mod ve dat dosyalarını çalıştırarak ilerledim. Bu sayede, WarmStart’ı da OPL üzerinden başarılı bir şekilde uygulamış oldum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;20.1 ve sonrası&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Günümüze geldik 🙂 IBM 12.6 ve sonrası yaşanan sıkıntılardan çok başı ağrımış olacak ki, 20.1 ile birlikte ODBC bağlantı öelliğini geri getirmiş. Biz de açıkçası bu durumdan çok memnun olduk. Fakat, baktığımızda konu hakkında bilgi veren içerik olmadığını gördük ve üzüldük.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk olarak şunu söyleyelim. IBM CPLEX versiyonlarını geliştirmesinin temel amacı, çözücünün performansının arttırmaktır. Arkada çalışan modellerin, sezgisel algoritmaların, parametrelerin ve bilgisayar gücünün verimli kullanılmasının geliştirilmesi ile yeni versiyonları ortaya çıkmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda CPLEX sürümlerinin model çözüm sürelerinin karşılaştırılmasını görebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;597&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-17.W5pt9FQ3_Z1Bz8h6.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://medium.com/@AlainChabrier/cplex-12-10-on-wml-79b2c64f25b3&quot;&gt;https://medium.com/@AlainChabrier/cplex-12-10-on-wml-79b2c64f25b3&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;12.5 sürümünü kullanan ve MSSQL bağlantısı ile modellemiş bir kullanıcı, lisans yenileme yaptıktan sonra 12.6’da modelinin çalışmadığını görmek büyük bir probleme sebep olmuştu. ODBC bağlantılarını JDBC’ye çevirmek, veri okuma performansları ile başetmek üzmüştü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neyseki, 12.6 ve sonrasında kullanılan JDBC connectorları 20.1 sürümünde de kullanabiliyorsunuz. Buna ek olarak, 12.5’te bulunan ODBC bağlantıları tekrar geri geldi. Daha doğrusu, CPLEX’in yeni sürümünde bu driver yüklü olarak geldiği için, herhangi ek bir driver kurulumuna ihtiyaç olmadan çalıştırabiliyorsunuz. Sadece syntax biraz değişti. Gelin isterseniz buna bakalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle bizim de bu bağlantıları yaparken faydalandığımız &lt;a href=&quot;https://community.ibm.com/community/user/datascience/blogs/viu-long-kong1/2020/12/10/connecting-to-databases-with-opl-201?CommunityKey=ab7de0fd-6f43-47a9-8261-33578a231bb7&quot;&gt;linki&lt;/a&gt; paylaşalım. Yine IBM’in kendi sitesinde &lt;a href=&quot;https://www.ibm.com/docs/en/icos/20.1.0?topic=2010-new-database-support-in-opl&quot;&gt;CPLEX dokumantasyonunda&lt;/a&gt; da gün geçtikçe bilgiler artıyor. (Gözler yaşlı 🙁 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veritabanı bağlantısı için ilk cümlemizi yazıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ODBCConnection db(“Driver={SQL Server};Server=server;Database=database;Uid=kullaniciadi;Pwd=sifre;”, “”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bağlantı cümlemizin sonunda bulunan “” içine her çalışan sorgunun öncesinde çalışmasını istediğiniz bir sorgu varsa bunu yazabiliyorsunuz. Örneğin, her yazma öncesinde bir sp exec etmek isterseniz onu yazabilirsiniz. Bunu ben boş bırakıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tuple için okuma cümlesine geçiyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilDatas from ODBCRead(db, “select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gördüğünüz üzere, ODBCRead komutunu okumak için kullanıyoruz. Yazmak için de aşağıdaki cümleyi kullanıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilResults to ODBCPublish(db, “INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tupleda bulunan verileri de ODBCPublish ile tekrar veritabanına yazmış oluyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Burada bahsetmem gereken bir konu daha var. 20.1 sürümünde, iki farklı connection açabiliyoruz. (Önceki sürümlerde bu özellik var mı bilmiyorum) Yayınlalan örneklerde, okumak için bir connection, yazmak için bir connection açılmış. Bu sayede, yazmak için açılan connection özelleştirilerek yazılan tablonun yazılmadan önce boşaltılması sağlanabiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;.dat dosyasının son halini yazalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ODBCConnection db(“Driver={SQL Server};Server=server;Database=database;Uid=kullaniciadi;Pwd=sifre;”, “”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilDatas from ODBCRead(db, “select capacity, price, octane, lead from dbo.OilData”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OilResults to ODBCPublish(db, “INSERT INTO dbo.OilResult(capacity, price, octane, lead, result) VALUES(?,?,?,?,?)”);&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Güncel Problemler&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;13.04.2021 tarihi itibari ile 20.1 sürümünü çok yoğun bir şekilde henüz kullanmadığım için testlerimi tamamlamadım. Fakat şu ana kadar yaşadığım sıkıntıları siz yaşamayın diye burada yazıyorum. Kullandıkça yazının bu kısmını güncelleyeceğim. Buradan takip edebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Karakter uyumsuzlukları&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;CPLEX 20.1 sürümü veri tipi seçiyor. Veritabanı katmanındaki tablolarınızdaki bazı veri tiplerini CPLEX’deki tuplelara alamıyorsunuz. nvarchar ve decimal veri tiplerini CPLEX kabul etmiyor. Bu sebeple, ya tablodaki formatlarınızı değiştirmeniz gerekiyor ya da okurken CAST() yaparak nvarchar → varchar ve decimal() →float dönüşümlerini yapmanız gerekiyor. Konu ile ilgili IBM forumundaki başlığa &lt;a href=&quot;https://community.ibm.com/community/user/datascience/communities/community-home/digestviewer/viewthread?MessageKey=551d41b7-8bf5-4f62-87c1-cacd889842ad&amp;amp;CommunityKey=ab7de0fd-6f43-47a9-8261-33578a231bb7&amp;amp;tab=digestviewer&amp;amp;reply-inline=d9cb2e2a-072a-4cd6-b58b-4dee487eb708&amp;amp;SuccessMsg=Thank%20you%20for%20submitting%20your%20message.&quot;&gt;şu linkten&lt;/a&gt; ulaşabilirisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Performans Çekinceleri&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önceki sürümlerde olduğu gibi, bu sürümde de veritabanından okuduğunuz tabloların kolon ve satır sayısına göre timeout alma ihtimaliniz ne yazık ki bulunuyor. Yaptığım testlerde kolon sayısı 30’u geçen bir tablonun satır sayısı 1000’i geçtiğinde timeout alıyordu. Bu gibi durumların yaşanmaması için sadece ihtiyacımız olan kolonların modele alınması faydalı olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ek Bilgi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;IBM CPLEX için hazırlanmış dokumanlarda çok kısa bahsedilen ama benim çıkış noktam olan, bir ayrıntıya da yer vermek istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;20.1 sürümünün örnek klasöründe bulunan ve yeni bağlantı özelliklerini tanıtan dosyalar çok faydalı. Çoğu veritabanı için bağlantı cümlecikleri için birer örneğe yer verilmiş. Başlamadan önce bir göz atmanızı tavsiye ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;C:\Program Files\IBM\ILOG\CPLEX_Studio201\opl\examples\opl\tabledata&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son Sözler&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir yazımızın daha sonuna gelirken CPLEX’in tüm sürümlerinde MSSQL bağlantısını incelemiş bulunuyoruz. Umarım, CPLEX kullanan kişiler için faydalı bir yazı olmuştur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;CPLEX’i OPL üzerinden değil de Python kütüphanesi DOCPLEX ile kullanmayı düşünüyorsanız &lt;a href=&quot;https://github.com/ErayCakici&quot;&gt;Eray Çakıcı’nın GitHub&lt;/a&gt; hesabına göz atabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Doğrusal programlama hakkında yakın zamanda çok güzel bir yazı yayınlayan &lt;a href=&quot;https://orkunberkyuzbasioglu.medium.com/&quot;&gt;Orkun Berk Yüzbaşıoğlu&lt;/a&gt;’nun blogunu da okuyabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, HBR’de hem sektör hem de optimizasyon hakkında yazılar yazan &lt;a href=&quot;https://hbrturkiye.com/yazar/sukru-imre&quot;&gt;Şükrü İmre&lt;/a&gt;’yi de takip etmenizi öneririm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Herkese iyi modellemeler 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Korona Günlüğü — Covid 19 Belirtileri</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/korona-gunlugu-covid-19-belirtileri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/korona-gunlugu-covid-19-belirtileri/</guid><description>23.10.2020 tarihinde Covid 19 pozitif çıkmam vesilesi ile tuttuğum günlüğün detaylarını bulabilirsiniz. Herkesde belirtileri farklı olsa da, karşılaştırmalı …</description><pubDate>Sun, 25 Aug 2024 17:45:42 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;23.10.2020 tarihinde Covid 19 pozitif çıkmam vesilesi ile tuttuğum günlüğün detaylarını bulabilirsiniz. Herkesde belirtileri farklı olsa da, karşılaştırmalı olarak durumunuzu test edebilirsiniz. Zor bir hastalık. Yaklanan herkese Allah’dan şifa dilerim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıdaki belirtiler, kullanılan ilaçlar ve tedaviler bana özeldir. Hiç biri tavsiye niteliği taşımamaktadır. Sadece bilgi amaçlı yazılmıştır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;489&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image.Im2zSODI_xtMPS.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Covid 19 Belirtileri günlük değişimi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;21 Ekim 2020 Çarşamba (-1)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 23:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başım çok ağrıyor. Haftalık migren ağrısı, sanırım bugüne denk geldi. Sadece başım da değil. Sırtım, omuzlarım, gözüm. Gözüm yerinden fırlayacak gibi zonkluyor. Kafamın yarısını kessem anca rahatlayacak gibiyim. Bir tane avmigran içip uyumaya çalışayım. 1–2 saate geçer sanırım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 00:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçmiyor. Her gözümü kapattığımda kabuslar başlıyor. Sanki içinden hiç çıkamadığım bir labirent gibi. Freddy’nin kabusu peşimi bırakmıyor. Bir tane dicloflam içsem belki vücudum yumuşar. Bu etkili olmalı artık?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;22 Ekim 2020 Perşembe (0)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 02:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uyku tutmuyor. Gözlerimi kapatamıyorum. Sırt ağrısı dayanılmaz bir seviyede. Soğuk soğuk terliyorum ardından bir üşüme geliyor ve titriyorum. Sıcak duş alıyorum ama sıcak etki etmiyor. Yanmıyor sanki vücudum. Üşümem geçmiyor. Egzersiz yapıyorum gecenin bu vaktinde belki yorulurum uykum gelir. Ama fayda vermiyor. Karanlık bir odada sadece oturuyorum. Baş ağrısı azalmıyor. Sırtım zonkluyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 04:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;5 saat oldu ağrı kesici alalı. Yeni bir ağrı kesici içiyorum. Dayanılmaz ağrılarım biraz azalsın istiyorum artık. Hastaneye gidip bir iğne yaptırmayı düşünüyorum. Fakat baş ağrısı için hiç hastaneye gitmedim. Keşke gitseydim belki her şey daha farklı olurdu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlaçlar etki göstermeye başlıyor. Uykum geliyor. Sonunda ağrılarım biraz azalıyor. Uyuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 12:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok yorgunum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum. Sadece yatmak istiyorum. Dünyanın yükü sanki benim omuzlarımda. Daha önce hiç bu şekilde bir migren geçirmemiştim. Akşam olsun istiyorum. Uyumak ve ertesi güne daha dinç uyanmak istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 18:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hafif bir öksürük peydah oluyor. Kuru bir öksürük. Konuşurken oluyor. Rahatsız ediyor. Acaba demeye başlıyorum. Yoksa ağrılarım migrenden dolayı değil miydi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zehra’dan ateşimi ölçmesini istiyorum. 38 çıkıyor. Korkuyorum. Bir üşüme ve titreme başlıyor. Isınmak için yorganın altına giriyorum. Isınamıyorum. Kendime geliyorum. Sonra Medipol hastanesine gidiyorum. Muayene, Akciğer tomografisi ve Covid19 testi oluyorum. Akciğer filmi temiz çıkıyor. Fakat belirtiler açık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 22:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eve geliyorum. Ne olur ne olmaz Zehra ve AKS ile izole oluyoruz. Ayrı odalara taşınıyoruz. Çok yorgun ve bitkin hissediyorum. Öksürük artmaya başlıyor. Gece üşüyorum. Ateşim bir çıkıyor bir iniyor. Uyuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;23 Ekim 2020 Cuma (1)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uyanıyorum. Göğsümde bir ağrı var. Derin nefes almaya çalışıyorum. Alabiliyorum. Arada kendimi test ediyorum. Alamazsam bir sıkıntı var diyeceğim. Cam kenarına gidiyorum. Derin nefes alıyorum. Baş ağrım olmadığı için şükrediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 16:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Telefon çalıyor. Sağlık ekipleri Covid 19 test sonuçlarımın pozitif olduğunu söylüyor. Şaşırmıyorum. Üzülüyorum ve kendime kızıyorum. Nasıl ve nereden kaptığımı düşünmeye çalışıyorum. Bulamıyorum. Telefondaki kişi temasta olduğum kişileri soruyor. Söylüyorum. Ailemdeki herkesi karantinaya aldırıyorum. (istemeden) Herkesi tehlikeye attığımı düşünerek tekrar kızıyorum kendime.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 18:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlaç getiriyorlar. Yapmam gerekenleri söylüyorlar. Evden dışarı çıkamayacağımı, bir sıkıntı olursa 112’yi armam gerektiğini söylüyorlar. Aks ve Zehra’nın belirtisi olmadığı için onlara test yapmayacaklarını söylüyorlar. Tamamen izole oluyoruz. Uzaktan görüşüyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Psikolojik midir bilmiyorum ama göğüs ağrılarım artıyor. Derin nefes almaya devam ediyorum. Derin nefes aldıkça seviniyorum ama bazen öksürük krizlerine engel olamıyorum. Öksürük yoruyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Favimol adı verilen bir kutu ilaca başlıyorum. Üzerinde ilk iki dozun 8 adet olduğu yazıyor. 8x200mg=1.6gr ilacı içiyorum ilk dozda. Yan etkilerini okumuyorum. Psikolojik olarak yan etkilerini hissetmek istemiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlacı kullanmaktan başka alternatifim yok. Çevremde, ilacı kullanmadığı için virüsün ciğerlerini ele geçirdiği kişileri duyuyorum. Buna cesaret edemiyorum. Ateşim var. Uyuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;24 Ekim 2020 Cumartesi (2)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Terlemişim. İlaçlar mı terletti yoksa gidip gelen ateşim mi bilmiyorum. Duş alıyorum. Karnım ağrıyor. Aslında karnım da değil. Midem ağrıyor. Bir de gözlerim acıyor. Hatta acı değil de ağrıyor. Gözlerime dokunduğumda ağrıyı hissediyorum. Telefona çok bakmaktan olduğunu düşünüyorum fakat benim gibi hayatının %60’ını bilgisayar başında geçiren bir insan için bile fazla bir ağrı bu. Sonradan öğreniyorum ki, ilaçların yan etkisi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 10:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok şanslıyım. Zehra her gün kahvaltımı, ara öğünümü, çayımı, akşam yemeğimi hazırlıyor. Halsizlikten hiçbir şey yapasım yok. Eğer Zehra da olmasa kalkıp da kendime hiçbir şey hazırlayamazdım. Tat alabiliyorum. Buna da şükür. En azından yediklerimin tadını alabiliyorum. Kahvaltıdan sonra ikinci 8’lik ilacımı aldım. Uzun sürüyor içmesi. Bakalım nasıl yan etkileri olacak ilacın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hasta olduğumdan beri bir çok kişi aradı, mesaj çekti. Bunlar gerçekten çok moral oluyor. Bazen yorgunluktan konuşamıyorsun fakat yine de iyi dilekleri duymak çok sevindirici oluyor. İyi ki varsınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlaç sayısı 3’e düştü. Bu tabi ki iyi bir haber.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;25 Ekim Pazar (3)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yorgunluktan akşam erken saatte uyuyakalıyorum. Bu sebeple sabah erken saatte ayakta oluyorum. Genelde gece terleyerek uyanıyorum. Hislerim biraz daha arttı önceki güne göre. Sıcağı ve soğuğu daha iyi hissediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 14:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öksürük değişmez belirtimiz. Konuşmadıkça ve yatmadıkça öksürük olmuyor. Fakat konuşuyorsam ya da yatıyorsam öksürük baya rahatsız edici oluyor. Genelde balgam olmuyor. Öksürük krizleri artarsa bu öksürük karnıma, belime ve bazen böbreğime baskı yapıyor. O yüzden çok öksürmemek istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçmeyen diğer belirtiler, Göz ağrısı ve karın ağrısı. İlk gün içtiğim ilaçların etkisi devam ediyor. Karın ağrısı biraz oturma bozukluğundan da olabilir fakat karnımda bir baskı var. İshal durumu olmadığı için karnımdaki ağrıları şimdilik çok kafaya takmıyorum. İştahımda herhangi bir sıkıntı yok.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;26 Ekim Pazartesi (4)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 10:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün sabah 6’da uyanamadım. Derin bir uyku uyumuşum. Gece öksürüklerle bölünsem de uzun bir uyku serüveni oldu. Sabah yine terlemiştim. Odadaki hava sirkülasyonu olması için camı açık bırakıyorum. Havalar artık soğuduğu için bu çok akıllıca olmayabilir ama temiz havaya ihtiyacı var ciğerlerimin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok güzel bir kahvaltı sonrasında 3’lü ilacımı içiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 16:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Daha önce yazdım mı hatırlamıyorum fakat, ilacın yan etkilerini okumadım. Son gün okumayı planlıyorum. Fakat birden fazla yan etkisi hissettiğime eminim. Göz ağrısı örneğin çok anlamsız bir şekilde rahatsız edici. Gözümü kapatıp açınca bile ağrı yapıyor. Karın ağrısı geçmeye başladı. Şu göz ağrısı umarım en kısa sürede geçer.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hastalığın kırılma noktalarından birini yaşıyorum sanırım. Tekrar ateşim çıkmaya başladı. Ateş ne demekti? Ateş bir hastalık değil, vücudun bağışıklık sisteminin harekete geçtiğini gösteren bir çeşit bağışıklık cevabıdır. Vücudun beyaz kan hücreleri üretmeye başladığının işaretidir. Yani vücutta ikinci korona savaşı başladı ve bu sefer güçlü olan benim vücudum inşallah. Bu savaşı kazanırsam iyileşmeye başlayacağım. Ama sanırım bu savaş çok da kolay olmayacak. İlacımı içiyorum ve uyuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;27 Ekim Salı (5&lt;/strong&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ateş vücudu çok yoran bir durum. Vücutta bulunan termostatın derecesi yükseliyor. Bu da ister istemez hararet yapıyor. Sabah erken uyanmanın güzel yanları var. Gün erken başlıyor. Ama ben saat 7 gibi tekrar uyuyorum. Uyumak istemesem de yorgunluk her dakika sizi uyutuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 10:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bazı bilgiler vermekte fayda var. Öncelikle Zehra ve AKS’den izole olmuş durumdayım. Ayrı odalarda yaşıyoruz. Küçük su şişeleri aldık marketten. Çeşitli uygulamaları kullanıyoruz. İste gelsin, getir, banabi, vs. İste Gelsin fiyat performansı ve ürün çeşitliliği diğerlerinin çok üstünde. Örneğin, su, soda çeşitliliği harika. Buna ek olarak BEEO marka Propolis alacaktım ve marketteki fiyata buradan alma şansım oldu. Aynı gün içinde teslimatları da çok süper.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evde kaldığım sürece ekran süresini minimumda tutmaya çalışıyorum. Mesajlar ve telefonlar dışında çok fazla telefona bakmıyorum. Biraz kitap okumaya başlayabildim. Uzun zamandır başlayıp bitiremediğim Yalın Startup kitabını bu vesile ile bitirmiş oldum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Korona savaşında üçüncü perde oynanıyor. Tekrar ateşim çıktı. Ateşim bir çıkıyor bir iniyor. Arada üşüme krizleri geliyor. Sanırım vücudum savaşın galibi olma yolunda elinden geleni yapıyor. Savaşı kazanmak için bazı şeyleri feda etmek gerekiyor belki de. Tat ve koku da bunlardan biri. Akşam bir anda tat ve kokuyu kaybediyorum. Yediğim her şey aynı. Dişimi fırçalıyorum tat almıyorum. Yemekte çok acılı mercimek çorba, enginar ve makarna var. Fakat ben tatlarını alamıyorum. Ardından tarçınlı, zencefilli limonlu bir çay içiyorum. Fakat hiç tat alamıyorum. Allah’ın verdiği nimetlere şükretmemek, kaybedince değerini anlamak… Ah ki ne ah.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 22:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öksürük artıyor, belim ve böbreklerimde ağrılar artıyor. Zor bir gece beni bekliyor hissediyorum. Sanki hastalığın ilk gününe geri döndüm. Tüm ağrıları baştan yaşıyorum. Buradan şu sonucu çıkarıyorum. Bünye ne kadar kuvvetliyse hastalık o vücutta yenilgiye uğruyor. Ama eğer vücut zayıf ise, hatalık ilk fırsatta kontrolü tekrar ele alıyor ve zamanla iyileşecekken daha da kötü hale geliyor. Yani zamanla iyileşme gibi bir durum söz konusu değil. Daha da kötü bir hal alması içten bile değil.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gece çetin geçecek. Sabah ola hayrola.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;28 Ekim Çarşamba (6)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öksürük ilk defa azaldı. Bu iyi haber. Fakat gece uyuyamadım. Çünkü saat 02:00’da başlayan baş ağrısı sabaha kadar devam etti. Hani ilk gün yazmıştım ya, korku filmi gibi diye. Bugün de aynısı oldu. İçinden çıkamadığım korku filmi geri dönmüştü. Sabah kadar dönüp durdum. Döndükçe başım ağrıdı. Sabah 6’da kalktığımda yine kanter içindeydim. Duşa girdim. Sıcağı hissetmedim, hareketlerim ise robotunki gibiydi. Çok anlamlı hareketler yapmadığımı bir gerçekti. Başımdaki ağrı iki noktada artıyordu. Birincisi gözlerim diğeri ise ense kökü. Bu ağrı o kadar şiddetliydi ki, gözlerimi açamıyordum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 10:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baş ağrısı iştahsızlığa sebep oluyordu. Çünkü migrendeki gibi mide bulantısı yapıyordu. Az bir şey yedim ve kendimi yatağa attım. Başımı tülbent ile sardım ve gözlerimi sıkı sıkı kapattım. Hiçbir şey yapamadım. Tek tesellim bugün ilaçların son günüydü. Artık ilaç yoktu ve yan etkilere bakacaktım. Umarım ki hepsi en kısa zamanda vücudumu terk edecekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baş ağrısı geçmediği için ağrı kesici içtim. 3–4 saat sonra etkisini göstermeye başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 16:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ağrı kesici içmenin en kötü yanı, ağrı geçtikten sonra yan etkilerinin başlaması oluyor. Sağlıklı düşünemiyorsun, boşlukta hissi oluşuyor. Hem bunun etkisi hem de hastalığın bugüne kadar oluşturduğu hissiyat ile ciddi bir duygusal dengesizlik ortaya çıktı. Her şeye ağlama isteği oluştu. Her şeye ağlamak istiyorum. Bu kötü bir şey değil biliyorum. Evet zaten sulu göz bir insanım ama biraz katmerli bir duygu şu anda.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 20:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dün geceki ağrıların sonucu olarak tüm vucudumdaki kaslarda ağrılar devam ediyor. Özellikle bacaklarımdaki kas ve eklem ağrıları devam ediyor. Sevindirici bir haber, tatları çok az da olsa aldığımı hissediyorum. Bu iyiye işaret çünkü yavaş yavaş geri geleceğini hissediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;29 Ekim Perşembe (7)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 06:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün ilk defa iyi olarak uyandım. Çok şükür başım ağrımıyor, öksürüğüm az, tat biraz alıyorum ve başka bir sıkıntım yok. Artık hava soğuduğu için camı açık yatmıyorum. Sabah 6’da uyanıp camı açıp evi havalandırıp saat 7’de tekrar yattım. 10’a kadar uyumuşum. Kendimi iyi hissediyorum. Vücudumda 4. defa savaş çıkmazsa, inşallah bu savaşı kazandım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Saat 10:00&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlacın yan etkilerini okumak istiyorum. İlacın adım Favimol 200mg. Favipiravir etken maddesi içeriyor. Tüm yan etkilerini yazmayacağım. Öne çıkanları yazacağım. Bulantı, kusma, karın ağrısı, beyaz kan hücresinde artış, kaşıntı, tat almada bozukluk, bulanık görme, göz ağrısı, astım, karın rahatsızlığı, vb.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Açıkçası göz ağrısı ve karın ağrısının sebebini burada görmek en azından şüphelerimi doğruladı. İlaç her ne kadar bir çok yan etkisi olsa da, ilacı içmemeyi bir seçenek olarak görmüyorum. Ben çok sık hasta olan bir kişiyim. Çocukluğumda atlattığım astım krizlerinden dolayı alerjik bir yapım bulunuyor. Eğer bu ilacı kullanmak yerine bekleseydim, korona ciğerlerimi ele geçirebilir ve çok daha vahim bir durumda hastaneye kaldırılabilirdim. Doktorlara güvenin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1 seneye yakın bir süredir bu hastalığa maksimum dikkat eden bir insandım. Maskesiz dışarı çıkmam, sosyal mesafeyi korurdum. Fakat nasıl oldu bilmiyorum, bu hastalığa yakalandım. Gerçekten nereden bulaştığı hakkında hiç bir fikrim bulunmuyor. Bu hastalık zor bir hsatalık. 36 yaşında olmama rağmen beni çok yordu. Yaşlı ve zayıf bünyeleri ne kadar yorduğunu tahmin bile edemiyorum. Lütfen ailenize dikkat edin. Lütfen bu hastalığın yayılmasına engel olun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu hastalık süresince başta ailem olmak üzere, tüm arayan, mesaj çeken herkese teşekkür etmek istiyorum. Hastalığı atlatmam da en büyük güç sizden geldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem, Babam. Benim yüzümden tatile gidemediniz. Evde kapalı kaldınız. En çok da sizi telaşlandırdım ve üzdüm. Sizde bir hastalık çıkmadığı için çok mutluyum. Desteğiniz sayesinde daha iyiyim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam, Mahmut abi, Burak ve Özlem’e ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle benim yüzümden karantinada kaldıkları için özür diliyorum. Ben daha çok dikkat etseydim, onlar da karantinada olmayacaklardı. Teşekkür ediyorum, çünkü beni hiç yalnız bırakmadılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zehra. Bu güneşli günlerde benim yüzümden evde kapalı kaldığın için ve tüm gün benle uğraştığın için teşekkür ederim. Zor günler umarım geride kaldı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;AKS. Çok şanslıyım senin gibi bir oğlum olduğu için. Bu zor günlerde evimizin neşesi olduğun için, bizi hiç üzmediğin için, beni sevdiğini söyleyerek moral verdiğin için…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;11.11.2020 tarihinde yapılan eklemeler aşağıdaki gibidir&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hastalığımın başlamasından itibaren 22 gün geçti. 10 günlük karantina sürecimin bitmesinden de 12 gün geçmiş oldu. Ekleme yapmamın 2 nedeni bulunuyor. Birincisi, benim sağlık durumun ne olduğu ve hastalığın ilerleyen günlerinde ne olduğu hakkında bilgi vermek. İkincisi, eşim ve AKS’nin bu süreçte negatif olmalarına rağemn, ne yazık ki annem ve babam pozitif oldular. Bu süreçle ilgili bilgi vereceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karantina süresi sonrasındaki durumum&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, karantina sürecinde sağlığınız kötüye giderse 112 Acil servisi arayarak yardım alabiliyorsunuz. Özellikle nefes almakta güçlük çekiyorsanız hemen acil servisi aramalısınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;29 Ekim ile karantinanın bittiği 1 Kasım tarihi arasında farklılık bulunmuyordu. Karantina bittikten sonra yaptığım ilk şey, gidip test yaptırıp hala pozitif mi olduğumu öğrenmek oldu. Sağlık bakanlığı, karantina bitiminde test yapmıyor. İsterseniz kendiniz ücretini ödeyerek test yaptırabiliyorsunuz. 02.11.2020 tarihinde yaptırdığım testin sonucu pozitif çıktı. Bunun üzerine araştırma yaptım ve çevremde pozitif olan kişilere sordum. 41. günde olup hala pozitif çıkan kişileri öğrendiğim de, gidip test yaptırmanın çok manasız olduğunu gördüm. Yaptığım araştırma sonucunda uzun bir süre pozitif çıkabileceğim fakat hastalığın bulaşıcılığının azaldığı yönündeydi. Fakat, bu bilginin kesinliği olmadığı için evde karantinada kalmaya devam ettim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki hayatımda ne değişti. Öncelikle öksürüğüm hala geçmedi. Azalsa da, çok konuştuğumda ya da çok hareket ettiğimde öksürük rahatsız ediyor. Hastalık süresince hiç balgamım olmuyordu. Fakat hastalık geçmeye başladığından itibaren tekrar balgam olmaya başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En çok canımı sıkan şey ise, hemen yorulmak. Örneğin dün akşam 1–2km yürüyüş yaptım. Bu yürüyüş sonrasında kendimi çok yorgun hissettim. Kulaklarım kızardı ve uyumak istedim. Ben 36 yaşında olmama rağmen 3–3 tek pota maçta 1 saat yorulmadan oynayan adamdım. Bu beni gerçekten çok üzdü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eşim ve AKS’ye hastalığı bulaştırmadığıma seviniyorum. Hastalık ilk başladığı günden itibaren odaları ve yemekleri ayırmıştık. Ben evde kendi odam dışında her yerde maske ile dolaştım ve kesinlikle onların dokunduğu yerlere dokunmadım. AKS ile 2 metre mesafeden daha fazla yaklaşmadık. Bunun sonucu olarak onlara bulaşmadan atlatmış olduk. Fakat, annemle babama bulaştırmışım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Annem ve Babam&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Benim belirtilerim 21 Ekim 2020 Çarşamba gecesi başlamıştı. Ne yazık ki, o gün akşam yemeğini tüm aile beraber yemiştik. Annem, babam, Zehra, AKS, ablam, çocukları, kardeşim, eşi. Çok üzgünüm ve çok pişmanım gerçekten. Çünkü, normalde ben yemeğe gitmeyecektim fakat bir toplantım erken bittiği için gitmiştim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O gün akşam yemeğinde olan tüm herkes benimle birlikte karantinaya girmişlerdi. Tam 14 gün boyunca kimse evden çıkmadı. 14 gün sonra geçtiğimiz hafta annemde baş ağrısı ve ateş olmuş. Annem yeni enfeksiyon atlattığı için onla ilgili olduğunu düşünmüş. Babamın da sadece 1 gün ateşi biraz çıkıp inmiş. Çok önemsememişler. 9.11.2020 yani karantinadan tam 19 gün sonra (geçtiğimiz pazartesi) annemi nefes darlığı, şiddetli baş ağrısı ve ateşten dolayı hastaneye kaldırdık. Tahliller yapıldı ve ciğer filmi çekildi. Ciğer filmi sıkıntılıydı, kandaki CRP oranı yüksekti. Hastanede hava tedavisi ve serum verildi. Covid-19 testi yapıldı. Sonuç pozitif çıktı. Babam da hiç belirti olmamasına rağmen onun da testi pozitif çıktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dün sağlık bakanlığından gelip karantina süreci başlatıldı ve ilaçları verildi. Annem dün iyi olmasına rağmen bugün yine kötü oldu. Babam da bugün kendini çok yorgun hissediyor. İnşallah ikisi de iyileşip sağlıklarına kavuşacak. Bu yazıyı okuyanlar dualarına eklerse çok memnun olurum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son Söz&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annemle babama bir akşam yemeğinde hastalığı bulaştırmışım. Benim yüzümden şu anda hastalar. Lütfen, çevrenizdekileri üzmek ve üzülmek istemiyorsanız, mümkün olduğunca evde kalın. Maskesiz dışarı çıkmayın. Ben çok üzgünüm. Bu hastalığın sıkıntısını çekerken bu kadar acı çekmemiştim. İnşallah bu yazıyı son kez güncellediğimde ikisinin de iyileştiğini yazacağım. Ama o zamana kadar, siz de kendinize ve ailenize dikkat edin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sevgilerle&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Ne İş Yapıyorum — Big Data ve Machine Learning — Bölüm 3</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-3/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-3/</guid><description>-Sabri uyan! Sanırım vakit geldi. Ekrandaki şu değerlere bir baksana. Saat gece yarısı 03:44’tü. Yaklaşık 6 aydır, kuş uçmaz kervan geçmez bu yerde …</description><pubDate>Sat, 24 Aug 2024 12:15:59 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;em&gt;-Sabri uyan! Sanırım vakit geldi. Ekrandaki şu değerlere bir baksana.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saat gece yarısı 03:44’tü. Yaklaşık 6 aydır, kuş uçmaz kervan geçmez bu yerde kalıyorlardı. Yasin, ilk geldiklerinde neden burada olduklarını anlayamıyordu. Tüm dünyadan uzak bir odada, bir şeylerin gerçekleşmesini bekliyorlardı. 3 hafta önce ilk belirtileri ortaya çıkmıştı ve son 1 haftadır bu belirtiler iyicene artmıştı. Ve sonunda saat 03:44’te bekledikleri olaylar gerçekleşti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yasin’in dürtmesiyle uyanan Sabri, siyah çerçeveli gözlüğünü taktı ve ekrana baktı. &lt;strong&gt;“Sonunda”&lt;/strong&gt; dedi mırıldanarak. Hemen hazırlanıp eve dönmeleri gerekiyordu. &lt;strong&gt;“Ev”&lt;/strong&gt;. Söylemesi bile garip geliyordu. Malum olaylar olmadan önce **“Ev”**i çok özlüyordu fakat artık anlamını yitirmişti. Sadece cümle içinde geçen bir kelimeydi Ev. Özne bile değildi. Dolaylı bir tümleçti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gerekli hazırlıkları yapıp hemen yola çıktılar. Yasin, “&lt;strong&gt;sabaha kadar bekle..&lt;/strong&gt;” dediyse de, Sabri bunu duymamazlıktan gelerek helikopterin kapısını açıp, pervaneleri çalıştırdı. Yasin apar topar topladığı eşyalarla birlikte kendisini helikoptere attı ve kulaklıkları taktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri derin bir nefes aldı. Helikopter havalanana kadar son 6 ay gözünün önünde film şeridi gibi geçmişti. İlk günden itibaren herkes aynı soruyu sormuştu. Neden bırakıp gitmişti, ne bu kadar önemli olabilirdi, orada ne yapacaktı ve ne yapıyordu, geri dönmeyi hiç mi düşünmüyordu. Helikopter havalanmaya başlarken gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Gerçekten 6 ay boyunca ne yapmıştı ve şu anda neden bu şekilde davranıyordu. Helikopter havalandıktan 5 dk sonra, Sabri cebindeki kumandayı çıkardı ve kırmızı mı yoksa yeşil mi olduğuna emin olamadığı tuşa bastı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Booooom!!!!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yaptığım işleri abartarak anlatmayı çok severim. Abartmayı çıkarsak bu cümle yine doğru olur. Hatta yaptığım işleri de çıkaralım. Evet Anlatmayı çok severim. Sosyal çevremde iyi bir dinleyici olsam da, iş hayatında anlatmayı çok seven, bildiklerini paylaşan birisiyim. Hatta çok sevdiğim bir arkadaşım (Melih), bana Barış Özcan gibi bir kanal açıp insanlara bir şeyler anlatmam konusunda çok telkinde bulunsa da, ben bunu yapacak cesareti kendimde bulamamıştım ki hala bulamıyorum. Ben iyi yaptığımı düşündüğüm şeyi yapayım. Anlatacağım şeyleri yazarak anlatayım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;6 ay önce, önemli bir kariyer değişikliği yaparak **TRT World’**de &lt;strong&gt;Data &amp;amp; Insight Lead&lt;/strong&gt; olarak göreve başladım. Bu değişiklik benim hayatımın tamamen değişmesine sebep oldu. Bugüne kadar hiç bilmediğim, hiç duymadığım, hiç görmediğim şeyleri öğrenme fırsatım olmuştu. Tabi sudan çıkmış balık gibiydim. Sanki yeni mezun olmuş bir mühendis gibiydim ve bunun sonucu olarak çok zorlandım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazdıkça yazacaklarımı toparlayamayacığımı farkediyorum. Bu sebeple yazıyı bir kaç bölüme ayırmaya karar verdim. Birinci bölüm Yaptıklarım(ız) ve Yapmaya Çalıştıklarım(ız), ikinci bölüm Yapmak İstediklerim(iz), üçüncü bölüm Öğrendiklerim, ve son bölüm yaşadıklarım / duygularım olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaptıklarım(ız) ve Yapmaya Çalıştıklarım(ız)&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Yeni Medya. Aslında sorumlu olduğumuz her şey yeni medya ile ilgili. Peki nedir bu Yeni Medya? Yeni Medyayı anlamak için öncelikle yeni olmayan medya nedir onu bilmek gerekiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geleneksel Medya, günümüzde yaygın olarak kullanılan, gazete, dergi, televizyon gibi araçlarla tek yönlü iletişim kuran bir alandır. Herkese aynı içerik sunulur. Sadece ünlü olan kişilere yer verilir. (Zeki Müren espirisi) Televizyon hariç ulaşılması zordur. (Yakınınızda bakkal olmadığını varsayıyorum) Yapım aşaması uzundur ve yüksek maliyetlidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeni Medya, internetin birbirine bağladığı cihazlar ve sistemler arasında enformasyon akışının bireyin ve işletmelerin hayatında etki ettiği her noktayı inceleyen ve iletişimin çok yönlü olduğu bir alandır. Yeni medyada her şey kişiye özel tasarlanabilir. Ünlü olmanıza gerek yoktur, yeni medya da herkese yer vardır. Hatta özgün olursanız yeni medya ünlüsü bile olabilirisiniz. Bir mesaj ile herkese ulaşabilirsiniz. Maliyetler düşüktür ve kayıt düğmesine basmanız yeterlidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda IDC konferansında yer verdiğim, Yeni Medya ve Geleneksel Medya arasındaki farkları anlatan slayta ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-1.CeaGpzfF_o4nSd.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeni medya, derya deniz. Sosyal medya hesapları, web-siteler, micro siteler… Nereye elimizi atsak veri akıyordu. Hatta öyle bir veri akıyordu ki, bu kadar veri ile ne yapacağımızı düşünmeden önce biz bu verileri nasıl tutacağız diye sorgulamaya başladık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-2.3EVIixrA_21Bhp4.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World’de küçük ve çok harika bir ekibe sahibim. Ekibimde 3 kişi var. Yasin, Mehmet Emin ve Burak. Ekibimde olmasa da, tüm projelerde birlikte çalıştığımız Data Canavarı Berk de ekibin fahri üyesi. İkinci bir fahri üyemiz de Dijital ekibinden iletişim konusunda üstat Yavuz Selim. (2020 Edit: CRAWLERS)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World’ün dijital hesaplarından akan milyonlarca veri var. Bu verilerin üzerine kurgulayacağımız projeler için öncelikle onları sürdürebilir bir şekilde elde etmemiz ve tutmamız gerekiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilgi İşlem ve Insight ekibi olarak, açık kaynak kodlu araçlar (open source tools) kullanarak bir veri akışı (data pipeline) oluşturduk. Bir cümle ile anlatmak ne kadar kolaymış. Ama yaparken gerçekten çok uğraştık. İşin ilginci, bu gibi projelerde en zor kısım kod yazmak değil bu işin mimarisi ve sürdürebilir bir şekilde çalışmasını sağlamaktır. Türkiye’de bir medya grubu bu işi daha önce yapmadığı için de her şeyi, kendimiz keşfedip yapmamız gerekti. Tekrar tekrar yazdığımız kodlar, altyapılar, tablolar, mimariler sonunda veri akışımızı ve üstüne kurduğumuz yapıyı kısmen tamamlamış olduk.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-3.jYkbK3IF_Z23iYIO.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sosyal Medya, web-siteler ve uygulamalar üzerinden akan veri, API kullanımı, scraping, vb. gibi yöntemlerle alınıp Kafka ile veri akışı sağlandıktan sonra, hem yapısal hem de yapısal olmayan yerlere kaydediliyor. Ardından bu verileri kullanılarak projelerimizi yapıyoruz. (Farkettiyseniz her şeyi çok detaylı anlatan ben, bu kısmı çok basit ve detaya girmeden anlattım. Hatta teknik terimleri kullanmaktan kaçındım. Bunun en büyük sebebi, bu bilginin “Fikri Mülkiyeti” olmasından kaynaklanıyor. Emeğe saygı, V1’e selam)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi geldik en heyecanlı kısma. TRT World’de bir çok projeye imza attık. Fakat bu projelerden 3 tanesi hem çok değerli hem de anlatması çok keyifli.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1- İçerik Potansiyel Tahmini&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World’deki 3. ayımda bir öğlen yemeği yerken “V1” ile karşılaştım. Hem yemek yiyor hem de muhabbet ediyorduk. Konudan konuya atlarken “Bir içeriğin ne kadar hit olacağını tahmin edebilseydik her şey daha kolay olurdu” minvalinde bir şey söyledi. Bu konuyu daha derinlemesine konuşmaya başladık ve perakendedeki ürünlerin attributelerini kullanarak tahmin edilmesine kadar geldik. Soru şuydu, bir içeriğin tüm bileşenlerini ayrı ayrı belirleyebilirsek ve bundan yola çıkarak geçmişteki içeriklerin etkileşimlerinden yola çıkarak bir model kurabilir miydik? Harika bir fikirdi. Ta ki, “V1” güzel fikir ama bunu siz yapamazsınız diyene kadar. Kafamdan kaynar sular döküldü. Bunu da yapamıyorsak, bizim orada ne işimiz vardı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kedi videoları her zaman çok izlenir. Fakat bir politik video her zaman çok yüksek etkileşim almayabilir. Soru şu: Bir kedi videosunun çok izlenmesindeki sebep her zaman kedi midir? Bir politikacının kedi ile tartıştığı bir video, sıradan bir kedi videosundan daha az mı izlenir? (Tabiki soru bu değil ama buna benziyor 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-4.CfIaQ5tC_wVfAl.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hemen ekibi topladım. Projeyi anlattım. Herkes çok heyecanlandı. Fakat nereden başlayacağımız ve nasıl yapacağımız konusunda hiç birimizin bir fikri yoktu. Daha doğrusu bu projeyi sürdürebilir bir şekilde kurgulamakta zorlanıyorduk. Önce amacımızı belirledik:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir editör, yeni bir içerik ürettiğinde, bu içeriğin alacağı etkileşimi 100 üzerinden tahmin edip, CMS’de (içerik yönetim sisteminde) bunu görmesini sağlayacak, yeni girilen her içeriğin sonucunu algoritmaya dahil ederek, kendini geliştiren bir model yazmak.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu amaç için proje adımlarmızı belirledik,&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Bugüne kadar yayınlanan tüm içeriklerin bileşenlerinin çıkarılması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bugüne kadar yayınlanan tüm içeriklerin etkileşimlerinin bulunması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bileşenler ve etkileşim kullanılarak tahmin algoritmasının geliştirilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Veri akışının oluşturularak, bu sistemin sürdürebilir bir şekilde çalışmasının sağlanması&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;İlk iş içeriklerin bileşenlerinin çıkarılmasını sağladık. İçerik Yönetim Sistemindeki her bir makaleyi ön işlem (pre-process), API ve son işlem (post-process) geçirerek parçalar ayırdık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ön ve son işlemler konusunda çok detaya girmeyeceğim. Metin madenciliği yapan kişilerin çokca bildiği, veri düzeltmelerin bol bol olduğu, her şeyin tamam olduğunu düşündüğüz an bir problem gördüğünüz, bir çok kural yazdığınız bir süreç. Hem zahmetli hem de yorucu bir süreçtir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Makalede geçen ülkeler, şehirler, kurumlar, kişiler, önemli günler, önemli olaylar, ilgi alanları, konusu, resim olup olmaması, video olup olmaması, videonun süresi, vb. gibi bir çok kategoride bileşenlerine ayırdık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her bir içeriğin, bulunduğu mecraya göre, sayfa görüntülenme, etkileşimi, RT, FAV değerlerini topladık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-5.BSm-3Mcq_WpiKk.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çoğu kategorik olan bu bileşenleri modelleme sürecine giriştik. Bugüne kadar perakende sektöründe daha çok numerik değişkenlerle muhattap olmuştum. Bu sebeple kategorik değişkenlerin modellenmesi açıkçası biraz zorladı. Özellikle bu kategorik değişkenlerin Ordinal (sıralı) olmayışı, tamamen Nominal (atanmış) olması işleri daha da zorluyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İki konu üzerine çok zaman harcadık. Dummy değişken oluşturulması ve Faktor Analizleri. (Yazar Notu: Yıl olmuş 2020 ve bunlar sizin için çok normal geliyor olabilir. Fakat 2016 yılında Türkiye’de bunları konuşan kişi sayısı emin olun çok azdı) Her bir kategorinin altında bir çok farklı alt başlık olduğu için ön işlem kısmında bunların çoğunu birleştirmiştik. Fakat yine de yüzlerce dummy değişkenimiz oluyordu. Faktör Analizleri ile en anlamlı olanları ile (yine 100 civarında) modelimizi kurmayı başardık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşin her aşaması zordu. Fakat en zoru, bu işin sürdürebilir bir şekilde çalışması ve ürüne dönüşmesiydi. Her yeni makale eklendiğinde, bileşenlerine ayrılması, tahmin yapılması, yazara sunulması, içerik yayınlandıktan sonra etkileşimlerin kaydedilmesi, modelin tekrardan buna göre çalışması ve bu sürecin problemsiz bir şekilde devam etmesi…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-6.B7GdJSo7_m7Y9w.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki bu proje ne işe yaradı daha doğrusu nerede niçin kullanılacak?&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Yazının başarı puanına göre, o yazı için ne kadar reklam harcanmasının hesaplanması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yazarların başarısının ölçülmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bileşen ve kategorik ölçüm sonuçlarına göre içerik önerisinin yapılması&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2- Twitter’da Benzer Kişilerin Bulunması Algoritması&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Twitter’ın bendeki yeri ayrıdır. Tüm sosyal medya araçları bir yana twitter bir yanadır. Çünkü Twitter API’sı tüm sosyal medya araçlarının API’lerini döver, ikiye böler, beşle çarpar. Hem kullanması kolaydır hem dokumantasyonu iyidir hem de diğerlerinin vermediği bir çok bilgiyi size sunar. Bu sebeple bir çok projemizin temelinde Twitter bulunuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu proje ar-ge olarak başlayıp, ardından bir teze ve sonrasında farklı makalelere temel oluşturan, ufuk açıcı, öğretici, şaşırtıcı bir projedir. (V1 tarafından verilen bir görev neticesinde ortaya çıkmıştır. Fikir babası V1’dir.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öneri algoritmaları içinde çok popüler ve kimsenin dilinden düşürmediği iki örnek vardır. Birincisi Amazon’un kitap öneri sistemi. Ben de kaç sene sunumlarımda bu örneği vermişimdir. İkincisi Netflix’in öneri algoritması. Hadi bir üçüncüsü de benden olsun. Spotify’ın şarkı öneri sistemi. (Diğer ikisini sanki mahallenin muhtarı söyledi?)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu algoritmalar, sizin daha önceki alışveriş, izleme ve dinleme geçmişinize göre ya da oluşturduğunuz beğeni vb. listelerinize göre, benzer kullanıcıların aktiviteleriyle eşleştirip, bunu seven bunu da sever mantığıyla çalışır. Anlatırken ne kadar da kolay 🙂 Bir cümle anlatabildiğime inanamıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Twitter’da da sizin ilgilendiğiniz konulara ve o zamana kadar takip ettiğiniz kişilere göre, kimleri takip edebileceğinizi önerir. Farkettiyseniz, Amazon, Spotify, Netflix, Twitter ve diğer tüm araçlar, sizin hareketlerinize göre öneri veriyor. Bu öneriler size özel. Sizin hareketlerinize özel. Peki soru şu, ben şu 3 kitabı sevdiysem acaba hangi kitabı okusam çok severim sorusunun cevabını veriyor mu? (Bunu veren harika bir uygulama var. &lt;a href=&quot;https://www.goodreads.com&quot;&gt;GoodReads’i&lt;/a&gt; kullanmıyorsanız tavsiye ederim. Yine kişiye özel listelere göre çözüm üretse de, farklı listeler oluşturarak başarabilirsiniz.) Ya da şu 3 şarkı benim hayatımın şarkısı, bu şarkıları döndüre döndüre dinliyorum. Bunun gibi seveceğim 3 şarkı daha olsa of ki ne of.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte biz bunu Twitter için yaptık. Biribine benzediğini düşündüğünüz N tane kişi girdiğinizde, size benzer M tane kullanıcı veren bir algoritma geliştirdik. Hatta test etmek için, TRT World’de çalışan 5 editörün kullanıcı adlarını girdik, bize diğer editörleri ve TRT World’de çalışsa ne güzel olur diyeceğiniz editör ihtimallerini verdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu algoritmanın detaylarını burada anlatmayı çok isterdim. Kullanıcıların aktiviteleri, takip ettikleri, takipçileri, içinde bulunduğu networkler, istatistikleri, vb. bir çok bilgi kullanılarak kurulan bu model sayesinde doğru kaynaklara ulaşmayı başardık. Peki bu ne işe yarayacak ki?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir aktivite düzenlediğimizi varsayalım. Veri Bilimi hakkında olsun. Bu aktiviteyi herkesi çağırmak yerine sadece ilgili olan kişileri çağırmak istiyorsunuz. Bunu yapabilmek için tek tek arama yapmanız gerekecek. Fakat bu algoritma sayesinde, veri bilimi ile ilgili yazan ya da ilgilenen bir çok kişiye 90sn gibi bir sürede ulaşabiliyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tanzanya’da Politik haber yapan 5 kişiden yola çıkarak, 60 farklı kişi daha bulup bunların her gün tweetlerini çekiğinizi düşünün. Bu tweetleri anlık bir dahsboard üzerinde yayınlayarak, Tanzanya’nın politik haberlerini takip edebilirsiniz ve içerik üretme konusunda kaçırdığınız noktaları tek noktadan takip edebilirsiniz. Tüm ülkeler için bunu yapıp, Dünya Atlası üzerinde kişi başına atılan tweet sayısını da renklendirirseniz, son 1 saat içindeki tweetler sayesinde, Politik olarak dalgalanan ülkeleri rahatlıkla yakalayıp bir hikaye oluşturabilirsiniz. Bu sadece bir örnek. Biraz önce bahsettiğimiz örnekteki gibi, işe alım yapacağımız kişilerin belirlenmesinde de kullanabiliriz 😛&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3- Referandum&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2017 yılının en büyük olaylarından biri de Referandum’du. Türkiye, Anayasa değişikliği için referanduma gitti ve biz de ekip olarak bu tarihi olayı yakından takip ederek çeşitli projelere imza attık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Birincisi, Twitter’da referandum için kullanılan hashtaglerin geçtiği tweetleri anlık olarak (Stream) çekip bunları Evet, Hayır ve Nötr olarak kategorize edip, yine anlık olarak dahsboardlarda yayınlamaktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İkinci proje biraz ilginç bir projeydi. Biliyorsunuz ki, her seçim sonrasında açılan sandıklarla ilgili büyük bir tartışma başlar. İlk başta açılan sandıktaki yüzdelerle sondaki yüzdeler neden farklı olduğu konuşulur. Bunun bir gizli bir oyun olduğundan falan bahsedilir. Biz de Referandum özelinde, yasak kalktığı ilk andan itibaren, anlık olarak AA tarafından gönderilen veriyi görselleştirdik. Sandıkların açılış yüzdeleri ve şehirlerdeki referanduma verilen oy değişimini aşağıdaki şekilde görebilirsiniz. Ortada oyun falan yok gençler rahat olun 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;https://suyunu.com/media/posts/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-3/0-YLUzSqktW-juKaC.gif&quot; alt=&quot;&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yapmak İstediklerim(iz) ve Yapamadıklarım(ız)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazının buraya kadar olan kısmı 2017 yılında yazıldı. Yani TRT World’den ayrılmadan önce. Buradan sonraki kısmı ise bugün yazıyorum. Aradan 3 sene geçmesine rağmen hala yapmak istediklerimiz aklımda.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yukarıda yaptıklarımızın hepsinin bir amacı vardı. Bu amaçlara giden temel projelerdir. Haber Üreten Bir Araç yapmak istiyorduk. Yeni bir haberi yakalayacak, bu haberin kilit kelimelerini çıkaracak, bu kilit kelimelerinin üzerine bir metin yazacak ve bunu editörün önüne koyacak. Editör incelemeyi yaptıktan sonra yayınlayacak. Bu haberi yakalamak için, Twitter Network aracını geliştirmiştik. Bir sonraki aşamamız buydu&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her bir içeriğin, etkileşiminin tahmin edilmesini projesinin bir sonraki aşaması, hangi içeriğe ne kadar reklam verilmesinin otomatik karar verilmesiydi. İçeriklerin başarısının tahminin zaman ekseninde yapılması (yani bir içerik yayınlandıktan sonra tahminden sapmasının anlık olarak takip edilmesi) ve hangi içeriğe ne kadar reklam bütçesinin ayrılmasının optimize edilmesi olacaktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;875&quot; height=&quot;492&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-7.Dm4Cq2kD_AGdS3.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir diğer proje hedefimiz, Sosyal Medya üzerinden kişilerin yazdıkları metinlerden, saykometrik (Psychometric) profillerin çıkarılması ve bunların kategorize edilerek, hangi içerğin kime yönlendirilmesi gerektiğinin A/B testing ile karar verilmesiydi. 2016–2017 yıllarında Facebook — Cambridge Analytica skandalı ortaya çıkmıştı ve bizde bu konuda çalışmaya başlamıştık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu projeleri anlatırken gerçekten çok güzel fakat, ilk 6 ayımda çok büyük bir ikilemle karşılaştım. Veri Bilimci ikilemi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veri Bilimci İkilemi. Bence günümüz piyasasında da yaşanan en büyük ikilemlerden biri de bu. Şöyle anlatayım. Sizden iyi bir veri bilimci tanımı yapmanızı istesem nasıl tanımlarsınız. En az 1 yazılım dilini bilsin, matematik, istatistik ve algoritmalar konusularına hakim olsun yeterli (mi acaba?) İşte günümüzde bu ikisini bilen insanlar kendini Veri Bilimci olarak tanımlıyor. Ama burada büyük bir eksiklik var. İş Bilgisi! (Domain Knowledge) Eğer yapılan iş hakkında hiç bir bilginiz yok ise, problemi çözmek için sadece algoritmalar ve programlama beceriniz sizin için yeterli olmayacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World’de işe başladığımda, kendimi sudan çıkmış balık gibi hissediyordum. Tam 10 senelik sektör tecrübem vardı. 10 sene dile kolay. Çok iyi algoritma yazarım, kod bilgim var, veri akışı ile ilgili efsane tecrübelerim var, mimari desen benden sorulur ama “Geleneksel Medya, Yayın (Broadcasting), Sosyal Medya” problemleri hakkında hiç bir fikrim olmadığı için 100 olan gücüm otomatik olarak 50’ye düşmüş oldu. Bir çok makale okudum, &lt;a href=&quot;https://www.ajplus.net/&quot;&gt;AJ+&lt;/a&gt; başarı hikayelerini inceledim, çeşitli danışman firmalarının çözümlerine baktım ama her şey havada kalıyordu. İşin içine girmeden, amiyane tabirle elinizi kirletmeden bu iş olmuyor, olmaz, olmayacak. Benim ne yaptığımı anlamam ve verimli bir şeyler ortaya çıkarmam 3 ay sürdü. Biliyorum 3 ay çok uzun bir süre. Bu kadar uzun sürmesinin sebeplerinden biri, Medya sektöründe yeni olmam, diğeri ise tamamen farklı bir kültüre adapte olup yepyeni şeyler öğrenmek oldu. 3 ay içinde o kadar çok şey öğrendim ve deneyimledim ki, sanırım hayatımdaki en öğretici zamanlar oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Öğrendiklerim&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2016–2017 senesi benim için çok öğretici geçmişti. San Francisco gezisi ve NRF konferansından sonra TRT World de eklenince, öğrendiklerim arşa değmişti. 2020 yılından baktığınız zaman, çok etkileyici olmasa da 2016 yılı için zamanın ilerisindeydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World haberleşmesini Slack, proje yönetimlerini de Trello ve Jira üzerinden yapıyordu. O zamana kadar çalıştığım şirketlerde bu uygulamaları bu kadar verimli kullananın görmemiştim. Proje yönetiminde Agile (Çevik) yönetim hakimdi ve haftalık, günlük toplantılarla projeler dolu dizgin ilerliyordu. Açık kaynak kodlu geliştirmeye önem veriliyordu ve Github’ı ilk orada kullandım. Python’da proje geliştirme ve bu geliştirilen projenin devreye alınmasındaki aşamalar harika bir tecrübeydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O güne kadar PC kullanan ben, Mac kullandım. İlk 2 hafta gerçekten çok zordu fakat sonrasında çok memnun kaldım. Oyun oynamıyor, kod yazıyor ve Excelle hiç işim olmaz diyorsanız Mac harika bir cihaz. Fakat oyun ve excel sizin için önemliyse, Mac’den uzak durun. Diğer herşey için Mac.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, TRT World’deki en farklı deneyimim iletişim oldu. İletişim dili İngilizce olan bir yerde çalışmamıştım. Direktörüm Riyad (Güney Afrika), diğer yönetici arkadaşlar Ned (GA), Mak (GA), Derrick (ABD) ve Hüseyin (Türk). Güney Afrika İngilizcesini anlamak gerçekten uzun sürdü. LAGli yaşıyordum. Hele ilk zamanlarda toplantılarda konuşulanları anlayamıyordum. Her hafta pazartesi günleri yapılan toplantıları pür dikkat dinliyordum fakat anlamam 5sn gecikmeli oluyordu. Herkes bir espriye güldükten 5 sn sonra gülüyordum. Fakat 2 aydan sonra artık alışmıştım. Güzel bir tecrübeydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Duygularım ve Son Söz&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;15 Temmuz sonrasında bana kapılarını açan, harika bir ekiple çalışma fırsatı veren, İstanbul’un en güzel manzaralı ofisine sahip, çok güzel insanlarla tanıştığım güzide yer TRT World.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok uzun bir serüven değildi. LC Waikiki benim doğduğum yerse, TRT World gençliğimi geçirdiğim yer olarak tarihe geçti. (Koton da gençliğimi elimden aldı 😀 10 yaş yaşlandım. O güzel ekibim olmasaydı 20 yaş yaşlanırdım) Start-up kültüründe çalışmak, büyüyen bir organizasyonun parçası olmak, Türkiye’de ilk defa yapılan işlere imza atmak benim için harika bir tecrübeydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TRT World’e girmeme vesile olan üstat Uğur T.’ye, V1’e, Riyad’a ayrı bir teşekkür etmek istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Duvarlar, ofisler, bahçeler, manzaralar… Hepsi iyi ve güzel insanlarla anlamlı oluyor. Yıllar sonra tekrar birlikte çalıştığımız sevdiğim insan Abdurrahman Abi, cuma yoldaşları güzel insanlar Fatih Abi ve Mustafa Abi, renk körü olduğuma benden daha çok üzülen UX Magician Burak, Hüseyin başkan ve güzel ekibi, V1, V2 ve tabiki Datahon Fatihi Crawlers. Yasin, Yavuz, Berk, Mehmet Emin ve Burak. Sadece bu 5’li ile tanışmak bile TRT World’de çalışmam için yeterliydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Böylece, 3 yazıdan oluşan ve tamamlanması 3 sene süren yazı dizimize de burada nokta koyuyoruz. Umarım keyifli ve faydalı bir yazı olmuştur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>LC Waikiki Datathon 2019</title><link>https://suyunu.com/veri-bilimi/lc-waikiki-datathon-2019/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/veri-bilimi/lc-waikiki-datathon-2019/</guid><description>8–11 Mart 2019 tarihleri arasında, Türkiye’de ilk defa bir perakende firması, kendi verisini kullanarak Datathon gerçekleştirdi. Cuma günü saat 15:00’da …</description><pubDate>Sat, 24 Aug 2024 12:14:28 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bu yazı 13.03.2019 tarihinde &lt;a href=&quot;http://www.perakendeanalitigi.com&quot;&gt;perakendeanalitigi.com&lt;/a&gt; adresinde yayınlanmıştır. Perakende Analitiği websitesi farklı bir misyonla yoluna devam edeceği için bu yazının burada tekrar hayat bulacağını umut ediyorum. Crawlers ekibinin bir üyesi olarak kaleme aldığım bu yazıyı keyifle okumanız dileğiyle.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;8–11 Mart 2019 tarihleri arasında, Türkiye’de ilk defa bir perakende firması, kendi verisini kullanarak Datathon gerçekleştirdi. Cuma günü saat 15:00’da başlayan bu maraton, Pazar günü ödüllerin verilmesi ile son buldu. Perakende Analitiği ekibi olarak bizi yakından ilgilendiren bu zorlu, keyifli ve bir o kadar da öğretici olan Datathon hakkında, kısa bir yazıyı kaleme almak istedik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıda,&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Datathon nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;LC Waikiki Datathon Süreci&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Program Hakkında Bilgi&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Jüri ve Danışmanlar&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Problemler hakkında bilgi&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Birinciliği kazanan Crawlers Takımı ile kısa bir röportaj 🙂&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Kısaca LC Waikiki firmasını tanıyalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;George Amouyal&lt;/strong&gt;, 1988 yılında bir uçak yolculuğu yaparken, önünde bulunan koltuğun cebinde bulunan dergiyi incelerken gördüğü Waikiki Adası’ndan çok etkilenmişti. &lt;strong&gt;Waikiki&lt;/strong&gt; Adası’nda herkes çok mutluydu. Kurmak üzere olduğu şirkete harika bir isim bulmuştu. 1988 yılında başlay… (&lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;’nin hikayesini tabi ki bu şekilde anlatmayacağız. Eğer bu hikayenin devamını merak ediyorsanız, yorum bırakabilirsiniz. Ben de size bu hikayenin tamamını anlatırım)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kurumsal bilgiye gelecek olursak:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;, 1988 yılında Fransa’da çıktığı marka yolculuğuna, 1997 yılından beri LC Waikiki Mağazacılık Hizmetleri Ticaret A.Ş. çatısı altında Türk markası olarak devam etmektedir. “İyi giyinmek herkesin hakkı” felsefesi ile bugün 45 ülkede 922 mağazada uygun fiyata kaliteli ürünler sunarak müşterilerine ulaşılabilir modanın keyfini yaşatmaktadır. LC Waikiki, 2009 yılında ilk adımını Romanya’da atarak başladığı yurt dışı yatırımları ile “&lt;strong&gt;2023 yılına kadar Avrupa’nın en başarılı üç moda perakendecisinden biri olmayı&lt;/strong&gt;’’ hedeflemektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;45 ülkede 922 mağazada hizmet sunan LC Waikiki, genel merkezinde bu organizasyona ev sahipliği yaptı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;663&quot; height=&quot;350&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-8.20E3iQj2_1kiAUA.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;990&quot; height=&quot;360&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-9.R0diE_j-_MBGs5.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle &lt;strong&gt;Datathon&lt;/strong&gt; nedir ve &lt;strong&gt;Datathon&lt;/strong&gt; ile &lt;strong&gt;Hackathon&lt;/strong&gt; arasındaki fark nedir ondan bahsedelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Wikipedia’daki tanıma göre, “&lt;em&gt;A Hackathon is a design sprint-like event in which computer programmers and others involved in software development, including graphic designers, interface designers, project managers, and others, often including domain experts, collaborate intensively on software projects&lt;/em&gt;.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;“Hackathon; bilgisayar programcılarının ve yazılım geliştirme sürecinde olan grafik tasarımcıları, ara yüz tasarımcıları, proje yöneticileri ve alanında uzman kişilerin dahil olduğu, genellikle bir yazılım projesi üzerinde çalışılan etkinliktir.&lt;/em&gt;”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Datathon ise, Hackathon’da yapılan çalışmaların merkezinde veri olan versiyonudur. Bir yazılım projesi geliştirmek yerine, sunulan bir veri setinin amaca uygun olarak çözümlenmesi veya hedef değerlere en yakın sonuca ulaşmayı hedeflemektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi kısaca bu etkinlik hakkında bilgi verelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Moda Perakendesinin öncü firması, bir Datathon düzenlerde katılım az olur mu? Tabi ki olmaz. &lt;strong&gt;400&lt;/strong&gt; kişi başvurmuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kadar çok başvuru olunca, bir ön eleme yapılmasına karar verilmiş. Etkinlikten 1 hafta önce, katılımcılara ufak bir problem yollandı. E-Ticaret müşterilerinin sitede kalma süreleri, açtıkları sayfalar, session sayıları, bounce rateleri, vs. gibi değerler ile alışveriş yapıp yapmadıkları verilmişti. Ekiplerden, bu verileri kullanılarak bir model kurmaları isteniyordu. Belirlenen zamanda bu modeli yollayanlar arasından, Datathon’a katılacak ekipler belirlendi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelelim ana etkinliğimize.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Etkinlik ilk duyurusu yapıldığında 2 ana kategori verilmişti. Birincisi “&lt;strong&gt;Satışı Keşfet&lt;/strong&gt;”, İkincisi ise “&lt;strong&gt;E-Ticareti Keşfet&lt;/strong&gt;”. Bu iki kategoriyi görünce, dışarıdan biri olarak içeriği merak ettik. Acaba detayda ne sorulacak. Daha doğrusu bu iki güne sığdırılacak bir problem ne olacak diye. Ardından, etkinlik yaklaştıkça detaylar su yüzüne çıkmaya başladı. Ekiplerin 3 problemden birini seçmesi istendi.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Satış Tahmini&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Churn Tahmini&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Görüntü İşleme&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Etkinlik başladığı ilk gün, şirket yetkilileri sahneye çıkarak, problemleri ve bu problemlerin çözümünden ne beklediklerini anlattılar. Sunumların sonunda, konularını seçen ekiplere veri setleri ve bu veri setlerinin açıklamaları verildi. Normalde Hackathonlarda, etkinlik boyunca aynı mekanda kalınır ve kimse eve gitmeden gece gündüz çalışılır. Hatta, uyku tulumlarında, belirlenen koltuk alanlarında uyunur. Fakat LC Waikiki’nin düzenlediği bu etkinlik, sadece gündüzleri yapıldı. Sabah ve akşamları katılımcılar servislerle ulaşımlarını sağladılar. Bunun tam olarak nedenini bilmesek de, katılımcı sayısının çok fazla olması, iş güvenliği, bilgi güvenliği (ISO 27001), sağlık vs. gibi nedenlerden biri olduğunu düşünüyoruz. Zaten yarışmayı kazanmak isteyen ekiplerin, eve gittiklerinde sabahlayıp yarışmayı kazanmak için ellerinden geleni yaptıklarını tahmin ediyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;680&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-10.BBNUvI0P_Z2fVfcJ.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Problemlerin detaylarına geçmeden önce Ödülün ne olduğunu hatırlayalım. Birinciye tam &lt;strong&gt;15.000TL&lt;/strong&gt;, İkinciye &lt;strong&gt;10.000TL&lt;/strong&gt;, üçüncüye ise &lt;strong&gt;5.000TL&lt;/strong&gt; ödül verildi. Diğer etkinliklerle kıyaslandığında ödülün iyi olduğunu söyleyebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazıyı buraya kadar okuduysanız, bu etkinlik hakkında övgüyle bahsettiğimizi anlamışsınızdır (biraz fazla mı övüyoruz). Bunun bir nedeni de, Jüri ve Danışmanların kalitesi. Hepsi birbirinden değerli ve sektörün önde gelen “&lt;strong&gt;iş insanları&lt;/strong&gt;”. Jüri, &lt;strong&gt;Şampiyonlar Ligi&lt;/strong&gt; gibi. Perakende denince akla gelen herkes orada. Jüride bulunan 4 kişiyi yakinen tanıyorum ve diğer kişileri de uzun zamandır takip ediyorum ve hepsi örnek aldığım kişiler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;651&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-11.DYZgxRQh_1PTdM2.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Danışmanlar, her biri alanında uzman kişiler. Öğretim Üyeleri, farklı sektördeki profesyoneller, bu alana hayatını adamış eğitmenler, yazarlar ve tabi ki LC Waikiki çalışanları (Kalp).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;559&quot; height=&quot;781&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-12.MeAnHTls_Z2niGQT.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;569&quot; height=&quot;606&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-13.BbSBCLaF_Z2kn0aX.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu listede ismi olmayan fakat, katılımcılarla ayrı ayrı ilgilenen, &lt;strong&gt;Amazon (AWS)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Google (Cloud)&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Microsoft (Azure)&lt;/strong&gt; yetkililerine de buradan bir selam çakmamız lazım. Etkinliğin en başından sonuna kadar, ekiplerle ilgilenip destek verdiler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi gelin, kısaca problemlerden bahsedelim.&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;satış-tahmini&quot;&gt;Satış Tahmini&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Satış Tahmini&lt;/strong&gt; probleminden bahsetmeden önce Ürün Hiyerarşisi nedir onu kısaca anlatalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;664&quot; height=&quot;328&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-14.DpPemBHI_Z10Wk8W.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir perakende şirketinde, şirketi daha verimli yönetmek ve metrikleri doğru takip etmek için ürün, lokasyon, zaman hiyerarşilerine ihtiyaç duyulur. Bunun bir nedeni de, şirketteki personellerin konumlandırmasını doğru yapmaktır. Ürün hiyerarşisinde hem markalara hem cinsiyetlere hem de satın alma yapılan ürün cinsine göre şekillenmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;LC Waikiki bu problemde, &lt;strong&gt;Mağaza-Gün-Class&lt;/strong&gt; seviyesinde (Neee?) tahmin yapılmasını istemekteydi. Verdikleri train veri seti ile modeli geliştirip, test için hazırlanan veri setinde belirlenen metriklere göre modelin başarısı ölçülecekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Moda Perakendesinde tahmin üzerine uzun süre çalışmış biri olarak, problemin zor olduğunu söyleyebilirim. Zor olması aslında çok süper bir şey. Kolay bir şey olsaydı herkes çözerdi 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Probleme zor dememin &lt;strong&gt;2&lt;/strong&gt; nedeni var.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Moda Perakendesini bilmeyen kişiler için hiyerarşiyi, değişkenleri, teknik terimleri yani veriyi anlamak çok kolay değil&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Veri çok büyük 🙂 Ekipler, model kurup train etmeye başlayınca bunu çok iyi anlamışlardır.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;h4 id=&quot;churn-tahmini&quot;&gt;Churn Tahmini&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;Churn analizi ya da Tahminin de amaç, sizi terk edecek müşterilerin tespit edilmesidir. Eğer bu müşterileri öncede tespit ederseniz, onlar sizi terk etmeden önce aksiyon alıp sizden alışveriş yapmaya devam etmesini sağlayabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu problemde de, Churn olacak müşterilerin tahmini ve Churn’e sebep olan etkenlerin ilişkilerinin ortaya çıkarılması beklenmekteydi.&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;görüntü-i̇şleme&quot;&gt;Görüntü İşleme&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;Katılımcılara verilen ürün görsellerinden, ürünlerle ilgili özelliklerin (Cinsiyet, Renk, vs.) bulunması istenmekteydi. Bu sonuçlar gerçek verilerle karşılaştırılıp doğruluğa göre puanlanacaktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3 problemde birbirinden güzel ve zor. Fakat benim fikrimi soracak olursanız en zoru, Satış Tahmini problemi. Hem veri büyüklüğü, hem karmaşıklığı, hem de iş bilgisi gereksinimi nedeniyle zor olduğunu düşünüyorum. İkinci zor proje Görüntü İşleme. Verilen görüntülerin kalitesini ve boyut farklılıklarını bilmediğim için bunu söylüyorum. Eğer hepsi standart ise ve doğru kütüphanelerle çok da zor olmayabilir. Churn Tahmini ile ilgili literatürde bir çok çözüm bulunduğu için daha kolay yapılacağını düşünüyorum. Ama verinin kirli olma olasılığı ve samanlıkta iğne aramaya götüreceği için seçeceğim en son proje olurdu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi bu yazının sürpriz kısmına gelelim. LC Waikiki Datathon’u kazanan ekip &lt;strong&gt;Crawlers&lt;/strong&gt; oldu. Geçtiğimiz gün, bu harika ekiple röportaj yapma şansı buldum. Açıkçası uzun zamandır kendilerini tanıdığım için bu isteğimi kırmadılar ve sorularıma samimiyetle cevap verdiler. Gelin bu cevapları beraber okuyalım.&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;crawlers-ekibi-üyeleri&quot;&gt;Crawlers ekibi üyeleri&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/yselmas/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Yavuz Selim Elmas&lt;/strong&gt; — Borusan — Dijital Pazarlama Yöneticisi&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/ysancaktutan/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Yasin Sancaktutan&lt;/strong&gt; — TRT World — Veri Bilimci&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/burak-suyunu/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Suyunu&lt;/strong&gt; — Boğaziçi Üniversitesi — Bilgisayar Mühendisliği Araştırma Görevlisi&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/berkbaytar/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Berk Baytar&lt;/strong&gt; — TRT World — Yazılım Geliştirme Uzmanı&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/meminozturk/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Emin Öztürk&lt;/strong&gt; — Afiniti — Veri Bilimci&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;640&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-15.BJAUtPSq_Z14kogU.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: Kısaca Crawlers ekibini tanıtır mısınız?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yasin:&lt;/strong&gt; İlk ben cevap vermek istiyorum. Crawlers, birbiri ile vakit geçirmesini seven ve birlikte yaptığı her şeyden keyif alan genç bir ekip. Ben hepsi ile çalıştığım kurum dolayısıyla tanıştım, hatta üçümüz daha önce aynı ekipte bulunduk. (Ben, Mehmet Emin ve Burak)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Berk:&lt;/strong&gt; Ekibimiz Yasin’in de belirttiği gibi aslında daha önceden beraber çalışmış kişilerden oluşuyor. Bu yüzde hepimiz birbirimizin yeteneklerini ve özelliklerini bildiğimiz için çok hızlı iş dağılımı yapabiliyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Emin:&lt;/strong&gt; Farklı bir deyişle, biz farklı yetkinlikleriyle birbirini tamamlayan 5 Data Sapiens’ten oluşuyor. Yavuz ekibin motivasyon kaynağı, Yasin tecrübeli bir data scientist, Berk rate limitlerin karşı koyamadığı bir crawler, Burak her konuya adapte olabilen joker bir developer ve veri bilimci, ben de kendini veri bilimi konusunda yetiştirmeye çalışan biriyim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Burak:&lt;/strong&gt; Biz vakti zamanında yolları TRT World’de kesişmiş, veri bilimine meraklı 5 kişiyiz. Birlikte vakit geçirmeyi seven kişiler olduğumuz için, farklı yollarda devam etsek bile görüşmeye devam ediyoruz. Her ay mutlaka bir öğlen yemeğini (lahmacun partisi) beraber yiyoruz ve sektörlerimiz hakkında konuşuyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yavuz:&lt;/strong&gt; Aslında bu bizim ekip olarak ilk hackathonumuz değil. Crawlers ekibi ile geçtiğimiz yıl Türk Hava Yolları Travel Hackathon’da 300 Takım arasından katilim hakki kazanan 30 takımdan birisi olduk, kendi sınıfımızda ise finale kalarak son 12 takımdan birisi olduk. Ayrıca Mercedes Benz Hackistanbul için yapılan 1000 başvuru arasından, shorlist edilen ekipler arasına girdik. Kişisel başarılardan ayrı ayrı bahsetsem tabi ki bu röportaj bitmez. Fakat Berk’in 2 adet Google Developers Challenge Ödülü , Mehmet Emin’in de geçtiğimiz yıllarda B/S/H’ın düzenlediği hackathonda birinciliği bulunuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: Harika bir ekip. Açıkçası başarınızdaki en büyük etkenlerden biri sanırım birbirinizi tamamlamanız. Saf Veri Bilimciler yerine, hem data engineer, hem developer, hem veri bilimi hem de sunum ve pazarlama yeteneklerini birleştirmişsiniz. Birinciliğe şaşırmamak gerekir. Datathon’da 3 ayrı problem vardı. Satış Tahmini, E-Ticaret Churn ve Görüntü İşleme. Siz hangi problemi seçtiniz ve neden?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yasin:&lt;/strong&gt; Aslında başvuru esnasında Churn Analizi problemini seçmiştik. Hackathon günü Satış Tahmini projesinin hem önemi hem de problem tanımının iş sahipleri tarafından daha iyi yapılmasından dolayı konu değişikliğine gittik. LC Waikiki gibi senede yüz milyonlarca ürün satan bir perakende şirketinin süreçlerine ufak bir etkimizin bile onlar için çok şey ifade edeceğini düşündük. Ayrıca Satış Tahmini, görünürde çözülmesi en zor problem olduğu için burada yapacağımız iyi bir modelin bizi sadece bu kategoride değil, tüm yarışmada birinci yapacağını fark ettik. Bu sebeplerden dolayı konumuzu bu şekilde belirledik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Burak:&lt;/strong&gt; Bu problemi seçmemizin temel olarak iki sebebi vardı aslında. İlk olarak verinin kendisi ve zenginliği heyecan vericiydi. Üzerinde denenebilecek bir çok şey vardı. İkinci olarak ise satış tahmini problemi diğer problemlerden daha zor gözükse de sektör için daha değerli olduğunu düşündük.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yavuz:&lt;/strong&gt; LC Waikiki’nin 2017 yılı cirosu 12.2 Milyar TL, 2018 yılı rakamları açıklanmadı diye biliyorum ama hedeflerinin 16.2 Milyar TL olduğunu, bunun da yüzde 33 bandında bir büyümeye tekabül ettiğini görüyoruz. Bu ölçekte ve bu büyüme hızında LC Waikiki için en çok değer satış tahmini alanında yürütebileceğimizi düşündük, bundan dolayı satış tahmini konusunu seçtik, ve iyi ki de seçmişiz gerek LCW satış planlama ekibinin mentorlugu gerek bu alanda tecrübeli endüstri liderlerinden aldığımız öngörüleri, kurduğumuz modelle harmanlayınca çok güzel ve tatmin edici sonuçlar ortaya çıktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mehmet:&lt;/strong&gt; Ve satış tahminine odaklandık, çünkü aldığımız izlenimlere göre en zor ve aynı zamanda kıymetli problem satıştı. Churn probleminde kendimizi öne çıkaracak pek bir derinlik olmadığını düşündük. Görüntü işleme alanında da çok tecrübemiz yoktu. Bu sebeple zoru seçtik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Berk:&lt;/strong&gt; Bu konunun önemini anlamaya ek olarak, veri kalitesi ve derinliği olarak diğerlerinden çok daha üstündü. Hem temiz hem de büyük bir veri bulunuyordu. Bizim için gerçek bir meydan okumaydı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: açıkçası ben de olsam, bu problemi seçerdim. Fakat Satış tahmini bu problemler arasında en zoruydu. Problem ile ilgili yaşadığınız zorlukları ve nasıl aştığınızı kısaca anlatabilir misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yasin:&lt;/strong&gt; Öncelikle perakende hakkında çok fazla bilgiye sahip değildik. Verideki öznitelikleri tam olarak anlamak için hem verilen doküman üzerinde kendimiz çalıştık hem de konu hakkında sektörün en iyisi olan mentorumuzdan (Adı bizde saklı 🙂 ) destek aldık. İkinci sıkıntımız ise verinin büyüklüğü ile ilgiliydi. 93 milyon satırlı bir veriyi her ne kadar elinizde bulut altyapısında çalışan çok güçlü makineler olsa bile bazı darboğaz sıkıntıları nedeniyle işlemeniz çok zorlaşıyor. Modelimiz çok yavaş çalışıyordu, iterasyon yapmamız da güçleşiyordu. Bulut sağlayıcımızın bize sağladığı neredeyse sınırsız kaynaklar sayesinde bir kaç çok güçlü makinede farklı modeller eğiterek bu problemin üstesinden geldik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Burak:&lt;/strong&gt; Sanırım en büyük zorluk bizim için zaman oldu. Veriyi ilk defa cuma günü Datathon’da gördüğümüzde hem verinin büyüklüğü hem de verinin zenginliği karşısında şaşırmadık desek yalan olur. Vaktimizin büyük kısmını bu veriden çıkarılabilecek ekstra özelliklere ayırdık ve veriye bir çok yeni bakış açısı getirdik. Her ne kadar ekibimiz ne yaptığını bilen insanlardan oluşsa da Yasin’in dediği gibi verinin çok büyük olması sebebiyle (Eğitim: 90M+ Test: 30M+ satır) işlemlerin yapılması uzun vakit alıyordu. Tam bu sırada Amazon’un bize sağladığı neredeyse sınırsız bulut bilişim desteği ilaç gibi geldi. Bunu tekrar tekrar söylüyoruz çünkü Amazon hızır gibi yetişti. Süre dolduğunda hala daha aklımızda modele yetiştiremediğimiz, ekleyemediğimiz özellikler kalmış olduysa da; verilen süre içerisinde en doğruya yakın özellikleri ve modelleri seçerek başarıya ulaştığımızı düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Emin:&lt;/strong&gt; Ben biraz teknik detay vereyim. Burada teknik detay anlatmamız problem olmaz herhalde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: Olursa kazandığınız paradan keseriz:)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Emin:&lt;/strong&gt; 🙂 Öncelikle büyük hacimde bir veri paylaşıldığı için 380 GB’lık belleğe 96 core işlemciye sahip makinelerde dahi sık sık bellek hatası aldık. Bu nedenle de aklımıza gelen birçok fikri uygulamakta zorlandık. Bunu aşmak için günlük seviyede tahminlerden önce veriyi haftalık seviyeye indirgeyip çok daha fazla değişken üreterek model kurma şansı bulduk. Bu şekilde aldığımız haftalık sonuçlarla günlük tahmin modelimizi besledik. Bu yaklaşım validasyon RMSE skorumuzda %20 iyileşme sağladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun yanında günlük tahmin modelimizi daha da iyileştirmek özel günlerle alakalı çok anlamlı bir değişken ürettik. Bayramlar ve Anneler günü gibi özel günleri binary değişkenlerle temsil etmek yerine bu özel günlere kalan gün sayılarını hesapladık. Çünkü çoğunlukla özel günlerimize o gün değil öncesinde hazırlık yapıyoruz. Aldığımız geri bildirimlere göre bu değişken LC Waikiki’de şimdiye kadar hiç kullanılmamış.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Meteorolojinin satışla korelasyon içerisinde olduğunu bildiğimiz için ani hava değişimlerini hesaba katmak adına günlük sıcaklık farklarını da modelimize dahil ettik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ayrıca Mağaza ve Class gibi birçok sayısal görünümlü kategorik değere de ayrı ayrı odaklanarak kendi karakterlerine göre Target Encoding, Dummification, Label Encoding gibi farklı yöntemler uygulayarak modelimize ekledik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Berk:&lt;/strong&gt; En büyük problemimiz memory hatalarıydı bize verilen dataset büyüktü ve train etmesi çok uzun sürüyordu. Tercih ettiğimiz cloud provider Aws Cloud’du bize 500$ kredi verilmişti bir süre kadar küçük serverlar ile çalıştık son gün ise en büyüklerine geçtik ve ciddi anlamda rakiplerimize train süresinde fark attığımızı düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yavuz:&lt;/strong&gt; Verilen datanın büyüklüğü model kuran arkadaşlarımızı özellikle zorladı, ama gerek AWS desteği gerekse sabırla 😎 bunu bir şekilde aştık diyebilirim. Teşekkürler AWS 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Berk:&lt;/strong&gt; Bu tarz yarışmaların artması gerektiğini düşünüyorum. LC Waikiki çok iyi hazırlanmıştı ve verilen datasetler çok açıklayıcıydı. Bizden sadece probleme odaklanmamız beklenmişti. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yasin:&lt;/strong&gt; Program her açıdan çok başarılıydı. Mentorlar bizlerle sürekli ilgilendiler, sorularımızı cevapladılar. Problemler ve veri setleri de çok ilgi çekiciydi. Ülkemizde mevcut hackathonların yanında bu şekilde veri yoğunluklu datathonların da olmasını çok isteriz. Buradan emeği geçen herkese ve sizlere de teşekkür ederiz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yavuz:&lt;/strong&gt; LC Waikiki Datathon bizim için çok güzel bir tecrübeydi, düzenleyen ekibi ayrı ayrı tebrik etmek lazım. Veri konusunda uzman arkadaşlarımın aktardığına göre paylaştıkları veriler son derece temizdi. Görebildiğimiz kadarıyla sadece böyle bir etkinlik yapmak için yapılmış değildi, ben özellikle bizimle birebir ilgilenen IT’den sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Özer’e çok teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca pazar günü aksam saatinde 1.lik ödülünü LC Waikiki CEO’sundan almak da üst yönetim düzeyinde bu tarz etkinliklere ne derece önem verildiğinin ayrıca göstergesi .&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Emin:&lt;/strong&gt; LC Waikiki’ye yeterince teşekkür edildi. Ben ekibimize teşekkür etmek istiyorum. Bu muhteşem ekibin bir parçası olarak böyle bir başarı elde ettiğimiz için çok mutluyum. Bu etkinlik aldığımız neticenin yanında önce ömür boyu unutmayacağımız güzel bir anı olarak kalacak zihinlerimizde.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Burak:&lt;/strong&gt; LC Waikiki ve ekibe teşekkür edildiğine göre, ben de ekibimizin abisine teşekkür etmek istiyorum. Başta ne kadar ekibimiz 5 kişiden oluşuyordu dediysem de; arka planda bizi mentörlüğüyle ve bilgisiyle aydınalatan; veriyi farklı şekillerde görmemizi sağlayan Sabri Suyunu’ya (evet kendisi abim oluyor) teşekkür etmeden olmazdı 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri: Ben hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Hepinizi tekrar tebrik ederim. Gerçekten harika insanlarsınız. Bu röportaj vesilesi ile LC Waikiki’yi de böyle güzel bir organizasyonu düzenledikleri için tebrik ediyorum. Ellerinize sağlık&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son söz olarak, gerçekten kaliteli bir etkinlikti. Özetleyecek olursak,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kaliteli Problemler&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kaliteli Jüri ve Danışmanlar&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kaliteli altyapı sağlayıcıları ve Teknik Destek&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kaliteli mekan&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;CEO’sundan uzmanına kadar sahiplenilmiş bir organizasyon&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bu organizasyonun sonucunda hem LC Waikiki, hem yarışmacılar, hem de servis sağlayıcılar kazandı. Organizasyonu düzenleyen ve ekiplerle yakından ilgilenen &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/serafettinozer/&quot;&gt;Şerafettin Özer&lt;/a&gt; Bey ile &lt;a href=&quot;https://www.linkedin.com/in/ahmet-kalafat/&quot;&gt;Ahmet Kalafat&lt;/a&gt;’a ve tüm Datathon ekibine tebriklerimi iletiyorum. Perakende sektörüne ve diğer sektörlere örnek olması temennisi ile.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;576&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/image-16.qKC8eYdB_mLVtg.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Datahon Websitesi:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://datathon.lcwaikiki.com/&quot;&gt;http://datathon.lcwaikiki.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;LC Waikiki Analytics Ekibinin yayınladığı medium yazısı:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;https://medium.com/lcw-analytics/bir-datathonun-anatomisi-lc-waikiki-datathon-2019-a55606117bcb&quot;&gt;https://medium.com/lcw-analytics/bir-datathonun-anatomisi-lc-waikiki-datathon-2019-a55606117bcb&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Boğaziçi Üniversitesi Haberler:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/verinin-sihirbazlari-datathon-da-buyuk-odulu-aldi&quot;&gt;https://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/verinin-sihirbazlari-datathon-da-buyuk-odulu-aldi&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Boğaziçi Üniversitesi MIS Haberler:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.mis.boun.edu.tr/new/bolumumuz-ogrencilerinden-yavuz-selim-elmasin-takimi-lc-waikiki-datathonda-birinci-oldu&quot;&gt;http://www.mis.boun.edu.tr/new/bolumumuz-ogrencilerinden-yavuz-selim-elmasin-takimi-lc-waikiki-datathonda-birinci-oldu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Geciken Yazı Hakkında</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/geciken-yazi-hakkinda/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/geciken-yazi-hakkinda/</guid><description>Öncelikle yazılarımı okuyan herkese teşekkür ederim. O kadar güzel tepkiler aldım ki, bir haftadır ayaklarım yere basmıyorum. Özellikle bir şekilde …</description><pubDate>Thu, 23 Feb 2017 08:52:13 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Merhaba Herkese,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle yazılarımı okuyan herkese teşekkür ederim. O kadar güzel tepkiler aldım ki, bir haftadır ayaklarım yere basmıyorum. Özellikle bir şekilde tanıştığımız, konuştuğumuz, gıyaben bildiğimiz ve hayatımda yeri olan insanların yazılarımı okuması beni çok mutlu etti.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yazarın Notu:&lt;/strong&gt; Yazar kısaca yazısının gecikeceğini yazıp çıkacaktı. Fakat ardından bir kaç veri koyayım dedi. Fakat onu koyarken aklına çok önemli bir şey geldi. YamYam etkisi &lt;a href=&quot;https://en.wikipedia.org/wiki/Cannibalization_(marketing)&quot;&gt;(Cannibal Effect)&lt;/a&gt; İkinci bölümün birinci bölümden daha fazla neden okunduğunu yazacaktı fakat bu kadar basit bir konu için bile yazacak bir sürü abur cubur buldu. Ve yazı biraz uzadı.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Google Analytics üzerinden kısa bir analiz yaptım. Sonuç, 2. Bölüm, 1. Bölüm’den 4 kat daha fazla okunmuş. Peki neden?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Çünkü 2. Bölüm’ün okunabilirliği daha fazlaydı” dediğinizi duyar gibiyim. Evet bence de, ikinci bölüm çok daha okunabilirdi. (Hatta arada açıp ben de tekrar tekrar okuyorum 😀 ) Ama kazın ayağı öyle değil. Peki nasıl?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önce sonuç değerlerine bakalım:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;226&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/google_analytics_1-1024x226.BDBCF32g_ZvS7EE.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bölüm 2 : 703 Sayfa Görüntülenme&lt;br&gt;
Bölüm 1: 164 Sayfa Görüntülenme&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tam 4.28 katı fazla görüntülenmiş. Şimdi aklımızdaki soru işaretlerini cevaplamak için sesli düşünelim. Bir yazının anlatım tarzı gerçekten bu kadar etkili olabilir mi? Bunun nasıl anlarız ki? Sanırım en kolay yol şu olmalı: Senin normal bir yazın ortalama kaç kere okunuyor. Bunun bilirsek, daha kolay analiz yapabiliriz. Ama bir dakika, Diyelim ki ortalama 100. Bu neyi kanıtlayacak ki? Ortlamanın tam 7 katı olması için farklı bir şeye ihtiyaç var! Reklam!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte sorun da bu. Siz dünyanın en güzel yemeğini de yapsanız, en güzel kıyafetini de üretseniz, en iyi youtube kanalı da olsanız, en güzel fotoğrafları da çekseniz, sizin reklama ihtiyacınız var. Reklam deyince aklınıza geleneksel reklamlar gelmesin. TV’de “az sonra” dedikten hemen sonra çıkan reklamlardan bahsetmiyorum. Tabi onlar da var ama benim söylediğim, bazen arkadaş tavsiyesi, bazen foursquare’daki 9.2 puan, bazen Vedat Milör, bazen oyun içinde iki tur arasında çıkan reklamı, bazen ünlü bir kişinin üstündeki kıyafet markası, bazen tuzun etle buluştuğu o an bile olabilir. Fakat siz içeri giren müşteriyi arttırmalısınız ki, dönüştürme oranınız değişsin. (Conversion rate konusuna girmeyelim çıkamayız 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Blogdaki iki yazıya bir de bu açıdan baktım. Yani bir önceki imajda bulunan rakamları kaynaklarına göre detaylandırdım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;559&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/google_analytics_bolum1-1024x559.DK6XwTQi_Z1tpCWg.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bölüm 1&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;554&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/google_analytics_bolum2-1024x554.Cu9gKNqt_AsbIG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bölüm 2&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Reklamın gücü adına! Vay be. Bu sonucu ben de beklemiyordum. Kısa bir ön bilgi vereyim. Birinci yazıyı sadece whatsapp üzerinden 4 gruba yolladım. (Gruplardan bir tanesine aşırı baskı yaptım ve okumaları konusunda yıldırıcı bir politika sergiledim. Teşekkürler GoyDoy Atları) Fakat ikinci yazıyı tüm mecralarda yayınladım. Facebook, Twitter ve Linkedin (tabi Whatsapp grupları da) Sonuçlar ortada. İkinci yazıyı birinci yazıyı dövmüş. Ama hala soru cevaplanmadı. Okunabilirlik mi reklam mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Burada analizi bir alt detaya indirmek gerekiyor ve şu soruyu sormamız gerekiyor. “Senin ikinci yazında, birinci yazının linki de vardı. Yani insanlar ikinci yazıyı okumak için gelip ardından birinci yazıyı da okumuş olabilir. Bu sebeple birbirini de tetiklemiş olabilir. Bir reklam iki yazıyı da etkilemiş olabilir” Bir de şunu soralım. “Sen birinci yazıyı yayınladıktan sonra hemen bir hafta sonra ikinci yazıyı yayınlamışsın. Ana sayfada ikinci yazı daha üst sırada gözükmüş, sen birinci yazıya yeterince zaman vermemişsin. Yeni ürün piyasaya sürdüğün için YamYam etkisine neden olmuşsun”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet arkadaşlar, bu yazı böyle uzar gider. Bence ikinci yazının daha çok okunmasının nedeni evet reklam ama hikaye şeklinde olmasının büyük etkisi var. (Bounce Rate oranı) Bunu göz önüne alarak 3. yazıyı farklı bir formatta tekrar kaleme alıp yazmaya karar verdim. O yüzden yazı biraz gecikecek. Güzel bir konsept olacak. Biraz sizi bekleteceğim. Umarım beklediğinize değer.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Selamlar&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Ne İş Yapıyorum – Big Data ve Machine Learning – Bölüm 2</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-2/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-2/</guid><description>Bir önceki bölümde, kısaca Big Data, Machine Learning kavramlarının ne olduğunu ve ayrı ayrı düşünüldüğünde Perakendede nasıl uygulanabileceğinin üzerinde …</description><pubDate>Wed, 15 Feb 2017 07:00:03 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-1/&quot;&gt;Yazının birinci bölümünü okumadıysanız buradan ulaşabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/allocation/allocation-sezon-ici-yonetim-nedir/&quot;&gt;Ali, Veli ve Pelin kim olduğunu bilmiyorsanız, bu yazıyı okuyabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bir önceki bölümde, kısaca Big Data, Machine Learning kavramlarının ne olduğunu ve ayrı ayrı düşünüldüğünde Perakendede nasıl uygulanabileceğinin üzerinde durmuştuk. Şimdi ise bunlar birleştiğinde Perakendede nasıl olacağını hayal edeceğiz ve bu hayalimizi de bir hikaye ile anlatacağız. Başrolünde Pelin’in olduğu, Truman Show, Terminatör, Starbucks, Augmented Reality gibi birbirinden ilginç konuların bulunduğu bu hikayeyi tek solukta okuyacaksınız. İyi okumalar&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Haydi bir hikaye yazalım. Hikayemiz Pelin hakkında. Pelin’i bilenler bilir. Analything dergisinin 3 yıldızından bir tanesiydi. Hani şu planner olan. Hikayemizin ismi de &lt;strong&gt;“Gelin Pelin Jacqueline”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Pelin işten çıkıp eve gittiğinde, hemen uyumak istiyordu. Çok yorulmuştu. Yaklaşan düğün heyecanı ve işlerin yoğunluğu artık son noktaya gelmişti. Bir taraftan gelinlik hakkında araştırma yapıyor, bir taraftan balayı programını en eksiksiz bir şekilde hazırlamaya çalışıyor, bir taraftan alması gereken hediyeleri araştırıyor, bir taraftan da planlama ile ilgili olan işleri yapıyordu. Yemeğini yedi, televizyonu açtı, koltuğa uzandı ve gözlerini kapattı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;06:15&lt;/strong&gt;‘de çalan alarm ile güne gözlerini açtı. Gözlerini açtığında hala gün(düz) değildi. Gözlerini tekrar kapatmak istedi fakat servisi kaçırırsa vereceği taksi parasını düşündükçe bu fikrinden uzaklaşıyordu. Telefonunu eline aldı. &lt;strong&gt;LCSO (LC Waikiki Servis Otomasyonu)&lt;/strong&gt; adlı uygulamayı açtı. Servisin &lt;strong&gt;25&lt;/strong&gt; dakika mesafede odluğunu gördü. Şu anki yol durumuna göre her zamanki vaktinde gelecekti. Evinden servis bekleme yerine yürüme mesafesi de 2 dakika gösteriyordu. Uygulama üzerinden son 5 dakika hatırlatmalı alarmı kurdu ve hazırlanmaya başladı. &lt;strong&gt;“5 dakika kaldı”&lt;/strong&gt; alarmı çaldığında hazırdı. Acele etmeyerek yavaş yavaş servis bekleme noktasına yürümeye başladı. LCSO’ya göre &lt;strong&gt;Ali (the Allocator)&lt;/strong&gt; bugün servise binmemişti. Hasta olduğunu düşünerek mi üzülse yoksa işlerin bir kısmı kendisine kalacağına mı üzülse bilemedi. Neyse ki Veli kendini çok geliştirmişti. O yüzden bu konuyu düşünmeden yürümeye devam etti. Servisi 1-2 dakika bekledikten sonra geldi. servise bindiğinde kısık bir dıt sesi çıktı ve yerine geçip oturdu. LCSO’dan gelen yeni bir &lt;strong&gt;push notfication&lt;/strong&gt; dikkatini çekti. (İşe gelmeyecekleri zaman, uygulama üzerinden işaretleme yapıyorlardı ve bu sayede, şoför dinamik rotalama yapabiliyordu. Çalışanlara servise binecekleri saatlerin değişmesi durumunda push notification ile haber verilebiliyordu) İşe geldiği &lt;strong&gt;son 10 gündür&lt;/strong&gt; servisi hiç bekletmediği ve hep zamanında geldiği için, &lt;strong&gt;1 adet tall mochasını&lt;/strong&gt;, aşağıda bulunan kare kodu kullanarak şirketin içinde bulunan &lt;strong&gt;starbuckstan&lt;/strong&gt; alabileceğini belirtiyordu. Mutlu oldu. Arkasına yaslandı.&lt;br&gt;
35 dakikalık bir yolculuk onu bekliyordu. Uyumak ya da uyumamak arasında gidip geldikten sonra düşünmeyi tercih etti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çalışma hayatının belki de en büyük zorluklarından bir tanesi sabah erken kalkma ve servisle geçirdiğin bu koca vakitti. Düşünsene her gün gidiş geliş 1.5 saat vakit harcıyordun. Yine de bir işe sahip olmak ve sevdiğin bir işe sahip olmak bu günlerde bulunmaz nimetlerden bir tanesiydi. Son 3 sene çok hızlı geçmişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Allocatorlıktan&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;plannerlığa&lt;/strong&gt; geçmişti, ilk başta çok zor gelse de zamanla alışmıştı. Plannerlıktaki 3. senesini tamamlamıştı. Araba ve ev alma konusunda gidip gelmiş ve sonunda bir ev almaya karar vermişti. Eşyalar, taşınma, vs. derken 1 sene geçmişti bile.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yeni hobiler edinmişti. &lt;strong&gt;Terrarium&lt;/strong&gt; ile uğraşıyordu ve stresini bu şekilde atmaya çalışıyordu.&lt;br&gt;
Geçen sene bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı “&lt;strong&gt;Patrick Jacqueline”&lt;/strong&gt; adlı kişi ile 6 ay sonra evlenecekti. Aşık olmuştu ama doğru mu yapıyorum diye de sormadan edemiyordu kendine.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunları düşünürken, iş yerine ulaştı. Servis kapalı otoparka girerken, yavaşçana toparlandı. Yeni bina eski binadan daha modern olmasına rağmen, arada eski binayı özlediğini farketti. Simit yemek istiyordu ama bu kadar üşengeçken çok mümkün değildi. Yavaş yavaş yukarı çıkmaya başladı. Aklına Starbucks hediyesi geldi. &lt;strong&gt;Starbucks’a&lt;/strong&gt; doğru yürürken 2 şey aklına takılmıştı.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“Birincisi, son 10 gündür servise zamanında geldiğimi nereden biliyorlardı?”&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“İkincisi, Mocha’yı ben sevdiğim için mi hediye etmişlerdi yoksa bu bir rastlantı mıydı?”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tabiki rastlantıydı. Herkesin ne sevdiğini nereden bilebilirlerdi ki? Tam bu cümleyi aklından geçirirken, karşıdan &lt;strong&gt;Melih’in&lt;/strong&gt; ona doğru yürüdüğünü gördü. Ağzı kulaklarına varmıştı. Söze ilk giren o oldu:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Pelin, sana çok ilginç bir şey söyleyeceğim. Benim hep servise geç kaldığımı biliyorsun. Fakat son 5 gündür geç kalmıyordum. Bugün bir mesaj aldım. Tahmin et ne yazıyordu?”&lt;br&gt;
Bu soru cümlesi cevap bekleyen bir cümle miydi, yoksa devam etmesi için doğrulaması mı gerekiyordu bilemiyordu. Sadece kafasını sağa sola çevirdi. O da devam etti.&lt;br&gt;
“Bana gönderdikleri mesajı dinle: &lt;strong&gt;“Senin başarın diğer kişilerin başarısından daha değerli. Azmini tebrik ediyoruz. 5 kere üst üste geç kalmadın. Vanilya Cafe Latte (Yumuşak İçim) kahve bugün bizden. Afiyet olsun.”&lt;/strong&gt; İnanabiliyor musun? En sevdiğim kahveyi hediye etmişler. Rastlantının böylesi ve bu kadarı”&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“Vay be”&lt;/strong&gt; diyebildi sadece. İçinde hem sıcak hem de soğuk bir rüzgar esti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kahvesini almaktan vaz geçerek masasına gitti. Masasına oturdu. (Neden sandelyede oturulmuyordu hala bilmiyordu) Veli çoktan yerine oturmuş ve çalışmaya başlamıştı. Maillerini açtı ve teker teker okumaya başladı. Günlük raporların dışında bir mail gözüne çarptı:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“WGSN Fotoğraları ile Trend Analizleri”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Reklamdır diye düşünüp devam etmek istedi fakat bir şans vermeye karar verdi. Raporu anlatan kısa bir yazı bulunuyordu:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;“WGSN Worth Global Style Network, Dünyadaki her markanın vitrininden tutun da, moda dergilerinin kapaklarına kadar, önemli moda şehirlerinde yolda yürüyen insanların giydiği kıyafetlerden, “bu da moda mı yav” diyeceğiniz defilelere kadar, dünyanın modasının nabzını tutan bir portaldır. Biz Data’cılar bu siteye girdiğimizde hiç bir şey anlamıyoruz. Moda ne kadar “değişik” bir şey diyoruz. Fakat Data’nın yalan söylemeyeceğini de biliyoruz. Bu sebeple, bu sitede bulunan fotoğrafları analiz eden, sınıflandıran, kategorilere ayıran, birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran bir yapı geliştirdik. Bu yapı sayesinde,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Yıl (Zaman)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Şehir, Ülke (Yer)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Cinsiyet (Kadın, Erkek, ?)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yaş Grubu (Çocuk, Büyük)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Marka (X, Y, Z)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;boyutlara göre, Renk ve Range bilgilerine ulaşabilirsiniz. moda olan renklerin dışında, Range bilgisi sayesinde o sene hangi tarz kıyafetlerin (Kısa kollu, uzun kollu, çizgili, düz, vs.) ve Klasman detayında analizler (Elbise, T-shirt, Etek, Pantolon, vs.) yapabileceksiniz.&lt;br&gt;
Rapor test aşamasında olduğu için, herhangi bir problemle karşılaşırsanız lütfen bize iletin.”&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Bu nasıl mümkün olabilirdi? Şirkette ilginç bir ekip vardı ve hep böyle değişik analizler yapıyorlardı. Geçen ay da, Sosyal medya üzerinde ünlülülerin giydiği kıyafetlerle ilgili bir veritabanı oluşturmuşlardı. Yer yerinden oynamıştı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu verileri kullanarak, tasarımcılarla çok daha verimli toplantılar yapabileceğini düşündü. &lt;strong&gt;“Sence Bu Kaç Satar?”&lt;/strong&gt; adlı uygulama ile bu analizler birleştirince tamamen akıllı bir planlama yapılabilirdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“Sence bu kaç satar”&lt;/strong&gt; uygulaması geçmiş veriden beslenen bir uygulamaydı. Önceki senelerde üretilen ürünlerin bileşenleri ve satışa detlerine göre, her bir bileşenin satışa etkisini buluyordu. Şimdi bu sistemle, gelecek verisi birleşecekti. Dünyada bir numara olmaya çok az kalmıştı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Morali yerine geldi. &lt;strong&gt;“Şimdi gidip kahvemi alabilirim”&lt;/strong&gt; dedi. Masaüstündeki, bir uygulamayı çalıştırdı. Ekrana çıkan text alanına, &lt;em&gt;&lt;strong&gt;“gelinlik, bride, bridal gown, wedding gown”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; yazdı ve kahvesini almaya gitti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kahvesini alıp geldiğinde, bilgisayarının ekranı dolmaya başlamıştı. Yazdığı kelimelerle ilgili, sosyal medyada en çok paylaşılanlar, instagramda en çok beğenilen fotolar, bunla bağlantılı olan web sitelerin listesi, bir liste ve klasörün içinde duruyordu. Öğlen yemeğinden sonra incelerim diyerek programı durdurdu. Tam işe başlayacaktı ki, aklına Patrick’in doğum günü için hiç bir hediye almadığı geldi. Ne alacağını düşünmüştü ve karar vermişti ama fiyat araştırması yapmamıştı. Alacağı hediye, Playstation 4’tü. Son zamanlarda kendisi de biraz oyun oynadığı için, evlendikten sonra da işe yarar bişey almak istemişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir kaç fiyat araştırma sitesine girdi, Önde gelen firmaların web sitelerine girecekti ki trading toplantısının başlayacağı aklına geldi. Hemen apar topar koştura koştura toplantı odasına gitti. Toplantı başlamıştı. Fast seller ürünlerin artık duvara dizilmek yerine hologram ile duvarların üzerinde belirmesi çok hoş olmuştu. Herkes buna hologram diyordu fakat bu bildiğin **“augmented reality”**di. O hafta VR ekibi tarafından hazırlanıyor ve 1 hafta boyunca bu şekilde duvarlarda bu ürünler duruyordu. (Bunun otomatik ve filtrelenebilir bir hale getirilmesi için çalışmalar devam ediyormuş. Bittiğinde sanırım çok daha güzel olacak)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Toplantıya konsantre olmadan önce başladığı içi bitirmeye karar verdi. &lt;strong&gt;Teknö&lt;/strong&gt; adlı siteye girdi, satın alma işlemi için ürünü seçti, üyelik işlemlerini tamamladı, kredi kartını cebinde ararken… kalbi hızla atmaya başladı. Kımıldayamıyordu. Toplantı odasındaki herkes ona dönmüştü. Kafalarında ilginç cihazlarla ona bakıyorlardı. Olayın ne olduğunu kısa sürede anlayıp, cep telefonunu cebine koyup, duvarın önünden çekildi. Siparişi sonra tamamlarım dedi ve toplantıya konsantre oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Akşam iş çıkışında, arkadaşlarıyla AVM’de yemek yemeye karar verdi. Evine yakın bir AVM seçilmesi için, baya naz yapması gerekmişti. Yemeği yedikten sonra, AVM dolaşmaya başladılar. Telefonuna bir mesaj geldi daha doğrusu bir push notification. Mesaj şu şekildeydi:&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“Merhaba Pelin. Daha önce ilgilendiğin fakat almadığın Playstation 4, şu anda mağazamızda sana özel %10 indirimle”&lt;/strong&gt; Kafasını kaldırdı ve Teknö mağazasının o turkuaz tabelasını gördü. İçini yine o sebebini bildiği korku kaplasa da hoşuna da gitmişti. Hemen mağazaya girdi. Playstationların nerede olduğunu tam soracakken, telefonuna bir uyarı daha geldi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“Televizyonların arasındaki koridordan Düz devam et”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;“Hoydaaa”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; dedi. Bu kadar da olamaz herhalde diye düşündü. Kafasını yavaşça yukarı kaldırdı. Kameraların kendisini farketmemesi için şüpheli hareketlerden kaçınmaya çalışıyordu ama daha çok şüphe çekiyordu. Evet anlamıştı. Evet kesinlikle anlamıştı. Bunu nasıl fark edememişti. &lt;strong&gt;Ali, Veli, Patrick, Melih&lt;/strong&gt;, hepsi profesyonel oyuncuydu (sinema oyuncusu). &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Truman Show&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; adlı filmin ikincisi çekiliyordu ve kendisi de başrol oyuncusuydu. Ama bir dakika, böyle bir durum olsa kendisinin haberi olması gerekmez miydi? Tamam, yeni nesil sinemacılık bu olsa gerekti. Haberi bile olmadan çekiliyordu. Filmin çıkacağını geçen sene duymuştu. Kesin bu filmin bir sahnesiydi. Anladığımı belli etmemeliyim diye düşündü. Tam hareket edecekti ki, önünde durduğu televizyonlardan bir tanesinde &lt;strong&gt;Truman Show 2&lt;/strong&gt; filminin fragmanı çıktı. (Yazar burada abarttığının farkında ama siz onun kusuruna bakmayın)&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“Oha canlı fragman yayınlıyorlar”&lt;/strong&gt; diye düşündü. Ama başrolündeki kendisi değil, hatta başrolündeki hintli bir erkek oyuncuydu. Omzuna birisinin dokunmasıyla çığlığı bastı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“(Ciyak) AAAAALiiiii!”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ali biraz hasta olduğu için işe gidememişti. Kendini biraz iyi hissedince, hem biraz hareket etmek için hem de bir çorba içmek için evinin yanındaki bu AVM’ye gelmişti. Pelin’i hareketsiz bir şekilde görünce de merak edip yanına gelip bir süre izledikten sonra kötü bir şey olduğunu düşünüp omzuna dokunmaya karar vermişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Pelin, Ali’yi görünce çok sevindi. Bir çırpıda olanları ona anlattı. Ali kahkahalarla ona gülüyor ve dalga geçiyordu. Pelin gıcık oluyor ama bozuntuya vermiyordu. Anlatması bitince Ali söze girdi.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;“In-Store Analytics”&lt;/strong&gt; dedi ve devam etti:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;“Bu kullanılan sistemlerden sadece bir tanesi! Müşterilerin kullandığı wi-fi ya da hücresel veri sayesinde, mağaza önünde ya da içinde hareketlerini takip edebiliyorsun. Eğer kayıtlı müşteri ise ve mağaza içi izleme için gerekli izinler de verilmişse (uygulaması varsa ve kullanıyorsan büyük ihtimalle vermişsindir) sen mağazaya girdiğinde otomatik haberleri oluyor. Sana özel gönderilen kampanya mesaj zamanı ve senin mağazaya girişin arasındaki süre de hesaba katıldığında, gitmek istediğin yer aşikar. Tüm bu sistemler birleşince, sadece senin ürünü alman kalıyor”&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Pelin şoku üzerinden atmıştı. Playstation 4 hediye paketi olurken, bugün olan olayları düşünüyordu. Dünya çok hızlı değişiyordu. Perakende de bu hıza ayak uydurmaya çalışıyordu. Bir planner olarak sadece bu olaylara şahit olmuştu. Fakat her gün bunun gibi bir çok yenilik çıkıyordu. Hoşuna gitse de, korkuyordu. Korkuyordu çünkü kontrolü kaybettiğini düşünüyordu. Her şeyi tadında yaşamak lazımdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Robotlar bizi ele geçirir mi dersin Ali?” dedi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ali cevap vermedi. Sadece sağ gözündeki led kırmızı yandı. Ta tan tan ta tan!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Umarım hikayemi beğenmişsinizdir. Perakendede big data ve machine learning uygulamarını içeren hikayemizi bitirdikten sonra kısa bir kaç söz söylemeden geçemeyeceğim. Evet LC Waikiki’de çalışırken Machine Learning’i tam anlamıyla yapamadık ama Analitik çözümler konusunda sektörün çok ilerisindeydik. 550 mağazalık (şimdi 650’yi geçmiştir) bir perakende zincirinin Otomatik Sevkiyat Sistemlerini kurduk, Optimizasyon ile çalışan Otomatik Transfer sistemini devreye aldık, Dünya devi rota optimizasyon firmalarından daha iyi sonuç çıkaran çözümler ürettik. Bu yaptıklarımız, Machine Learning’den çok daha önemli ve çok daha katma değerliydi (Büyük ihtimalle) Beni yol ayrımına getiren yaptığımız işin büyüklüğü ya da başarısı değildi. Zaten öyle olsa hala çalışıyor olurdum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beni yol ayrımına getiren, Gelecek kaygısıydı! Evet bu yaptıklarımla çok paralar kazanabilirdim. 5 sene daha, hadi bilemedin 10 sene daha. Fakat sonra bu sistemleri yazmak ne beni mutlu edecekti ne de karnımı doyuracaktı. (Mutlu etmesi daha önemli) Farkında değil misiniz? Dünya değişiyor. Alışveriş alışkanlıkları, hayat tarzlarımız, günlük aktivitelerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz hatta yaşlılarımız. Herşey değişiyor. Perakende de değişiyor. 10 sene önceki gibi değil, 10 sene sonra da bugün gibi olmayacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bundan 10 sene önce kariyerime ilk başladığımda, bu alanda çalışırken şu cümleyi kuruyordum: Şimdi bu yaptığımız işin değerini anlamıyorlar ama 5-10 sene sonra anlaşılacak. Evet şu anda anlaşılıyor. Fakat 5-10 sene sonra? Ben şu anda bulunduğum alana geçmekte geç bile kaldım. Ama yine de bu alanda olmak, bu işi yapmak çok güzel.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet sonunda yazımızın son kısmına yani ne iş yapıyorum sorusunun cevabına geldik.&lt;br&gt;
Yazı dizisinin en başında dediğim gibi, kaç senelik perakende tecrübemi bir kenera bırakıp, bilmediğim bir sektöre adımımı attım. Karar vermek gerçekten çok zor oldu. İstişareler, fırsatlar, düşünceler, korkular, swatlar, eksiler, artılar, tablolar, hesaplamalar, vs. Ve tabi bunların yanında işe kabul edilme ve edilmeme ihtimalleri…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazının devamı haftaya 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Ne İş Yapıyorum – Big Data ve Machine Learning – Bölüm 1</title><link>https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/ne-is-yapiyorum-big-data-ve-machine-learning-bolum-1/</guid><description>Yazıya klasik kendi iç konuşmalarımı yazma niyetiyle başladım. Ardından TRT World’de ne iş yaptığımı anlatayım dedim. Sonra onu anlatmak için Big Data’nın ne …</description><pubDate>Thu, 09 Feb 2017 07:46:23 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Yazıya klasik kendi iç konuşmalarımı yazma niyetiyle başladım. Ardından TRT World’de ne iş yaptığımı anlatayım dedim. Sonra onu anlatmak için Big Data’nın ne olduğunu anlatmam gerektiğini fark ettim. Fakat bunu anlatmak için perakende bilgimi kullanmanın faydalı olacağını düşündüm (Nedenini okuyunca anlayacaksınız) Sonra Machine Learning derken yazı uzadı da uzadı. Hatta TRT World’de yapmak istediğimiz işlere global örnekler vermeye çalışırken yazı bitmek bilmedi. Bu sebeple yazıyı üçe bölmeye karar verdim. Yazının tamamı bittiği için 5-6 gün arayla yazı yayınlanacak ve bitecektir. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Tekrar yazmak çok güzel. Günde 1 saat yazmak iyi gelir, herkese tavsiye ederim.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;-Ooooo &lt;strong&gt;Müdür&lt;/strong&gt; naber? Hiç görüşemiyoruz.&lt;br&gt;
-Ben artık müdür değilim bu birincisi. Görüşemiyorsak, bu çift taraflı bir problem değil mi sence de?&lt;br&gt;
-Haydaa, ben mi seni müdürlükten aldım. Neden kızıyorsun ki? Hala 4 saat yollarda sürünüyor musun?&lt;br&gt;
-Hee senin haberin yok mu? Ben iş değiştirdim, yeni çalıştığım yer Ortaköy’de. Akşam 6’da eve oluyorum.&lt;br&gt;
-Vay vay vay. Öyle iş mi var ya. Bize de iş bulsana oradan.&lt;br&gt;
-Yok abi bulamam ben sana iş.&lt;br&gt;
-Neresi orası?&lt;br&gt;
–&lt;strong&gt;TRT World.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
-TRT mi? Ne yapıyorsun ki abi sen orada? Sen perakendeci değil miydin? Hayır yani ne alaka?&lt;br&gt;
-Uzun hikaye…&lt;br&gt;
-Gerçi iyi olmuş, perakendeye hep &lt;strong&gt;parakende&lt;/strong&gt; diyordun.&lt;br&gt;
-…&lt;br&gt;
-Anlat anlat, vaktim var benim. Eski &lt;strong&gt;Parakande&lt;/strong&gt; Analitiği Müdürü 😀&lt;br&gt;
-…….&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;9 sene&lt;/strong&gt;. Dile kolay. Perakendede dirsek çürütülmüş 9 sene. TRT World’de çalıştığımı söylediğimde aynı tepkiyi veren sizler, haksız değilsiniz? &lt;em&gt;&lt;strong&gt;“Neden böyle saçma bir şey yapmış”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diye içinizden geçirdiğinizi biliyorum. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;“O kadar senelik emeğini bir kenara atmış”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; dediğinizi de biliyorum. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;“En verimli olacağı zamanda bu sektör bırakılır mı?”&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diye beni düşündüğünüzü de biliyorum. Ama durun bir dinleyin söyleyeceklerim var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Anlatmaya nereden başlasam. LC Waikiki’deki son 1 sene başlangıç için iyi olacak. 2014-2017 yılları arasında bir çok üniversiteye konuşmacı olarak gittim. İki amacımız vardı, birincisi yaptığımız işi anlatıyorduk ikincisi ise çalıştığımız şirketin bize bu imkanı verdiğinden bahsediyorduk. Anlattığımız konular, Optimizasyon (Matematiksel Modelleme), Simülasyon, Otomatik Sevkiyat Sistemleri, İş Zekası, İş Analitiği, Big Data, Veri Madenciliği, Machine Learning gibi konulardı. Saydığım konuların çoğunu çalıştığım şirketlerde yapıyorduk. Fakat konu Big Data ve Machine Learning’e geldiğinde, ne yazık ki sadece konuşuyordum. Çok güzel anlatıyordum ama yaptığım elle tutulur bir örnek yoktu. İşin garibi, iş dışında da bu konularla ilgili bir gelişme kaydedemiyordum. (Silikon Vadisine ve NRF’e gitmeseydim bunlar olmayacaktı)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Acaba ML ve BD uygulaması yapmamış olmam, uygulama alanı olmadığı için olabilir mi? Hadi bunu sorgulayalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Perakende sektöründe Big Data var mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bugüne kadar hep data ile uğraştım. Akşam yattım data, gece rüyamda data, sabah kalktım data, gün boyu data, data, data (20 defa arka arkaya data deyince traktör sesi çıkıyor 🙂 )&lt;br&gt;
Uğraştığım data hep yapılandırılmıştı. Daha doğrusu ben yapılandırılmış data üzerinden analizlerimi yapıyordum. Satış, Stok, Mağaza, Müşteri gibi datalardı. Ne, Nerede, Ne kadar gibi soruların cevabı netti ve tekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kısa bir bilgi vermek gerekirse, yapılandırılmış veriler incelenirken dimension (boyut) ve measure (ölçüm) ile incelenir. Perakendedeki verilerin boyutlarına bakacak olursak,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Lokasyon (Ülke, Şehir, Mağaza, vs.)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Zaman (Yıl, Hafta, Ay, Gün, Saat, vs.)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ürün (Kategori, Buyer Grup, Klasman, vs.)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Müşteri (Müşteri No, İsim, Adres, Telefon, vs.)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Plasiyer – Satış Danışmanı (İsim, Yaş, Çalıştığı sene, vs.)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Ölçümlere bakacak olursak,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Satış&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Stok&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Fiyat&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Vs.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bu boyutlar ve ölçümler kullanılara, çeşitli hesaplanmış alanlar oluşturulabilir ve farklı boyutlarda farklı analizler yapılabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki, bu &lt;strong&gt;büyük veri&lt;/strong&gt; midir? Elimizde bu verilerden milyonlarca olsa büyük veri mi olur? Peki ya milyarlarca olsa? Şimdi literatürde büyük veri ne demek kısaca ona bakalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlk tanım:&lt;/strong&gt; Big Data, zamanla elde edilen, yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış, yani henüz geleneksel yöntem veya araçlarla işlenerek kullanılabilir hale getirilmemiş verilerdir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;İkinci tanım:&lt;/strong&gt; Büyük veri, tek bir sunucuya sığmayacak ölçüde büyük, yapılandırılmamış veya statik bir veri ambarına sığmayacak şekilde sürekli akan veriler için kullanılır.&lt;br&gt;
2012 yılında dünyada 2,8 zetabayt’dan daha fazla veri tutulmuş. Bu verilerin sadece %0,5’i analiz edilmiştir. Bunun en büyük nedeni, bu verinin satır sütun formatında olmamasıdır.(2,8 trilyon gigabyte) Bu veri boyutunun exponential arttığı düşünülürse 2016 yılında kaç olduğunu hadi siz tahmin edin 😛&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Big Data ile ilgili en az bir konferansa katıldıysanız aşağıdaki tanım size hiç yabancı gelmeyecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Big Data 5V’den oluşur:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Volume:&lt;/strong&gt; Verinin büyüklüğü artıyor ve büyük veriyi bir yere yazmak lazım&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Velocity:&lt;/strong&gt; Verinin elde edilme hızı artıyor. Veri çok hızlı büyüyor. Hızlı okumak hızlı yazmak lazım.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Variety:&lt;/strong&gt; Elde edilen verinin %80’i yapısal değil. Her kaynağın verisi farklı formatta.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Value:&lt;/strong&gt; Verinin üretilmesi ve işlenmesi sonucunda ortaya çıkan değer.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Veracity:&lt;/strong&gt; Hakikat! Doğruluk! Elde edilen verinin içindeki gerçek anlamı ve hakikatı ortaya çıkarmak. (Örneğin Twitter gibi bir mecrada yazılmış 140 karakterli bir yazıdan anlamlı bir şey çıkarmak olarak yorumlanabilir)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi düşünelim, elimizdeki milyarlarca data big data mıdır? (Bu analizler geleneksel perakendeciler için yazılmıştır. Zaten yazının ilerleyen yerlerinde geleneksel perakende, big data ve machine learning birleşiminden bahsedeceğim.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Volume:&lt;/strong&gt; Verimiz hızla artıyor fakat tek bir veriambarında bu veriyi tutabiliyoruz. &lt;strong&gt;X&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Velocity:&lt;/strong&gt; Verinin elde edilme hızı, mağaza sayısı ile doğru orantılıdır. Bu sebeple mağaza sayısının artmadığı durumlarda hızı da artmaz. &lt;strong&gt;X&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Variety:&lt;/strong&gt; Elde edilen veri yapısal veridir. Satış stok bunlar yapısal veriler. &lt;strong&gt;X&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Value:&lt;/strong&gt; Analizler ve çeşitli teknikler değerin kralını üretir. Otomatik sistemler, karar destek sistemleri çıkar. &lt;strong&gt;V&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Veracity:&lt;/strong&gt; Bu terim sonradan çıkarıldı. Hala bende oturmayan yerler var. Rakamları anlama dönüştürebilmek olarak alırsak, bunu da dahil etmeliyiz. &lt;strong&gt;V&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak 2/5 büyük veri olmadığını görüyoruz. Peki perakendede büyük veri nedir? (İki saattir ne değildir diye anlatıp duruyorsun be adam, zaman kazanmayı bırak da anlat bize)&lt;br&gt;
2015 yılında Big Data nedir diye internet üzerinde ararken hep aynı şeyler karşıma çıkıyordu. Aradığım tanımı bulamıyordum. LC Waikiki vasıtasıyla Boğaziçi Üniversitesi’nde bir etkinliğe juri olarak katıldım. Sunum yapan çocuklardan bir tanesinin konusu, makinelerin bakım zamanlarının tahminini big data yardımı ile yapılmasıydı. İlk cümlesi şuydu:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Big Data nedir? Big Data, şu ana kadar ölçmediğiniz veridir.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Dediğinden hiç bir şey anlamadım. Sonra aklıma şu özlü söz geldi.&lt;br&gt;
Ölçtüysen senindir, ölçmediysen hiç senin olmamıştır.&lt;br&gt;
Evet evet! Anlıyordum, aydınlanıyordum! Evreka Evreka diyerek bağırmaya başladım. Sanırım bağırmak yerine horlamışım ve yanımdaki adam beni dürterek uyandırdı. Utanarak sunumu dinlemeye devam ettim.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ölçmek ya da ölçmemek! İşte bütün mesele bu.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Perkanedeyi oluşturan her bir öğenin içinde bir big data kırıntısı bulunabilir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Lojistik:&lt;/strong&gt; Araç takip sistemleri ve araç sensörleri ile oluşan veri. (Araç güzergah bilgileri, aracın hızı, aracın kalma durma süreleri, araç iç sıcaklık, vs.)&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Depo:&lt;/strong&gt; RFID, beacon gibi teknolojiler ile, depo içerisinde her bir ürünün hareketinin tespit edilmesi.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Mağaza:&lt;/strong&gt; In-Store Analytics dediğimiz, mağaza içindeki müşterilerin hareketlerinin takip edilmesi, sıcaklık ölçen kameralar ile mağaza içi heatmapler, mağaza shiftlerinin daha iyi oluşturulması için personellerin giriş çıkışlarının otomatik yapılması, RFID ile ürünlerin mağaza içindeki hareketler&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Merchandising:&lt;/strong&gt; Sosyal Medyadaki trendlerin takip edilmesi&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;CRM:&lt;/strong&gt; Müşterilerin ihtiyaçlarının tespiti, kişiye özel süpriz çözümler&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet çok kısa kısa ve biraz da altını boş bıraktığımın farkındayım. Fakat sadece Sosyal Medya ile ilgili big data kavramını 4-5 sayfada anlatabilirim. Onun yerine yazının ilerleyen kısmında kısa bir hikaye anlatacağım. Perkande, Big Data ve Machine Learning ile ilgili bu güzel hikayede, olayları daha iyi kafanızda canlandırabileceksiniz. (Şimdilik bir virgül koyuyoruz)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Perakende sektöründe Machine Learning uygulaması var mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça uzun süreli değişmelerdir. En yalın tanımla Bilebilme ve Yapabilme eylemidir. Yapay Zeka, Bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetine denir. Yapay Zeka’nın alt bir dalı olan Makine Öğrenmesi (Machine Learning) ise, bilgisayarın &lt;strong&gt;“öğrenme”&lt;/strong&gt; işlemini sağlayacak algoritma ve tekniklerin gelişimi ile ilgili bir çalışma alanıdır. ML, geçmiş deneyimleri veya örnek verileri kullanarak daha iyi sonuçlar üretmek üzere gerçekleştirilmiş bilgisayar yazılımları oluşturma tekniğidir. ML tekniklerine bir kaç örnek verecek olsak, Kredi Taleplerini Değerlendirme, Yüz tanıma sistemleri, Spam Mail belirleme, IBM Watsons, vs.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi perakende sektöründeki ML uygulamalarını düşünelim. İlk aklıma gelen, CRM ile ilgili konular.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Recommendation Engine :&lt;/strong&gt; Türkçe’de bilinen adıyla “Bunu alan bunu da aldı” sistemi. Recommendation Engine ile ilgili bir konu olduğunda, Amazon örnek olarak verilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Customer Churn :&lt;/strong&gt; Müşterinizin sizi terk edip etmeyeceğini öngörerek buna göre aksiyon almanıza yardımcı olur.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Market-Basket Analysis :&lt;/strong&gt; Sepet analizi yaparak, en çok birlikte satan ürünleri tespit ederek, bu ürünleri paket (bundle) şeklinde satmanıza yardımcı olabilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Cluster Analysis :&lt;/strong&gt; Müşteri, ürün ya da mağazalarınızı gruplayarak, karar mekanizmalarını güçlendirebileceğiniz bir yöntem. Örneğin, müşterileri LTV ve Karlılığa göre gruplayarak onları isimlendirebilir ve kampanyaları gruplara özel çıkabilirsiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Müşterilerin stillerinin belirlenmesi :&lt;/strong&gt; Bu cluster analizin içine dahil edilebilse de, yaptığı alışverişe göre, hangi renkleri, hangi kıyafet tarzlarını, ürün bilgisi ile birleştirip, birinci maddedeki öneri sistemlerinde kullanılabilir. Eğer elinizde ürün bilgisi yok ise, opencv gibi teknikler kullanarak, ürünün resminden bu bilgiyi çıkarabilirsiniz.&lt;br&gt;
CRM dışında örneklere bakacak olursak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kombinli Satışın Plasiyer etkisi :&lt;/strong&gt; Kombinli olarak satılan ürünlerde, plasiyer (satış danışmanı) etkisinin olup olmadığının tespit edilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Başarılı Plasiyer Sistemi :&lt;/strong&gt; Bağımsız değişkenlerin, plasiyer başarısına etkisinin olup olmadığının tespit edilerek, yeni eleman alımlarında bunun göz önünde bulundurulması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Ürün başarı nedenleri :&lt;/strong&gt; Satılan ürünün başarısının, bileşenleri ile analizi ve yeni ürün geliştirmede kullanılması (a.k.a. Besim)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Yeni mağaza açma :&lt;/strong&gt; Yeni açılacak mağazanın yerinin, nüfus, gelir seviyesi, aynı caddede bulunan diğer mağazalar gibi bağımsız değişkenlerle tespit edilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Çalışan Terketme 😛 :&lt;/strong&gt; Çalışanlarınızın istifa edeceğini önceden tespit etmek. Bu mümkün mü evet mümkün ama bence çok zor ve riskli bir uygulama 🙂&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar büyüyor :&lt;/strong&gt; Çocuklar için alışveriş yapan müşterilerin, veri ile çocuklarının büyümesinin tespit edilip, önerilerde bu verinin kullanılması.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Biten ürün :&lt;/strong&gt; Raf ömrü belli olan ürünlerde, müşterinin ürünü bittiğinde kendisine o ürünü (uygun fiyatla) önerilmesi.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Hem Big Data hem de Machine Learning ile ilgili ayrı ayrı bilgi edindik. Şimdi geldi bunları Perakende ocağında pişirip birleştirmeye. Fakat yazımızın ilk bölümü burada bitiyor. Bir sonraki bölümde Pelin the Planner ile ilgili bir hikaye ile BD ve ML uygulamalarından bahsedeceğiz. İkinci yazı önümüzdeki hafta bugünlerde yayınlanır diye düşünüyorum. Görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>31.01.2017 – 01:30</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/31-01-2017-0130/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/31-01-2017-0130/</guid><description>Uykuya dalalı 1 buçuk saat olmuştu. O gün işe gitmediğim için aşırı yorgun değildim. Fakat yinede uyku çok tatlıydı ve uyumak daha çok uyumak istiyordum. …</description><pubDate>Wed, 01 Feb 2017 06:21:57 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Uykuya dalalı 1 buçuk saat olmuştu. O gün işe gitmediğim için aşırı yorgun değildim. Fakat yinede uyku çok tatlıydı ve uyumak daha çok uyumak istiyordum. Birden bir ağlama sesi duydum. Hemen yataktan kalktım. O gece benim için uyku olmadığını kabullenmem gerektiğini anlıyordum o ağlamanın tınısından. Normalde, ağlama seslerine uyanan hep eşim olurdu. Uykum ağır olduğu için, ekstra durumlarda ben uyanırdım. Uyandığıma göre ekstra bir durumdu ve hemen el koymam gerekiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uyandığımda manzara şöyleydi. Ahmet Kerem ayakta, odasının kapısına yaslanmış bir şekilde mızıklayarak ağlıyor, annesi odasının içinde ayağında yastık “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hadi gel oğlum, uyu bir tanem&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” ile “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Gel len sıpa buraya&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” arasında gelip giderek Ahmet Kerem’i yanına çağırıyordu. İlk olarak Ahmet Kerem’in (bundan sonra AKS olarak yazılacaktır) yanına gidip “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hadi oğlum gel uyuyalım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” dedim. “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;IıııAaaaahhhhh&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” gibi bir ses çıkarıp beni tersledikten sonra ağlamaya devam etti. “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Gel ennnnlerle (araba) oynayalım&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” dediğimde yine aynı şekilde hatta daha sesli olan bir “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;IııııAaaaah&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” çıkardı ve bu sefer içli içli ağlamaya başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Burada kısa bir özet geçmekte fayda var. AKS şu anda 23 aylık yani 2 yaşına gelmek üzere. Uzmanlar (kim bunlar bilmiyorum) 18-30 ay arasındaki çocukların “&lt;strong&gt;2 yaş sendromu&lt;/strong&gt;” adı verdikleri bir döneme girdiklerini belirtiyorlar. Peki neden sorusunun cevabını araştırdığımda &lt;a href=&quot;http://www.danino.com.tr/cocugum/1-2-yasinda-cocuk/gelisim-ve-egitim/2-yas-sendromu-nedir-d58.aspx&quot;&gt;Danino’nun&lt;/a&gt; sitesinde güzel bir yazı buldum ve aşağıda bir kesiti kopyaladım.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Her çocuk kendine özgü özelliklerle dünyaya gelir ve büyüdükçe bu özelliklerine göre kişiliği gelişir. 0-1 yaş arasında geçen dönemde çocuğun ruh hali, o andaki fiziksel ihtiyaçlarına ve anne-babasına göre şekillenir. Yani istekleri çoğunlukla fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi (örneğin karnı aç ise doyurulması, uykusuz ise uyutulması gibi ) yönündedir ve bu ihtiyaçlarının giderilmesinde elbetteki anne-babasına %100 bağımlı durumdadır. Ayrıca duygularını yaşarken anne-babaya bağlıdır,anne gülümsediğinde o da gülümser, anne kaygı ve telaş içerisinde ise, bebek de onunla birlikte kaygı ve telaş duygusunu yaşar, anne bir şeye şaşırdığında bebek de şaşırır, anne ağladığında bebek de ağlar. Kısacası , bebeğin duyguları annenin duygularının bir aynası gibidir, bebek dünyaya annesinin baktığı pencereden bakar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1 yaşından sonra bebek bazı alanlarda hızla gelişir ve bazı şeyleri anneye ihtiyaç duymadan kendi başına yapmaya başlar. Buna en güzel örnek yürümeye başladığı andan itibaren gözlenebilir. Bebek bağımsız yürümeye başladığında, annenin onun elinden tutmasına ve onu yönlendirmesine giderek daha az ihtiyaç duyar. Böylece kısacık yaşamında ilk kez, kendi istediği yönde yürümek ister ve annenin onu sınırlandırmasına itiraz etmeye başlar. Bu dönem; gelişimin çok hızlı olduğu, hem anne hem de bebek açısından çok heyecanlı bir dönemdir.Bebek artık annenin isteklerine “HAYIR” demeye başlar ve kendi seçimini kendi yapma konusunda inat eder. Bu dönemin en belirgin özelliği bebeğin artık her şeye itiraz etmesi ve “HAYIR” sözcüğünü çok sık kullanmasıdır. Bu nedenle bebek ve anne arasında ilk “çatışmalar “ başlamış olur. Bu çatışmayı hemen hemen her alanda gözlemlemek mümkündür. Yemek yeme, uyuma, giyinme artık bir savaş haline gelmiştir. Üstelik anne-baba bu konuda ısrarcı oldukça çocuk daha fazla direnir ve sonuçta işin içinden çıkılmaz bir duruma girilir.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;2 Yaş sendromuna ek olarak AKS alerjik bir çocuk. Bu sebeple çabuk hasta olabiliyor ve hastalandığı zaman çabuk atlatmakta sıkıntı çekebiliyor. O gece yine hastaydı. Aldığı ilaçlardan dolayı asabiyeti tavan yapmıştı. Neyse kaldığımız yerden devam edelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Elinden tuttum ve mutfağa götürdüm. Çikolata ile gönlünü almayı planlıyordum. Masanın üzerinde bir kutu Toffifee vardı. İçinden iki tane çıkardım. Birini bir elime birini diğer elime aldım. İkisini de uzattım. Ağlamaya bağırmaya devam etti. Al dedim almadı, ağzına soktum yemedi. “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ye oğlum&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” dedim, yok. Gözü sağ elimdeki çikolatadaydı. Nasıl olsa sol elimde bir tane daha var deyip, sağdakini ağzıma attım. O anda şiddetli bir gök gürlemesi oldu, yer sallandı, Rihter ölçeğine göre 9.2’lik bir deprem gerçekleşti. Mutfağın ortasından, milattan önce kalmış bir yanar dağı belirdi, içinden lav fırlatmaya başladı. Bütün doğa olayları üst üste gerçekleşmeye başlayınca hanım da koşarak mutfağa geldi. Her doğal afette yaptığımız gibi, geçmesini bekledik. Savaşabilecek bir yeteneğimiz yoktu. Yavaş yavaş lavlar denize ulaştı ve “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;cosss&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” sesi çıkardı, deprem ufak ardçılarla beraber yavaşladı, gökgürültüsü kendini bir bahar yağmuruna bıraktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hadi gel oğlum, taşta yatma, yatağına gidelim&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” dediğimde, reytingi düşen TV programcısı gibi bağırıyor, “&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ver müziği ver&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;” diyordu kendi lisanınca. Susunca sakinliyor ve yanındaki tarih profesörüyle entellektüel bir konuşma yapıyormuşcasına sakin bir havaya bürünüyordu. Saatler ilerliyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Burnu tıkalıydı. Nefes almakta güçlük çekiyordu. Yatmadan önce hava (nebulizatör) almıştı. Fakat burnundaki sümükler kurumuştu ve buda nefes almasını zorlaştırıyordu. Otribebe adı verilen ve çocuklaırn baş düşmanı ile burnundaki sümüklerin dışarı çıkarılması gerekiyordu. Önce biraz serum fizyolojik, ardından Otribebe. Sonuç: Rahat nefes alan bir AKS.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saat 2’yi geçiyordu. Annesine yatmasını söyledim. Ben uyutacaktım. İlk olarak omzuma koyup, sallanan sandalyede salladım. 2-3 dakika sakin şekilde yatarken tam uyucak derken ağlamaya ve tepinmeye başlıyordu. Bir sıkıntısı vardı. Bu sadece 2 yaş sendromu ile ilgili olamazdı. Ya kötü bir rüya (halüsinasyon) görüyordu, ya bir yeri ağrıyor ve ara ara sancı yapıyordu. Ne yazıkki bunu anlamanın da bir yolu yoktu. Sıkıca sarıldım. Ninni söyleyerek uyutmaya çalıştım. Olmuyordu. Uykuya biraz daldığını düşününce yatağına koydum ve başında bekledim bir süre. Uykusunda ayaklarını bir şeyi tepiyormuşçasına sallıyordu. Arada inliyor, biraz ağlıyor sonra tekrar uykuya dalıyordu. Çok uykum gelmişti. Ben de yatağıma geçtim. Hafif bir ağlama, inleme sesi geliyor ve tekrar uykuya dalıyordu. Onu tek başına yatakta bırakmak istemedim. İki seçenek vardı. Ya onu yanıma alacaktım ya da ben onun yanına yatacaktım. Annesinin çok uykusu olduğu için, onu da uyandırmasın diye, ben onun yanına yatmaya karar verdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beşiğinin içine girdim, yorganını üstüme örttüm, AKS’ye sarıldım ve birlikte uyumaya başladık. Yaklaşık 1-1,5 saat bu şekilde uyuduk. Boynum ve ayaklarım ağrıyordu. Buna ek olarak, AKS’nin hareket kabiliyetini azalttığım için artık yataktan kalkmam gerekiyordu. Gece 4’e doğru kalktım ve kendi yatağıma geçtim. Artık ağlamıyordu ve ertesi gün de daha normal davranmaya başlamıştı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazdıklarımın amacı, çocuk büyütmenin zor olduğunu göstermek için değildi. Bu yazdıklarımı yaparken erinmedim (üşenmedim). Oflayıp, puflamadım. Bağırmadım. Tam tersine, üzüldüm, endişe ettim, çaresiz kaldım. Çocuk, Allah’ın en güzel nimetlerinden bir tanesi. Çocuklara merhamet gösterelim. Onları sevelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda bir video var. Bu yazıyı yazarken aklıma geldi. Aslında, bu yazı AKS için bir mektup niteliğinde olabilir. Gelecekte bir gün okuman dileğiyle oğlum. (Allah sana sağlıklı, hayırlı, uzun bir ömür versin)&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-video&quot; src=&quot;https://www.youtube-nocookie.com/embed/fHgHMciJYAU&quot; title=&quot;BABA OĞUL SERÇE&quot; loading=&quot;lazy&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>15 Temmuz 2016</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/15-temmuz-2016/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/15-temmuz-2016/</guid><description>Nemrud, ona karşı gelen Hz İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. Nemrud, ne güçlü …</description><pubDate>Tue, 19 Jul 2016 11:05:19 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Nemrud, ona karşı gelen Hz İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. Nemrud, ne güçlü bir kral olduğunu herkes anlasın, görsün istemiş. Nemrud’un askerleri İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sırada göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;– Acele ile nereye gidiyorsun?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;– Haberin yok mu? Nemrud, İbrahim peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diğer karınca gülerek demiş ki:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir damla su taşıyan karınca:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;– Olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimi başladığında, ne yapacağımı bilemez bir şekilde evin içinde dolaşmaya başladım. TRT’de korsan darbe bildirisi okunuyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız henüz canlı yayınlara bağlanmamıştı. Önce, benden daha dirayetli olan eşime baktım. Sonra yatağında melekler gibi uyuyan çocuğuma. Şirketten arkadaşım aradı ne yapıyorsun diye. Bilmiyorum diye cevap verdim, sinirlenip kapattı telefonu. İçimden, şimdi REİS çıksa ve sokaklara dökülün dese de zincirlerimi kırabilsem diye geçirdim. Ardından REİS çıktı ve sokakları koruyun dedi. Eşimi ve çocuğumu Allah’a emanet edip çıktım sokağa. Önce sokaklar tenhaydı, ardından çoğaldı, çoğaldı ve çığ gibi büyüdü. Yarı yolda durdum ve geri döndüm. Çocuğumu kucağıma alıp, eşimin elinden tutup babasın evine götürdüm. Gözüm arkada kalmadan gidebilirdim artık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gittim de. Fakat arka saflarda, kalabalık güruhun bir parçası olmaktan başka bir şey yapamadım. Boğaziçi Köprüsü’nde, Acıbadem’de, Kızılay’da tankların üstünde, namluların ucunda kardeşlerim dururken, ben arka saflarda kalabildim. Şehadet şerbeti önüme sunuldu ama ben içemedim. Çorbada tuz, denizde bir damla oldum fakat Hz. İbrahim’in ateşine su götüren karınca olamadım. Hangi tarafta olduğumu gösterebildim ama daha fazlasını yapamadım. Şimdi içim yanıyor. Allah rızası için daha fazlasını yapmalıydım diyorum, Ön saflarda olmalıydım diyorum ama ne fayda. Allah en ön saflarda olanlardan ve şehitlerimizden razı olsun. Onların bizim üzerimizde hakkı var. İnşallah haklarını helal ederler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;FETÖ’nün Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Fakat şimdi onlar boş durmayacaklar. Hem içten hem de dıştan ülkemize zarar vermek için ellerinden geleni yapacaklar. Bugüne kadar, az da olsa elimden geleni yapmaya çalıştım. Bugünden sonra ise elimden gelenden daha fazlasını yapmaya çalışacağım. Belki ben çile çekeceğim, zorluklar içinde kalacağım, fakat Ahmet Kerem ve gelecek nesillerim inşallah rahat olacaklar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu hafta meydanlarda nöbetteyiz. İslam için, ülkem için, ailem için.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Ben kişisel olarak, aktif blog, instagram, twitter, vs. kullanan kişilerin geç yayın yapmasını eleştiriyordum. Fakat gördüğünüz gibi, Snapchat hariç yayınlarımda geç kalmış bulunmaktayım. Eleştirmekte sonuna kadar haklısınız.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>IBM – Silikon Vadisi – Bölüm 3</title><link>https://suyunu.com/big-data/ibm-silikon-vadisi-bolum-3/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/big-data/ibm-silikon-vadisi-bolum-3/</guid><description>Evet bir önceki gün çok gezdiğimizin farkındayım. Bu kadar gezmek yeter diyerek sabah erkenden kalktık ve kahvaltı etmek için otelin restorantına indik. …</description><pubDate>Mon, 11 Jul 2016 09:55:58 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Evet bir önceki gün çok gezdiğimizin farkındayım. Bu kadar gezmek yeter diyerek sabah erkenden kalktık ve kahvaltı etmek için otelin restorantına indik. Amerika’ya gidecek sevgili okurlarıma yine basit tavsiyeler vereceğim. Amerika’da Türk restorantları hariç, ülkemizdeki gibi bir kahvaltı bulmayı çok hayal etmeyiniz. Adamlar zaten kahvaltıya breakfast demişler. İşin içine fast gibi bir kelime ekleyerek zaten amaçlarını en baştan belirtmişler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;usa-kahvalti-1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/usa-kahvalti-1-768x1024.B5wKSK-m_Zzbpuk.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaldığımız oteldeki kahvaltı beklentimin gayet üstündeydi. Genel Müdürümüz Osman Bey’in verdiği oryantasyon sonucunda, güzel bir kahvaltı edebiliyordum. İlk olarak karışık bir cornflakes fırtınası, ardından Peynir-yumurta ve bagel üçlüsü son olarak da meyve tabağı ile sonlandırıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;usa-kahvalti-3&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/usa-kahvalti-3-768x1024.BnPQSkM9_Z19TUTJ.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kahvaltıda değineceğim sadece bir konu var o da bagel. Bagel, yahudilerin icat ettiği, az mayalı, sert, hamur işi. Donut gibi ortası delik sokak açmaları gibi bir şey. Sade ve soğukken yendiğinde bir şeye benzemiyorken, ekmek kızartma makinesinde kızartıp, ortasına krem peyniri sürdüğünde gayet yenilebilir güzel bir şey ortaya çıkıyor. Kendisini tüm kahvaltılarda yanımdan eksik etmedim. Yedim, beğendim, tavsiye ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;usa-kahvalti-2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/usa-kahvalti-2-768x1024.BcyLSGbZ_ZYoJrf.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güzel bir kahvaltının ardından, &lt;strong&gt;IBM&lt;/strong&gt;‘in silikon vadisinin biraz dışında bulunan, kampüsüne gitmek için yola koyulduk. IBM’in herkesin hayatında bir şekilde yeri vardır. En azından duymuştur. Duydunuz değil mi sevgili okuyucular? Benim IBM ile tanışmam, babamın ilk şirket bilgisayarına kadar gitmektedir. Yani 90’lı senelerin başı diyebiliriz. Ardından arkadaşımın 2000’li yılların başında sahip olduğu ve klavyenin ortasında kırmızı düğme ile mouse kontrol edilmesi ile devam etmektedir. Son olarak mezun olup, &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;‘de işe başladığımda IBM’in aslında sadece donanım üretmediğini, yazılım alanında da çeşitli işler yaptığını görmeme vesile olmuştur. Özellikle 2013 yılı itibari ile İş Analitiği ve İş Geliştirme Müdürlüğü görevime devam ederken, IBM’in &lt;strong&gt;ILOG OPL Studio&lt;/strong&gt; adlı optimizasyon yazılımı ile bol bol haşır neşir olmuştum ekibimle birlikte. Hatta Mağazalar Arası Transfer Projesini bu yazılım ile modellemiş ve çözdürmüştük. Devreye aldığımız bu sistem sayesinde 2013 ve 2014 yıllarında &lt;strong&gt;IBM Perakende Günleri 2013&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;IBM Business Connect 2014&lt;/strong&gt;‘te başarı hikayesi olarak anlatma fırsatımız olmuştu. (Ben LC Waikiki’den ayrıldıktan sonra bu sistem haber olmuş. Görünce çok mutlu oldum. Tebrikler LC Waikiki. &lt;a href=&quot;http://www.itnetwork.com.tr/lc-waikiki-den-turkiyede-bir-ilk/&quot;&gt;Link&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ilog-logo&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;172&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ilog-logo.uGZGcUeJ_nHBFs.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;IBM’den iki kişiye çok teşekkür etmeden bu yazıya devam etmemek gerekiyor. Birincisi &lt;strong&gt;Eray Bey&lt;/strong&gt;. Kendisi hem bilgisiyle, hem mütevaziliği, hem yardımseverliği ile hem de arkadaşlığıyla (Abiliğiyle) yer etmiş biridir. 10 numara adamdır. Şimdi IBM’de yine çığır açacağı haberleri geliyor. Yolun açık olsun abi. İkinci olarak &lt;strong&gt;Ebru Hanım&lt;/strong&gt;. Yaptığı işe hayranlıkla baktığım kişilerden biridir. Eğer bir ürün nasıl satılır, bir insan nasıl ikna edilir, bunlar yapılırken profesyonnel nasıl olunur, insan ilişkileri nasıl yönetilir öğrenmek istiyorsanız, kendisi üstadtır. IBM Konferanslarını organize eden, bize sonuna kadar destek olan kişilerden biridir. Yolun açık olsun Ebru Hanım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-logo&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;306&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-logo.DCNfzDkS_ZwUsTt.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet IBM diyorduk. IBM’i tanıyalım ve ne kadar büyük bir firma önce ona bakalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;IBM (International Business Machines; Uluslararası İş Makineleri)&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Merkezi Armonk, New York, ABD’de olan, dünyanın en büyük bilişim teknolojisi şirketidir. 410.000’i aşkın çalışanı ile 170’den fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Faaliyet gösterdiği alanlar arasında bilgisayar ve donanım üretimi, yazılım, servis hizmetleri, sunucu servisleri ve AR-GE bulunmaktadır. Dünyada her yıl en fazla yeni patent alan şirket durumundadır.&lt;br&gt;
Kart delici makinelerin bulucusu Herman Hollerith’in patentlerini işlemek ve geliştirmek üzere Thomas J. Watson tarafından 1911 yılında kuruldu. Kısa zamanda iş hacmini büyüterek kendi alanında ABD ve dünyanın en önde gelen şirketlerinden biri durumuna geldi.&lt;br&gt;
2015 yılında 95 Milyar Dolar ciro elde etmiş. Bunun 12 Milyar doları ise Net Kar. (İyi para) (Wikipedia)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-giris&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-giris-768x1024.DBF_HG9A_Z19vvcv.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biz IBM ile &lt;strong&gt;OMS&lt;/strong&gt; yani &lt;strong&gt;Order Management Sistemleri&lt;/strong&gt; üzerine görüşmek için gittik. Tüm dünya &lt;strong&gt;OmniChannel&lt;/strong&gt; üzerine yoğunlaşırken biz de boş durmadık, OMS’in önde gelen oyuncuları ile ilk görüşmemizi yapmak için buralara kadar geldik. Türkiye’de neden görüşmediniz de taaa Amerika’ya gittiniz? Dediğinizi duyar gibiyim. Sadece artislik olsun diye görüşmeye gittik desem ne değişecek? Tabiki bunun için gitmedik. Türkiye’de ilgili kişilerle görüştük. Fakat, bu işin membahına gitmişken ve bu işin baş sorumluları ile görüşme fırsatımız varken bunu neden değerlendirmeyelim dedik.&lt;br&gt;
Adamlar (IBM) şehrin biraz dışında bir kampüs inşa etmişler. Bu kampüse bir çalışanın ihtiyacı olan tüm şeyleri koymuşlar. Üzerine kalan bölgeleri de ekip biçmişler ki, organik beslenebilsinler. İşte adamlar böyle güzel bir yer yapmışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte size çok şaşırdığım bir anıdan bahsedeyim. IBM’e saat 09:45 gibi vardık ve bizi çok basit bir masada bir hanım karşıladı. Kim olduğumuz, nereden geldiğimiz zaten belli olduğu için, hiçbir prosedür olmadan içeri girişimiz 2dk içinde tamamlandı. Türkiye’deki IBM ofisine girmeye çalışsam eminim daha uzun sürerdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-giris-2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-giris-2.DH19MGYf_sckp5.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından Bruce Williams (Briefing Consultant) adlı kişi bizi devraldı. Devraldı doğru bir kelime mi bilmiyorum ama biz devralındığımızı hissettik. Hayatımda ilk defa bir briefing danışmanı ile tanışmıştım. 50’li yaşlarda şık giyimli bir adamdı. İlk olarak eşyalarımzı toplantının yapılacağı odaya bıraktık. Toplantı yapacağımız oda girişe çok yakındı. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra kendisi bize “geri geri” yürüyerek göz temasını kaybetmeden şirketi tanıttı. IBM kaç yılında kuruldu, burada ne işler yapılıyor, nerede ne var diye. Son olarak Lavoboların nerede olduğunu gösterdi. Sonra tekrar odaya geri döndük.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk olarak tanıştık. Ardından programın içeriğinden bahsetti. Hangi konuşmacının hangi saatler arasında konuşacağını söyledi. Toplantıya başlamadan önce bilinmesi gerekenleri anlattı. Örneğin acil bir durumda yapılması gerekenleri ve acil çıkışların nerede odluğunu söyledi. (Açıkçası böyle bir açıklama ile ilk defa karşılaştım. Hiç aklıma gelmemişti. Ben eğiticinin eğitimi adlı eğitimi almama rağmen bu beni çok etkiledi) Normal araları ve yemek arasının ne zaman olduğunu söyledi. Yemek konusunda herhangi bir alerjimizin olup olmadığını sordu. (Bu da bence efsaneydi. IBM bizim ne yiyebileceğimizi 2 haftadan önce öğrenip bize özel yemek pişirtmesi de ayrı bir güzellikti. Fakat toplantı esnasında servis edilen yiyecekler içinde kendisinin alerji konusundaki hassasiyeti çok etkileyiciydi) Son olarak bizim bu odada bir takımın oyuncuları olduğumuzu ve birlikte çalışarak güzel bir gün geçireceğimizden bahsetti. Her kim sunum yaparsa süreyi kendisinin yönetceğini ve bitmesi gereken zamanı bildireceğini belirterek sözü şirket tanıtımı yapması için IT Direktörümüz Hakan Bey’e devretti. Hakan Bey şirketimizi anlatan kısa bir sunum yaptı ardından esas konu konuşulmaya başlandı. Şimdi araya girmek istiyorum. Bir departman müdürü olarak, yurtdışında hiç sunum yapmadım. Ama profesyonel kariyerime devam edeceksem sanırım bunu yapmak durumunda kalacağım. İngilizcem iyi bir sıkıntı yok ama hiç sunum yapmadım. O sebeple bu konuda kendimi geliştirmem lazım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-sabri&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-sabri-768x1024.Nl9Wq_7e_EiFhy.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;IBM yetkilileri başladı anlatmaya. Hemen OMS konusuna girmediler. Önce tüketici davranışları ve son araştırmalardan bahsettiler.&lt;br&gt;
Söyledikleri ilk şey “&lt;strong&gt;Customers have the power&lt;/strong&gt;” yani “&lt;strong&gt;Müşteri güce sahip&lt;/strong&gt;” O yüzden, müşterimizin kim olduğunu bilmemiz gerekiyor. Peki nasıl bileceğiz? Bunu bilmenin yolu ise SoLoMo.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;SoLoMo&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Solomo kelimesini ilk duyduğumda aklıma bir anım geldi. LC Waikiki’de çalıştığım yıllarda yurtdışından bir kargo bekliyordum. Kargo gelmiyordu. Aradan 2 hafta geçmesine rağmen kargo yoktu. Sonra bir gün bizim kargo dağıtan abi, masama geldi ve “Sabri Sen misin?” dedi. “Evet benim” diye cevap verdim. “Bu kargonun senin olma ihtimali yok ama yine de bir baksana senin mi?” dedi. Kargoya baktım. Üzerinde büyük harflerle ismim yazılıydı. Sabri. Yanında ise SOMONO yazılıydı. 😀 Sabri Somono. Bugüne kadar soyadımı yanlış yazan bir çok kişi gördüm. Suyolu, Soyunur, vs. Ama bu efsaneydi. Sabri Somono. Cezayir asıllı italyan aşçı ismi gibi 🙂 (Bu da böyle bir anımdı)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;SoLoMo’ya gelecek olursak, aslında çok basit. &lt;strong&gt;So – Social, Lo – Location, Mo – Mobile&lt;/strong&gt;. Müşterinizin sosyal mecralarda paylaştıkları, nerede yaşadığı nerelere gittiği ve mobil cihazlarında hangi uygulamaları kullandığı nerelerden ne alışveriş yaptığı gibi bilgiler. Evet kulağa çok korkunç geldiğini biliyorum. Fakat bugün Amerika’daki müşterilerin %67’si akıllı telefon kullanıyor. Akıllı telefon kullanmak demek, bu bilgileri zaten paylaşmak demek. O yüzden şimdi etik kısmını geçelim de biraz iş konuşalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;customer-1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;547&quot; height=&quot;314&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/customer-1.ljf-W0EQ_1AM91E.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Müşterilerinizin kim olduğunu bu verilere ulaşarak öğrenirsiniz. Bu verilere sahip olursanız da, müşterinin gücüne sahip olursunuz. Peki bu verilerle ne yapacağız?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Müşterinin tahmin edilemeyen davranışlarını, tahmin edilebilir hale getirmek. (?)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hepimiz birer müşteriyiz. Hepimiz her gün alış veriş yapıyoruz. Alışveriş yaparken bir çok şeyi düşünerek yapıyoruz. Örneğin, alışveriş yaparken öncelikle kendi evimize yakın AVM’ye ya da mağaza/markete gidiyoruz. Sevdiğimiz renklere uygun alışverişleri yapıyoruz. Bunları sosyal medyada paylaşıyor ve belirtiyoruz. Mobil uygulamalar üzerinden inceliyor ardından alışverişi mağazadan ya da internetten yapıyoruz. Kendimize mi yoksa başkasına mı alışveriş yaptığımızı bir biz biliyoruz başkası değil 🙂 Ve bunun gibi bir çok bilinmeyen.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki mağaza bizim hakkımızda ne biliyor. Eğer elinizde &lt;strong&gt;CRM&lt;/strong&gt; (Customer Relationship Management) yada &lt;strong&gt;CXM&lt;/strong&gt; (Customer Experinece Management) ile ilgili hiçbir alt yapı yoksa, sadece POS Data dediğimiz satış datasına sahipsiniz demektir. Bu da kısıtlı bir bilgidir ve müşterinize özel bir harekette bulunmanızda işinize yaramaz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;customer-2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;674&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/customer-2-1024x674.DGOT3MZz_Z2ckayp.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu şekilde düşünün. Hep alışveriş yaptığınız bir marka olsun. Sonuçta 4 seferden fazla alışveriş yaptıysanız artık o markaya sadık bir müşteri haline gelmişsiniz demektir. Hatta bu marka ile duygusal bir bağınız var bile diyebiliriz. Mağazaya ya da e-ticaret sitesine girdiğinizde sizi tanısa ve sizin seveceğiniz ürünleri size önerse, hem de bunu kişiselleştirerek daha önceki yaptığınız alışverişlerle ilişkilendirerek yapsa, hatta ve hatta sizin için beğendiğiniz ürünlere indirimler sunsa, sizi özel davetlere çağırsa, sizin bir probleminiz olduğunda sizinle en öncelikli ilgilense, siz o markaya daha çok bağlanmaz mısınız? Bu sayede daha çok alışveriş yapmaz mısınız? Etrafınızda herkes alışveriş yapsın diye de çalışmaz mısınız?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;customer-4&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/customer-4-1024x768.DRrGdvan_Z2ugS3a.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslında sadık ve bağlı olan müşteri edinmek çok zor değil. Sunumda bunu 4 cümle ile özetlediler.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Know Me – Beni Tanı&lt;br&gt;
Serve Me – Bana Hizmet Et&lt;br&gt;
Listen to Me – Beni Dinle&lt;br&gt;
Let me be in Control – Kontrolün ben de olmasına izin ver&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Eğer bunu yapabilirseniz, müşterinin elindeki gücü en iyi şekilde kullanırsınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;customer-3&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;682&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/customer-3-1024x682.DQWlcWAy_Z1TBm6M.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aklınıza şu soru geliyor olabilir. “&lt;strong&gt;Ya Türkiye’de alışveriş yapan kişilerin hepsi yaşlı, sen kimi kandırıyorsun?&lt;/strong&gt;” (Tam bir soru olmadı aslında:))&lt;br&gt;
Ben 30 yaş üstünde bir insanım ve alışveriş yapıyorum. 1990 yılında doğan bir kişi bugün, 26 yaşında. Çok değil bundan 4 sene sonra, 2000 yılında doğan bir bebe, 20 yaşında olacak. Kısacası Millennials (Y Kuşağı) kontrolü ele geçiriyor. Sen bugün yaşlılar alışveriş yapıyor demeye devam et. Fakat çok farklı alışkanlıkları olan bir nesil, alışveriş kültürünü değiştirmeye geliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;IBM IBV (Institute for Business Value)&lt;/strong&gt; 2013-2015 yılları arasında yaptığı araştırma sonucunda aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmış.&lt;br&gt;
Alışveriş yaparken, Online tercih ederim diyen kişilerin, yaşlara göre dağılımını geçen seneki fikirlerine göre kıyaslamışlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-anket-1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;473&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-anket-1-1024x473.Zb2_LkX1_PCRQC.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İkinci grafikte ise, son alışverişini online kanaldan yapan kişilerin yaş dağılımını geçen seneki durumları ile kıyaslamışlar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ibm-anket-2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;449&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ibm-anket-2-1024x449.Dd8QZgBq_2meVAL.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kuşakları bir kenara bırakıp genel tabloya baktığımızda da yeni neslin alışverişi ele geçirdiğini görebiliyoruz. Yine aynı araştırma sonucunda, insanlar alışverişlerinin %27’sini online olarak yapmışlar. (2012 yılına göre %50 artış göstermiş.) %67’si akıllı telefona sahipmiş. %69’u alışverişlerinden sonra bir yorum bırakıyorlarmış. %64’ü daha önce yazılan yorumların, satın alma kararlarını etkileyen en önemli faktör olduğunu söylüyormuş. Her 10 kişiden 9’u da alışveriş yaptıkları şirketlerin omnichannel yetkinliğinin olmasını bekliyormuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;IBM yetkilisi, bu bilgiyi verdikten sonra konuyu OmniChannel Sistemlerine bağladı. 🙂 Bence gayet güzel bağladı. Şimdi gelelim Omnichannel nedir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Omni-channel&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Brick-and-mortar&lt;/strong&gt; (Tuğla ve harç) terimi, bir yapı ya da bina için kullanılmaktadır. Perakende de, bu terimi kullandığınızda fiziksel mağazanızı ifade etmektedir. Geçmiş zamanda, e-ticaretin yaygın olmadığı zamanlarda tek kanal yani sadece mağaza vardı. Müşteri mağazaya gelir alışverişini yapar, bir problemi olursa da oradaki kişiyle görüşürdü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;omni-channel-3&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;402&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/omni-channel-3-1024x402.DYP91CTl_I78Yb.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından, Satış kanalları artmaya başladı. E-Ticaret, telefon ile satış yapılırken, call center vasıtasıyla müşteriye destek olunmaya başlandı. Bu sayede çok kanala (multi-channel) geçiş yaşandı. Mobil kullanımın artması ve sosyal medyanın hayatımızın içine girmesiyle çok daha kompleks bir yapıya dönüştü. İşte burada Omni-channel devreye girdi. Müşteri bir taneydi. Her kanalda ayrı bir kişiymiş gibi davranılmasını istemiyordu.&lt;br&gt;
Müşterinin, tüm kanallarda (Mağaza, internet, sosyal network, mobil, call center vs.) aynı alışveriş deneyimini yaşamasını sağlayan platformlara Omni-channel denir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;omni-channel-1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;990&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/omni-channel-1-990x1024.Dsqsi-gk_Z1KJUW3.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;IBM bu konuda çok başarılı bir ürün ortaya çıkarmış. Sunumun son kısmında, bize bu platformu sundular. Dünyada kimlerin kullandığını, hangi perakendecilerin burada başarı sağladıklarından bahsettiler. Açıkçası ben çok etkilendim. Çok büyük bir yapı ve tüm herşeyi düşünmüşler. Ama tabi biraz da pahalı 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazıklarımı özetleyecek olursam, artık alışveriş deneyimi değişiyor. Müşterisini memnun eden, perakendeciler pazarda kalmaya devam edecekler. Müşterisini tanıyan ona doğru ürünü sunan firmalar çok daha başarılı olacaklar. Müşteriye iyi bir alışveriş deneyimi sunan kişiler, aynı zamanda iyi bir marka deneyimi sunmuş olacaklar.&lt;br&gt;
Günümüzde, bir insan alışveriş yapmadan önce ciddi araştırıyor, Pre-Purchase denilen bu aşamada, bütçesine göre doğru ürünü bulmak için araştırıyor. Purchase yani satın alma işlemi ise çok kısa sürüyor. O yüzden, internet ya da sosyal medya üzerinde markanın ve ürünlerin başarısı, sizden satın alma ihtimalini de artıracaktır. Post-pruchase yani, ürün satıldıktan sonra satış sonrası destek de, kişilerin bir daha sizi tercih etmesi için en önemli adımlardan bir tanesi. Koşulsuz iade, müşteriyi evinde gibi hissettirmek, markanın onu sevdiğini göstermek bunlardan sadece birkaç tanesi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Alışveriş deneyimi değişiyor. Ayakta kalmak için belki stratejinizi, belki vizyonunuz belki de temel değerlerinizi değiştirmeniz gerekecek. Zor değil, sadece müşteriyi dinleyin yeter. Sonuçta müşteri sizin veli nimetiniz. 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı burada bitiriyorum. Çünkü çok uzun oldu. İkinci günün ikinci kısmı olan Amerika Ofisi ve Amazon ziyaretini diğer yazıya sakladım. Herkesin geçmiş bayramı kutlu olsun 🙂 Görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Startup Nedir? – Silikon Vadisi – Bölüm 2</title><link>https://suyunu.com/seyahat/startup-nedir-silikon-vadisi-bolum-2/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/seyahat/startup-nedir-silikon-vadisi-bolum-2/</guid><description>Silikon Vadisi gezimizde, nereye baksak gördüğümüz iki şey vardı. Birincisi Hintli, ikincisi ise Startuplar. Google’da çalışanından tutun da, Stanford’da …</description><pubDate>Mon, 04 Jul 2016 08:56:59 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Silikon Vadisi gezimizde, nereye baksak gördüğümüz iki şey vardı. Birincisi Hintli, ikincisi ise Startuplar. Google’da çalışanından tutun da, Stanford’da okuyanına kadar herkes bir şey üretmeye, bir startup kurmanın peşindeydi. Kimle konuşsak yeni bir şey bulmak için kafa patlatıyordu. Kuluçka Ofislerinde, fikirler pişiriliyor ve hayata geçirmek için gün sayıyorlardı. O kadar çok startup kelimesini duydum ki, sonunda bu bölümle alakalı bir yazı yazmaya karar verdim. İkinci gün olan, IBM, Amerika Ofisi ve Amazon yazıma geçmeden önce kısa bir ara verip startup neyin nesiymiş bir öğrenelim istedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;startup&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;681&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/startup-1024x681.CM9vtRBT_Zb7vGj.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2008 yılının sonlarına doğru Amerika’da başlayan bir kriz ortaya çıkmıştı. Nam-ı diğer Mortage Krizi, tüm dünya piyasalarını kasıp kavurmuş ve sonuçları çok acı olmuştu. Taşınmaz malların değer kaybetmesinden dolayı, ekonomi çökmüş ve Amerika’da başlayan bu kriz Küresel bir boyut almıştı. Startupların doğuşu da tam bu döneme rastlamaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;mortgage&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;840&quot; height=&quot;560&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/mortgage.Bg7plRj2_2ufwOc.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2000 yılında ortaya çıkan Dot-com balonu, Amerika için bir çöküştü. 5 trilyon dolarlık bir zarar ortaya çıkmıştı. Bu yarayı sarmak için faziler aşağı çekilmiş ve emlak satışlarında bir patalama olmuştu. Ardından 2008 yılındaki krize zemin hazırlanmıştı. Her kriz, zararları ile birlikte fırsatları da beraberinde getiriyor. Startuplar da, işte tam bu dönemde ortaya çıkmaktadır. Yeni nesil girişimciler, zaten mevcut olan bir kültürü daha da ön plana çıkarmış ve dot-com balonundan alınan dersleri de defterlerine not ederek, doğru hamlelerle milyon dolarlık işlere imza atmaya başlamışlardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;dot_com&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;495&quot; height=&quot;285&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/dot_com.Cs5JO4NM_1KyEPn.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Startup nedir diye bana soracak olursanız, ben size tek kelime ile girişim derdim, ta ki Amerika’ya gidene kadar. Eğer biz her girişime startup deseydik, bizim 3 sene önce açmak istediğimiz çiğ köfte dükkanı da bir startup olurdu, ama değil 🙂 Evet girişim kelimesini içeriyor fakat daha fazlası da var. Harekete geçmek, harekete geçirmek ve bunu iş haline getirmek. En önemli şeylerden bir tanesi de, çözümün belli olmamasıdır. Ortada bir fikir var, bu fikir bir çok insanın hayatını değiştireceğine inanıyorsunuz, fakat nasıl yapacağınıza emin değilsiniz. Ve sonucunda başarılı olmama ihtimaliniz var. İşte startup bu.&lt;br&gt;
Girişimcilerin babası, Stanford üniversitesi öğretim görevlisi, Yalın Startup hareketini oraya çıkaran Steve Blank’ın tanımı ise, “&lt;strong&gt;Ölçeklenebilir ve tekrar edilebilir bir iş modeli bulmak için oluşturulan bir yapı&lt;/strong&gt;” dır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;startup_2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;584&quot; height=&quot;300&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/startup_2.gkWjHyNN_Zs8muB.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En büyük yanılgı, her girişimin bir startup olduğu yönündedir. Yeni bir cafe, kitapçı ya da restoran açmak ya da herhangi bir işletme kurmak startup başlığı altında değerlendirilemez.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Startupları en çok destekleyen oluşumlardan biri olan Y Combinator’ün kurucularından Paul Graham, startuplar için şunları söylemektedir:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;“Hızlı büyümek için tasarlanmış şirketlerdir Startuplar. Eğer bütün şirketler temelde aynı olsaydı ama bazıları şans ya da kurucularının fazladan çaba göstermesi sebebiyle daha hızlı büyüseydi, farklı bir kelimeye ihtiyaç duymazdık. Sadece çok başarılı şirketler ve daha az başarılılardan bahsederdik. Ama aslında olan şey şu, startupların diğer girişimlerden farklı DNA’ları var.”&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Startupların farklı bir DNA’sı var. Bu çok iddialı, aynı zamanda için doldurmanın çok zor olduğu bir cümle. Peki nedir Startupları farklı yapan, hangi kromozondur detaylı inceleyelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;DNA600x100_02&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;600&quot; height=&quot;100&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/DNA600x100_02.CllzlvUs_Z2uaES5.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle, ihtiyaçlarımızı baştan tasarlıyorlar ya da yeni ihtiyaçlar ortaya çıkarıyorlar. Facebook hangimizin günlük hayatında olan bir ihtiyaçtı ya da snapchat. Ben günde en az 4 defa snapchate bakıp kim ne paylaşmış ona bakıyorum. Ya da taksi çağırmak için, taksi durağını aramak varken, neden uber ya da bi taksi gibi uygulamalar kullanmaya başladık. İşte ihtiyaçlarımızı doğru yorumlayan insanlar bunları başardılar.&lt;br&gt;
Peki startupların tek farkı fikir mi? Hayır tabiki. Hem şirket yönetimi hem de proje yönetimi açısından, kurumsal firmalardan ayrışıyorlar. Akıllarına gelen fikirleri anında gerçekleştirmeye çalışıyrolar ve sonuç odaklı gidiyorlar. Agile yani çevik yönetim uyguluyorlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özetleyecek olursak startupların formülü aslında basit. İki değişkeni bir araya getirmeniz gerekiyor.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Çok fazla insanın isteyeceği bir şey üretmesi&lt;br&gt;
Bu insanlara ulaşarak hizmet sunması&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bu ürettiği bir hizmet, uygulama, teknolojik bir alet ya da bunların birleşimi olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Startupın ne demek olduğunu anlatabildim sanırım. Bu anlatımları yaparken, Okan Barlas ve 2kere2beseder adlı sitelerden ciddi anlamda faydalandım. Kendilerine teşekkür ediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir fikriniz var ve Silikon Vadisi’nde bu fikre yatırım bulmak istiyorsunuz. Şimdi de yatırım türlerine ve çalışma şekillerine kısaca bir göz atalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kuluçka merkezi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Kuluçka merkezi aslında bir yatırım türünden çok yol göstericidir. Bir rehber olarak adlandıracağımız kuluçka merkezlerinde, yüksek miktarda finansal destek sağlamak yerine, girişimci ve yatırımcı arasındaki köprü görevi görür. İş bağlantılarını düzenler, eğitim verir, fikri nasıl geliştireceği konusunda danışmanlık sunar, yatırım için yapacağınız sunumlar konusunda sizi yönlendirir. Fikrin elinden tutan ilk kurumdur. Kuluçka ofisinde ister bir masa kiralayabilirsiniz, isterseniz de bir oda tutabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;incubator&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;710&quot; height=&quot;430&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/incubator.Cj5UPUG7_1ySW1y.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Angel Investor&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Her bir girişimcinin hayalini süsleyen kişidir. Melek Yatırımcı olarak Türkçemize girmiştir. Her klasik girişimcinin peşinde koştuğu kişidir. Doğru bir tanım yapacak olursak, kendi bireysel birikiminden gelecek gördüğü projelere yatırım yapan kişidir. Eğer bu yatırım yapan kişi, aynı zamanda tecrübeli bir kişi ise, yatırım yaptığı girişimlere mentörlükte yapmaktadırlar. Melek yatırımcılar, samanlıkta aranan bir iğne gibi oldukları için, eğer yatırım yaparlarsa istedikleri hisseler normalden biraz daha fazla olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;angel_investor&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;822&quot; height=&quot;462&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/angel_investor.CmSDPWjH_LsUcH.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Seed Capital&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Fikir aşamasında olan ya da yeni filizlenmiş bir projenin ayağa kalkması için sağlanan finansal desteğe denir. Seed kelime anlamı da tohumdur. Şunu yazmadan geçemeyeceğim. Kolay kolay kimse fikre para vermez. Fikriniz bir ürüne dönüştükten sonra ve karşılığını gördükten sonra yatırım almak çok daha kolaydır. Seed yatırımınını fikir aşamasında alırsınız. Fikrinizi, herkese gidip anlatamyacağınız için, genelde bu yatırım yakınlarınızdan eşten dosttan gelir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;seed_capital&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;650&quot; height=&quot;220&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/seed_capital.DdpO4w-z_3Jfp0.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Venture Capital&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Türkçemize Risk Sermayesi olarak geçen bu yatırım türü, fikre değil hayata geçmiş projelere yatırım yapar. Biraz aşağıda Seri Yatırımlar başlığı altında yüksek paralar bağlayan bu yatırım fonları, verdikleri bu paranın hakkını almak isterler. Yaptıkları yatırım sonucunda, şirket hisselerinin de bir kısmını alan bu fonlar, yönetimde söz sahibi olurlar. Şriketin gidişatı ile ilgili herşeyi takip ederler ve paralarına para katmanız için sizi denetlerler. Düşünsene, adam sana 2 Milyon dolar para vermiş. Bunu babasının oğlu olduğun için değil, sen de ışık görmüş ve 2 Milyon 4 Milyon olsun istemiş. Sen gidip 2Milyonu teknelerde yersen, adam da bunun hesabını sorar. (ehehe çok Türk mantığıyla yaklaşıyorum olaylara )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ventur_capital&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;674&quot; height=&quot;480&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ventur_capital.CSrx_VzF_Z85Tdk.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Series A, B, C&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Crunchbase’e girdiğinizde, firmaların altında Series A,B,C gibi terimler görürsünüz. Bu terimler, yatırım miktarını, yatırım yapanı ve yatırım alan şirketin durumuna göre farklılık göstermektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, Eğer yatırım Türkiye şartlarında 500k – 1M, Amerika’da 1M-2M altındaysa buna Seed ya da Melek yatırımcı denir. Eğer miktar bu değerin üstündeyse bir Venture Capital tarafından yapıldıysa Seri olarak adlandırılır. Seriler sırasıyla A, B ve C olarak adlandırılmaktadır. Yatırım miktarı ve hisse miktarı serilere göre değişiklik göstermektedir. Bu yatırımların ardından, şirket hisseleri büyük oranda yatırımcıya geçer. Şirket kurulurken sahibi olan girişimci, artık board member, CEO, CTO ya da farklı bir konuma gelmiş olabilir. Ama tabi paraya da para demiyordur. Ne diyordur bilemiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yaptığım araştırma sonrasında yatırım miktarlarının Türkiye ve Amerika için inceleyecek olursak, (İlk satır TR, İkinci satır USA)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yatirimlar&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;718&quot; height=&quot;196&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yatirimlar.CMzyh8r1_ZEUAxo.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yatırım miktarlarının çok geride kaldığı yönünde. Yine de bir startup kültürünün günden güne arttığını görmek umut verici.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;TechCrunch’ın her sene düzenlediği Startupların yarıştığı bir yarışma mevcut. &lt;a href=&quot;https://techcrunch.com/startup-battlefield/&quot;&gt;https://techcrunch.com/startup-battlefield/&lt;/a&gt; adresinden inceleyebildiğiniz bu yarışmada, her sene çeşitli kategorilerde bir çok startup öne çıkmak için yarışıyor. Bugünlerde, eskiden popüler olan marketplace uygulamalar yerine, IoT ve kişisel yardımcıların aldığını görebiliyoruz. Machine Learning’in ön plana çıktığını ve yapay zekanın günden güne güçlendiğini farkediyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Türkiye’de yakın zamanda Startuplar üzerine çok güzel programlar düzenlenmeye başlandı. Özellikle bu Ekim ayında düzenlenecek Startup İstanbul &lt;a href=&quot;http://startupistanbul.com/&quot;&gt;http://startupistanbul.com/&lt;/a&gt; etkinliği çok güzel geçeceğe benziyor. Yine Şubat ayında düzenlenen, Startup Turkey’in programına baktığımızda çok başarılı olduğunu görüyoruz. Türkiye’de şu anda marketplaceler ön plana çıksa da yakında daha farklı fikirler göreceğimize eminim. Uber’in lokalize edilmiş hali BiTaksi ya da yemeksepeti gibi örneklerin çoğalacağına inancım yüksek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Startup yazımızın da sonuna gelmiş bulunmaktayız. 3. Bölümü en yakın zamanda yayınlayacağım. Görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Seyahat</category></item><item><title>Macera Dolu Amerika – Silikon Vadisi – Bölüm 1</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/macera-dolu-amerika-silikon-vadisi-bolum-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/macera-dolu-amerika-silikon-vadisi-bolum-1/</guid><description>Öncelikle herkese merhaba. Uzun süredir kalemi elime almadığım için kendimi paslanmış hissediyorum. Yazmak, uzun uzun yazmak istiyorum. Heyecanım kaçmadan, …</description><pubDate>Sun, 26 Jun 2016 11:22:12 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Öncelikle herkese merhaba. Uzun süredir kalemi elime almadığım için kendimi paslanmış hissediyorum. Yazmak, uzun uzun yazmak istiyorum. Heyecanım kaçmadan, enerjim bitmeden, düşüncelerim uçmadan yazmak istiyorum. Hani gece uyanırsın, çok güzel bir rüya görmüşsündür ve tüm detaylarını hatırlarsın. Sonra tekrar uyursun. Sabah kalktığında rüyanı hatırlayamazsın. Ben şu anda gece uyandım ve size rüyamı anlatacağım. Eğer tekrar uyursam bu rüyayı unutacağım ve anlatacak bir şeyim kalmayacak. Evet, kısa kes San Francisco havası olsun dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden başlıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Nereden çıktı bu Amerika?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Günlerden bir gün CEO’muz ile Skype üzerinden toplantı yapıyorduk. Biz 4 kişi Türkiye’de, Ahmet Bey Amerika’da CRM hakkında konuşuyorduk. Satın alacağımız bir yazılım hakkında istişare ederken, “Neden buraya gelip, son pazarlıkları firma ile yüz yüze yapmıyorsunuz?” dedi Ahmet Bey. Cemil Bey ve IT direktörümüz bu konuda hem fikir oldular. IT direktörümüz Hakan Bey, “Bu sefer Sabri Bey de gelsin, hem Silikon Vadisini görmüş olur” dedi. Ahmet Bey bana vizem olup olmadığını sorup, olmadığını (!) öğrendikten sonra, tarihe geçen şu sözleri söyledi: “Sen, 8 sene Analitik alanda çalışmış bir kişi olarak, hiç Silikon Vadisine hatta Amerika’ya gitmedin mi?” Cevap aslında çok basitti. Bahane üretmeye gerek yoktu. “Hayır” dedim. Götürmeyenler göndermeyenler utansın diyecektim ama suç bendeydi. Sustum ve vize almak için Amerika konsolosluğunun yolunu tuttum. Evet işte Amerika yolculuğumuz bu şekilde başladı. Vizemiz çıktı, biletlerimizi aldık ve Genel Müdürümüz Osman Bey, Merkez Planlama Direktörümüz Cemil Bey, IT Direktörümüz Hakan Bey ve naçizane Perakende Analitiği Müdür olarak ben Sabri Suyunu Amerika’nın en uzak noktalarından San Francisco’nun yolunu tuttuk.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Silikon Vadisi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;650&quot; height=&quot;300&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/silicon-valley-sign-lg.j3KcdWuT_ZW9VS7.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gecem Gündüzüme Karıştı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Benim gibi ülkesini çok seven ve yurtdışına sadece 5 kere çıkmış, onda da en fazla 4 saat uzağa gitmiş biri iseniz, Amerika seyahati tam sizin için. Harika bir deneyim yaşayacaksınız. Buradan San Francisco sadece 14 saat(cik). Çok eğlenceli değil mi? Ekonomide değil de Comfort ya da Business’da uçuyorsanız gerçi çok problem etmenize gerek yok. Piremsesler gibi uyuyabilir, o yemek gitsin bu yemek gelsin diyerek gününüzü gün, gecenizi gece edebilirsiniz. Yine de şunu açık yüreklikle söyleyebilirim ki, THY çok başarılı bir kuruluş. Her ne kadar onlar da her bir şirket gibi karlılığı düşünüp koltukları çok dar yapsalar da, diğer sağladıkları imkanlar gayet mutluluk verici.&lt;br&gt;
Özellikle uçuşa geçmeden önce Atatürk Havalimanı’nda bulunan Dış Hatlar Lounge’dan bahsetmek istiyorum. Daha önce yurtiçi lounge girmiştim. Ne kadar farklı olabilir ki diyordum. OMG! 5 yıldızlı bir otelden faksız bir yer ile karşılaştım. Tüm dünya mutfağından, çeşitli yemekler, sizin için pişiriliyor. Uyumak için özel alanlar, oyun konsolları, hatta duş bile bulunuyor. Uçuşunuzdan 4 saat önce gelip burayı kullanabiliyorsunuz. Şirketimin verdiği corparate card sayesinde ücretsiz olarak kullandık biz de.&lt;br&gt;
Neyse uçuş başladı. Her yolculuk klasiği gibi, ilk başta enerjim gayet yüksekti. Fakat yolculuk devam ettikçe enerjim düştü, düştü ve yolculuğun sonunda 4-5 saat uyudum sanırım. İstanbul’dan saat 14:00 gibi yola çıktık. Dünyanın yuvarlak olmasından dolayı uçak ilk olarak Kuzey Kutuplarına doğru yol aldı. Ardından tekrar ekvatora doğru yönelerek yarım elips şeklinde bir güzergahta gitti. Uçağa bindiğimizde öğlendi, ardından ikindi sonra akşam ve gece oldu. Kutuplarda gece yolculuğumuz ardından Birden gün ağarmaya başladı. Tekrar akşam ve ikindi oldu. San Francisco’ya indiğimizde saat 17:00 civarıydı. Toplam 14 saat gittikten sonra, sadece 3 saat ileri gitmiştik. Buradan şunu anlayabiliyordum. Bu gidişin dönüşünde şaftım kayacaktı 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ucus_haritasi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;577&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ucus_haritasi-1024x577.Dg4kngG2_Zr5C86.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yo! Neden Geldin Amerika’ya dostum?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Uçak indi. Dizlerimizdeki o ince sızı yürümeye başlayınca önce çıtırtılara, ardından gevşemeye başladı. Uzun yolculuğa gidecek olanlara ilk tavsiyem, yanlarında mutlaka kişisel ilaçlarını götürmeleri olacaktır. Örneğin benim gibi alerjik bir insansanız, yanınıza mutlaka devamlı kullandığınız anti-histaminikleri alınız. Ağrı kesici, kaç gevşetici, vitamin, vs. bunları unutmayınız. Tamam tamam biz de biliyoruz walgreens ve cvs’yi. Ama yanınızda taşıyın işte. Kabahat size tavsiye veren de. Uçaktan indikten sonra bavullarımıza ulaşmadan önce, sevgili pasaport görevlisi, Ne(r)den Geldin Amerika’ya dedirtecek sorular soruyor sizlere. Neden geldin, ne iş yapıyorsun, ne kadar kalacaksın, ne yapacaksın gibi uzayıp giden sorular soruyor. Siz de sabırla cevap veriyorsunuz. Sonuç olarak geçiyorsunuz ve bavullarınıza ulaşıyorsunuz. Bavulları da aldıktan sonra biz araç kiralamak için araç kiralama istasyonuna doğru yola koyulduk.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;hava_limani&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;850&quot; height=&quot;527&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/hava_limani.Cjv0_-T-_eJRTh.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güzel bir uygulama yapmışlar. Aslında çok basit. Uzun süreli araç parkı ve Araç kiralama istasyonlarını havaalanından 1 km kadar uzak bir yere konumlandırmışlar. Havaalanının içinde dolaşan iki adet insansız havaray ringi, terminaller, otopark ve araç kiralama durakları arasında dolaşıyor. İnsansız konusuna dikkat çekmek istiyorum. Amerika seyahetimiz boyunca, özellikle otomasyon, akıllı sistemler, robotlar gibi örneklerden çok bahsedeceğim. Kendi kendine giden tren gerçekten çok basit bir örnek ama 7/24 kendi kendine çalışan makinistsiz bir tren bence gayet şaşırtıcı idi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Araç kiralama istasyonuna gittik. Çok farklı bir şey yok. Buradaki gibi. Abartmaya gerek yok. Sadece fiyatlar biraz daha ucuz. Biz biraz kalabalık olduğumuz ve eşyamız çok olduğu için büyük bir araç kiraladık. 7 koltuklu bu araç, tam bir canavar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;kiralik_araba&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/kiralik_araba-1024x768.DRF4zhzD_IHfYJ.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hayatımda böylesine bir canavarı ilk defa kullandım. Bu arada anladığınız kadarıyla, Amerika’da araba kullanma deneyimini de elde etmiş oldum. En çok dikkatimi çeken, “Yola adımını at, araba durur” hehe şaka şaka. Asıl dikkatimi çeken, yerlerdeki “STOP” işaretleri. Amerika’da bir dört yol üzerinde iki araç aynı anda farklı yönlerden gelip kavşakta durdukları vakit, hangi araç önce full stop yapmış ise sonradan duran araç, önceden duran araca yol verir. İlk gelen ve ilk duran, her zaman ilk gider yoluna devam eder. Bu kuralın nasıl çalıştığını görseniz hayretler içinde seyredersiniz. Böyle söylüyoruz çünkü Türkiye’de sinyal sistemleri çalışıyorken dahi kavşakları kilitleyen usta şoförler var. Amerika’da en karmaşık çok şeritli kavşaklarda dahi sinyal sistemleri bozulacak olsa, bu basit kural sayesinde herkes birbirine düzenli olarak yol verdiğinden, bir saniye olsun trafiğin kilitlendiğine ve arabaların birbiri üstüne yığıldığına, şoförlerin araçlardan sarkıp birbirini yediğine şahit olamazsınız. (kaynak: &lt;a href=&quot;http://www.dialognette.com/Icerik/7250/MERAKLISINA-GREEN-CARD-VE-OF-COURSE-ARDINDAN-AMERIKAN-VATANDASLIGI---5&quot;&gt;http://www.dialognette.com/Icerik/7250/MERAKLISINA-GREEN-CARD-VE-OF-COURSE-ARDINDAN-AMERIKAN-VATANDASLIGI—5&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;kliseler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;600&quot; height=&quot;600&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/kliseler.GXGXFOtA_ZBtgxb.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer bana biri STOP’un ne işe yaradığını söylememiş olsaydı, ciddi bir kazaya sebep olabilir, ceza yiyebilir hatta Allah korusun hapse girebilirdim. Abartmıyorum, çok ciddi önem verilen bir olay. İnsanların bu kadar kurallara riayet etmesinin de bir sebebi var. Yaptırımlar ve cezalar. Siz bu kurallara uymazsanız, cezanızı çekersiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Arabayla yaptığımız kısa bir yolculuğun ardından otelimize ulaştık. Crowne Plaza Palo Alto adlı otelde kaldık. Otelimiz Silikon Vadisine ve Stanford Üniversitesine çok yakın olan bir oteldi. Konforlu, bakımlı ve tertemiz bir otel. Çok rahat ettiğimizi söyleyebilirim. Şirketime tekrar teşekkür ediyorum böylesine güzel bir otel ayarladığı için.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;crowne-plaza-cabana-palo-alto&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;410&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/crowne-plaza-cabana-palo-alto-1024x410.CWUMIMCI_Z1rgmcU.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Jet Lag&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bir insan Jet Lag olmadan, Jet Lag’ın (JL) ne olduğunu anlaması mümkün değilmiş. Hep duyuyordum ve “yav he he” diyip geçiyordum. İlk gün yorgunluktan hiçbir şey anlamadım. Ama ikinci gün olduğunda gece yatağa kafamı koyduğumda, bu JL denilen şeyin ne menem şey olduğunu anlamış oldum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Jet lag, jet sendromu, jet yorgunluğu veya eşzamanlama bozukluğu; kısa zamanda uzun mesafeler kateden insanlarda farklı zaman dilimlerine ulaşılmasına bağlı olarak biyolojik ritmin bozulması. İnsan vücudunun yaklaşık 24 saatlik biyolojik etkinlik çevriminin ani değişmeler nedeniyle uğradığı geçici değişiklik ve düzensizliklerdir. Genellikle uyku ve yeme düzeninin bozulması, baş ağrısı, zihinsel performans düşüklüğü ve yorgunluk hissi ile kendini gösterir. Bazı vakalarda depresyona da rastlanır.&lt;br&gt;
Jet lag’in etkileri en çok doğuya doğru gerçekleşen yolculuklarda görülür. Bunun nedeni doğuya uçarken, zaman dilimlerinin artması nedeniyle, varış noktasında geçirilen ilk günün 24 saatten kısa olmasıdır. Biyolojik ritmi 24 saatin altına düşürmek çok güç olduğu için, vücut aradaki zaman farkını kapatmakta zorlanır. (Wikipedia)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben de tam tersi oldu. Dönüşte değil de gidişte daha hissedilebilir bir sendrom yaşadım. Buradan 10 saat üzerinde uçuş yapan kişilere en büyük tavsiyem, biyolojik saatinizi mümkünse bir gün önceden değilse uçakta ayarlamaları yönünde olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gez, Gör, Çalış&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Amerika ziyaretimizin 4 amacı bulunmaktaydı.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;1-&lt;/strong&gt; CRM projelerimiz kapsamında anlaşma yapacağımız firma ile görüşmek&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;2-&lt;/strong&gt; Order Management System (OMS) ve Omnichannel ile ilgili iki firma ile görüşmek&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;3-&lt;/strong&gt; Silikon vadisindeki teknoloji firmalarını ziyaret edip onlarla istişare etmek&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;4-&lt;/strong&gt; Gezmek 🙂&lt;br&gt;
Açık konuşmak gerekirse çok fazla gezeriz, San Francisco’nun altını üstüne getiririz diye düşünüyordum. Fakat, verimlilik konusunda kariyer yapmış 1 CEO, 1 Genel Müdür ve 2 Direktör ile bu çok mümkün olmadı. Çok çalıştık. Hatta bir gün gece 23:00’dı ve biz hala toplantı yapıyorduk. (Tamam 2 gün full gezdik. Bunu mu duymak istiyorsunuz)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gittiğimiz günün ertesi günü (Pazar), normal şartlar altında Groupon ile görüşmemiz bulunmaktaydı. Fakat bu programın hafta içine ertelenmesinden dolayı birden Pazar günü bize kaldı. Atladık ufak arabamıza, açtık Rafet El Roman’dan Macera Dolu Amerika şarkımızı koyulduk San Francisco merkeze. Bulunduğumuz yer ile SF arası yaklaşık 1 saat sürüyordu. İlk durağımız SF’nin en ünlü yeri olan Galden Gate Köprüsü idi. Amerika’ya gideceklere en önemli tavsiyelerimden bir tanesini daha veriyorum. Navigasyonsuz arabaya binmeyiniz. Eğer internetinize güveniyorsanız, Cep telefonu da iş görecektir. Fakat internet sıkıntı olacaksa, mutlaka araba kiralarken bir tane navigasyon cihazı da alın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;macera_dolu_amerika&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/macera_dolu_amerika-768x1024.Bse01eiv_1cOmd8.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu arada Amerika’da artık insanlar Waze adlı uygulamayı yoğun olarak kullanıyorlar. Türkiye’de henüz popüler olmasa da Amerika’da çok başarılı olduğunu kullanan kişilerden duydum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son bir tavsiye ile tavsiye sezonunu şimdilik kapatayım. Biz araç kiralarken bir tane de wifi hotspot kiraladık. Bu wifi hotspot aslında içine yazılım atılmış bir Samsung Note 2 telefon. İçindeki yazılım sayesinde 4 kişiye kadar sınırsız internet kullanabiliyorsunuz. Buna ek olarak günlük 60 dakikaya kadar uluslararası konuşabiliyorsunuz. Bizim hayatımız çok kolaylaştırdığını söyleyebilirim. Nerede yemek yiyebiliriz, nereye gidebiliriz, buranın neresi iyidir gibi soruları cevapladık. Aynı zamanda sınırsız sosyal medya, whatsapp ve skype görüşmesi de yapabildik. Biraz tuzlu bir alet. Günlük 20 dolar. Eğer bizim gibi 4 kişiyseniz aslında mantıklı bir olay. Ama 1 kişi iseniz gidip AT&amp;amp;T’den kontörlü bir hat almanızı tavsiye ederim. (Öyle bir şey var mı bu arada, kontör mü kaldı ya :))&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Altı üstü bir köprü? Kırmızı hem de.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Golden Gate Köprüsü Amerika’nın sembollerinden biri olarak görülmektedir. Özgürlük heykelinden sonra Golden Gate köprüsü en önemli yapıtlardan bir tanesidir. Açıkçası köprü hayranlığı olan bir insan olmadığım için bana sadece bir köprü olarak göründü. Sonra neden bu kadar önemli bir yapı olduğunu araştırayım dedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;golden_gate&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/golden_gate-768x1024.By0UOYxY_Z1xcRgR.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle bu köprü kırmızı. Kırmızı köprü mü olur diye soracaksanız bana sormayın. Biliyorsunuz ki renk körü olduğum için, kırmızı olduğunu istanbul’a gelip bu yazıyı yazmaya başlayınca öğrendim. Hatta bunun hakkında bir kitap bile bulunuyor. &lt;strong&gt;This Bridge will not be Gray&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.fastcodesign.com/3053575/why-the-golden-gate-bridge-is-orange&quot;&gt;http://www.fastcodesign.com/3053575/why-the-golden-gate-bridge-is-orange&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Adamların her yerinden özgünlük fışkırıyor. Hatta özgürlük fışkırıyor. Bence bu köprünün bu kadar öne çıkmasının üç nedeni var. Birincisi köprünün geçmişi yani yapımı ve kırdığı rekorlar. İkincisi köprünün yürüyüşe, bisiklet binmeye açık olması. Bu da aslında özgürlüğü simgeliyor. Sonuncusu, reklamının çok başarılı yapılması. Adamlar, Golden Gate köprüsünün girişinde bir dükkan açıp, sadece bu köprü ile ilgili malzemeler satıyorlar. Çatal bıçaktan tutun da kitaplara, Çıkartmalardan tutun da tabaklara, aklınıza gelebilecek bir çok hediyelik eşyayı bu köprüye uyarlamışlar. Ve kasada genelde sıra var 🙂 Fiyatlar da öyle ucuz değil.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;golden_gate_1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/golden_gate_1-768x1024.wC3x0T8X_103bXm.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Köprü hakkında da kısa bir bilgi geçelim. Köprü 1933-1937 yılları arasında yapılmış. Şimdi düşününce o zamanki teknoloji ile böylesine bir köprü yapılması da baya efsaneymiş gerçekten. 1964 yılına kadar dünyanın en uzun asma köprüsü ünvanını taşımış. Benim en çok dikkati çeken halatların kalınlığı idi. Tam 92cm çapında halat kullanmışlar. Hadi o halatı kullandın, nasıl çektin yukarı arkadaş. Fotoğraflarda da görebilirsiniz ne kadar deli halat kullandıklarını.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;golden_gate_2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/golden_gate_2-768x1024.CSeEM5hm_2arstH.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hava soğuktu ve yağmurluydu. Golden Gate köprüsünün altında şiddetli akıntıları ile meşhurmuş. Ve buna ek olarak ciddi dalgalar oluşuyormuş. Vatandaş büyük dalga buldu mu affeder mi? Affetmez tabi. Adamlar havanın soğuğuna aldırmadan sörf yapıyorlardı. Hatta bir tanesi düştü kayalara yapışıp beyninin pekmezi akıyordu neredeyse. Arkadaşı geldi kurtardı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Balıkçı dediğin Wharf der!&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Golden Gate köprüsünden sonraki durağımız, Fisherman’s Wharf adı verilen mekandı. Arabada Wharf’ın nedemek olduğunu tartıştıktan sonra “Rıhtım”, “İskele” sonucuna ulaşıp rahatladık. Uçaktan indikten sonra gözümü kapatıp buraya getirselerdi ve burası SF deselerdi, “Bırakın dalga geçmeyi. SF diyorsun ama burası bildiğin Tayland sahil kasabası” derdim. Bilimum deniz canlılarını – özellikle yengeç – yiyebileceğiniz, geliri orta altı insanların takıldığı bir yer. Hem satıcıların hem de ziyaretçilerin uzakdoğulu olduğu göze çarpıyordu. Havanın da kapalı olması sebebiyle çok sarmadığını söyleyebilirim. Gerçi bir iki karides götürseydik hiç fena olmazdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;wharf_2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/wharf_2-768x1024.CROW7vzC_jPBKh.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Oyuncak değil Atari Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Tam buradan ayrılıyorduk ki, Tripadvisor’ın bir tavsiyesi gözüme çarptı. Mekanik Müzesi. Mekanik müzesi ücretsiz bir müze. Aslında dünden bugüne atari salonun tarihçesi diyebiliriz. Tam ismi “Musee Mecanique” Burada en çok dikkatimi çeken, insanların geninde oyun oynamak, eğlenmek ve yarışmak var. Bu böyle gelmiş böyle gider. Bugün milyon dolarlık oyunlar yapılmasının ve bu oyunun ciddi bir pazara sahip olmasının nedeni de bu. Diğer dikkatimi çeken konu da, Amerika’nın bu noktaya gelmek için, ciddi yol kat etmiş olduğu. Bugün düşünüyorum da, biz bir oyun yapmak için bu yoldan geçmeden nasıl başarılı olabiliriz? Amerika’yı tekrardan keşfetmek gerekmez mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;musee&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/musee-768x1024.DIa90uen_Z1nxC8P.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;DownTown Abi (Abbey)&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Buradan çıktıktan sonra SanfRancisco merkeze yani namı diğer DownTown’a gittik. DownTown nedemek diye baktığımda, kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünü görmek için uğraştığınız yer diye yazıyordu. Şehir merkezinde en çok dikkatimi çeken, çok aşırı modern olmamasıydı. Cable Car dedikleri, otobüs ve treleybüs karşımı bir araç ile insanlar yolculuk ediyordu. Fakat asıl dikkatimi çeken şey ise, Midtown Madness günlerinden kalma yolların gerçek hallerini görmem. Harika yokuşlardan uçarak geçmek ne kadar da eğlenceli olurdu kim bilir. Kim bilir, bizim bilmeyeceğimiz kesin. SF merkezde ne yaptık. Karnımız çok açtı. Yemek yedik. Bu ziyaretimizdeki bence en iyi yemeklerden birini yedik. Amerika’yı ziyaret edecek kişilere tavsiyelere devam ediyoruz. Öncelikle bizim gibi, Helal yiyecek konusuna dikkat ediyorsanız, yemek seçenekleriniz otomatik olarak 100’den 10’a düşüyor. Hatta 5’e falan düşüyor olabilir. Zomato, Foursquare ve özellikle Zabihah adlı uygulamayı indirmenizi tavsiye ederim. Bulunduğunuz yere yakın helal restorantları buralardan görebilirsiniz. SF merkezde biz ne yedik. Ziggy’s Burger adlı mekanda, Burger menü yedik. “South of the Border Burger” adlı burgerin yanında Curly Fries ve sınırsız kola ile bir güzel mideye indirdim. Fotoda görebildiğiniz üzere, belli ürünlerin dışında kalan tüm yemekler helal. Lezzetini soranlar için şunu söyleyebilirim ki, Türkiye’de herşeyin en güzelini bulabilirsiniz. Amerika’da şunu yedim ki Türkiye’de yok diyebileceğim bir şeye rastlamadım. Canım ülkemde eğer doğru yerlere giderseniz en güzel yemekleri yiyebilirsiniz. Ama Ziggy’s ortalamanın gayet üstündeydi. Bir Virginia Angus değildi tabiki ya da bir mano?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ziggy_1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ziggy_1-1024x768.CiGOF_iz_ZAJj9n.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ziggy_2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ziggy_2-1024x768.DbyucX07_21cBBM.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buradan çıktıktan sonra şehir merkezinde biraz dolaştık. Otoparkçı abinin Türk çıkıp bizden para almamasını saymazsak ilginç bir şeye rastlamadım. Son durağımız, Lombard Street ve Ghirardelli Square (Çikolata Fabrikası) idi. Lombard Street’e gece gittiğimiz için çok bişey anlamadık. Aslında bu dik sokaklardan bir tanesini zig zag şeklinde indirelim de insanlar burayı ünlü saysınlar demişler. Biraz yeşillik eklemişler, bakın burada yalnız duran birkaç çiçek var demişler, ahanda size olmuş lombard street.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;lombard&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;595&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/lombard-1024x595.GGBFvySS_r6jIu.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak Çikolata fabrikamızı – Ghirardelli Chocolate – da anlatayım ve bu yazıya bir son vereyim artık. Ekşi Sözlük’de güzel bir benzetme var. “istiklal’deki j’adore’un koskocaman bir alana taşındığını düşünün!” aynen öyle. Tatlıların isimleri SanFrancisco’daki şehre özgü olan şeyler yapılmış. Cable Car, Golden Gate, vs. Oh la la beatrice’nin kralını burada yiyebilirsiniz. Yedim de. Ama diyorum ya, bizim damak zevkimiz gerçekten çok gelişmiş. Biz yemek kültürü olarak çok ciddi bir konumda bulunuyoruz. Eti pişirmeyi bilmiyorduk, onu da tam olarak öğrendik, bence çok da güzel oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Ghirardelli&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;768&quot; height=&quot;1024&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Ghirardelli-768x1024.ByRKmpb3_BXrvF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ve bu uzun günün ardından otelimize dönüş yaptık. Peki nereleri gezmedik ya da gezseydik güzel olurdu.&lt;br&gt;
İlk olarak Alcatraz’a gitmeyi isterdim. Golden Gate Milli Rekreasyon Alanı’na gidebilirdik hava güzel olsaydı. Palace of Fine Arts önünden geçtik, aklımda kalmadı değil. Segway turları adı verilen ve bu iki tekerlekli zamazingolarla yapılan şehir turu harika olurdu. Ama şimdi baktım da baya gezmişiz. Hakkını yemeyelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet ilk yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Gördüğünüz gibi ilk yazı, gezme, görme ve yeme üzerineydi. İkinci yazımızda, ilk durağımız olan IBM, sonrasında şirketimizin silicon vadisindeki ofisi ve son olarak Amazon.com yöneticilerinden biri ile yaptığımız söyleşinin başlıklarına yer vereceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İkinci yazı da görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Silikon Vadisi, Teknoloji Siteleri ve Kobe Hakkında</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/silikon-vadisi-teknoloji-siteleri-ve-kobe-hakkinda/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/silikon-vadisi-teknoloji-siteleri-ve-kobe-hakkinda/</guid><description>Kobe’de mükemmel bir final ile formasını çıkarıp, dolabına asti. Düşünsene, hayatının son maçını yapıyorsun. Son maçında, 10 sayı geriye düşmüş takımını …</description><pubDate>Wed, 20 Apr 2016 09:15:21 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Evet,&lt;br&gt;
Kobe’de mükemmel bir final ile formasını çıkarıp, dolabına asti. Düşünsene, hayatının son maçını yapıyorsun. Son maçında, 10 sayı geriye düşmüş takımını sırtlayıp, kazandırıyorsun ve tam 60 sayı atıyorsun. Bu maç unutulmaz. (Gerçi 3 lük de 6/21 yapmış. Adamlar Kobe’ye çalışmış ama adam 60 sayı atmış lan. 101 sayının 60’ı :))&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://www.youtube.com/watch?v=BdGeXcJ-hfo&quot;&gt;https://www.youtube.com/watch?v=BdGeXcJ-hfo&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi ise bilmen gereken ve takip etmen gereken, silikon vadisinden sıcak sıcak gelmiş sitelere bakalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kickstarter&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://www.kickstarter.com/&quot;&gt;https://www.kickstarter.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Öncelikle kısa bir giriş yapalım. Kickstarter’ı zaten biliyorsun ama yine de benim en çok sevdiğim sitelerden bir tanesi olduğu için burada olsun istedim. İnsanların fikirlerini hayata geçirmek için, tanıttıkları ve yatırım aldıkları harika bir platform. Sadece bir arkadaşa bakıp çıkıcam deyip, kendini en çok yatırım alan tasarımdan tut da, en tuhaf gadgetlera bakıp saatler geçirebileceğin bir site.&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Bu da bonus olsun:&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;https://www.kickstarter.com/projects/63006320/dualo-the-new-musical-instrument-for-all?ref=category_recommended&quot;&gt;https://www.kickstarter.com/projects/63006320/dualo-the-new-musical-instrument-for-all?ref=category_recommended&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ProductHunt&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://www.producthunt.com/&quot;&gt;https://www.producthunt.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Açıkçası bu siteyi geçen hafta öğrendim. İlk defa görüyorum. Ne olduğunu da tam çözemedim 🙂 Bildiğim bir şey varsa o da kickstarter gibi, insanların ürünlerini, botlarını, API’larını, vs. tanıttıkları basit bir site. Upvote yapıyorsun. Kickstarterdan farklı olarak sanırım, yatırım alma durumu yok. Gelecekte daha da şekillenir. Neden beğendim? Çok basit bir tasarımı var. Ben ilk bakıştan Bir çok yeni ürün keşfettim. Bir de slack botları ve özellikleri çok hoşuam gitti 🙂 (Poker botunu buradan aldım:))&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;TechCrunch&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://techcrunch.com/&quot;&gt;http://techcrunch.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Evet Takip edilesi sitelerin başında bu site olabilir. Zaten bir sonraki önereceğim site de bu sitenin altında bulunuyor. Silikon vadisinin membaası diyebiliriz. Tüm yeni haberleri, dünyaya ilk veren sitedir. Türkiye’deki çoğu teknoloji blogları haberleri buradan alırlar. Takip ediniz, bilgileniniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;CrunchBase&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://www.crunchbase.com/&quot;&gt;https://www.crunchbase.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Evet işte, her zaman sorulan soruların cevabı bu sitede.&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Amerikalılar neden ileri?&lt;/em&gt;” ya da “&lt;em&gt;Bizim Türk girişimciler neden Amerikaya gidiyor?&lt;/em&gt;” ya da “&lt;em&gt;Neden orada şirket kuruyorlar?&lt;/em&gt;“&lt;br&gt;
Bu site, Hangi yatırımcının hangi şirkete hangi aşamada ne kadar yatırım yaptığını gösteren muazzam bir databaseden oluşuyor. Efsane bir site. Ne diyim. Gir içinde kaybol. Ben en son Elon Musk’a hayranlıkla bakarken buldum kendimi 🙂&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Kitap önerisi:&lt;/em&gt; &lt;a href=&quot;http://www.idefix.com/kitap/elon-musk-tesla-spacex-ve-muhtesem-gelecegin-pesinde-ashlee-vance/tanim.asp?sid=EA61GE8FVM7TCERYHV3W&quot;&gt;http://www.idefix.com/kitap/elon-musk-tesla-spacex-ve-muhtesem-gelecegin-pesinde-ashlee-vance/tanim.asp?sid=EA61GE8FVM7TCERYHV3W&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Webrazzi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://webrazzi.com/&quot;&gt;http://webrazzi.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Ya şimdi nereden çıktı bu kadar yabancı sitenin arasında bir Türk sitesi? Açıkçası, uzun zamandır takip ettiğim ve en başarılı teknoloji blogudur. Bunun en büyük nedeni, hem globali hem de Türkiye’ye çok güzel harmanlamış olmasıdır. Bir de yazarların Türkçe’yi çok başarılı kullanması da üzerine tuz biber olmuştur. Her sene düzenlenen summitlerle de bir çok girişimciyi ve başarılı firmaları bir araya getirmektedir. Takip etmek gerekir. Alkışlamak gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Medium&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://medium.com/&quot;&gt;https://medium.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Şimdi Medium’u bilmiyorum desem sanırım beni burada döverler. O yüzden biliyormuş numarası yapacağım. Medium Türkçe yazıların (ve yazarların) da bulunduğu, dünya çapında bloggerların yazılarının bulunduğu bir mecra. (Mecra kelimesi çok yerinde oldu). Twitter’ın kurucuları tarafından 2012 yılında kurulmuş. Wikipedia tanımı ise şu şekilde:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Medium, Twitter kurucuları Evan Williams ve Biz Stone tarafından, 140 karakterle yetinemeyen kullanıcıları için Ağustos 2012’de oluşturulmuş mikro blog platformu.&lt;br&gt;
140 karakterden fazla yazmak isteyen ve aynı zamanda görsel içeriklerin ön plana çıktığı bir platform arayan kullanıcılar için geliştirilen serviste, kullanıcılar beğendikleri içerikleri “Love It” butonuyla oylayabiliyor. Paylaşmak istedikleri içerikleri tek butonla kendi profillerinde yayınlayabiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En güzeli de yazıların kategorize edilmesi ve aradığın içeriğe ulaşmanın kolay olması. Zamanında blogranci.net adresi üzerinden yapmak istediğimi adamlar dünya çağında 4 sene önce yapmışlar. Ne üzücü di mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Quora&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;https://www.quora.com/&quot;&gt;https://www.quora.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Formspring’i bilirsiniz ya da bilirdiniz. Sorular soruyorsun sonra insanlar altına cevaplar yazıyor. Ask.fm gibi.&lt;br&gt;
Quora’nın da konsepti aynı fakat en büyük farkı soruların kategorize ediliyor olması. Yani, bilgisayardan tutun da hukuğa, tıptan tutun da iş girişimlerine kadar soruların kategorilere ayrıldığı bir soru cevap sitesi. Açıkçası, medium ve quora’nın en büyük özelliği sanırım, doğru içeriği gösterme başarısı olabilir. Bilgi ve veri o kadar çok ki, insan bazen bu bilginin içinde aradığını bulamıyor. İşte adamlar bunu başarmışlar. Tabi içeriğin de çok çok iyi olduğunu söylemek gerekiyor.&lt;br&gt;
Siteye ilk giriş yaptığınızda ilgi alanlarınızı istiyor ve size özel bir feed hazırlıyor.&lt;br&gt;
Buna ek olarak, çok değişik sorulara çok süper cevaplar bulunuyor. Soru sormasanız da, okuyarak çok fazla bilgi öğrenebileceğiniz muazzam bir site.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mashable&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://mashable.com/&quot;&gt;http://mashable.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Mashable’nin çocukluğunu bilirim. Bir blogdu eskiden. Ardından doğru yerdeki haberleri derleyince, dünya çapında bir networke dönüştü. Bu önerilen bir sitede olsa, bence sıralamda biraz altta kalabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Listede olan ve Yer imlerine kaydedilmesi gereken diğer sitelere de bakalım:&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;TechGlamour:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://techglamour.com/&quot;&gt;http://techglamour.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Business Insider:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.businessinsider.com/&quot;&gt;http://www.businessinsider.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Fast Company:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.fastcompany.com/&quot;&gt;http://www.fastcompany.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;The Next Web:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://thenextweb.com/&quot;&gt;http://thenextweb.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Wired:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.wired.com/&quot;&gt;http://www.wired.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;MindCron:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.mindcron.com/&quot;&gt;http://www.mindcron.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;The Verge:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.theverge.com/&quot;&gt;http://www.theverge.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>LC Waikiki’ye Veda Ederken</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/lc-waikikiye-veda-ederken/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/lc-waikikiye-veda-ederken/</guid><description>İçinizdeki ışığın evreni aydınlatmasının, varlığınızla gurur duyulup yokluğunuzun aranmasının ve baki kalan şu kubbede hoş bir seda bırakmanın tek bir şartı …</description><pubDate>Tue, 30 Jun 2015 08:35:05 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Merhaba;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İçinizdeki ışığın evreni aydınlatmasının, varlığınızla gurur duyulup yokluğunuzun aranmasının ve baki kalan şu kubbede hoş bir seda bırakmanın tek bir şartı var:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“İnsan sevdiği işi yapmalı her ne olursa olsun.”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Veda etmeden önce, beni tanımayanlar için kendimi tanıtmak isterim. Daha tanışmadan vedalaştı demeyin arkamdan.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Google arama motoruna Sabri yazdığınızda aşağıdaki sonuçlar çıkar. İnternet üzerinde Sabri isminin verdiği zorluğa rağmen, ismimi her zaman çok sevmişimdir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Sabri Kimdir&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;878&quot; height=&quot;527&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/sabri_giris.CfW-b6_T_Z2gYP9h.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben Sabri Suyunu. 1984 yılında İstanbul’da doğdum. 2007 Yılı Kasım ayından beri LC Waikiki’de çalışıyorum. Sabah 06:30’da evden çıktığım ve 19:30’da eve gittiğim düşünüldüğünde, 24 saatimin 13 saatini bu ailede geçiriyorum. Yani %54. Ailemden, dostlarımdan, arkadaşlarımdan daha çok vakit ayırıyorum bu müesseseye. Yani hem ailem, hem dostum hem de en iyi arkadaşım oluyor LC Waikiki.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben LC Waikiki’de doğdum. Üniversiteden mezun olur olmaz LC Waikiki’de işe başladım. Bu süre zarfında, evlendim, askere gittim, araba aldım ve Allah’ın en büyük hediyesi olan bir çocuk sahibi oldum. Bunların hepsi olurken benim ailemin yanında LC Waikiki vardı. Başka şirkette ne oluyor bilmiyordum. Bilmeme de gerek yoktu. Mutluydum. Ama&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün ailemden ayrılıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tamam her şey toz pembe değildi. Sıkıntılar yaşadım. Ama bağlılığımı kaybetmedim hiçbir zaman. Bağlılığım düştü ama toz kondurmadım LC Waikiki’ye. Herkese şirketimi anlatıyordum. Yaptığımız işleri, çalışma ortamını, değerlerimizi anlatıyordum. Vizyonumuzdan bahsediyordum. Şirkette işler iyi gitmese de anlatmaya devam ediyordum. 8 sene içerisinde 10’dan fazla pozisyon değiştirdim. 10’dan fazla yöneticiye de direkt bağlı olarak çalıştım. Bu süreç beni çok yordu ama çok da şey öğretti. Kimlerle çalışmadım ki, Osman Şentürk, Serkan Ulukaya, Cemil Yıldız, Erdem Çalışkan, Mesut Akyıldız, Hakan Uğur, vs. Sonra ben yönetici oldum. Uzman Yardımcısı olarak başladığım serüvende Müdür olarak görev aldım 2012 yılında. LC Waikiki’nin en genç müdürlerinden biri oldum. Benimle beraber 4 kişilik bir ekibim vardı 10 kişi olduk. Yeni bir mezun olarak girdiğim bu şirkette bir çok şey öğrenmiştim. Serkan Bey’den aldığım bayrağı daha ileriye taşımak için çalışmaya başladım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bayrağı biraz daha ileri taşımak için kolları sıvadım. Serkan Bey’i teknik olarak geçmemin imkanı yoktu. Elimden geleni yapacaktım. Ekibimle Otomatik Sevkiyat Sistemlerinde harika işler çıkaracaktık.  Yurtdışı açılımında en önde olacaktık. Farklı departmanlarla ortak bir çok başarılı proje yapacaktık. Departmanın rotasını optimizasyona çevirecektik. Tekstil perakendesinde bir ilk olan ve IBM’in iki organizasyonunda ve bir çok üniversitede başarısı hikayesi olarak anlatılan “Mağazalar Arası Transferin Optimizasyon ile Çözülmesi” projesini devreye alacaktık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunların dışında, farklı yetkinlikler kullanmanın zamanı gelmişti. Bu veda yazısında teknik başarıları anlatmayacağım. Anlatsam zaten sayfalara sığmayacaktır. Bu sebeple geçmişe dönüp yaptığımız garip işlere bir bakalım. Evet, Bir yönetici olarak, bazı şeyleri olması gerektiğinden farklı yaptığım doğrudur. Bir duyuru maili, bir organizasyon, bir iş arama süreci, hep olması gerektiğinden farklı ilerledi benim yöneticiliğimde. İlk olarak Duyuru Maillerinden başlayalım. &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/allocation/egitim-duyurusunda-farkli-yaklasimlar/&quot;&gt;Daha önce yazdığım bir mail örneği bulunmaktaydı&lt;/a&gt;. Aşağıda da farklı duyuru maili örnekleri bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda bir şairin Allocation hakkında yazdığı şiir bulunmaktadır. Bu şiiri okuyup aşağıdaki soruyu tarafıma cevaplamanız istenmektedir. İlginiz için şimdiden teşekkür ederiz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şiir&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Bir allocator yoktur ki açmamış olsun ekran-ı rezerve&lt;/em&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Girer gece gündüz rezerve bakarak sadece geçmişe&lt;/em&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Bulmuş “&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;şu kadar haftaya tamamla&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;” diye bir parametre&lt;/em&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Doldurur tüm mağazaları elinden geldiğince&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şiirin çözümlemesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Şair, yukarıdaki dizelerde bir allocatorun rezerve girerken yaptıklarını anlatmaya çalışmıştır. Allocatorların gece gündüz çalıştığını vurgulayan şair, rezervelerin sadece geçmişe bakılarak girdiğini iddaa etmiştir. Rezervelerin şu kadar haftaya tamamla diye bir parametre ile girildiğini ve mağazaların doldurulmaya çalışıldığından dem vurmuştur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bir Allocator neden rezerve girerken “&lt;strong&gt;… haftaya tamamla&lt;/strong&gt;” mantığına göre rezerve girmektedir? Bu bir ezber midir yoksa arkasında bir mantık var mıdır? Tam olarak bu şekilde rezerve girerken ne yapılmak istenmektedir? Detaylı olarak cevaplarınızı bekliyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dikkat&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Cevap veren kişiler arasında yapılacak çekilişte sürpriz bir hediye verilecektir. Cevabın doğruluğu bizim için önemli değildir. Cevpalar 3. Şahıslarla paylaşılırken isminiz gizli tutulacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“&lt;em&gt;Aaa rezil olurum yanlışsa&lt;/em&gt;” “&lt;em&gt;Yazıyozda noluyo&lt;/em&gt;” “&lt;em&gt;Çok biliyorsan kendin cevapla&lt;/em&gt;”&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Bugüne kadar söz verdiği çikolataları alsın önce&lt;/em&gt;” gibi düşünceleri aklınızdan çıkarın.&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Aaa rezil olurum yanlışsa&lt;/em&gt;” –&amp;gt; Rezil olmayacaksınız, yanlış da olsa isminiz bizde gizli kalacaktır.&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Yazıyozda noluyo&lt;/em&gt;” –&amp;gt; Yazıyosunuz ve biz sizin yazdığınız her şeyi değerlendiriyoruz. Şirkete katkınız oluyor&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Çok biliyorsan kendin cevapla&lt;/em&gt;” –&amp;gt; Çok bilmiyorum. Öğrenmek için soruyorum. (Şaka şaka biliyorum ki cevabı ben)&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Bugüne kadar söz verdiği çikolataları alsın önce&lt;/em&gt;” –&amp;gt; Bugüne kadar söz verip de almadığım çikolata mı varmış? (Evet var, borcum neyse öderim (ÖDEMEDİ))&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Eğer bu maili, klasik cümlelerle yazsaydık, 40’a yakın kaliteli cevap alamazdık. Allocatorların içindeki şair ruhu ortaya çıkaramazdık. Bu cevaplardan bir kitapçık çıkarıp allocatorlara yollayamazdık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu da bir diğer duyuru maili:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba Sevgili Şiir Severler;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yo! Birazdan okuyacağınız şiirdeki gizli mesajımızda, sorularınıza dönüş için maksimum süre hedefimizi açıklamaktayız.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Analitik Sanat Ekibi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dönüjem Ben Sana&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;H&lt;/strong&gt;ey sen alokeytır!&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt;mail at hadi yardır.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;D&lt;/strong&gt;oluluğun düşer rezerven onaylanmazsa,&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt;n güzeli sen buyer grup kaydır!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;F&lt;/strong&gt;ena olmaz aslında onay doğru çalışsa…&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;B&lt;/strong&gt;elki bi bildiği vardır, sistem ne de olsa (!)&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;E&lt;/strong&gt;ğer olay hala çok karışıksa,&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Ş&lt;/strong&gt;üphe etme sor bize elbet cevabı vardır!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;S&lt;/strong&gt;orular sorular sorular…&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt;nalitikçiler sırayla cevaplar.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;A&lt;/strong&gt;naliz edecek dönecek elbet sana,&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;T&lt;/strong&gt;ermini gör mısraların başında!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık mail ya da forumdan sorduğunuz sorulara cevabımızı hedef saatler içinde vereceğiz. So Check it out man!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Şair, söz yazarı, bestekar Melih Çelik’e teşekkürlerimi sunarım 🙂&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Beş saat kuralında o kadar başarılı olamadık belki ama yine de etkiliydi bence 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Departman olarak, hep organizasyonların peşindeydik. Guitar Hero partylerinden Kelle Paçacılara kadar bir çok yere gitmiştik. Fakat, iş senelik departman bütçesini yemeye gelince asıl organizasyon orada ortaya çıktı. GOYDOY. Goy goy ve Doymak kelimelerinin birleşmesi ile ortaya çıkan GoyDoy, her sene 1 tane düzenlenen bir organizasyona dönüştü. Temelde, belirlenen bir muhitteki en lezzetli yemekleri ufak porsiyonlar şeklinde yemeye odaklanan aynı zamanda muhabbetin de dibine vuran bir organizasyondu. Birincisi 2013 yılında Sirkeci-Eminönünü-Beyazıt’ta, İkincisi ise 2014 yılında Beyoğlu-Taksim’de düzenlendi. &lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com&quot;&gt;www.goydoy.com&lt;/a&gt; adresinden aktivitelerimizi takip edebilirsiniz. Ya da google’a “eminiönde ne yenir” yazsanız hemen çıkar zaten 🙂&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Biz hem goy goy yapan hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubuz. Geziyoruz, yiyiyoruz, goy goyun dibine vuruyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;GoyDoy 19 Nisan 2014 tarihinde ilk turu ile başlayacak. Amacımız önce İstanbul, sonra Türkiye ve en sonunda Dünya’daki lezzetleri keşfetmek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yediğimiz içtiğimiz bizim olacak ama yine de fikir sahibi olmanız için buradan hem gittiğimiz yerleri hem yediklerimizi hem de içtiklerimizi buradan yazacağız.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;GoyDoy.com’dan bir yazı:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Türk Kahvesi – Şark Kahvesi – Beyazıt Kapalı Çarşı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bir yerinden girilebiliyormuş bu tünellere… Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Hepsi kaçakmış bunların… Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıp, yemin ettiriliyormuş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;kapali carsi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;800&quot; height=&quot;277&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/kapali_carsi.CMEEvpK5_83i7k.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüneller çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyormuş ama buraları kullanmak kesinkes yasakmış. Bir keresinde hazine meraklarından, üç-dört işçi çocuk ilerilere gitmeyi denemiş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dehlizler labirent gibiymiş. Çocuklardan sadece biri geri dönmeyi başarmış, diğerleri yollarını bulamayıp tünellerde kaybolmuş. Dönen çocuk da (Allah muhafaza) aklını oynatmış. Çünkü ileriki kısımlar, iskeletlerle, insan boyunda böceklerle, farelerle filan doluymuş. Bu çocuk bir daha hiç “yeryüzüne” çıkmamış. Bütün gün dehlizlerdeki atölyelerde filan dolaşıyormuş, kim ne verirse onu yiyip, gece de artık nerede sızarsa orada uyuyormuş. Arada da yine tünellerin ilerilerine gidip birkaç gün kayboluyomuş ortalıktan. Döndükten sonra hiç birşey yiyip içmeden gözlerini öyle bir noktaya dikip, bakıp duruyormuş günlerce.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;GoyDoy ekibi olarak bu dehlizleri araştırmak ve gizli hazineleri bulmak için Kapalı Çarşı’ya gittik. Saatlerce aramamıza rağmen gizli girişi bulamadığımız için pek ilerleme kaydedemedik. Sonuç olarak o kadar çok yorulmuştuk ki – aslında programımızda olmamasına rağmen – bir soluklanmak adına Kapalı Çarşının merkezinde bulunan tarihi Şark Kahvesi’nde bulduk kendimizi. Buraya Kapalı Çarşı esnafı olan astronottoman’ın tavsiyesi üzerine gittik. Kalabalık olmamıza rağmen yer bulabildik. Türk Kahvelerimizi sipariş ettik. Yanında lokumu ile birlikte servis edilen kahvelerimizin siz diyin kırk ben diyim yüz kırk yıl hatırı vardı. Kahvenin yanında edilen dost sohbeti ile sade kahveler bile tatlanmıştı muhterem okuyucular.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;sark_kahvesi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1104&quot; height=&quot;1040&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/sark_kahvesi.B1NdLJ_J_Z1eL9SV.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Siz siz olun yolunuz Kapalı Çarşı’ya düşerse Şark Kahvesi’nde bir Türk Kahvesi için. Söylentilere göre dehlizlerden dönen çocuk ayda bir defa bu kahveye gelirmiş. Sadece bir Türk Kahvesi söyler, soğuyana kadar gözünü ayırmadan kahveye bakar, sonra tek dikişte içip hesap ödemeden gidermiş ve bir anda gözden kaybolurmuş. Belki bir gün siz de bu genci görebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Adres:&lt;/strong&gt; Yaglikcilar Cad. 134 Isbank yani Kapalicarsi / iSTANBUL&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; +90 212 512 11 44&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Web:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.sarkkahvesi.com/&quot;&gt;http://www.sarkkahvesi.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Departmanda 1.5 senemi tamamlamıştım. Kadromu genişletmek istediğim için, şirket içine ilan açmayı planlıyordum. Daha önce şirket içine açtığım ilanlardan dolayı ağzım yanmıştı ve yoğurdu üfleyerek yiyordum. Dışarıdan çok sevimli bir departmandık, çok güzel işler yapıyorduk, sevenimiz çoktu ama ne zaman şirket içine bir ilan açsak, 5’ten fazla başvuru olmuyordu. Evet yanlış duymadınız. 5. Bu sebeple, bu sayıyı arttırmak için internette araştırma yaptım. Şirket içi pozisyon ilanlarının çok klasik olduğuna karar verdim. Sonuç olarak, farklı ve ilgi çekici bir ilan yayınlamaya karar verdim. İnsan Kaynakları bunu kabul etmedi. Ben de onlara ilanı yayınlamalarını söyledim. İlan yayınlandıktan sonra, gelen ilan mailini forwardlayarak aşağıdaki çalışmayı yolladım herkese:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İş Analitiği ve İş Geliştirme Uzman Yardımcısı ilanımız şirket içinde yayınlandı. İlanımıza başvurmadan önce bu departmanda çalışmak için uygun olup olmadığınızı test edebilirsiniz. (Büyütmek için üstüne tıklayınız)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;uygunluk testi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1143&quot; height=&quot;1671&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/uygunluk_testi.BxkFFUJN_ZelAAm.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buna rağmen başvuru sayısı 5’i geçti mi? Tabiki hayır 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şirket içinde gerekli talebi bulamayınca, yeni bir proje tetiklendi. Bugünkü adı ProFashionals olan fakat bizim deyimimizle “Back to School” (Aman ne yaratıcı bir isim 🙂 ) olan proje. Üniversitelerin Endüstri Mühendisliği bilim dallarının lisans bitirme projelerine destek olma kararı aldık. Şirketimizin de desteği ile 6 üniversite ile görüştük ve aynı sene bir çoğu ile proje yaptık. Sene sonunda çok güzel bir organizasyonla da noktayı koyduk.  &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/universitelerle-is-birligi-projeleri-back-to-school-lc-waikiki/&quot;&gt;Burada bu organizasyon hakkında detaylara bakabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, Departmanımızın tek sayılık dergisinden bahsetmek istiyorum. Sadece 1 sayı çıktı ama dolu doluydu. Bu dergi ile kendimizi anlatmak istedik. Ne iş yaptığımızı, neylerle uğraştığımızı kendi tarzımızla anlatmak istedik. Aslında sosyal insanlar olduğumuzu göstermek istedik. Aşağıda bu dergimizin giriş kapağı bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;dergi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;761&quot; height=&quot;945&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/dergi1.CBO-EM58_3Psed.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet bunlar yaptıklarımızdan birkaç örnek. Bir de yapmak isteyip de yapamadıklarımız var. Neler mi?&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;“Bir toplantıda yapmak isteyip de yapamadıklarınız” konulu video&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İş Analitiği departmanı oyuncuları ile LC Waikiki reklam çekimi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı için MANGA&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Piknik (Pardon sonunda yaptık di mi onu 🙂 )&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Edirne’ye ciğer yemeye gitme&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kağıt bardaklardan Speed Stacks yarışması (Bu hep aklımdaydı ama kimsenin haberi yoktur)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ekip olarak şirkette Counter Strike oynamak (Son 1 haftadır internet cafede oynarak kısmen yaptık bunu da)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Lasertag, paintball, go kart (Departmanın hepsi gelsin diye beklersen olmuyormuş bu işler 🙂 )&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Eveeeet. Bu uzun yazıyı da bitirmenin zamanı geldi. Bugün bu güzel şirketten ayrılıyorum. Bazen aklıma gelirdi. Acaba ben LC waikiki’den ayrılabilir miyim diye. Bağlılığım o kadar yüksekti ki, hayal etmekte zorlanırdım. Çevremdeki insanlar benim LC Waikiki’den hiçbir zaman ayrılamayacağımı söylerdi. Ama işte ben de gidiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben şirketimi seviyorum. Seviyorum, çünkü görüşüm, dinim, ırkım ne olursa olsun bana saygı duyuluyor. Seviyorum, çünkü bana bugüne kadar bir çok şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Seviyorum, çünkü evime ekmek götürmeme aracı oluyor. Seviyorum, çünkü bir amaç uğruna çalışıyorum. Bugün ben kızgın ya da dargın ayrılmıyorum. Bugün ben üzgün ayrılıyorum. İnsan sevdiğinden hiç mutlu şekilde ayrılır mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başta Sn. Mustafa Küçük olmak üzere, bugüne kadar bana emeği geçen tüm yöneticilerime; Birlikte çalıştığım tüm birimlerin yöneticilerine ve ekiplerine teşekkür ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir yönetici, başarılı olmak için bir çok özelliğe ihtiyaç vardır. Objektif olmak, analitik düşünme, ifade yeteneği, ikna yeteneği, vs. Fakat, bu yetkinliklerden çok daha önemli olan bir şey varsa o da iyi bir ekibe sahip olmaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;LC Waikiki’de sahip olduğum en değerli şeylerden biri olan, beni ben yapan, beni başarılara sürükleyen, çalıştığım süre boyunca her zaman beni destekleyen, sevgili ekibim İş Analitiği ve İş Geliştirme Ekibine çok teşekkür etmek istiyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benim ekibimsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buradan tüm çalışma arkadaşlarıma ayrı ayrı ismen teşekkür etmek isterdim. Yazmaya başladım. Fakat o kadar uzun bir liste oldu ki, tamamlayamadım. Korktum birilerini atlarım diye. O yüzden siz özel insanlar, kusuruma bakmayın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sevgili LC Waikiki! Bugüne kadar bana kattığın her şey için teşekkür ederim. Benim ailem oldun. Kardeşim oldun. Arkadaşım oldun. En iyi arkadaşım oldun Waikiki. Tekrar Görüşmek Üzere. Allah’a emanet ol.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“&lt;strong&gt;Sabri Bey ne yapıyorsunuz?&lt;/strong&gt;“&lt;br&gt;
“&lt;strong&gt;Bunu, bunu alın dışarıya&lt;/strong&gt;“&lt;br&gt;
“&lt;strong&gt;Alalım. Alalım sizi dışarıya. Sizi dışarı alalım&lt;/strong&gt;“&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-video&quot; src=&quot;https://www.youtube-nocookie.com/embed/UxmF1X19_sY&quot; title=&quot;Esra Ceyhan ucan sabri yildiz&quot; loading=&quot;lazy&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Beni benimle bırakmak istemeyenler için gelsin:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
E-Mail: sabrisuyunu[at]gmail[dot]com&lt;br&gt;
Web Sitesi: &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/&quot;&gt;http://suyunu.com/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Twitter: &lt;a href=&quot;https://twitter.com/suyunu&quot;&gt;https://twitter.com/suyunu&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Facebook: &lt;a href=&quot;https://www.facebook.com/suyunu&quot;&gt;https://www.facebook.com/suyunu&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Instagram: &lt;a href=&quot;https://instagram.com/suyunu/&quot;&gt;https://instagram.com/suyunu/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Pinterest: &lt;a href=&quot;https://www.pinterest.com/suyunu&quot;&gt;https://www.pinterest.com/suyunu&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>www.Sabri.kim</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/www-sabri-kim/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/www-sabri-kim/</guid><description>Bir rastlantı sonucunda kim uzantılı domainlerin satışa açıldığını öğrendim. öğrendiğim anda da sabri.kim adlı domaini arattım ve boş olduğunu gördüm. Anında …</description><pubDate>Fri, 03 Apr 2015 11:02:02 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bir rastlantı sonucunda kim uzantılı domainlerin satışa açıldığını öğrendim. öğrendiğim anda da sabri.kim adlı domaini arattım ve boş olduğunu gördüm. Anında almaya karar verdim. Ve işte karşınızda yeni domain adresim: &lt;a href=&quot;http://www.sabri.kim&quot;&gt;www.sabri.kim&lt;/a&gt; 🙂 Hayırlı olsun.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>İş Zekası Hakkında Bir Soru</title><link>https://suyunu.com/is-zekasi/is-zekasi-hakkinda-bir-soru/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-zekasi/is-zekasi-hakkinda-bir-soru/</guid><description>Mail yoluyla bir okuyucumun sorduğu soruya cevap vermesi için mesai arkadaşlarımdan, Kıdemli İş Zekası Uzmanı Can Tüfekci’den yardım istedim. Kendisi beni …</description><pubDate>Wed, 25 Mar 2015 08:18:44 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Mail yoluyla bir okuyucumun sorduğu soruya cevap vermesi için mesai arkadaşlarımdan, Kıdemli İş Zekası Uzmanı Can Tüfekci’den yardım istedim. Kendisi beni kırmadı ve okuyucumun sorusunu cevapladı. Can Bey’e cevabı için çok teşekkür ediyorum. Aşağıda soru ve cevabı bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhabalar Sabri Bey,&lt;br&gt;
Ben kendimi iş zekası alanında geliştiriyorum. Ve şuana kadarda büyük aşamalar kat ettiğimi düşünüyorum. Şuan için küçük ve orta düzeyde bir şirketin T-SQL,SSIS VE SSRS işlerinin üstesinden gelebilecek bir konumdayım. Fakat bir konuda siz uzmanların yardımına ihtiyacım var. Ben iş zekası ile Microsoft’un erp sistemini harmanlayıp daha büyük işlere atılmak istiyorum. İş zekası uzmanı olmak için önerileriniz nelerdir? Microsoft Dynamic Axapta’nın gelecek vaat eden iş zekası kolu var mı?&lt;br&gt;
Aldığım Eğitimler:(SQL-SERVER VE ORACLE VERİTABANI PROGRAMLAMA-VERİTABANI VERİ YÖNETİCİLİĞİ)&lt;br&gt;
Tarık C.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba T. Bey,&lt;br&gt;
Dynamic Axapta bir uygulama, iş zekası ise veri operasyonlarının doğru, sürdürülebilir ve en optimum şekilde yönetilmesine destek veren bir süreçtir. ERP yazılımları genel prensip itibariyle kapalı kutulardır. Kendilerine ait blackbox ları vardır. Ve veriler buralarda tutulur. İş zekası operasyonu işte tam bu noktada başlar. Blackboxlardan SSIS paketleri ile verileri alır, uygun veriambarına taşınır. Dolayısıyla Axaptanın iş zekasına uzanan kendi içerisinde bir kolu olacağını pek düşünmüyorum.&lt;br&gt;
Genel olarak bir kaç tavsiyelerde bulunabilirim. Eğer SQL-SSRS ve SSIS konularında kendinizi geliştirdiyseniz, bundan sonraki aşamada&lt;br&gt;
– SSAS( Multi-Dimensional ve Tabular Model)&lt;br&gt;
– MDX , DAX&lt;br&gt;
– Veri ambarı modellemesi konularında uzmanlaşmanızı öneririm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir iş zekası uzmanının yetkinliği, kaç farklı veriambarı projesinde görev aldığı ile net olarak doğru orantılıdır.&lt;br&gt;
Bunun yanısıra eğer sadece Microsoft İş zekası sistemlerinde uzmanlık kazanmak istiyorsanız, sektörde kendinizi farklılaştırmak için bellek içi teknolojilere odaklanmanızı öneririm. Örneğin In-Memory çalışan Tabular Model Sistemler. Akabinde bunların sunum katmanı olan PowerBI sistemlerine odaklanmanız faydalı olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer vizyonu biraz daha geniş tutarak farklı teknolojiler ile ilgilenmeyi düşünürseniz , Şuan büyük teknoloji devlerinin himayesine girmeyerek Enterprise BI çözümlerinde bu alanda tek olan Microstrategy I öneririm. Adı üstünde Enterprise BI olarak konumlandığı için kendi içerisinde Veri aktarım ve transformasyon katmanları, Küp katmanları, Raporlama ve Dashboard katmanları bulunmaktadır. Geleceğe dönük ciddi yatırımları var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Umarım faydalı olmuştur. Kariyer ve meslek hayatınızda başarılar.&lt;br&gt;
Can T.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Tekrar yazmaya başlamak</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/tekrar-yazmaya-baslamak/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/tekrar-yazmaya-baslamak/</guid><description>Uzun zamandır yazı yazmak isteyip de fırsat bulamıyordum. Bir karar verdim ve düzenli olarak yazmaya karar verdim. Aşağıda önümüzdeki günlerde yazmayı …</description><pubDate>Wed, 31 Dec 2014 14:30:23 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Uzun zamandır yazı yazmak isteyip de fırsat bulamıyordum. Bir karar verdim ve düzenli olarak yazmaya karar verdim. Aşağıda önümüzdeki günlerde yazmayı hedeflediğim yazılar ve içerikleri bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dalgalandım da Duruldum – Kariyer Tavsiyeleri :&lt;/strong&gt; Bugüne kadar 11 farklı ünvan ile 8 farklı yönetici ile çalışma fırsatım oldu. İyi bir kariyere sahip olmak için, öğrenci iken, mezun olduğunuz da ve hatta bir iş sahibi iken neler yapmalısınızı dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Bu yazıyı yazmayı düşünmemdeki en büyük sebep, Aralık ayı itibariyle bana en çok emeği geçen ve yöneticiliğimi yapmış 2 kişinin çalıştığım şirketten ayrılması oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sürpriz Evlilik Teklifi :&lt;/strong&gt; Bundan 6.5 sene önce dünya evine girdiğimiz eşime yaptığım Evlilik teklifini defalarca yazmaya başlayıp yarım bırakmıştım. Yazı dizisi olarak yayınlamayı düşündüğüm bu teklif en çok yazmak istediğim yazılar arasında 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;IBM Konferansları :&lt;/strong&gt; 2014 yılında IBM’in düzenlediği iki organizasyona konuşmacı olarak katıldım. Perakende Günleri ve Business Connect isimli bu organizasyonlarda yaptığım sunum ve gözlemlerimi anlatacağım yazıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aldığım Eğitimler :&lt;/strong&gt; “Hakkımda” yazısının içinde belirtip yazmadığım bir yazı daha. Bugüne kadar bir çok eğitim aldım. Bu aldığım eğitimlerin içerikleri ve faydalarından bahsetmeye çalışacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aldığım Ödüller :&lt;/strong&gt; İnsan aldığı ödülleri yazar mı hiç? Evet yazar. Şirketim ödüllendirme konusunda gerçekten çok iyi bir şirket olduğu için, bunu herkesin duymasında ne sakınca olabilir ki? Hem maddi hem manevi ödülleri anlatacağım yazıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Seminer ve Konferans Yazıları:&lt;/strong&gt; Üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve yakın zamanda Çankaya Üniversitesinde gerçekleşen konferans ve seminerlerde yaşadıklarımızı anlatmaya çalışacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GoyDoy 2 – Taksim, Beyoğlu, İstiklal :&lt;/strong&gt; Geçtiğimiz ay ikincisini gerçekleştirdiğimiz Lezzet ve Muhabbet Turu GoyDoy’un yazılarını yazmam gerekiyor. İlki kadar iyi tatlara ulaşamasak da hem çok eğlendik hem de çok güzel yedik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Araç Rotalama Problemi – İkinci Bölüm :&lt;/strong&gt; Birinci bölümü yayınlanmış yazı dizisinin ikinci yazısıdır. Tabu Search adlı meta sezgisel yöntemle optimum rotaları nasıl elde ettik, ne gibi zorluklarla karşılaştık, neden bu efsane bir iştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Merdivenlerdeki Karları Temizlemek :&lt;/strong&gt; Deneme niteliğinde olacak olan, geçmişim ile bugünüm arasında bağlantılar kuracağım bir yazıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ekip ve Ekip Yönetimi Hakkında :&lt;/strong&gt; Çok süper bir ekip yönetiyorum. Gerçekten Türkiye’nin sayılı ekiplerinden biridir benim ekibim. Bu yazımda, ilk yöneticilik tecrübem, Ekiple iletişim kurmakta yaşadığım zorluklar, İletişim kurduğumda yaşadığım zorluklar ve aslında ideal ekip yönetimi hakkında uzun bir yazı olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sürpriz Organizasyon Şirketim Hakkında :&lt;/strong&gt; Teknik bir insan olarak, aslında en çok keyif aldığım şeylerden biri insanları normalin dışındaki yöntemlerle mutlu etmek olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar imza attığım farklı sürpriz organizasyonları anlatarak en azından geleceğe yatırım yapmayı düşünüyorum.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Perakende ve Analitik</title><link>https://suyunu.com/analitik/perakende-ve-analitik/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/analitik/perakende-ve-analitik/</guid><description>Perakende satış, ürünlerin bir işletme aracılığıyla tek tek ya da küçük miktarlarda tüketiciye satılmasına dayanan satış biçimidir. Perakendecilik, üretici ve …</description><pubDate>Mon, 03 Nov 2014 13:16:06 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Perakende satış, ürünlerin bir işletme aracılığıyla tek tek ya da küçük miktarlarda tüketiciye satılmasına dayanan satış biçimidir. Perakendecilik, üretici ve tüketici arasında malların naklini sağlayan aracılık hizmetleridir. Başka bir deyişle mal ve hizmetlerin, doğrudan doğruya son tüketiciye pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütünüdür. Çeşitli perakendecilik aktiviteleri bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Günümüzde perakendecilik sektörü dünyada oldukça deneyim kazanılmış ve olgunlaşma dönemine girmiş bir sektör olarak tanımlanabilir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yeniden yapılanma sürecine girilmiş ve yeni yönetim modelleri uygulama çalışmaları yapılmıştır. Temelde; ihtiyaç sahibi tüketicilere, üretim veya tedarikçilerden satınalma süreçleri sonucu elde edilen ürünlerin sunulması olarak özetlenebilecek perakendecilik; talepler arttıkça farklı formatlar ve uzmanlık alanlarına ayrılarak faaliyet göstermeye devam etmiştir. Dünyada sektör içinde büyük rekabet yaşanması, şirketlerin fark yaratmak ve tüketicinin tercihini kazanmak için arayışlar içine girmesine yol açmıştır. Teknoloji ve bilgisayar sistemleri yoğun olarak kullanılmaya başlanmış; böylece hem operasyonel işlemler daha hızlı ve düşük maliyetlerle gerçekleştirilmiş, hem de müşteriler veri ambarlarında izlenerek oluşabilecek talep ve ihtiyaçları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Gelecekte globalleşen dünya içinde perakendecilerin sundukları ürünler ve fiyatlar arasında büyük farklar olma olasılığı düşük gözükmektedir; mağazaların yerleşimi, verilen hizmet seçenekleri ve doğru zamanda doğru ürünü müşteriye sunma gibi konularda yapılan çalışmalar avantajlı konuma gelmelerini sağlayacaktır. Önümüzdeki yüzyılda özellikle konfeksiyon mağazaları ve çok bölümlü mağazalarda ürün dışında gerçekleştirilen faaliyetler, teknolojinin de etkin kullanımı ile büyük önem kazanacaktır. Türkiye’de perakendeciliğin hemen hemen tüm formları için gelişme potansiyeli olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Yabancı perakendecilerin de pazara girmesi ile gelişme evresine giren sektörde çeşitli firmalar faaliyet göstermektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bağımsız mağazalar, Hipermarketler, Outlet mağazalar, Zincir Mağazalar, Cash and Carry, vs. bunlardan bazılarıdır. Aşağıda perakende sektöründe uygulanan analitik çözümleri bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedarik Zinciri Optimizasyonu:&lt;/strong&gt; Doğru ürünü, doğru zamanda,  doğru mağazada ve doğru adette bulundurmak için Stok Yönetiminin doğru yapılması, bunu yaparken fiyatlandırma, promosyon ve indirim yönetimini analitik yöntemlerle yapılarak doğru fiyatı elde ederek satışı ve brüt karı maksimize etmek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Rota Optimizasyonu:&lt;/strong&gt; Ürünler merkezden mağazalara sevkiyatı yapılırken kullanılan araçların (kamyon, kamyonet, tır, vs.) doluluklarının maksimize edilmesi ve rota planlamasının yapılması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mesai Çizelgeleme:&lt;/strong&gt; Çalışan memnuniyetinin arttırılması ve çalışan sirkülasyonun azaltılması için Mağazalardaki, marketlerdeki çalışanlarınızın mesai planlarının daha adaletli ve daha doğru yapılmasının sağlanması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kasa Kuyruk Simülasyonu:&lt;/strong&gt; Kasa kuyruklarında bekleyen müşterilerin azaltılması ve doğru sayıda kasa açarak maliyetlerin azaltılması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tahmin:&lt;/strong&gt; Fazla ya da az stok tutmamak için, doğru plan yapmak için, gelecekteki durumları analiz etmek için, en önemli yöntem olan tahminin doğru yapılması.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Network Dizayn:&lt;/strong&gt; Mağazaların yerlerine göre, Nereye dağıtım merkezinin açılması gerektiğine karar verilmesi&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Teşekkürler Google</title><link>https://suyunu.com/seyahat/tesekkurler-google/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/seyahat/tesekkurler-google/</guid><description>5 gün önce blogumda yayınladığım Eminönü ve Sirkeci’de ne yenir? – Goydoy adlı yazı sayesinde arama motorlarında üst sıralarda çıkmaya başladığımı farkettim. …</description><pubDate>Sun, 02 Nov 2014 15:21:06 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;5 gün önce blogumda yayınladığım &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/goydoy/eminonu-ve-sirkecide-ne-yenir-goydoy/&quot;&gt;&lt;strong&gt;Eminönü ve Sirkeci’de ne yenir? – Goydoy&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; adlı yazı sayesinde arama motorlarında üst sıralarda çıkmaya başladığımı farkettim. Nasıl mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Google’a girdim ve &lt;em&gt;&lt;a href=&quot;https://www.google.com.tr/webhp?tab=ww&amp;amp;ei=Vz5WVMPECbDB7AbtqIC4Dg&amp;amp;ved=0CAMQ1S4#q=sirkecide+ne+yenir&quot;&gt;sirkecide ne yenir&lt;/a&gt;&lt;/em&gt; yazdım. Birde ne göreyim? 4. sıradan çıkıyorum. Sonra bir de &lt;em&gt;&lt;a href=&quot;https://www.google.com.tr/webhp?tab=ww&amp;amp;ei=Vz5WVMPECbDB7AbtqIC4Dg&amp;amp;ved=0CAMQ1S4#q=emin%C3%B6n%C3%BCnde+ne+yenir&quot;&gt;eminönünde ne yenir&lt;/a&gt;&lt;/em&gt; yazdım. Aman Allah’ım. İlk sayfada çıkıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak. Teşekkürler Google. Websitemi sevdiğin ve beni üst sıralarda çıkardığın için.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Seyahat</category></item><item><title>Eminönü ve Sirkeci’de ne yenir? – Goydoy</title><link>https://suyunu.com/goydoy/eminonu-ve-sirkecide-ne-yenir-goydoy/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/goydoy/eminonu-ve-sirkecide-ne-yenir-goydoy/</guid><description>GoyDoy bir keşif hareketidir. Hem goy goy yapmak hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubun maceralarının ismi GoyDoy. Geziyorlar, …</description><pubDate>Tue, 28 Oct 2014 12:15:45 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GoyDoy&lt;/strong&gt; bir keşif hareketidir. Hem goy goy yapmak hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubun maceralarının ismi GoyDoy. Geziyorlar, yiyorlar ve muhabbetin dibine vuruyorlar.&lt;br&gt;
“&lt;em&gt;Yediğimiz içtiğimiz bizim olacak ama yine de fikir sahibi olmanız için &lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com&quot;&gt;www.goydoy.com&lt;/a&gt; adresinden hem gittiğimiz yerleri hem yediklerimizi hem de içtiklerimizi yazacağız&lt;/em&gt;” diyor &lt;strong&gt;GoyDoy&lt;/strong&gt; ekibi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;GoyDoy&lt;/strong&gt; 19 Nisan 2014 tarihinde ilk turunu yaptı. Tarihi yarımadadan öyle bir ekip geçti ki, ne var ne yoksa her şeyi yedi. Öyle bir ekip geçti ki muhabbetleri ile düşman çatlattı. Öyle bir ekip ki, hem doydu, hem de goygoyun dibine vurdu. &lt;strong&gt;GoyDoy&lt;/strong&gt; ilk organizasyonu ile tarihe geçti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;19 Nisan 2014 Cumartesi sabah 11:00’da İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelen birbirinden güzide insanların Saray Muhallebicisi’nde buluşması ile başladı program. Trafik yoğunluğu, otopark sırası gibi problemlerin hiç biri neşemizi bozmadı ve harika bir gün geçirdik. Planda olmayan bir mekana da giderek ekstra mutlu olduk. Bütün gün gezmek yetmezmiş gibi, akşam da saatlerce Guitar Hero oynayarak günü noktaladık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk gezinin ayrıntılarını aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıntılı incelemeleri okumak için tıklamanız yeterli:)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;GoyDoy_19_Nisan_2014&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;886&quot; height=&quot;761&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/GoyDoy_19_Nisan_2014.PofPSBik_RkuW0.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/kol-boregi-ve-cay-saray-muhallebicilik-eminonu&quot;&gt;A – Saray Muhallebicisi – Kol Böreği ve Çay&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Kahvaltı Türk kültürünün en önemli parçalarından bir tanesi. Özellikle Pazar günleri aile kahvaltıları geleneklerimizin en vazgeçilmez öğelerinden bir tanesidir. Bugün gün boyu yemek yiyeceğimiz için, kahvaltıyı İngilizce’deki anlamından esinlenerek hızlıca yedik 🙂&lt;br&gt;
Durağımız Eminönü’ndeki Saray Muhallebicilik. Amacımız Su Böreği yemekti fakat biz gidene kadar su böreği kalmamıştı. Bu sebeple&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/kol-boregi-ve-cay-saray-muhallebicilik-eminonu&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/baklava-hafiz-mustafa-sirkeci&quot;&gt;B – Hafız Mustafa – Baklava&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
“İstanbul’da baklava nerede yenir?” diye sorsanız çoğu insanın cevabı “Karaköy Güllüoğlu” olacaktır. Bugün size bu soruyu düşünmeniz için ikinci bir şans vereceğiz.&lt;br&gt;
Hafız Mustafa İstanbul’da 4 tane şubesi olan bir tatlıcıdır. Hafız Mustafa’nın babası olan İsmail Hakkı Zade, Sultan Abdulaziz saltanatı döneminde akide şekeri yaparak tatlıcılığa başlamıştır. Hafız Mustafa babasının dükkanında&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/baklava-hafiz-mustafa-sirkeci&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/durum-doner-doner-bufe-beyazit&quot;&gt;C – Dönerci (Gizli) – Yarım Dürüm Döner&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Döner, etin en lezzetli hallerinden bir tanesi. İncecik kesilmiş, lavaş ile dans eden, lezzet bombaları. Pişerken damla damla yağını bırakan, hünerli ellerde bir efsaneye dönüşen tarihi yemeğimiz döner.&lt;br&gt;
Döner’in Kırımlılar tarafından kılıçlarına et takıp kızartmalarından esinlenildiğine inanılmaktadır. Şu anki modern halini almadan önce Osmanlı dönemi seyahatnameleri’nde 18. yyda bahsi geçmiştir. Günümüzdeki son hali 19. yy’da, Bursa’daki İskender Efendi’ye dayanmaktadır ve Erzurum’daki Cağ kebap ile aynı kaynaktan geldiği düşünülmektedir. Başka kaynaklarda ise dönerin mucidi&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/durum-doner-doner-bufe-beyazit&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/brownissa-aga-kapisi-suleymaniye/&quot;&gt;D – Ağa Kapısı – Brownissa&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Orda bir köy var uzakta. O köy bizim köyümüz değil. O köy bizim ülkemiz bile değil. Ama var orda bir köy. O köyde çok harika bir içecek var.&lt;br&gt;
Makedonya’nın dağlarında yetişen bir meyveden yapılır bu içecek. Böğürtlen gibidir. Bu meyvemizin ismi brownissa, bundan yapılan içeceğin ismi de Brownissa Şerbeti (Ne değişik). Biraz buruk, biraz ekşi, biraz mayhoş, biraz tatlı bir içecek. Rengi ile size kendini sevdiriyor, tadı ile aşık ediyor, dilinizi mora boyamasıyla sizi terk edip şaklaban gibi ortada bırakıyor. Brownissa deyince aklınıza&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/brownissa-aga-kapisi-suleymaniye/&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/mini-burger-virginia-angus-eminonu&quot;&gt;E – Virginia Angus – Mini Burger ve Kızarmış Patates&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Eskiden Mısır Çarşı’nın kapısının önünde seyyar satıcılar olurdu. Bu satıcılar yere serdikleri örtülerin üzerinde ayakkabı, gömlek ve bilumum çeşitli kıyafetler satarlardı. Bu tezgahların çevresinde her zaman birileri alışveriş yapardı. Siz de kalabalığı görerek yaklaşır ve ürünleri incelerdiniz. Ardından müşterilerden bazıları “Ya bu kadar harika kumaşları bu fiyata mı satıyorsun? Şu 3 taneyi poşetle bakim” derlerdi. Bir anda hızlı bir satış olurdu. Bunu gören diğer müşteriler de alışveriş yaparlardı. Seneler öncesinde “para parayı çeker” “müşteri müşteriyi çeker” gibi algıları çözmüş olan eminönü esnafı, ticaretin kitabını çoktan yazmış ve güzel paralar kazanmıştır. Bugün bir dükkanın önünden geçseniz ve içerde kalabalık varsa merak ediyor siz de içeri girmek istiyorsunuz. Yolda bile bir kaza varsa bakasınız gelmiyor mu?&lt;br&gt;
Virgina Angus’un bizim gittiğimiz şubesi, Mısır Çarşısı Önü esnafları ile aynı semtte bulunuyor. Ufak bir dükkan. İçerde 4-5 dışarda 5-6 masa var. Toplam kapasitesi&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/mini-burger-virginia-angus-eminonu&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/dondurmali-irmik-helvasi-haci-serif-eminonu&quot;&gt;F – Hacı Şerif – Dondurmalı İrmik Helvası&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Senelerdir Eminönü’nde dolaşırım, sokak sokak gezerim ama size bu yazıda bahsedeceğimiz mekanı keşfim çok geç gerçekleştiğini itiraf etmeliyim. Keşfettim deyince yanlış anlaşılmasın, onu da bir tavsiye üzerine buldum. En favori Gurme (Halk Gurmesi) blogu olan Harbiyiyorum.com sayesinde öğrendim. Salih Seçkin Sevinç tam bizim tarzımızda yemekler yiyor. Çok pahalı olmayan, salaş ama en lezzetli yerlere gidiyor. Nerede ne yenir, ne nerede yenir sorularının cevaplarını çok iyi biliyor.&lt;br&gt;
Günlerden bir gün her sabah yaptığım gibi, harbiyiyorum.com adresine tıklamıştım. Birde ne göreyim. Eminönü’nde Mısır Çarşı’sının biraz ilerisinde, Denizlili bir şekerci, tatlıcı, lokumcu olan Hacı Şerif, irmik helvası ile ün salmış bir yer olduğunu yazıyor. Gitmeliyim, yemeliyim ve anlatmalıyım dedim. Hemen test etmek için&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/dondurmali-irmik-helvasi-haci-serif-eminonu&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/turk-kahvesi-sark-kahvesi-beyazit-kapali-carsi&quot;&gt;Bonus – Şark Kahvesi – Türk Kahvesi&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.&lt;br&gt;
Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.&lt;br&gt;
Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta&lt;a href=&quot;http://www.goydoy.com/2014/09/04/turk-kahvesi-sark-kahvesi-beyazit-kapali-carsi&quot;&gt;…&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Execution – İş Yaptırabilme Disiplini</title><link>https://suyunu.com/kitap/execution-is-yaptirabilme-disiplini/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/kitap/execution-is-yaptirabilme-disiplini/</guid><description>Yönetici olduktan 1 ay sonra yani 2012 yılının 11. ayında, direktörümün tavsiyesi üzerine aldığım Execution – İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitabımda 4. …</description><pubDate>Mon, 15 Sep 2014 08:11:51 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yönetici olduktan 1 ay sonra yani 2012 yılının 11. ayında, direktörümün tavsiyesi üzerine aldığım Execution – İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitabımda 4. Bölüme kadar geldim. Kitabın bitmesine daha çok var. Ben yinede hem kitabın tanıtımı hem de aldığım notları buradan paylaşmak istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;execution&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;612&quot; height=&quot;612&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/execution.jqTK1emu_2e6hzv.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Execuiton, Larry Bossidy ve Ram Charan tarafından kaleme alınmış, MediaCat-Kapital Medya tarafından çıkarılmış bir kitap. Ben bu kitabı piyasada bulamadım ve nadir kitap üzerinden ikinci el olarak aldım.&lt;br&gt;
Bu &lt;a href=&quot;http://www.idefix.com/kitap/is-yaptirabilme-disiplini-larry-bossidy/tanim.asp?sid=KIN6TZR8V7CD3H32H2NA&quot;&gt;adreste&lt;/a&gt; şu anda kitabın stoğu olduğu yazıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Execution Nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Kitabın ilk sayfasında execution kelimesinin anlamını çok güzel bir şekilde anlatılmış.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;ex-e-cu-tion&lt;/strong&gt; (ek-si-kyü-shan), isim. &lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Bağlantı kopukluğu. &lt;strong&gt;2.&lt;/strong&gt; Şirketlerin sözlerini yerine getirememesinin temel nedeni. &lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt; Bir şirketin liderinin başarmak istedikleri ile organizasyonun bunu sağlama olanakları arasındaki uçurum. &lt;strong&gt;4.&lt;/strong&gt; Sadece taktikler değil ama aynı zamanda sorgulama, analiz ve takip yoluyla işleri başarma sistemi. &lt;strong&gt;5.&lt;/strong&gt; Bir şirketin stratejisinin ve hedeflerinin merkezi bir parçası ve şirketteki her liderin temel görevi. &lt;strong&gt;6.&lt;/strong&gt; Bir şirketi, çalışanlarını ve çalışma ortamını kapsamlı bir biçimde kavramayı gerektiren disiplin. &lt;strong&gt;7.&lt;/strong&gt; İşleri zamanında yapmak için her şirketteki üç temel süreç – yani insan süreci, strateji süreci ve operasyon süreci – arasında bağlantı kurma yöntemi. &lt;strong&gt;8.&lt;/strong&gt; 2002’de Larry Bossidy ve Ram Charan tarafından keşfedilip Execuiton: İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitapta açıklanan başarı yöntemi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Piyasada liderlerin okuması için yazılmış yüzlerce kitap var. Bunların çoğu kişisel gelişim kitapları. Execution’ı diğer kitaplardan ayıran en önemli özelliklerinden biri problemler ve çözümleri anlatırken gerçek örneklerin verilmiş olması. Bu örnekler de bilinmeyen firmalar falan değil. Xerox, Lucent, EDS, HP, GM, DELL gibi şirketler ve bu şirketlerdeki yöneticiler hakkında örnekler mevcut. Kitabın diğer bir özelliği de yazarların çok tecrübeli kişiler olması. Bugün ben liderlik hakkında bir kitap yazsam, eminim çok satan bir kitap olmaz. Hatta satıp satmayacağı konusunda bile şüphelerim var 🙂 Bu kitap New York Times Bestseller listesinde 1 numara olmuş. Peki bu kitabı neden okumaya karar verdim. 2012 yılında departmanda yönetici olacağım zaman Assessment adı verilen bir teknik ile yetkinliklerim ölçülmüştü. Bir yetkinliğim dışında hepsi yüksek çıkmıştı. Koçluk Becerisi. Bu sonuca çok şaşırmamıştım. Yönetici olduğumda 5 senelik uzmandım. Hiç bir yönetme tecrübem olmamıştı. O güne kadar hep yönetilmiştim. Evdeki ekmek almaya gönderilen en küçük çocuktum. X Jenerasyonu özelliklerini taşıyan bir Y jenerasyonu üyesiydim. İşleri kendi başıma yapmaya alışmıştım. Yönetici olduğumda en çok zorlandığım, çalışanlarıma yapmaları gereken işleri söylemek olmuştu. 1 gün önce beraber çalıştığın arkadaşlarına, iş yaptırmak göründüğü kadar kolay olmuyordu. Bunun üzerine Yöneticim (direktörüm) Erdem Bey bu kitabı tavsiye etti. Kendisi okuduğunu ve çok faydalandığını belirtti. Ben kitabı almış, okumaya başlamış ama bitirmeden bir kenara koymuştum. Aradan 2 sene geçtikten sonra kitabı baştan sonra detaylı bir şekilde okumaya karar verdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitap 3 Kısım ve 9 bölümden oluşuyor. 1. Kısımda “Execution Neden Gereklidir?” başlıklı ve örneklerle execution kullanılması ve kullanılmaması durumu anlatılarak executionun ne anlama geldiğinden bahsediliyor. 2. Kısımda “Execution’ın Yapıtaşları” Liderin Yedi Temel Davranışı, Kültürel Değişimin Çerçevesini Oluşturmak ve Hiçbir Liderin Başkasına Devredemeyeceği Görev – Doğru İnsanı Doğru İş Yerleştirme alt başlıkları ile anlatılıyor. 3. yani son kısımda “Execuiton Disiplinin Üç Temel Süreci” yani İnsan, Strateji ve Operasyon süreci detaylı bir şekilde anlatılıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu anda şirketimizde Durumsal Liderlik – Çok Boyutlu Liderlik uygulanmaktadır. Bunun yanında Başarı Faktörlerinin, Hedeflerin, Kilit Performans Kriterlerinin ve Bariyerlerin belirlenmesi için detaylı çalışmalar yapılıyor. Görev tanımları baştan yazılıyor. Tüm şirket en tepeden en alt kademeye kadar bu yapıyı uyguladığı için başarılı olacaktır. Execuiton’ın da başarılı olması için şirketin tüm süreçlerinde bunun uygulanması gerekiyor. Bu disiplinin de durumsal liderlik ile ortak özellikleri olduğu için kişisel olarak departmanımda uygulayabileceğimi düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu ana kadar kitapta gördüğüm bir kaç olumsuzluktan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Birincisi kitap bir çeviri olduğu için okurken bazen konsantreniz bozulabiliyor. Yanlış kelime seçimleri ve anlatım bozuklukları sıkıntı yaratabiliyor. Bunun dışında her kişisel gelişim kitabında olduğu gibi bu kitapta da gereksiz uzatılan ve tekrar edilen yerler mevcut.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kitabın henüz ortasında olduğum için tüm kitabı bitirdikten sonra daha kesin yargılarla konuşabilirim. Gelecek yazılarda bu kitabı okurken özellikle altını çizdiğim yerleri kendi yorumları da katarak size aktarmaya çalışacağım&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Merzifon’da Ne Yenir – Total Akaryakıt İstasyonu – Kavurmacı</title><link>https://suyunu.com/goydoy/merzifonda-ne-yenir-total-akaryakit-istasyonu-kavurmaci/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/goydoy/merzifonda-ne-yenir-total-akaryakit-istasyonu-kavurmaci/</guid><description>Son zamanlarda blogumda bir çok yazı yazdım. İş Analisti, İş Zekası, İş Analitiği hatta Rota Planlama gibi bir çok teknik konulara değindim. Ama google …</description><pubDate>Wed, 10 Sep 2014 15:04:10 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Son zamanlarda blogumda bir çok yazı yazdım. İş Analisti, İş Zekası, İş Analitiği hatta Rota Planlama gibi bir çok teknik konulara değindim. Ama google istatistiklerine baktığımda birde ne göreyim. En çok trafik “ılgazda ne yenir?” aramasından geliyor 🙂 Hatta ve hatta dişçim bile bu aramayı yaparak benim websiteme ulaşmış ve önerdiğim yerde yemek yemiş. Tavsiye ettiğim Yeşil Ilgaz Pide salonuna buradan selam olsun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçen yine şehirler arası bir yolculuktaydım. İstanbul’dan Ordu’ya araçla gidiyordum. Yolda yemek yemek riskli bir iştir. Anadolu’da yemek yenecek o kadar çok yer varken, şehirler arası yolların üzerinde o kadar alternatifiniz bulunmaz. Ya yolunuzu uzatıp köylerini ilçelerin içine gireceksiniz ya da riske girip bir kaç deneme yapacaksınız. Ben bu riski aldım ve çok da memnun oldum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam 19 sene boyunca Total Benzin İstasyonu işlettiği için yakıtımı her zaman Total’den alırım. Bu yolculukta da Total’den yakıtımı alacak şekilde rotamı planlamıştım. İstanbul Samsun Yolu üzerinde Merzifon’da bulunan Total Benzin istasyonunda durmuştum. Depomu fulledikten sonra nerede yemek yiyebileceğimiz konusunda istasyon çalışanları ile sohbete başladık. Kendisine köfte yiyebileceğimiz bir yer sormuştum. “Köfte bu yollarda risklidir. İçine ne koyulduğunu bilemezsin. Yedikten sonra seni rahatsız eder” dedi. Yani yiyene kadar o senin esirin, yedikten sonra sen onun esiri olursun dedi. Ben de sen bir tavsiyede bulun hele dedim. “Bak buranın kavurması güzeldir. Otur burada kavurmanı ye” dedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mekana çok kanım kaynamamış olsa da adam haklıydı. Eşim ve eşimin teyzesi ile beraber oturduk mekana. Dışarıda ilk defa kavurma yiyordum. Hepimiz birer porsiyon kavurma istedik. Bakır kaplarda kavurmalarımız geldi.  Kapların alt kısmında sıcak su haznesi vardı. Kavurmanın yağı çabuk donduğu için bu şekilde bir çözüm bulmuşlar. Fondü gibi düşünün. Etler beklentimin çok üstünde lezzetliydi. Porsiyon doyurucuydu. Fiyat bu lezzete göre gayet uygundu. Yani diyeceğim o ki şaşırtıcıydı. Eğer kendi aracınızla yolculuk yapıyorsanız Total’de bulunan Kavurmacı’da durup tatmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buradan mekan sahibine de teşekkür etmek istiyorum. Neden? Biz yemeği yeyip muhabbetimizi edip çayımızı içtikten sonra arabaya atlayıp yola çıktık. 1-2 kilometre gittikten sonra yanımızdan dörtlülerini yakmış bir araba hızla geçip önümüze geçti. Ben de yavaşlayarak arkasında durdum. Arabanın içinden Kavurmacı restoranın sahibi indi. Elinde teyzemin çantası vardı. Biz yemeği yedikten sonra çantayı masada bırakıp yola çıkmışız. Abimiz çantayı kaptığı arabayla bize yetiştirmek için son gaz gelmiş. İnsanlık ölmemiş dedirten bir davranış. Acaba ben çantayı bulsam abimiz gibi mi yapardım yoksa içindeki telefon ile birilerini arayıp gelip almasını mı beklerdim? Allah razı olsun ve helal olsun diyorum buradan. Eğer gidip orada yemek yerseniz, çantasını unutan beyaz arabalı abinin selamı var diyin. O mutlaka beni hatırlar 🙂 Haydi iyi yolculuklar&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;kavurmaci&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1285&quot; height=&quot;480&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/kavurmaci.DbN4UE6e_mtwXh.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Adres: Mehmet Akif Ersoy Mahallesi İstanbul Yolu No:7/A Total Akaryakıt İstasyonu (Babali Kollektif Şti)&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Aklı Fikri Mülkiyet – Fikri Mülkiyet Haklarına Dair Paylaşımlar</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/akli-fikri-mulkiyet-fikri-mulkiyet-haklarina-dair-paylasimlar/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/akli-fikri-mulkiyet-fikri-mulkiyet-haklarina-dair-paylasimlar/</guid><description>Çok yakın zamanda Fikri Mülkiyet Haklarına dair örnek dava ve vakaların paylaşıldığı bir blog açıldı. http://aklifikrimulkiyet.blogspot.com.tr/ Şu anda aynı …</description><pubDate>Sat, 06 Sep 2014 16:03:49 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Çok yakın zamanda Fikri Mülkiyet Haklarına dair örnek dava ve vakaların paylaşıldığı bir blog açıldı. &lt;a href=&quot;http://aklifikrimulkiyet.blogspot.com.tr/&quot; title=&quot;Aklı Fikri Mülkiyet&quot;&gt;http://aklifikrimulkiyet.blogspot.com.tr/&lt;/a&gt; Şu anda aynı firmada çalıştığımız Ender Bey tarafından yönetilen bu blogda; tescilli tasarımların izinsiz kullanılması durumları, büyük firmaların birbirine açtığı davalar, esinlenme sonucu oluşan ürünler, marka analizleri ve bir çok konu hakkında yazılar bulacaksınız. Kendisi her hafta şirket içine bu konular hakkında yazılar yayınladığı için ben ve ekibim kendisini ilgiyle takip ediyoruz. Kendisinin bir blog açarak buradan da yazmasına en çok biz sevindik 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda &lt;a href=&quot;http://aklifikrimulkiyet.blogspot.com.tr/&quot; title=&quot;Aklı Fikri Mülkiyet&quot;&gt;http://aklifikrimulkiyet.blogspot.com.tr/&lt;/a&gt; sitesinden yaptığım iki alıntı bulunmaktadır. (Site adresi vereyim de sonra biz de davalık olmayalım 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;adidas_1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;391&quot; height=&quot;254&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/adidas_1.BD9Dy-C1_1Edq2k.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;adidas_2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;453&quot; height=&quot;247&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/adidas_2.DbzP-dfE_Z19Koq0.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ADIDAS vs LANDS’ END&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
5 Mayıs 2011 tarihinde Adidas firması, Land’s End firmasına karşı, tescilli 3 şerit tasarımını ihlal etmesi sebebiyle dava açar.&lt;br&gt;
Adidas firması, ürünlerin kendi ürünleri ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve tüketicilerin Lands’ End firmasının ürettiği ayakkabıların üreticisinin Adidas olduğunu sanacaklarını iddia eder.&lt;br&gt;
Adidas benzer şekilde; 2008 yılında, 3 şerit tasarımını ihlal etmesi sebebi ile Payless firmasına açtığı davayı kazanarak, 305 milyon $ tazminat hakkı kazanmıştı.&lt;br&gt;
Devam eden bu davada, benzer şekilde mi sonuçlanacak? Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz.&lt;br&gt;
Söz konusu sürece ilişkin benzer tasarımları aşağıda görebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK Madde 9/b: Marka sahibi tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının önlenmesini talep edebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;carnegie&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;137&quot; height=&quot;101&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/carnegie.CUlFb4YY_ZyukKP.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;marvell&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;169&quot; height=&quot;101&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/marvell.DyWR8Oc7_1OICPR.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;CARNEGIE MELLON UNIVERSITY vs MARVELL TECHNOLOGY GROUP LTD&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
2012 yılında sonuçlanan; Apple ve Samsung arasındaki fikri mülkiyet hakları ihlali ile ilgili olan davayı duymuşsunuzdur.&lt;br&gt;
Mahkeme sonrasında; Samsung firması, Apple’a 1,049 milyar dolar gibi çok yüksek bir bedeli ödemek zorunda kalmıştı.&lt;br&gt;
Fakat; 2012 yılındaki en yüksek tazminat bedelini içeren dava bu değildi.&lt;br&gt;
2009 yılında açılan ve 2012 yılında sonuçlanan davaya göre; Marvell firması, Carnegie Mellon Üniversitesi’nin 2 patentini (Patent No: US 6,201,839 ve US 6,438,180) ihlal etmişti.&lt;br&gt;
Sonuç, 2012’deki en yüksek tazminat, yaklaşık olarak 1,17 milyar dolar. (1,169,140,271 $)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Görüldüğü üzere, bilgi çok değerli hale gelmiş ve inanılmaz derecede güç kazanmıştır. Dolayısıyla, fikri mülkiyet haklarının temelini oluşturan bilgiler de aynı şekilde önemli hale gelmiştir.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Rota Planlama – Optimizasyon – Bölüm 1</title><link>https://suyunu.com/optimizasyon/rota-planlama-optimizasyon-bolum-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/optimizasyon/rota-planlama-optimizasyon-bolum-1/</guid><description>Araç Rotalama Problemi, en az maliyetle verilen belirli sayıda noktayı dolaşmayı sağlamayı hedefleyen bir kombinasyonel eniyileme problemidir. Çözümü için …</description><pubDate>Wed, 03 Sep 2014 07:10:47 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Araç Rotalama Problemi (ARP)&lt;/strong&gt;, bir merkezden coğrafi olarak dağılmış çeşitli talep noktalarına dağıtım veya toplama rotalarının, araç filosunun kat ettiği toplam mesafeyi minimize edilecek şekilde bulunmasdir. Araç Rotalama Problemi, Tedarik Zincirinde ve aynı zamanda Tedarik Zincirinin parçası olarak Lojistikte yer alan ana karar alanlarından olan taşıma ile doğrudan ilişkilidir. Gerçek dünya uygulamalarında birçok değişik kısıtlar ve farklılıklar Araç Rotalama Problemlerinde çeşitliliği de beraberinde getirmiş, literatürde ve uygulamalarda farklı özellik ve kısıtlara sahip Araç Rotalama Problemlerinin incelenmesine yol açmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Araç Rotalama Problemi, en az maliyetle verilen belirli sayıda noktayı dolaşmayı sağlamayı hedefleyen bir kombinasyonel eniyileme problemidir. Çözümü için birçok alanda kullanılmakta olan çok sayıda sezgisel algoritma geliştirilmiştir. Sezgisel algoritmaların geliştirilmesinin nedeni Araç Rotalama probleminin NP-hard (herhangi bir algoritmayla optimal sonuca ulaşılamayan problem) olmasından kaynaklanmaktadır. Rota Planlamayı polinom zamanda optimize etmek güçtür ve sezgisel algoritmalar yardımıyla optimum yakın sonuçlar bulunabilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslında Rota Planlama probleminin optimum sonucunu bulmak &lt;strong&gt;teorik&lt;/strong&gt; olarak mümkündür. Fakat problem kombinasyonel  olduğu için talep noktalarının 15-20’yi geçmesi durumunda optimuma ulaşmak mevcut teknoloji ile zorlaşmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Araç Rotalama Problemleri şirketlerin ihtiyaçlarına göre farklılık göstermektedir. En büyük farklılık, problemin Açık ve Kapalı uçlu olmasıdır. Yani yollanan aracın tekrar merkeze geri dönmesi ya da dönmemesidir. Diğer bir farklılık, Geri Toplaması olan Rotalama Problemidir. Literatürde Milk Run olarak geçer. Milk Run, dağıtımla birlikte aynı zamanda aynı yerden toplama yapılmasıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun dışında, Araçların farklı kapasitelere sahip olması, birden fazla merkez deponun bulunması, aynı mağaza/müşteriye birden fazla aracın gitmesi, talebin belirsiz olması (marketler) gibi durumlar da söz konusudur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir Araç Rotalama Probleminde çeşitli amaç fonksiyonları olabilir?&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Minimum Kilometre :&lt;/strong&gt; Araçların en kısa mesafeyi kat ederek ürün ya da hizmeti müşteri/mağazaya ulaştırmasıdır.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Minimum Zaman :&lt;/strong&gt; En kısa mesafeye çok benzerdir. Çoğu durumda en kısa mesafeyle aynı sonucu verir. Fakat mikro dağıtım yapılıyorsa bu değişkenlik gösterebilir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Minimum CO2 emisyonu:&lt;/strong&gt; Minimum kilometreye çok benzerdir. Kullanılan araçların hepsi aynı ise aynı sonucu verir. Araçlar değişiklik gösterirse farklılaşır.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Minimum Araç Sayısı :&lt;/strong&gt; Araçların kapasitelerinin (hacim ya da ağırlık) en verimli şekilde kullanarak en az sayıda araç kullanılmasını sağlar. Genelde araç başına ücret verildiği ya da boş gitmenin cezası olduğu durumlarda kullanılır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Rota Planlama probleminin temel bileşenleri aşağıdaki gibidir.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Kaç kamyon kullanılmalı?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Hangi mağazalara hangi kamyon atanmalı?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her kamyonun mağaza sıralaması nasıl olmalı?&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;rotalama&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;509&quot; height=&quot;292&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/rotalama.nrQ2dJUC_Z2nrPe8.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir işletme ve bu işletmenin 40 mağazası olduğunu varsayalım. Bu mağazalara maksimum 7 araç kullanarak günlük sevkiyat yapıldığını ve araçların rota planlamasının optimizasyonla yapılmak istendiğini düşünelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;depovemagazalar&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;657&quot; height=&quot;246&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/depovemagazalar.33Yh7MaO_265QlD.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hangi mağazalara hangi kamyon atanmalı?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bu işletmede ortalama her bir araç 5-6 mağazaya sevkiyat yapmaktadır. Eğer tüm araçlar 5 mağazaya  sevkiyat dağıttığını düşünürsek her bir aracın hangi mağazaları içereceği 40’ın 5’li kombinasyonu şeklinde olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Kombinasyon bir nesne grubu içerisinden sıra gözetmeksizin yapılan seçimlerdir. Nesne grubunun tekabül ettiği kümenin alt kümeleri olarak da tanımlanabilir. Çünkü alt kümelerde sıra önemli değildir.&lt;/em&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;Bir A kümesinin herhangi bir alt kümesine A kümesinin bir kombinasyonu denir. Mesela 52 iskambil kartı arasından seçilen dört kart, kartları seçme sırası önemli olmadığından bir kombinasyon problemidir. (Wikipedia)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;kombinasyon&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;359&quot; height=&quot;45&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/kombinasyon.CAPvuvh2_Z1vTjsC.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bizim problemimizdeki tüm ihtimaller C(40,5) şeklinde olacaktır.&lt;br&gt;
Birkaç örnek yazacak olursak,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;komb_tablo&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;282&quot; height=&quot;297&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/komb_tablo.D1ZsDISM_zhoyK.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;komb_sonuc&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;236&quot; height=&quot;49&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/komb_sonuc.C5sdfYCO_Z17HLt6.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yaptığımız hesaplamalar neden bir rotalama probleminin optimizasyon ile çözülmesinin çok zor olduğunu anlatmak içindir.&lt;br&gt;
Kombinasyon her bir araç için 5 mağaza olması durumundaki tüm ihtimalleri verir. Bu aşamada klasik ARP’de olan kısıtları hatırlamakta fayda vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Araç kapasiteleri :&lt;/strong&gt; Her bir aracın bir kapasitesi vardır. Kapasiteyi en verimli kullanmak gerekir. Bazı durumlarda boş göndermeniz durumunda ceza ödemek zorunda kalırsınız.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Zaman kısıtları :&lt;/strong&gt; Mağazaların, müşterilerin gönderdiğiniz ürün ya da hizmeti almak için zaman kısıtları mevcuttur. Örneğin bir AVM’de ise saat 10:00’dan önce ürünleri kabul etmek isteyecektir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Yol kısıtları (Köprü Kısıtları) :&lt;/strong&gt; Kullanılmayan yollar, saatlik kapalı yollar (Köprüler vs.), belli araçların giremeyeceği yollar gibi.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Araç kullanım süreleri:&lt;/strong&gt; Aracın bir günde maksimum kaç saat kullanılabilecğeini gösterir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kısıtlara göre yukarıda hesapladığımız ihtimaller azalabilir. Örneğin; 3, 4, 7, 8, 9 nolu mağazaların demandlerinin toplamı bir kamyonun kapasitesinden büyük ise bu rut otomatik olarak elenir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Her kamyonun mağaza sıralaması nasıl olmalı?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Elemlerin ardından elimizdeki ihtimaller sadece hangi kamyona hangi mağazaların konu olacağını vermektedir. Bu araç dolulukları ile ilgilidir. ARP’deki en önemli amaç fonksiyonlarından biri olan minumum kilometrenin sağlanması için her bir ihtimalin içindeki mağazaların sıralamalarının denenmesi gerekir.&lt;br&gt;
Bu da Permütasyon anlamına gelmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Matematikte permütasyon, her sembolün sadece bir veya birkaç kez kullanıldığı sıralı bir dizidir.&lt;/em&gt;&lt;br&gt;
&lt;em&gt;1’den 10’a kadar olan doğal sayıları içeren n elemanlı kümede r = 4 olarak alınırsa permütasyonların sayısı {1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10} kümesinden sırayı da gözetmek suretiyle oluşturulabilecek dört değişik elemanlı kümelerin sayısını ifade eder. (Wikipdia)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;permutasyon&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;202&quot; height=&quot;41&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/permutasyon.IcjviQzm_Z10b2Po.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bizim yukarıda oluşturduğumuz her bir 40’ın 5’li kombinasyonların permütasyonlarını bulmalı ve bunların mesafelerini ölçmeli ve bunların da en düşük mesafeli olanlarını seçmeliyiz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Örneğin yukarıda oluşturduğumuz kombinasyonlardan 1, 2, 3, 4, 5’in permütasyonlarını bulalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;perm_tablo&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;306&quot; height=&quot;267&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/perm_tablo.BXEOHleE_ZbkD0y.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;perm_sonuc&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;222&quot; height=&quot;37&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/perm_sonuc.B13vHEl0_Z1PsSYj.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak bu problemde 40 mağazanın 5’erli olarak araçlara yerleştirilmesi sonucundaki değişken sayısı;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;sonuc&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;363&quot; height=&quot;18&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/sonuc.BfwO5uXz_ZOALnF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu durumda bile problemin bir çözümü olabilir. Fakat aynı araca 5’ten fazla mağaza/müşteri konu olabilir. Aşağıda bir araca konu olan mağaza/müşteri sayısı bulunmaktadır. Rakamları gördükten sonra neden bu problemin optimizasyonla çözülemeyeceğini siz de anlayacaksınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;40magaza&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;539&quot; height=&quot;226&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/40magaza.BPyTTkme_Z3ncnR.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mağaza sayısı arttığı zaman problem çok daha zorlaşmakta ve karar değişken sayısı çözülemeyecek kadar artmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;80magaza&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;534&quot; height=&quot;198&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/80magaza.CS1ZDIt8_n1WXR.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sebeple ARP probleminin çözümü için, literatürde optimizasyon yerine çeşitli heuristic (sezgisel) ve metaheuristic (ileri-sezgisel) yöntemler ortaya çıkmıştır. Bu yöntemler doğru uygulandığında optimuma çok yakın sonuçlar verebilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir sonraki yazımızda bu yöntemleri ve LC Waikiki’nin Rota Planlama problemini nasıl çözdüğünü anlatmaya çalışacağım.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Allocation – Sezon İçi Yönetim Nedir?</title><link>https://suyunu.com/allocation/allocation-sezon-ici-yonetim-nedir/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/allocation/allocation-sezon-ici-yonetim-nedir/</guid><description>Aşağıda okuyacağınız yazı, LC Waikiki İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı tarafından çıkarılan Analything adlı bültenden alınmıştır. Yazı benim tarafımdan …</description><pubDate>Mon, 25 Aug 2014 05:15:19 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Aşağıda okuyacağınız yazı, LC Waikiki İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı tarafından çıkarılan Analything adlı bültenden alınmıştır. Yazı benim tarafımdan kaleme alındığı için burada yayınlıyorum. Bu yazıda Allocation nedir, Allocator ne iş yapar anlatmaya çalıştım. Şirket içinde yayınlanan halinde bazı değişiklikler yaptım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Google üzerinden web siteme gelen kişileri incelediğimde Allocation ve Allocator kelimelerinde artış olduğunu gördüm. Bu yazının Allocation alanında çalışacak kişilere ön bir bilgi vermesi dileğiyle. Keyifli okumalar dilerim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sezon içi yönetim (Allocation) gerçekten zor mu? Ali, Veli, Pelin&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Giyim Perakendesinde bir döngü bulunur. Eğer uzak doğuda üretim yaptırıyorsanız bu döngü çok daha aşikardır. Hele hızlı moda denilen sektörün lideriyseniz bunu bilmemek imkansızdır. Bu şirkette herkesin bildiği döngü şu şekildedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;grafik&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;2048&quot; height=&quot;1536&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/grafik.K0kPU-bq_ZnRwkG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Satışa sunulmadan 9-12 Ay kadar öncesinden hangi ürünlerin ne kadar üretileceği belirlenir. 6-9 ay öncesinden üretim siparişleri verilir. 0-3 ay öncesinden ürünler lojistik merkezine gelir. İşte o ürünler o merkez depoya gelir ya, sezon için yönetim denilen süreç başlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sezon içi yönetim (Allocation). 3 kelime. Bu 3 kelime ne kadar zor olabilir. Ürünler merkez depoya geliyor ve mağazaya yollanıyor. “Ürün burada, mağaza şurada, planda ortada. E hadi yollasana” demek o kadar da kolay değil.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslında her şey 12 ay önce başlıyor. Yani planlama sürecinde. Her bir ürünü ilgili mağazalara planlıyoruz ve bu plana göre üretim yaptırıyoruz. Buna rağmen neden halen ürünleri mağazalara yollamada sıkıntı yaşıyoruz? Bu sorunun bir tane cevabı yok. Bir çok cevabı mümkün. Mesela, Planlamanın 1 sene öncesinden yapılması, Mağaza gruplamasının yeterli olmaması, üreticiden ürünün zamanında gelmemesi, ürünün planlandığı haftalarda hava şartlarının beklenenin dışında gerçekleşmesi, ekonomik durumlar, inspectiona takılma, beklenen satışların gerçekleşmemesi, kapasiteden fazla ürün planlanması, vs. Bunun gibi birçok neden sayılabilir. Eğer her şey harika olsaydı ve saydığımız ve sayamadığımız sebepler beklendiği ve istenildiği gibi olsaydı sezon içi yönetim o kadar da zor olmazdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;analitik&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1448&quot; height=&quot;745&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/analitik.ByRZ8fFF_1Y9wjO.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ürün merkeze geldikten sonraki süreci biraz daha detaylı inceleyelim ve biraz da matematik ile süsleyelim. Ürün merkez depomuza geldikten sonra inspection ve depolama aşamalarından geçiyor. Sonrasında ürünler rezerveye hazır hale gelir ki sezon içi yönetim (allocation) buradan itibaren başlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ali (Allocator’ın kısaltması olarak kullanılacaktır) pazartesi günü sabahın köründe şirkete gelmiştir. Coşkun Abi’den tost mu yoksa kapıdaki simitçiden açma mı alayım ikileminde kaldıktan sonra Veli’nin (Diğer Allocator) aldığı simide ortak olurum diyerek X-Ray cihazından geçmiş ve kartını evde unutmadığına şükrederek sırıtarak merdivenlerden çıkmaya başlamıştır. Ali masasına ulaştığında o gün yapılacak işlerin listesini çıkarmak için defterinin beyaz bir sayfasını açmış ve yazmaya başlamıştır.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Trading Toplantısına katılınacak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Projeksiyon yapılarak mağaza ihtiyaçları belirlenecek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İlk Sevkiyatlar yapılacak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Haftasonu satışı desteklenecek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Transferler çalışılacak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Veli’nin simidi yenecekti ama bunu bire yazmalıydım aslında&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;istihbarat&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;2480&quot; height=&quot;2480&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/istihbarat.DhTYJKAM_oc3QR.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kahvaltısını beleşe getirmenin ve Trading toplantısı ile güne başlamanın verdiği mutlulukla raporlarını çekmeye ve güncellemeye başlar. Veli simidinin yarısının yendiğini görünce küplere biner ama küpler hala dönmektedir ve o lap diye düşer. Pelin (Planner’ın kısaltması olarak kullanılacaktır) durumu fark etmiş ve arkadaşlara acele etmesini söyleyerek trading toplantısının yapılacağı odaya geçmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Trading toplantısı her zamanki gibi çok heyecanlı geçmektedir. Ürünler bir birleriyle yarıştırılmakta ve en iyi satandan en kötü satana göre sıralanmaktadır. Ali bir en iyi ürüne bir de en kötü ürüne bakarak haftasonu yaptığı mağaza ziyareti gözlemlerini katılımcılara aktarmaktadır. Toplantıda sonuç olarak bir strateji belirlenir ve ilk sevkiyat, rpt planları üç aşağı beş yukarı karar verilmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ali masasına döndükten sonra Pelin ile tekrar bir araya gelerek spesifik olarak hangi ürünün bu hafta ilk sevkiyatının yapılacağını, hangi ürünlerin rpt yapılması gerektiğini, transfer ve iade planlarını konuşur ve iş planını günceller.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önce mağazalarının durumunu incelemek için dönmeyi bırakmış olan Kapasite raporunu kullanarak projeksiyonunu yapar. Mağazaların ihtiyaçlarını belirler. Bu ihtiyaçları karşılamak için 2 + 2 seçeneği vardır. İlk Sevkiyat, RPT (2) yaparak ihtiyacı karşılamak veya Trasnfer, İade yaparak (2) ihtiyacı şekillendirmek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yuksel&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;2200&quot; height=&quot;1700&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yuksel.DXNI3o6e_Z2fKXtj.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O anda üzücü bir haber alır. Yere düşen Veli hastaneye kaldırılmıştır. Tek başına kalmıştır. LC Waikiki’de tek bir allocator kalmıştır. O da Ali. (One man, one allocator, one destiny – dan lafontaine)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Elleri terlemesine rağmen sakinliğini korumaya çalışmaktadır. İlk olarak İlk Sevkiyat ve RPT yapmayı tercih eder. Hesaplamaya başlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ürün yollayacak 1 Lojistik Depo ve ürünü alacak 400 Mağaza var. An itibari ile 4.000 farklı ürün var. Beden detayında düşünürsek 25.000 SKU anlamına geliyor. Bunlardan bir kısmı ilk sevkiyat bir kısmı ile de Replenishment yapacağım. Bunu yaparken aynı zamanda mağazaları patlatmamam gerekiyor. Yani dolulukları da göz önünde bulundurmam lazım. Tabi unutmadan kısıtlı stoklarıda en iyi satacak mağazalara yollamam lazım. Ya en zor olanı da koli bazında yollama kararı. Yok M bedeni satmış XL satmamış ve stok şişme yaşamasın ama satış kaybı da olmasın. İlk sevkiyatta kaç koli yollayacağım, Replenishmentta nasıl tahmin yapacağım. Mağazaların bir de alım limiti var. Veliiiiiiii, Allah seni bildiği gibi yapsın!&lt;br&gt;
Şimdi bir ara verelim ve Ali’nin akıl hastanesine kaldırılmasına sebep olan problemi inceleyelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;allocation&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1336&quot; height=&quot;512&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/allocation.C58NO4il_ZQPIK8.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ürün detayında sevkiyat yaptığımızı düşünürsek 400 Mağaza ve 4.000 ürüne rezerve girmemiz gerekiyor. Yani 400 x 4.000 = 1.600.000 tane karar verilmesi gerekiyor. Bu kararı verirken üç önemli hususu göz önünde bulundurması gerekiyor. Mağazaların alım limiti; her bir mağazanın bir limiti yani toplamda 400 kısıt bulunmakta. Grup ve Kategori dolulukları; 22 Grup için 22 x 400 = 8.800 kısıt, Grup – Kategori için 22 x 10 x 400 = 88.000 kısıt bulunmakta. Bunların dışında replenishment yaparken koli yollama kararını vermesi için her birini beden detayında incelemesi gerekiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer bu kararı SKU detayında vermesi gerekseydi (beden detayında rezerve girseydi), 400 x 25.000 = 10.000.000 tane karar olacaktı. Diğer kısıtlar aynı şekilde olacaktı.&lt;br&gt;
Sonuç olarak, 1.600.000 ya da 10.000.000 farklı kararı verirken birbirine bağlı 400, 8.800 ve 88.000 kısıtı gözetmesi gerekecekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak, merkez depo(lar)dan, mağaza(lar)a, çeşitli kısıtları ve değişkenleri (hava durumu, ürün karışımı, haftanın günü, vs.) göz önünde bulundurarak, ürünleri yollama kararını verme işine allocation (sezon içi yönetim) denir. Allocation zurnanın zırt dediği yerdir. Tasarım, planlama, üretim, inbound lojistik, inspection, depolama yapılmış ve son adım olan ürünler mağazalara yollanacaktır. Yani en son adımdır allocation. Bu karar ne kadar doğru verilirse ürünler o kadar iyi satışa dönüşecektir. Ne kadar kötü olursa, hem satan ürün engellenecek hem de iade maliyeti ortaya çıkacak ya da indirim yapılacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kolay gibi görünse de aslında Merchandising’in en zor kısmıdır Allocation. Şimdiden tüm allocatorlara ve allocator adaylarına kolay gelsin 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Durumsal Liderlik Hakkında Özlü Bir Yazı</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/durumsal-liderlik-hakkinda-ozlu-bir-yazi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/durumsal-liderlik-hakkinda-ozlu-bir-yazi/</guid><description>7 seneye yakın süredir çalışmakta olduğum bu güzel şirkette çeşitli eğitimler aldım. Hem teknik konularda hem de davranışsal konularda Türkiye’nin ve dünyanın …</description><pubDate>Tue, 19 Aug 2014 11:35:57 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;7 seneye yakın süredir çalışmakta olduğum bu güzel şirkette çeşitli eğitimler aldım. Hem teknik konularda hem de davranışsal konularda Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen kişileri ile tanışma fırsatı bulum. Şirketime bana sunduğu bu imkanlardan dolayı ne kadar teşekkür etsem azdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu eğitimlerden bazıları gerçekten çok etkiliydi. O kadar etkiliydi ki eğitimden çıkar çıkmaz öğrendiklerimi uygulamış ve çok pozitif geri dönüşler almıştım. Bu eğitimler, Sühan Bey’in verdiği Yönetim Yetkinliklerini Geliştirme Eğitimi, Nilhan Hanım’ın verdiği Atılganlık Eğitimi, Erdem Bey’in önderliğinde yaptığımız ve şirket dışında gerçekleştirilen tüm günlük uygulamalı eğitimler (Summitlerdeki eğitimler) ve son olarak da Bülent Bey’in verdiği Durumsal Liderlik (Çok Boyutlu Liderlik Eğitimi).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Durumsal Liderlik etkili bir liderlik sağlayarak, zaman içinde, performanslarının en üst düzeyine ulaşabilmeleri için, insanları geliştirme sürecidir. Kişinin belli bir amaç ya da görevdeki gelişim düzeyi (çeşitli yeterlilik ve bağlılık birleşimleri) ile liderin sağladığı liderlik stili (çeşitli direktif verici ve destekleyici davranış birleşimleri) arasındaki ilişkiye dayalıdır. Gelişim düzeyi kişiden kişiye, amaçtan amaca, görevden göreve değiştiğinden en iyi olarak tanımlanabilecek bir liderlik stili yoktur. Durumsal Liderlik bir ortaklık modelidir. Kişinin gelişim düzeyi, yeterliliği ve bağlılığına göre doğru liderlik stilini uygulama sanatıdır. (Çok Boyutlu Liderlik II – Makale – Blanchard)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazımda, jenerasyon arasındaki farklar, geleneksel Türk aile yapısı ve durumsal liderlikten bahsedeceğim. Durumsal Liderliğin sadece iş hayatında değil, hayatımızın tüm alanında kullanabileceğini anlatmaya çalışacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;X, Y, Z, Baby Boomer ve Sessiz Kuşak. Son zamanlarda jenerasyonlar arası iletişim konusunda bol bol makale okuyorum. Babamın benimle iletişim kurmakta yaşadığı zorluğu ben bugünlerde kardeşimle iletişim kurarken yaşıyorum. Babam BB jenerasyonun bir üyesi, Ben Y jenerasyonun ilk üyelerinden, kardeşim ise Y jenerasyonunun son üyelerinden biri. BB tarafından yetiştirilmiş olduğum için ve çevremdeki X jenerasyonu popülasyonu çokluğundan dolayı kendimi her zaman bir X jenerasyonu olarak görmüşümdür.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben (X), kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığa önem veren biriyim. İş yaşamımda çalışma saatlerine uyumlu olup iş motivasyonum yüksektir. Yaşamak için çalışırım. Teknolojiyi yakından takip ederim ama arada koptuğum olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam (BB), Teknoloji yaygın olmadığı için çoğu zaman işlerini kendi kendine yapmak zorunda kalmıştır. İş sadakati yüksektir. Çalışmak için yaşamıştır. En vurucu olan ise, önce çocuklarına daha sonra ise anne ve babalarına bakmışlardır. Sadakat ve kanaatkarlık duyguları yüksektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kardeşim (Y), bağımsız olmayı seviyor (Bugünlerde trenle avrupayı dolaşıyor) Zaman kısıtlaması (gelecekte mesai saatleri) hoşuna gitmiyor. İş saatinden çok işe odaklanmayı seviyor. Önemli olan işin yapılıp yapılmayacağı olarak bakıyor olaylara. Örgütsel bağlılığı az, yani gelecekte çok iş değiştireceğini düşünüyorum. En büyük farkımız, sadece yaşamını sürdürebilmek için değil, daha rahat para harcamak için iş hayatında olmak istiyor. Bir de hemen yönetici olmak istiyor(lar)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Z jenerasyonunda olan yiğenime hiç değinmiyorum bile. Aile içinde bulunan bu 3 kuşakta yaşanan iletişim krizi gün geçtikçe daha da artıyor. Bunun bir sebebi de Türklerin geleneksel bir yapıda olmasından kaynaklanıyor. Bu geleneksel yapının engellediği açık iletişimden dolayı insanlar hep birbirleriyle kaçak dövüşen iletişimi tercih etmektedirler. Bunu biraz daha somutlaştırabiliriz. Babalar genelde oğullarıyla direkt konuşmayı çok uygun bulmazlar. Genelde annesi üzerinde konuşurlar. Anne bu durumda hem babayı hem de çocuğunu idare etmeye çalışmaktadır. Arada kalan kişi anne olur. İki tarafı da üzmek istemeyen anne, söylenenleri sansürleyerek ulaştırır. Bu da iletişim kalitesini düşürür. (Ama kavgaların önüne geçer) Bir diğer örnek ise kişilere hatalarını doğru zamanda söylenmemesidir. Ebeveynler bir hatayı gördüklerinde, iş yaşamındaki gibi 24 saat sonra geri bildirim vermezler. Çocuğun bir hata yapmasını da ha beklerler. Bu hatanın ardından bir önceki hata ve bunun gibi bir demet çocuğun önünde belirir. Bir çok hata yaptığını gören çocuk cevap veremez. Bu saatten sonra sadece itaat eder. Hatalarını öğrenir ama nasıl telafi edeceğini hiçbir zaman öğrenemez.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aile içinde bulunan diğer bir problem ise, ebeveynlerin çocuklarına bir şey öğretirken genelde geleneksel yöntemleri kullanmasıdır. Evde bir işin yapılması istendiği zaman, çok fazla detay verilmez ve kendi kendine öğrenmesi beklenir. Diğer bir deyişle yüzme bilmediği halde açık sulara atarlar. Debelenip kendi kendine yüzmeyi öğrenmesini beklerler. Eğer boğulursa kendileri için bir fırsat doğmuş ve ebeveyne muhtaç olmuş olur. Öğrenmek için ona sorması gerekecektir ya da Ebeveyn çocuğuna kızmak için fırsat bulmuş olacaktır. Eğer o işi yaparsa ve başarırsa, kendinden bir parça olan bu çocuk kendini gururlandırmış olacak bu da büyük bir haz verecektir. Her iki durumda karlı olan ebeveyndir ve çocuk zarar görecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geleneksel aile yapısında bulunan iletişim kazaları, jenerasyon farklılıkları ve iş yaptırmaktaki deneysel yaklaşımların sonucunda, problemler ortaya çıkmaktadır. Aslında iş hayatına baktığımız zaman her bir departmanı aile olarak görebiliriz. Geleneksel Türk ailesinde görünen bu problemlerin, iş yaşantısındaki çoğu departmanda da yaşandığı aşikardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Durumsal Liderlik Eğitimi, hem iletişim kazalarının önüne geçmekte, hem jenerasyonlar arası iletişimi kolaylaştırmakta hem de iş yaptırmadaki deneyselliği ortadan kaldırmak için harika bir disiplindir. Bu eğitimi aldıktan sonra kişileri suya atıp boğulmalarını izlemek yerine onlara kolluk ve simit vererek köpekbalıklarının arasında sağ kalma mücadelelerini izlemek daha keyifli oluyor (:) Köpek balıkları çırpınmayan insanlara daha az saldırdığı bilinen bir gerçektir.) Şaka bir yana, durumsal liderlik sayesinde herkese aynı liderlik stilini uygulamaktan kurtularak, kişilerin hem motivasyonunu, hem özgüveninini hem bağlılığını (Özellikle Y jenerasyonunda olmayan bir şey) arttırarak iş bilgisini geliştirebilirsiniz. Aslında en büyük problemin kişilerin yetkinliğine göre doğru liderlik stili uygulamamamızdan kaynaklandığını görebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu eğitimi aldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Umarım tüm liderler bu problemleri anlar, özümser ve doğru tekniklerle bunlar çözebilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Bu yazı yazılırken &lt;a href=&quot;http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/nesiller-ayriliyor-x-y-ve-z-nesilleri.html&quot;&gt;http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/nesiller-ayriliyor-x-y-ve-z-nesilleri.html&lt;/a&gt; adlı siteden alıntılar yapılmıştır.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Kullanıcı, Yazılım Uzmanı, İş Analisti, İş Zekası Uzmanı ve İş Analitiği Uzmanı</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/kullanici-yazilim-uzmani-is-analisti-is-zekasi-uzmani-ve-is-analitigi-uzmani/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/kullanici-yazilim-uzmani-is-analisti-is-zekasi-uzmani-ve-is-analitigi-uzmani/</guid><description>Son zamanlarda popüler olan ve önümüzdeki 5 yıl daha bu popülerliğini devam ettirecek olan meslekler var. 2012’nin Gözde Meslekleri adlı yazımda popüler olan …</description><pubDate>Fri, 01 Aug 2014 11:43:27 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Son zamanlarda popüler olan ve önümüzdeki 5 yıl daha bu popülerliğini devam ettirecek olan meslekler var. &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/2012%E2%80%B2nin-gozde-meslekleri/&quot;&gt;2012’nin Gözde Meslekleri&lt;/a&gt; adlı yazımda popüler olan Veri Madenciliği Uzmanı ve İş analisti 2014 yılında popülerliğini devam ettiriyor. Bunlara ek olarak Türkiye’de son dönemde öne çıkan İş Zekası Uzmanlığı da ön sıralarda yerini almış durumda. Daha önceki birkaç yazımda bu mesleklerin ne iş yaptığını yazmaya çalışmıştım. (&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/is-analisti-is-analitigi-is-gelistirme-is-zekasi-hakkinda-ozlu-yazilar-1/&quot;&gt;1&lt;/a&gt;, &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/is-gelistirme-is-analisti-teknik-analist-ne-demek/&quot;&gt;2&lt;/a&gt;, &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/sistem-analisti-miyim-diplomat-mi/&quot;&gt;3&lt;/a&gt;) Bugünkü yazımda size bu mesleklerin ne iş yaptığını farklı bir bakış açısından anlatmaya çalışacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;son_kullanici&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;252&quot; height=&quot;153&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/son_kullanici.DCO7dKek_ZBRwJH.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu arkadaşımızın adı Son Kullanıcı (End-User) Kendisi herhangi bir şirkette bir paket programı kullanarak işlerini halletmektedir. Bu bir yazılım programı (SAS, Oracle Retail, LOGO, Netsis, Link, vs.) olabileceği gibi şirketlerin kendi in-house yazdıkları yazılımlarda olabilir. (bknz. LC Waikiki) Muhasebe, İnsan Kaynakları, Planlama, Lojistik vb. süreçlerde çalışmaktadır. Çalıştığı süreçle ilgili olan program modülüne girmekte ve işlerini yapmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yazilim_uzmani&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;243&quot; height=&quot;164&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yazilim_uzmani.C2yWKKRX_Zz3Q3F.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu arkadaşımızın adı BT Yazılım Uzmanı (IT Software Developer) Bu örneğimizde, kendisi herhangi bir şirkette bir yazılım paketini geliştirmekten sorumludur. Özellikle açık kaynak kodlu yazılım kullanan ve kendi yazılımını kendi yapan şirketlerde bolca bulunur. Asosyal oldukları ve eğlenmeyi bilmediklerine dair söylentiler vardır. Bunların tam aksine hem çok eğlenceli hem de çok sosyal insanlardır.&lt;br&gt;
Son Kullanıcı ve BT Yazılım Uzmanı iş dışında çok iyi arkadaş olmalarına rağmen, konu iş olduğunda hiç çekilmez olurlar. Birinin beyaz dediğine diğer siyah der. İkisi de birbirlerinin işinin çok kolay olduğunu söyler durur.&lt;br&gt;
Son Kullanıcı: Yazılım Uzmanı ne yapıyor ki? Akşama kadar internete girip, yarım saatte bir düğme ekliyorlar. Word’de yazı yazmak ile yaptıkları iş arasında ne fark var ki allasen? Bir günlük işi Bir hafta demiyorlar mı? Full yatış!&lt;br&gt;
BT Yazılım Uzmanı: Adamların hem ekranlarını yap, hem sistemlerini hem yaptıkları işi bil, sonra bıdı bıdı konuşsunlar. Bu kadar ekran, alt yapı olduktan sonra onların işini ben de yaparım. O ekranları paintte yapmıyoruz biz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yazilimci_kullanici&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;364&quot; height=&quot;477&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yazilimci_kullanici.3IF5cqtl_1LhdXF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu iki arkadaş yüz yıllardır bir birleri ile anlaşamamışlardır. Şirkette her iki departmanda farklı katlarda bulunmasının nedeni de birbirlerine ulaşamaması içindir. Hatta ve hatta çoğu BT departmanın kapısında kartlı giriş sistemi vardır. Her ne kadar karizmatik görünsün diye yapılmış olduğu düşünülse de asıl sebebi Son Kullanıcı adlı kişilerin içeri girmesinin engellenmesidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;is_analisti&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;230&quot; height=&quot;207&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/is_analisti.D7f0NwoD_1rD1hj.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu savaşa bir dur demek, iki tarafın arasında elçi görevi görmek, dekoderlik yapmak için yeni bir pozisyon oluşturulmuştur. Bu savaşı bitiren beyaz atlı şövalyemiz, İş Analistidir. Kendisi, arada kalmışların kahramanı, hem fakirliği hem zenginliği görmüş, BT Yazılım Uzmanının çekilmez hareketlerini, Son Kullanıcın kaprislerini yaşamış sindirmiş ve benimsemiştir. Hem BT’deki hem Son Kullanıcıdaki düşünme yetisine sahiptir. Değişik bir karakterdir İş Analisti. Bu arkadaşımız iletişim gücü yüksek ve analitik yönü gelişmiştir. Yani resmin tamamını görebilen ve gelecekteki ihtiyaçları tahmin edebilen bir yapıdadır. Pratik zekası yüksek, matematik ile arası da iyidir hani. Yazmayı seven, öğrenmeyi seven, düşündüklerini rahat anlatabilen biridir kerata.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yazilimci_kullanici_is_analisti&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;356&quot; height=&quot;483&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yazilimci_kullanici_is_analisti.DblfgIW1_1cby13.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kullanıcılarla, yazılım uzmanlarının arasını düzelttik. Artık çok iyi bir şekilde anlaşabiliyorlar. Kullanıcı istiyor, yazılım uzmanı hallediyor. Fakat Kullanıcının dertleri bitmiyor. Ekranlara birçok bilginin gelmesini istiyor. Her şey ekranda olsun, bütün verileri ekrana basalım diyorlar. Yazılım Uzmanları da rahat durmuyor bu arada. İş analistinden gelen analizlerdeki verileri bulabilecekleri veri altyapının olmadığından dert yanıyorlar. İlişkisel veri tabanları iyi hoş da, datamartlar, warehouse sistemleri yok ki özetlenmiş veriden yapalım bazı sistemleri.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;is_zekasi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;264&quot; height=&quot;237&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/is_zekasi.6XL8bAM3_Z2rtRYd.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte karşınızda ikinci beyaz atlı prensimiz. İş Zekası Uzmanı. Bu arkadaşımız Türkiye’ye yakın zamanda geldi. Yurtdışında doğdu. Gerçi doğum tarihine baktığımızda çok genç olduğunu görmekteyiz.&lt;br&gt;
Daha önce yazdığım &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-analisti/is-analisti-is-analitigi-is-gelistirme-is-zekasi-hakkinda-ozlu-yazilar-1/&quot;&gt;yazıda&lt;/a&gt; iş zekası hakkındaki şu satılar çok manidardır. “Rekabet dünyasında, çalışanların ve yöneticilerin daha verimli işlere zaman ayırabilmesini sağlayan sistemlerdir. Türkiye henüz olayın ehemmiyetini kavrayamamış olsa da personelin ve zamanın tasarruflu kullanılmaması sonucu elde edilen zararları azaltmaya yönelik raporlama, analizleme, görüntüleme, geliştirme konularında yardımcı olurlar.”&lt;br&gt;
Görevleri ikiye ayrılmaktadır; BT’ye hizmet edenler, kullanıcıya hizmet edenler.&lt;br&gt;
BT’ye hizmet edenler, Veriambarları ve OLAP alt yapılarını oluştururlar. Mimarlara benzerler. Eğer doğru yapıları kurmazlarsa verimsiz sistemler inşa ederler. Türk Müteahhit olarak da düşünebilirsiniz. Kullanıcıya hizmet edenler, veriyi süreçlerin daha verimli olması için geliştirme amaçlı kullananlardır. Yani kullanıcıların raporlama ihtiyaçlarını karşılarlar. Konu hakkında iş bilgisine sahiptirler ve bu bilgi ile teknik bilgiyi harmanlayıp, kullanıcılara sunarlar. Hem alt yapı hem, rapor hem de iş bilgisine sahip oldukları için zor bulunur hint kumaşları gibidirler. Bir iş zekası uzmanının yetişmesi seneler almaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;yazilimci_kullanici_is_analisti_is_zekasi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;568&quot; height=&quot;483&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/yazilimci_kullanici_is_analisti_is_zekasi.BldsICVO_Z1PLM6G.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ve işte son kahramanımız geliyor. Biliyorsunuz, konserlerde en son sırada en iyi şarkıcılar çıkar. Bizim kahramanımızda en iyi olduğu iddiasındadır. Hem beyaz hem de unicorn bir ata binmektedir. (Unicorn zaten tek boynuzlu efsanevi at demektir. Bir daha at yazmana gerek yoktu)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;is_analitigi&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;206&quot; height=&quot;238&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/is_analitigi.BOxJ6CS0_ZDKoKG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Analitik kelimesinin bir kaç anlamı bulunmaktadır. İlk anlamı, parça ile bütün arasındaki ilişkiyi çözmek ve özüne inmektir. Diğer anlamı ise verinin içindeki anlamlı deseni keşfetme sanatıdır.&lt;br&gt;
Peki İş analitiği nedir?&lt;br&gt;
Deloitte’ye göre; İş Analitiği, veri yönetimi ve ticari bilgi ve performans raporlaması (BI) gibi temel konuların yanı sıra tahminsel modelleme, optimizasyon ve simülasyon gibi sofistike konuları kapsamaktadır. Somut verilere ve bilgiye dayalı bir şekilde karar verilebilmesini sağlayan İş Analitiği, firmanızın performansını detaylı bir şekilde anlamanızı ve geleceğe yönelik neler yapılabileceğini belirlemenizi sağlayarak rekabet avantajı elde etmenize yardımcı olacaktır.&lt;br&gt;
İş Analitiği, en uygun yöntem biliminden yola çıkarak son teknolojileri kullanan akıllı sistemler kurarak, iş süreçlerini en etkin ve en verimli hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bunu yaparken, Optimizasyon, simülasyon gibi mühendislik çözümlerini kullanırken, veri analitiği ve veri madenciliği kullanarak verinin içindeki anlamlı deseni keşfetmektedir. Sektör hakkındaki bilgi ve tecrübesi sayesinde entegre ve iş hedeflerine uygun çözümler üretmektedirler.&lt;br&gt;
Ve işte bulmacamızın son parçası da eklendiğine göre yazımızı da bitirebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;İş Tanımları&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;672&quot; height=&quot;482&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/hepsi.CPXuRC0g_Lj6O6.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüm sorularınızı İletişim linkine tıklayarak tarafıma ulaştırabilirsiniz. Kalın sağlıcakla.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Kurumsallık Hakkında</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/kurumsallik-hakkinda/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/kurumsallik-hakkinda/</guid><description>Bu yazımda profesyonel bir çalışan ile Kurumsallık üzerine yaptığımız yazışmayı yayınlayacağım. Keyifli okumalar.</description><pubDate>Wed, 23 Jul 2014 10:00:45 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu yazımda profesyonel bir çalışan ile Kurumsallık üzerine yaptığımız yazışmayı yayınlayacağım. Keyifli okumalar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bana gelen ilk e-mail:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Sabri Bey merhabalar,&lt;br&gt;
Mezun olduğum günden beri (hatta öncesinden) kurduğum bir hayal &lt;strong&gt;kurumsal&lt;/strong&gt; bir şirkette çalışmaktı. Şu anda, bu hayalime ulaşabilmek adına girdiğim Türkiye’nin en büyük mühendislik firmalarından birinde çalışıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zaman geçtikçe, benim aradığım kurumsallık kavramının Türkiye için biraz ütopik olduğunu görmeye başladım. Yani çalışanlarının -kişisel gelişimine- ama sadece yaptığı işle ilgili değil, biryandan mesleği ile ilgili farklı programlar öğrenmesine aracı olunurken bir yandan etkili iletişimdir vs. sosyal becerilerini geliştirebileceği, personel mutluluk anketleriyle çalışanlarının mutluluğunun belirli aralıklarla kontrol edildiği, insanların birbirine gerçekten saygı duyduğu bir şirket sizce var mı? Yoksa &lt;strong&gt;“The best companies to work for”&lt;/strong&gt; listelerindeki firmaların ortak özelliklerinden olan bahsettiğim bu kıstasları Türkiye’de / Türk şirketlerinde aramak ütopik bir kavram mı? Karşıma az evvel Lc Waikiki inşaat mühendisi ilanı çıkınca ilgimi çekti, araştırmaya başladım ve size ulaştım. Sizin gibi sosyal ve girişimci birine ulaşınca da tecrübelerinize dayanarak bunları sormak istedim.&lt;br&gt;
Cevabınızı merakla bekler, iyi günler dilerim.&lt;br&gt;
Vakit ayırdığınız için teşekkürler.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Benim Cevabım:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba XXX Bey,&lt;br&gt;
Öğrenciler mezun olduktan sonra önlerinde bir kaç seçenek bulunmaktadır. Bunlar askere gitmek, yüksek lisans yapmak, iş hayatına atılmak, vs. İş Hayatına atılanların da önünde bir kaç seçenek vardır. Kendi işini yapmak, Kurumsal bir firmada uzman ya da uzman yardımcısı olmak, daha küçük bir firmada yönetici olarak çalışmak. Siz bu seçeneklerde kurumsal bir firmaya girerek kariyerinize başlamışsınız. Öncelikle kariyerinizde başarılar dilerim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kurumsallık içi çok zor dolan bir kavram. Hele patron ve aile şirketlerinin cirit attığı Türkiye’de içi yanlış doldurulan bir kavram. Kurumsallık kimine göre harika kimine göre ise işlerin yavaşlamasına sebep olan bir kavram. Her halukarda özellikle büyük şirketlerde kurumsallığın getirdiği avantajlar yadsınamaz. Sizin de belirttiğiniz gibi,&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;– Kişisel gelişime önem verilmesi&lt;br&gt;
– Farklı alanlarda yetkinlik gelişimi&lt;br&gt;
– Sosyal becerilerde gelişme&lt;br&gt;
– Personel mutluluğuna önem verilmesi&lt;br&gt;
– Saygı, sevgi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir şirkette çalışmak istemenin en önemli maddelerinden birkaç tanesi. Bu maddelere baktığımda hepsinin ortak özelliği ve çıkış noktasının şu olduğunu düşünüyorum. Çalışanına değer veren ve onu dinleyen firma. Kurumsal olsun ya da olmasın, eğer bir firma çalışanını dinliyor, ona değer veriyorsa, isteklerini bir kenara atmıyor ve gerçekleştirmek için elinden geleni yapıyorsa, o firmada uzun seneler çalışırsın. Kurumsal firmalar bunu daha çok ve daha profesyonelce yaptığını kabul ediyorum. Bu sebeple kurumsallığın bu değerleri içerdiğini de düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şöyle düşünmek lazım. Siz bir eğitim almak istiyorsunuz. Bunu şirketinizde hangi departmana ya da kişiye söylemeniz gerekiyor. Kurumsal firmalarda öncelikle bunu kendi birim yöneticinizle paylaşırsınız. Kendisi bunu değerlendirir, uygun ise teknik bir eğitim ise Teknik Yetkinlik departmanına, davranışsal ise davranışsal eğitim departmanına, bu kadar detaylı değilse direkt eğitim departmanına başvurur. Ardından bu eğitim ile ilgili bir araştırma yapılır ve alternatifler sizin yöneticilerinize sunulur. Eğitim fiyatı ve size olan katkısı değerlendirildikten sonra eğitim gerçekleşir. Şu anda çalıştığım firmada işler bu şekilde mi yürüyor. Aynen bu şekilde profesyonelce ve başarıyla yönetiliyor. Bugüne kadar eğitim almak isteyen ve isteği reddedilen bir personel bilmiyorum diyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun dışında Saygı ve sevgi kelimeleri biraz daha şirketten kişiye inmiş durumdadır. Kişi yöneticisinden ve iş arkadaşlarından dolayı şirketini sevebilir ya da şirketinden nefret edebilir. Bu sebeple çalışma ortamı kritik bir önem taşımaktadır. Buna ek olarak şirketinizin sahibi ya da CEO’sunun vizyonu ve şirketin misyonu sizin şirketinize olan bağlığınızı arttırır ya da azaltır. Bunu yaşamadan bilemeyeceğiniz için sadece tavsiyelere göre hareket edebilirisiniz. Ben 7. yılımı yakında bitireceğim &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;‘nin en çok etkilendiğim özelliği bu diyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak toparlamak gerekirse, istekleriniz çok ekstra şeyler değil. Her çalışanın istediği şeyler. LC Waikiki bunu başarıyla yapıyor. Turkcell gibi şirketlerin de bunları çok güzel bir şekilde yönettiğini duyuyorum. Çalışma hayatınızda başarılar dilerim.&lt;br&gt;
Saygılarımla&lt;br&gt;
Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İkinci e-mail&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Sabri Bey merhaba,&lt;br&gt;
Öncelikle içten mailinizden ve tam olarak aradığım cevapları bana sunduğunuzdan dolayı çok teşekkür ederim.&lt;br&gt;
Son bir kaç haftadır okuduğum makaleler ve incelediğim anketlerde, listelere giren firmaların ortak özelliklerinin, sektörleri ne olursa olsun –&lt;strong&gt;başarı odaklı kurumsallık&lt;/strong&gt;– olduğunu görüyorum. Bu -başarı odaklı kurumsallık- olarak tanımladığım kavramı biraz irdeleyince altından sizin de bahsettiğiniz gibi -insana saygı- kavramının çıktığını gördüm. Sosyal yetenekleri neredeyse mühendisliğini dahi bastıracak birisi olduğum için &lt;strong&gt;‘bu olgunun algoritmik bir mantığı var mı acaba?’&lt;/strong&gt; sorusunu kendime sorarak bir araştırmanın içine girdim ve kendi yorumlarıma sizin gibi tecrübeli insanların fikirlerini katarak bir cevap elde etmeye çalışıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tarihe mâl olmuş bir söz vardır , &lt;strong&gt;“İnsanı yücelt ki devlet yücelsin.” (Şeyh Edebali)&lt;/strong&gt; Öyle düşünmeye başladım ki bu bakış açısını sizin CEO ya da patron vizyonu olarak bahsettiğiniz kavram üzerinden biraz daha küçük kapsamda düşünerek -Çalışanını yücelt ki şirket yücelsin- formuna sokan şirketler bugün hızla büyüyorlar. Sizin mailinizden sonra şunun farkına vardım ki, benim yanlış yaklaştığım nokta; bu kavramı -şirket iş hacminde- aramakmış. Çünkü dediğiniz gibi insana saygı duymayan (saygı duymayan demekten ziyade, çalışanına söz hakkı verip onun düşünce ve isteklerine göre bir yapı geliştiremeyen desem daha yerinde bir kullanım olmuş olacaktır.) şirket ne kadar büyük olursa olsun orada özellikle İK alanında sirkülasyon çok hızlı olacaktır. Ancak küçük olup da bahsettiğimiz yapıyı oluşturan şirketlerde bu sirkülasyon tam tersine dönecektir. (-Ki şimdi bu az çalışanlı şirketlerin böyle bir listeye nasıl girebildiğini daha iyi anlıyorum bkz: &lt;a href=&quot;http://cenews.com/article/9354/2013-best-firms-to-work-for&quot;&gt;http://cenews.com/article/9354/2013-best-firms-to-work-for&lt;/a&gt; )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sizlerin tecrübesini dinleyerek yolumu ve yönümü daha iyi seçmeye çalışacağım. Yalnız kafamda başka bir soru daha var; dediğiniz gibi -doğru- olanı bulmak için mümkün olduğu kadar araştırma yapıp denemekten başka bir çarem yok. Ancak şöyle bir korkum var; en iyiyi bulmak uğruna gerçekleştirdiğim bu denemelerimin sayısının artması ve dışarıdan -göçebe bir mühendis / göçebe bir çalışan- olarak gözükmek. Evet, kariyerimin daha çok başlarındayım ama ileride özgeçmişimi inceleyen bir yetkilinin bu kişi falanca şirket değiştirmiş diyebilecek olması beni biraz tedirginleştiriyor. Sizce bu düşüncem doğru bir düşünce mi? Yoksa sonucu ne olursa olsun mutlu olacağım yeri / dream job tabir edilen işimi buluncaya kadar aramaya devam etmeli miyim? (Bu arada şunu belirtmek istiyorum, şimdiki çalıştığım iş arkadaşlarımdan ve onlarla olan diyaloğumdan çok çok memnunum. Aradığım şeyi bulamamama neden olan şey tamamen şirketin insanına verdiği(vermediği) söz hakkından kaynaklanıyor. Yani mutlu muyum değil miyim diye neden kimse bana sormuyor dediğimde, “sen mühendissin, İK değil” cevabını duymak beni çok rahatsız ediyor, bu da içinde bulunduğum ekipten ne kadar memnun olsam da asıl arkada aramaya devam etmekte olduğum şeyi takip etmem için beni devam ettiriyor.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz uzun ve karışık bir mail oldu ancak müsait olduğunuzda cevaplarsanız çok sevinirim.&lt;br&gt;
Saygılarımla,&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ve benim cevabım:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba XXX Bey,&lt;br&gt;
Biraz geç dönüş yaptığım için kusura bakmayın. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, çok güzel bir yazışma oluyor. &lt;strong&gt;Kurumsallık&lt;/strong&gt; ve çalışan motivasyonu hakkında nokta atışı tespitleriniz var. İnsana saygı gerçekten başarının en büyük anahtarlarından bir tanesi. &lt;strong&gt;İçi wa Zen, Zen wa içi (Bir bütündür, bütün birdir)&lt;/strong&gt; felsefesinin de altında yatan buna benzer bir düşünce. Bir şirketi bütün olarak düşünürsek, onu oluşturan parçalarda sistemler ve insanlardır. Sistemleri de insanların yaptığını düşünürsek şirketlerin en küçük parçacığı yani atomları insanlardır. Şirketler bu atomları kararlı hale getirmek için ne kadar çabalar, motivasyonlarını ve ekip ruhunu ne kadar iyi aşılarsa, şirket o kadar başarılı olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şirketler çalışanı dinleme konusunda gelişme evresi geçiriyor çoğu zaman. Bu evrimin başlaması için, öncelikle şirketin başındaki kişinin bunu başlatması gerekiyor. Çünkü bu tek bir kişi ya da departmanın yapacağı iş değil, bir şirket kültürüdür. Ve Şirket kültürleri departman ayırt etmeksizin uygulanır. Bu bazen sancılı olur bazen de başarısız olur. Her ne olursa olsun, çalışanın kendini değerli hissetmesi faydayı maksimize etmek için en kolay yoldur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Motivasyon&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Efor&lt;/strong&gt; adlı iki değişkenimiz, Ali ve Veli diye de 2 çalışanımız olsun. Değişkenlerimizi 1 ile 10 arasında puanlandıralım. Sonuç olarak ” Motivasyon X Efor ” denklemini kullanarak “Kaliteli İş”e ulaşmaya çalışalım. Ali 8 motivasyon ile 2 saat çalışıyorken, Veli 2 motivasyon ile 5 saat çalışıyor. Ali = 8 x 2 = 16 puanlık bir iş ortaya çıkarmışken, Veli 2 x 5 = 10 puanlık bir iş çıkarıyor. Ali daha az çalışmasına rağmen, yüksek motivasyonu ile çok daha başarılı işler ortaya koyuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kişilerin şirketine olan bağlılığı, motivasyonu ile doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar motivasyon daha değişken olsa da ortalama değeri bağlılık değerine çok yakın çıkar. Çalışanların şirkete olan bağlılığını da ölçmek çok kolaydır. Örneğin, bir çalışma arkadaşına şu soruyu sorabilir ya da kendin cevap verebilirsin. Şirketimiz zor günler geçiriyor. 3 ay boyunca maaşlarımızı ödeyemeyecek fakat sonrasında ödemelerimizi gerçekleştirecek. Bu durumda şirkette kalmaya devam mı edersin yoksa hemen iş aramaya mı başlarsın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, kısa sürelerde iş değiştirmenin etkileri nelerdir. Mezun olduktan sonra hala aynı şirkette çalışan bir kişi olarak doğru cevabı ben veremeyebilirim. Aslında iş değiştirmek için sebebiniz çok açık. En iyiyi bulmak. Ama iş değiştirmeden önce &lt;strong&gt;“en iyiyi”&lt;/strong&gt; gerçekten doğru tanımlamanız gerekiyor. Gittiğiniz yer daha iyi olmasına rağmen hala mükemmeli aramak size zarar verebilir. Bunu değerlendirirken hem teknik hem de davranışsal gözlemlemenizi tavsiye ederim. Sadece mutlu olmak için, mühendislik yeteneklerinizi daha az kullanacağınız bir yere gitmek sizi daha mutsuz yapabilir.&lt;br&gt;
Tekrar görüşmek üzere.&lt;br&gt;
Saygılarımla&lt;br&gt;
Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Endüstri Mühendisliği Nedir?</title><link>https://suyunu.com/endustri-muhendisi/endustri-muhendisligi-nedir/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/endustri-muhendisi/endustri-muhendisligi-nedir/</guid><description>11 Temmuz 2013 tarihinde bir yazı dizisine başlamıştım. Ördek – Pancu ve Endüstri Mühendisliği – Bölüm 1 Bu yazı dizisinde size ITU EMT konferansında yaptığım …</description><pubDate>Tue, 15 Jul 2014 07:23:58 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;11 Temmuz 2013 tarihinde bir yazı dizisine başlamıştım. &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/is-hayati/ordek-pancu-ve-endustri-muhendisligi-bolum-1/&quot;&gt;Ördek – Pancu ve Endüstri Mühendisliği – Bölüm 1&lt;/a&gt; Bu yazı dizisinde size ITU EMT konferansında yaptığım sunumdaki Endüstri Mühendisliği’ni anlatacaktım fakat yarım kalmıştı. Şimdi bakıyorum da yazı dizisi yerine bir yazıda bunu halledebiliriz sanırım 🙂&lt;br&gt;
Endüstri Mühendisliği hakkında bir çok tanım var. Benden bir cümle ile anlatmamı isteseniz sanırım şunu tercih ederdim. &lt;strong&gt;Gerçek hayat süreçlerinin amaca uygun olarak modellenmesi, bu modellerin çözülmesi ve bunu yaparken kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan mühendisliktir.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Aslında Endüstri Mühendisliğinin ne olduğundan daha önemli bir soru var. &lt;strong&gt;Bir insan neden Endüstri Mühendisi olmak ister?&lt;/strong&gt; Bir çocuğa büyüyünce ne olacaksın diye sorulduğunda bugüne kadar hiç bir çocuk Endüstri Mühendisi olacağım dememiştir. Doktor, Pilot, Öğretmen demiştir. Hatta Mühendis demiştir ama Endüstri Mühendisi dememiştir. Aslına bakarsanız, mühendis kelimesi bile Endüstri Mühendisini çağrıştırmamaktadır. Mühendis deyince, Makine, İnşaat, Elektronik hatta Bilgisayar Mühendisliği akla gelmektedir. Peki neden bir insan Endüstri Mühendisi olmak ister? Cevabı çok basit. Endüstri Mühendisinin ne olduğunu anladığı zaman 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu anda Türkiye’de çeşitli üniversitelerde okuyan yüzlerce Endüstri Mühendisi var. Yüz yıllardır bitmeyen Endüstri Mühendisliği geyikleri ile karşı karşıya okullarına devam etmeye çalışmaktadır bu genç beyinler. Artık yeter dedirten klişeler vardır.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Her işi bilen ama hiçbir işi tam yapamayan mühendisler&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ne iş olsa yaparım diyen mühendis&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Karma mühendislik&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;En yatış mühendislik&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;bitmediniz&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;339&quot; height=&quot;282&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/bitmediniz.FUimaIpN_ZV3oF2.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tabi birde Endüstri Mühendisliğini hiç bilmeyen ya da yanlış bilen kişilerin sıkça sorduğu sorular vardır.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Eee siz şimdi mezun olunca ne iş yapacaksınız?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sizde tarım dersi var mı?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Tasarım dersi haftada kaç saat (Endüstriyel Tasarım)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sizin bölüm 2 senelik mi? (Endüstriyel Tasarım)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Her işi bilen ama hiç bir işi tam yapamayan mühendisler. Bu tanım biraz kırıcı da olsa ilk kısmı doğrudur. Bilgisayardan, Elektronikten, Makineden hatta Çevre Mühendisliğinden ders alırlar. Berlin Üniversitesi’nde yayınlanan bir tanıtım metaryelinde Endüstri Mühendisliği &lt;strong&gt;Ördek&lt;/strong&gt; olarak anlatılmıştır. Sonuçta Ördek hem karada gider, hem suda yüzer hem de havada uçar. Ama bir kartal kadar iyi uçamaz, bir köpek balığı kadar iyi yüzemez ya da bir çita kadar hızlı koşamaz. Yani Berlin Üniversitesi de yukarıdaki tanımı kabul etmektedir 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ordek_em&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;684&quot; height=&quot;388&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ordek_em.CcMp7i4W_Z1uuzMv.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;cif_aspirin&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;627&quot; height=&quot;321&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/cif_aspirin.CGNyEu77_eTHy9.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ama bunların hepsi safsata. Laf salatasından başka bir şey değil. EM, hakkında bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunan bölüm ve meslektir. Ve unutulmamalıdır ki, Endüstri Mühendisi olanlardan çok, olmayanların hakkında konuştuğu meslektir aynı zamanda 🙂 Yazının en başında bir tanım yapmıştım. Şimdi daha güzel bir tanım buldum. Her yiğidin farklı bir yoğurt yiyişi vardır, Endüstri Mühendisinin amacı bunu standartlaştırmaktır. Aslında Endüstri Mühendisliği bir meslek değil, bir bakış açısı, bir yaşam tarzıdır.&lt;br&gt;
Endüstri Mühendisliği, Aspirin gibidir. Ne zaman hasta olsanız içebilirsiniz. Ya da Cif gibidir. İster banyoda ister mutfakta lekeleri çıkartmak için her zemine uygulayabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;macgyver&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/macgyver.DCBpqrcv_2rEs4t.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi size dünyadaki ilk Endüstri Mühendislerinden birinden bahsedeceğim. 1986 öncesi doğanların çoğu kendisini tanıyordur. Fakat tanımıyorsanız google size yardımcı olacaktır. Adı Mac Gyver. 1985 ile 1992 yılları arasında TRT’de görev almıştır. Kısıtlı kaynaklar ile en iyiyi bulma konusunda bir dahidir. Bu MAC denen zeki, yakışıklı, yetenekli ve karizmatik kişin eline silah almamakta ve bir adet saç tokası, bir metre paket bandı ve bir deterjan kutusuyla bomba yapabilmektedir. Gerçek bir Endüstri Mühendisi de kısıtlı kaynaklarını en iyi şekilde kullanmalı ve en verimli ve en etkin sistemleri kurmalıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;pancu&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;650&quot; height=&quot;340&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/pancu.U008eYUH_Zy7py0.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ve işte yazımızın belki de yıldızı olan, Türkiye’nin en önemli Endüstri Mühendislerine örnek teşkil edecek kişisine geldi. Daniel Gabriel Pancu. Evet, şaşırdınız biliyorum. Bir futbolcu nasıl Endüstri Mühendisi olabilir? 17 Ağustos 1977’de doğan Pancu futbola kaleci olarak başlamıştır. Fakat sonrasında kariyerine orta saha ve forvet oyuncusu olarak devam etmiştir. 17 Nisan 2005’te Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında oynanan ve 3-4 Beşiktaşı’ın kazandığı o efsane maçta Pancu hem forvet, hem orta saha hem defans hem de kaleci oynayarak gerçek bir Endüstri Mühendisi olduğunu göstermiştir. (Ama tabiki bir Alex değil :))&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gördüğünüz gibi hayatımızın her alanında bir Endüstri Mühendisi bulunmaktadır. Aslında insanın olduğu her yerde her zaman verimlilik artışına ihtiyaç olacaktır. Bu sebeple sonu olmayan bir mühendisliktir. Gelin biraz da teknik olarak EM’nin ne iş yaptığına yakından bakalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3M:&lt;/strong&gt; İnsan, malzeme ve makineden oluşan bütünleşik sistemlerin kuruluş ve devamlılığının yönetimi ile ilgilenir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Köprü:&lt;/strong&gt; Yapılacak iş ile mühendislik bilgileri arasında bir köprü oluşturur, dekoderlik yapar&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Verimlilik:&lt;/strong&gt; Temel amacı, Etkinliği ve Verimliliği arttırmaktır.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Analitik:&lt;/strong&gt; Endüstri mühendisliği parçayı değil bütünü göz önüne alarak çalışır, sistemin bütünüyle ilgilenir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Sosyal:&lt;/strong&gt; Her türlü uygulamada insan faktörünü dikkate alır. Bu sebeplerden dolayı temel doğa bilimleriyle olan ilişkisinin yanında sosyal bilimlerle de iç içedir.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Kolay, Hızlı, Ucuz:&lt;/strong&gt; Endüstri Mühendisleri bir işin en kolay, en ucuz, en hızlı yolunu bulur ve bunu yapmaktan haz alırlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;sektorler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;696&quot; height=&quot;344&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/sektorler.BgW0lKay_1T6Geb.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki Endüstri Mühendisleri hangi sektörlerde çalışabilirler? Üretimden sağlığa, enerjiden gıdaya, bir çok sektörde çalışabilirler. Aslında sektör bağımsız bir mühendislikten bahsediyoruz. İşte size bir kaç sektör:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;meslekler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;574&quot; height=&quot;355&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/meslekler.hozU9UE3_1RJU1P.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki ne iş yaparlar? İş bulma korkusu yaşamayan mühendislerden bir tanesi EM. Ben bir EM olarak şu ana kadar aynı şirkette 11 farklı pozisyonda çalıştım. Sizler kalite kontrolden stratejik planlamaya, iş geliştirmeden, yazılım uzmanlığına, pazar araştırmasından lojistik planlamaya kadar bir çok işte çalışabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ornek_meslekler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;887&quot; height=&quot;226&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ornek_meslekler.7SnO3fr8_Z1ivo4P.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir kaç Endüstri Mühendisi ve çalıştığı pozisyonlar ve şirketleri aşağıda yazdım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet. Dilim döndüğünce size Endüstri Mühendisliğini anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Bir sorunuz olursa çekinmeden İletişim bölümünü kullanarak bana ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Bu yazı yazılırken, başta Vikipedia olmak üzere, ekşisözlük ve youtube’dan faydalanılmıştır.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Üniversiteler ve Konferanslar – ODTÜ</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/universiteler-ve-konferanslar-odtu/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/universiteler-ve-konferanslar-odtu/</guid><description>Bu sene benim açımdan hem kariyer olarak hem de çevre edinme olarak çok verimli geçti. Bir çok projede başarılı sonuçlar elde ettik ve şirketimize milyon …</description><pubDate>Mon, 07 Jul 2014 10:41:48 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu sene benim açımdan hem kariyer olarak hem de çevre edinme olarak çok verimli geçti. Bir çok projede başarılı sonuçlar elde ettik ve şirketimize milyon dolarlar kazandırdık 🙂 Aynı zamanda katıldığımız konferanslarda bir çok profesyonel ile tanışma fırsatımız oldu. Onların yaptıklarını başardıklarını öğrendikçe daha çok çalıştım ve daha çok başardım.&lt;br&gt;
Bunun dışında bu sene çok güzel olaylar oldu. &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/universitelerle-is-birligi-projeleri-back-to-school-lc-waikiki/&quot;&gt;Üniversitelerle İş Birliği Projeleri (Back to School) – LC Waikiki&lt;/a&gt; yazısında bahsettiğim üzere üniversitelerle bir proje etkinliğimiz oldu. Bir sene boyunca çeşitli üniversitelerin Endüstri Mühendisliği bölümleri ile projeler yaptık. 5 üniversitede 40’nın üzerinde öğrenci ile tanıştık ve güzel başarılara imza attık. Back To School ismi ile başlayan programımızın ismi ProFashional Industry olarak değişti ve harika bir final sunumu ile tamamlandı. Bununla ilgili önümüzdeki günlerde de bir yazı yazmayı planlıyorum.&lt;br&gt;
Bu yazımda, bu sene yaptığımız üniversite ziyaretlerimiz ve bu ziyaretlerimizde yaşadıklarımızdan bahsetmek istiyorum. Daha önce üç yazımda (&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/sektorde-matematik-2011/&quot;&gt;Sektörde Matematik 1&lt;/a&gt;, &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/seyahat/sektorde-matematik-2011-ardindan/&quot;&gt;Sektörde Matematik 2&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/itu-emt-ve-hayal-kirikligi/&quot;&gt;ITU EMT&lt;/a&gt;) daha önce yaptığım konuşmalara yer vermiştim. Bu yazımda size nerelere gittik neler yaptık onlardan bahsedeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ODTÜ&lt;/strong&gt; – Seminer – LC Waikiki ve Endüstri Mühendisliği Uygulamaları&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Çanakkale 18 Mart Üniversitesi&lt;/strong&gt; – Konferans – Sektörde İş Geliştirme&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;İzmir Ekonomi Üniversitesi&lt;/strong&gt; – Seminer – LC Waikiki ve Endüstri Mühendisliği Uygulamaları&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Fatih Üniversitesi&lt;/strong&gt; – Konferans – Tekstil Perakendesinde Endüstri Mühendisliği uygulamaları&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ODTÜ&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
İtiraf etmek gerekirse ODTU benim hayalimdeki 2 üniversiteden bir tanesiydi. Ulaşılması imkansız olan ve sadece dahilerin gidebildiği bir üniversite olarak düşünürüm ODTÜ’yü. Bu tabi her bölümü için geçerli değil. Sadece Endüstri Mühendisliği için. Bu kanıya nereden mi vardım. TecrübEM adlı kitabı okuyunca çok etkilenmiştim. Sanırım oradan. (&lt;a href=&quot;http://www.pandora.com.tr/urun/tecrubem-odtulu-endustri-muhendislerinin-is-ve-yasam-oykulerinden-kesitler/168257&quot;&gt;Tecrübem 1&lt;/a&gt;, &lt;a href=&quot;https://eksisozluk.com/tecrubem--1897239&quot;&gt;Tecrübem 2&lt;/a&gt;)&lt;br&gt;
LC Waikiki olarak üniversitelerle yapacağımız projeler kapsamında ODTÜ’yü ziyarete gitmiştik. Çok değerli iki hocamız Özgen Hanım ve Sakine Hanım bizi karşılamışlardı. Projelerimizi anlattık ve hangi projeyi bu sene birlikte yapacağımıza karar verdik. Ardından Özgen Hocamızın bize bir önerisi oldu. Bu dönem Seminer dersinde LC Waikiki’den konuşmacı olarak katılıp katılamayacağımızı sordu. Çok heyecanlanmıştım. Hayalimdeki üniversitede Seminer dersinde konuşmacı olacaktım.&lt;br&gt;
Ardından tarih konusunda anlatık ve oradan ayrıldık. Kasım 2013’te Seminer için LC Waikiki’den 4 arkadaş ODTÜ’de Seminer vermek için yola çıktık. Şehir dışına sevdiğin arkadaşlarınla yolculuk yapmanın keyfi gerçekten farklı oluyor. İşte süper adamlar:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;odtu_lcw_ekip&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/odtu_lcw_ekip.Bl3cpIjL_2dNQqN.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuçta ODTÜ’ye gidiyorduk. ODTÜ gibi bir üniversitede basit şeyler anlatamazdık. Anlatacaklarımız hem LC Waikiki’yi doğru ifade etmeliydi hem de dinleyenleri bilgiye doyurmalıydı. Hem de sadece 40 dakikada olmalıydı. Sonuç olarak aşağıdaki sunum planını çıkardık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;odtu_lcw_konu&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/odtu_lcw_konu.fqsOS5nR_29Q0Bx.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben her zamanki gibi basit kısmı anlattım. LC Waikiki’nin kim olduğunu, hikayesini, bugüne nasıl geldiğini, rakamları, gelecekteki hedeflerini, başarılarını, Tedarik Zinciri’ni, İş Analitiği’ni ve yaptığımız işlerden kısaca bahsettim. Ardından Besim Mağazalar Arası Transfer’de yazdığımız matematiksel modeli anlattı. Optimizasyondaki başarı hikayemizi ve bu yolculuktaki zorluklardan bahsetti. Son olarak Gürer, Rota Optimizasyonunu Tabu Search Algoritması ile nasıl çözdüğümüzü ve bu konu hakkındaki bilgimizden bahsetti. Hem Matematiksel Modellemeyi hem de Meta-Sezgiselleri anlatmıştık. Herkes çok etkilenmişti (ya da bize öyle geldi)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;odtu_lcw_sunum&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;1000&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/odtu_lcw_sunum.B8NM3FMu_Bs6Ga.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buradan Özgen Hocama seminer için bize imkan tanıdığı için çok teşekkür etmek istiyorum. Farkında değil ama sayesinde bir hayalim gerçekleşti 🙂 Bir sonraki üniversite yazısında görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yarım Kalmış Yazıları Tamamlama</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/yarim-kalmis-yazilari-tamamlama/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/yarim-kalmis-yazilari-tamamlama/</guid><description>Bu hafta biraz vaktim oldu ve siteyi inceledim. 2 probleme rastladım. Birincisi artık google’da birinci sırada çıkmıyordum çoğu aramada 🙂 İkincisi de çoğu …</description><pubDate>Mon, 30 Jun 2014 11:36:52 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu hafta biraz vaktim oldu ve siteyi inceledim. 2 probleme rastladım. Birincisi artık google’da birinci sırada çıkmıyordum çoğu aramada 🙂 İkincisi de çoğu yazım devam edecek denmiş ama yarım bırakılmış. Bu sebeple yarım kalan yazıları tamamlamam niyetindeyim. Neler yazacağım?&lt;br&gt;
Öncelikle 6 ayı geride bıraktık. Geçtiğimiz günlerde bir çok üniversite ile çok güzel buluşmalarımız oldu. Bunlardan bahsedeceğim. Ardından yarım kalmış bir endüstri mühendisliği sunumumuz var, onu tamamlayacağım. Ardından yakın zamanda IBM’in bir konferansında konuşmacı olarak katıldım ondan bahsedeceğim. Şimdilik bu kadar yeter sanırım. Bunları yazsam bile iyidir.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Sona Yaklaşırken – Eski Yazı</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/sona-yaklasirken-eski-yazi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/sona-yaklasirken-eski-yazi/</guid><description>İçinizdeki ışığın evreni aydınlatmasının, varlığınızla gurur duyulup yokluğunuzun aranmasının ve baki kalan şu kubbede hoş bir seda bırakmanın tek bir şartı …</description><pubDate>Fri, 21 Feb 2014 07:54:50 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İçinizdeki ışığın evreni aydınlatmasının, varlığınızla gurur duyulup yokluğunuzun aranmasının ve baki kalan şu kubbede hoş bir seda bırakmanın tek bir şartı var:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“İnsan sevdiği işi yapmalı her ne olursa olsun.”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;05.11.2007 tarihinden beri görev yaptığım işimden ayrılmama sayılı günler kaldı. Bu süreçte değişik görevler aldım. Sistem Analisti olarak göreve başladım ardından Sistem Geliştirme Departmanı kurulmasıyla oraya geçtim. Sistem Geliştirme Uzmanı olarak bir süre görev yaptım. Bu departmanın dağılmasıyla AR-GE departmanı kuruldu ve orada AR-GE Uzmanı olarak görev aldım. AR-GE’nin de dağılmasıyla Raporlama Uzmanı oldum. Sancılı bir dönemin ardından, Allocation departmanına geçici bir süre ile Allocator oldum. 6 aya yakın bu görevde kaldıktan sonra Allocation Sistem Analisti oldum. Bu görev çok kısa sürdü ve Planlama Sistem Analisti görevine getirildim. Fakat bu da diğer görevler gibi ömrünü tükettikten sonra Karma Sistem Analisti oldum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Görev değişikliklerini saydığımızda 7 farklı görevde bulunmuşum. Her ne kadar bu görevlerin ismi birbirine çok benzesede farklı departmanalara hizmet verdiğiniz için yaptığınız işler değişiyor. Görev değişiklileri boyunca, 5 farklı müdür ile çalışma fırsatım oldu. Her birinin gelişimimde farklı katkıları olmasına rağmen birkaç ismi zikretmeden geçemeyeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Serkan Ulukaya:&lt;/strong&gt; Serkan Abi demek istiyorum çünkü kendisi bana gerçekten ağabeylik yapmıştır. İş konusunda boşa düştüğüm anlarda, yaptığı yönlendirmelerle boşluğu doldurmuş ve en çok yakındığım konulardan biri olan iş tatmininde büyük yardımları olmuştur. Kendisine idari olarak bağlanmam biraz daha öncelerde olsaydı belki çok daha güzel işler çıkarabilirdik. Kimbilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Uğur Tılıkoğlu:&lt;/strong&gt; Kendisi ile geçmişte kesiştiğimiz noktaları keşfettiğimde kendisi ile aynı kafadan olduğumuzu zaten anlamıştım. Yaptığı ince espiriler ile zaten zekasını belli ediyordu. Bilgi İşlemde yazılımcı olan bu arkadaş, pratik zekası çok gelişmiş olup, canınız sıkıldığınızda sizi kısa zamanda kolayca güldürebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Suat Çilingir:&lt;/strong&gt; Dışardan baktığınızda çok ciddi görünmesine rağmen (ciddi kelimesi yanlış anlaşılmasın) aslında muhabbeti çok hoş bir insandır. Son zamanlarda daha çok çalışma fırsatımız olduğu için mutluyum. Çünkü Tema’da unutmayacağım insanlar arasında. (Sacit beni hatırlamadın mı?)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Cemil Yıldız:&lt;/strong&gt; Tema tarihindeki gelmiş geçmiş en zeki insanlardan biri desem sanırım abartmış olmam. Gerek yazılım bilgisi, gerek istatistik gerekse de kreatif düşüncesi ile tam bir görev adamı. Onunla çalışmak gerçekten benim gelişimime çok katkısı olmuştur. Ama ne yazık ki benim acemi dönemime geldiği için kendisinden çok fazla faydalanamadım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yunus Emre Koç:&lt;/strong&gt; Şirkete ilk geldiğimde karşı masamda oturan, ve kendisinin 30 yaşında olduğunu sandığım, fakat benden sadece 2 yaş büyük olduğunu öğrendiğim şahsiyet. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi kendisiyle. Aynı dönem askerlik yapacağız. Tertip.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ökkeş Emin Balçiçek:&lt;/strong&gt; Kendisi Tema’daki ilk öğretmenim olup, gelişimimde çok büyük katkıları vardır. SQL’i kendisinden öğrenmiş olup, boynuz gibi kulağı geçmeye çalışsam da başarılı olamamışımdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not: Bu yazı 23.08.2010 tarihinde yazılmıştır. Ben askere gitmeden 2 hafta kadar önce. LC Waikiki’den eski ismi ile Tema’dan askerlik için ayrıldığım günlerde. Neden yayınlamamışım bilmiyorum. Belki sevdiğim kişileri doğru kelimelerle anlatamadığımı düşündüğüm içindir, belki ayrılacağım için mutsuzumdur, belki de askerlik psikolojisi ya da sadece unutmuşumdur. Hala LC Waikiki’de çalışıyorum 🙂 Bu yazıdan dolayı şirketten ayrıldığım düşünülmesin 🙂&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Benzin İstasyonu Projeleri – Eski Yazı</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/benzin-istasyonu-projeleri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/benzin-istasyonu-projeleri/</guid><description>İş tecrübeme yazmasam da, Enerji sektöründe daha doğrusu bu işin sahası kabul edilen Benzin İstasyonunda hatırı sayılır bir tecrübem vardır. Bir benzin …</description><pubDate>Sun, 16 Feb 2014 07:09:56 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;İş tecrübeme yazmasam da, Enerji sektöründe daha doğrusu bu işin sahası kabul edilen Benzin İstasyonunda hatırı sayılır bir tecrübem vardır. Bir benzin istasyonunda yapabileceğiniz tüm işleri yaptım diyebilirim. Sıralayacak olursak, Cam Silme, Yağ Görevlisi, Yıkamacı, Pompacı, Market görevlisi, Muhasebeci ve Müdür. Tüm aşamalardan geçtiğim bu sektörde aklımda her zaman olan bazı projeler var. Bunlar gelişmeye açık projeler ve kendi işimden vakit bulsam kişisel gelişim olarak bir uygulama alanı olarak kullanmak istiyorum. Ama iş gücümün tamamını çalıştığım işim aldığı için düşünemiyorum bile.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte projelerim.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Günlük, Haftalık, Aylık, Yıllık olarak, Tutar, Litre ve Araba bazında tahminin yapılması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Market satışlarının tahminin yapılması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Market kritik stoklarında uyarıların verilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Market satış kaybı hesabı&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Market satışlarının tahmin modelinin kurulması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Tahminler ile Tanker yollama zamanları&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Çalışan rotasyon işlemleri&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Promosyon simulasyonları&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Müşteri profillerinin belirlenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Satışların müşteri profillerine göre oranlanması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Fiyat aralıklarına göre satışlar&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Müşteri memnuniyet programları. (plaka ve ya royality card ile en çok gelen müşterilerin tesbiti)&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Tabi ki ilk uygulama olarak &lt;strong&gt;Aksa Petrol A.Ş&lt;/strong&gt;‘ye yapmak istiyorum. Bakalım zaman bulabilirsem ne güzel olur. Bu analizleri kullanırken, Tahminlemede, Zaman Serilerini Ve Çok Katmanlı Ağları kullanmayı düşünüyorum. Profil gruplamalarında, en yakın komşu yaklaşımı ve sezgisel yöntemler kullanılabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not: Bu yazıyı 01.07.2010 tarihinde yazmışım. Aradan tam 3.5 sene geçmiş 🙂 O zamandan bu zamana yaptığım iş içerik olarak değişmedi ve ne güzel ki yaptığım işi seviyorum 🙂 Bu arada Aksa Petrol tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. O yüzden projelerde başka bahara kaldı 🙂&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Üniversitelerle İş Birliği Projeleri (Back to School) – LC Waikiki</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/universitelerle-is-birligi-projeleri-back-to-school-lc-waikiki/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/universitelerle-is-birligi-projeleri-back-to-school-lc-waikiki/</guid><description>Üniversite, Eflatun ve Aristo’nun hiçbir politik ve dini baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar …</description><pubDate>Tue, 11 Feb 2014 10:52:25 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Üniversite, Eflatun ve Aristo’nun hiçbir politik ve dini baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak “universitas” üniversite adını almışlardır. Üniversite felsefi tartışma ortamında akıl sürecini duygusal sürecin önüne alarak kişilerin olayları görerek ve tartışarak farkına varılabilirliğini sağlayan ortamlardır. (Wikipedia)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi için vazgeçilmez kurumlardır. Askeri, finans, hizmet, sosyolojik ve daha sayamayacağımız bir çok alanda ülkeleri geleceğe taşır.&lt;br&gt;
Bugün &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt; Türkiye’de kendi sektöründe lider bir firmadır. Bu başarının elde edilmesi için iki unsura çok büyük yatırım yapılmıştır. İnsan ve Sistem. İnsan; bu başarıda şirketin en üst düzey yöneticilerinden, mağazadaki satış danışmanına kadar herkesin emeği vardır. Sistem; geleceğin teknolojilerini kullanarak sürdürülebilir ve kullanılabilir sistemler kurarak rakiplerimizin her zaman bir adım önünde olduk ve olmaya devam edeceğiz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt; olarak 2023 için bir hedefimiz var. Avrupa’nın en başarılı 3 giyim perakendecisinden biri olmak. Bunu başarmak için hepimiz buradayız ve bunun için çalışıyoruz. Mağazada ısrarla reyonları dağıtan müşterilere aldırmadan kat yapan satış danışmanı, rüyasında acaba yarın ne tasarlasam diyen tasarımcı, Pantolon Talor’u daha ucuza nasıl ürettiririm diyen buyer, bu depo bize yine küçük gelmeye başladı diyen lojistik merkez yöneticisi, kamyonundaki ürünleri mağazalara yetiştirirken ütüsü bozulmasın diye tümseklerden yavaşça geçen şöför ve sen sevgili okur… Hepimiz bu hedef için çalışıyoruz. Hepimiz bu firmayı daha ileriye götürmek, 2023 hedefini başarmak için çalışıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunları yaparken gücümüzün yettiğince çalışıyoruz. Gücümüzün yetmediği yerlerde yardım almamız gerektiğini anlıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biz İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı olarak geleceğin sistemlerini tasarlıyoruz. Sektörde bu işin en iyi nasıl yapıldığını öğreniyor ve Bu işin onlardan da daha iyi nasıl yapılacağını bulmaya çalışıyoruz. Bunları yaparken gücümüzün yetmediği durumlarla karşılaştığımız zaman bunları daha iyi yapan kişilere danışıyoruz ve yardım alıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Uzun bir süredir üzerinde çalıştığımız ve şirketimize birçok açıdan çok büyük fayda sağlayacağını düşündüğümüz projemizi gururla açıklıyoruz. Geleceğin sistemlerinin yazılmasına ortam sağlamak için, şirketimize bilimsel ve akademik çalışmaların kazandırılması için, &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt; firmasını daha iyi anlatabilmek ve ailemizin ne kadar büyük odluğunu herkese göstermek için ve &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;’nin çalışılmak için arzulanan bir şirket olmasını sağlamak için kapılarımızı üniversitelere açmayı planlıyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üniversitelerle “&lt;strong&gt;Back To School&lt;/strong&gt;” adı altında Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin bitirme tezlerine konu olacak projeler yaparak yukarıda saydığımız faydaları sağlayacağımızı düşünüyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu ana kadar &lt;strong&gt;Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Bilkent Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Fatih Üniversitesi ve Koç Üniversitesi&lt;/strong&gt;ndeki öğretim üyeleri ile çeşitli toplantılar yapılmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Unutulmamalıdır ki, Bu projeler sayesinde hem öğrenciler hem üniversiteler hem &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt; hem de devletimiz kazanacaktır. Aşağıda bu projelerden bazılarını bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Route Optimization&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Lojistik Merkez Yerleşim Projesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;SKU (En alt seviye) ve Marka (En üst seviye) talep tahmini yapılması ve konsolide edilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ürün yaşam Eğrilerinin Hesaplanması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağaza kapasite ölçüm teknikleri ve yönetimi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;RFID Sistemlerinin Lojistik merkezde ve Mağazalarda kurulması ve fizibilite çalışması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağazaların ürün yerleşim planının bilimsel tekniklerle belirlenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağaza personel Shiftinin belirlenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kasa Kuyruk Simülasyonu&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağazalara yapılan sevkiyatın frekansının, satış kaybı ve maliyet çerçevesinde belirlenmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağazalar arası transferin matematiksel modelinin kurulması ve çözülmesi&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Bu sene, &lt;strong&gt;Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Koç Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Fatih Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi&lt;/strong&gt; ile&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Route Optimization&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;SKU (En alt seviye) ve Marka (En üst seviye) talep tahmini yapılması ve konsolide edilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mağazalar arası transferin matematiksel modelinin kurulması ve çözülmesi&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Projelerinin bir kısmı bitti, bir kısmı devam ediyor. Öğrenciler harika zaman geçiriyoruz. Bu projenin şirketimize ve devletimize hayırlı olması dileğiyle 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>İşe Nasıl Girdim? LC Waikiki Maceram</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/ise-nasil-girdim-lcwaikiki-maceram/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/ise-nasil-girdim-lcwaikiki-maceram/</guid><description>Çok çalışıyorum, çok yoruluyorum, öldüm, bittim gibi cümleler duymayacaksınız bu yazımda. Bu yazımda şu anda çalıştığım şirkete nasıl girdiğimin hikayesini …</description><pubDate>Wed, 29 Jan 2014 11:35:18 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Çok çalışıyorum, çok yoruluyorum, öldüm, bittim gibi cümleler duymayacaksınız bu yazımda. Bu yazımda şu anda çalıştığım şirkete nasıl girdiğimin hikayesini bulacaksınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2007 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra önümde 2 yol vardı. 1 üniversitede kalarak akademisyen olmak, 2 iş hayatına girip çalışmak. Ben ikisini birden yapmayı tercih ettim. Hem yüksek lisans yapıyor hem de çalışıyordum. Tabi bu uzun sürmedi. Zaman geçtikçe işlerin temposundan dolayı okula gidemedim ve en sonunda da kaydımı sildiler 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2007 yılı benim için dönüm noktası niteliğindedir. Yeni mezun olan bir kişinin öz güveni ile caka satmaktaydım. Şirketlerin benim için sıraya girdiğini düşünür ve acaba hangisini seçmem gerektiğini bulamazdım. İlk iş görüşmemde şefkat tokatını yanağımda biraz hissetmiştim ama bunu yine hayra yormuş ve “&lt;strong&gt;onların kaybettiğini&lt;/strong&gt;” söylemiştim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Günlerden bir gün üniversiteden bir arkadaşım bana LC Waikiki adlı firmada çalışmak isteyip istemediğimi sordu. “&lt;strong&gt;Peh&lt;/strong&gt;” dedim. “&lt;strong&gt;Bu saatten sonra mağazalarda ürün mü satacağım&lt;/strong&gt;” ya da “&lt;strong&gt;Üretim ile ilgilenmiyorum&lt;/strong&gt;” gibi çok amatörce cevaplar verdim. Arkadaşım en azından bir iş görüşmesi ayarlayabileceğini söyledi. Ben, sırada bekleyen bu şirketi de görmeliyim diyerek görüşmeye gittim. Bir iş görüşmesinde yapılmaması gerekenler listesinde ilk 5 sıradaki her şeyi yaptım diyebilirim. Salaş bir kıyafet giydim, CV’mi bile yanıma almadım ve bunun gibi garip davranışlar. Altı üstü &lt;strong&gt;pantolon&lt;/strong&gt; üreten bir firma ile görüşecektim. Ne gerek vardı? Sonunda tabi görüşmeye giremedim. Çünkü arkadaşım beni uyardı ve eve gidip biraz çalışıp gelmemi istedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben o kapıdan bir defa girmiştim ve adamların üretim yapmadığını görmüştüm. Koca binada bırak üretimi &lt;strong&gt;depo&lt;/strong&gt; bile yoktu. Peki bu kadar adama bu binada ne yapıyorlardı? Sanırım bu şirketi biraz daha yakından tanımam gerekiyordu. Eve gittim. İnternette kısa bir araştırma yaptım. Güzel bir kuruluş hikayesi, yüksek cirolar, pazar liderliği… O anda bir aydınlanma yaşadım. Bir şirket bunları başarabiliyorsa, demek ki arkasında çok büyük bir mimari ve operasyon olmalıdır. (Arkadaşım bu aydınlanmayı yaşamak için internete mi girmen gerekiyordu?) Bir sonraki görüşmeyi 1 hafta sonraya ayarlamıştı arkadaşım. Sadece 1 hafta. Hemen hazırlıklara başladım (Tabi tabi) İş görüşmesinde kiminle karşılaşırsam karşılaşayım onu etkilemeliydim. İnternette etkili CV diye aratmaya başladım. İlham aldığım yerler oldu. Ve sonra bir CV hazırladım. Bu CV’yi ufak kişiye özel CD’lere yazdım. Sonunda görüşme günü geldi çattı. Kimle görüşeceğimi bilmiyordum ve sormak da aklıma gelmemişti. Analayacağınız amatörlük diz boyuydu 🙂 Zamanında gelmiştim ve çok kısa bir beklemenin ardındna görüşme yapılacak odaya girdim. Odada 2 kişi vardı. Biri açık tenli hafif yapılı, diğeri esmer ve zayıfçaydı. Sonrasında bir kişi daha geldi ve 3 kişi oldular. Şansıma görüştüğümüz odada projektör vardı ve CD’mi takıp kendimi anlatmaya başladım. Gayet rahat bir tavır sergiliyordum ta ki Lisans projemi açıp anlatmamı isteyinceye kadar. Şaşırdım ama şakınlığımı gizleyerek projeyi açıp anlatmaya başladım. Tam detaylandırmadan kapatacakken, “&lt;strong&gt;Exponential Smoothing nedir?&lt;/strong&gt;” sorusu geldi. Haydaaa dedim ne oluyor. Anlattım. Konuyu kapatmaya çalışırken “&lt;strong&gt;Regresyon Nedir? Nasıl bir uygulama yaptın?&lt;/strong&gt;” sorusu geldi. Teknik terimlerle anlattım ve karşılıklı modelleri tartışmaya başladık. 5-10 dakikanın ardından görüşmenin bitiş zamanı gelmişti. Herkesi selamladım ve arabaya binip eve geldim. 2 hafta sonra üniversiteye &lt;strong&gt;E-60&lt;/strong&gt; ile giderken telefonum çaldı. Açtım ve görüşmenin olumlu geçtiğini ve şu maaş ile kabul edersem önümüzdeki hafta başlayacağımı söylediler. Hemen kabul ettim. İkiletmedim. Hani sırada bir sürü şirket vardı? Hani herkes beni almak için bekliyordu? Hayırlısı dedim iç sesime.&lt;br&gt;
05.11.2007 tarihinde Sistem Analisti olarak işe başlamıştım. İşe ilk başladığım günü hatırlıyorum. Çalıştığım ofis Bilgi İşlem departmanın içindeydi. Ofisin içindeki Bilgi İşlem yazısı o kadar afilli gelmişti ki hayallerim gerçek olmuştu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;Dunning Kruger&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;800&quot; height=&quot;670&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Dunning-Kruger.fMd0MBrR_2gFmCw.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşe ilk başladığımda hala öz güvenim çok yüksekti. Her şeyi ben biliyordum ve şirketi kurtarmak için kollarımı sıvamıştım. Ama tavuğun bacağı hiç de öyle değildi. (ya da hindinin miydi) Her geçen gün şok üzerine şok yaşıyordum. “&lt;strong&gt;Adamlar yapmış abi&lt;/strong&gt;“, “&lt;strong&gt;Vay be&lt;/strong&gt;“, “&lt;strong&gt;Sisteme bak&lt;/strong&gt;“, “&lt;strong&gt;Bu da mı gol değil&lt;/strong&gt;” gibi tepkilerle her gün yeni bir şey öğreniyordum. Gün geçmiyordu ki yeni bir şey öğrenmeyeyim. Özellikle Tahmin konusunda kendimi uzman gören ben, tahminin sadece çok ufak bir kısmını bildiğimi görüyordum. Yöneticilerimin ve çalışma arkadaşlarımın hepsi ayrı bir derya idi, ne zaman bir şey sorsam cevap alıyor ve gelişimime katkı sağlıyorlardı.&lt;br&gt;
Tam bir &lt;strong&gt;Dunning-Kruger Efect&lt;/strong&gt; örneğiydim&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün &lt;strong&gt;LC Waikiki&lt;/strong&gt;‘ye başlayalı neredeyse 7 sene oldu. Yüzlerce insanı tanıdım, onlarca yönetici ile çalışma fırsatım oldu. Şu anda Türkiye’nin en donanımlı 9 kişiden oluşan Analitik ekibini yönetmekteyim. LC Waikiki bugün 20 ülkede 450’nin üzerinde mağazasıyla Türkiye’nin gururu olurken, 2023’te Avrupa’nın en başarılı üç giyim perakendecisinden biri olmayı hedefliyor. Ben bu hedefi başaracağımıza inanıyorum. Çünkü LC Waikiki çalışanlarına değer veriyor, çünkü LC Waikiki müşterisine değer veriyor, ülkesini seviyor, teknolojiyi kullanıyor, inovasyondan vazgeçmiyor.&lt;br&gt;
LC Waikiki! Seni seviyorum 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; İş görüşmesindeki kişilerin kim olduğunu işe girince öğrendim. Biri Genel Müdür Yardımcısı, diğer ikisi Sistem Geliştirme Yöneticisi. Bu bilgiyi görüşme öncesinde bilseydim o kadar rahat olamazdım sanırım 🙂 Değerli Eski Yöneticilerim &lt;strong&gt;Osman Bey&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Serkan Bey&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Cemil Be&lt;/strong&gt;y’e selamlarımı iletiyorum. İyi ki beni işe almışsınız, iyi ki bu ailedeyim.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Uzun Bir Aradan Sonra Tekrar Merhaba</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/uzun-bir-aradan-sonra-tekrar-merhaba/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/uzun-bir-aradan-sonra-tekrar-merhaba/</guid><description>Evet, uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Bu yazmama olayı çeneme vurmuş durumda. Günün büyük bir bölümü konuşarak geçiriyorum. Bu sebeple bir an önce …</description><pubDate>Fri, 24 Jan 2014 18:44:44 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Evet, uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Bu yazmama olayı çeneme vurmuş durumda. Günün büyük bir bölümü konuşarak geçiriyorum. Bu sebeple bir an önce yazmalı ve çevremdeki güzel insanları rahat bırakmalıyım.&lt;br&gt;
Blogu gezdim de, yarım kalmış o kadar çok yazı var ki! Hem Google’da eskisi kadar üst sıralarda da çıkmıyorum. Bu sebeple tekrar yazmaya karar verdim. Anlatacak o kadar çok şey var ki&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi bir plan yapalım. Önce ben şu anda ne yapıyorum, ne durumdayım, işler nasıl gidiyor onu anlatan bir yazı yazacağım. Ardından şu anda çok keyif alarak üzerinde çalıştığımız bir proje hakkında bilgilendirme yazacağım. Sonrasında bu projedeki tecrübelerimi anlatan bir yazı daha yazacağım. Şirkette işler nasıl gidiyor, ekip ne durumda bunları da anlatmak lazım. Tabi sektörden haberlere de yer vermek lazım. Bunlardan sonra yarım kalmış yazıları tamamlamaya çalışacağım. Bu arada blog üzerinden bana ulaşan kişilere verdiğim cevaplardan yaptığım derlemeleri buraya ekleyeceğim.&lt;br&gt;
Vay be. Buradan en az 15-20 tane yazı çıkar.&lt;br&gt;
Evet şimdi başlayalım 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Google Analytics sonuçları ve Beni nereden buluyorlar?</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/google-analytics-sonuclari-ve-beni-nereden-buluyorlar/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/google-analytics-sonuclari-ve-beni-nereden-buluyorlar/</guid><description>Son günlerde blog üzerinden gelen soruların artması üzerine (ki bu beni çok mutlu ediyor ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışıyorum) google analytics …</description><pubDate>Fri, 26 Jul 2013 05:54:20 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Son günlerde blog üzerinden gelen soruların artması üzerine (ki bu beni çok mutlu ediyor ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışıyorum) google analytics sonuçlarını incelemeye karar verdim. Acaba hangi google sorgularından web site trafiği alıyorum diye. İlk 3 sıra beni şaşırtmadı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1- iş zekası uzmanı ne yapar&lt;br&gt;
2- iş zekası uzmanı&lt;br&gt;
3- iş analisti&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yine ilk 10 sırada bulunan “agresif paten satın al” sorgulaması eskiden yazdığım bir yazının hala hit aldığını gösteriyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sorgulamadan bahsetmişken geçen gün başıma ilginç bir olay geldi. Dişlerimde meydana gelen bir problem için dişçime gitmiştim. Kendisi tedavi sırasında “Senden başka Sabri Suyunu var mı” diye sordu. Ben de şu anda dünya üzerindeki tek Sabri Suyunu olduğumu söyledim. Bunun üzerine kendisi geçtiğimiz günlerde Ilgaz’a gittiğini ve Ilgaz’da ne yemek yesek diye internette aratırken benim blogumu bulduğunu ve bu sayede Yeşil Ilgaz Pide Salonunda yemek yedeğini söyledi. Dünya küçük beyler ve bayanlar 🙂 “&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/goydoy/ilgazda-ne-yenir/&quot;&gt;Ilgaz da ne yenir&lt;/a&gt;” sorgulaması da listemize 10. sıradan giriş yapıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şimdi gelelim şaşırtan sorgulara:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;1-&lt;/strong&gt; Kaburgamın üstüne düştüm&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;2-&lt;/strong&gt; askerdeyken bayram&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;3-&lt;/strong&gt; aşçılık mülakat soruları&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;4-&lt;/strong&gt; diyarbakır’da sportive mağazası varmı?&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;5-&lt;/strong&gt; elsi waikiki giden kendi otobüs saatler&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;6-&lt;/strong&gt; halfi life sabri&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;7-&lt;/strong&gt; kezban isimli doğum günü pastası&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;8-&lt;/strong&gt; ördek suyu uzmani&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;9-&lt;/strong&gt; şafak cart curt&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Blog çiçek gibi. İlgi gösterince büyüyor, ilginizi kesince hemen soluveriyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önümüzdeki yazılarda sunumumun kalan kısmını ve bu vesile ile Endüstri Mühendisliği iş imkanlarını ve aynı zamanda LC Waikiki’de iş imkanlarından bahsetme fırsatım olacak. Bunun yanında iş tanımlarına girmeye çalışacağım.&lt;br&gt;
Tüm sorularınız için &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/iletisim/&quot;&gt;iletişim&lt;/a&gt; bölümünü kullanabilirsiniz.&lt;br&gt;
Görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Sen de mi Brütüs vs. Gitme Kal Bu Şehirde</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/sen-de-mi-brutus-vs-gitme-kal-bu-sehirde/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/sen-de-mi-brutus-vs-gitme-kal-bu-sehirde/</guid><description>Sabah sabah şirketten sevdiğim bir kişinin istifa haberini alarak güne başladım. Neden istifa ettiği konusunda yöneticisiyle konuştuk ve bu nedenlerin hiç de …</description><pubDate>Tue, 16 Jul 2013 05:52:55 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Sabah sabah şirketten sevdiğim bir kişinin &lt;strong&gt;istifa&lt;/strong&gt; haberini alarak güne başladım. Neden istifa ettiği konusunda yöneticisiyle konuştuk ve bu nedenlerin hiç de mantıksız olmadığına karar verdik. Sonra masama geldim ve kafamı dağıtmak için hem biraz müzik dinleyeyim hem de bir kaç blog okuyayım dedim. Yazının sonunda bulunan &lt;strong&gt;Ludovico Einaudi&lt;/strong&gt;‘nin &lt;strong&gt;Royal Albert Hall&lt;/strong&gt;‘de verdiği konserin ikinci kısmını açtım ve gözüme ilk ilişen blog linkine tıkladım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;blog_oku&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;484&quot; height=&quot;305&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/blog_oku.Bk9RbphN_y9AF1.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şok şok şok. Çipet pet pet cibili cibili&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bazen öyle zamanlar olur ki, denk gelir, tevafuk olur, tesadüf olur ve şaşırırsınız. Vay be dersiniz. Tıkladığım yazı tam da sabahki olay üzerineydi. Yazı 1 seneden daha önce yayınlanmıştı ama işte karşımdaydı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;MIS Journal&lt;/strong&gt; sitesini bilmeyenler için kısaca tanıtalım. &lt;strong&gt;MIS (Management Information System)&lt;/strong&gt; yani Yönetim Bilişim Sistemleri, “insan, teknoloji, sistem teorisi ve bilgi yönetimi alanlarını bir araya getiren akademik bir alandır. Yöneticilerin karar vermesini kolaylaştırmak için, değişik yerlerdeki bilgilerin toparlanarak, bütün halinde sunmak, Yönetim Bilişim Sistemleri’nin en önemli görevlerinden biridir.” (&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%B6netim_Bili%C5%9Fim_Sistemleri&quot;&gt;Viki&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Murat Girgin&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Koray Kocabaş&lt;/strong&gt; bu blogda, Bilgi sistemleri, bilgi teknolojileri, bilişim, crm, datamining, ik, inovasyon, iş hayatı, iş zekası, karar destek sistemleri, kariyer, sosyal ağlar ve daha bir çok konu hakkında yazılar yayınlıyorlar. Geçtiğimiz günlerde IBM tarafından düzenlenen “Çözümler Zirvesi 2013″te Murat Bey’le tanışma fırsatı buldum. Öğlen yemeğini kokteyl masalarında yemeye çalışırken aynı kokteyl masasında buluştuk ve kısa ama hoş bir sohbet etme fırsatımız oldu. Aynı sektörde aynı işleri yapan insanlar gerçekten konuşacak çok fazla şeyi oluyor. Yakın zamanda kendisiyle tekrardan konuşmak dileğiyle.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Konumuza geri dönecek olursak, &lt;strong&gt;MIS Journal&lt;/strong&gt; sitesinde işten ayrılma nedenleri ile ilgili çok güzel bir yazı yayınlanmış ve ben bunu gelecekte bir gün okurum diye FAV’a atmışım. Bugün sabahki olaylardan sonra rastlantı eseri bu linke tıkladım ve okudum. Buyurun siz de okuyun.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ŞİRKETLER YETENEKLİ ÇALIŞANLARINI NEDEN ELİNDE TUTAMIYOR?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Linkedin’in benimle paylaştığı bilgilere göre 380′in üzerindeki bağlantımdan 119 tanesi geçen yıl pozisyon değiştirmiş. Yani neredeyse bağlantılarımın üçte biri. Dostum Cihan Salim’in söylediğine göre yaklaşık 1.000 bağlantısı içinde değişen pozisyon sayısı 300, yani benimkine benzer bir oran. Başka kaynaklardan da benzer raporlar gelmeye devam ediyor. İşin detayına girdiğinizde bunların çoğunun da pozisyondan öte iş değişikliği olduğunu görüyorsunuz&lt;br&gt;
Bu durum, bana geçtiğimiz günlerde Fortune Türkiye yazarı Kerem Özdemir’in Facebook’ta paylaştığı Forbes makalesini anımsattı. Forbes, şirketlerin deneyimli çalışanları neden elinde tutamadığına dair 10 maddeyi alt alta sıralamış. Çoğu uzman çalışanın gerek ekonomik koşullar, gerek artan rekabet baskısına bağlı olarak gündeme gelen transferler nedeniyle kendini sık sık karar noktasında bulduğu şu günlerde, çalışanların şirketle bağının kopmasına neden bu 10 maddeyi biz de sizlerle paylaşalım istedik.&lt;br&gt;
Hatta dayanamadık, dibine iki tane de biz ekledik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1. Yoğun şirket içi bürokrasi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Genellikle çalışanların şirketten ayrılmasının en büyük sebebi gibi görünse de, çoğu zaman altta yatan daha büyük sebeplere kılıf olarak öne sürülür. Çoğu çalışan iş ortamındaki bazı kuralları anlamsız bulabilir. Ama bu kurallar nitelikli ve kıdemli çalışanların da şikayet etmeye başladığı bir noktaya gelmişse, kuralların uygulanışında çoğunluğun sesi yitirilmiş ve empati kaybolmuş demektir. Yetenekli insanları belli kurallar çerçevesinde dümdüz ilerlemeye zorlarsanız sizden çabuk sıkılırlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2. Yeteneğe uygun heyecan verici projelerin üretilememesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bütün şirketlerin yoluna devam etmesi için sürekli döndürmesi gereken çarklar vardır. Böyle döngülerin içinde olan şirketler de çoğu zaman parlak çalışanlarına “Seni koyduğumuz yerden memnun musun, şu anda yapmak istediğin gerçekten bu mu” diye sormazlar. İnsan kaynakları ve şirket yöneticileri sürekli başka işlere gömülü kalırlar, “Mutlaka konuşmalıyız” sohbetleri “Konuştuğumuz iyi oldu” sohbetlerine dönüşür. Oysa şirketinizdeki yetenekli çalışanların ilgilendiği şey çoğu zaman güç veya para değildir. Yaptıkları işi değiştirecek, çevrelerini değiştirecek, gerekirse dünyayı değiştirecek büyük bir şeylerin parçası olmak isterler. Genellikle kendilerini dinleyecek kimseyi de bulamazlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3. Üstünkörü performans değerlendirmeleri&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Performans değerlendirmesi konusunun ne kadar çok şirket tarafından göz ardı edildiğini bilseniz şaşırırsınız. Çoğu zaman bu süreç doldurulan birkaç form ve birkaç saatlik üstünkörü görüşmeyle geçiştirilir. Bu da yetenekli çalışanlarda şirketteki geleceğiyle ve uzun dönemli planlarıyla ilgilenilmediği hissi doğurur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;4. Kariyer gelişimi konusunun göz ardı edilmesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Patronlara bir sır verelim; çoğu çalışanınızın bundan 5 yıl sonra ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yok. Bizim deneyimlerimize göre çalışanların yalnızca yüzde 5′inin bu soruya verecek bir cevabı var. Bununla birlikte tüm çalışanlarınızın bu konuyu konuşmak istediğinden emin olabilirsiniz. Buna üstün yetenekli çalışanlarınız da dahil. Bu konuyu dikkate alırsanız, organizasyonunuzun gelişimi için önemli bir fırsat yaratabilirsiniz. İyi şirketler, dönemsel performans değerlendirmelerinin yanı sıra çalışanlarına gelecekte nasıl bir yol izlemek istediklerini de sorarlar. Yetenekli çalışanlarınıza gelecek için iyi bir yol haritası sunabilirseniz, sizinle kalmaları kolaylaşacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;5. Stratejik önceliklerin sürekli değişmesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Şirketlerin çalışanlarına yeni projeler kurgulayabilmek için gereken araçları sağlayarak hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir “kum havuzu” oluşturmaya çalışmaları takdir edilesi bir davranıştır. Ancak bu noktada stratejik önceliklerin sürekli değişmesi çalışanların canını sıkar. Onlardan iyi bir şeyler ortaya koymasını bekliyorsanız, gerekli araçları sağlamanız ve iyi bir şeyler ortaya koyabilmeleri için gereken fırsatı vermeniz gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;6. İlgi eksikliği veya sürekli vaaza tabi tutulma&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Yetenekli çalışanlarınızın yürüttüğü projeleri “dokunulmaz” olarak görmek ideal bir yaklaşım değildir. Tabii bu gidip çalışana işinin ne olduğunu veya nasıl yapması gerektiğini söylemeyi de gerektirmez. Yetenekli çalışanlar yaptıkları işten sorumlu olduklarını bilmek isterler ve yaptıkları projelerden dolayı sorumlu tutulmayı dert etmezler. Bu nedenle bu kişilerle düzenli temas aralıkları oluşturun. Sizi dinleyeceklerdir, önerilerinizi ve tavsiyelerinizi dikkate alacaklardır. Tabii onlara vaaz vermeye çalışmadığınız sürece.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;7. Üstün yeteneklerin sıradan yeteneklerle çevrelenmesi&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Üstün yetenekli çalışanlarınızın etrafındaki kişilerin profili nedir? Çoğu yetenekli çalışan, şirketten ayrılırken verdikleri mülakatlarda birlikte çalıştıkları insanların kendilerini nasıl pasifize ettiğinden bahseder. İyi çalışanlardan iyi verim almak için, onları iyi çalışanlarla bir araya getirmeniz gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;8. Vizyon eksikliği&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bu biraz klişe olabilir ama, şirketinizin geleceğinde insanı heyecanlandıran bir şeyler var mı? Hangi stratejilerle ilerleyeceksiniz? Birlikte çalıştığınız insanlardan nasıl bir vizyon katmasını bekliyorsunuz? Onlardan fikir alıyor musunuz? Cevabınız hayır ise hemen bu işi düzeltmeye bakın. Hem de hemen.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;9. Açık fikirli olmamak&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
İyi çalışanlar fikirlerini paylaşır ve seslerinin duyulmasını ister. Ancak birçok şirket bu fikirlerin karşısında olan vizyon ve stratejilere sahiptir, üstüne de fikrini söyleyeni takım oyuncusu olmamakla itham eder. Farklı seslerin şirketten ayrılmasına izin verirseniz, birbirine sürekli evet diyen bir grup insanlar baş başa kalırsınız. Diğerlerinin fikirlerini mutlaka dinlemeli ve önerilerin iyi taraflarını bir araya getirmeyi bilmelisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;10. Patron faktörü&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Eğer aynı yönetim grubuna bağlı olan çalışanlar birbiri ardına işi bırakıyorsa bilin ki bu tesadüf değildir. Bizden çoğu zaman kafası bozulmuş satış personeliyle, mühendisle veya diğer çalışanlarla konuşmamızı isterler ama kimse onları deliye döndüren yöneticiyle konuşmamızı beklemez. Bu konuda yöneticinin fikrini değiştirmek üzerine yapılan çalışmaların başarı oranı yüzde 33 civarında kalıyor. Böye bir durumda yöneticiye yeni bir yer bulmak veya sorun yaşayan nitelikli çalışanların başka bir yönetici altına alınmasını sağlamak en uygun çözüm.&lt;br&gt;
Hadi buna ben de Türkiye’de sık karşılaştığım iki örneği ekleyeyim de eksik kalmasın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;11. Yönetim tarafından vizyona uygun kaynak ve destek sağlanmaması&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bazı durumlarda yetenekli çalışanlar vizyon sahibi olduğu halde bu vizyonu hayata geçirecek araçlardan yoksun bırakılırlar. Yöneticinin yüksek nitelikli taleplerine karşılık sunduğu araç ve imkanlar bu vizyonun rekabetçi bir ortamda hayata geçmesini zorlayıcı bir hal alır. Çalışan eline tutuşturulan bir yıldız tornavida eşliğinde altıgen somun sökmeye gönderilir. İş patinaja girer, çalışan boşa kürek çektiğini düşünür. Bunun sonrasında da ya 12. maddeye sürüklenir, ya da kısa zaman içinde başka iş bulur ve gider.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;12. Görev tanımı sınırlarının kaybolması&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Elindeki imkanlar dahilinde hedeflerini gerçekleştirmekte zorlanan çalışan, yeterince meraklı ve sabırlıysa eksik olan kısımları yeni yetenekler geliştirerek kapatma yoluna gider. Ancak yeni geliştirdiği yetenekler profesyonel iş tecrübesinin bir parçası olmadığı için uygulamadaki vizyonu sınırlı kalır, bu süreçlere ayırdığı zaman nedeniyle asıl işine yönelik konsantrasyonu azalır. 7. maddeye bakar, iç geçirir ve gider.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.forbes.com/sites/ericjackson/2011/12/14/top-ten-reasons-why-large-companies-fail-to-keep-their-best-talent/&quot;&gt;Yazının orjinal Forbes yayını&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.misjournal.com/?p=7931#more-7931&quot;&gt;MIS Journal’daki alıntıladığım yazı&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.btnet.com.tr/42336-sirketler-yetenekli-calisanlarini-neden-elinde-tutamiyor-analiz.html&quot;&gt;BTnet sitesindeki yazı&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-video&quot; src=&quot;https://www.youtube-nocookie.com/embed/X1DRDcGlSsE&quot; loading=&quot;lazy&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=PAuwd-4yYHE&quot;&gt;Part2’nin tamamı için&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Ördek – Pancu ve Endüstri Mühendisliği – Bölüm 1</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/ordek-pancu-ve-endustri-muhendisligi-bolum-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/ordek-pancu-ve-endustri-muhendisligi-bolum-1/</guid><description>Bir önceki yazımda İTÜ’de yaptığım konuşmadan bahsetmiştim. Her ne kadar sunum istediğim gibi gitmemiş olsa da, yaptığım sunumun içeriği ilgisi olan kişiler …</description><pubDate>Thu, 11 Jul 2013 10:22:59 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/itu-emt-ve-hayal-kirikligi/&quot;&gt;Bir önceki yazımda&lt;/a&gt; İTÜ’de yaptığım konuşmadan bahsetmiştim. Her ne kadar sunum istediğim gibi gitmemiş olsa da, yaptığım sunumun içeriği ilgisi olan kişiler için etkileyici ve öğreticiydi.&lt;br&gt;
Tek yazıda hepsini paylaşmak isterdim ama “Sektörde Endüstri Mühendisliği Uygulamaları” kısmını bir cümle ile geçmek istemiyorum. Elimden geldiğince bu kısmı ayrı ayrı yazılarda anlatmak istiyorum. Amacım Endüstri Mühendisliği bölümünü seçecek, Endüstri Mühendisliği okuyan ve mezun olan kişilere yapacakları iş hakkında biraz bilgi vermektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İlginç isimli sunumum giriş slaydı.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;Slayt1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Slayt1.DavCdMX0_2gjB3F.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sunumun ajandası aşağıdaki gibi.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;Slayt2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Slayt2.CjvnhEwM_ZTSbcY.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beni ve bizi tanıdığınızı düşünüyorum. Tanımayanlar için kısaca bahsedeyim o zaman.&lt;br&gt;
1984 yılında İstanbul’da doğdum. Fatih Üniversitesi, Endüstri Mühendisliğinden mezun oldum. Endüstri Yüksek Mühendisi olmak için okumaya başlamış olsam da, iş hayatının tatlı gelmesinden dolayı yüksek lisansı bitiremedim. 2007 yılında LC Waikiki’ye Sistem Analisti olarak işe başladım. Ve hala LC Waikiki’de çalışıyorum. İşe girmem de, Lisans Tez çalışmamın büyük etkisi olmuştur. Buradan Tez hocam Prof. Ahmet Bolat Bey’e de teşekkürlerimi iletiyorum. İşe giriş hikayemi de bir yazımda detaylı olarak anlatmaya çalışırım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;6 senelik LC Waikiki kariyerimde bulunduğum pozisyonlar:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;Slayt5&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;960&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Slayt5.CbmR_XHp_1J3cFm.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki biz kimiz. Biz “İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı”yız. Türkiye’nin en büyük analitik ekibi. Şu anda 7 kişiyiz ama sene sonuna kadar 10 kişi olacağız (inşallah). Yaptığımız işler dünya standartındadır. Türkiye’de bir benzerini bulamazsınız. Zor işler başarırız ve şirketimizi 2023 vizyonu için hedefe ulaştırmak için çabalarız. İşi Eğlenceli hale getiririz. Osman Bey’in deyimiyle Solution Center’ız. Siz probleminizi söyleyin biz çözelim tadındayız. Sonuç olarak LC Waikiki’deki AR-GE departmanıyız. Optimizasyon, YönEylem Araştırması, Matematiksel Modelleme, Simülasyon, Algoritma gibi kelimeleri çok kullanırız. Çünkü bizim işimiz budur 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;ekip_nerf&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ekip_nerf.CegWEIZR_13r7JV.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımda Sunumun ikinci kısmı olan Endüstri Mühendisliği nedir, ne iş yapar, nerelerde çalışır kısmına değinmeye çalışacağım. Ördek, Pancu ve Endüstri Mühendisliği arasındaki ilişkiye yer vereceğiz. MacGyver’a selam edeceğiz. Sorularınızı iletişim bölümünden bana ulaştırabilirsiniz.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>İTÜ – EMT ve Hayal Kırıklığı</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/itu-emt-ve-hayal-kirikligi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/itu-emt-ve-hayal-kirikligi/</guid><description>30 Haziran 2013 Pazar günü İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) Endüstri Mühendisliği Topluluğu’nun (EMT) kongresine şirket olarak sponsor olduk. Sponsor …</description><pubDate>Thu, 04 Jul 2013 06:55:31 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;30 Haziran 2013 Pazar günü &lt;strong&gt;İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) Endüstri Mühendisliği Topluluğu’nun (EMT)&lt;/strong&gt; kongresine şirket olarak sponsor olduk. Sponsor olduğumuz için kongrede 1.5 saatlik (45 dakika + 45 dakika) iki farklı konuşma yapmamıza imkan sağladılar. Öğrencilerle bir arada olmayı, onlara tecrübelerimden bahsetmeyi hep çok sevmişimdir. Siz buna ister üniversite hayatını özlüyor deyin isterseniz de öğretme güdüsü depreşiyor deyin hiç fark etmez. Sonuç olarak tekrar üniversitede olmak gerçekten çok büyük bir mutluluk benim için.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her şey 1 ay önce, iki öğrencinin şirketimize sponsorluk için gelmesiyle başladı. Şirketimiz sektörde hızla büyürken, üniversitelerle de bağlantısını kuvvetlendirmeye çalışıyor. Bunun en büyük örneği, 24 Haziran 2013 tarihinde &lt;strong&gt;Bilkent Üniversitesinde&lt;/strong&gt; yapılan &lt;strong&gt;“Seventh Annual Workshop on Supply Chain and Logistics”&lt;/strong&gt; zirvesinde konuşmacı olarak katılmamızdı. Farklı üniversitelerden Öğretim Üyeleriyle tanışma fırsatı bulduğumuz bu organizasyonda, sektörde bilimsel alana yatırım yapan firmaları da görmek bizi mutlu etti. Fakat İTÜ’deki kongre hiç beklemediğim gibi oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Daha önce &lt;strong&gt;Eskişehir OsmanGazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) Matematik ve Bilgisayar Kulübünün (MBK)&lt;/strong&gt; organize ettiği &lt;strong&gt;“Sektörde Matematik 2011”&lt;/strong&gt; (&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/ortaya-karisik/sektorde-matematik-2011/&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/seyahat/sektorde-matematik-2011-ardindan/&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt; okuyabilirsiniz) organizasyonu benim için bir ilkti. Bu iki organizasyonu kıyasladığımda ESOGÜ MBK’nın ne kadar harika bir organizasyon olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Bu yazımda bu iki organizasyonu kıyaslayacağım ve İTÜ EMT’nin neleri yanlış yaptığını yazmaya çalışacağım. Bu sadece bir eleştiridir. Kırıcı değil yapıcı bir yazı olacaktır. Umarım ilgili kişiler dikkate alıp ders çıkarır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her yaptığımı işte olduğu gibi bu kongredeki konuşmama çok büyük önem verdim ve titizlikle bir sunum hazırladım. Sunumum konusu &lt;strong&gt;Sektörde Endüstri Mühendisliği&lt;/strong&gt; uygulamasıydı. Sunum başlığımda **“Ördek, Pancu ve Endüstri Mühendisliği”**ydi. Sunum başlığını uzun süre düşündüm. Ekibimdeki kişilere sordum. En son ilgi çekici olmasından dolayı bunu seçtim. (Merak uyandırıcı değil mi 🙂 ) Sunum hazırlığına 10 saat kadar bir süre harcadım. Bunların çoğunu işlerimi aksatmamak için ekstra mesailerde yaptım. Söylemek istediğim özen gösterdim. Sayfalarca metin okudum. Sonuçta bence çok güzel bir sunum çıktı. Sunumu ekibimdeki arkadaşlara sundum ve onların geri bildirimi ile çok daha güzel bir hal aldı. Artık sunuma hazırdım ve pazar gününün gelmesini bekledim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Program şu şekildeydi. Pazar günü saat 12:15’de şirketimizden üst düzey bir yönetici 5 dakikalık bir sunum yapacak ardından ben sözü alacağım ve sunumumu gerçekleştirecektim. 45 dakika bana az gelse de bir şekilde anlatmak istediklerim için yeterli bir süreydi. Sabah 10:15 gibi evden çıktım ve yolda ekibimdeki uzman arkadaşım Yavuz ile buluşup İTÜ’nün Maslak kampüsüne geldik. Kampüste bizi karşılayan olmadı. Öğrencilerin yoğunluğu olduğunu düşündüm ve kampüsün içinde dolaşmaya başladık. Kampüste kongrenin olacağı yeri gösteren hiç bir tabelada olmadığı için kampüsteki bir kafeteryaya oturup çay içerek sunum saatini beklemeye başladık. Sunum saati yaklaşınca şirketimizden görevli olarak gelen kişiyi arayarak sunumun yapılacağı salona geçtik. (Güvenlik görevlilerinden yardım alarak salonu bulduk) Salonun girişinde şirketimizin üst düzey yöneticisi ile 5 dakikalık hoşbeşin ardından salona girdik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kongreyi düzenleyenlerden bir açılış konuşması bekliyordum. Yapılmadı. Şirketimizden gelen yöneticimizin takdim edilmesini bekliyordum. Yapılmadı. Kendisi sahneye geçti ve sunumunu yaptı. Burada belirtmek istediğim bir kaç nokta var. Bunlar belki size ufak ayrıntılar olarak geliyor fakat bunlar çok önemli. Sektörden ki, Türkiye’nin perakendede lider firmasından üst düzey bir yönetici geliyor, açılış konuşmasını bir yana koyun o kişinin ismi bile takdim edilmiyor. Bu bence çok büyük bir eksiklik. İkinci en büyük eksiklik katılım. Sponsorluk için gelindiğinde sayının en az &lt;strong&gt;90&lt;/strong&gt; kişi olduğu söylenmişti fakat katılım &lt;strong&gt;30-40&lt;/strong&gt; kişiyi ne yazık ki geçmiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şirket Yöneticimizin sunumu başladı ve en büyük hayal kırıklığım işte o anda oldu. Dinleyicilerin çoğu uyukluyor hatta uyuyordu! Evet yanlış duymadınız uyuyordu! Kendimi öğrencilerin yerine koyuyorum ama ne yazık ki çok mantıklı bir açıklama yapamıyorum. Yöneticimizin sunumu bittikten sonra sıra benim sunumuma geldi. Bir hayal kırıklığı daha. Sahneye kongre görevlilerinden kimse çıkmadı ve beni de takdim etmedi. Ben yavaş yavaş sahneye çıktım. “Ara vermek istiyor musunuz yoksa ben de sunumumu yapayım mı?” dedim. Boş gözlerle bana baktılar. Peki o zaman diyerek sunumuma başladım. Senelerdir sunum yaparım, onlarca eğitim ve yüzlerce sunum yaptım. Ama bu sunumdaki gibi sunumumu hemen bitireyim ve gideyim dediğimi hatırlamıyorum. Arada dinleyen iki elin parmağını geçmeyen öğrencilere olan saygımdan sunumumu beklediğimden çok daha kısa bir sürede bitirdim (25 dk.!)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sunum süresince can alan yerlerde beklediğim tepkileri alamamam ve sunum sonrasında soruların çok az olması zaten dinlenmediğimi gösteriyordu. Özellikle sunum süresince bazı kişilerin 8. uykularında olduklarını görerek sunum yapmak inanın çok zordu. Sunum bitti ve yine görevlilerden kimse gelmedi. Ben de “Teneffüse çıkabilirsiniz” gibi çok klişe bir söz ile onlarla iletişim kuramadığımı belirterek sunumu kapadım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kongreye sponsorluk anlaşması için gelen 2 öğrenciden sadece biri oradaydı. Her şeye kendisi koşturuyordu ve ne yazık ki yeterli olmuyordu. Bir ekibin olmaması, iyi bir planın ve programın olmaması başarısız bir organizasyona neden oluyordu. Sunumun yapılacağı salonun havasız olması ve mikrofon ve sunum aleti gibi envanterlerin organizatörlerin suçu olmadığı için bunlar hakkında yorum yapmıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Amacım, öğrencilere okudukları bölüm olan Endüstri Mühendisliğini daha iyi anlamalarına yardımcı olmaktı.&lt;br&gt;
Endüstri Mühendisliğini, tanımaları, anlamalarını ve bundan haz almalarını sağlamak istiyordum. Sektörde Endüstri Mühendisliğinin ne iş yaptığını öğrenmelerini istiyordum. Çalıştığım firmada ve Perakende sektöründe Endüstri Mühendisleri ne yaptığını öğrenmelerini istiyordum. Onları etkilemek istiyordum. Ama bunu başaramadım. Bunu başarmak için ne kadar iyi hazırlanmış olsam da, iletişim kuramadım ve şu anda sadece iğneyi kendime batıracağım. Çuvaldızı zaten yukarıda yazdıklarımla organizasyona batırdım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Organizatörlere sadece şunu söylüyorum. Bizim sunum yapmamız istenmiyor ve programı bozan bir aktivite olarak gözüküyorsa idi bunu en başta belirtmeliydiniz. Ben üzülmezdim, bu yazıyı yazmazdım ve sizi de üzmezdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ESOGÜ MBK’da ise ne olmuştu kısaca hatırlayalım. Organizasyon için benimle tam 4 ay önce iletişim kurulmuştu. &lt;strong&gt;Eskişehir’e&lt;/strong&gt; ulaşımım 2 hafta öncesinden ayarlanmıştı. Otobüsten indiğimde bir delikanlı ve bir hanımefendi beni karşılamıştı. Özel araçla bana özel 4 saatlik bir &lt;strong&gt;Eskişehir&lt;/strong&gt; turu yapılmıştı. Üniversitede sunumum öncesinde kuliste hazırlanma fırsatı verilmişti. Sunum için hala nerden bulduklarını bilmediğim çok güzel bir anıtım ile izleyicilere takdim edilmiştim. Sunumumun ardından teşekkür ve plaket takdimi yapılmıştı. Ardından tekrar İstanbul’a dönüşüm için otogara kadar eşlik edilmiştim. Bunların haricinde 1 gün daha ikamet etmem için ısrarlarını, en güzel yemekleri yediğimizi, gezmediğimiz yerin kalmadığını ve Sunumdan önce birçok görevli ile tanışma ve sohbet etme imkanı bulduğumu yazmıyorum. İlgili yazıları okursanız ne kadar başarılı bir organizasyon olduğunu siz de anlayabilirsiniz. Buradan Recep ve Esma başta olmak üzere tüm organizasyon ekibine tekrar teşekkür ediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak, organizasyon sınıfta kaldı. Kendim ve şirketim için Çıkardığım dersler ise şunlar,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Firmamın sponsor olmadan önce çok daha detaylı bir ön çalışma yapması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Organizasyonun tüm programının detaylı olarak öğrenilmesi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Katılımcı sayısı konusunda daha hassas olunması&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Organizasyonu kaç kişilik bir ekibin yönettiğinin öğrenilmesi gerektiğini ders olarak aldım.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bunun dışında, 45 dakikalık sunumda kimseye hayatın şifresini ya da endüstri mühendisliğinin detaylarını anlatamazsın. Fakat bu ve bunun gibi sunumları fırsat olarak görmek gerekiyor. Hem şirketler hem öğrenciler. Ama özellikle öğrenciler. Çünkü mezun olduklarında, konferansta dinledikleri o şirketlerin kapısı çalacaklar. Kapıyı çaldıklarında bırakın Üst Düzey bir yöneticiyi, benim gibi normal bir yönetici ile bile görüşemeyecekler. Kapı açılırsa sadece &lt;strong&gt;IK Uzmanı&lt;/strong&gt; ile görüşecekler. Bu sebeple Üniversitelerinin ve katıldıkları organizasyonun değerini bilmelerini tavsiye ediyorum.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>İş Analisti, İş Analitiği, İş Geliştirme, İş Zekası Hakkında Özlü Yazılar 1</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/is-analisti-is-analitigi-is-gelistirme-is-zekasi-hakkinda-ozlu-yazilar-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/is-analisti-is-analitigi-is-gelistirme-is-zekasi-hakkinda-ozlu-yazilar-1/</guid><description>Sabri.suyunu.com sitesinin iletişim bölümünü kullanarak benimle çeşitli kişiler iletişim kuruyor. Bu kişiler genelde öğrenciler oluyor. Öğrencilerin sorduğu …</description><pubDate>Wed, 30 Jan 2013 07:22:06 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;“Uzun zamandır yazı yazamıyorum” diye başlayan bir yazı ile tekrar karşınızdayım. Defalarca başlayıp yazı yazma girişimlerim başarısız olunca ben de farklı bir konseptte yazı yazarak işin kolayına kaçmaya karar verdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/&quot;&gt;Sabri.suyunu.com&lt;/a&gt; sitesinin &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/iletisim/&quot;&gt;iletişim&lt;/a&gt; bölümünü kullanarak benimle çeşitli kişiler iletişim kuruyor. Bu kişiler genelde öğrenciler oluyor. Öğrencilerin sorduğu sorulara dilim döndüğünce cevap vermeye sorularını yanıtlamaya çalışıyorum. Tabi bazen iş yoğunluğundan dolayı gecikmeler yaşanmıyor değil 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı yazmamdaki bir amaç da öğrencilerin genel olarak sorduğu soruları burada cevaplayarak bilgilendirme yapmak. Umarım faydalı olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazı dizisinin devamı gelecektir. Beni takip etmeye devam edin 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bu yazışma 2011 yılının sonunda gerçekleşmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba Sabri bey,&lt;br&gt;
Marmara üniversitesi Endüstri müh. son sınıfa geçmiş ne yapacağına karar vermeye çalışan yardıma muhtaç bir gencim.&lt;br&gt;
Araştırmalarım doğrultusunda “iş analistliğini” tanımak istediğimi fark ettim. Size birkaç sorum olacak..&lt;br&gt;
İş analistliği için yazılım anlamında ne gibi bir temele ihtiyaç var?&lt;br&gt;
Genel olarak ne gibi niteliklere sahip olmak gerek, yani şu tarzda bir insan bu işi çok iyi yapar yada şu özellikteki biri bu işi yapamaz gibi..?&lt;br&gt;
Şimdilik aklıma takılanlar bunlar..&lt;br&gt;
İlginiz için teşekkürler, iyi çalışmalar..&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Merhaba XXX Bey,&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle iş yerindeki yoğunluktan dolayı mesajınıza biraz geç cevap verdim. Bu yüzden kusura bakmayın.&lt;br&gt;
Sorularınıza elimden geldiğince cevap vermeye çalışayım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz kavram karmaşası var ve bu çok normal. Çünkü ülkemizde hala net olarak yerine oturmamış bazı pozisyonlar var. Ve bunlar genelde &lt;strong&gt;Analist&lt;/strong&gt; olarak geçiyor. Neler bunlar. &lt;strong&gt;Sistem Analisti, İş Analisti&lt;/strong&gt;. Bunlara ek olarak &lt;strong&gt;İş Analitiği&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;İş Zekası Uzmanı&lt;/strong&gt; var. Gariptir, çalıştığım şirketlerde tüm bu pozisyonlarda azar azar çalıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir birine benzeyen bu unvanları dilim döndüğünce anlatmak isterim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş Analisti, Sistem Analisti, Sistem Geliştirme Uzmanı:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;Sorunların nasıl çözüleceğini, yeni geliştirmelerin nasıl yapılması gerektiğini, işin gereğini analiz eder. Analiz dokümanı hazırlar. Çalışma onaylanırsa yazılımcılarla beraber değişikliği gerçekleştirirler. Daha sonra test edip müşteriye yükleme yapılmasını takip ederler. (Alıntı)&lt;/em&gt; Bir nevi Müşteri ile yazılımcı arasında dekoderlik yapar. Hem müşteriyi anlar hem yazılımcıyı anlar ve ikisinin iletişimini sağlar. Yazılım haricinde, süreç dokümantasyonu gibi görevlerde yer alırlar. Süreçleri katkıları belli bir seviyede olur. &lt;strong&gt;Sistem Geliştirme Uzmanı&lt;/strong&gt; olarak görev aldıklarında da aynı ismi alabilirler. Ya da Sistem Analisti. Genel olarak görevleri aldıkları süreçleri iyileştirmek ve bilgi işlem departmanına anlatmaktır. Bol bol dokümantasyon yazarsın. Son kullanıcıyla muhatap olursun. İşi öğrenmek için işin içinde olman gerekir. Hem müşteriyi hem de yazılımcıyı memnun edecek sonuca ulaşman lazım. (Genelde kimse memnun olmaz) Tecrübe çok önemlidir. Çok farklı departmanlar gördüğün için çok tecrübe kazanırsın ama hiçbir alanda uzmanlaşamazsın (Bunu bir yerden hatırlıyorum:) İş değiştirmek istediğinde yaptığın işi anlatmakta zorlanabilirsin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş analisti&lt;/strong&gt; ve türevleri sektörde şu aralar popüler. Yeni mezunlar için &lt;strong&gt;iş analistliği&lt;/strong&gt; pozisyonu bir fırsat olabilir çünkü bu pozisyondaki kişileri her yere koşturman gerekir. Tecrübeli yok mu? Var ama tecrübe genelde burada &lt;strong&gt;iş analistiliği&lt;/strong&gt; tecrübesi değil sektör tecrübesi ön plana çıkıyor. Çünkü işi ne kadar iyi bilirsen o kadar iyi anlatırsın. İş analistliği güzeldir. Peki ben iş analisti miyim? Hayır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş Analitiği:&lt;/strong&gt; Google a iş analitiği nedir diye sorsan sana çok fazla cevap veremez. Çünkü Türkiye’de İş analitği alanında belli sektörler dışında hiç bir şey yapılmamaktadır. Belki ihtiyaç duyulmamakta belki değeri anlaşılmamaktadır. &lt;strong&gt;İş Analitği&lt;/strong&gt;, bir mühendisin anlayacağı terimlerle anlatmak gerekirse, Optimizasyon, simulasyon ve veri madenciliğin araç olarak kullanıldığı bir departmandır. Bu süreçler ile ilgili yazılımlar kullanılır ve şirketin kritik kararlar vermesinde destek birimi olarak görev yapar. Aynı zamanda AR-GE departmanıdır. Ek olarak süreçleri otomatik hale getirerek sistemi kullanıcıdan bağımsız hale getirmeye çalışır. Veriye direkt ulaşımı vardır ve istediği veriyi kod yazarak çıkarıp alır. &lt;strong&gt;İş analitiğini&lt;/strong&gt; anlatmak için çok kısa bir tanım oldu ama kısaca mühendislik demektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş Zekası&lt;/strong&gt; hakkında Google daha çok sonuç verebiliyor. “Rekabet dünyasında, çalışanların ve yöneticilerin daha verimli işlere zaman ayırabilmesini sağlayan sistemlerdir. Türkiye henüz olayın ehemmiyetini kavrayamamış olsa da personelin ve zamanın tasarruflu kullanılmaması sonucu elde edilen zararları azaltmaya yönelik raporlama, analizleme, görüntüleme, geliştirme konularında yardımcı olurlar” &lt;strong&gt;İş Zekası&lt;/strong&gt; ikiye ayrılır. Database tarafında Veriambari ve OLAP’lar ile çalışanlar, Veriyi süreçlerin daha verimli olması için geliştirme amaçlı kullananlar. Genelde ilk söylediğim bilgisayar mühendisleri diğeri ise sistem ve endüstri mühendisleri tarafından tercih edilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Raporlama Uzmanı&lt;/strong&gt; hepsinden bağımsız, şirketlerin rapor ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş departmanlarda çalışır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kadar bilgi verdikten sonra Bu ddepartmanlarda nasıl insanlar çalışır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş analisti&lt;/strong&gt;, iletişim gücü yüksek ve analitik yönü gelişmiş olması gerekir. Yani resmin tamamını görebilen ve gelecekteki ihtiyaçları tahmin edebilen bir yapıda olması gerekir. Pratik Zekası yüksek, matematik ile arası iyi olanlar bu işi yapabilir. Yazmayı seven, öğrenmeyi seven, düşündüklerini rahat anlatabilen biri olmalıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş analitiği&lt;/strong&gt;, Analitik yönü çok gelişmiş, Kod yazmayı seven, Bilgisayar başında saatlerini geçirecek (günde 6-7 saat), soyut işlerle uğraşmayı seven, kendinden motivasyonlu, çabuk sinirlenmeyen, sosyal kaygısı olmayan kişiler olmalıdır. Zor bulunur çünkü çok çabuk moralin bozulur bu departmanda. Çünkü yaptığın işi kimseye anlatamazsın 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neler bilmeli: Bence &lt;strong&gt;İş Analistinin&lt;/strong&gt; bir şey bilmesine gerek yoktur. Office bilmesi yeterlidir. &lt;strong&gt;İş analitiği uzmanı&lt;/strong&gt; ise veriye ulaşması için gerekli olan dillerden en az birini bilmelidir. En geçerli olanı SQL’dir. &lt;strong&gt;İş analistlerininde&lt;/strong&gt; SQL bilmesi artıdır ama her iş analistine direkt veri okuma yetkisi vermezler. İş Analitiği uzmanı aynı zamanda süreçlere uygun programları bilmesi gerekir. Optimizasyon için ILOG, Lindo, Lingo, Tara vs, Similasyon için Arena, Promodel vs. İstatistik analizleri için SPSS, SAS, Minitab vs. gibi. Office saymadım bile zaten o olmazsa olmaz. Office deyince tabiki Excel kastediyorum. Uzman seviyede Excel bilinmeli.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Umarım faydalı olmuştur.&lt;br&gt;
Başarılar.&lt;br&gt;
Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>İş Analitiği ve İş Geliştirme Müdürü</title><link>https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-analitigi-ve-is-gelistirme-muduru/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-analitigi-ve-is-gelistirme-muduru/</guid><description>-Vay vay vay kimler gelmiş?</description><pubDate>Mon, 22 Oct 2012 11:34:22 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;-Vay vay vay kimler gelmiş?&lt;br&gt;
+Selam ben Sabri.&lt;br&gt;
-Duyduğuma göre müdür olmuşsun.&lt;br&gt;
+Evet 5 senenin ardından Müdür oldum sonunda&lt;br&gt;
-İyi hadi hayırlı olsun bakalım. Ne müdürü oldun bakim?&lt;br&gt;
+İş Analitiği ve İş Geliştirme Müdürü.&lt;br&gt;
-Vay be. Çok afilli. Sizin firma Pantolon, t-shirt falan satıyor. Analitik ve Pantolon tam kavrayamadım.&lt;br&gt;
+………&lt;br&gt;
-Ne oldu sustun?&lt;br&gt;
+Çalıştığım şirket, Türkiye’nin en büyük tekstil perakendesi. 2023’te Avrupa’nın en büyük 3 firmasından biri olacak. Ben de o şirketteki Stok, Allocation ve Sevkiyat Sistemlerinin geliştiren ekibinin müdürü oldum. Yani firmanın beyinlerinden biriyim.&lt;br&gt;
-Tey tey tey 🙂 Görende herşeyi o yapıyor sanacak&lt;br&gt;
+&amp;amp;!?+’^+’&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Eğitim Duyurusunda Farklı Yaklaşımlar</title><link>https://suyunu.com/allocation/egitim-duyurusunda-farkli-yaklasimlar/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/allocation/egitim-duyurusunda-farkli-yaklasimlar/</guid><description>7-8-9 Kasım tarihlerinde ekip olarak vereceğimiz eğitimlerin cazibesini arttırmak için farklı bir yol izlemeye karar verdik. Teknik Eğitim Departmanından …</description><pubDate>Thu, 18 Oct 2012 21:08:54 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;7-8-9 Kasım tarihlerinde ekip olarak vereceğimiz eğitimlerin cazibesini arttırmak için farklı bir yol izlemeye karar verdik. Teknik Eğitim Departmanından aldığımız cesaretle, aşağıdaki maili hazırladık. “Nerede senin kurumsal kimliğin” diyecek olursanız alnınızdan öperim sizin 🙂 Buyrun maili okuyunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kurban Bayramı dönemi boyunca,&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Rezerve ekranının o güzel renkleri hayatınıza renk kattı&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Göz doktorunuz, gözlerinizin hiç bu kadar sağlıklı olmadığını söyledi&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gece rüyanızda rezerve girdiniz ve şirketimize rüyanızda bile fayda sağladınız&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Transfer ekranı gibi bir ekran var olduğu için kime teşekkür edeceğinizi bilemediniz&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Bu söylediklerimizin hiç biri sizi anlatmıyor mu? Bir tanesi bile mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O zaman artık bir şeyleri değiştirmenin vakti geldi demektir. Gelin Otomatik Sevkiyat Sistemlerini anlayalım ve birlikte geliştirilmesine katkı sağlayalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;7-8-9 Kasım 2012 tarihlerinde İş analitiği ve İş Geliştirme Departmanı tarafından verilecek olan Otomatik Sevkiyat Sistemi etkinliklerine katılın, hem Otomatik Sevkiyat Sistemlerini öğrenin hem de sürpriz hediyeler kazanın*&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;*Sürpriz Hediye diye bir şey yok. Sadece katılımın artması için buraya yazılmıştır. Her katılana hediye versek, departman bütçemiz kalmaz.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>İş Geliştirme ve İş Analitiği Uzmanı</title><link>https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-gelistirme-ve-is-analitigi-uzmani/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-gelistirme-ve-is-analitigi-uzmani/</guid><description>-Merhaba Müdür naber?</description><pubDate>Mon, 17 Sep 2012 10:49:51 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;-Merhaba Müdür naber?&lt;br&gt;
-Daha müdür olamadım. Ama Allah’dan ümit kesilmez. İyidir ya senden naber?&lt;br&gt;
-Napalım işte bizde koşturmaca. Nasıl gidiyor sizin İş Zekası ve Analitiği?&lt;br&gt;
-Ya abi bizim departman değişti yine.&lt;br&gt;
-Yok artık. Sizin departmanın değişme hızına ulaşsam çoktan izafiyet teoremini açıklamıştım.&lt;br&gt;
-Saçmalıyorsun biliyorsun di mi? %&amp;amp;@?&lt;br&gt;
-Şaka yapıyorum ya alınma hemen. Ne oldunuz la şimdi?&lt;br&gt;
-İş Geliştirme ve İş Analitiği Uzmanı&lt;br&gt;
-Oh valla çok sevindim.&lt;br&gt;
-Neden ki?&lt;br&gt;
-Bundan sonra bir daha değişmez çünkü hesaplarıma göre tüm iş karışım kombinasyonlarını tamamlamışsınız. Ehiheihe&lt;br&gt;
-Bi gelsene buraya!&lt;br&gt;
-Hehehehe. Müdür olsan bari ya la. Ehehehe&lt;br&gt;
-………… (Pat Küt Güm)&lt;br&gt;
-…………&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Liderliğin En Önemli Kuralı</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/liderligin-en-onemli-kurali/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/liderligin-en-onemli-kurali/</guid><description>Perakende sektöründe İnsan Kaynakları alanında önde gelen isimlerden biri olan Cengiz Çatalkaya’nın blogunda yer alan bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Kaynak: …</description><pubDate>Tue, 14 Aug 2012 07:49:33 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Perakende sektöründe İnsan Kaynakları alanında önde gelen isimlerden biri olan Cengiz Çatalkaya’nın blogunda yer alan bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Kaynak: &lt;a href=&quot;http://www.yetenekvekariyer.com/liderligin-en-onemli-kurali/&quot;&gt;http://www.yetenekvekariyer.com/liderligin-en-onemli-kurali/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Liderliğin ilk önemli kuralı “Güvenilir” olmaktır. Liderin ağzından çıkan söz senettir. Lider, söylediği bir şeyi yapmak veya yapamıyorsa neden yapamadığını mantıklı şekilde çalışanlarına açıklamak zorundadır. Lider bu konuda en büyük zararı “Liderlik Egosu”ndan çeker. Liderlik egosu, en çok çalışanlar tarafından yapılan isteklere zamanında “Hayır” diyememekten ortaya çıkar…&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;“Söylediğini yapmak, güvenilir ve inanılır olmak için en basit testtir. J. Gitomer”&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Liderin yaşayacağı en tehlikeli durum Liderlik egosudur.  “Sen müdürsün, sen bitanesin, sen yaparsın” söylemleri lider kişinin liderlik egosunu büyütür ve bu durumda lider çalışana hayır dediğinde zayıf görünme duygusuna kapılabilir. Özellikle yeni liderlerde sık karşılaşılan bir durumdur. Her projeye evet denir, her departmanın isteğine yaparız, bakarız, siz başlayın denir ama bir süre sonra evdeki hesap çarşıya uymaz. Çoğu zaman iş maliyete geldiğinde her şey değişir ve verilen sözler yerine gelmez, projeler iptal edilir, çalışan emekleri ve hevesleri çöpe gider.  Bu durum çalışanlarda hayal kırıklığı oluşturabilir. Lider kişi bu durumu alışkanlık haline getirdiğinde ise artık liderlik bitmiş ve tutarsızlık başlamış sayılır. O yüzden lider olan veya lider olmak isteyen kişinin ağınızdan çıkanı kulağı her duymalıdır. Lider yapamayacağı veya direkt kontrolünde olmayan şeyler hakkında çalışanlarına asla söz vermemelidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gallup’un 2005-2008 yılları arasında, 10.000 çalışan ile yaptığı bir dizi araştırmanın sonucunda güven ilk konu olarak öne çıkmış.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Güven: Farklı organizasyonlarda yapılan farklı çalışmaların ortak sonucu, liderlerine güvenmeyen çalışanların çalışan bağlılığının 12 de 1 oranında olduğu yönünde. İyi ve başarılı ekiplerden farklı olarak, çatışmanın yoğun olduğu ve ekip ruhunun gelişmediği gruplara bakıldığında “güven” meselesinin sık sık gündeme geldiği ve sorgulandığı, bu ekiplerin başında olan kişilerin ise liderlik vasıflarından uzak olduğu görülüyor.&lt;a href=&quot;http://www.terapiportali.com/?page=blogpost&amp;amp;yid=9&amp;amp;url=liderlerin-kolundaki-altin-bilezik-guven-sefkat-istikrar-ve-umut&quot;&gt;1&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Yapılmayan sözler lider kararında tutarsızlık olarak anlaşılır. Çalışanlar duruma tepki göstermeye, motivasyonlarını kaybetmeye ve yeni proje sunmamaya başlarlar.Lidere güven olmadığında lider kimseyi peşinizden sürükleyemez!  Çalışanlarını peşinden sürükleyemeyen bir şirket/lider, müşterilerini de peşinden sürükleyemez.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Lego 80 Yaşında</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/lego-80-yasinda/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/lego-80-yasinda/</guid><description>Babam oyuncakçı olduğu için Lego yerine kendi üretimimiz Mobo Blocks oynadım hep. Ama hep içimde kalmıştır Lego ve Lego ile yapılan o muhteşem yapıtlar. 80. …</description><pubDate>Mon, 13 Aug 2012 09:33:59 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Babam oyuncakçı olduğu için Lego yerine kendi üretimimiz Mobo Blocks oynadım hep. Ama hep içimde kalmıştır Lego ve Lego ile yapılan o muhteşem yapıtlar. 80. yılını kutlayan Lego bunun için bir de video hazırlamış. Haber ve video aşağıda.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Geçmişe dönüp çocukluk çağlarımıza baktığımızda maalesef günümüzdeki kadar üstün teknolojik imkanlar yoktu. Bilgisayar kullanımının dünyageneline göre biraz daha geç yaygınlaştığı ülkemizde eğlence aracı olarak daha farklı öğeler kullanılıyordu. İnternet denilen uçsuz bucaksız sanaldünya ise özellikle Adsl hizmeti ile aktif olarak hayatımıza girdi.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bahsi geçen zamanlarda diğer ülkelerde olduğu gibi bizim de en büyükeğlence kaynaklarımızdan birisi Lego idi. Belirli şekil ve boyutlardaki parçaları kullanarak kişinin hayal gücündeki öğeyi gerçeğe dökmesini sağlayan firma şimdi 80. yaşını kutluyor.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;İlk olarak 1932 yılında ortaya çıkan ve yarım asrı akşın süredir oyuncaksektörünün sözü geçer isimlerinden olan şirket, içerisinde bulunduğudöneme göre oldukça büyük bir yenilik teşkil ediyordu.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Danimarkalı Ole Kirk Christiansen ve oğlu Godtfred’in hikayesinin anlatıldığı 17 dakikalık animasyonda fabrikanın temellerinin nasıl atıldığı anlatılıyor. Çalışma hayatına marangoz olarak başlayan Christiansen, iflasın eşiğine gelmesinden dolayı işyerini kapatma kararı alıyor. Fakat elinde kalan fazla odunlarla ne yağacağını bilmeyen çalışan bunlardan ufak boyutlardaoyuncaklar üretmeye başlar ve bir süre sonra ise sevkiyat yapmaderecesine gelir.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Daha sonra çeşitli çevrelerden ilgi toplayan ürünler marangozu daha da cesaretlendirir ve pilastik üretimine geçmeye yönlendirir. Birkaç kez yangın gibi tehlikeler atlatan yönetici yoluna devam ederek “İyi Oyna” anlamına gelen Lego’yu oluşturur.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;iframe class=&quot;embed-video&quot; src=&quot;https://www.youtube-nocookie.com/embed/NdDU_BBJW9Y&quot; title=&quot;The LEGO® Story&quot; loading=&quot;lazy&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Oyun ve Ben – Passionate About Games</title><link>https://suyunu.com/ben/oyun-ve-ben-passionate-about-games/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ben/oyun-ve-ben-passionate-about-games/</guid><description>1984 yılında İstanbul’da doğdum. Annemin anlattıklarına göre sakin bir çocukluk geçirmişim. Yaramaz değilmişim, hatta aksine uslu bir çocukmuşum. Evimiz …</description><pubDate>Thu, 09 Aug 2012 18:33:04 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;1984 yılında İstanbul’da doğdum. Annemin anlattıklarına göre sakin bir çocukluk geçirmişim. Yaramaz değilmişim, hatta aksine uslu bir çocukmuşum. Evimiz mahallede olmadığı için hiç mahalle arkadaşım olmadı. Mahallede top oynamışlığım yok denecek kadar azdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evimizin büyük bir bahçesi vardı. Orada kendi başıma oyunlar oynar, uçurtma uçurur, bisiklete binerdim. Babam oyuncakçıydı. Eminönü’de 3 tane oyuncakçı dükkanı, 1 oyuncak imalathanesi ve bir sürü de oyuncakçı arkadaşı vardı. Belli bir yaşa geldikten sonra babamla haftasonları dükkana gitmeye başlamıştım. Her çocuğun hayali olsa gerek. Her yerde oyuncak vardı ve oynamama kimse bir şey demiyordu. Üstelik gün sonunda yevmiye olarak bir oyuncak kazanıyordum. Oyuncaklar çok güzeldi Ta ki, Hacdan gelen kafilenin kara kutuyu oturma odasına bıraktığı ana kadar. Kara Kutu namı diğer Atari(2600) ile 1990 yılında tanıştım. Kolları ve içinde sınırlı sayıda oyunu olan bu alet artık evimizin yeni eğlencesi olmuştu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Atari 2600&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;800&quot; height=&quot;461&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/800px-Atari-2600-Wood-4Sw-Set._EvktyW-_1cpfjg.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Henüz kardeşim daha doğmadığından ve mahalle arkadaşım olmadığından yeteri kadar oynayabiliyordum. Pazar sabahları kalkıp izlediğim Japon Karete filmleri gibi bağladı kendine beni. Aklımda kalan ve aradan 30 senede geçse unutamayacağım oyunlar, dişlerini fırçalayan ve sosis, çikolata yiyen dişler, matematik soruları ve river raidtir. İlk Dijital Oyun deneyimini yaşarken oyuna olan bağımlılığımı da herkes gibi fark etmeye başladım. Aradan 1 ya da 2 sene geçmeden ilk taşınabilir konsola sahip oldum. Günümüzde PSP, NDS gibi konsolların belki de atası olan bir konsol. Babamın oyuncak ithalatı için gittiği Honk-Kong’tan bana getirdiği hediye. Sega Game Gear. Gerçek oyun deneyimi ile o zaman tanıştım. Sonic çocukluk kahramanım olurken, en zor turları geçtiğimde kendimi dünyanın hakimi olarak hissediyordum. Lemings oynarken ne kadar zeki olduğumu düşünüyordum. Türkiye’de Sega Game Gear’ın fazla bilinmemesinden dolayı oyun bulmakta çok zorlanmıştım. Babamın yurtdışı ziyaretlerinde getirdiği kasetler ilacım olmuştu. Özellikle son getirdiği Arcade Paketi sayesinde uzun süre bu konsol en iyi arkadaşım oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Game Gear&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;450&quot; height=&quot;287&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Sega-game-gear.ClaJlkNs_Z1R4GCs.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1993 yılı benim için dönüm noktası olmuştu. Yıl 1993. Bir koli getirdi babam. Hatta bir değil 2 koli getirdi babam. Getirdiği kolilerin üzerinde Amiga yazıyordu. yanında 500 ve birde artı “+” vardı. Hiç bir anlam çıkaramamıştım. Eve alınan bir beyaz eşya diye düşündüm. Ama bana ve ablama bakıp gülümsemelerinden bize alınan bir hediye olduğu belli oluyordu. Sanırım o gün hayatımda çok sevindiğim günlerden biriydi. Bundan 15 sene önce 1993 yılında ilk bilgisayarıma sahip olmuştum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Kickstar 1_3&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;320&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/disket.BlPmtv4l_Z2u5Dya.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk oyunum Baby Jo idi. Disket bilgisayarın yanında çıkmıştı. Amiga çok güzel bir makineydi. Beyaz ve tertemizdi. Klavyesini bütün Amiga hayatım boyunca çok az kullanmış olsam da kendisi disketi yüklememize yarıyordu. Disketi klavyenin yan kısmından sokuyorduk. Amiga alışkanlık yaptıktan sonra, babamın şirketindeki PC’nin disketinin kasa denilen yerden sokulduğunu görünce gayet şaşırmıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Amiga Klavye&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;269&quot; height=&quot;175&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/17cf2e0f7cfe9ea243027ed9377e6232977ce0ba.Bujec0EU_ZwMzHT.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok güzel oyunlar oynadım bu makinede. Çok disket değiştirdim. Mortal Kombat 1 ilk olarka Amiga’da oynamıştım. Ve oyunda hiç yenilmeden bitirirseniz en az 1 saat 10 dakika sürüyordu. 3 disket olmasına rağmen, 1 adam geçtiğinizde 6 defa disket değiştiriyordunuz.&lt;br&gt;
En sevdiğim oyunlara bakacak olursak&lt;br&gt;
Yo! Joe!, Soccer Kid, Lemmings, Sensible Soccer, Kick Off, Lotus, Silk Worm, Super Frog, Magic Pocket, Pang, PP Hamer, Project X&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Amiga 500 Plus Box&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;598&quot; height=&quot;413&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/a500plus_box.D9e0v4TM_Z1uvEQk.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Amiga hayatımın çok önemli bir yerinde yer almaktaydı. O günlerde ilk okul son bulurken, orta okula başlamaktaydım. Bahçemiz devlet tarafından istimlak edilmişti. Eskisi gibi bahçeye de çıkamadığım için kendimi amiga denen oyun canavarının eline bırakmıştım. Haftasonları babamla dükkana gittikten sonra, Üsküdar’daki oyuncuya uğrar ve katalogdan seçtiğim oyunu diskete kopyalattırırdım. Hiç bilmediğin yeni bir oyunun disketini amiga’ya takıp acaba çalışacak mı endişesnini yaşadıktan sonra oyunun çalışıp ve güzel çıkmasının sevincini az şeyde yaşamışımdır. Kollar (joyistik) devamlı kırılırdı. Paramızı kollara yatırır olmuştuk. Mortal Kombat’ta Sub-Zero ile Gorro’yo gelinmiş ve 45 dakikadır oyun oynanmaktadır. Sinirler gerilmiş ve oyunun bitmesine sadece 1 adam kalmıştır. Taktik bellidir. Buz At + Aparkat + Kaç. Gorro’nun heybetinden buz atarken kolu öyle bir çeviririz ki, duymak istemediğimiz o “ÇIT” sesi kulağımızın dibinde belirir. Evet ÇIT der ve kırılır. Artık kol bir yöne gitmemektedir ve yeni bir kol almak gerekmektedir.&lt;br&gt;
Amiga Türkiye’de tutmuştu ve bir nesil amiga ile büyümüştü. Bugün 80 kuşağından bilgisayarla ilgilenen kime sorsanız, gözleri dolar ve “Neydi o günler?” nidasını duyarsınız iç çekerken.&lt;br&gt;
Aradan yıllar geçti. Dördüncü nesil oyun konsollarından hiç birine sahip olamadım. O arayı Amiga oynayarak geçirdim. Ve 5. Nesil Oyun konsollarının en uzun soluklusu ve Türkiye’de en çok satanı Sony PlayStation’a sahip oldum. Playstation’a sahip olduğum senelerde aynı zamanda ilk Windows tabanlı bilgisayarım olan Pentium 200 MMX’de emektar Amiga’nın yerini almıştı. Her ne kadar bilgisayarı ders çalışmak için kullanacağımı söylesem de, kazın ayağı öyle değildi ve oyun hep ön plandaydı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Pentium MMX&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;425&quot; height=&quot;426&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/intel_s7_pentium_233_mmx.BEbozUTy_1Hh2dF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Playstation ile bir oyun harcinde duygusal bağ kuramadım. Oyun seçeneğinin çok olması, kolay ulaşılabilir olması ve çevremdeki kişilerinde kolaylıkla sahip olmasından dolayı kendisine hakettiği özeni hiçbir zaman gösterememiş olabilirim. Oyun zenginiydim. İstediğim her oyuna ulaşabiliyordum. Bilgisayarıma da bir çok oyun yüklemiştim. Yükselme dönemindeki Osmanlı İmparatorluğu gibiydim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Playstation 1&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/wp_playstation_1___19871.C-8c_hsP_Z1fEGx2.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O sıralar babam oyuncak sektöründen çıktı ve petrol sektörüne geçiş yaptı. Oyuncak oynama yaşım (!) geçmiş olduğu için çok fazla üzülmemiştim ama o sene doğan ve gelecekte tüm oyunlarda en büyük rakibim olacak olan kardeşim için kötü bir durumdu. Gerçi kendisi doğduğunda hem playstation hem bilgisayar hem de amiga vardı. Bir bebe başka ne isterdi ki.&lt;br&gt;
Playstation 1 için aklımda kalan tek bir oyun vardı. O da FF8 nam-ı diğer Final Fantasy 8.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Final Fantasy 8 box&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;320&quot; height=&quot;299&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Final_Fantasy_8_ntsc-front.BRuQ3UGE_4kxEv.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Playstation (1) oynadığım günlerdendi ve babam yeni işine geçmiş olsa da sık sık karşıya giderdi. Eminönüne gittiği bir gün elinde tam 5 cdlik bir oyunla çıkagelmişti. ilk defa 5 cdlik bir oyun gördüğüm için şaşırmış ve hemen gri makinaya koyup oynamak istemiştim. Giriş demosu ile Olay kopmuştu. O yıllarda Final Fantasy deki gibi bir intro demosu daha önce hiç görmemiştim. Ağzım açık kalmıştı ve işte oyun bu dedim. Ama oyun başladığında hüsrana uğradım. İlk defa bir Turn Base Battle (Sıra Tabanlı Savaş) Sistemli bir oyun oynamaktaydım. O zamanlar istediğiniz zaman interneti açıpta, “Ya bu neymiş bir incelemesini okuyayım” ya da “Dur tam çözümü vardır, biraz okusam anlarım” gibisinden bir cümle kuramıyordunuz.&lt;br&gt;
Biraz oynadıktan sonra oyun çok fazla sarmadı ve bir köşeye attım. Ta ki, evde yapacak bir şey bulamayınca ve son çare bu oyunu oynayana dek. Final Fantasy VIII’in, benim için bir oyundan öte bir şey olduğunu, karakterlerini kişiselleştirerek mistik bir hayal dünyasına yolculuk edeceğimi sonradan anlayacaktım. Ayrca size ne kadar inandırıcı gelir bilmiyorum ama bu oyun sayesinde İngilizcem bir hayli gelişmişti.&lt;br&gt;
Ana Karakter Squall Sabri olmuştu, Rinoa ise ulaşılamaz kız arkadaşım, en iyi arkadaşım Zell ise kardeşim Burak’tı. Günlerce oynamıştım. Ve hayaller kurarak sona ulaşmıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Final Fantasy 8&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;500&quot; height=&quot;350&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/final_fantasy8_1.Bmij6iTK_2pEYiL.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık büyüyordum ve teknoloji de gelişiyordu. Playstation 2’nin çıkması çok uzun sürmedi. Çıkar çıkmaz hemen edindik ve oyuna kaldığımız yerden devam ettik. O yıllarda Pentium 200MMX’den Pentium 3’e de terfi etmiştim. Daha önce Duke Nukem, Doom ve Wolfestien tecrübem olmasına rağmen gerçek FPS tecrübesini bu bilgisayarla yaşamaya başlamıştım. Quake hayatıma deprem etkisi ile girmişti. Ardından Half-Life ve en son Counter Strike. Saatlerimizi günlerimizi bilgisayar başında geçirmemize neden olan güzide FPS oyunları. Bu sırada Playstation 2’de bir çok oyun oynamıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Playstation 2&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/ps2.PK3_g-yh_1ySkz2.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Resident Evil, Gran Turismo, Grand Theft Auto, Burnout Revenge, Prince of Persia, Spyro, Devil May Cry ve bir çok platform oyunu. Tüm bu oyunların dışında iki oyun daha vardı ki, Playstation 2 yi gerçekten çok sevdirmişti. Birincisi ilk hareket sensörlü oyunlardan olan Eye-Toy serisiydi. Yurtdışından getirtiğimiz bu güzel alet sayesinde çok eğlenceli saatler geçirmiştik. İkincisi de uzun süreli bağımlılık yapacak olan playstation 3’de de peşimizi bırakmayacak olan Guitar Hero serisi. Kanada’dan getirtiğimiz ilk gitar ile başlayan bu bağımlılık tam bir band olana kadar devam etmişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Nintendo DS&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;450&quot; height=&quot;348&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/nintendo_ds.R3sNkFzl_Z255UkB.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yine yurtdışından gelen babama verdiğimiz sipariş sonrasında ilk dokunmatik oyun tecrübemizi Nintendo DS ile yaşadık. Türkiye’de PSP kadar tutulmasa da efsane oyunları vardı. Özellikle ameliyat oyunu olarak bilinen, Trauma Cente, Efsane oyun Zelda, çeşitli mario serileri, eski NES oyunları, ve eğlenceli bir çok oyun. Gerçekten güzel bir el konsoluydu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Trauma Center&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;271&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Traumacenterbox.DaEAgJD1_NxPFS.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ve yakın zaman. Üniversiteyi kazandığımda bir laptop almam gerekiyordu. Ben oyun oynayacağım için, ağırlığına bakmaksızın yüksek ekran kartlı ve işlemcili 4 kiloluk bir laptop aldım. Çok oyun oynadım ve harddiskini yaktığım oldu. Kardeşim SBS’de üsütn başarı göstermesinin ardından 4 işlemcili bilgisayarı oldu. O bilgisayarda COD, Battle Field, Crysis serilerini oynadık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Q6600&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;406&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Q6600.COb3-X_N_Z1LTybH.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ama konsolsuz olmuyordu. En sonunda son jenerasyon konsolumuz PS3’ü Singapur’dan getirttik. Guitar Hero serisi başta olmak üzere bir çok oyunu oynadık ve oynuyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Playstation 3&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;657&quot; height=&quot;600&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/657px-PS3Versions.CrHVp1_V_Z2qanFi.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu aşamadan sonra duraklama devrine girdim. Üniversite bitti, iş hayatı başladı. Ardından evlendim. Oyun oynamayı çok sevsem de, eskisi kadar oyuna vakit ayıramıyordum. İşe gidip gelirken NDS ile oyun oynamak dışında yaptığım çok bir aktivite yoktu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evliliğimizin 7. senesinde, en büyük hediyemiz AKS dünyaya gelince, tekrar oyun dünyasına dönmeye karar verdim. Benim babam, harika bir baba. Kendisi teknoloji ile çok ilgilenmese de, çocukları için dünyanın dört bir yanından oyun konsollarını, oyunları alıp getiriyordu. Onun sayesinde, çocukluğumuz boyunca harika oyunlar oynadık ve süper vakit geçirdik. Ben de AKS dünyaya gelince, onunla oyun oynamak için tekrar lige dönmeye karar verdim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat ya ben çok yaşlanmıştım ya da oyun kültürü değişmişti. Oyun artık bir eğlence aracı değil, online eğilimle birlikte bir yarışa dönüşmüştü. Veteran bir oyuncu olduğumu kabul edip, yeni bir konsol almak yerine 2015 yılında Kinecti olan bir XBOX 360 aldım. Hareketli oyunları da edinip, evde kendi halimde hoplamalı zıplamalı oyunlarla AKS’nin büyümesini bekledim 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;AKS büyüyordu, Kinectle beraber ilk oyun deneyimini de ediniyordu. Yaşı ilerledikçe oyun oynamayı o da seviyordu. 2019 yılının sonuna geldiğimizde, ailece oyun oynatacak o güzel konsol ile tanıştım. Nintendo Switch.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;554&quot; height=&quot;369&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/0-1LQc4_BjXZfpkDHW.Bu_DdmXp_1atNEc.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hem yolda, hem evde oynayabildiğin, dokunmatik ekranıyla, istediğin an yanındaki joy-conları çıkarıp 2 kişi yarışabildiğin, TV’ye bağlayıp normal konsol gibi oyunlar oynanabilen harika bir konsol. Joy-Conlar hareket sensörlü olduğu için aynı zamanda eğlenceli oyunlar da oynayabiliyorsun. Açıkçası hem benim hem de AKS’nin oyun deneyimi için harika zamanda harika bir konsol oldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kısaca oyun geçmişime bakacak olursak, Atari 2600, Game Gear, Amiga, Pentium 200MMX, PS1, PS2, Pentium3, NDS, PS3, QuadCore, XBOX 360, Nintendo Switch. Bunların dışında çoğu konsolda oyun oynama fırsatım oldu.&lt;br&gt;
Oyun oynamak bir eğlence, bir kaçış noktası, bir arkadaş, bir hayat tarzı. Ben oyun oynamayı seviyorum. Dediğim gibi, işe girdikten ve evlendikten sonra eskisi gibi oyun oynayamıyorum ama oyun içimde büyümeyen o çocukla beraber hep benimle olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Babam Ahmet Suyunu’ya buradan sevgimi ve teşekkürlerimi iletiyorum. İyi ki varsın 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>OLAP Hakkında Özlü Bir Yazı</title><link>https://suyunu.com/analitik/olap-hakkinda-ozlu-bir-yazi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/analitik/olap-hakkinda-ozlu-bir-yazi/</guid><description>Her işin tek tuşa basılarak hazırlandığını sanan patronunuz, günlerce uğraşarak hazırladığınız raporunuzda, “Bir de rapora, 3 ay öncesiyle karşılaştırmalı …</description><pubDate>Wed, 18 Apr 2012 11:08:17 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;OLAP&lt;/strong&gt; hakkında genel bir bilgi veren güzel bir yazı. &lt;strong&gt;Kaynak:&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.danismend.com/kategori/altkategori/olap-1/&quot;&gt;http://www.danismend.com/kategori/altkategori/olap-1/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her işin tek tuşa basılarak hazırlandığını sanan patronunuz, günlerce uğraşarak hazırladığınız raporunuzda, “Bir de rapora, 3 ay öncesiyle karşılaştırmalı bakalım” veya “Bir de tüm bu verileri, ürün tipi kırılımında inceleyelim” derse ne yaparsınız? İşleriniz devamlı bu şekilde güncellemeler, asla bitmeyen raporlarla mı geçiyor? O zaman OLAP nedir mutlaka öğrenmelisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;OLAP nedir ?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
İlişkisel veri tabanlarının yaygınlığı ve sonrasında ortaya çıkan Veri Ambarlarının gelişmesi ile beraber, verilere daha hızlı şekilde erişme ve çok boyutlu analiz ihtiyaçları, bilim adamlarını ve yazılım şirketlerini, daha farklı yapılar geliştirmeye itmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu amaçla geliştirilen bir teknoloji olan OLAP (On-line Analytical Processing), ilişkisel veri tabanları gibi, bilimsel temeller üzerine değil, OLAP ürünleri üreten firmaların desteğinde çıkan bir teknoloji olmuştur. Bu nedenle, veri tabanları, ilişkisel veri tabanları ve hatta veri ambarları üzerine birçok akademik yazı bulunmasına rağmen, OLAP üzerine genellikle, ürün dökumanları ve şirketlerin tanıtım yazıları bulunabilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OLAP terimini ilk olarak ortaya çıkışı ise, 1993 yılında, Dr. E.F.Codd ’un ortaya koyduğu kurallar çerçevesinde olmuştur. Bu yazı, OLAP için bir temel oluştursa da, kimi çevrelere göre, o yıllarda Arbor Software (Şimdiki Hyperion Solutions) için bir white paper olmaktan öteye gidememiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıya göre, bir veri yapısının OLAP olarak nitelendirilebilmesi için 12 kural belirlenmiştir. Bu kurallar sırası ile:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Çok boyutlu inceleme özelliğine sahip olması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Şeffaflık,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Erişilebilirlik,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her seviyede sorgulama için aynı performansı gösterebilme özelliği,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İstemci-Sunucu yapısında olması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sınırsız şekilde çarpraz raporlama olanağının olması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;En alt seviyedeki verilerin otomatik olarak ayarlanması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her şarta uygun boyutlandırılabilirlik,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Çok kullanıcı desteğinin olması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her seviyede verilerin değiştirilebilir olması,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Esnek raporlama özelliği,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Boyut ve gruplamalarda sınır olmaması.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kullanılan sektörler/alanlar nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
OLAP, yöneticiler ve analistlerin, verilere çok hızlı şekilde, farklı açılardan bakabilmelerini sağlayan bir yapıdır. “Kim?” ve “Ne Zaman?” sorularından başka, “Neden?” ve “Eğer şu olursa…” sorularının da yanıtını verir. (Ör : Eğer şeker fiyatları 5% lira ve taşıma maliyetleri 10% düşerse, yıllık ve çeyrekler bazında kârlılık ne olur gibi.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Akıllı raporlama araçları sayesinde, neden sorularının cevapları da kolaylıkla alınabilmektedir. Genel eğilimden farklılık gösteren, uç değerler yaratan elemanları birçok analiz aracı, sayısal detaylara girmeden, sadece renklerle bile görüntüleyebilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;OLAP’ı sadece büyük özet tablolar gibi yorumlamak pek doğru değildir. Excel kullanıcıların yakından tanıyacakları Pivot tabloların, çok gelişmiş ve hızlı bir hali olarak gözönüne getirmek daha doğru olacaktır. Tasarlanan bir OLAP yapısının, hiyerarşilerini ve boyutlarını görmek mümkün olsa da, verileri nasıl tuttuğunu, 2 veya grafikler olarak göstermek mümkün değildir, ancak iç içe geçmiş küpler olarak yorumlanabilir. Bu nedenler OLAP yapılarına, “küp” adı verilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir veri ambarınızın olması, OLAP’a ihtiyacınız olmadığı anlamına gelmez. Veri Ambarları ve OLAP birbirlerinin tamamlarlar. Veri Ambarı verileri uygun şekilde tutmaya ve kontrol etmeye yarar. OLAP ise, DW verilerini stratejik bilgilere dönüştürmeye yarar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir şirket yapısı içerisinde, departmanlar bazında inceleyecek olursak;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Pazarlama&lt;/strong&gt; departmanlarında OLAP’ın en yaygın kullanım alanları, pazar araştırmalarında, satış tahminleri, promosyon ve kampanya analizleri, müşteri analizleri ve Pazar/Müşteri segmentasyonlarıdır. Data Mining sonuçlarının değerlendirilmesi ve demografikler bazında incelenmesi seviyesinde de olmazsa-olmaz araçlardan biri olarak yer almaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Üretim&lt;/strong&gt; ile ilgili uygulamaları ise en yoğun olarak üretim planlama ve hata analizleridir. Özellikle senaryogeliştirmekte ve farklı ürün tipleri ile çalışılan yapılarda, çok boyutlu düşünme imkanı sayesinde maliyetler ve fiyatlamalar, kolaylıkla çıkarılabilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Finans Departmanları&lt;/strong&gt; ise OLAP’ı bütçeleme, Activity-Based Costing, finansal performans analizleri ve finansal modelleme amaçları ile kullanabilir. Özellikle konsolidasyon konusunda yaratılacak modeller, çok büyük kolaylıklar sağlamaktadırlar. Strateji belirleme, Satış analizleri ve gelecek tahminleri ise, satış departmanlarındaki OLAP uygulamadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;OLAP’ın özellikleri&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Zaman kazancının dışında, OLAP 3 çok önemli özelliği de beraberinde getirmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Verilere çok boyutlu bakabilme özelliği :&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Analizler sırasında kullanmış olduğumuz, her türlü kırılıma boyut adını verebiliriz. Örneğin demografik veriler (yaş, cinsiyet, eğitim durumu), sayısal veriler, adetler, işlem miktarları, gerçekleşen ve bütçelenen değerler, ürün tüpleri, ürün özellikleri ve zaman. Yöneticiler ve analistler, çalışmaları sırasında, tüm bu tanımlanan verileri yatay veya düşey eksenlerde çakıştırarak görmek isteyebilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlişkisel veri tabanları, bu şekilde raporlara izin vermezler, fakat raporlama araçlarının yetenekleri ile, belirli bir noktaya kadar tolere edilebilir. Fakat daha karmaşık analizler işin içine girdiğinde, bir olap yapısı kurmadan bu raporları almak imkansız hale gelebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlişkisel veri tabaları üzerinde karmaşık SQL kodları yazmak, ya da raporlama aracının sahip olduğu programlama dili üzerinde uğraşmak gerekebilir. Bu da, analizi yapan kişilerin, işin özünden çıkarak, analiz gerektirebilecek verilere değil, teknik olanaklara, daha kolay şekilde alabilecekleri verilere kanalize olmaları sonucunu doğurur. Bu nedenle, iş zekası programlarının pratik olmasının yanında, fazla teknik bilgi kullanmadan raporların alınabilir olması, farklı kaynakları bir arada kullanabilecek, konsolide edebilecek yapıda olmaları gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Boyutların başka bir özelliği de hiyerarşiler tanımlanabilmesidir. Hiyerarşiler sayesinde, hem toplamlara ulaşmak kolaylaşmakta, hem de farklı gruplar için, farklı senaryolar hazırlayabilme şansı doğmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Karmaşık Hesaplamalar:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bir OLAP sisteminin gerçek performansı, karmaşık hesaplamaları yapma gücü ile ölçülebilir. OLAP sistemleri, sadece toplama işleminden başka işlemler de yapabilecek güçte olmalıdırlar. Gerçek hayat, her zaman daha karışıktır. Analiz yapanlar için, asıl rakamlardan çok, yüzde sel dağılımlar çok daha önemlidir. Birkaç yıllık satış içerisinde, binlerce ürün türü için günlük bazda satışları yüzdesel olarak analiz edip, sıraya dizebilmek bir RDBMS ile saatler sürecek bir raporun çalışmasını gerektirebilir. Oysa uygun bir OLAP sistem ile, bir günlük satışlar ve birkaç yıllık satış rakamı arasında bir fark olmamalıdır. Satış tahminlerinde, genellikle “moving average” ve “yüzde artış” gibi trend analizleri kullanılır. Finansal analizlerde, envanter hesaplarında ve portföy performans hesaplarında, zamana göre ürünlerin toplanma sırası, sonucu tamamen değiştirebilir. (yukarıdan aşağıya, ya da aşağıdan yukarıya, LIFO-FIFO) Kullanılacak OLAP yapısında, bu şekilde hesaplamalara da izin verir bir yapısının olması gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Zaman kavramları:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Zaman boyutu, neredeyse her analizin temel bileşenidir. Zaman, diğer boyutlardan farklı olarak, kendine has bir sıralama içersinde gider. Alfabetik (Ocak her zaman Şubat’tan önce gelmelidir) veya nümerik sıralamalardan (12/31, 01/01’den önce gelmelidir) her zaman farklıdır. Gerçek OLAP sistemleri, zamanın bu şekilde sıralanmasını sağlarlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;OLAP’ın yararları&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Analiz yapan kişiler, daha kendine yeterli, IT’den bağımsız hale gelebilmektedirler.&lt;br&gt;
Düşük kapasiteli sistemlerde yaşanan, zaman sıkıntısı problemleri ortadan kalkmaktadır. Üretim sistemini rapor için hızlandıracak büyük yatırımlar yerine, çok daha düşük maliyetli bir rapor sistemi kurmak bir çözüm olabilir. Yeni dönemde çıkan, tümleşik OLAP yapılarında, ilişkisel veri tabanı ve OLAP iç içe bir yapıda olduklarından, üretim sistemeleri ya da veri ambarları üzerinde, toplamlar gerektiğinde, ilgili sorgulama OLAP küplerine yönlendirilerek, çok yüksek ölçüde performans getirisi sağlanabilmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ayrıca bu yapılar sayesinde, OLAP sistemi için, hem yazılım hem de güncelleme anlamında, ikinci kez masraf yapmak zorluğu da ortadan kalkmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu şekilde bir yatırımla, var olan IT sistemi de rahatlamakta, üretim sistemi üzerinde yer alan raporlar ortadan kalkmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Farklı kaynaklardan alınan kaynaklar konsolide edilmekte ve veri güvenliği sağlanmaktadır.&lt;br&gt;
Veriler toplamları alınmış şekilde bulunduklarından, toplam verilerin bulunması için gerekli raw-data, analistin makinesine aktarılması gerekmediğinden, network üzerinde büyük ölçüde bir trafik kazancı sağlanmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zaman kazancı, aynı zamanda kaynakların etkin kullanımı ve para kazancı anlamına da gelmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Emir Türkmen&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;mailto:Emir.turkmen@advantage.com.tr&quot;&gt;Emir.turkmen@advantage.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
(&lt;strong&gt;Yazar hakkında:&lt;/strong&gt; İTÜ Matematik Mühendisliği mezunu olan Türkmen, MBA eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesinde tamamlamıştır. 6 yıldır çeşitli tanınmış firmalarda programlama, Veri Tabanları, Data Warehousing ve OLAP üzerine çalışan Emir Türkmen, şu anda Benkar-Advantage’da Veritabanı Pazarlama Departmanında, Veri Madenciliği konusunda çalışmaktadır)&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Sending the Police Before There’s a Crime</title><link>https://suyunu.com/analitik/sending-the-police-before-theres-a-crime/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/analitik/sending-the-police-before-theres-a-crime/</guid><description>SAS Business Analytics Series 2012’de Pelin Özbozkurt (PhD) Tahminsel modelleme ile geleceğe dönük fırsatları keşfedin sunumunda çok farklı örneklere yer …</description><pubDate>Mon, 16 Apr 2012 13:27:30 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;SAS Business Analytics Series 2012’de Pelin Özbozkurt (PhD) &lt;strong&gt;Tahminsel modelleme ile geleceğe dönük fırsatları keşfedin&lt;/strong&gt; sunumunda çok farklı örneklere yer vermişti. Tahmin deyince herkesin aklına sırasıyla Hava Tahmini, Satış Tahmini, Talep Tahmini, vs. gibi konular gelir. Fakat bu örnekler çok farklıydı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Birincisinden başlayalım. &lt;strong&gt;Azınlık Raporu (Minority Report)&lt;/strong&gt; &lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/title/tt0181689/&quot;&gt;(IMDB)&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Minority_Report_%28film%29&quot;&gt;(Wikipedia)&lt;/a&gt; adlı filmi çoğu kişi izlemiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Filmin Özeti:&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Washington yıl 2054, cinayet suçu artık tamamen durdurulmuştur. Gelecek artık görülebilmekte ve suç daha işlenmeden cezalandırılmaktadır. Adalet Bakanlığına bağlı olarak çalışan , “Pre-Cogs”lar tarafından tüm detayları ile görüntülerinin düzenlendiği ve önceden harekete geçildiği Suç-öncesi bölümünün görevi suçluları bulmak ve onları durdurarak ceza almalarını sağlamaktır. Psişik canlılar olan “Pre-Cogs”lar asla hata yapmazlar. Bu ulusal olarak kurulan en mükemmel suç önleyici organizasyon olmuştur. Ve bu sistem için en çok çalışan da organizasyonun başında bulunan Şef John Anderton (Tom Cruise)dan başkası değildir. Bundan yıllar önce trajik bir şekilde oğlunu kaybeden Anderton tüm gücünü ve arzusunu sisteme vermiş böylece kendisinin yaşadığına benzer bir olayı başkalarının da yaşamasına engel olmaya çalışmaktadır. Bu olayın üzerinden altı yıl geçmiştir ve onun tek arzusu yaratmış oldukları sistemin kusursuz işleyişini sağlamaktır.&lt;br&gt;
Anderton’ın bu konuda asla şüphesi yoktur. Taa ki sistem onu bir numaralı şüpheli ilan edene kadar…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Minority Report&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1000&quot; height=&quot;1500&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/MV5BZTI3YzZjZjEtMDdjOC00OWVjLTk0YmYtYzI2MGMwZjFiMzBlXkEyXkFqcGdeQXVyMTQxNzMzNDI-._V1_.BsRPdUHH_2C9XA.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Filmde gelecekte kullanılacağı düşünülen bir çok &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Technologies_in_Minority_Report&quot;&gt;teknolojiye&lt;/a&gt; verilmiştir. &lt;strong&gt;Çoklu Dokunmatik Ekranlar, Retina Tarayıcılar, Kişiye Özgü Reklamlar, E-Papers, Örümcek Robotlar, Jet-Packs ve Suçu Tahmin Eden Program&lt;/strong&gt;. Yıl 2054 olmasa da Örümcek Robotlar haricindeki tüm teknolojiler icat edilmiş gibi 🙂 Tabi JetPack’i günlük hayatta kullanılmıyor daha 🙂 Peki Suçu Tahmin Eden Program? İcat edildi mi? Aramızda &lt;strong&gt;Pre-Cogs&lt;/strong&gt;‘lar mı var?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“The New York Times”&lt;/strong&gt; da yayınlanan haberin başlığı şu şekilde. &lt;strong&gt;“Sending the Police Before There’s a Crime”&lt;/strong&gt; yani &lt;strong&gt;“Suç Gerçekleşmeden Önce Polisi Olay Mahaline Göndermek”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Police NYT&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;600&quot; height=&quot;376&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/POLICE-1-articleLarge.CuHNDqgI_2iGGAs.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“The arrests were routine. Two women were taken into custody after they were discovered peering into cars in a downtown parking garage in Santa Cruz, Calif. One woman was found to have outstanding warrants; the other was carrying illegal drugs.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;But the presence of the police officers in the garage that Friday afternoon in July was anything but ordinary: They were directed to the parking structure by a computer program that had predicted that car burglaries were especially likely there that day.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;The program is part of an unusual experiment by the Santa Cruz Police Department in predictive policing — deploying officers in places where crimes are likely to occur in the future.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;In July, Santa Cruz began testing the prediction method for property crimes like car and home burglaries and car thefts. So far, said Zach Friend, the police department’s crime analyst, the program has helped officers pre-empt several crimes and has led to five arrests.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Haberin Tamamını &lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.nytimes.com/2011/08/16/us/16police.html&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; okuyabilirsiniz.&lt;br&gt;
Kullanılan metot ile ilgili bilgiye de &lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.documentcloud.org/documents/231954-l-a-predictive-policing-six-month-trial.html&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Buyrun bu da videosu &lt;strong&gt;Predictive Analytics – Police Use Analytics to Reduce Crime&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/watch?v=%5C_ZyU6po%5C_E74&quot;&gt;http://www.youtube.com/watch?v=\_ZyU6po\_E74&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak bu çalışma Tahmin Metotlarının ne kadar farklı alanlarda kullanılabildiğine bir örnektir. Tahmin yapıldıktan sonra bu Tahmin Doğruluğunun (Forecasting Accuracy) ölçülmesi gerekir. Doğruluğunun ölüçülmesi için çeşitli metotlar vardır. Belli bir zaman aralığında Gerçekleşen ile Tahmin arasındaki fark baz alınarak hesaplanan (Hata) değer en çok kullanılan Doğruluk ölçütüdür. (MAD, MAPE, RMSE, vs.) Fakat bunun gibi ölçütleri burada kullanmanız mümkün değildir. Makalede de yazdığı gibi bunun gibi modellerin ölçülmesi için farklı bir metot izlenmiş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“We’re facing a situation where we have 30 percent more calls for service but 20 percent less staff than in the year 2000, and that is going to continue to be our reality,” Mr. Friend said. “So we have to deploy our resources in a more effective way, and we thought this model would help.”&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dünyada Analitik açıdan güzel gelişmeler oluyor. Ve biz de bu gelişmeleri elimizden geldiğince takip etmeye çalışıyoruz. Tekrar görüşmek üzere.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>SAS Business Analytics Series 2012</title><link>https://suyunu.com/analitik/sas-business-analytics-series-2012/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/analitik/sas-business-analytics-series-2012/</guid><description>21 Mart 2012 tarihinde Swissotel The Bosphorus’da, SAS Business Analytics Series 2012 gerçekleşti. Geçen sene olduğu gibi bu senede organizasyona ekip olarak …</description><pubDate>Sat, 14 Apr 2012 10:04:25 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;21 Mart 2012 tarihinde Swissotel The Bosphorus’da, &lt;strong&gt;SAS Business Analytics Series 2012&lt;/strong&gt; gerçekleşti. Geçen sene olduğu gibi bu senede organizasyona ekip olarak katıldık. 2011 yılında yapılan organizasyonda Genel Müdür Yardımcımız tarafından &lt;strong&gt;“Bir Başarı Hikayesi”&lt;/strong&gt; olarak yaptığımız çalışma sunulmuştu. Bu sene sadece dinlemeye gittik. Her ne kadar Perakende sektörü için çok doyurucu olmasa da güzel bir organizasyon oldu.&lt;br&gt;
Ünlü futurist &lt;strong&gt;Mike Walsh&lt;/strong&gt;‘ın da konuşmacı olarak katıldığı organizasyonda, farklı sektörlerden yüzlerce dinleyici vardı. Geçtiğimiz sene salonlarda büyük boşluklar var iken bu sene yüksek katılımcıdan dolayı bazı oturumlarda yer sıkıntısı çekildi. Bizim sektörden (Moda Perakendesi) ben bu sene çok fazla kişi göremedim. O yüzden çok fazla sosyalleşemediğimizi de eklemek isterim 🙂 Organizasyon boyunca Twitter üzerinden &lt;strong&gt;#SASBAS&lt;/strong&gt; hashtag’i ile atılan tweetler bir ekran ile kullanıcılara gösterildi. Aynı zamanda &lt;strong&gt;@SasTurkey&lt;/strong&gt; ile de organizasyon hakkında bilgilendirme Tweetleri atıldı. Habertürk de canlı yayında organizasyona bağlandı. Geçen sene ile bu sene kıyaslandığı zaman artık Türkiye’de &lt;strong&gt;Analitik&lt;/strong&gt; konulara, &lt;strong&gt;Sosyal Medyaya&lt;/strong&gt; önem verildiğini sadece bu organizasyona bakarak bile söyleyebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sene öne çıkan konular, &lt;strong&gt;Sosyal Medya, Big Data, Dijital Gelecek, Analitik Çözümler&lt;/strong&gt;di.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Organizasyon Tanıtım Yazısından&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Sosyal Medya ne gibi fırsatlar sunuyor?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Dijital gelecek sizi ve işinizi nasıl değiştirecek?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Analitik çözümler rekabeti nasıl yönetiyor?&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İş kararlarını Büyük Veri nasıl etkileyecek?&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Neden Katılmalı?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Analitiğin , şirketinizi nasıl değiştirip, karar almanızı hızlandıracağını keşfedeceksiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Entegre pazarlama yönetimi, risk yönetimi, veri yönetimi ve İş analitik uygulamaları ve son trendleri dinleyeceksiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bankacılık, sigorta, perakende, telekom, enerji gibi farklı sektörlerin SAS çözümlerinden yararlandığını göreceksiniz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;En yeni SAS çözümlerimizle ilgili örnek uygulamaları ve demo sunumlarını izleyeceksiniz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Öne Çıkan Konuşmacılar&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Mike Walsh, Futurist &amp;amp; authority on emerging markets&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Shekhar Iyer, General Manager,SAS EMEA ve Asya Pasifik Center of Excellence Genel Müdürü&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Öğleden önceki programa iş dolayısıyla katılamadık. Öğleden sonra gerçekleştirilen oturumlara katılabildik. İlk olarak &lt;strong&gt;EreTeam&lt;/strong&gt; tarafından sunulan &lt;strong&gt;Başarılı Talep Tahminleme Modelleri&lt;/strong&gt; sunumunu dinledik. Tahmin ile içli dışlı olduğumuz için bu sunum bizi çok tatmin etmedi. Sanki üniversitede Üretim Planlama dersinde Tahmin konusunu işliyormuşuz gibi hissettim. Bu oturumdan sonra &lt;strong&gt;Tahminsel modelleme ile geleceğe dönük fırsatları keşfedin&lt;/strong&gt; konulu sunuma katıldık. Sunumun ilk kısmını SAS’dan &lt;strong&gt;Pelin Özbozkurt PhD&lt;/strong&gt;. yaptı. Ardından &lt;strong&gt;Yapı Kredi Bankası&lt;/strong&gt; örnek bir uygulama sunumu yaptı. Pelin Hanım’ın sunumu hem çok faydalı hem de eğlenceliydi. Hangi sektörden olursanız olun bir şeyler öğrenebileceğiniz bir sunumdu. Özellikle aşağıda yer alan bazı sunum notları, yol haritası niteliğindedir.&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;AnalitikYaklasimlar&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;706&quot; height=&quot;540&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/AnalitikYaklasimlar.mXS8ra0n_2b9VWm.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;AnalitikBenimse&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;834&quot; height=&quot;493&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/AnalitikBenimse.B7hidxf1_97UKG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;AnalitikKaynak&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;848&quot; height=&quot;502&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/AnalitikKaynak.BPb2jMDG_1AcgyE.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;AnalitikSurecler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;880&quot; height=&quot;470&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/AnalitikSurecler.B6v_mvHU_2t1htc.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sunumun ardından &lt;strong&gt;Social Media Analytics&lt;/strong&gt; başlıklı sunuma girip &lt;strong&gt;ING Bank&lt;/strong&gt;‘ın Sosyal Medya’da kullandığı Analitik yöntemler konusunda bilgi sahibi olduk. Son olarak &lt;strong&gt;Akbank&lt;/strong&gt; tarafından sunulan &lt;strong&gt;Marketing Optimization&lt;/strong&gt; başlıklısunuma katılıp günü noktaladık. Şirkete geri dönmemiz gerektiği için son oturumlara katılamadık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuç olarak, &lt;strong&gt;SAS Türkiye&lt;/strong&gt;‘ye böyle bir organizasyon düzenlediği için teşekkür ediyorum. Swissotel The Bosphorus’a ve çalışanlarına da güleryüzlü hizmetleri ve güzel yemekleri için teşekkür etmek istiyorum. Güzel bir gün geçirdik. Seneye tekrar bu organizasyonda görüşmek üzere. Belki konuşmacı olarak katılırım kim bilir 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şirketime&lt;/strong&gt; bu organizasyona katılma konusunda gösterdiği hassasiyet ve ulaşım konusunda gerekli kolaylığı sağladığı için de teşekkür ederim.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Moda Perakendesi – Kısa Kısa Haberler</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/moda-perakendesi-kisa-kisa-haberler/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/moda-perakendesi-kisa-kisa-haberler/</guid><description>Yakın Zamanda gerçekleşen Moda Perakendesindeki gelişmelerden bahsedelim. Çalıştığım sektörde ne oluyor ne bitiyor hem haberdar olalım hem de haberdar edelim</description><pubDate>Sat, 07 Apr 2012 07:33:05 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yakın Zamanda gerçekleşen Moda Perakendesindeki gelişmelerden bahsedelim. Çalıştığım sektörde ne oluyor ne bitiyor hem haberdar olalım hem de haberdar edelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Boyner, YKM’yi satın aldı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
YKM 190 milyon liraya satıldı. Boyner Holding YKM’nin yüzde 63 hissesini 190 milyon liraya satın aldı. 1950 yılında İstanbul Sultanhamam’da kurulan YKM’nin şu anda 32 ilde 64 mağazası, 4 bine yakın çalışanı, 1,000’in üzerinde iş ortağı bulunuyor.&lt;br&gt;
Şirketin perakendecilik sektörüne getirdiği bir çok yenilik bulunurken, İlk taksit sistemi, ilk mağaza kartı ve ilk çok katlı mağaza uygulamaları bunlar arasında yer alıyor.&lt;br&gt;
Kaynak: Hürriyet&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;AY Marka Mağazacılık 2012 yılında ciroda yüzde 32 büyüme hedefi koydu&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bünyesinde NetWork, Fabrika, Que, Divarese, T.box, Arzu Kaprol ve Beymen Business markalarının perakende operasyonlarını barındıran AY Marka Mağazacılık, 2012 yılında ciroda yüzde 32 büyüme hedefi koydu. 2007’de Altınyıldız bünyesinden ayrılarak 7 markayı yıllar içinde bir araya getiren AY Marka Mağazacılık, 2011’i yaklaşık 360 milyon lira ciro ile kapattı. AY Marka Genel Müdürü Eren Çamurdan, “2007’de 16 bin 700 metrekare olan toplam metrekare büyüklüğünü yüzde 140 artırarak 2011’de 40 bin metrekareye çıkardık. 2007’de 101 olan mağaza sayısını ise 2011 sonunda 218’e ulaştırdık” dedi.&lt;br&gt;
Kaynak: Hürriyet&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Spor devi ilk mağazasını Diyarbakır’da açtı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Avrupa’nın en büyük spor perakende mağazası zinciri Sport 2000 International GMBH, Türkiye’deki ilk mağazasını Diyarbakır’da açtı.&lt;br&gt;
25 ülkede toplam 3 bin 500 mağazaya sahip olan zincir ilk mağazası Diyarbakır’ın en büyük alışveriş merkezi Ninova Park’ta hizmete girdi.&lt;br&gt;
Kaynak: Sabah&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Lc Waikiki’den uluslararası kariyer fırsatları&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Hazır giyim sektörünün lider markası LC Waikiki, üniversite mezunu çalışanlarına yurt içinde ve yurt dışında pek çok kariyer fırsatı sunuyor.&lt;br&gt;
Tema Mağazacılık Uluslararası İnsan Kaynakları Direktörü Esra Altun, üniversite mezunlarının LC Waikiki’de kariyer hayatlarına başlayıp, yapılandırılmış bir eğitim programından geçerek, yurtiçinde ve yurtdışında oldukça iyi pozisyonlarda çalışma imkanı kazandıklarını belirtti.&lt;br&gt;
AIESEC Türkiye tarafından Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi’nde düzenlenen İnteraktif Eğitim Semineri’ne Tema Mağazacılık İnsan Kaynakları Koordinatörü Edward David Southall ile Uluslararası İnsan Kaynakları Direktörü Esra Altun katıldı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Online moda alışveriş dünyasında dev buluşma&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Türkiye’nin lider e-ticaret grubu markafoni, Türkiye’nin en saygın ve büyük medya gruplarından Doğuş Yayın Grubu’na ait olan enmoda.com adlı özel alışveriş sitesi ile ortaklık kurdu.&lt;br&gt;
Doğuş Yayın Grubu ile yapılan ortaklıkta işin yönetimi, konusunda uzman olan ve hisselerin coğunluğuna sahip olan markafoni’ye bırakıldı. Bünyesinde Vogue ve GQ gibi moda dünyasına yön veren dergileri bulunduran Doğuş Yayın Grubu ve Türkiye’nin lider e-ticaret grubu markafoni, güçlerini birleştirerek enmoda.com’u modanın merkezi haline getirecek.&lt;br&gt;
Türkiye’nin lider e-ticaret grubu markafoni’nin Doğuş Yayın Grubu’na ait enmoda.com’un hisselerinin yüzde 75’ini satın almasıyla online moda alışveriş dünyası, önemli bir ortaklığa sahne oldu. Bünyesinde Türkiye’nin ilk ve lider özel alışveriş kulübü markafoni.com, Türkiye’nin en büyük online ayakkabı mağazası Zizigo.com, parfüm ve kozmetik alışveriş sitesi MissPera.com’u da bulunduran markafoni Grubu, enmoda.com ile moda denince akla ilk gelen e-ticaret holdingi olma yolunda önemli bir adım atacak. enmoda.com trendleri takip eden değil, yaratan bir site olarak yoluna devam edecek!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Güçlü kadronuz yoksa marka olamazsınız&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
LC Waikiki markasıyla ün yapan Taha Group’un Genel Koordinatörü İsmail Hakkı Kısacık, Kayserili işadamlarına marka olmanın sırlarını anlattı.&lt;br&gt;
Markalaşmanın çok zor olduğunu belirten Kısacık, “Firmalar markalaşmak istiyorsa bunun birkaç adımı vardır. En önemlisi de insan kaynağıdır. İnsan kaynağının kalitesi üründe ve hizmetteki kaliteye yansır.” dedi. Kayseri Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) tarafından düzenlenen ‘Markalaşma’ konulu konferansa katılan İsmail Hakkı Kısacık, dünyada bilinen bir marka olan LC Waikiki’nin 1996 yılında isim hakkının Fransızlardan kendi gruplarına geçtiğini hatırlattı. Bundan sonraki süreçte de yatırımların devam ettiğini ve uluslararası düzeyde önemli mesafe kat ettiklerini belirtti.&lt;br&gt;
Kaynak: Zaman&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Erkek alışverişte kadını katlıyor!&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
W Collection Genel Müdürü Gökay Erol: Erkek bir seferde kadının 3 katı kadar para harcıyor.&lt;br&gt;
Vakko Holding kuruluşu olan W Collection, bu sezonla birlikte aralarında Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ve eşi Beyhan Bağış’ın Kanyon Alışveriş Merkezi’nde bulunan mağazasının da yer aldığı toplam 15 mağazada kadın koleksiyonunu piyasaya çıkardı. İlk mağazasını 2003’te açan ve 28 mağazaya ulaşan W Collection’ın ilham kaynağı ise eş veya erkek arkadaşları için alışveriş yapan kadınlar oldu.&lt;br&gt;
Erol, W Collection’a kadın koleksiyonunu eklerken ulaşılabilir fiyatta kalmaya dikkat ettiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü perakendeciler bilir ki, kadınlar sevdikleri/alışveriş yaptıkları markalara sezonda ortalama 4 ile 6 kez ziyarette bulunurlar, erkeklerin ortalaması ise 1 maksimum 2 kez. Ama ortalama alışveriş rakamlarına baktığınızda erkekler tek seferde kadından 3 misli fazla para harcıyor.”&lt;br&gt;
Kaynak: Habertürk&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Haberler &lt;a href=&quot;http://www.perakendebulten.com&quot;&gt;http://www.perakendebulten.com&lt;/a&gt; adlı siteden özetlenmiştir.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>2012′nin Gözde Meslekleri</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/2012%E2%80%B2nin-gozde-meslekleri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/2012%E2%80%B2nin-gozde-meslekleri/</guid><description>Bu yıl en çok hangi pozisyonlarda eleman aranıyor? Yılın gözde sektörü hangisi?</description><pubDate>Thu, 05 Apr 2012 11:21:13 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu yıl en çok hangi pozisyonlarda eleman aranıyor? Yılın gözde sektörü hangisi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yenibiris.com’un istihdam verilerine göre oldukça hareketli geçen 2011 yılının en gözde mesleği satış temsilcisi oldu. 2012’de en çok istihdam yaratması beklenen sektörlerin başında eğitim ve bilişim geliyor. Bilişim sektöründe en çok yazılım uzmanı aranıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Türkiye’de istihdam sektörüne dair yayınladığı düzenli verilerle iş arayanları ve iş verenleri yönlendiren Yenibiris.com, 2012 yılının gözde pozisyonlarını ve sektörlerini belirledi. Geçtiğimiz yıl en gözde mesleklerin başında gelen satış temsilciliği ve muhasebe elemanın yanı sıra bilişim sektörüyle ilgili pozisyonlara dair ilanlar her geçen gün artış gösteriyor. Bu artış bu yıl da devam ediyor. Yılın en gözde pozisyonu ise geçen yıl olduğu gibi yine mühendislik. Mühendisler arasında öne çıkanlar ise inşaat mühendisliği, satış mühendisliği ve elektrik – elektronik mühendisliği.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2011’nin en çok eleman arayan sektörleri ekonominin lokomotif sektörlerinden olan yapı-inşaat, sağlık-tıp ve tekstil olmuştu. 2012’de ise bunların yerini eğitim ve bilişim sektörleri almaya başladı. İnsan kaynakları danışmanları, özellikle bilişimin her dalının hızlı bir yükselişe geçtiğini söylüyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilişim sektöründe bu yıl en fazla aranan pozisyonlar şöyle:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;• Veri tabanı yöneticisi&lt;br&gt;
• &lt;strong&gt;Veri madenciliği uzmanı&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
• &lt;strong&gt;İş analisti&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
• Mobil uygulamalar uzmanı&lt;br&gt;
• ERP danışmanı&lt;br&gt;
• Dijital pazarlama uzmanı,&lt;br&gt;
• Sosyal medya yöneticisi&lt;br&gt;
• Mobil yazılım uzmanı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“İyi yazılımcılar altın değerinde olacak”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Inproda Yönetici Ortağı Cafer Telci&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Türkiye’de bilişim sektörü, teknolojinin gelişmesiyle birlikte gün geçtikçe hız kazanıyor. 2012’de bilgi teknolojileri ve telekom sektöründe yüzde 5 ile 7 oranında gerçekleşmesi beklenen büyüme şüphesiz istihdam açısından da olanak yaratacak. Artık hemen her departmanda BT süreçlerine hakim özel profesyonellere ihtiyaç duyuluyor. Çeşitli araştırmalara göre Türkiye’de 70,000- 100,000 aralığında yetişmiş bilişim sektörü personel açığı söz konusu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“E-ticaret ve CRM ön planda olacak”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Manpower Türkiye Genel Müdürü Ebru Coş&lt;br&gt;
Türkiye’nin genç nüfusuyla bir öne çıkabilir.Türkiye istihdam piyasasında birçok sektörde yetenek sıkıntısı çekildiğini görüyoruz. Sektörel ve işletmeden işletmeye kurumsal satış deneyimi olan nitelikli satış temsilcileri, teknik literatürü ve eğitimleri zorlanmadan takip edecek düzeyde İngilizce bilen teknisyenler, iyi düzeyde İngilizce bilen sekreter ve yönetici asistanları pozisyonları Türkiye’de işverenler için doldurulması zor pozisyonlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. 2012 yılının yıldız pozisyonları e-ticaret ve CRM’de olacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak : Yenibiriş&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Web Site İstatistiklerim – sabri.suyunu.com</title><link>https://suyunu.com/is-zekasi/web-site-istatistiklerim-sabri-suyunu-com/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-zekasi/web-site-istatistiklerim-sabri-suyunu-com/</guid><description>Artık elimden geldiğince daha fazla yazı yazmaya çalışıyorum. 6-7 aydır yazı yazmadıktan sonra tekrar yazmaya başlamak gerçekten çok iyi geldi bana. Hem iş …</description><pubDate>Tue, 03 Apr 2012 06:02:53 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Artık elimden geldiğince daha fazla yazı yazmaya çalışıyorum. 6-7 aydır yazı yazmadıktan sonra tekrar yazmaya başlamak gerçekten çok iyi geldi bana. Hem iş hayatında aldığım kararlar hem de blog için aldığım kararlar umarım benim için hayırlı olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son yazıları takip ettiyseniz, genelde “Analist” kavramı altında, iş analisti, sistem analisti, sistem geliştirme uzmanı vb. konuları kapsamaktadır. Bu tarz konular seçmemin iki sebebi bulunmakta. Birincisi, ben bu işleri yaptım ve şu anda da yapmaya devam ediyorum. Her ne kadar şu aralar analistlikten analitiğe geçmeye çalışsam da analistliğin hiç bir zaman bitmeyeceği bir şirkette ve direktörlüğün altındayım. İkinci sebep iste web sitesindeki ziyaret istatistikleri.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biliyorum. Blogum çok fazla hit alan bir site değil. Zaten biraz sonra rakamları yazdığımda bunu siz de göreceksiniz. Ama detaylı bakıldığı zaman, kullanıcıların web sitesine geliş amaçları beni bu tarz yazılar yazmaya yöneltiyor. En azından gelen kullanıcılar aradıklarının karşılığında bilgi edinsinler istiyorum.&lt;br&gt;
Lafı fazla uzatmadan istatistiklere göz atalım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Analiz Çalışması içilen seçilen Tarih Aralığı: 1 Haziran 2011 – 30 Mart 2012&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Genel İstatistikler&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Genel İstatistikler&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;884&quot; height=&quot;586&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Genel_istatistik.BGNycsXb_2uMWcg.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Anahtar Kelimeler&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Anahtar Kelime&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;887&quot; height=&quot;543&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Anahtar_Kelime.BaNEeFVK_1LTHei.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Siteye Ziyaretleri Hangi Sitelerden Geliyor&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Kaynak&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;886&quot; height=&quot;354&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Kaynak_kim.C-PTfntb_1TSGHV.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Verilerden de anlaşılacağı gibi, web-sitesine gelen ziyaretçiler ya benim kim olduğumu merak ediyorlar ya da yazımın en başında belirttiğim gibi “Sistem Analisti”, “İş Analisti”, “İş Zekası Uzmanı” gibi iş alanlarını araştırmak için geliyorlar. Günümüzde gelişen teknoloji ve artan rekabetten dolayı, geleceğe yatırım yapan şirketler bu tarz iş alanlarını çoktan keşfedip yatırımlarına başladılar bitirdiler ve geliştirmektedirler. Bundan 4 sene önce herhangi bir kariyer sitesinde “Analist” kelimesini arattığınızda aldığınız sonuç ile şimdikini karşılaştırabilseydiniz ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirdiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ne zaman bir sorunuz olursa, iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz. Yardımcı olursam ne mutlu bana 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Analiz için veri sağlayıcım Google Analytics ‘e de buradan teşekkürlerimi sunuyorum&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Sistem Analisti Miyim, Diplomat Mı?</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/sistem-analisti-miyim-diplomat-mi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/sistem-analisti-miyim-diplomat-mi/</guid><description>Bugünlerde çok fazla alıntı yaptığımın ve özgün bir yazı yazmadığımın farkındayım. Fakat alıntıladığım yazıların, Sistem Analisti, İş Analisti, Sistem …</description><pubDate>Sat, 31 Mar 2012 07:00:19 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bugünlerde çok fazla alıntı yaptığımın ve özgün bir yazı yazmadığımın farkındayım. Fakat alıntıladığım yazıların, Sistem Analisti, İş Analisti, Sistem Geliştirme Uzmanı, vs. pozisyonlarda çalışan, çalışmayı düşünen kişiler için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bu yazıda da, Sistem Analistlerin çok fazla karşılaştığı, “Yeni Bir Sistem ve Adaptasyon”, “Üst Yöneticilerin Yeniliğe Karşı Tutumu” “Sistem Analisti ve İletişim” konuları işlenmiş. Sizi Yazıyla baş başa bırakıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazının yayınlandığı adres : &lt;a href=&quot;http://www.danismend.com/kategori/altkategori/sistem-analisti-miyim-diplomat-mi/&quot;&gt;http://www.danismend.com/kategori/altkategori/sistem-analisti-miyim-diplomat-mi/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Projelerinizde karşılaştığınız en büyük engel neydi?” diye soruyorlar. Bekliyorlar ki eski sistemlerden veri aktarımı diyeyim ya da dökümantasyon eksikliği, kaynak azlığı, talepkar müşteri. Hayır işte, bunlar değil ! Temel engel ‘değişime direnenler’…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslında korku kültürünün olmadığı, onurlu insan ilişkilerinin ve insana değer veren personel politikalarının hakim olduğu organizasyonlarda bu engel çok kolaylıkla aşılıyor, kısa sürede en büyük avantaj haline geliyor. Açık iletişim çok şeye muktedir çünkü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Müdahil olduğum pek çok yazılım uyarlama projesinden biri kullanıcı direnci nedeniyle başarısız oldu. Aynı yazılımın aynı sektördeki bir başka uyarlama projesi ise tam bir başarıyla bitti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başarıyla biten projenin öyküsü ilginçtir. Şirket büyük bir holdinge bağlı. Holdingin sahibinin yönetim kurulunda olan yakını ile kontakt kurulmuş ve bizim çözümün alınması için prensip kararına varılmış durumda. Karar, şirket genel müdürüne iletiliyor. Genel müdür mesajı alıyor. Kurmaylarını topluyor, karardan kesinlikle bahsetmiyor. Sadece RFP sonuçlarını ve demo alınıp alınmadığını soruyor. Çalışmaları hızlandırmalarını söylüyor. Bu arada bize de demo için hazırlanmamız haberi geliyor. Zaten finale kalan iki şirket var. Bir Cumartesi günü sabahtan akşama kadar canlı sunum yapıyoruz. Sonraki hafta genel müdür geribildirimleri alıyor ve karar bizim çözümü tercih ettikleri yönünde. İşte bu kadar. Seçimi kendileri yapan kurmaylar projenin başarısı için canlarını dişlerine takıp çalışıyorlar. Sözünü ettiğim genel müdür gördüğüm en basiretli yöneticilerden biridir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Başarısızlıkla sonuçlanan diğer proje ise ‘emir demiri keser’ mantığıyla yönetiliyordu. Kullanıcı katılımı neredeyse silah zoruyla yaptırılıyordu. Bir zamanlar okuduğum ‘Yöneticinizi Siz Yönetin’ adlı kitaptaki temel konsept olan ‘astların gücü’ tüm haşmetiyle arz-ı endam ediyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilinmeyenin, yeninin kaygı yaratması kadar doğal ne olabilir! Yıllardır işinizi yapageldiğiniz bilgisayar programı bir süre sonra tarih olacak. Yeni ekranlarla, yeni raporlarla işinizi yapacaksınız. Yapabilecek misiniz acaba? Ya yapamazsanız?! Ne de olsa her yazılım kendi iş mantığını beraberinde getiriyor. Ya o mantık sizin bilgi ve deneyiminizle örtüşmezse?! vs.vs. Bu ve benzeri soruların içinde fırtınalar yarattığı çalışanlar yönetimden açık ve güven verici mesajları almazlarsa projenin başarısız olması için ellerinden geleni yaparlar. Sonuçta yazılım üreticisi / satıcısı olarak siz üzerinize düşeni yapmışsınızdır, ama proje başarısız olmuştur. Kime derdinizi anlatabilirsiniz ki! Ülkesever açıdan da heba olmuş zaman ve emek, muhtemelen yurtdışına uçup gitmiş dövizler…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sistem analisti müşteri yönetiminin uygun personel politikaları yürütemediği durumlarda bir diplomat gibi davranarak kullanıcıya kaygı duyulacak bir husus olmadığını, herşeyin daha güzel olacağını ekstra gayretlerle anlatmaya çalışır. Bu anlatım kuru lafla olmaz doğal olarak. Önce onların mevcuttaki çalışma tarzlarını öğrenir, işin yeni sistemde nasıl yapılacağını ONLARIN DİLİYLE açıklar. Terimlerin eşleştirmesini yapar. Eski terimlerden yeni terimlere geçişi bir süre ikisini bir arada kullanarak gerçekleştirir. En önemlisi yönetimin ver(e)mediği mesajı verir : “Siz işin kendisini biliyorsunuz. Kullanılan program sadece bir ARAÇ. Burada bir alışkanlık mevzusu var sadece. O da zamanla hallolacak bir husus”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ayrıca sistem analisti olarak siz yeni sistemin mantığını anlattığınızda müşteri tarafındaki kullanıcılar bazan kendi çalışma tarzlarındaki o saate kadar yapageldikleri hataları da görebilirler. Proje değerlendirme toplantılarında müşteri çok üstüne geldiğinde kullanıcıların zaaflarını koz olarak kullanacak karakterde bir proje yöneticiniz varsa yine diplomasi zamanı demektir. Aksi takdirde kullanıcılar size olan güvenlerini yitirirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sözün özü, insan malzemesini ne kadar iyi tanıdığınızla çok yakından ilişkili bir iş sistem analistliği. Yeri geldiğinde gizli lider, yeri geldiğinde diplomat, yeri geldiğinde şefkatli bir ağlama omuzu olmayı dahi içinde barındıran. Görev tanımlarında yazılı mıdır ki bu detaylar ?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Nazik Altınel&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;mailto:nazik_altinel@hotmail.com&quot;&gt;nazik_altinel@hotmail.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(Yazar hakkında: Nazik Altınel 1967 İstanbul doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisligi ’90 mezunudur. Sigortacılık ve bireysel bankacılık alanlarında yürütülen yazılım geliştirme ve uyarlama projelerinde, on yıllık iş deneyimine sahiptir.)&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>İş geliştirme, iş analisti, teknik analist ne demek?</title><link>https://suyunu.com/is-analisti/is-gelistirme-is-analisti-teknik-analist-ne-demek/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-analisti/is-gelistirme-is-analisti-teknik-analist-ne-demek/</guid><description>Markasizsiniz.com adlı sitede yayınlanmış güzel bir yazı.</description><pubDate>Fri, 30 Mar 2012 07:00:14 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Markasizsiniz.com adlı sitede yayınlanmış güzel bir yazı.&lt;br&gt;
Yazının yayınlandığı adres : &lt;a href=&quot;http://www.markasizsiniz.com/2009/04/is-gelistirme-is-analisti-teknik-analist-ne-demek/&quot;&gt;http://www.markasizsiniz.com/2009/04/is-gelistirme-is-analisti-teknik-analist-ne-demek/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bazı anahtar kelimeler ve cümlelerle o kadar çok ziyaretçi geliyor ki Marka Sizsiniz’e! Bazı sorulara dilim döndüğünce cevap vermek boynumun borcu oldu. Başlıktaki departman ve ünvanları birlikte ele alarak ve kendi iş yaşamımdan örnekler vererek konuyu aktarmaya çalışacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1999 yılında iş ararken insan kaynakları gazetelerinde, İngilizce verilen iki ilan dikkatimi çekerdi. Çok da anlayamadığım ve ilanlarda frima adı da bulunmadığı için bu pozisyonlar benim için daha da özenilir, gizemli bir hal almıştı. İngilizce ifadesi ile “business analyst” ve “system analyst”. “Vay be, bu pozisyonlarda çalışmak benim için hayal” diyordum. Üzerinden iki-üç ay geçmişti ki bir danışmanlık firması görüşmemizden hemen sonra “size İktisat Bankası’nda iş analistliği teklif ediyoruz” deyince ben çaktırmadan havalara zıplamıştım “Vay be, düşündüklerim dua yerine geçti her halde” diye. O günden sonra iş yaşamım harika bir şekilde ilerledi zaten. Neyse konuya dönelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu iki işin de bağlı bulunduğu departmanlar genelde Bilgi İşlem oluyor. Bildiğiniz gibi teknik geliştirme gereken tüm projeler de bu departmandan geçiyor. Fakat öyle bir süreci var ki, bir adımını atladığınız ya da önemsemediğiniz zaman büyük hatalara yol açabiliyor. Kısaca, bir proje ilgili tüm departmanlar tarafından takip edilir. Bu nedenle proje ekibinde bir çok kişi vardır aslında. Ve tabi ki proje bir kişinin liderliğinde başlar ve biter. Burada asıl önemli ve ilk yoğun analiz çalışmasını “iş analisti” ya da “ürün analisti” ve hatta “süreç analisti” diyebileceğimiz kişiler yapar. Tüm ihtiyaçların belirlenmesi ve analiz dokümanı olarak onaya sunulması için analist arkadaş-lar uzun toplantılar yapar ve gerekli tüm bilgileri toplar. Süreçteki en ufak ayrıntı ve yazılımın iş akışı bu dökümanda ortaya çıkmıştır aslında ama daha çok düz yazı ve diyagramlar şeklinde olur. Şimdilerde “Rational Rose” gibi “object oriented” mantıklı analiz uygulamaları kullanılıyor bildiğim. Bu da yazılımcıya bir çeşit teknik analizi de sunmuş oluyor. Bu dökümanda yazılanlar tüm proje ekibi tarafından onaylanmış olmalıdır. Yoksa “aaa ben böyle istememiştim” diyenler çıkabilir. Yeni istek geldiğinde çıkış tarihini ötelemek için referans dökümanı yerine geçer.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teknik analistler ise bu dökümanda yazılanları, yazılımcılarla birlikte değerlendirerek en uygun sistem mimarisini ortaya çıkarır. Tüm “if-else” mantığı aslında bu aşamada ortaya çıkar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her iki analizi birlikte hazırlamaya çalışan analistler de vardır. İktisat Bankası internet bankacılığı projesinde öyle yaptık, çok da güzel idi. Yazılımcıya bir çeşit sadece kodu yazmak düşer. Yoğurda siyah derseniz, yazılımcı yoğurdu siyah yazar, bu çok normaldir. Biraz uç örnek oldu ama yazılımcılar da o süreci kadar çok öğrenirler ki iş analizindeki bir çok hatayı keşfederek analiste geri gönderebilirler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Az buz bir işten bahsetmiyorum bir kullanıcı ekranının tasarımından, alanların özelliklerinden, hata mesajlarına ve performans-rapor kriterlerine kadar her şey bu dökümanlarda yazmalıdır. Bu dökümanlar sürekli arşivlenir, saklanır ve güncelleme gerektiğinde bu dökümanlar incelenir. Emin olun yazılımcılar da analistler de bir uygulamanın nasıl çalıştığını unutmuş olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İktisat Bankası’nda da, Turkcell’de de bilgi işlemde analist olarak çalıştım. Bankada internet ve mobil bankacılık uygulamalarını analiz ederken hem iş hem de teknik analist gibi çalıştım. Aslında belirli bir proje lideri yok ise projeyi “lead” eden kişi de analistler oluyor. Çünkü konuya en hakim kişiler onlar. Turkcell’de de bu şekilde devam ediyordu fakat Turkcell bir süre sonra “Servis ve Ürün Geliştirme” adında Genel Müdürlük binasında yer alan geniş bir departman oluşturdu. Aklınıza gelebilecek tüm projeler bu departmandan geçiyordu ve daha çok iş ve ürün analisti ünvanlı kişiler çalışıyordu. Teknik analistler ise yine yazılımcılara yakın noktada, yani bilgi işlem de devam ettiler. “Service&amp;amp;Product Development” departmanın en önemli amacı “business” departmanlarına yakın olmak ve ihtiyaçları daha yakından ve hızlı bir şekilde ele alabilmek idi. 2005 Temmuz başında ayrıldığımda bini aşkın proje talebi vardı ve bilgi işlem “hayır, olamaz” diyordu haklı olarak. Her şey müşteri memnuniyeti için doğru ama realiteyi de görmek gerek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İki büyük kurumsal firmadan ve süreçleri yönetme konusunda çok hassas insanlardan bahsediyorum. Ama gelin görün ki iş geliştirme, iş analisti, ürün analisti, ar-ge departmanı ifadelerine hala bir çok şirket, özlelikle KOBİ’ler çok yabancı. Analiz yazmayı, proje yönetimi süreçlerine uymayı zaman ve para kaybı olarak görüyorlar. Yılların tembelliği ve boş vermişliğinden sonra “eyvah, tüm bunları nasıl düzelteceğiz” diyerek danışmanlık firmalarına çok daha fazla para ve zaman harcıyorlar. Doğru, pazarda hızlı olmak gerek ama bunun da bir dengesi olmalıdır, değil mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İş analisti, adı üzerinde analitik düşünmek zorunda. Her konuyu, her süreci, her detayı ayrı ayrı ele alarak ve bağlantılarını, etkilerini de düşünerek bu işi yapmak zorunda. En iyi analizde dahi hatalar olacaktır. Bir de yazılımda oluşabilecek hataları düşünün. Test ve production test aşamalarında da hatalar görülerek telafi edilmemişse o ürün, o uygulama pazarda patlar. Genel Müdür veya Yönetim Kurulu ile toplantıya hazır olun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Küçük, büyük tüm şirket patronlarına sesleniyorum. Hemen her işinizi, probleminizi lütfen projelendirin. Ve bu süreci adım adım çalışanlarınıza öğretin. Ve ölçün, raporlayın. Ölçemediğiniz işe hakim olamazsınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saygılarımla.&lt;br&gt;
Kaynak: Markasizsiniz.com&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Küçük Karınca ve İş Hayatındaki Tecrübeleri</title><link>https://suyunu.com/allocation/kucuk-karinca-ve-is-hayatindaki-tecrubeleri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/allocation/kucuk-karinca-ve-is-hayatindaki-tecrubeleri/</guid><description>Küçük bir karınca, her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…</description><pubDate>Thu, 29 Mar 2012 08:09:30 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Küçük bir karınca, her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çok çalışır… Çok üretir… Ve bunları keyif içinde yapardı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Patronu Aslan, Karınca’nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırırdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir gün kârı ve verimliliği arttırmak için aklına parlak bir fikir geldi; eğer Karınca, başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hamamböceği işe öncelikle bir saat alarak başladı. Böylece Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. &lt;strong&gt;Bu nedenle hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve kârlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artan ekipmanlar için de artık bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için &lt;strong&gt;Sinek’i işe aldı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca, bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü ve bölüm başkanı olarak &lt;strong&gt;başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. Tabi ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. &lt;strong&gt;Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısı Tavuskuşu’nu işe aldı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve &lt;strong&gt;mutsuz&lt;/strong&gt; bir mekana dönüşmüştü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve kârlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü fark etti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir Danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Baykuş, Karınca’nın departmanında üç ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı. Raporun sonucu şuydu: &lt;strong&gt;“Departmanda aşırı istihdam vardı”.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi ve elbette, ilk olarak &lt;strong&gt;negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazıyı, Merchandise Planlama Merkez departmanından karınca kadar çalışkan Allocation Uygulama Uzmanı arkadaşım Mahmut Sami yolladı. Kendisine teşekkür ederim.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Bir mülakat sorusu: “Evinizde örümcek görseniz ne yaparsınız?”</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/bir-mulakat-sorusu-evinizde-orumcek-gorseniz-ne-yaparsiniz/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/bir-mulakat-sorusu-evinizde-orumcek-gorseniz-ne-yaparsiniz/</guid><description>Suyunu bu yazının bazı yerlerin kendi yorumlarını eklemiştir. Orjinal metinde hiç bir değişiklik yapmamıştır. Yazarın kendi eklediği kısımlar “italic” fontuyla …</description><pubDate>Wed, 28 Mar 2012 15:29:58 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Orjinal Metin&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.zeynepmengi.com/2012/03/bir-mulakat-sorusu-evinizde-orumcek-gorseniz-ne-yaparsiniz/&quot;&gt;http://www.zeynepmengi.com/2012/03/bir-mulakat-sorusu-evinizde-orumcek-gorseniz-ne-yaparsiniz/&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
adlı siteden alınmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Suyunu&lt;/strong&gt; bu yazının bazı yerlerin kendi yorumlarını eklemiştir. Orjinal metinde hiç bir değişiklik yapmamıştır. Yazarın kendi eklediği kısımlar “italic” fontuyla yer almaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İK uzmanları mülakatlarda artık sadece iş veya işle ilgili sorular sormuyor. CareerBuilder’ın yaptığı bir araştırma, İK’cıların mülakatlarda daha ilginç sorular sormaya başladığını gösteriyor. Bu sorulara verilen cevaplar adayın kişiliğini gösterebiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte insan kaynakları uzmanları tarafından sorulan en ilginç sorulardan birkaçı. Tabii ne anlama geldikleriyle birlikte.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: UFO’lara inanır mısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Adayı şoke edebilen tipik bir sorudur. Aynı zamanda tuzaktır da. Sakın soruyu Uzay Yolu veya Yıldız Savaşları’na inandığınızı anlatarak cevaplamayın. İşle ilgili bağlantı kurmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Becerebiliyorsanız bu pozisyonda ne kadar uygun olduğunuzla da bağdaştırın. Cevabınız şu şekilde olabilir mesela: “UFO’lara inanmıyor olabilirim, inandığım şey ise iş hayatında her şeyin olabileceğidir. Bir müşteri tarafından 10 kere reddedilsem de bu olmayacağı anlamına gelmez.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; UFO’lara inanmam. UFO’lar hayali varlıklardır. Ne kadar hayalperest bir insan olursam olayım gerçeklerle yüzleşmeliyiz bence. Hem UFO’lar var olsaydı şu ana kadar neden dünyaya hiç gelmediler. İş ile alaka kurmak gerekirse, Bir sistem analisti UFO’ya inanmasa bile analiz edebilmelidir. UFO’ların dünyaya ne zaman saldıracağını tahmin edebilmelidir. Biz zaten hep afaki şeylerle uğraşıyoruz. UFO’da gerçek olmadığına göre tam bize göre aslında.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Hiç odadaki en aptal insan durumuna düştünüz mü?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Dürüst olalım. Herkesin başına böyle bir şey gelmiştir. Öyle olmamış gibi davranmayın veya yalan söylemeyin. Şu şekilde bir cevap verebilirsiniz: “Tabii ki. Her zaman en iyi veya en akıllı olamayız. Bunu lehimize kullanabiliriz ama. Birbirimizi tanımak, kimin hangi işi iyi yaptığını bilmek takım çalışmasında birçok fayda sağlayacaktır.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Odadaki, arabadaki, sokaktaki, okuldaki en aptal insan durumuna düştüm. Gereksiz açıklamaları sevdiğim için sanırım. Aslında bana göre gereksiz değildir. Detaylardır ve ayrıntılardır. Çok sıkmadan detayları belirtmek isterim. Bu normal hayatta aptal durumuna düşürebiliyor insanı. Ama iş yerinde en aptal insan olmadım hiç bir zaman. Aptal bile olduğumu düşünmüyorum.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Kötü havalarda araba kullanabilir misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Burada aslında sordukları şey baskı altında çalışıp çalışamayacağınız. Bu soruya vereceğiniz cevap da şöyle olabilir: “Bazen kötü havalarda araba kullanmak bir zorunluluktur. Böyle durumlarda daha iyi odaklanmak, sabırlı ve temkinli olmak gerekiyor. Zordur ama imkansız değildir. Birazcık çabayla güvenli bir şekilde varacağınız noktaya ulaşabilirsiniz.“&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Araba kullanmaktan çok zevk alan bir insanım. Hava kötü ya da iyi hiç farketmez ortamın koşullarına göre gerektiği gibi kullanırım. Hava güzelken hızlı, kötüyken yavaş. Her zaman temkinli. Tabi hava şartlarına uygun ekipmanlarda çok önemli. Mesela Kar yağıyor ve yerler kar ise, Kar lastiği ya da zincir olmalı, antifirizli cam suyu olmalı. Motorin ve yağların donmaması için gerekli katkı malzemelerinde önceden koyulmuş olmalıdır. Ek olarak sarı camlı bir gözlükte görüşünüzü daha iyi yapacaktır. Sonuç olarak hem tecrübeli hem de iyi bir şöför arıyorsanız ben burdayım.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Pişirir misiniz alır mısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Satın almanın veya pişirmenin avantajlarını anlatmak yerine neden bunu tercih edeceğinizi anlatın. Eğer pişiriyorsanız malzemeleri bir araya getirip herkesin sevebileceği bir şey yaratmayı sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer satın alırım diyorsanız kaynaklarınızı ve zamanınızı verimli kullanmayı tercih ettiğinizi söyleyebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Pişirmek her zaman birinci tercihimdir. Çünkü Pişirmek bir sanattır. Hazır aldığın yemeklerde kullanılan malzemelerin kalitesinden tutun da aşçının becerisine kadar herşey etkilidir. Şunu sorabilirsiniz. “Sen ne kadar iyi bir aşçısın?” Ben istenilen yemeği en iyi şekilde yapabileceğime inanıyorum. Yenilecek üründeki malzemelerin satın alımından tutunda kullanılma miktarı benim elimde. Zamanı verimli kullanamayacağımı düşünüyor olabilirsiniz. Sonuç olarak dışarıdan bu yemeği yemeğe alışmak mı, yapmayı öğrenmek mi diye sormak isterim size.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Size bir tuğla versem, o tuğlayla ne yapardınız?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bu da vizyon ve girişimle ilgili bir soru. Cevabınız şu olabilir: “Eğer bana bir tuğla verirseniz, çıkıp daha fazla tuğla ararım, dikkat çekici, ilginç bir şey inşa etmek için daha değişik boyut ve renklerde tuğlalar bulurum.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Bu soruya “Başka tuğlalar bulup ev yapmak için çalışırım” demekten başka bir cevap bulamıyorum. Şimdi o tuğlayı kırıp, kırılan parçaları toz haline getirip, deniz suyu koyduğum şişeleri renklendirmek için kullanırdım mı diyim. Amacınız nedir sayın İnsan Kaynakları yöneticisi. Bu sorular içindeki en gereksiz soru olarak görüyorum bu soruyu.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Kurallar yıkılmak için midir?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
O kuralların konmasının mutlaka bir nedeni vardır. Sorumluluk, denge ve kontrol ve işlerin düzgün ilerlemesini sağlamak. Kurallara uyduğunuzu söyleyebilirsiniz ama şunu ifade etmekten de çekinmeyin: Zamanı geldiğinde kurallar esnetilebilmeli.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Kurallar yıkılmak için değil uyulmak içindir. Kuralın kimin tarafından ne için koyulduğu çok önemlidir. Sigara içilmesi yasak bir yerde para cezası olsa bile sigara içemezsiniz. Ama bazı kurallar vardır ki bu kurallar acil durumlarda yok sayılabilir. Mesela otobanda 120km/s olan hız sınırı, hasta olan çocuğunuzu hastaneye yetiştirmek için dikkate alınmayabilir. Sonuç olarak kuralın esnetebilmesi durumsaldır.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Eğer bir süper gücünüz olsaydı, ne olmasını isterdiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Bu soruyu zekice yanıtlamalısınız. İster uçmak istediğinizi söyleyin ister görünmez olmayı, profesyonel hayatla bağdaştırabileceğiniz maddeler olsun. Seçeceğiniz süper güç mutlaka kurumun lehine olsun, çalıştığınız yere faydanız dokunsun. Mesela akıl okuma gücünü seçtiniz. Bunu müşterileriniz için daha iyi sonuçlara ulaşmak için kullanacağınızı ekleyin.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Süper güçler. Düşününce aklıma gelen en süper güçler şunlar. Görünmezlik, Duvardan Geçme, Uçmak, Acıyı hissetmeme, Şekil değiştirme, Akıl Okumak, vs. Bu sorunun cevabını her insan bir kere düşünmüştür. Açıkçası Duvardan Geçme + Görünmezlik + Akıl Okuma kombinasyonu sanırım çok ideal bir karışım olurdu. Bunu iş ile alakalandırmamı bekliyorsunuz sanırım. Duvardan Geçerek zamanımı en iyi şekilde kullanmak ve ulaşmak istediğim yerlere kuşbakışı mesafelerde gitmek istediğimden. Görünmezlik müşterilerimin alışkanlıklarını anlamak ve bir nevi CRM faaliyetlerinde bulunmak için. Akıl okumak da benim hakkımda ne düşündüğünü anlamak için yani işim ve verdiğim hizmet kalitesini anlamak için.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soru: Evinizde bir örümcek görseniz ne yaparsınız?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Mülakatı yapan kişi burada tepkinizi ölçmeye çalışır. Şöyle bir cevap yerinde olabilir: “Örümceği olduğu yerde bırakırım. Çünkü bu gibi küçük şeylere takılmam” veya “Bir başkasından bu konuyla ilgilenmesini rica ederim, böylece daha önemli işlerle ilgilenebilirim. “&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Örümcek mübarek bir hayvandır. Ve her şeyden önemlisi o da bizim gibi bir canlıdır. Bir gazete parçasıyla alırım ve camdan dışarı atarım. Tabi siz Avustralya’nın kırsal bir bölgesinde oturuyorsanız ve evinizde elim kadar bir tarantula var ise durum biraz daha farklı. Bu durumda ya siz bu duruma alışık olduğunuz için onu alıp camdan dışarı atarsınız ya da zaten sizin evcil hayvanınızdır alıp seversiniz.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak: Jobs.aol.com&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yaptığı işten usananlar için pratik öneriler</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/yaptigi-isten-usananlar-icin-pratik-oneriler/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/yaptigi-isten-usananlar-icin-pratik-oneriler/</guid><description>Her sabah erkenden kalkıp gece geç saatlerde eve dönmekten sıkıldınız mı? Özellikle de özel sektörde çalışma saatleri çok uzun sürdüğü için herkes aynı …</description><pubDate>Wed, 17 Aug 2011 11:52:45 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Her sabah erkenden kalkıp gece geç saatlerde eve dönmekten sıkıldınız mı? Özellikle de özel sektörde çalışma saatleri çok uzun sürdüğü için herkes aynı sorundan şikayetçi. Peki bu durumda neler yapabilirsiniz, tüm gün işinize nasıl konsantre olabilirsiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Lifehacker isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte işyerinde aktif kalmanızın yolları:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1. Sadece bırakın: Eğer işyerinizde son noktaya geldiyseniz, çıkış planı oluşturmaya ihtiyacınız var demektir. Ancak, ev kiranızı ödemek için bu işte kalmanız gerekiyorsa ve bu sektörde hemen yeni bir iş bulamayacağınızı düşünüyorsanız bir süre daha devam edip para biriktirin. Biraz dinlenmek için birkaç gün izin alın. Bir taraftan da yeni bir iş aramaya başlayın.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2. Patronunuzla anlaşmayı öğrenin: Patronunuzla baş etmenin yolu biraz mesafe oluşturmaktır. Patronunuzdan daha iyi olmak için onunla çılgın bir yarışa giymeyin. Çünkü, o bu konuda daha iyidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3. Dengeyi bulun: Küçük, stratejik değişiklikler dengeyi bulmanızda büyük farklar oluşturabilir. Karşınıza çıkan her engelde işinizi değiştirmeyi düşünmek yerine, sahip olduğunuz işe bağlanın, küçük detaylara daha çok önem verin. Sizi mutlu eden anları not alın ve bu çizgiler üzerinden ilerleyin. Büyük kararlar kısa bir süre için memnuniyet verir, ancak eğer küçük problemleri büyütürseniz ve mutlu olduğunuz anları görmezden gelirseniz, bu durum hep tekrarlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;4. İş arkadaşlarınızla iyi geçinin: İşinizden nefret ederseniz, her şeyden nefret edersiniz. İşyerinde sorunlarınızı ya da mutluluğunuzu paylaşabileceğiniz arkadaşlarınız varsa, sıkılmazsınız ve işte daha başarılı olursunuz. Hatta bir araştırmaya göre, işyerinde arkadaş sahibi olmanın ömrü uzattığı açıklanıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;5. Biraz esneklik isteyin: Patronunuzdan fazladan bir esneklik isteyin. Yaptığınız iş buna uygunsa çok gerekmedikçe evden çalışın. Bu sayede kendinizi biraz daha rahat hissedebileceksiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;6. Negatif düşüncelerinizi bastırın: İşiniz hakkında şikayet etmek eğlenceli olabilir. Çünkü burada içinizde biriktirdiklerinizi dışarı atıyorsunuz. Fakat, asabiyetinizi göstermek ise öfkenizi daha da kötüleştirecektir. Eğer bu negatiflik iş arkadaşlarınıza da yayılırsa, bu durumu daha kötü hale getirir. Şikayet etmek yerine çözümler üzerinde düşünün. Bu sorunları çözmek için yollar bulmaya çalışın. İşyerinizdeki işleyişi değiştiremiyorsanız, problemlerle baş etmenize yardımcı olacak yolları düşünün.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;7. Sağlıklı olun: Ruh ve akıl sağlığınızın dengeli olması halinde, yapamayacağınız şey yoktur. İşe yeni başlayanlar, her gece ne zaman yatacağınıza karar verin ve bunu sürekli uygulayın. Haftada 3-4 kez uygulayabileceğiniz bir egzersiz bulun ve yapın. Ucuz ve sağlıklı yemekler yapmaya başlayın. Her gün kendinize belirli bir zaman ayırın ve hiçbir şey yapmayın, dinlenin. Gerekirse bunların hepsini yapmak için bir plan oluşturun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;8. Kötü günlerden sakının: Bir dizi küçük engeller ortaya çıktığında genellikle bunlar sizin için kötü günlerdir. O gün her şey normal halinden daha kötüye gidiyor gibi görünüyorsa, bir adım geri gidin ve neler olduğuna bakın. Küçük engellerin gününüzü mahvetmesine izin vermeyin. Eğer durumlara gerçekçi bir şekilde bakarsanız, potansiyel bir kötü günü başlamadan durdurabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;9. Kendinizi işinize verin: Muhtemelen zaten bunu bedenen zaten yapıyorsunuz. Eğer işinizi yaparken üretici, meraklı olursanız ve işinizi severek yaparsanız hem işinizden zevk alırsınız, hem de daha başarılı olursunuz. Ayrıca ilgi alanlarınızı da işinize yansıtabilirseniz işinizi zevkli, eğlenceli hale getirirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;10. Bakış açısı kazanın: Bugün tüm yaşamınızın sadece bir günüdür. Bu nedenle hayatınızda yaşadığınız olumsuzluklara değil, olumlu olaylara odaklanın. İşte de problemleri çözmenin ne kadar sıkıcı olduğunu düşünmeyin, tam tersi zamanınızı işinizin olumlu yönlerine ayırın. Hayatta karnınızı doyuracak yemeğiniz, yaşabileceğiniz bir eviniz ve yapacak bir işiniz varsa şanslısınızdır. Hele bir de sizinle ilgilenen, sizi merak eden insanlar varsa değmeyin keyfinize. Bu nedenle işyerinizdeki küçük problemleri dert etmeyin ve pozitif olun.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Sosyal Medya – Medical Park ve Check Up</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/sosyal-medya-medical-park-ve-check-up/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/sosyal-medya-medical-park-ve-check-up/</guid><description>Büyük şehirde yaşayan insanların, periyodik olarak check-up yapmalarının yanındayım. Kirli hava, cep telefonu, bilgisayarlar (kısaca radyasyon) ve diğer …</description><pubDate>Tue, 26 Jul 2011 11:35:48 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yeni açılan &lt;a href=&quot;http://www.Analythink.com&quot;&gt;www.Analythink.com&lt;/a&gt; adlı İş Analitiği blogunda yazdığım yazıyı sizle paylaşmak istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Büyük şehirde yaşayan insanların, periyodik olarak check-up yapmalarının yanındayım. Kirli hava, cep telefonu, bilgisayarlar (kısaca radyasyon) ve diğer etmenler bireylerin teşhisi zor hastalıklara yakalanmalarına sebep olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İstanbul’da yaşayan ve tüm gün bilgisayar başında mesai tüketen biri olarak, check-up yaptırmaya karar verdim. Çeşitli hastanelerin sitelerini araştırdıktan sonra Acıbadem Hastanesi ve Medical Park’a yoğunlaşmaya karar verdim. Twitter üzerinden Acıbadem Hastanesine mesaj (mention) yaparak bilgi talebinde bulundum. Cevap gelmesini beklerken de Medical Park’ı telefonla aradım. Check-up konusunda uzman müşteri hizmetleri bana tüm detayları ve yapılan testleri anlattı. Tam istediğim testler, istediğim fiyatlara sunulmaktaydı. Telefon konuşması boyunca sadece ismim ve telefon numaram mevzu bahis oldu. Onun haricinde hiç bir kişisel bilgimi vermedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Telefon konuşması bittiğinde Twitter üzerinden Acıbadem Hastanesinin cevap verip vermediğini kontrol ederken, çok şaşırtan bir durum ile karşılaştım. Medical Park beni Twitter üzerinden takip ediyordu. İlk başta anlayamadım ve Google üzerinden Telefon numaramı ve ismimi kullanarak arama yaptım. Arama sonucunda hiç bir şey çıkmadı. Peki bu kişiler beni nasıl bulmuşlardı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz düşündükten sonra, bunun başarılı bir sosyal medya kullanımı olduğunu anladım. Benim Acıbadem Hastanesini takip etmem ya da twit atarken kullandığım “check up” kelimesinin süzgeçlerine takılmış olmasından dolayı beni takip etmiş olabilirler. Her iki ihtimalde de doğru bir iş yaptıkları için kendilerini tebrik ediyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Sosyal medyayı, pazarlama mesajları yaymak veya varolan/ potansiyel müşterilerle daha iyi bağlar kurmak için kullanmak” tanımını fazlasıyla hakeden bir hareket. Belki biraz rastlantısal ama başarılı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer bunların haricinde “Metin Madenciliği” (Text Mining) kullanarak “Bilgi Çıkarımı” (information extraction) yaptılarsa çok büyük bir iş başarmış demektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yakın zamanda Check-up yaptırmayı düşünüyorum. Medical Park tercihim olacağından eminim. Hepinize sağlıklı günler dilerim.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Zara’nın hissedarları 75’lik patronu kapıya koydu</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/zaranin-hissedarlari-75lik-patronu-kapiya-koydu/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/zaranin-hissedarlari-75lik-patronu-kapiya-koydu/</guid><description>İspanyol hazır giyim devi Zara’nın 75 yaşındaki patronu Amancio Ortega, hissedarların kararıyla yönetimi bırakıyor</description><pubDate>Wed, 20 Jul 2011 14:09:28 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;İspanyol hazır giyim devi Zara’nın 75 yaşındaki patronu Amancio Ortega, hissedarların kararıyla yönetimi bırakıyor&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dünyanın en ünlü perakende zincirlerinden, İspanyol hazır giyim devi Zara ve Indıtex grubunun yüzde 59.29 ile en büyük hissesine sahip patronu Amancio Ortega, hissedarların kararıyla yönetimden ayrılıyor. 75 yaşındaki Ortega’nın yönetimdeki aktif rolünden ayrılarak yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam edeceği bildirildi. Son birkaç yıldır kendini hissettiren şirketteki bu yönetim değişikliği sonrasında yönetime deneyimli ve daha genç birinin getirileceği bildirildi. Şirketin yönetim kurulundan yapılan açıklamada Ortega’nın yerine gelecek ismin mücadeleye açık olan perakende sektöründe sorumluluk ve motivasyon faktörlerine yerine getirebilecek, aynı zamanda yeni fikir ve projelere açık özelliklerde olacağı da bildirildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;‘KARARA SAYGILIYIM’&lt;br&gt;
Ortega ise yönetim kurulunun aldığı bu karara saygı gösterdiğini açıklayarak bu değişikliğin grup için ‘en iyisi’ olacağını söyledi. Grubun CEO’luğunu ise 2005 yılından bu yana Madrid’te Universidad Complutense’de hukuk eğitimi alan Paul Island yapıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Dünyanın en zengin yedinci adamı&lt;br&gt;
İspanya’nın en zengini olan ve Türkiye’de de yatırımları olan tekstil firması Zara’nın sahibi Amancio Ortega, 30’dan fazla şirketi kontrolü altında tutuyor. 31.1 milyar dolarlık servet ile dünyanın en zenginle listesinin de yedinci sırasında olan Ortega, imparatorluğa dönüştürdüğü Inditex’in başkanı olarak aylık 600 bin euro maaş alıyor. 65 bin kişiye iş verip, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 64 ülkede iş yapan Ortega, servetinin yüzde 87’sini hâlâ kurduğu şirketten sağlıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kaynak | Sabah&lt;br&gt;
Link:&lt;a href=&quot;http://www.perakendebulten.com/haber.php?hid=1310984546&quot;&gt;http://www.perakendebulten.com/haber.php?hid=1310984546&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri: Çok ilginç bir durum söz konusu. Zara’yı her konuda örnek alan Türk Moda Perakendecileri bakalım bunu da örnek alacaklar mı? Yoksa Patron şirketinden öteye gidemeyecekler mi?&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Şoförler, Arabalar ve Yollar – Burak Günbal</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/soforler-arabalar-ve-yollar/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/soforler-arabalar-ve-yollar/</guid><description>Parakende Sistem Profesyoneli olarak sektörde isim yapmış Burak Günbal Bey’in yazısını sizinle paylaşmak istiyorum. Yazı çok etkileyici. Kendisiyle aynı …</description><pubDate>Wed, 29 Jun 2011 10:32:20 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Parakende Sistem Profesyoneli olarak sektörde isim yapmış Burak Günbal Bey’in yazısını sizinle paylaşmak istiyorum. Yazı çok etkileyici. Kendisiyle aynı sektörde çalışıyor olmamdan mı yoksa kurumsallaşamayan şirketlerin temel sorunu mu bilmiyorum ama tam yerinde bir yazı olmuş. Kendisine yazısını blogumda paylaşmama izin verdiği için ayrıca teşekkür ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazının linki : &lt;a href=&quot;http://www.perakendebulten.com/haber.php?hid=1305628878&quot;&gt;http://www.perakendebulten.com/haber.php?hid=1305628878&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şoförler, Arabalar ve Yollar – 17/05/2011&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Arabanız var, bir de özel şoförünüz; ama vardığınız yerden memnun değilsiniz. Önce arabayı değiştirdiniz. Yenisi de sizi memnun edemedi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sıra şoföre geldi. Yeni şoför başta işini biliyor gibi gözüküyordu, ancak şimdilerde, onun da sizi götürdüğü yer, önceki ile aynı diye huzursuz olmaya başladınız. Sonra, arabaya biraz takviye yaparsanız, daha iyi olur diye düşündünüz fakat performans istediğiniz gibi olmadı. “En iyisi ben şoföre destek vereyim” dediniz ve sağ koltuğa, takviye yapılan aracınızı tanıyan yeni birisini (co-pilot) oturttunuz. Bu arada masrafınız da arttı. Nereye geldik diye camdan dışarı baktığınızda ise, gördünüz ki yine aynı yere varmışsınız ve onca para boşa gitti diye düşündünüz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sinirlendiniz. Mutsuzluğunuzun acısını şoförden çıkardınız. Sağ koltuktaki co-pilot direksiyona geçti. Yine olmadı; aynı yere gidiyordunuz. “Demek normal olan bu” dediniz. Gün oldu, devran döndü; baktınız ki birileri başka yerlere gidiyor ve oraları görenler, vardıkları yerleri tarif ederken, tropik bir sahil kasabasını anlatır gibi heyecanlılar; haliyle yeniden iştahınız kabardı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Madem birileri güzel yerlerden bahsediyor, ben de istiyorum” dediniz ve işi en iyi bilen kimdir diye düşünüp, bu sefer işinin ehli olarak bilinen bir taksiciyi, şoför olarak istihdam ettiniz. Garanti olsun diye, bir dolmuş muavinini de sağ koltuğa oturttunuz. O esnada araba da biraz eskimişti. “Madem yapıyoruz, işi tam yapalım” dediniz ve seçimi yeni şoföre bırakıp, arabayı bir daha yenilediniz. Gönlünüz biraz daha rahattı artık. Gün ola, harman ola dediniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Harman olmadı. Acaba son şoför, karşının esnafı mıydı? Yoksa bu yakayı bilmiyor muydu? Pencereden görünen manzara, hiç değişmemiş, buna karşın etrafınızda güzel yerlerden bahsedenlerin sayısı artmıştı. Acaba sahte bir cennetin mi peşindeyim diye düşündünüz. Siz düşünürken birileri solunuzdan hızla geçti. Tekrar hırslandınız ve yeni otomobilinize de güvenerek, düş peşine talimatını verdiniz şoföre. Bir süre takip ettiyseniz de, sizi sollayan araç bilmediğiniz bir yola girdi ve korktunuz; çünkü ne haritanız vardı, ne de yol soracak birileri. Sağa yanaştınız yeniden. Acaba yanlış otomobili mi seçmiştiniz yoksa bu şoförlerin hepsi dolandırıcı mıydı? Direksiyona kendiniz geçtiniz. Sonuç?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aynı, değişmedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çünkü siz sürekli personelinizi ve sisteminizi değiştirirken, sürecinizi yani yolunuzu hiç değiştirmediniz. Aynı yoldan giderek, hep başka yerlere varmayı hayal ettiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Durun, bir nefeslenin; ardından önce hayalinizi tarif edin (vizyon). Araştırın ve yol haritanızı çıkarın (strateji) fakat burnunuzun dikine gitmediğinizden emin olun (yeni yol, yeni süreç/iş yapış biçimi). Evet, bugün beğenmediğiniz noktaya siz dişinizle-tırnağınızla geldiniz (ticari fikir) ama artık asfalt zemine (rekabetin yoğun olduğu pazar) çıkmalı, yarışacağınız pisti seçmeli (segmentasyon), arabanızı (sistem) seçtiğiniz pistin şartlarına uydururken (standardizasyon), aracınıza iddianızı ortaya koyacak bir renk belirlemelisiniz (farklılaşma ve vaad).&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hedefiniz belli, yolunuz doğru ise araç da doğru olur, pilot da.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çünkü değişim demek, farklı bir yol denemek değilse eğer, sadece sistem ve İK’yı yenilemek, makyajdan öteye gitmeyen teferruattır.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Suyunu:&lt;/strong&gt; Çalıştığım şirket, sektördeki en vizyoner şirket. Buna eminim. Stratejileri her zaman sektörde yol gösterici olmuştur. O zaman problem nedir? Araba. Arabaya binmek yerine sırtına almak (Sistemi patronun yazmaya çalışması) , motorun hacmi ve bazı özelliklerini öğrenmesi yerine, arabanın motorundaki her bir parçanın detaylarını öğrenmeye çalışmak (Algoritmalarda kullanılan tüm detayları öğrenmeye çalışarak uzmanlık alanın dışına çıkan patron), arabanın daha hızlı gitmesi için yapılan aerodinamik geliştirmeleri önemsememek (yorumsuz), arabadaki problem arayışının sadece bir kaçı. Araba olmadan yürümek zorunda kalırsınız ya da toplu taşıma araçlarına binip herkes gibi olursunuz.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Bir Doğum Günü Altı Pasta Beş Kutlama</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/bir-dogum-gunu-alti-pasta-bes-kutlama/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/bir-dogum-gunu-alti-pasta-bes-kutlama/</guid><description>Gel de şımarma 🙂 27 Mayıs benim doğum günümdü. Geçtiğimiz Cuma günü doğum günümü yâd ettik. Çeşitli zamanlarda çeşitli organizasyonlar düzenlendi. Ben hepsine …</description><pubDate>Fri, 03 Jun 2011 07:40:08 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Gel de şımarma 🙂 27 Mayıs benim doğum günümdü. Geçtiğimiz Cuma günü doğum günümü yâd ettik. Çeşitli zamanlarda çeşitli organizasyonlar düzenlendi. Ben hepsine katılmaya çalıştım. Toplamda 5 farklı organizasyonda 6 pasta kesildi. Pastalardaki mum sayılarının toplamı benim yaşım olan 27’ye eşit olması da ayrı bir tesadüftü. (Tabiki şaka 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teker teker organizasyonlardan bahsetmek yerine, ben sabahtan başlayarak olayları anlatayım. Çünkü iç içe geçmiş ve birbirinden habersiz organizasyonlar var. Ek olarak bir adam kaçırma durumu söz konusu 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Her sabah olduğu gibi, erkenden uyandım, servise bindim ve şirkete geldim. Şunu anladım ki, serviste sabahları ne kadar uyumamaya çalışsam da başaramıyorum. Servis şirketin önüne yanaşınca da sarhoş gibi iniyorum ve bir gün 5. kata çıkarken merdivenlerde uyuya kalmaktan korkuyorum 🙂 Masama ulaştığımda klavyemin üzerinde bir not vardı. Üzerinde &lt;strong&gt;“Top Secret”&lt;/strong&gt; yazıyordu. En başta güldüm ama notu okuyunca içim bir korku sardı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“&lt;strong&gt;Sabri Suyunu karın elimizde. Dur hemen panik yapma. Eğer verdiğimiz talimatlara uyarsan karına kavuşabilirsin. Ama polise ya da başka birine haber verirsen karını unut. Sakın aramaya da kalkma senin için hiç iyi olmaz. Okuduktan sonra bu notu imha et. Şimdi yapman gerekenleri söylüyorum. Akşam işten çıkar çıkmaz (hatta biraz erken çıkarsan daha iyi olur) vereceğim adrese geleceksin sakın oyalanma süren başlıyor. Tik tak Tik tak…&lt;br&gt;
Adres: Şahkulu Mah. Galipdede cad. Nakkas çıkmazı no:1/2 34420 Tünel Beyoğlu İstanbul&lt;/strong&gt;“&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aman Allah’ım. Zehra’yı kaçırmışlardı. Ne yapacağımı bilemez bir halde etrafıma baktım. Bu notu kim bırakmıştı. İçimizde bir ajan olduğundan şüpheleniyordum ama bu kadar ileri gideceklerini tahmin etmiyordum. Hemen maps.google.com adresine girdim ve gideceğim noktayı buldum. Çıkmaz bir sokaktı. Çatışma olacaktı bunu hissediyordum. Neyse hallederiz dedim ve işimin başıma döndüm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şirketten çok sevdiğim arkadaşlarım beni öğlen yemeğine davet ettiler. Fahriye, Kezban, Nida, Medine, (Meltem burada yoktu ama olsaydı kesin o da orada olurdu). Ben de yukarıda yiyelim diye direttim. Onlar dışarıda yemek yemek için uğraştıkça ben burada yiyelim diyordum. (Bana sürpriz yapacaklarını nereden bilebilirdim ki. Meğer sürprizi berbat etmek için elimden geleni yapmışım resmen) Sonra benim dediğim kabul oldu ve yukarı yemeğe çıktık. Bana gıcık olmuş bir şekilde bakıyorlardı. Tabi ben sürprizden habersiz olduğum için ikide bir, &lt;strong&gt;“Ne oluyor ya neden bu kadar büyüttünüz, haftaya gideriz”&lt;/strong&gt; diyordum. Sonra aşağı indik ve Fahriye kahve yapmaya gitti. Kezban da ona yardım edecekmiş. Sonra oturduk muhabbet falan derken birden kapı açıldı ve &lt;strong&gt;“Aaaaa Pasta”&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;“Hadi bee”&lt;/strong&gt; diyerekten bu sürprizi karşılıyordum. Ardından &lt;strong&gt;“Ya ben sürprizi berbat ettim di mi?”&lt;/strong&gt; diye sordum. Ardından pastamızı kestik. “Kivili bir tart” doğum günü için gerçekten mükemmel ve farklı bir seçim olmuş. Tebrik ediyorum. Bir lokma pasta aldım ve kahvemden bir yudum aldım. Allah’ım böyle bir doğum günü hediyesi beklemiyordum. O an karşımda Nida ve Medine olmasaydı, masada da Faturalar bulunmasaydı ben o kahveyi fena bir şekilde püskürtürdüm de dua etsinler. O nasıl bir tattır. Ben Zehra’yı istemeye gittiğimde böle kahve içmedim. Abartısız 5 dakika ağzımda tuttum. Yutamadım. Dilimdeki tüm hücreler intihar etti, öldü gitti. 2 gün tat alamadım yediğim şeylerden. Sonra yuttum. O güzelim pasta bile ağzımdaki o tadı geçiremedi 😀 Abartıyor muyum? Tabiki abartmıyorum. Fahriye böylece sürprizi berbat etmemin intikamını almış oldu:)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mutlu mutlu masama geri döndüm. Telefonum çaldı. Arayan Zehra’ydı. Naber, napıyorsun, nasıl gidiyor gibi konuşmaların ardından, &lt;strong&gt;“Seni kaçırmadılar mı ya?”&lt;/strong&gt; dedim. &lt;strong&gt;“Şimdi kaçırıyorlar onu haber vereyim dedim”&lt;/strong&gt; dedi. Yuh yani. Nereye gidersen haber dedik ama bunu da haber verme. Sonra başladı bağırmaya. &lt;strong&gt;“Kaçırmayın beni” “İmdat” “Gerizekalılar”&lt;/strong&gt; O zaman işin ciddiyetini anladım. Hemen toparlanmam lazım. Bir plana ihtiyacım vardı. Ve ben ne yapacağımı gayet iyi biliyordum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Saat 16:00 civarı Serkan Abi aradı. Bir toplantı olduğunu acilen Toplantı Odasına gelmemi söyledi. Telefonda &lt;strong&gt;“Ya Serkan Abi geçeceksin bu numaraları. Sürpriz için başka şeyler yapacaksınız”&lt;/strong&gt; diyecektim. Ama sürprizi bozmayayım dedim. Sonra Toplantı odasına girdim. İçeride saygı değer müdürlerimizin olduğunu gördüm. Yok artık doğum günüme onlarda mı gelmişti. Neyse oturdum. Başladık Sevkiyat Sistemleri hakkında konuşup tartışmaya. İçimden &lt;strong&gt;“Eeee hani doğum günü?”&lt;/strong&gt; dedim. Sonra toplantı bitti. Ben moral bozukluğu içinde yerime geçerken, Serkan Abi Kapasite toplantısına gitmemiz gerektiğini söyledi. Ben de sinirle &lt;strong&gt;“Toplantıya girmekten iş yapamıyoruz farkında mısın?”&lt;/strong&gt; dedim 🙂 (Ah çok yoğunum çok çalışıyorum) Ardından &lt;strong&gt;“Yemekhaneye”&lt;/strong&gt; 🙂 toplantıya çıktı. Daha neler. Bu sefer kesin diyordum içimden ama demeden edemiyordum. Yemekhanenin kapısına geldik ve içeri girdik. Obaaaa. İçeride 10 kişi ve 3 pasta, alkış kıyamet. 😀 10 kişi mi? 3 pasta ve 10 kişi mi 🙂 kişi başı çeyrek pasta mı yiyeceğiz. Derken insanlar akın akın gelmeye başladılar. Ben de düğün sahibi gibi herkes ile konuştum tebrikleri kabul ettim 😛 Mağaza ziyaret günü olduğu için katılım çok fazla olmadı tüm pastalar bitti. 2 tepsi börek vardı. Onlar da bitti 🙂 Resim çekildik muhabbet ettik. Çok güzel bir doğum günüydü. Buradan Ravza, Tufan, Yasemin, Muzaffer, Adem, Serkan Abi, Gülten (Nurten) ve katılan herkese teşekkür ederim. Şimdi buradan katılan herkesi yazsam inanın upuzun bir liste olur. Not: Yasemin ile Gülten ortak çalışması olan resimler için ayrıca teşekkür ederim. Bu resimleri blog üzerinden yayınlama konusunda çekincelerim var. Özellikle gelecekte bir süper star ya da başbakan olursam aleyhimde delil olarak kullanılabilir. O sebeple Red Kit hariç yayınlamayı düşünmüyorum 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neşeli güzel vakit geçirirken birden saate baktım. Olamaz. Geç kalıyordum. Saat 17:25’ti. Eğlenmekten Zehra’yı unutmuştum. Onu kurtarmam gerekiyordu. Hemen koşarak dışarı çıktım. Gördüğüm ilk taksiye bindim. Yanım gideceğim yerin haritasını almıştım. Aynı zamanda GPS ile uydudan yön tarifi alıyordum. Yenibosna’da inip metroya bindim. Aksaray’da inip Tramvaya bindim. Yolda Yasemin ve Ravza ile helalleştim. Tramvay rayların üzerinden süzülüp giderken kafamda planı yapmıştım. Polise haber veremiyordum. Ama bir telefonumla Taksime 10.000 adam toplarım diye geçiriyordum içimden. Yoksa toplayamaz mıydım? Olsun taktiğim şu olacaktı. Çıkmaz sokak olduğu için o sokağın olduğu binaların birinin çatısına çıkacağım ve kafalarına taş atacaktım. Ya da boncuk tabancası ile vuracaktım onları. Eğer ellerinden ya da kulaklarından vurursam çok acıtırdı. Öff bi de soğuksa offff.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karaköy’de indim. Yürüyerek zaman kaybetmemek için tünelden yukarı çıktım. Finükulerden indiğimde bir mesaj geldi. &lt;strong&gt;“Karın ölmek üzere. Zuhal müziğin karşısındaki Kardeşler Büfenin önüne gel”&lt;/strong&gt;. Hemen Galata’dan aşağı doğru inmeye başladım. Oradaki bir büfeye Zuhal Müziğin nerede olduğunu sordum. Karşıdaki tabelayı gösterdi. Göremedim. Tekrar gösterdi. Göremedim. Tekrar Gösterdi. &lt;strong&gt;“Sanırım artık göremiyorum”&lt;/strong&gt; diye tepki verdim. Adam bana ters ters bakınca görebildiğimi farkettim. &lt;strong&gt;“Peki, onun karşısındaki Kardeşler Büfe neresi”&lt;/strong&gt; dedim. &lt;strong&gt;“Burası”&lt;/strong&gt; dedi. Al bi de buradan yak 🙂 Tamam buluşma noktasına gelmiştim. Kardeşler büfenin olduğu sokağa baktım. Çıkmaz sokak. Büfeciye, &lt;strong&gt;“Karımı kaçırmışlar. Nerede olduğu konusunda sizde bilgi var mı?”&lt;/strong&gt; dedim. Büfeci gözlerini büyüterek &lt;strong&gt;“Şaka mı yapıyorsun?”&lt;/strong&gt; dedi. Ben &lt;strong&gt;“En azından size bir not bırakılmış olabilir”&lt;/strong&gt; dedim ve mesajları gösterdim. Adam bilgisi olmadığını ve diğer yanındaki kişiye sordu. &lt;strong&gt;“Polisi aramalıyız”&lt;/strong&gt; dedi. &lt;strong&gt;“Hayır hayır. Polisi ararsak karımı öldürürler”&lt;/strong&gt; dedim. &lt;strong&gt;“Ya git sana şaka yapıyorlar sana. Git karşı kaldırımda bekle”&lt;/strong&gt; dedi. Karşı kaldırıma geçtim ve Zehra’yı aradım. Koşuyordu. &lt;strong&gt;“2 dakikaya oradayım”&lt;/strong&gt; dedi. 2 dakika sonra Zehra geldi. &lt;strong&gt;“Ellerinden kurtuldum. Kaçtım geldim”&lt;/strong&gt; dedi. Ben sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Ben kurtaracaktım. Ama olsun. Zehra kurtulmuştu ve artık yanımdaydı 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Büfecinin yanından geçerken, kendisine &lt;strong&gt;“Hanımımı”&lt;/strong&gt; bulduğumu söyledim. Bana Polisi aradığını ve bir yerlere kaybolmamamı söyledi. Nasıl yani. Şimdi ne olacaktı. Hemen oradan uzaklaşmalıydık. Büfeciye &lt;strong&gt;“Ama ben sana arama demiştim”&lt;/strong&gt; dedim. Fakat &lt;strong&gt;“Aradım, ben üstüme düşen görevi yaptım”&lt;/strong&gt; diye ısrar etti. Çıkmaz sokağa girmiş gibiydik. Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu Büfeciyi ortadan kaldırmaktı. Sonra ne olduysa, benim yüzümdeki o tehditkâr ifadeyi görünce mi anlamadım ama &lt;strong&gt;“Şaka la şaka”&lt;/strong&gt; dedi. &lt;strong&gt;“Lan lı lun lu konuşma lan”&lt;/strong&gt; dediysem de, Zehra &lt;strong&gt;“La dedi la dedi, lan demedi”&lt;/strong&gt; diyerek beni sakinleştirdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zehra adreste yazdığı üzere Çıkmaz sokağa götürmeye çalıştı beni. Gerçektende sokak hiç bir yere çıkmıyordu. Her an binalardan bir şeyler çıkacak korkusuyla bir apartmana girdik. Aklımdan milyon olasılık geçiyordu.&lt;br&gt;
**1-**Bir yere gireceğiz ve tüm tanıdıklarım bana sürpriz yapacaklardı. Ama buraya o kadar kişi toplayamazdı Zehra&lt;br&gt;
**2-**Benim kafama bir çuval geçirip bayıltacaklar ve uyandığımda buzlu bir küvette olacağım. Sırtımda bir dikiş izi ile uyanacağım, sonra bana şaka olduğunu söyleyip sürpriz doğun günü olacaktı&lt;br&gt;
**3-**Milyon tane olasılık yokmuş, 2 tane varmış ya da şimdi aklıma gelmiyor. O zaman stresle daha çok şey düşünüyordum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Binanın üst katına çıktıkça ne olacağını daha çok merak etmeye başladım. Bir kapıyı çaldık ve içeriden bir adam çıktı. Aha dedim Matrix. Yok artık. Mekân zaten Matrix deki gibi eski bir yer. Adamda Neo’ya benziyordu zaten. Dedim şimdi beynime boruyu yerleştirecekler, sonra uyuyacağım gideceğim bir yerlere. Zehra dedim nasıl bir sürpriz bu ya. Bu kadar kompleksini ben bile düşünememiştim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından duvardaki bir yazı dikkatimi çekti. &lt;strong&gt;“Profesyonel Ses ve Görüntü Sistemleri”&lt;/strong&gt;. Artık daha fazla düşünmemeye karar verdim. Şimdi desem ki, Zehra benim beynimi yıkayacak, siz dersiniz ki, saçmaladın. Buraya kadar hiç saçmalamadım sanki 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir kapıdan daha geçtik ve işte o zaman sürprizin ne olduğunu anladım. 250 ekran bir perde, 15 tane büyük hoporlor ve iki kişilik bir koltuk. Vaaaay 2 kişilik sinema 🙂 Yerin ismi &lt;strong&gt;ProAV&lt;/strong&gt;. Tek kelime ile “Etkilendim”. Sonra Zehra anlatmaya başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Aslında sana sürprizim çok başkaydı. Film çekmeyi planlıyordum. Tanışmamızı, Evlilik Teklifini, Davos’tan kovuluşumuzu, Doğum günü sürprizlerini, vs. Fakat oynayacak kişi bulamadım. Sonra İbrahim ben oynarım, Galip’te ben yardım ederim dedi fakat bu seferde zaman çok azdı yetiştiremedim. Kendi çabamla, eski resimler ve videolarla bir sunum hazırladım ama bunu da video formatına çevirirken problem oldu. Çalışmadı 🙁 Ben de gittim Beyoğlu’ndan bir film aldım. İsmi “Başka Dilde Aşk” Şimdi onu izleyelim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gözlerim yaşarmıştı. Zehra çok güzel ve özel bir sürpriz hazırlamıştı. Çok mutluydum. 2 Kişilik Patlamış mısırımızı ve Kolalarımızı istedik. Taze taze yiyip içerken, filmimizi izledik. Film çok güzeldi. Gerçekten çok beğendim ve tavsiye ederim. Şu anda filmi anlatmayacağım. Sonra belki anlatabilirim. Film bittikten sonra Tuncay Bey (mekânın sahibi sanırım) ile biraz muhabbet ettik. Kendisi hem çok nazik, hem de çok ilgili davrandı. Hizmet güzel, sistemler güzel. Herkese kesinlikle tavsiye ederim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu güzel sürprizden sonra eve gidelim diye çıktık. Fakat benim karnım açtı. Kardeşler büfeyi ararken bir yer dikkatimi çekmişti. Ufak bir Hamburgerci vardı ve insanlar sırada bekliyordu. Eğer birileri sırada bekliyorsa yemek için, bu kesinlikle güzel olduğunu gösterir. O sebeple Zehra’ya oraya gitmeyi önerdim. O da “Gün senin Günün” “Nereye istersen” dedi. Ve gittik. Mekân ufak bir mekân, Mönüde çok fazla bir şey yok. 6-7 çeşit hamburger var. Hepsinin köftesi aynı (Balık ve tavuk hariç) sadece sosları ve peynirleri farklı. Ben Mano Burger istedim, Zehra Ottoman Burger. Ortaya bir Patates istedik. İkimizde Double olsun dedik. Tam 220 gr et ile sıcacık harika Hamburgerlerimiz geldi. Mc Donalds, Burger King gibi yerlerden hamburger tüketirken böyle bir yerden yemek Yengeç Burger etkisi yarattı. Kendimi o ahşap restorantta yengeç burger yiyen müşteriler gibi hissettim. Izgaradaki adam bir anda Sünger Bob oldu. Kasadaki kadın Squidward arkada duran kapının ardında kim varsa o da Bay Yengeç. Ne oluyor ya bana. Zehra bir anda Sandy oluverdi. Ellerime bir baktım, o da ne pembe. Olamaaaz. Sarı olsaydı, kırmızı olsaydı (Hayır hayır kesinlikle rastlantı bu iki rengin yan yana gelmesi. Şampiyon Fenerbahçe) ama pembe olmasaydı. Evet ben de Patrick olmuştum. Yengeç Burgerlerimizi yedik. Her zamanki gibi çok güzeldi. Bugüne kadar yediğim en güzel hamburgerdi desem sanırım yalan olmaz 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Galata kulesinin yanından Karaköy’e, oradan Eminönü’ne ve vapura bindik. Bu süre zarfında bana telefonla ulaşan (Recep, Tala, Mahmut, Ahmet ve Esma) teşekkür ediyorum 🙂 Vapurun arka tarafında dışarıya oturduk. O güne yakışır bir manzara vardı. Köprü elimin altındaydı ve sarı lacivertti. İşte gerçek renklere sonunda ulaşmıştım. Bir anda havai fişek gösterisi başladı. Zehra yok artık derken başka bir yerde daha havai fişekler patlamaya başladı. Zehra’ya tip tip bakmaya başladım. Suratındaki &lt;strong&gt;“Valla benle alakası yok”&lt;/strong&gt; ifadesini görmeseydim orada düşüp bayılırdım. O anda gökyüzünde tanımlanamayan ışıklar gördüm. En başta martı sandım sonra uçak ama iki nokta arasında gidip gelmeye başlayınca tırstım. Zehra’ya gösterdim ama ben Zehra diyene kadar yok oldular. Zehra “halüsinasyon” görmememle dalga geçe dursun, en son askerde gece 02:00-04:00 nöbetinde gördüğüm uzay gemisinden sonra bunun bir işaret olma olasılığını değerlendirdim. Üsküdar’a vardık. Arabaya bindik ve eve doğru yol aldık. Yolda Zehra dondurma almayı teklif etti ama ben o kadar toktum ki istemedim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eve geldik ve yavaş yavaş eve yürümeye başladık. Kapıyı açtık. Alarm çalışmıyordu. Zehra’ya kızmaya başladım. “Neden alarmı kurmuyorsun” falan filan. Derken odaya bir girdik. &lt;strong&gt;“Böööööö Sürpriz”&lt;/strong&gt;. Haydaaa. Bu nereden çıktı şimdi. Annem, Babam, Burak, Ablam, Eniştem ve Elif Rana (Uyuyor) 🙂 Benim ağzım kulaklarımda tabi ki. Sürpriz üstüne sürpriz. Gelsin bakim hediyeler dedim. Zehra bir ayakkabı almış, Annemle T-shirt, ablamlar da şal ve kemer almışlar. Hepinizi çok seviyorum. Sonra pasta geldi. Pastamızı kestik yedik güldük eğlendik. O sırada Elif Rana uyandı. Yeğenimle oynadım. Koca Yanak 🙂 Sonra onlar gittiler. Ertesi gün Marmaris ekibi bize misafirliğe geleceği için Zehra ile mutfağa girdik. Yemekleri hazırlamaya başladık. Ben 1 saat sonra pert oldum ve yatmaya gittim. Zehra’ya da tembihledim. &lt;strong&gt;“Erken kalkıp yaparız”&lt;/strong&gt; diye.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabah erkenden uyandık. Misafirlerimiz, Marmaris ekibinden İbrahim, Kubilay, Damla ve Ayşe, Tema’dan Gülten (Nurten), Zehra’nın kardeşi Yasemin ve onun arkadaşı Zehra gelecekti. Zehra ile Yasemin 12 gibi damladı 😀 Sonra Gülten geldi ve en son muhteşem 4 lü geldi. Daha tanışalı 1 hafta olmasına rağmen sanki yıllardır tanışıyor gibiydik. İlk olarak Zehra’nın yaptığı muhteşem yemekleri yedik. Gerçekten muhteşemdi. O kadar şanslıyım ki, Zehra’m süper yemekler yapıyor 😛 Ama şu anda 80’e yaklaşmış olmak da işin kötü tarafı. Birden ışıklar kapandı. Aha elektrikler kesildi dedim içimden. Bir baktım Pasta geliyor. Galatasaray’a 6 gol attığımızda en son bu kadar sevinmiştim. 6. Pasta geliyordu ve bu benim için bir rekordu 😀 Ağzım yine kulaklarıma vardı. Hemen biraz şımarmaya başlayınca, Zehra &lt;strong&gt;“Şımarma şımarma”&lt;/strong&gt; demeye başladı 😀 Pastamızı kestik ama yemedik 😀 Neden yemedik çünkü Zehra’nın yaptıklarından o kadar çok yemiştik ki yer kalmamıştı. Bu arada menüde neler vardı hemen söyliyeyim. Peynirli domatesli biberli börek, Havuç trator, Patatesli poğaça :), sürpriz Kek (ablamın icadı), bir şey daha vardı ama ben hatırlayamıyorum sanırım. Ardından ekibin getirdiği Cranium adlı oyunu oynadık. Oyun 2 takımdan oluştuğu için İbrahim ile adım alıştık. İbrahim yendi ve çok şaşırtıcı bir şekilde onlar dördü oldu biz dördümüz olduk. Oyun Tabu ya benziyor. Kukla yerine oyun hamuru var. Kelimeleri kullanmadan anlatmak yerine de soruları biliyorsunuz, sessiz sinema oynuyorsunuz, mırıldanıyorsunuz (ya da mırıldanamıyorsunuz bknz. Gülten). Bizim ekipte farklı bir sinerji vardı. Leb demeden leblebiyi anlıyorduk, çok iyiydik. Ve kazandık. Zehra’nın paparazzi kelimesini çok kısa sürede bilmesi şüphe çekiciydi ama biz kazandık sonuçta. Hem de son anda yendik 😀 İbrahim bana doğum günü hediyesi verdi. Fenerbahçe’mizin şampiyonluğu için yaptırılan o muhteşem t-shirtlerden di. Aldığım en anlamlı hediyelerden bir tanesiydi. Çünkü 3 Gece 4 Gün Marmaris gezisinden dolayı ağız tadıyla şampiyonluk bile kutlayamamıştım. Ardından muhabbet nereden geldi bilmiyorum, benim zamanında saçlarımın uzun olduğunu konuşmaya başladık. &lt;strong&gt;“Yok artık daha neler” “Seni hayal bile edemiyorum”&lt;/strong&gt; gibi lafların ardından bilgisayarı açtım ve o muhteşem fotoğrafları gösterdim. Önce kıkırdamaların ardından, cesaret edipte &lt;strong&gt;“Huhauha” “Hahahah”&lt;/strong&gt; diye gülmeye başladılar. Tamam tamam kabul ediyorum. Çok süper değildi ama kötü değildi. Güzeldi ya. Ütü masasına Fotoğraf makinesini koyup kendi fotoğrafımı çekmiş olmamı saymazsak, Karadeniz turundaki fotoğraflar harikaydı. Siz ne anlarsınız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Akşam olunca, Marmaris ekibiyle vedalaştık. Çok eğlenmiştik, çok gülmüştük. Harika bir gün geçirmiştim. Onları tanıdığıma gerçekten çok mutluydum. Sonra Burak (kardeşim) bize geldi. Napalım napalım derken “Hadi gidelim Maltepe sahile”. Çıktık Maltepe sahile gittik. Zehra’nın yolda acıkırız diyip, yanına poğaça kabını alması ve onu koltuğun altında taşımasına 10 dakika güldük. Hala düşününce gülüyorum 😀 Maltepe’de Şato’ya gidecektik, fakat çok kalabalık olduğu için Viya’ya gittik. Nargilemizi içtik. (Barcelona, Manchester’ı yendi ve kupayı aldı.) Nargile bizi çarptı sanırım. Çünkü arabayla dönerken hiç kimse normal hareket etmiyordu. Yüksek sesle müzik dinlerken, yüksek sesle eşlik ederek tüm Bağdat Caddesinin dikkatini üzerimize çektik 😀&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir gün daha bitiyordu. Bu yazı da burada son buluyor. Muhteşem iki gün geçirdim. 6 pasta 5 kutlama oldu. Tüm sevdiklerim yanımdaydı. İyi ki doğmuşum ve sizleri tanımışım. Hepinize teşekkür ediyorum. Canlarım 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Unutulup sonradan kafama vurulup hatırlatılan isimler : Melih 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Sektörde Matematik 2011 Ardından</title><link>https://suyunu.com/seyahat/sektorde-matematik-2011-ardindan/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/seyahat/sektorde-matematik-2011-ardindan/</guid><description>İçim hala kıpır kıpırken bu yazıyı yazmalıyım. Anlatmalıyım her şeyi 🙂 Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi Sektörde Matematik 2011 (2010+1) adlı etkinliğe …</description><pubDate>Tue, 17 May 2011 06:22:07 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;İçim hala kıpır kıpırken bu yazıyı yazmalıyım. Anlatmalıyım her şeyi 🙂 Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi Sektörde Matematik 2011 (2010+1) adlı etkinliğe konuşmacı olarak davet edilmiştim. Bu beni onore eden daveti geri çevirmeyerek, 14 Mayıs 2011 Cumartesi günü Eskişehir yollarına düştüm. Tren kullanmadım. Çünkü Tren garına gitmeye üşendim. Halbuki herkes bana neden trenle gelmediğimi sordu. Tabi benimki biraz acemilik sanırım. Ama Askerden kalan bir tren fobim olduğunu düşünüyorum. 3 saatlik yolu Tren ile 8 saatte gitmiştim. Hep öyle olacak sanıyorum 🙂 Kamil Koç rahat hattan aldım biletimi ve sabah 07:00’da yolculuğum başladı. Tek mola ile 4 buçuk saatte Eskişehir’deydim. Otobüs garında (ek alınca çok garip bir kelime oluyormuş gar) indikten sonra Esma Hanım’ı aradım ve 5 dakika geçmeden Recep Bey ile geldiler. İkisi de o kadar nazik ve iyi niyetliydiler ki, kendimi çok özel ve önemli hissetmemi sağladılar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bana nereye gitmek ve ne yapmak istediğimi sordular. Ben de “ben misafirim, siz nereye götürürseniz oraya giderim” dedim. Onlar da beni &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87a%C4%9Fda%C5%9F_Cam_Sanatlar%C4%B1_M%C3%BCzesi&quot;&gt;Eskişehir Çağdaş Cam Sanatları Müzesine&lt;/a&gt; götürdüler. Sanat Eserleri çok güzeldi ama benim sanat anlayışımda bir sıkıntı vardı. Sanırım 3ümüzde de aynı problem vardı. Ve bir şeyler kırmadan oradan ayrılmaya karar verdik.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonra Eskişehir Şelale Park’a gitmeyi teklif ettiler. Tabi ki kabul ettim. Çay içtik konuştuk. Daha doğrusu ben konuştum. Çenemin çok düşük olduğunu en baştan söylemiştim. Çay içtik. Manzarayı izledik. Benim gözlerim deniz aradı. Deniz yoktu. Ama Eskişehir’in farklı bir büyüsü vardı. Tam bir öğrenci şehri. Eskişehir’de öğrenci olmanın güzel olabileceğini düşündüm. Ya da şimdi düşünüyorum. Ve sizi kandırıyorum 🙂 &lt;a href=&quot;http://www.eskisehiradalar.com/wp-content/uploads/eskisehir-selale-park.jpg&quot;&gt;Şelale Park’tan bir resim.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık yemek tekliflerini geri çeviremiyordum ve açıkçası karnımda acıkmaya başlamıştı. Tamam, stresliyken çok acıkmazdım ama ÇiBörek’e hayır diyemezdim. &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87i%C4%9F_b%C3%B6rek&quot;&gt;(Çiğ börek mi ÇiBörek Mi)&lt;/a&gt; Ben 3 tane yerim dedim, Esma 2 tane dedi, Recep’te 3 dedi. Garson madem 8, gelin şunu 10 yapalım dedi ve 10 çibörekimiz geldi. Zaten çok severim, bi de güzel yapmışlardı ki çok beğendim. (O son çiböreği de yemeliydim. Aklım kaldı o son çibörekte 🙂 )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonraki durak Anadolu Üniversitesiydi. Yolda Bartu Bey ile Esra Hanım’la tanıştık. Aslında Anadolu Üniversitesi’ne gitme planımız yoktu. Ama geçerken uğradık işte. Tamam güzel üniversite, tamam yeşil (en azından yeşil diyolar, biliyorum renk körüyüm, ağacın gövdesi kahve rengi, çimenler ve yapraklar yeşil. Gelmeyin üstüme) ama üniversiteyi yaşanabilir ve okunabilir kılan, arkadaşlıklar ve eğitim kalitesidir. Ben üniversite yıllarımda bunu gördüm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık gezecek bir yer kalmadı. Programım yaklaştığı için Osman Gazi Üniversitesi’ne doğru yol almaya başladık. Yolun sağında Alis’in Harikalar Diyarı vardı. Bir an beyaz bir tavşanın geleceğini ve benim onun peşine takılacağımı hayal ettim. Ama ben Alis gibi sıkılmıyordum ki, tam tersine çok mutluydum. &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Alis_Harikalar_Diyar%C4%B1nda&quot;&gt;(bknz. Alice Harikalar Diyarı)&lt;/a&gt; Üniversiteye girdik ve Konferans salonun önünde durduk. İçeri girmenin vakti gelmişti. (Bizi oradan oraya hiç sıkılmadan götüren, ismini hatırlayamadığım abiye de teşekkür ediyorum.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Okula yeni bir kongre merkezi yapılmış. Modern bir bina. Ve içerisi de gayet güzel. (Söyleyecek bir şey bulamadım) Girişte bazı arkadaşlarla tanıştık. (İsimlerini hatırlayamadığım arkadaşlardan özür diliyorum) Sonra Sanatçı Odasına girdik. Burada sanatçı ben oluyorum sanırım. 🙂 Odaya gelen arkadaşlarla sohbet ettik. Recep ve Esma ile okuduğumuz kitaplardan konuştuk. Esma, Şems ve Mevlana hakkında konuştu. Ben Puslu Kıtalar Atlası’nı tavsiye ettim. Recep Açlık Oyunları’nın son kitabını, benim gibi henüz okumadığını söyledi. Kitaplar konusunda ortak noktalarımızı fark ettik 🙂 Şebnem Hanım geldi. Onunla tanıştık. Kendisi 4. sınıf bu sene mezun oluyor. İş ilanları ve mezuniyet sonrası hakkında konuştuk. Konferans sonrasında da muhabbetimize devam ettik. Kendisine de teşekkür ederim hoş sohbeti için.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ardından saat 16:50’da gonk sesini duydum ve Konferans salonuna girdim. Yaka mikrofonu takıldı, Sunumumu açtım, ismim anons edildi ve sahneye çıktım. İtiraf ediyorum, İlk 5 dakika iletişim kurmakta zorlandım. Kendimi ifade edemedim, heyecandan konuşamadım. Ve bunu da söyledim:) Sonra konuşmaya devam edince sonra açıldım ve bence çok keyifli bir konuşma oldu. Tamam, biraz pot kırdım (Biraz mı? 🙂 ) Fakat ona rağmen, öğrencilerin ufuklarını biraz olsun açabildiğimi düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sunumum başlığı, Bilgisayar ve Matematik : Sistem Analizi idi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sunumda kısaca şunlardan bahsettim.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ben Kimim&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sistem Analisti&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İş Analitiği&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Veri Madenciliği&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Tavsiyeler&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sorular (Sorular kısmına vakit kalmadı)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Özellikle tavsiyeler kısmını burada yazmak istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Üniversite Yıllarının Değerini Bilin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Part Time İş Bulmaya Çalışın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ödevlerinize özen gösterin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sunum Kabiliyetinizi Geliştirin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Organizasyonlara Katılın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Zorunlu değilse bile staj yapın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Öğretim Üyelerinizle aranızı iyi tutun&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kendinize hedef koyun (Kısa ve Uzun Vadeli)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Notlarınızı yüksek tutun&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kitaplarınızı asla atmayın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bol Bol Makale Okuyun&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İşinize yaramayacak şeylerde uzmanlaşmaya çalışmayın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yeni teknolojileri takip edin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eski teknolojileride ısrar etmeyin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;MS Office konusunda uzmanlaşın&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Blogları takip edin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sosyal Medyadan kopmayın (Sadece video paylaşmayın)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Organizasyonları takip edin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İş İlanlarına bakarak kendinizi şekillendirin&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Öğrenciliğin tadına varın&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Soru cevap kısmına zaman kalmamış olmasına üzüldüm. Çünkü öğrencilerin sorularının olduğunu düşünüyordum. O sebeple konuşmanın ardından bir süre soru soran arkadaşlarla muhabbet ettik. Arkadaşlar bana Plaket takdim ettiler. Bu plaket benim için çok değerli. Kütüphanemin en güzel köşesine koydum plaketimi 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Recep Bey ve Esma Hanım beni Otobüs Garına bıraktılar. Yola gideceğim için bana tekrar yemek ısmarladılar. Afiyetle tostlarımızı yedik, çayımızı içtik. (2 Çay alabilir miyiz, Çay 3 oldu, Çaylardan biri açık 🙂 ). Otobüs hareket etti ve Eve dönüş yolculuğu başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Benim için mükemmel bir deneyimdi. Yeni yerler gördüm ve çok eğlendim. Ama hepsinden önemlisi, öğrencilerle bir araya geldim. Onlara bir şeyler anlatma fırsatı buldum. Dilim döndüğünce, bir fark yaratmalarını tavsiye ettim. Öğrencilik yıllarında, yapacakları projelerin onlar için referans olacağını anlattım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Araştırma Görevlisi Zuhal Kurt Hocamıza, Kulüp başkanı Ahmet Gökhan Bingöl’e &lt;strong&gt;Esma Taydurdu ve Recep Özbek’e&lt;/strong&gt; , takım lideri Şebnem Kaya’ya, ilgilerinden dolayı tüm Osman Gazi Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Kulübü üyelerine ve konuşmamı dinleyen tüm katılımcılara teşekkür etmek istiyorum.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Seyahat</category></item><item><title>Sektörde Matematik 2011</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/sektorde-matematik-2011/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/sektorde-matematik-2011/</guid><description>4 Şubat 2011 tarhinde mail olarak gelen bir davetten bahsetmek istiyorum. Onore olduğum bir davet. Eskişehir Osman Gazi Ünivetsitesi, Matematik ve Bilgisayar …</description><pubDate>Fri, 25 Feb 2011 08:46:13 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;4 Şubat 2011 tarhinde mail olarak gelen bir davetten bahsetmek istiyorum. Onore olduğum bir davet. Eskişehir Osman Gazi Ünivetsitesi, Matematik ve Bilgisayar Kulübü tarafından organize edilen “Sektörde Matematik 2011” adlı organizasyona konuşmacı olarak çağırıldım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Organizasyonun sektörleri; bilişim, finans, akademisyen ve eğitim olarak belirtilmiş.&lt;br&gt;
“Bilişim teknolojilerinde ihtiyaç duyulan personel profili, bununla ilgili pozisyonlar, bölüm öğrenci arkadaşlarımızın staj, mezun arkadaşlarımızın işe alım süreçleri ve bölümümüzün avantajları” konularındaki fikirlerimi ve yaşadığım tecrübeleri paylaşmam isteniyor.&lt;br&gt;
Şu anda Parakende Sektöründe Bilişim Teknolojileri kullanmam, bu tanıma uyduğumu gösteriyor. 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yakın zamanda bu organizasyonda genel olarak neler bahsedeceğimi sesli düşünme tarzında blog üzerinden yayınlamayı da düşünüyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu daveti tarafıma ulaştıran Esma Hanım’a ve organizasyon ekibine burdan teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca bu teklifin tarafıma sunulmasına vesile olan sevgili bloguma da teşekkür ediyorum 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Organizasyon Hakkında Bilgi İçin Facebook sayfasına bakabilirsiniz.&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.facebook.com/event.php?eid=181727908523225&amp;amp;index=1&quot;&gt;Link&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Kaburgam Kırık Mı?</title><link>https://suyunu.com/seyahat/kaburgam-kirik-mi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/seyahat/kaburgam-kirik-mi/</guid><description>Daha önceki yazımda bahsettiğim Ilgaz Tatilinde Snowboard yaparken uygunsuz bir düşüş yaparak vücudum çeşitli yerlerinden kemik sesi gelmesine sebep olmuştum. …</description><pubDate>Thu, 24 Feb 2011 18:52:25 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Daha önceki yazımda bahsettiğim &lt;a href=&quot;https://suyunu.com/seyahat/ilgaz-tatili-1/&quot;&gt;Ilgaz Tatilinde&lt;/a&gt; Snowboard yaparken uygunsuz bir düşüş yaparak vücudum çeşitli yerlerinden kemik sesi gelmesine sebep olmuştum. Board yapmayı biliyordum ama uzun süredir board yapmamanın etkisiyle reflekslerim bayağı bir zayıflamış. Ayrıca vucudun kayak yapmaya alışması sonucunda, board yaparken yanlış refleksler vermesi yanlış düşüşlere sebep oluyor. Yine hızlı bir zirve inişi sırasında, iniş sırt tarafında iken sağa dönüş yaparken sağ kaburgamın üstüne bir düşüş yaptım. Ardından gelen kemik sesleri benim yerden kalkamayacağımı ve güzel bir tatili başlarken son bulacağına işaret ediyordu. Fakat vücudun esnekliği ve kemiklerin dayanaklılığı konusunda bir kez daha şaşırdım. Ayağa kalktım ve akşama kadar kaymaya acıyla da olsa devam ettim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu olayın gerçekleşmesinden 3 gün sonra tekrar board yaparken aynı kaburgamın üzerine 4 kere düşünce canım artık iyicene acıdı. İnsan kendini oraya düşmemek için sıktıkça daha sık düştüğünü anladım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu acıyla 1 hafta geçirdikten sonra, sonunda bugün doktora gittim. İddaa ediyordum. Kaburgam kırık benim diye. Ama çatlak bile çıkmadı arkadaş. Doktor bile, “Ee kırık yok çatlak yok ama Kıkırdaklar ezilmiş o yüzden çatlak tedavisi uygulayacağım” dedi. Kırıklık konusunda iddaaya girdiğim arkadaşlara en yakın zamanda yemeklerini ısmarlayacağımı burdan bildiririm.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Seyahat</category></item><item><title>Ilgaz’da Ne Yenir</title><link>https://suyunu.com/goydoy/ilgazda-ne-yenir/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/goydoy/ilgazda-ne-yenir/</guid><description>Bir Önceki yazımda, Ilgaz’da ne yenir diye google’a sorduğumu ve cevap alamadığımı söylemiştim. Google Örümcekleri boş durmamış ve beim yazımı hemen …</description><pubDate>Thu, 24 Feb 2011 18:38:08 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bir Önceki yazımda, Ilgaz’da ne yenir diye google’a sorduğumu ve cevap alamadığımı söylemiştim. Google Örümcekleri boş durmamış ve beim yazımı hemen indexlemişler. Bu sayede artık Ilgaz’da ne yenir sorusunun cevabı var.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ilgaz’da Yeşil Ilgaz Pide ve Kebap’ta rahatlıkla yemek yiyebilirsiniz. Resimleri ekleyeceğim diyorum ve ekleyeceğim inşallah.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kuşbaşılı Pidesini yedim ve onu tavsiye edeyim. Aç kalırsanız gidip otellerin yemeklerine paralarınızı dökmeyin. Tabi otelde kalıyorsanız da her gün gidip ılgazda da pide yenmez 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ilgaz Tatili – 2 – yazımla tekrar karşınızda olacağım 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Ilgaz Tatili – 1 –</title><link>https://suyunu.com/seyahat/ilgaz-tatili-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/seyahat/ilgaz-tatili-1/</guid><description>Bu tatilde her güzel şey gibi bitti. Tam ihtiyacım olan zamanda çok güzel bir tatil yapma fırsatı buldum. 01.02.2010 tarihinden beri aralıksız olarak …</description><pubDate>Wed, 23 Feb 2011 14:42:47 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu tatilde her güzel şey gibi bitti. Tam ihtiyacım olan zamanda çok güzel bir tatil yapma fırsatı buldum. 01.02.2010 tarihinden beri aralıksız olarak çalışıyordum. 1 senemi doldurur doldurmaz, ailece tatile gittik. Ailece terimini açacak olursak, Ben, eşim Zehra, Babam, Annem ve kardeşim &lt;a href=&quot;http://burak.suyunu.com&quot;&gt;Burak&lt;/a&gt;. 12 Şubat 2011 tarihinde başlayan tatilim, 20 Şubat 2011 tarihinde son buldu.&lt;br&gt;
Cuma akşamından çantalarımızı hazırladık ve Cumartesi sabah erkenden yola çıktık. Gerçi Annemleri uyandırmasak ( ki görülmüş şey değildir 🙂 ) daha geç çıakrdık ama saat 10 gibi yola çıktık ( Erken :S ).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ilgaz nerededir?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Yeri: Batı Karadeniz Bölgesinde, Çankırı ve Kastamonu il sınırları içerisinde yer almaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ulaşım: Milli Park alanına Çankırı-Kastamonu Devlet Karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup saha Kastamonu’ya 45 km., Ankara’ya 200 km., İstanbula 455 km. uzaklıktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özelliği: Orta Anadolu’dan Kuzey Anadolu’ya geçiş kuşağında yükselen Ilgaz Dağlık yöresinin arazi yapısı genellikle serpantinler, şistler ve volkanik kayaçlardan meydana gelir. Sahada yer yapısı kadar dağ oluşum hareketleri yönünden de ilgi çekici örnekler bulunmaktadır. Ülkemizin en uzun ve en hareketli kırık hattı olan kuzey Anadolu fayı, Ilgaz Dağının güney eteklerinden geçer. Ayrıca saha değişik karakterde vadiler sırtlar ve doruklardan meydana gelir, üstün peyzaj güzellikleri sunan jeomorfolojik yapıya sahiptir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ilgaz Dağının eteklerinden doruklarına doğru gelişen karaçam, sarıçam, göknar hakim ağaç türlerinden meydana gelen bitki örtüsü, zengin ormanaltı topluluğu ile desteklenmektedir. Bol ve bütün yıl akışlı akarsuları ile zengin bitki örtüsünün oluşturduğu şartlar karaca, geyik, yaban domuzu, kurt, ayı, tilki gibi yaban hayatı türlerine uygun yaşama ortamı sunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Milli Parkın diğer önemli bir kaynağı da kış sporları imkanıdır. Ilgaz Dağının bu doğal ve rekreasyonel kaynakları ana özelliğini oluşturur.&lt;br&gt;
&lt;a href=&quot;http://www.ilgaz.nerededir.com/&quot;&gt;Kaynak&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son cümleden de anlaşılacağı üzere, kış sporu yapmaya gittiğimiz bir tatildi. Saat 14:00 civarı Ilgaz’a ulaşmıştık. Önümüzdeki tek engel, aç karnımızı doyurmak ve ılgazın eteklerini tırmanmaktı. Hemen 3G ile google’a bağlandım ve “Ilgazda ne Yenir” diye arattım. “Ilgazda ne Yenir” için hiçbir sonuç bulunamadı diye google bana cevap verdi. Ben de tırnak işaretlerini kaldırıp aradım. “Ilgaz’da otellerinkiler dışında bir tek yeme içme yeri bulunuyor. Zirve Cafe.” diye bir cevap verdi. Halbuki Zirve Cafe denilen yere çıkmak için deveyle beraber hendekleri atlamanız gerekiyor. Fakat biz açtık ve babam google’a güvenmediğini söyledi. Ben de kendisine katıldım. Ilgaz’ın merkezine gittik. Şehir merkezine diyebiliriz. Sonra sokaklarda dolaşıp eli düzü yüzgün bir restorant ya da pideci aramaya başaldık. Kendimi yabancı gibi hissettiğimi söylemek zorundayım. Bir iki üç derken yaklaşık 6 yerin önünden geçtik. Zaten ufak olan yerdeki tüm yemek yenebilecek yerleri gezmiştik. (Bu arada içeri girip çıkmıyoruz tabikide. Dışarıdan gözle anlamaya çalışıyorduk) Sonunda bir pideciyi gözümüze kestirdik ve içeri girdik. Taş fırını alev alev yanıyordu. İçerisi sıcak ve temizdi. İnsanlar temiz yüzlü ve temiz giyinimli idi. Oturduk. Siparişlerimizi verdik. (Yediğin söylenmez Sabri ayıp) Kuşbaşılı pide söyledik. Sonra adam siparişi aldıktan sonra dükkandan çıktı ve bir süre sonra elinde bir paketle geri geldi. Siparişi alan kişi, elimizde kuşbaşılı pide yok demedi ve gidip hemen kuşbaşı yaptırıp geldi. İçeceklerimizi sorduğunda, Ayran dedik ve hangi markalar olduğunu sorduk. Ne istersiniz diye sordu. Yani siz isteyin ben bulup getiririm diyordu. Söyledik getirdi. Soda istedik, yok demedi onu da gitti aldı getirdi. Şaşırtıcı derecede kibar ve müşteri memnuniyeti ön planda idi. Hemen taze sebzeler doğrandı ve güzel bir salata hazırlandı ve testi de su ile servis yapıdlı. Ben İstanbul’da böyle hizmet görmedim arkadaş. Sonunda pideler geldi ve asıl soru işareti cevaplandı. Acaba pideler nasıldı? Pideler 10 numara idi. İstanbulda Pide de Samsun’dan sonra yediğim en güzel pide diyebilirim. Fiyat Performans olarak baktığımda Pide De Samsun’u da geri de bırakan bir lezzeti vardı. Hamuru incecik ve etler tam kıvamında pişmiş çok lezzetli bir pide idi. Hem doyurucuydu hem de şişirmiyordu. Hani pide lahmacunu yedikten sonra gece uyurken hazımsızlık yapar ya. Artık suyundan mı hamurundan mı bilmiyorum, hiç problem olmadı. Sonuçta yemeğimizi yedik üstüne cila olsun diye 1 pide daha ortaya söyledik yedik 🙂&lt;br&gt;
Sonunda hesap geldi. Ve Anadolunun gözünü seveyim. Çok uygun bir ücrete çok temiz ve çok lezzetli bir pide yemiş olduk.&lt;br&gt;
Resimleri  buraya ekleyeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karnımız tok, gözümüz pek Ilgaz dağını tırmanmaya başladık. yol kenarındaki Kar oranı tepeye çıktıkça artıyordu. Milli Park girişinde artık arabaların zincir takmasını gerektirecek kadar artmıştı. Neyseki Kar lastiği icat edilmişti ve bizde de o icattan mevcuttu.&lt;br&gt;
Kalacağımız tesise yani Ilgaz Mauntain Resort’a ulaştık. Odalarımıza yerleştik ve çayımızı demleyip muhabbete başladık. Yarın büyük bir gün olacaktı çünkü Zehra’ya kayak dersi verecektik. Acaba kendisi kısa sürede öğrenecek miydi yoksa bir tarafını kırıp tatil zehire mi dönüşecekti? Belki de hiç öğrenemeyip bütün gün evde oturacaktı. Bunların hepsinin cevabı bir sonraki yazımda 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Seyahat</category></item><item><title>ERP Sistem Analisti</title><link>https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/erp-sistem-analisti/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/erp-sistem-analisti/</guid><description>Ooooo Sabri Uzun Zaman oldu. Naber?</description><pubDate>Tue, 28 Sep 2010 08:01:23 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;– Ooooo Sabri Uzun Zaman oldu. Naber?&lt;br&gt;
– Şükür. Koşturmaca devam ediyoruz.&lt;br&gt;
– Nasıl işler? Zeki oldunuz mu 🙂 Nasıl gidiyor İş Zekası?&lt;br&gt;
– Bizim Title (ünvan) değişti. Biz ERP Sistem Analisti olduk.&lt;br&gt;
– Hadi ya. Hayırlı olsun. Ne yapar bu İARPİ’ciler.&lt;br&gt;
– Bütünleşik, entegre sistmeler ile, şirket kaynaklarının doğru kullanılmasını sağlayacağız.&lt;br&gt;
– Hani siz kıyafet satıyodunuz. Kaynakçı mı oldun?&lt;br&gt;
– ?!@€!’^%&lt;br&gt;
– Bu arada senin kaç oldu? 7. mi bu 8. mi? Ehieiheihe 😀&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Sosyal Ağların Tehlikeleri</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/sosyal-aglarin-tehlikeleri/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/sosyal-aglarin-tehlikeleri/</guid><description>Google’ın CEO’su gençleri uyararak ileride Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine koydukları fotoğraf ve kişisel bilgiler yüzünden pişman …</description><pubDate>Thu, 19 Aug 2010 08:32:38 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;www.ntvmsnbc.com&quot;&gt;ntvmsnbc&lt;/a&gt; haber sitesinde okuduğum bir haberi paylaşmak istiyorum&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;facebooka-üyeleri-ileride-pişman-mı-olacak&quot;&gt;&lt;strong&gt;Facebook’a üyeleri ileride pişman mı olacak?&lt;/strong&gt;&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Google’ın CEO’su gençleri uyararak ileride Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerine koydukları fotoğraf ve kişisel bilgiler yüzünden pişman olabileceklerini söyledi.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çağımız özellikle de son 10 yıl mahremiyetin neredeyse tamamen bittiği zaman olarak adlandırılabilir. Şu günlerde kimi kişisel bilgilerimizi, özel sırlarımızı saklamak için çılgınca çabalayabiliriz ancak çok yakın bir zamanda bu imkansız olacak gibi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Google’ın CEO’su Eric Schmidt son gelişmelerle ilgili olarak verdiği bir mülakatta, “Ben kamuoyunun her şeyin, her zaman bilinmesini, bulunabilmesini ve kaydedilmesini anladığını sanmıyorum. İleride insanlar bu durumdan rahatsız olup, isimlerini değiştirecek, hatta yeni birer kişilik yaratacaklar” dedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Teknoloji meraklısı işverenler, iş başvuruları değerlendirirken, Facebook ve Twitter profillerine de bakmaya başladı.&lt;br&gt;
Haberin devamı ↓reklam&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sosyal ağ siteleri üzerindeki güncellemeleri nedeniyle işinden olan insan sayısının giderek artıyor. Amerikan teknoloji devi Cısco’da işe alınan bir internet kullanıcısı, yeni kabul olduğu işten nefret ettiğini paylaştığı için, işbaşı yapamadan kovuldu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Schmidt ayrıca gençlerin sosyal paylaşım sitelerine ekledikleri fotoğrafların ve videoların ileride iş ararken kendilerini zor durumda bırakabileceği uyarısını da yaptı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;20 yıl önce bir kişinin profili çıkarmak için çok fazla uğraşmak gerekiyordu ve bu İşin maliyeti de yüksekti. Doğu Alman istihbaratı Stasi’nin bu işle ilgili binlerce çalışanı vardı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdilerde ise bir gece klübünde hoşlandığınız bir kızın fotoğrafını cep telefonunuzla çektikten sonra imaj tanıma programları sayesinde onun üye olduğu sosyal paylaşım sitelerine ve diğer bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Bu teknoloji şu anda mevcut.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Schmidt de bunu destekleyerek, “14 fotoğrafınızla sizin kim olduğunuzu söyleyebiliyoruz” diyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;On yıl önce iş yerindeki bir partide sarhoş olunca bu sadece iş arkadaşlarınızın bildiği bir durum olarak kalırdı. Şimdilerdeyse YouTube ve benzeri siteler sayesinde her olay anında tüm dünyada izlenebiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İnternet’in yaratıcılarınan Robert Cailliau, “Benim Twitter’da, Facebook’ta, Linkedln’da veya benzer bir sitede üyeliğim yok. Onlar ruhunuzu emiyor ve sizin gitmenize izin vermiyor” diyerek insanları uyarıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ayrıca unutmamak gerek ki Google gibi arama motorları dijital geçmişleri hiçbir zaman silmiyor.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Toka(t)a(t-k)ıyorum</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/tokat-atmak-toka-takmak/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/tokat-atmak-toka-takmak/</guid><description>Annemle Ablam arasında geçen telefon görüşmesi</description><pubDate>Tue, 20 Jul 2010 13:46:22 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Annemle Ablam arasında geçen telefon görüşmesi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : Anne, ben Elif Rana’ya (kızı yani yiğenim) tokatakıyorum&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem : Ne! Senin kafanı kırarım. Biz sana öyle mi yapıyorduk. Sen bizden böyle mi gördün.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : Ama anne ne var bunda kızım değil mi?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem : Kızın demek. Duymamış olayım. Nasıl yaparsın bunu?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : Ama anne hatta ben dolma yapıyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem : Ne dolması, konuyu değiştirme. Gözüme gözükme.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : Ya anne sende toka takardın bize.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem : Ben size bir tokat bile atmadım kızım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : Ne tokadı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Annem : ….&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ablam : …..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri : 😀&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Merlin’in Kazanı ve Burak Suyunu</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/merlinin-kazani-ve-burak-suyunu/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/merlinin-kazani-ve-burak-suyunu/</guid><description>Bir önceki yazımda Burak’ın Özyeğin Üniversitesinde katıldığı Oyun atölyesi programından ve yaptığı oyundan bahsetmiştim. Bu organizasyona katılan Merlin’in …</description><pubDate>Thu, 15 Jul 2010 05:43:10 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/oyunlar/disoriented-bullets-burak-suyunu/&quot;&gt;Bir önceki yazımda&lt;/a&gt; Burak’ın Özyeğin Üniversitesinde katıldığı Oyun atölyesi programından ve yaptığı oyundan bahsetmiştim. Bu organizasyona katılan Merlin’in Kazanı yazarlarından Mahmut Saral’ın gözlemleri ve incelemeleri yer alan yazı Merlin’in Kazanı sitesinde yayınlandı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aşağıda yazının giriş ve Burak ile olan kısmını bulabilirsiniz. (İlk ilgisini çeken bizim elemanlar olmuş ve önceliği bizimkilere vermiş. Güzel haber 🙂 ) En aşağıda haberin linki bulunmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;oyun-atölyesi&quot;&gt;&lt;strong&gt;Oyun Atölyesi&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Geleceğin yapımcıları için Oyun Atölyesi&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yüz milyonlarca tutkulu oyuncuya hitap eden oyun sektörü, her geçen yıl daha da büyüyerek yoluna devam ediyor. Bu gelişen sektöre kayıtsız kalmak tabii ki mümkün değil. Son dönemde ülkemizde, özellikle üniversiteler aracılığıyla başlayan çalışmalar sevindirici. “Biz oyun yapamayız” ön yargısının yavaş yavaş ortadan kaybolduğu günümüzde, genç ve yetenekli beyinlere sağlanan destekler sayesinde bu piyasada bizim de söz sahibi olmamız büyük bir olasılık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçtiğimiz günlerde Merlin’in Kazanı olarak Özyeğin Üniversitesi’ndeydik. Oyun Atölyesi başlığı altında düzenlenen eğitim programını yakından görme ve konu hakkında detaylı bilgi alma şansına eriştik. Prof. Dr. Tanju Erdem ile yaptığımız görüşmede, ikincisi düzenlenen bu organizasyonun devam edeceği müjdesini aldık. Birçok önemli projede yer alan ve Culpa Innata isimli 3 boyutlu macera oyununu da hazırlayan Erdem, ilerleyen yıllarda oyun geliştirmeyle ilgili bir Master programının da açılabileceğinden söz etti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öğretim görevlilerinden İsmail Arı ise, oluşan tablodan oldukça mutluydu. Yapılan çalışmalar hakkında bize sürekli bilgi veren Arı, ayrıca öğrencilerin ihtiyaç duyabileceği her türlü konu hakkında da sürekli iletişim halindeydi.&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;nedir-oyun-atölyesi&quot;&gt;Nedir Oyun Atölyesi?&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;Oyun Atölyesi’nde, Türkiye’nin dört bir yanındaki liselerde eğitim gören öğrenciler bir araya getiriliyor. Bir haftalık kısa süre zarfında, oyun tarihi hakkında temel açıklamalar yapılıyor  ve kullanılacak ekipmanlar hakkında bilgiler veriliyor. Geriye kalan son 1-2 günlük dilimde de öğrenciler, öğrendikleri bilgiler kapsamında istedikleri oyunları tasarlamaya çalışıyor. Genç arkadaşlarımız zaten konu hakkında bilgili. Çoğu daha önce bazı kodlama dilleriyle ilgilenmiş veya program yazmış. Bu eğitim süreci boyunca da yapılması gerekenler konusunda doğru yönlendirmelere tabii tutuluyorlar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Atölyeye adım attığımda gerçekten sıcak bir ortam vardı. Sadece arkadaşlık anlamında değil, hava anlamında da fazlasıyla sıcaktı. Her yanda açık bilgisayarlar ve aynı zamanda çalışma stresinden bir süreliğine uzaklaşmak isteyen öğrenciler için oyun konsolları da hazır tutulmuştu. Hangi PC’ye baksam, ekranlardan kodlar akıyor, adeta fışkırıyordu. Ortama uyum sağladıktan sonra artık sıra, oyunlara göz atmaya ve her biri hakkında ufak ufak bilgiler almaya gelmişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kimi arkadaşlarım kendilerini fazlasıyla uğraşlarına vermişti, öyle ki vakit kaybetmemek için deyim yerindeyse dış dünya ile bağlantılarını koparmışlardı. Bazıları ise, kolaylıkla dikkat çekiyordu. Ben de dikkatimi çeken ilk noktaya doğru hareket ettim. Ekranda iki adam, iki silah ve iki duvar duruyordu. Nedir bu arkadaşlar diye sordum, yanıtları da içtenlikle gelmeye başladı…&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;disoriented-bulletstorm-revenge&quot;&gt;&lt;strong&gt;Disoriented Bulletstorm Revenge&lt;/strong&gt;&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;Burak Suyunu ve Çağlar Özçetin tarafından hazırlanan bu oyun, iki askerin birbirlerine karşı üstünlük kurarak hayatta kalması üzerine kurulu. Biri sol, diğeri sağda yer almak üzere iki kişi, çevredeki bomba ve silahları ele geçirerek, karşısındaki rakibini öldürmeyi amaçlıyor. Oyunu klavye üzerinden iki kişi aynı anda oynayabiliyorsunuz. Ayrıca “ben bomba buldum, yaşasın” derken, bir tuzağa da kurban gidebiliyorsunuz. Bu gibi sürprizler de gayet hoş olmuş. Ateş etme mekanizması da güzel. Mermiye duvarlar aracılığıyla yön verebiliyorsunuz. Futboldaki “duvar pası” deyimini kullanırsam, anlatabilirim sanırım. Mermiye yön vermek için üst – alt zeminler ve duvarlar kullanılabiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hoşuma giden bu oyun hakkında bazı tavsiyelerimi de arkadaşlarıma söylemeden edemedim (tabii ki tavsiye olarak). İlk tavsiyem, karakterlerin saklandığı duvarlar hakkındaydı. Eğer onlar hareket ederse, saklanmak için arkasına geçen kişiler de bir anda korunmasız pozisyona gelebilirdi. Bu da heyecanlı anlara yol açabilirdi. Bunu söyledikten kısa süre sonra yanıma geldiler ve “tamam, yaptık” dediler. Gerçekten de güzel olmuştu. İkinci önerim de oyuna hem hareketli duvar, hem de hareketsiz duvar olmak üzere iki mod tasarlamalarıydı. Eminim ki bu ve benzeri düşünceleri vakit buldukça deneyeceklerdir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazının tamamına &lt;a href=&quot;http://www.merlininkazani.com/oyun_makale/1/Oyun_Atolyesi-35850.html&quot;&gt;burdan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Disoriented Bullets – Burak Suyunu</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/disoriented-bullets-burak-suyunu/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/disoriented-bullets-burak-suyunu/</guid><description>Kardeşimle her zaman gurur duymuşumdur. Fakat şimdi bir kat daha gurur duydum. Geçtiğimiz günlerde ÖzYeğin Üniversitesi tarafından düzenlenen “Bilgisayar Oyunu …</description><pubDate>Tue, 13 Jul 2010 14:14:01 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Kardeşimle her zaman gurur duymuşumdur. Fakat şimdi bir kat daha gurur duydum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçtiğimiz günlerde ÖzYeğin Üniversitesi tarafından düzenlenen “Bilgisayar Oyunu Atölyesi” programına, ısrarlarım sonucunda ön başvuru yapmıştı. Kabul edilmesinin ardından 5 günlük bir eğitimden geçtiler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Program Tanıtımı:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bilgisayar Oyunu Atölyesi – II ödüllü öğretim üyeleri ve oyun geliştiricileriyle beraber geleceğin bilgisayar mühendislerine eşsiz bir deneyim yaşatacak şekilde kurgulandı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geleceğin bilgisayar mühendislerini keşfetmeyi amaçlayan tamamen ücretsiz bu program Özyeğin Üniversitesi Altunizade Kampüsünde gerçekleşecek ve İstanbul dışından programa katılacak öğrenciler, program boyunca Özyeğin Üniversitesi Öğrenci Konukevi’nde konaklayacaklar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ayrıntılı Bilgi:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.ozyegin.edu.tr/oyunyap/Bilgisayar-Oyunu-Atolyesi-2&quot;&gt;http://www.ozyegin.edu.tr/oyunyap/Bilgisayar-Oyunu-Atolyesi-2&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Atölye süresince Processing programının eğitimi verilmiş ve eğitimin sonucunda kendi oyunlarının tasarlanamsı istenmiş. Burak ve arkadaşı Çağlar Özçetin aşağıdaki linkteki oyunu yapmışlar. Kendilerinin Tebrik ediyorum. Başarılarının Devamını diliyorum.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;disoriented-bullets&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://burak.suyunu.com/Processing/DisorientedBulletsV2/&quot; title=&quot;Disoriented Bullets&quot;&gt;Disoriented Bullets&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/h3&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Hazır Gıdaya Mı Başladınız?</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/hazir-gidaya-mi-basladiniz/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/hazir-gidaya-mi-basladiniz/</guid><description>Herşey bundan 2 sene önce Hurricane 50 model scooter almam ile başladı. Doğduğumdan beri yaşadığımız daireden, siteye taşınmıştık. Siteye giriş çıkışlar …</description><pubDate>Thu, 01 Jul 2010 10:09:49 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Herşey bundan 2 sene önce Hurricane 50 model scooter almam ile başladı. Doğduğumdan beri yaşadığımız daireden, siteye taşınmıştık. Siteye giriş çıkışlar kontrollü oluyordu ve güvenlik görevlileri daha bizi tanımıyordu. Maksimum 55km yapan motorumla sitenin girişine geldim. Kafamda kaskımla güvenliğin olduğu camekana yanaştım ve bu motor bende olduğu sürece daha çok duyacağım o cümleyi duydum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Pizza mı getirdin? Hangi daiereye?”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Arkadaş. Şimdi verilecek tek cevap vardı. Hayır. Fakat bu seferde pizza değilde pide mi getirdin diyecekti? Kısa kestim. “Ben bu sitede oturuyorum”. Bu cevaba da yanıt olarak “Hade Len” olarak gelecekti. Fakat kimin nesiyim bilmedikleri için bişey demediler. Nerde oturduğumu sordualr ve geçiş izni verdiler.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tamam bir kere bu şekilde bir muamele gördük ama daha dur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gözlük alacağım ve bu sebeple göz numaramı ölçtürmek istiyorum. SGK’lıyız ya para vermek istemiyorum. Sonuçta primimiz yatıyor. Sonuna kadar kullanacağım. Ama o zaman sistem tam oturmadığı için vizite kağıdı gerekli. Cuma günü, izinliyim ve vizite kağıdı almak için şirkete gidemiyorum. Başladım teker teker hastaneleri dolaşmaya ve vizite kağıdı olmadan muayne edecek yerlere. Afiyet Hastanesi, Anatolian Göz Hastanesi, Hospitalum, Medicana derken aklıma Dünya Göz Hastanesi geldi Altunizadedeki. Altımda motorumla gittim hastaneye. Otoparka girerken güvenlik durdurdu. “Otoparka girerken güvenlik mi durdurur arkadaş” dedim kendi kendime. Güvenlik:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Pizza mı getirdin?” diye sordu. Tabi benim sinirim tepeme çıktı. Yok hastayım dedim, kafamı çene eksenimde 45 derece açıyla sağa çevirerek. Geçtim koydum mükemmel motorumu otoparkın en güzel yerine sonra girdim danışmaya. Ordada geçmiyormuş SGK sadece indirim yapıyorlarmış. Peh!&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ve işte Benim Pizzacı olmadığımı kanıtlayan olay 2 gün önce gerçekleşti. Ve bu benim için gurur verici bir olay. Pazartesi akşamı MaAile ablamlara yemeğe gitmeye karar verdik. Ben işten biraz geç geldiğim için Benzinlikten motorumu aldım ve ablamlara doğru yola çıktım. Apartmanın önüne motoruma koydum. Bagajdan aldığım meyve ve pastayı çıkardım. Motorumu kitledim ve o an apartmanın kapısındaki adamla göz göze geldik. Yavaştan hareket ederek adamın gitmesini bekledim. (Bu hareketimin adamı iyicene kıllandırdığını düşünüyorum) Bir elimde poşetler bir elimde kaskım kapıya doğru gittim. Adam içeri girdi ardından ben zile bastım ve kapı hemen açıldı. Adam bu sefer asansöre biniyordu. Ve nezaket gereği kapıyı bana tuttu. Günahını almıyım, hafiften küçümseyen gözlerle bana bakıyordu ve kaçıncı kata çıakcağımı sordu. 2 dedim nazikce 🙂 Bak şu tesadüfe. Adamda 2. kata çıkıyormuş. Her katta 2 daire olduğunu düşünürsek, ya bu adam kurye idi ya da ablamların karşı komşusuydu. Sanırım adamda benim için aynı şeyi düşünmüş. Ama karşı komşu olma ihtimalim olmadan 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Asansör kapısı açıldı. Kalp atışlarım hızlandı. Bu sefer olmasın diye dua ediyordum ama bir yandan da elimde pizza olmadığı için şükrediyordum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Hazır Gıda&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;664&quot; height=&quot;195&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/hazir_gida.CRGGWYJ2_1mMcUF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Asansör ikinci kata gelirken her iki dairenin kapısı açılmıştı ve muhabbet ediliyordu. Her iki dairedeki kişiler asansördeki 2 kişiden birinin kim olduğunu biliyordu fakat her ikiside ikinci kişi hakkında yorum yapamıyordu. Ablam benim olduğumu, karşı komşuda eşinin yani bizim tarihe geçecek cümleyi söyleyecek amcayı biliyordu. Fakat karşı komşu beni bilmiyordu, ablamlarda karşı komşudan bi haberdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Asansör kapısı açılırken heyecan doruğa çıkmıştı. Asansöre ikinci binen kişi olarak inme önceliği bana aitti  ve hemen inerek ablamların tarafına döndüm ve vakit kaybetmeden ayakkabılarımı çıkarmaya çalıştım fakat geç kalmıştım… Olacakları hissetmiştim ama ne yazıkki yetişememiştim… Arkamdan gelen o ses… O korkutucu ses…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Ne o? Hazır Gıdaya mı başladınız?”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(Bilgi : Ablamların 7 aylık bebeği var ve kendisinin hazır gıdaya başlamış olma ihtimalini sorguluyor kendileri)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İçimdeki o ses “Hayıııııııııııııııııııır!!!” diye hayırkırmak istiyor fakat hala ayakkabılarımı çıkarmaya çalışarak mesaj vermeye çalışıyodum. İlk başta şaşıran ablamlar ne diyeceklerini bilememiş, sonunda ben ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdikten sonra amcamın sessiz harflerle “Kurye değil mi?” sorusundan sonra kahkahayı koy vermişlerdir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet itiraf ediyorum. “Pizzacıyım, Kuryeyim ve Hazır Gıdaya da başladım”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Al bu da Motorum. Tabi arkasında kutusu olanından 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Motorum&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;306&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/23672_0_1_2_hurricane-50_Image-credits-Keeway.B2VZryCP_1SlNsc.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Mortal Kombat Dreamland</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/mortal-kombat-dreamland/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/mortal-kombat-dreamland/</guid><description>Rüyanda mı gördün derler ya. Evet arkadaş rüyamda gördüm. Bu gece rüyamda Mortal Kombat gördüm. Hem de piyasada olmayan versiyonu. Oyun şu şekilde. Oyun 2 …</description><pubDate>Wed, 23 Jun 2010 06:04:27 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Rüyanda mı gördün derler ya. Evet arkadaş rüyamda gördüm. Bu gece rüyamda Mortal Kombat gördüm. Hem de piyasada olmayan versiyonu. Oyun şu şekilde. Oyun 2 takım halinde oynanıyor. Karakter seçmekte serbestsin ama Mortal Kombat karakterleri olması gerekiyor. Ben ilk turda Kabal’dım sanırım, 2 oynadığımda Raiden seçmiştim. Online oynanan, 3 boyutlu grafiklere sahip (piyasadaki MMORPG tarzı), deathmatch, tekrar dirilebildiğin maksimum flag tarzı oyunları bulunan, Değişik özel haraketlerin bulunduğu bir oyun.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Oyunun en önemli özelliklerindne bir tanesi Özel Harektler. Tabiki seçtiğini karakterin kendi özel hareketleri mevcut. Raiden’la adamın üstüne 2 geri 1 ileri yaparak (kavşeklaaan diyerek) uçabiliyorsunuz. Ama asıl özel hareketler şu şekilde. Her takımın elinde bir kitap var. Bu kitabın içinde özel hareket listesi var. Mesela diğer takım size doğru koşarak bir yamaçtan geliyor. Siz tam onlar yamaçtan geçerken oraya Fırtına ve yıldırımlar özel hareketini yaptınız kitaptan ya da Uzaylıların saldırmasını istediniz. (Rüyamda uzaylılar saldırdı diğer takıma bende onlara güç veren başka bir özel hareket kullandım. Böyle de saçma bir rüyaydı)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Oyunun en güzel özelliklerinden biri kullanıcının joyistik kullanmıyor oluşu. Tamamen harekete duyarlı bir sistem yapmış adamlar. Mesela elektrik atacaksınız, Aşağı+İleri+AY(LP) diyelim. Sen Eğiliyosun sonra ileri doğru hamle yaparken yumruk atıyosun ve yumruğundan elektrik çıkıyor. Tabi ben rüyamda devamlı Yüksek Yumrukla denediğim için bir türlü elektrik atamadım. Devamlı ordan oraya uçtum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Diğer bir özellik darbeleri vücudunuzda hissediyor olmanız. Bu belki benim rüyamdan kaynaklanıyor olabilir. Ama özellikle, karşı takımın Taşa dönüşerek yaptığı saldırılarda çok fena dayak yedim ve canım acıdı. Hatta uyandım acıdan diyebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak Oyunumuz Multiplayer desteği vermektedir. Yani tüm oyuncularla birlikte, aynı anda herkesele dövüşebildiğiniz, 3 kişi 1 kişiyi kenara sıkıştırabildiğiniz bir Mortal Kombat düşünün.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet bu haftaki oyun tanıtımımız burda sona eriyor. Mortal Kombat DreamLAnd, Kolay oynanabilirlik, hissedilen hasarlama modelleri, görsel zenginlik ile bu yılın rüyası seçiliyor.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Vuvuzela Nedir?</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/vuvuzela-nedir/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/vuvuzela-nedir/</guid><description>Vuvuzela bazen lepatata diye bazen de Güney Afrika Zurnası diye adlandırılan, Güney Afrika yöresine ait üflemeli bir çalgı, 61 cm boyunda ve 100 gram …</description><pubDate>Mon, 21 Jun 2010 11:58:43 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Vuvuzela bazen lepatata diye bazen de Güney Afrika Zurnası diye adlandırılan, Güney Afrika yöresine ait üflemeli bir çalgı, 61 cm boyunda ve 100 gram ağırlığındadır. Herhangi bir tuş veya tonlama deliği fonksiyonuna sahip olmayıp, sadece üfleyen kişinin ritmine bağlı olarak ses çıkarır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güçlü bir ciğer ve üfleme yeteneği isteyen Vuvuzela’nın çıkardığı ses sis düdüğü ya da fil sesine benzerdir. Sinek ve arı vızıltısına benzetenler de olmuştur. Vuvuzela toplu olarak çalındığında çıkarmış olduğu ses yaklaşık olarak 135 desibeldir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;.vikipedi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Vuvuzela denilen alet, ilk başlarda çok zararsız gözüken fakat maçlarda tempolu çalındığında çığırdan çıkaran bir sesli çalgı. Gerçi maçları izleyemiyorum ki. Ne alakası var arkadaş. Kumandanın hakimiyeti tabiki bende.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>E3 Başladı</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/e3-basladi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/e3-basladi/</guid><description>E³, Electronic Entertainment Expo anlamına gelmektir. İsminden, daha çok elektronik eğlence ürünlerinin tanıtıldığı bir fuar gibi gözükse de, daha çok oyun …</description><pubDate>Wed, 16 Jun 2010 05:25:50 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Beklenen Fuar &lt;strong&gt;E3&lt;/strong&gt; Başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;E3 Nedir? Yenir Mi?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
E³, Electronic Entertainment Expo anlamına gelmektir. İsminden, daha çok elektronik eğlence ürünlerinin tanıtıldığı bir fuar gibi gözükse de, daha çok oyun yapımcılarına ve konsol firmalarına hizmet eden bir fuardır. Eğlence sektörünün başını çeken, tüm dünyada en çok konuşulan ve 1998 yılından beridir, aralıksız olarak her sene yapılan bir organizasyondur. Fuarın şu andaki yapımcısı ise ESA adlı bir ABD şirketidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;E3’ü canlı izlemeniz için link: &lt;a href=&quot;http://uk.e3.ign.com/2010/live/index.html&quot;&gt;http://uk.e3.ign.com/2010/live/index.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Super Mario Crossover</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/super-mario-crossover/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/super-mario-crossover/</guid><description>Mario. Oyun oynamayı seven kişiler en azından bir kere Mario ismini duymuş veya Mario oynamıştır. Hadi oynamadınız Tesisatçı Kardeşler gibi bir isimle filmi …</description><pubDate>Thu, 29 Apr 2010 13:24:08 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Mario. Oyun oynamayı seven kişiler en azından bir kere Mario ismini duymuş veya Mario oynamıştır. Hadi oynamadınız Tesisatçı Kardeşler gibi bir isimle filmi bile çıkmıştı. Bu oyunu almışlar ve farklı oyunlardaki ana karakterlerle birleştirip yeni bir Mario oyunu yapmışlar. İşin güzel tarafı oynadığınız karakterlerin özelliklerini kullanabiliyorsunuz. Mesela Megamen ile mantar yediğinizde Megamen gibi ateş gücünüzü arttırabiliyor, Conan ile oynadığınızda istediğiniz yöne ateş edebiliyorsunuz. Her turu farklı bir karakterle oynayabiliyorsunuz. Güzel olmuş açıkçası 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;Mario&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1280&quot; height=&quot;720&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/maxresdefault.CnCIcZhm_2nWU9F.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.newgrounds.com/portal/view/534416&quot;&gt;http://www.newgrounds.com/portal/view/534416&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Hava Tahmini – 1</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/hava-tahmini-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/hava-tahmini-1/</guid><description>Hava Tahmini yapmak. Havada herhangi bir balon uçurmadan, milyonlarca para harcayıp makinalar almadan mümkün oalbilir mi? Bundan iki sene önce işe ilk girdiğim …</description><pubDate>Wed, 28 Apr 2010 12:31:12 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Hava Tahmini yapmak. Havada herhangi bir balon uçurmadan, milyonlarca para harcayıp makinalar almadan mümkün oalbilir mi? Bundan iki sene önce işe ilk girdiğim yıllarda hava sıcaklıklarını Yapay Sinir Ağlarıyla tahmin etmeyi denemiştim. Biraz toyluk, biraz acemilik olduğundan dolayı modeli düzgün kuramamıştım. Fakat yinede %15 hata ile günlük sıcaklıkları tahmin edebiliyordum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geçtiğimiz günlerde &lt;a href=&quot;http://derindelimavi.blogspot.com/&quot;&gt;BlueKid&lt;/a&gt; üstad ile yaptığımız güzel sohbette kendisinden aldığım tavsiyelerle yeni bir model kurmayı planlıyordum. Kendisi ufkumu açtı hatta aklımı okumuş bloguna bir de çalışma koymuş 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kendisininde yazısında belirttiği gibi, Kısa Vadeli Tahminlerde hava sıcaklıkları doğru modellendiğinde güzel sonuçlar verse de, Uzun Vadeli Tahminlerde tahmin değerini tahmin etmek için kullanacağınız için kümüle bir hataya neden olabilir. (&lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaos_kuram%C4%B1&quot;&gt;bknz. Kaos Kuramı&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi kolları sıvamak ve Günlük Ortalama Hava Sıcaklıklarını tahmin edebilecek bir model kurmak kalıyor.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Vakit Geldi</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/vakit-geldi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/vakit-geldi/</guid><description>Bugüne kadar hem davranış açısından hem kendini ifade etme açısından hem de tenkik olarak iş hayatında yetersiz olduğumu düşünmüşümdür özeleştiri yaparken.</description><pubDate>Wed, 21 Apr 2010 12:42:16 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bugüne kadar hem davranış açısından hem kendini ifade etme açısından hem de tenkik olarak iş hayatında yetersiz olduğumu düşünmüşümdür özeleştiri yaparken. Ama bugün bunların eskisi gibi olmadığını, kendimde eksik gördüğüm özelliklerin geliştiğini gördüm. Çünkü artık ben kendime güveniyorum. Sadece kendime güvendiğim için değil. Artık ben neyin nerde nasıl yapıalcağını biliyorum. Artık ben yorum katabiliyorum. Artık ben bir şey katabiliyorum. Ben Katma Değer üretebiliyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O zaman Vakit Geldi. Artık ben ilerleyebilirim. Değişim başlasın.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Hedefler ve Değişenler</title><link>https://suyunu.com/ben/hedefler-ve-degisenler/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ben/hedefler-ve-degisenler/</guid><description>Bilgisayarımda geçmişe dönük bir arama yaparken, askere gitmeden önce belirlediğim bazı hedeflerin olduğu bir dökümana rastladım.</description><pubDate>Thu, 15 Apr 2010 12:42:22 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bilgisayarımda geçmişe dönük bir arama yaparken, askere gitmeden önce belirlediğim bazı hedeflerin olduğu bir dökümana rastladım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tarih: 11 Haziran 2009&lt;br&gt;
Bir liste yapmaya karar verdim. Listenin içeriği satın almak istediklerimi belirtiyor. Şu an başlangıç aşamasında olduğu için, tüm istediklerimi listeleyemeyebilirim. Fakat gün geçtikçe revize edip doğru sonuca ulaşacağım 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1-     HB Tek Kapı Bir Araba&lt;br&gt;
2-     En az 250cc SuperSport ya da Enduru Motorsiklet&lt;br&gt;
3-     Nintendo Wii ve aksesuarları&lt;br&gt;
4-     PS3 ve aksesuarları (özellikle Gitar ve Drum Set)&lt;br&gt;
5-     22” monitörlü bir bilgisayar&lt;br&gt;
6-     2 katlı müstakil bir ev&lt;br&gt;
7-     Agresif Paten&lt;br&gt;
8-     Katı meyve sıkacağı&lt;br&gt;
9-     Sebil su soğutucu&lt;br&gt;
10-   HD202 kulaklık&lt;br&gt;
11-   100hp lik bir sürat motoru&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün&lt;br&gt;
Hedefleri incelediğimde, az bir kısmını başardığımı fark ettim. 🙂 HB Tek kapı bir araba alamasamda, dizel otomatik bir araba aldım Allahıma şükür. Ayrıca Katı meyve sıkacağına da sahibim 🙂 Şimdi sıralamaya göre ilk hedefim motorsikletimi geliştirmek. Ama o zaman 250cc yeterliyken şu anda 400cc NX4 Falcon motor alma hedefim olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.&lt;br&gt;
2 Katlı müstakil bir ev şimdilik hayal olsada, Ağustos ayında bir mani çıkmazsa inşallah kendi evimize taşınacağız. Gerçi şu anda bulunduğumuz siteden çok memnun olsamda biraz bizi aşmaya başladı.&lt;br&gt;
Yaz geldi. Aslında motoru bu aralar alamayacağımı düşünecek olursak, güzel bir spor olarak, agresif paten almak istiyorum. Gerçi agresif olmasa bile fitness paten de olabilir. Bakalım biraz araştıralım.&lt;br&gt;
PS3 ve Wii konusunda fikrim değişmedi ama bunları yeni taşınacağım evde hazılrayacağım oyun odası için saklıyorum. 22” monitor yerine 26” bir monitore bağlanmış bir kasa, Wii ve PS3 olan bir oyun odası. Gerçekten süper olur 😛&lt;br&gt;
Güzel bir plan yapmanın vakti gelmiş. Ben tekrar oturayım bir alacaklar ve yapılacaklar listesi çıkarayım. Ama içine sebil su soğutucu yazmıyım 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Death Note</title><link>https://suyunu.com/anime/death-note/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/anime/death-note/</guid><description>Bu yazıyı bir an önce yazmak istiyordum çünkü güzel şeyler bittikten sonra etkisi beklendiğinden çok daha kısa sürüyor. Şu anda halen etkisi altındayken yazmak …</description><pubDate>Tue, 06 Apr 2010 12:56:57 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bu yazıyı bir an önce yazmak istiyordum çünkü güzel şeyler bittikten sonra etkisi beklendiğinden çok daha kısa sürüyor. Şu anda halen etkisi altındayken yazmak istedim. Death Note, Desu Noto, Ölüm Defteri…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Death Note ilk olarak Manga olarak başlamış fakat sonra gösterilen ilgiden dolayı Animesi ve Filmleri çekilmiş.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;(manga japon çizgi romanlarına verilen addır. anime ise japon çizgi filmlerine adı verilir. manga sözcüğü japon kökenli bir  kelimedir. anime sözcüğü fransızca’daki animation sözcüğünden türemiştir.)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kısaca konudan bahsedecek olursak, bir ölüm meleği Dünyaya Ölüm defterini düşürüyor. Bu ölüm defterini Yagami Light adında genç ve başarılı bir eleman buluyor. Ölüm defteri, bir kişinin isminin deftere yazılması ile ölmesini sağalayn bir defterdir. Bu ismi yazarken aynı zamanda ismin sahibinin yüzünü kafanızda canladırmalısınız ki, aynı ismi taşıyan diğer kişilerde ölmesin. Lighto, Bu deftere en başta inanmasa da sonra test ediyor ve defterin gerçek olduğuna inanıyor. Ütopik bir dünya kurmak için dünyadan suçluları temizlemeye karar veriyor. Böylece artık dünya üzerinde hiç suç ve suçlu kalmayacaktır. Halk ona bir isim takmıştır. Kira. Ve kendini onu yakalamaya adayan L.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ölüm Defterinin kullanma kılavuzu ve bazı kuralları vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Death Note’a ismi yazılan insan ölür. İsmi yazıldıktan sonra 40 saniye sonra ölüm nedeni, ölüm nedeninden 6 dakika 40 saniye sonra detaylar yazılabilir.&lt;br&gt;
– Death Note’u kullanan biri, öldüreceği insanın yüzünü görmüş olmalıdır. Aynı isimdeki diğer kişiler bu şekilde etkilenmezler.&lt;br&gt;
– Death Note’u kullanan insan ne cennete ne cehenneme girebilir.&lt;br&gt;
– Death Note başkalarına verilebilir. Ancak bu durumda onunla ilgili tüm hatıralar kişinin aklından silinir.&lt;br&gt;
– Death Note olanaksız şeyleri sağlamaz.&lt;br&gt;
– Shinigamilerin gözleri, insanların adı ve soyadını, yaşam süresini, yaşını vb. gösterir. İnsanlarla bu gözler değiştirilebilir ancak karşılığında insan ömrünün yarısı Shinigami’ye geçer.&lt;br&gt;
– Bir Shinigami, insan hayatını kısaltmak için yaratılmıştır. Bunu uzatmak için defteri kullanan Shinigami ölür.&lt;br&gt;
– Death Note, eğer bir insanın eline geçerse, deftere önceden sahip olan Shinigami, o kişiyi 39 gün içinde bulmalıdır. Bu kitap ölüm tanrısı ile insan arasında bir bağ olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Avatardan sonra izlediğim en sürükleyici Anime. İkisinin yerleri ayrı olduğu için karşılaştırmayacağım. Death Note izlenmesi gereken bir yapım. Filmlerini izleyeceğimi sanmıyorum. Çünkü havası kaçmamalı.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Need For Speed World</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/need-for-speed-world/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/need-for-speed-world/</guid><description>Need for speed serisi ile ik tanışmam, Dayımın bilgisayarında yüklü olan NFS 2 SE (Need for speed 2 Special Edition) oynamam ile başladı. Araba yarışlarını çok …</description><pubDate>Thu, 18 Mar 2010 10:05:54 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Need for speed serisi ile ik tanışmam, Dayımın bilgisayarında yüklü olan NFS 2 SE (Need for speed 2 Special Edition) oynamam ile başladı. Araba yarışlarını çok sevmesemde, belli bir geçmişimiz var sonuçta. NFS 2 SE oynamadan önceleri, Amigada Lotus serisi, Stunt Car gibi oyunlar oynarayarak kendimi kanıtladım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Stunt_Car_Racer&quot;&gt;Stunt Car hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Lotus_%28computer_games%29&quot;&gt;Lotus hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ama Need For Speed 2 SE farklıydı. Grafikler, oynanabilirlik önceki yarış oyunlarına göre çok üst seviyedeydi. Oyunu oynadığım sene yanlış hatırlamıyorsam 1998 idi ve benim yeni bilgisayar aldığım döneme denk geliyordu. Diamond marka 3d destekli ekran kartımla bu oyunu az oynanamamıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Toplamda 14 adet yarış oyunu çıkarmış EA. 2005 yılına kadar çıkmış tüm NFS oyunları (Need For Speed 1 hariç) oynamama rağmen 2005 ten sonra çıkan oyunları nedense yükleyip oynayasım hiç gelmemiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi Online olarak bir Need for speed çıkacağı haberini okuyunca, aklıma polislerden kaçmaya çalışıp, unlock arabaları çıakrıp yolda nasıl gideceğini hayal ederek oynadığım NFS2, porshe severlerin bağımlısı olduğu Porshe Unleashed, modifiye kelimesinin 18 yaş altındaki kesimin tam anlamasını ve özendirmesini sağlayan underground serisi geldi aklıma.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son zamanlarda düşüşe geçtiği söylenen NFS serisi, özellikle bedava olarak duyurduğu online oyunu Need For Speed World ile nasıl bir başarı sağlayacak.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Beta sürümünü, ücretsiz deneyebileceğiniz oyun, 2.0 GHz işlemci, 2 GB bellek, ve 512 MB grafik yongasına ihtiyaç duyuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.needforspeed.com/web/world&quot;&gt;http://www.needforspeed.com/web/world&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Sosyal Ağların Tehlikeleri – MySpace</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/sosyal-aglarin-tehlikeleri-myspace/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/sosyal-aglarin-tehlikeleri-myspace/</guid><description>Yahoyt.com adresinde çıkan bir habere göre, MySpace üyelerine ait kullanıcı bilgilerini parayı verene satmaya başlamış.</description><pubDate>Thu, 18 Mar 2010 06:28:50 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yahoyt.com adresinde çıkan bir habere göre, MySpace üyelerine ait kullanıcı bilgilerini parayı verene satmaya başlamış. Şimdi akıllara şu soru geliyor. Böyle bir şeyi yapmaya hakları var mı? Ne yazıkki var. Çoğumuzun kayıt olurken Tamam diyerek geçiştiği kullanıcı sözleşmesine göre, siteye girilen tüm bilgiler Myspace’e ait oluyor. Bu yüzden kullanıcılarında hiç bir hukuki hakkı kalmıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kişisel bilgilerin içinde kullanıcılarına ait fotoğraflar, kişisel blog bilgileri, şehir, durum ve kişi hakkındaki görüşler var ve bunlar satış, pazarlama ve anket şirketlerine satılmaya başlandı. Hatta ilk müşteride InfoChims adlı bir firma.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sosyal ağlar, facebook, myspace, twitter vs. Attığımız her adımdan haberdarlar. Bu bir tehlike değil midir?&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Baba ve Çocuk</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/baba-ve-cocuk/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/baba-ve-cocuk/</guid><description>Baba dediğin, çocuğunu korumak için her şeyi yapmalıdır. Baba dediğin çocuğu çağırdı mı iki eli kanda olsa gitmelidir.</description><pubDate>Tue, 09 Mar 2010 12:46:52 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Baba dediğin, çocuğunu korumak için her şeyi yapmalıdır.&lt;br&gt;
Baba dediğin çocuğu çağırdı mı iki eli kanda olsa gitmelidir.&lt;br&gt;
Baba dediğin zor zamanında kucaklar çocuğunu&lt;br&gt;
Çünkü baba ile çocuk emanettir birbirine tanrıdan.&lt;br&gt;
Anne dediğin çocuğa hayat verir.&lt;br&gt;
Sonra çocuk küçük elleriyle tutar&lt;br&gt;
babanın ellerini ve çocuk babaya hayat verir.&lt;br&gt;
Babanın gücünün sonudur çocuk.&lt;br&gt;
Her şey unutulur onun için çokcana.&lt;br&gt;
Babanın günahlarının toplamıdır çocuk.&lt;br&gt;
Onun yerine yanar çok cana ateşte.&lt;br&gt;
Babanın olamadığı her şeydir çocuk.&lt;br&gt;
Onun umutları yaşar çok cana içinde.&lt;br&gt;
Babanın yalanıdır çocuk sonunda ortaya çıkmış.&lt;br&gt;
Çocuk babanın kanayan elidir çocuk&lt;br&gt;
Çocuk babanın akmayan gözyaşlarıdır&lt;br&gt;
Çocuk babanın sakladığı sevgisidir&lt;br&gt;
Babanın yumuşak derisi, içinde atan kalbidir çocuk&lt;br&gt;
Çocuğun babasını hedefleyen çocuğuna sallamalıdır kılıcı&lt;br&gt;
Çocuk, babanın emaneti çocuk&lt;br&gt;
Babanın kaybedemeyeceği tek şeydir çocuk&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>İş Zekası Uzmanı?</title><link>https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-zekasi-uzmani/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ne-is-yapiyorsun/is-zekasi-uzmani/</guid><description>-Ne iş yapıyorsun?</description><pubDate>Mon, 22 Feb 2010 12:51:58 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yeni bir diyalog…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-Ne iş yapıyorsun?&lt;br&gt;
-İş Zekası Uzmanıyım.&lt;br&gt;
-Ne o sistem analistiydin. Şimdi zeki mi oldun?&lt;br&gt;
-?!’^+%&amp;amp;/&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Ne Kola Ne Pepsi</title><link>https://suyunu.com/ben/ne-kola-ne-pepsi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ben/ne-kola-ne-pepsi/</guid><description>Evet yanlış duymadınız. Ne Kola Ne Pepsi Sadece YediGün.</description><pubDate>Wed, 13 Jan 2010 11:14:40 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Evet yanlış duymadınız. Ne Kola Ne Pepsi Sadece YediGün.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bitiyor. Şimdi askerliğin son günlerini yaşıyorum. Haftaya perşembe inşallah İstanbuldayım. Eski şirketimde tekrar göreve başlamak üzere sözlü bir anlaşma yaptık. Geri döndüğümüzde daha büyük projeler üzerinde çalışacağımızın kokusunu alıyorum. Bu aralar Veri Madenciliği konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Şafak Sıkıştırıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İstanbul bekle beni…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Dost’tan Aruz</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/dosttan-aruz/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/dosttan-aruz/</guid><description>Durmuyormuş mazinin ezvakı göçmüş yokluğa Bak muhabbet kaldı dostun siretinden yadigar.</description><pubDate>Fri, 29 May 2009 07:34:26 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Durmuyormuş mazinin ezvakı göçmüş yokluğa&lt;br&gt;
Bak muhabbet kaldı dostun siretinden yadigar.&lt;br&gt;
(failatün failatün failatün failün)&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;mazi&lt;/em&gt;:geçmiş&lt;br&gt;
&lt;em&gt;ezvak&lt;/em&gt;:zevk&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kendisinin Aruz ölçüsüyle yazdığı ilk beyit olması ve buna muhattap olmak beni çok mutlu etti. Teşekkürler Dost…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aruz ölçüsü&lt;/strong&gt;, nazımda uzun veya kısa, kapalı ya da açık hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı ölçü. Sözlük anlamları ‘yön’, ‘yan’, ‘bölge’, ‘bulut’, ‘keçi yolu’, ‘deli’, ‘sarhoş deve’, ‘çadırın orta direği’, ‘karşılaştırılan’, ‘ölçü olan şey’ gibi çeşitlidir. Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir. Develerin yürüyüşünden, demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak seslerinden çıktığı görüşleri vardır. Bir çadırı direğin ayakta tutması gibi, divan şiiirini ayakta tutan en büyük unsurun aruz olduğu düşünülür. Aruz bilimini bir öğreti biçiminde ilk olarak ortaya koyan ünlü Arap dilcisi İmam Halil bin Ahmed’dir. Aruz ölçüsü, Arap, Türk, Fars, Afgan, Pakistan ve kısmen Hint edebiyatında kullanılmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aruz hecelerin sayısını değil, şeklini esas alır. Aruzla yazılmış şiirlerde, her bir mısranın heceleri, diğer mısraların aynı hizadaki heceleriyle aynı açıklık(kısalık) ve kapalılık(uzunluk) noktasında birbirlerine denktir. Açık(kısa) hece ( . ) işaretiyle; kapalı(uzun) hece (-) işaretiyle gösterilir. Ayrıca med’li adı verilen, bir buçuk hece değerinde ( .- )işaretiyle gösterilen hece değeri de dört sesten oluşan heceler için kullanılır.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yüksek Lisans Yapmak ya da Yapmamak</title><link>https://suyunu.com/tavsiyeler/yuksek-lisans-yapmak-ya-da-yapmamak/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/tavsiyeler/yuksek-lisans-yapmak-ya-da-yapmamak/</guid><description>Yüksek Lisans çoğu lisans öğrencisinin mezun olduktan sonra, kendince bazı sebeplerden dolayı yapmak istediği eylemdir. Yurt Dışında yapıldığı gibi güzel …</description><pubDate>Wed, 29 Apr 2009 12:48:01 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yüksek Lisans çoğu lisans öğrencisinin mezun olduktan sonra, kendince bazı sebeplerden dolayı yapmak istediği eylemdir. Yurt Dışında yapıldığı gibi güzel yurdumun üniversitelerinde de yapılmaktadır. Yurt Dışı fobisi olan yada yurt dışına çıkacak yeterli ödenek bulamayan öğrencilerin tercihi genelde Yurtiçi olmaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Lisans Nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Akademik kariyer yapmak için ilk adımdır. Gelecekte bir doktor yada profesör olmak isteyen kişinin lisans eğitiminden sonra bitirmesi gereken ilk eğitim planıdır. (Yurt dışında yüksek lisans yapmadan direkt doktora yapma imkanı bulunmaktadır). İsmi gibi kendiside gayet Yüksek bir eğitim seviyesidir. Normal eğitim süreci 2 sene sürmekle beraber, tamamlanamayan krediler yada bitmeyen bitirme tezi yüzünden bir sene uzayabilmektedir.&lt;br&gt;
**&lt;br&gt;
Niçin Yüksek Lisans Yapılır?**&lt;br&gt;
1- Yüksek lisans akademisyen olmanın ilk adımıdır.&lt;br&gt;
2- Askerliği tecil ettirmek için bir yoldur&lt;br&gt;
3- Öğrenci haklarını devam ettirmek için&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Lisansın avantajları&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Belirli konularda teorik olarak çok iyi bilgilere sahip olursunuz.&lt;br&gt;
Yüksek Lisans sayesinde İngilizcenin bir hayli gelişir. Öğretim hayatınız makale okumak ile geçtiği için, ve makalelerin çoğu İngilizce olduğu için, ister istemez iyi bir ingilizceye sahip olursunuz.&lt;br&gt;
Toplum arasında, Yüksek Lisans yapan öğrencilere farklı gözle bakılır ve övünerek söz edilir. Özellikle aileler yüksek lisans yapan yavrularını öve öve bitiremez.&lt;br&gt;
Askerliği en az 2 sene tecil etmiş olursunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Lisansın DezAvantajları&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Lisans Döneminde yata yata geçtiğiniz dönemleri özelmle anarsınız.&lt;br&gt;
Haftada 2 gün okula gitmenize rağmen geçemk için her gün okula gitmeniz gerektiğini düşünürsünüz.&lt;br&gt;
Okula gittiğinizde kendi döneminizden kimseyi göremeyince bunalıma girer ve kendinizi asosyal bir mahluk olarak görürsünüz.&lt;br&gt;
Siz yüksek lisansın ilk döneminin derslerini zar zor tamamladığınızda, arkadaşlarınızın askerden geldiğini görüp bir ah çekersiniz.&lt;br&gt;
Mulakat dönemi tamamen kabus olur. Sizi küçük gören akademisyenler yüzünden okullara karşı büyük bir antipatiye sahip olursunuz.&lt;br&gt;
Mezun olunca ne olcam korkusunu ertelemiş olacağınızdan, tekrar karşılaşma olasılığı yüksek bir durumdur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yüksek Lisans Yaparken Çalışmak&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;
Yüksek Lisans yaparken kişilerin çalışma eylemi 2 durumda gerçekleşir. Birincisi part time çalışmak, ikincisi haftada 1 gün şirketten izin almak. Part time çalışma eyleminde, maaşların düşük olmasındna dolayı, çalışıp çalışmadığınızı anlayamazsınız ve genelde bu tarz işle bölümünüzle alakalı değildir. Bu sebeple size fazla gelir getirmezken, yogun bir tempoda hayatınızı sürdürürsünüz.&lt;br&gt;
Haftada birgün izin alarak gittiğiniz yüksek lisans programı, eksik bir porgramdır. Derslerin en az %50 sine giremezsiniz ve çoğu dersten kalırsınız. Geçtiğinizi çoğu derside çok anlamadan geçersiniz. Ortalamyı düşürürseniz okuldan atılmanız muhetemeldir Bu gibi durumlardan dolayı bu yüksek lisans tam oalrak yüksek lisans kategorsine girmez.&lt;br&gt;
Sonuç olarak yüksek lisans, bir işte &lt;strong&gt;çalışılmadan&lt;/strong&gt; gidilmesi gereken bir eğitim dönemidir. Emek ister, azim ister ve sıkıntılı bir dönemdir.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Mezun olmadan yapılması gerekenler – 1</title><link>https://suyunu.com/tavsiyeler/mezun-olmadan-yapilmasi-gerekenler-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/tavsiyeler/mezun-olmadan-yapilmasi-gerekenler-1/</guid><description>Mezuniyet sonuç olarak karşılaşacağımız yegane durumdur. Sonuç olarak mezun olmadan önce öğrencilerin önlem niteliği taşıyan bazı olayları gerçekleştirmesi …</description><pubDate>Wed, 29 Apr 2009 11:43:36 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Mezuniyet sonuç olarak karşılaşacağımız yegane durumdur. Sonuç olarak mezun olmadan önce öğrencilerin önlem niteliği taşıyan bazı olayları gerçekleştirmesi gerekmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle karar mekanizmalarındna biri, mezun olunca ne yapmayı düşündüğüdür.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1-Babamın işi var. Onu devam ettireceğim.&lt;br&gt;
– Babamın işinde mezun olduğum bölümle ilgili çalıaşcağım&lt;br&gt;
– Babamın işinde patron olacağım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2-Hemen Sektöre atlayacağım ve bir firmada mezun olduğum bölüme uygun bir departmanda çalışacağım&lt;br&gt;
– Büyük çaplı bir şirkette çalışacağım&lt;br&gt;
– Küçük çaplı bir şirkette çalışıp her kademeyi öğreneceğim&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3-Yüksek Lisans Yapacağım. Çalışmayı düşünmüyorum.&lt;br&gt;
– Asistan olmayı düşünüyorum&lt;br&gt;
– Okumaya doymadım. Biraz daha öğrenci oalrka takılacağım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu maddeleri aslında çoğaltmak mümkündür. Fakat yazılı her durum için geçerli bazı olmazsa olmazlar vardır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunların başında, öğrencilik döneminde özgürlüğün tadını çıkarmaktır. Öğrencilik hayatı bitince, evde hiç bir şey yapmadan otursanız bile artık bir eksiklik vardır. Hatta farkedilmesi hiçte zor olmayan bir eksiliktir. Artık gidecek bir yeriniz yoktur. Okula gidipte vakit ölüdermezsiniz yada ders arasına çıkıpta, (okulu sevmeseniz bile) bir iki dolaşayım diyemeyeceksiniz. Okula gideyim ne var ne yok diye bi bakayım deseniz bile, gerek okulun uzaklığı, gerekse de okula gittiğinizde tanıdık simaların az olmasındna dolayı hiç haz duymazsınız. ÖZellikle derse girme gibi bir şansınız olmadığı için, derse girmedeiğiniz için sıkılırsınız (!) Bu sebeple, mezun olmadan önce mutlaka kişinin oturup düşünmesi ve bu okuldan nefret etse bile bunundan zevk alacağı yönü düşünmesi gerekir. (Bunlar Mazohist yada Mazoşist eğilimler değildir)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İkincil olarak, mezun olmadan önce sevdiğiniz arkadaşların değerini daha iyi anlamanız gerekmektedir. Üniveristenin kişiye bıraktığı en önemli miraslardan birisi, arkadaştır. Bu arkadaşlar mezun olduktan sonra sizin sermayeniz olacağını asla unutmayın. Üniversite arkadaşları çok ayrıdır. Özellikle, aynı evi paylaştığınız ve sevdiğiniz arkadaşlarınız varsa içinizde hep bir ukte kalır ve “Hay ben bu vakti geri alabilsem” dememek için bu kişilere önem verin yada önem verilen kişiler olun (Abarttım farkındayım:))&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Son olarak, hocalarınızla iyi geçinin. Referans mektubu almak için değil. Onlara mezun olduktan sonra gerçekten ihtiyaç duyacaksınız. Özellikle 2. ve belki 3. madde de ki işleri yaapcaksanız takıldığınız yerler çok olacaktır. Hatta ve hatta, okurken ders çalışmadığınız akdar mezun olduktan sonra ders çalışacağınız konusunda garanti verebilirim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;18 Nisan 2008&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Ben Matrix Miyim?</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/ben-matrix-miyim/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/ben-matrix-miyim/</guid><description>Bir Analiz yapıyordum. Ama verinin içinde boğulduğum için kendime bir çıkış yolu ararken sonunda buldum. Fakat bu seferde kendimi Matrix’te gibi hissettim.</description><pubDate>Tue, 27 Jan 2009 15:47:39 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bir Analiz yapıyordum. Ama verinin içinde boğulduğum için kendime bir çıkış yolu ararken sonunda buldum. Fakat bu seferde kendimi Matrix’te gibi hissettim. Exceli yukarı aşağı yaptıkça sayılar anlam kazanıyordu. Kendime aynada baktım. Farklıydım. Kurtarıcıydım. Başarabilirdim. Derken müdürüm beni çağırdı. “Ne o dalmışsın” dedi. Bana özellikle “NEO” demişti. Çok mutluydum. Mutluluktan havalara uçtum. Matrixim ben.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; title=&quot;matrixtemiyim&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;938&quot; height=&quot;800&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/matrixtemiyim.Dor6vzzO_9Kksb.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Bir sistem analisti olarak yaratılmadığınızın 10 işareti</title><link>https://suyunu.com/sistem-analisti/bir-sistem-analisti-olarak-yaratilmadiginizin-10-isareti/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/sistem-analisti/bir-sistem-analisti-olarak-yaratilmadiginizin-10-isareti/</guid><description>BD’deki iş bulma kurumunun öngörüsüne göre 2014 yılına kadar sistem analistlerine olan işgücü ihtiyacı, ortalama işgücü ihtiyacının üzerinde olacak. Bunda en …</description><pubDate>Tue, 27 Jan 2009 09:55:27 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://www.fazlamesai.net/&quot;&gt;www.fazlamesai.net&lt;/a&gt; adresinde &lt;a href=&quot;http://www.fazlamesai.net/index.php/index.php?a=user_info&amp;amp;username=SHiBuMiGo&quot;&gt;SHiBuMiGo&lt;/a&gt; adlı kullanıcı tarafından çevrilmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ABD’deki iş bulma kurumunun öngörüsüne göre 2014 yılına kadar sistem analistlerine olan işgücü ihtiyacı, ortalama işgücü ihtiyacının üzerinde olacak. Bunda en önemli etkenlerden biri kurumlarda kullanılan teknolojik sistemlerin iş ihtiyaçlarına paralel olarak sürekli daha karmaşık hale gelmeleri. &lt;a href=&quot;http://techrepublic.com.com/&quot;&gt;TechRepublic&lt;/a&gt;’den çevirdiğim bu yazıda bir sistem analistinin sahip olma(ma)sı gereken 10 nitelikle ilgili tespitler yer alıyor. Orjinal İngilizce metne &lt;a href=&quot;http://blogs.techrepublic.com.com/10things/?p=280&quot;&gt;http://blogs.techrepublic.com.com/10things/?p=280&lt;/a&gt; adresinden ulaşabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;1-müşterilerinizin-itye-ayak-uydurmasını-bekliyorsunuz&quot;&gt;#1: Müşterilerinizin IT’ye ayak uydurmasını bekliyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;İş ünvanında “analist” sözcüğünün geçiyor olmasının sebebi, sizden beklenenin iş ihtiyaçlarını analiz etmeniz ve IT’nin müşterilerine daha iyi hizmet veriyor olmasını sağlamanız olmasıdır. IT tarafında işlerin daha iyi ve daha güçlü işlemesini sağlayacak bir plan ile ortaya çıkabilirsiniz, ancak iç müşterilerinizin hemen kendi süreçlerini değiştirerek sizin planınıza uygun çalışmaya başlamalarını beklemeyin – planınızın işleyebilmesi için en azından bu değişikliğin kendi çıkarlarına olduğu konusunda onları ikna etmeniz gereklidir.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;2-üst-yönetim-ile-çalışmayı-sevmiyorsunuz&quot;&gt;#2: Üst yönetim ile çalışmayı sevmiyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bazı tepe yöneticilerin teknolojinin neler yapıp neler yapamayacağı konusunda hiçbir fikirleri olmadığı bir gerçektir. Şu var ki, bir üst düzey yönetici yıllardır Blackberry’si üzerinden e-posta atmaktan daha teknolojik bir şey yapmamış olabilir. Bu kişilerin gerçek dışı taleplerini yönetmeye çalışırken bir taraftan aynı kişilerin sizin bir yılda kazandığınızı bir ayda kazandıklarını biliyor olmak da egonuz açısından rahatsız edici olabilir. Onların nerede yanlış yaptıklarını sabırlı bir şekilde kendilerine izah edemiyorsanız – cehaletlerini küçümseyici bir tavır almadan -, bir sistem analisti olarak başarılı olamazsınız.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;3-hayır-diyemiyorsunuz&quot;&gt;#3: “Hayır” diyemiyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;“Hayır” diyebilmek hayatın tüm aşamalarında önemlidir, ancak bir sistem analisti olarak bir gün işinizin devamı buna bağlı hale gelebilir. Patronunuzla, onun patronuyla ve operasyon tarafının yöneticisiyle bir toplantıda olduğunuzu düşünün. Birisi o anda sizi yeni bir geliştirme ile ilgili onay vermeniz konusunda ikna etmeye çalışıyor ve patronunuz da size yardımcı olmuyor. Baskı altındayken, birçok kişi o anı kurtarabilmek için “Evet” diyebilir. Ancak bu yeni geliştirmeyi istenen süre ve bütçe ile yapabileceğinizden gerçekten emin değilseniz, bu baskıya karşı koymanız ve vakit kazanmanız gereklidir. Mantık dışı bir görev ile ilgili onay vermek başarısızlığın ilk adımıdır.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;4-evet-diyemiyorsunuz&quot;&gt;#4: “Evet” diyemiyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;“Hayır” demek sizi imkansızı vaat etmekten koruyabilir, ancak bu sözcüğü tutumlu kullanmanız en iyisidir. Bir sistem analisti olarak başarı elde etmek için, kendinizi iç danışman olarak görmelisiniz. İşletmenizin para kazanabilmek için IT araçlarına ihtiyacı var, ve siz bu araçların nasıl kullanılacağını belirlemelisiniz. Kendi iç müşterilerinizle birlikte çalışarak “Evet” diyebileceğiniz bir planı ortak yaratın. Neye ihtiyaç duyacağınızı tespit edin: Daha fazla vakit, daha fazla para, daha fazla insan ya da araç kaynağı – ve taleplerinizin arkasında durmak için kendinizi hazırlayın.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;5-derme-çatma-ve-kısa-vadeli-çözümlerden-nefret-ediyorsunuz&quot;&gt;#5: Derme çatma ve kısa vadeli çözümlerden nefret ediyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Çok az sistem analistinin elinde bir sistemi tümüyle baştan tasarlama ve sınırsız kapasite ile genişletme imkanı olur. İş çoğu zaman aynı eski platform üzerinde yamalanmış eski kodlarla yeni şeyler üretmekten ibarettir. Örneğin, bir iş ihtiyacını zamanında sunabilmek için tek seçeneğiniz küçük bir uygulama yaratıp onunla veriyi bir yerden alıp, işleyip, başka bir uygulamaya göndererek işletmenin erişip kullanabileceği yeni bir bilgi kaynağı yaratmaktır. Bu o an için amaca ulaşmayı sağlasa da, sonrasında sistemin kirlenmemesi için verinin doğru biçimde işlenmesini sağlayacak uzun dönemli bir plan sunmanız daha iyi bir fikir olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;6-yalnızca-büyük-resme-odaklanıyorsunuz&quot;&gt;#6: Yalnızca büyük resme odaklanıyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Sistem seviyesinde bir çalışan olarak, bürokrasi yerine büyük resim hakkında daha fazla kaygı taşıyor olabilirsiniz. Ancak firmalar çoğu zaman her işin yapılması ile ilgili özel bir süreci takip ederler. Sıkı kontroller içeren prosesler kullanıcıların kaprislerine karşı sizi bir yere kadar koruyabilir, ancak aynı zamanda sizin projede ilerlemek yerine formlar ile uğraşmanıza sebep olarak sizi yavaşlatabilir. Dahası, yazılmayı bekleyen bir sürü dokümantasyon ve ilerleme raporu varken, harcamak isteyeceğinizden çok daha fazlasını testlere ve bürokrasiye ayırıyor durumda kalabilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;7-karar-almak-için-sezgilerinize-güveniyorsunuz&quot;&gt;#7: Karar almak için sezgilerinize güveniyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Analiz ve sezgi birbirlerinden aşırı derecede farklı karar alma yöntemleridir, ve siz analiz yapmak için maaş alıyorsunuz. Yalnızca benzer tecrübelerinize, doğuştan yeteneklerinize ya da altıncı hissinize güvenerek işinizi yapamazsınız. Sonunda haklı çıkabilirsiniz, ancak projenizin planlama aşamasında, birçok iyi yönetici size çalışmanızı göstermenizi isteyecektir (matematik dersinde olduğu gibi). Unified Modeling Language (Birleşik Modelleme Dili – UML) ya da benzer modelleme araçları ile biraz vakit geçirmeye kendinizi hazırlayın. Peçete üzerinde karalayacağınız bir akış diyagramı kesinlikle yeterli olmayacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;8-dinlemiyorsunuz&quot;&gt;#8: Dinlemiyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Mantıksal karar alabilme yeteneği bir sistem analisti için çok kritiktir, ancak başarılı olabilmek için başka kişisel yeteneklere de ihtiyacınız var. Bunlardan belki de en önemlisi dinlemektir. Son kullanıcılarla biraraya geldiğinizde, onların ihtiyaçlarını dinleyin ve pekiştirme soruları sorarak projenin iş tanımlarını mükemmelleştirin. Firmanın bir bütün olarak projenizden elde etmeyi beklediklerini anlayabilmek için mutlaka üst yönetimi de dinlemelisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;9-taviz-vererek-uzlaşmanın-kaybetmek-olduğunu-düşünüyorsunuz&quot;&gt;#9: Taviz vererek uzlaşmanın kaybetmek olduğunu düşünüyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Her zaman “doğru” cevabı kendinizin mi bildiğini düşünüyorsunuz? Hiçkimse eğer ihtiyaçlarını karşılamıyorsa doğru cevabın ne olduğunu umursamaz. Sizin en şık ve mantıklı tasarımınız eğer bütçeyi aşıyorsa ya da zaman planına uymuyorsa yetersiz bir tasarımdır. Firmanın sınırları doğrultusunda taviz vermeye ve projenizi yeniden oluşturmak zorunda kalabilmeye hazır olmalısınız.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;10-9-5-haricinde-çalışmak-istemiyorsunuz&quot;&gt;#10: 9-5 haricinde çalışmak istemiyorsunuz&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Sistem analisti ünvanı genel olarak sistemin bütününden sorumlu olmayı ifade eder. Bir problem çıktığında, sorun çözülene kadar çalışmanız gerekir. Günler boyunca uzun geceler ve haftasonları ofiste çalışmaya hazırlıklı olun. Eğer kendinizi bir anda tüm sistem hakkında tek bilgi sahibi kişi olarak bulursanız, en kısa zamanda birini kendi yedeğiniz olarak eğitmeye başlayın. Eğer firmanız sizin ve birbaşkasının böyle bir eğitime vakit ayırmasının gerekli olduğunu düşünmüyorsa, onları size bir otobüs çarptığı takdirde sistemin ve firmanın ne hale gelebileceği konusunda iyice bilgilendirmeniz gereklidir 🙂&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>T-SQL de rastgele bir kayıt getirmek</title><link>https://suyunu.com/sql/t-sql-de-rastgele-bir-kayit-getirmek/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/sql/t-sql-de-rastgele-bir-kayit-getirmek/</guid><description>select top 1 * from [tablo adı] order by NEWID()</description><pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:11:18 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;select top 1 *&lt;br&gt;
from [tablo adı]&lt;br&gt;
order by &lt;strong&gt;NEWID()&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Sistem Analisti ve Ben</title><link>https://suyunu.com/sistem-analisti/sistem-analisti-ve-ben/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/sistem-analisti/sistem-analisti-ve-ben/</guid><description>Zaman zaman ben de iş tanımımı yaparken zorlanıyorum. Detaylı bir şekilde açıklamak yerine mühendis diye kestirip atıyorum. İnternette biraz araştırdım …</description><pubDate>Fri, 19 Dec 2008 14:38:21 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;-Sabri sen ne iş yapıyorsun&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-Sistem Analistiyim&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-Hımm. İyiymiş. Peki ne iş yapar Sistem Analisti&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;-…..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Zaman zaman ben de iş tanımımı yaparken zorlanıyorum. Detaylı bir şekilde açıklamak yerine mühendis diye kestirip atıyorum. İnternette biraz araştırdım yaptığım işin tanımını. Aşağıda çeşitli kaynaklardan alınmış bir derleme bulacaksınız. Ardından bu yazıyı yazmaya iten sebebi size açıklayacağım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Sistem Analisti : (&lt;em&gt;bilişim&lt;/em&gt;) İşlemleri bilgisayarla yapabilmek için inceleyen, nasıl yapılacağına karar veren ve çalışma sistemini hazırlayan kişi (1)”.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Sistem analisti, sistemlerin küçük değişiklikler yoluyla etkin hale getirilmesi veya yeniden planlanmasını sağlamak amacıyla analiz edilmesiyle ilgilenen kişidir (2)” .&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Sistem analist, insanların, metodların ve bilgisayar teknolojisinin işleri en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için, organizasyonun problem ve gereksinimleri üzerinde çalışır (3)”.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sistem analisti, isminden de anlaşılacağı gibi sistemi analiz eden ve sistemin iyileştirme, geliştirme ve yenileme süreçlerinde birebir rol oynayan kişidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben şu anki çalıştığım firmada bu isimle görevime devam etmekteyim. Peki ben gerçekten sistem analisti miyim? Ya da ben sistem analistliği görevinde gelecek vaat eden birisi miyim? Sistem Analistliğini seviyor muyum? Sistem analistliğinin gereksinimi olan bilgi ve donanıma sahip miyim? ve sorular uzayıp gidiyor. Bu sorulara şimdi cevap vermeyeceğim fakat, “Sistem Analisti ve Ben” adlı yazı (dizisini) yazmama sebep olan &lt;a href=&quot;http://www.fikiratolyesi.com/tunc-kilinc/&quot;&gt;Tunç Kılınç&lt;/a&gt;‘a teşekkür ediyorum. Bir dahaki Sistem Analist başlıklı yazımızda güzel bir alıntıya yer vereceğim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1-&lt;a href=&quot;http://tr.wiktionary.org/wiki/sistem%5C_analisti&quot;&gt;http://tr.wiktionary.org/wiki/sistem\_analisti&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;2-Özel Ergen – Sistem Analizi ve Planlama, Ege Üniversitesi Basımevi, 1988, Sayfa 17&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;3-Whitten/Bentley/Barlow, System Analysis &amp;amp; Design Methods, IRWIN, İkinci Basım, Sayfa 6&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Obsesif Kompulsif</title><link>https://suyunu.com/ortaya-karisik/obsesif-kompulsif/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ortaya-karisik/obsesif-kompulsif/</guid><description>Kişinin önemli sayılabilecek sure vaktini oyalayan (günde 1 saatten daha uzun sure tutan) , belirgin sıkıntıya veya işlevselliğinde önemli ölçüde bozulmaya yol …</description><pubDate>Fri, 12 Dec 2008 15:13:50 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Saplantı zorlantı bozukluğu (SZB)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kişinin önemli sayılabilecek sure vaktini oyalayan (günde 1 saatten daha uzun sure tutan) , belirgin sıkıntıya veya işlevselliğinde önemli ölçüde bozulmaya yol açan tekrarlayıcı obsesyon ya da kompulsiyonlarla suren bir psikiyatri bozukluğudur&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Obsesyon Saplantı – Nedir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kişinin isteği dışında gelen Kişinin kabul etmek istemediği uygunsuz olarak düşünülen , belirgin sıkıntıya neden olan sürekli düşünceler , dürtüler ya da göz önüne getirilen görüntü seklinde düşlemlerdir.Bunlar Kişinin kendi denetiminde değildir&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kompulsiyon zorlantı Nedir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tekrarlayıcı davranışlar ( el yıkama , sıraya koyma , kontrol etme gibi ) yada zihinsel ( dua etme , sayma , sözcükleri sesiz bir biçimde yineleme gibi )eylemlerdir.&lt;br&gt;
Kompulsiyonlar sıkıntıyı gidermek amacı ile yapılmaktadır , bunları yapmaya adeta zorlanmış gibi hissetmektedir.Sıkıntıyı gidermek yada önlemek , korku yaratan bir olayı , durumu etkisizleştirmek yada önlemek üzere tasarlanır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En sık görülen depresyonlar pislik ve bulaşma korkularıdır (dokunulan yere mikrop , hastalık bulaşacağı seklinde ) , yineleyen kuşkular ( elektriği acık bırakılıp bırakılmadığı gibi bir eylemi yerine getirip getirmediği konusunda tereddüt etmek gibi ) , bazı şeylerin belirli bir düzen içinde olmasına gerek duyma , saldırgan korkunç dürtüler ( kendine veya çevresine zarar verme , yaralama düşünceleri , çevresindekilerin basına bir kaza geleceği çevresindekilere kotu , uygunsuz şeyler söylenebileceği düşünceleri gibi ) ve cinsel düşüncelerdir ( gözünün önüne tekrarlayarak gelen cinsel görüntülerdir).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kişi mikrop bulaşmasın diye sık sık el yıkayabilir , ellerini , vücudunun diğer bölgelerini deterjanlarla yıkayıp , cildine zarar verebilir , her gün temizlik yapıp , herkesi kendi kurallarına uymaya zorlayabilir, ibadetlerini tam olmuyor veya yanlış yapılıyor diyerek tekrar tekrar yapabilir , belli yerlere basmadan yürümeye çalışıp , yolunu uzatabilir , yakınlarının veya kendisinin basına kotu bir şey geleceğini düşünerek , ilgisiz bir takım şeyleri yapmaya kendisini zorlayabilir ( terlikler düz durmaz ise esinin öleceği , kapıdan dışarı çıkmadan 7 kez duvara dokunmaz ise evde bir terslik olabileceği gibi ) , bir şeyi yapıp yapmadığını , olup olmadığını defalarca başkasına sorma gibi , kendini üzen bir düşüncenin etkisini gidermek için ısrarla dua etme veya başka bir şey düşünme ihtiyacı gibi durumlar gözlenebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ne sıklıkta görülür?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;%1-1,8 arasında görüldüğü saptanmıştır.Hafif şekilleri de dahil olmak üzere hayat boyu rastlanma orani %5,9 olarak bulunmuştur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Obsesif kompulsif bozuklukta başlangıç yaşı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Genellikle ergenliğin başlangıç yaslarında baslarken çocukluk yaslarında da başlayabilmektedir. Hastaların üçte ikisinde belirtiler 25 yasinden önce baslar.% 15 ten az vakanın ise 35 yas sonrasında başladığı saptanmıştır. Ortalama başlangıç yası 20 olup, erkeklerde ortalama 19, kadınlarda ise ortalama başlangıç yaşı 22 olarak saptanmıştır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kalıtımın rolü var mıdır ?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kişilerin birinci derece yakınlarında % 35 oranında benzer bir rahatsızlığa rastlanmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hastalık nasıl başlamakta ve sürmektedir ?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yarıdan fazla kişide belirtilerin aniden başladığı gözlenmiştir. % 50-70 hastada yakınmaların gebelik, ev değiştirme, cinsel sorun, yakın bir akrabanın kaybı gibi stresli olaylar sonrasında başladığı gözlenmiştir. Zaman zaman artıp, azalmalar seklinde dalgalanmalar gösterdiği gözlenmiştir. Alevlenmelerde stresin etkisinin olabildiğinden bahsedilmektedir&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.psikiyatrist.net/&quot;&gt;http://www.psikiyatrist.net/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;blog notu: itiraf etmeliyim ki, bu yazıyı okurken sinirlerim bozulup güldüm. Obsesyon asrın hastalığı niteliğindedir. Tedavisi çok zor olmaktadır. Profesyonel bir yardım gerekmektedir. Kişinin kendi kendine çözmesi gibi bir alternatif de vardır. Telkin yöntemi ile kişi obsesyonlarını durdurabilir. Fakat bunun zararları da bulunmaktadır.. Obsesif insnaların bir anda tüm kalıpları kırması durumunda bir boşluğa girmesi kaçınılmazdır. Teoman’ın şarkılarının birinde “Çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan” dediğini hepimiz biliriz. Dikkat edilesi bir hastalıktır. Allah hepimizi şeytanın vesveselerinden korusun.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Evleniyorum</title><link>https://suyunu.com/ben/evleniyorum/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/ben/evleniyorum/</guid><description>Evet bir dönüm noktası ile yine karşınızdayım. Bu seferki gerçekten çok büyük bir dönüm noktası. Geçen gün bir arkadaşım evlilik matematiğini anlattı bana.</description><pubDate>Sun, 09 Nov 2008 10:39:12 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Evet bir dönüm noktası ile yine karşınızdayım. Bu seferki gerçekten çok büyük bir dönüm noktası. Geçen gün bir arkadaşım evlilik matematiğini anlattı bana.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir insanın ortalama yaşam süresi 70 seneye denk geldiğini varsayıyoruz. Şu an ki yaşım 25 olduğuna göre, benim hayatımın (70-25)/70 yani geri kalan %65 lik hayatımı evli geçireceğim.Biraz daha ilerleticek olursak, insanlar yaşadıkları ilk 10 seneyi genelde hatırlamazlar. bu sebeple (70-(25-10))/70 dediğimizde hayatımın %79 luk bölümünü evli geçireceğim. (Tüm tahminler inşallah sırrında yapılmıştır)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;“Ben Evleniyorum” dediğim insanlarının %90’ı yaptığımın çok yanlış olduğunu, çok erken olduğunu ve sonradan çok pişman olacağımı söleselerde, ben şu anki durumumdan gayet memnunum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evlilik hapis hayatımı ki? Tamam her insanın bazı korkuları vardır. Ama iki yürek bir olup, aynı anda çarparsa eminimki Allah’ın izniyle herşey yolunda gider.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Allah herkese nasip etsin inşallah…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Paylaşmak İçin Kaç Kişiye İhtiyaç Var – Ferruh MaviTuna</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/paylasmak-icin-kac-kisiye-ihtiyac-var-ferruh-mavituna/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/paylasmak-icin-kac-kisiye-ihtiyac-var-ferruh-mavituna/</guid><description>Hep aklımdaki bir sorudur, bir şeyi kaç kişi ile paylaşırsanız bu paylaşıma değmiş olur. Mesela twitter hesabınızı kimse takip etmiyorsa twitter’ a mesaj …</description><pubDate>Wed, 22 Oct 2008 13:40:18 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Hep aklımdaki bir sorudur, bir şeyi kaç kişi ile paylaşırsanız bu paylaşıma değmiş olur. Mesela twitter hesabınızı kimse takip etmiyorsa twitter’ a mesaj göndermenin bir anlamı var mı?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;RSS’ inizi kaç kişi okursa ya da sitenize günde kaç kişi gelirse bu sitede yazmaya değer? Yoksa bu paylaştığınız kişi sayısı ile kişisel tatmin bir birinden bağımsız olarak mı çalışıyor? Bir kaç seferinde teknik sorunlardan dolayı yazdığım yazıları kaybettim. Onları bir daha oturup yazmamıştım çünkü benim için esas olan yazmaktı, dolayısıyla kişisel tatmin tamamlanmıştı ama bazen yazıyorsunuz çünkü gerçekten paylaşmak istiyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aynı konu rapidshare’ da dosya paylaşmak ya da youtube’ da video yayınlamak için de geçerli. Bir youtube videosunu hazırlamak upload etmek için 3 saat harcadıysanız ve onu sadece 170 kişi izlediyse, bir daha bu tip bir şey yaparmıydınız? Soruyu devam ettirebiliriz yazdığınız bir kitabı kaç kişi okursa bu kitabı yazmış olmaya değer?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mesela bu nedenden dolayı bazı teknik yazıları Türkçe hiç yayınlamıyorum çünkü harcadığım vakte değmiyor. Konu çok teknik ve spesifik olunca zaten çok az kişinin ilgisini çekiyor, bu az kişinin %75 i ingilizce biliyor oluyor dolayısıyla bir yazıyı sadece 10 kişi için Türkçeye çevirmiş oluyorsunuz, bu da harcadığınız vakte genelde değmiyor&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Not: Yazı &lt;a href=&quot;http://ferruh.mavituna.com&quot;&gt;Ferruh Mavituna&lt;/a&gt;‘nın kişisel sitesinden alıntıdır.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yanında İşaret Fişeği Taşımak – Bölüm 2</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-2/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-2/</guid><description>Özet: Denizin ortasında kalmıştık ve hava bozulmaya başlamıştı. Karanlık bulutlar yavaş yavaş yaklaşmaktaydı. Baba ve Ömer motoru çalıştımayı denemenin …</description><pubDate>Thu, 16 Oct 2008 12:26:51 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Birinci Bölüm :&lt;a href=&quot;https://suyunu.com/?p=20&quot;&gt;Yanında İşaret Fişeği Taşımak – Bölüm 1&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özet: Denizin ortasında kalmıştık ve hava bozulmaya başlamıştı. Karanlık bulutlar yavaş yavaş yaklaşmaktaydı. Baba ve Ömer motoru çalıştımayı denemenin faydasız olduğunu ancak motora bağlı akünün bitmeye başlaması üzerine anladılar. Ben ise hala düdük çalıyordum biri duyar umudu ile. Kimsede duymaz mı kardeşim..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Küreksiz denize açılmaktan daha tehlikeli bir durum varsa o da Sabri ile denize açılmaktır. (Tuzla Atasözü)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şom ağızlıyım bunu kabul ediyorum. Ama kendimi hep en kötü olasılıkları düşünmekten alamıyorum. Bir düşünsenize.  Kendinizi benim yerime koymayın. Pesimistik bir insanım sanırım. Konumuzda bu değil zaten. Kurtulmak için yaptığım öneri kabul edilmesin istiyordum çünkü deniz kirliydi. Aslında kulağa saçma bile geliyordu ama tek çaremizdi belkide. “Paletleri giyip tekneyi yavaş yavaş çekmekten” bahsediyordum. Gülmeyin. O anda en mantıklı fikir buydu. Ama kimse kabul etmedi (Kimse =Baba ve Ömer)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Artık beklemekten sıkılmıştık. Yeni aldığım portatif oltayı bile deneyememiştim. Zaten işe yarar bişeye benzemiyordu. Ama onla balık tutmak çok eğlenceli olurdu.  Bir anda olan oldu. Bir yıldırım düştü ve her yer bembeyaz oldu. Göremiyordum. Bir anda bir sıcaklık ardından soğuk bir şok etkisi. Gözlerimi açtığımda suyun içerisinde dibe doğru gidiyordum. Bilinçdışı nefesimi tutmuş olmam hayatımı kurtarmıştı belkide. Hemen yukarı yüzdüm sudan başımı çıkartmaya korkuyordum çünkü babamı ve ömeri görememekten korkuyordum. Fakat bunu yapmak zorundaydım çünkü nefesimi daha fazla tutamayacaktım. Ben bunları suyun altında düşünürken bir el beni suyun üzerine çekti. Ömerdi bu. Teknenin parçalanmış parçalarından birinin üstüne çıkmış ve benide üstüne çekmişti. Öksürüyordum. Su yutmuştum. Ama farkında bile değildim. Babamın nerde olduğunu ömere sorduğumda ömer yüzünü ekşitti. Kalkıp halsiz bir şekilde suya atlayacakken arkadan babamın sesini duyduk. Teknenin parçalanan diğer yarsında idi. “Hey Yardım Edin”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;O an kendime geldim. Ömer beni tokatlıyordu. Rüya ile gerçeğin arasında ömere iki yumruk attım. Farkında bile değildim. Gözlerimi açtığımda babamın uzaktan geçen bir tekneye “Hey Yardım Edin” diye bağırdığını gördüm. Ne yani herşey bir rüyamıydı derken Bir anda olan oldu. Bir yıldırım düştü ve her yer bembeyaz oldu. Göremiyordum…. vs.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Neyse uzaktan geçen tekne yanımıza gelip bizi kıyıya kadar çekti. Kıyıda tekneyi bağladıktan sonra eve gittik. Sonra fırtına patladı. Yağmurda biraz dolaştım. Sonra eve girip duş aldım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Asla kürekleri unutma, varsa işaret fişeği al, yoksa Sabri’yi alma.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>T-SQL’de Herhangi bir tabloya sutun ekleme ve tablodan sutun silme</title><link>https://suyunu.com/sql/t-sqlde-herhangi-bir-tabloya-sutun-ekleme-ve-tablodan-sutun-silme/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/sql/t-sqlde-herhangi-bir-tabloya-sutun-ekleme-ve-tablodan-sutun-silme/</guid><description>MS SQL ile çalışırken herhangi bir veritabanı için tablo yaratırken tablonun sütunlarını da belirtiriz. Fakat bu sütunlar daha sonra yeterli gelmeyebilir. Bu …</description><pubDate>Wed, 24 Sep 2008 08:14:33 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;MS SQL ile çalışırken herhangi bir veritabanı için tablo yaratırken tablonun sütunlarını da belirtiriz. Fakat bu sütunlar daha sonra yeterli gelmeyebilir. Bu durumun tam tersi olarak önceden yarattığımız bir sütunun artık işimize yaramadığına karar verebiliriz. İki durumda da T-SQL kodlarını kullanarak işlemleri hızlandırabiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Alter Table &amp;lt;tablo_adı&amp;gt; ADD &amp;lt;sutun_adı&amp;gt; VarChar(20) NULL&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Alter Table &amp;lt;tablo_adı&amp;gt; DROP COLUMN &amp;lt;sutun_adı&amp;gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>İki Tarih Arasındaki Gün Sayısı – TSQL</title><link>https://suyunu.com/sql/iki-tarih-arasindaki-gun-sayisi-tsql/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/sql/iki-tarih-arasindaki-gun-sayisi-tsql/</guid><description>DATEDIFF ( datepart , startdate , enddate )</description><pubDate>Wed, 24 Sep 2008 07:53:54 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;h5 id=&quot;datediff--datepart--startdate--enddate-&quot;&gt;&lt;strong&gt;DATEDIFF ( datepart , startdate , enddate )&lt;/strong&gt;&lt;/h5&gt;
&lt;table&gt;
&lt;thead&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;th&gt;&lt;em&gt;datepart&lt;/em&gt;&lt;/th&gt;
&lt;th&gt;Abbreviations&lt;/th&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;/thead&gt;
&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;year&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;yy, yyyy&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;quarter&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;qq, q&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;month&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;mm, m&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;dayofyear&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;dy, y&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;day&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;dd, d&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;week&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;wk, ww&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;hour&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;hh&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;minute&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;mi, n&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;second&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;ss, s&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;millisecond&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;ms&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;microsecond&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;mcs&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;nanosecond&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td&gt;&lt;strong&gt;ns&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;
&lt;/table&gt;
</content:encoded><category>Veri ve Teknoloji</category></item><item><title>Kural 4</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/kural-4/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/kural-4/</guid><description>Değerini yitirdiğin yerde, geri kazanamayacaksan durmanın anlamı yoktur.</description><pubDate>Mon, 18 Aug 2008 15:07:39 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Değerini yitirdiğin yerde, geri kazanamayacaksan durmanın anlamı yoktur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Güzel Söz: &lt;strong&gt;Korku; cesaretsizlik için bir bahane değil, cesaret için bir fırsattır.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Kural 3</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/kural-3/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/kural-3/</guid><description>Yapmak istediğini değil, Yapılması istenileni yap</description><pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:14:37 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yapmak istediğini değil, Yapılması istenileni yap&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İnsanın hayal gücünü kısıtlayan, insanın çalışma isteğini azaltan bir kural. Zaten belli bir yerden sonra insan robottan farksız oluyor…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Kural 2</title><link>https://suyunu.com/is-hayati/kural-2/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/is-hayati/kural-2/</guid><description>İş hayatında başkasının iyiliği için kariyerini tehlikeye atma.</description><pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:12:55 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İş hayatında başkasının iyiliği için kariyerini tehlikeye atma.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu biraz ağır gelmiş olabilir ama kim bilir yapılan bir hata hep sizin yüzünüze vurulmayacağını….&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>İş Hayatı</category></item><item><title>Kural 1</title><link>https://suyunu.com/kurallar/kural-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/kurallar/kural-1/</guid><description>Her Doğru Her Yerde Söylenmez</description><pubDate>Fri, 15 Aug 2008 06:11:12 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Her Doğru Her Yerde Söylenmez&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer önemli olduğunu düşündüğün bir şey varsa bunu her yerde söyleme. Söylemeden önce, sonrasını düşün. İyi düşün…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Değişim – Öncesi Ve Sonrası</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/degisim-oncesi-ve-sonrasi/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/degisim-oncesi-ve-sonrasi/</guid><description>Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Herşey değişiyor. Değişmeyen bir tek şey bile yok etrafımda. Ben bile değişiyorum. Bir günümün bir günüme uymaması …</description><pubDate>Thu, 07 Aug 2008 09:08:50 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Herşey değişiyor. Değişmeyen bir tek şey bile yok etrafımda. Ben bile değişiyorum. Bir günümün bir günüme uymaması benim için bir değişimdir. Daha dün sistem analisti olarak Assesmentlara girerken, bugün çok farklı bir göreve getirildim. Sanki yeniden işe başlamak gibi bir duygu bendeki. Ama kaygı ile karışık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Önceki yazımda soruduğum gibi, Bundan 5 sene sonra nerde olmak istiyorum. Sanırım bu sorunun cevabını artık biraz olsun tahmin edebiliyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;5 sene sonra, Merchandising’in tüm ayrıntılarını bilen bir analist olmak istiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunu gerçekten istiyor muyum? Evet istiyorum ve bunu yapabilmek için eksi yönlerimi düzeltmek için gerekenleri yapacağım.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Motivasyon</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/motivasyon/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/motivasyon/</guid><description>Sıkıntılı günler geçiriyorum. Özellikle iş yaşantımda biraz gelecek kaygısı oluşmaya başladı bugünlerde. Bundan 10 sene sonra nerede olmak istediğim konusunda …</description><pubDate>Tue, 05 Aug 2008 08:42:25 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Sıkıntılı günler geçiriyorum. Özellikle iş yaşantımda biraz gelecek kaygısı oluşmaya başladı bugünlerde. Bundan 10 sene sonra nerede olmak istediğim konusunda tereddütler yaşıyorum. Şu anki işimi seviyorum fakat yine de bazı sorunlar aklımı kurcalıyor. Kendimi görev adamı olarak tanımlasamda, motivasyon bozukluğu yüzünden verimli çalışamıyorum. Motivasyon… GMY’nin dediği gibi Motivasyon herşeyden önemli. Motive olmuş bir kişi bilgili fakat motivasyonu olmayan on kişiden daha verimli olabilir. Peki beni motive eden ne?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Para, Başarı, İltifat, Mevk, İletişim, Performans, Teknoloji, Tatmin, Yoğunluk, Stres…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Para&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hiç biri demek sanırım ya şükürsüzlük olur yada pilin bittiği andır. Tabiki hiçbiri değil. Hatta belkide hepsi diyebiliriz.  Zamansal değişimler motivasyon tanımınıda değiştiriyor. Mesela Para herzaman herkes için bir motivasyon kaynağıdır. Ama ince bir nokta, para almak için mi çalışılır yoksa çalıştığın için mi paranı alırsın. Aynı anlamımı taşıyor bu ikisi? O zaman ayrıntıya inelim. Paranı alıyorsun fakat yaptığın iş seni tatmin etmediğin zaman o para senin için değerini kaybediyor. Yani para almak için çalışıyorsun. Çalıştığın için paranı alırsan, işte ozaman haketmişsindir ki karşılığını beklersin…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Motivasyonumu kaybettim. Her yere baktım ama bulamadım. Bulan olursa haber versin. Yada beni motive edecek şeyi tespit etsin ben sölemeden. Seçenekler açık, ben işe açım. Benim üretmem beklenirken, yetersizliğimin farkına varır oldum. Yetkinliğimi kazanmak beni motive eder. Yetkin olduğum zaman zaten motivasyon kendiliğinden gelir…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yanında İşaret Fişeği Taşımak – Bölüm 1</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-1/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/yaninda-isaret-fisegi-tasimak-bolum-1/</guid><description>Geçtiğimiz Cumartesi başımıza gelen oaly komik olduğu kadar ürkütücü ve bir okadar da ders verici nitelikteydi. O anda o kadar korkutucu olmasada başka zaman …</description><pubDate>Fri, 01 Aug 2008 17:26:14 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Geçtiğimiz Cumartesi başımıza gelen oaly komik olduğu kadar ürkütücü ve bir okadar da ders verici nitelikteydi. O anda o kadar korkutucu olmasada başka zaman ve başka şartlar altınca insanın başına geldiğinde gerçekten tehlikeli sonuçlara neden olabilirdi. Gelelim Hikayemize.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.omererman.com&quot;&gt;Ömer Erman&lt;/a&gt; adındaki çok sevgili üniversiteden arkadaşım haftasonunu geçirmek üzere bize gelmişti. Bende ona, “Gel birlikte Babamların yanına gidelim. Hem havuza falan gireriz hemde balığa falan çıkıp eğleniriz” dedim. O da zaten dünden razı bir modda kabul etti ve beraber Tuzla’ya gittik. Herşey balığa çıkana kadar normaldi. Havuza gitmiş, bol bol yüzmüştük. Hatta Ömer gözlükleri çıkarınca beni algılayamdığı için, deniz canavarı sanırp saldırmış ve havuzun içinde boğma girişimlerinde bulunmuştu. Sonunda havuz sefası bitmiş ve balık çantamızı, benzin depomuzu (!) , su termosumuzu alarak teknenin olduğu yere gittik. Balık tutmak için herşeyimiz bulunuyordu. Yeni aldığım portatif oltayı denemek için mükemmel bir fırsattı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam tekneyi çalıştırdı ve yelkenler fora diyerek yavaş yavaş yola çıktık. Motor pır pır diye yol alırken, bizde üzerimize esen hafif rüzgarla kendimizden geçmeye çalışıyorduk. Yola çıktığıız yer, Tuzla Kum İskelesinin arka tarafıydı ve gitmek istediğimiz yer ise Koç Adası civarlarıydı. Daha önceki deneyimlerimizde güzel istavrit olduğu aşikardı. Tekne ile karadan uzaklaşmaya başlamıştık. Birden aklıma, “Baba, şimdi benzin bitse ve biz burda denizin ortasında kalsak ne olurdu” diye sordum. Bir anda motor istop etti. Ben babam şaka olsun diye yaptı sanıyordum ve gülüyordum. Fakat, benzin bitmişti yada motor bozulmuştu. Motoru çalıştırma girişimlerinde anladımki, gerçekten denizin ortasında kalmıştık. Ömer ile Babamın suçlayıcı bakışları altında daha da açığa sürüklenmemek için çapayı denize attım. Ömer ile Babam, tekneyi çalıştırmaya çalışıyorlar fakat tekne bujileri bozulmuş araba gibi ateşlenmiyordu. Denizin ortasında kalmıştık. Ne adaya yakındık ne karaya. İlginçtir, teknelerin hiç biri yakınımızdan geçmiyor, hepsi uzağımızdan geçiyorlardı. Bu sebeple yardımda çağıramıyroduk.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Babam, teknenin çalışacağına inanıyordu ve ısrarla düğmeye basıyordu, Fakat akünün bitmesi ile artık bunu başaramayacağını anladı. Ben ise can yeleğinin kenarındaki düdüğü çıkarmış yardım düdüğü çalıyor SOS sinyali gönderiyordum. Aklımıza neden Kürekleri almadığımız ve kürekler olsaydı Ömerin bizi 25 beygir gücü ile heryer götürebileceği geldi. Fakat bunu düşünmek için artık çok geç idi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gökyüzüne baktığımda bulutların renk değiştirmekte olduğunu farkettim. Hatta havanın hafif rüzgarlanması bu düşüncemi destekliyordu. Fırtına yaklaşıyordu ve etrafımızdan herhangi bir tekne geçmiyordu. Ben, çapayı çekersek karaya doğru sürükleneceğimiz tezini ortaya attım ve bunu hemen gerçekleştirdim. Ömer ise GPRS ile googla bağlanmış ve “Tuzla denizde kaldım” kelimelerini yazarak herhangi bir yardım bulacağını umuyordu. Bu girşimi umutlandırsa da bi işe yaramadı. Ben sahil güvenliği aramamız gerektiğini söylüyordum ama bu babam tarafındna kabul edilmiyordu. Çünkü bir ton safsata yapılacağındna, ehliyet ruhsat gibi denizle ilgili belgelerin isteneceğini anlatıyordu bize. O zaman beklemekten ve kaderimizle yüzleşmekten başka çaremiz kalmamıştı…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Kakti Kula</title><link>https://suyunu.com/garip-olaylar/kakti-kula/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/garip-olaylar/kakti-kula/</guid><description>Yorucu bir çalışma gününün ardından, Güneşli – Libadiye arası servis yolculuğumuz son bulmuştu. Yolumuz uzun olduğu için ister istemez serviste insanın göz …</description><pubDate>Fri, 01 Aug 2008 17:04:30 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bahsi geçen olay Serkan Abi* ile birlikte Libadiye kavşağından Namazgah’a doğru yürürken gerçekleşmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yorucu bir çalışma gününün ardından, Güneşli – Libadiye arası servis yolculuğumuz son bulmuştu. Yolumuz uzun olduğu için ister istemez serviste insanın göz kapakları kapanıyordu. Hatta bazen kükreyerek uyananlar oluyordu. (Ben mi? Ne münasebet) Yere ayak bastığımızda yürünecek 1 km yol yine gözümde büyümüştü. Serkan Abi’yle aynı tarafa yürüyorduk ve yorgun olduğumuz için ikimizde konuşmuyorduk. Yol ayrımı yaklaşmıştı. Ben tünelden geçerek Namazgah’a gidecek, Motoruma binecek ordan 3 km uzaklıktaki evime ulaşacaktım. Serkan Abi ise Yanyoldan devam edecek ve evine ulaşacaktı. Aramızdaki konuşma aşağıdaki gibi gerçekleşti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Serkan Abi (SA) :&lt;/strong&gt; Motorla mı gideceksin?&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Sabri (S) :&lt;/strong&gt; Evet abi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte olay burda koptu. Sonradan tam olarak ne dediğini anladığım o cümleyi söyledi Serkan Abi. &lt;strong&gt;“Dikkatli Kullan”&lt;/strong&gt; . Fakat ben nasıl olduysa bunu &lt;strong&gt;“Kakti Kula”&lt;/strong&gt; olarak algılamış ve yetmezmiş gibi &lt;strong&gt;“Rusça’da Güle Güle”&lt;/strong&gt; demek herhalde diyerek &lt;strong&gt;“Kakti Kula”&lt;/strong&gt; diyerek cevap verdim. Serkan Abi normal olarak benim ne demek istediğimi anlamadı ve tekrar etti. &lt;strong&gt;“Dikkatli Kullan”.&lt;/strong&gt; İşte o anda kendime inanamadım. Ve yol boyunca kendime güldüm.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hadi Kakti Kula Herkese.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;* Serkan Abi, aynı şirkette çalıştığımız başarılı bir Proje Yöneticisi.&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Lütfen Okuyun ve Listenizdeki Herkese Yollayın. (Çok Önemli)</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/lutfen-okuyun-ve-listenizdeki-herkese-yollayin-cok-onemli/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/lutfen-okuyun-ve-listenizdeki-herkese-yollayin-cok-onemli/</guid><description>Yazımız “Bu yazıyı listenizdeki Herkese yollarsanız 1 hayat kurtaracaksınız” gibi mailler hakkında olacaktır. Olayı bugüne kadar hep farklı açılardan …</description><pubDate>Mon, 14 Jul 2008 08:20:19 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yazımız “Bu yazıyı listenizdeki Herkese yollarsanız 1 hayat kurtaracaksınız” gibi mailler hakkında olacaktır. Olayı bugüne kadar hep farklı açılardan incelemiştim. Fakat bugün anladımki, bu tür mailler göründüğü kadar basit sorunlara yol açmıyor. Problem toplumsal boyutta ne yazıkki…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Konumuza muhattap olan mailleri öncelikle sizlere sunmak istiyorum. Bilmeyenler için ön bir bilgi olmuş olur.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Birinci Hikaye&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir genç cumartesi gecesi bir partiye gidiyor.Çok egleniyor, birkaç bira içiyor. Partiden tanistigi bir kiz ondan çok etkilenmis görünüyor ve onu baska bir partiye davet ediyor. Hemen kabul Ediyor ve diger partinin gerçeklestigi yerde birkaç bira daha içiyor ve daha sonra anlasildigı üzere birileri buna uyusturucu veriyor hangi uyusturucu oldugu bilinmiyor). Daha sonra bu genç uyandiginda içi buzla doldurulmus bir küvette çirilçiplak oldugunu anliyor.Hala içkinin ve uyusturucunun etkisinde oldugunu hissediyor ve etrafina baktiginda yalniz oldugunu anliyor,etrafina bakiyor gögsünde rujla yazilmis bir kagit oldugunu fark ediyor.Kagitta söyle yaziyor: ‘112’yi ara yoksa öleceksin!’.Küvetin yakininda birtelefon görüyor ve hemen 112’yi ariyor ama nerede&lt;br&gt;
oldugunu, ne içtigini, kimlerle oldugunu bilmedigini söylüyor.Operatör hemen ona küvetten çikmasini ve bir aynanin karsisina geçmesini söylüyor.Genç,gögsünde hiçbir anormallik görmüyor ama operatör sirtina bakmasini söyleyince,sirtinda 2 tane büyük yarik oldugunu fark ediyor. Bunun üzerine operatör, onun tekrar buz dolu küvete dönmesini ve orada ambulansi beklemesini söylüyor.Hastanede yapilan incelemeden sonra,onun 2 böbreginincalinmis oldugu anlasiliyor. Her bir böbrek karaborsada 10.000 Dolar ediyor (gencin bundan haberi yok tabii).Daha sonar anlasildigina göre: 2. parti tamamen sahte, bu ise karisan insanlarin çok iyi tibbi bilgileri var ve verilen uyusturucu eglence amacini içermiyor. Su anda bu genç hastanede, onu yasamda tutan bir alete baglanmis durumda ve hala dokularina uygun bir böbrek bekliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;İkinci Hikaye&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hukuk Fakültesinde okuyan bir arkadaşımdan dün bir çay muhabbeti esnasinda bunu dinledim: Arkadasi Sultanahmet civarinda bir cay bahçesinde oturuyormus.Bir cay söylemis.Yan masaya iki adam oturmus ve onlarda cay söylemisler Çaylar gelmis, çayi 2 adama uzatan garsona, adamlar ‘yok’demisler,’delikanliya ver, daha önce geldi kendisi’. Delikanliyla’yok, siz için’vs. gibisinden ufak sakalasmalar olmus. Çaylar yudumlanirken 2 adam yemekte olduklari bisküvilerden delikanliya uzatip buyurun,alin’ demisler.Delikanli da kiramamis ve birkaç tane alip yemis. Daha sonra otobüsüne binmek için oradan kalkmis. Otobüsebinecegi sirada uykusu gelmeye baslamis, etrafina baktiginda cay bahçesindeki adamlarin Kendisini izlediginifarketmis ve telasa kapilmis. Çogu kimsenin bildigiHukuk Fakültesi ögretim üyelerinden birinin de anlattigi bir 911 vakasi Aklina gelmis:Böbrekleri çalinan birisi.. Her neyse… Hemen kendisini almasi için arkadasina telefon etmis. Arkadasi gelmis ve hastaneyegitmisler.Doktorun sözleri: ‘Eger eve gitmis olsaydin bir daha uyanamazdin. Cünkü sana verilen uyku ilaci dozaji ÖLDÜRÜCÜ düzeyde!’&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu güne kadar bu yazıların, sadece mail chain (mail zinciri) oluşturularak, kullanıcıların maillerine ulaşmak için yapıldığını sanırdım. Bilgisiz internet kullanıcısı, maili atarken, BCC gibi bir nimetten faydalanmaz, sizin de mailinizi TO kısmına yazar ve bu mail dönüp dolaşıp bu maili başlatan şahsa da ulaşır ve bu mail ziniciri amacına ulaşmış olur. Fakat bu sadece buz dağının görünen kısmı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün sabah servis beklerken (saat 06:45 sularında) yanında bir çocuk bulunan bir bayan, bana Vivident sakızlardan ikram etti. Bu nazik teklifi kabul etmeden önce (neyazıkki) düşünmek zorunda kaldım. İyi niyetle teklif edilen bu durum karşısında, aklıma yukarıda yazılan tipte bir durum gelmesi ihtimali açıkçası beni utandırdı. Sakızı aldım, Çiğnediğim ve çiğnerken “Acaba?” dedim kendi kendime. Gözlerim zehirlenme anında güvenli bir yer bile aradı(!)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu maillerin yol açtığı bu toplumsal sorun yüzünden, insanlara güvenemez olduğumuzun farkında değiliz. Biz ki, Türk milleti olarak Misafiperver insanlarız ve ikram etmekten mutluluk duyarız. Bu hassas duygularımızın istismarı, bizi benliğimizden uzaklaştıracak, paylaşımdan uzak bir millet haline dönüştürecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ama işte insanoğlu… Acaba demeden duramıyor bu yazılanları okudukça…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sabri SUYUNU&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Ömür</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/omur/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/omur/</guid><description>Neden hep iç bunaltıcı yazılar yazıyorum yada hep düşünceli olduğumda yazıyorum bilmiyorum ama sanırım mutluluğumu kendime saklıyorum. Herşey çok güzel gidiyor …</description><pubDate>Wed, 09 Jul 2008 08:44:58 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Neden hep iç bunaltıcı yazılar yazıyorum yada hep düşünceli olduğumda yazıyorum bilmiyorum ama sanırım mutluluğumu kendime saklıyorum. Herşey çok güzel gidiyor derken bir anda ortaya çıkan ve hayatı altüst eden olaylar. İnsanı bazen isyanakarlığa kadar sürükleyen, uçurumdan düşmenin an meselesi oladuğu olaylar.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelecekte bir gün…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Hıçkırıkların içerlerde bir yerde biriktiği,  göz yaşlarının göz pınarlarından ağır ağır yola çıktığı o an… Vedalaşmak için yeterince zamanımız bile olmadı aslında. Bugün yola çıkıyorsun.  Yolun uzun, aslında bende gelecektim seninle ama sen beni istemezsin diye gelmedim seninle. Bir gün nasıl olsa geleceğim yanına. Ama şimdi sen neden gidiyorsun. Bekleseydin biraz daha. Şimdi başlasak vedalaşmaya yetmezki zaman. Bir ömür biçilmiş sırtımıza ve sökülmeye başlamış doğduğumuz anda. Gün ve gün üzerimizden sıyrılmış kaftanımız. Ve an gelmiş, değişmiş üstümüzdeki örtü. Önce beyaz sonra yeşil bir örtü…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi sen yoksun. Çıkmışsın bile yola. Arkana baksanda son bir kez görsem seni. Kızarsın diye ağlayamıyorum bile. Dur gitme… Lütfen gitme. Bu kadar çabuk olmamalıydı…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ölüm Ömürü bitirdi…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ömür Ölümle bitti…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ölüm yeni bir Ömürü getirdi…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eski Ömür Ölümle anlamını yitirdi…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Final Fantasy VIII</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/final-fantasy-viii/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/final-fantasy-viii/</guid><description>Biraz düşünelim bakalım, geçmişte beni etkileyen hangi oyunlar vardı. Hımmm.. Aslıda bu soruyu sorduğumda aklıma ilk olarak Final Fantasy 8 adlı oyun gelir. …</description><pubDate>Tue, 08 Jul 2008 13:02:35 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Biraz düşünelim bakalım, geçmişte beni etkileyen hangi oyunlar vardı. Hımmm.. Aslıda bu soruyu sorduğumda aklıma ilk olarak &lt;strong&gt;Final Fantasy 8&lt;/strong&gt; adlı oyun gelir. Şimdi de o geldi ama belki başka oyun gelir dedim ama gelmedi. Gerçi Shadow Dancer adlı mükemmel amiga oyunu da gelmedi değil. Dur gelmişken resmini ekliyim 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelelim içinde fantezi geçen oyunumuza. Final Fantasty VIII…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Playstation (1)  oynadığım günlerdendi ve babam yeni işine geçmiş olsa da sık sık karşıya giderdi. Eminönüne gittiği bir gün elinde tam 5 clik bir oyunla çıkagelmişti. ilk defa 5 cdlik bir oyun gördüğüm için şaşırmış ve hemen gri makinaya koyup oynamak istemiştim. Olay kopmuştu. O yıllarda Final Fantasy deki gibi bir intro demosu görmemiştim. Ağzım açık kalmıştı ve işte oyun bu dedim. Ama oyun başladığında ilk defa bir Turn Base Battle (Sıra Tabanlı Savaş) Sistemli bir oyun oynamaktaydım. O zamanlar istediğiniz zaman interneti açıpta, “Ya bu neymiş bir incelemesini okuyayım” yada “Dur tam çözümü vardır, biraz okusam anlarım” gibisinden bir cümle kuramıyordunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biraz oynadıktan sonra oyun çok fazla sarmadı ve bir köşeye attım. Ta ki, evde yapacak birşey bulamayınca bu oyunu oynayana dek. Final Fantasy VIII’in, benim için bir oyundan öte birşey olduğunu, karakterlerini kişiselleştirerek mistik bir hayal dünyasına yolculuk edeceğimi sonradan anlayacaktım. Ayrca size ne kadar inandırıcı gelir bilmiyorum ama bu oyun sayesinde İngilizcem bir hayli gelişmişti.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İsminiz nedir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Karakterleri kişiselleştirmemin birincil sebebi, ana karakter olan Squall’ın ismine oyun başlarken Sabri demiş olmamdan kaynaklanıyor.  Ve artık ben oyunun içindeydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;EksiSozlukten:&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ps versiyonu, sabahlara kadar deliler gibi oynatabilirliği olan bir oyundu. muhteviyatındaki kart oyunu&lt;a href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=triple+triad&quot; title=&quot;(bkz: triple triad)&quot;&gt;*&lt;/a&gt; da apayrı bir güzellikti. bazen uzun diyaloglarını tam olarak anlayabilmek için ingilizce sözlüğe başvurur, evdekilere de ingilizcemi geliştiriyorum diye şekil yapardım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;256&quot; height=&quot;250&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Final_Fantasy_8_ntsc-front.DjFVRf4l_1tbs41.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1024&quot; height=&quot;768&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/FF8-Rinoa.v7k4Y0S__Z1FhDK.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1100&quot; height=&quot;618&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Final-Fantasy-8-Triple-Triad.CT-ZQIEo_ZcYmmH.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;500&quot; height=&quot;350&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/final_fantasy8_1.BI0QUcbP_10kh73.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Devamı Bir Başka Gün…&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Dön Bak Dünyaya</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/don-bak-dunyaya/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/don-bak-dunyaya/</guid><description>Yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü Dön bak dünyaya</description><pubDate>Fri, 25 Apr 2008 14:17:30 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Yalnız kaldıysan, kalkıp pencerenden bir bak&lt;br&gt;
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü&lt;br&gt;
Dön bak dünyaya&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Herkes gitmişse, sakince arkana dön bir bak&lt;br&gt;
Dostun kalmış mı, aşkın solmuş mu&lt;br&gt;
Dön bak dünyaya, dön bak dünyaya&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir sonbahar kadar yalnız, bir kış kadar savunmasız&lt;br&gt;
Ya da ilkbaharsan, yolun başındaysan&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Asla vazgeçme, kalkıp da pencerenden bir bak&lt;br&gt;
Güneş açmış mı, yağmur düşmüş mü&lt;br&gt;
Dön bak dünyaya&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Amiga 500 Plus</title><link>https://suyunu.com/oyunlar/amiga-500-plus/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/oyunlar/amiga-500-plus/</guid><description>Çocukluğumda teknoloji fakiri sandığım ülkem Türkiye’de oyun oynama özgürlüğünü bana veren yegane bilgisayar diyebilrdik kendisine. Aslında bilgisayardan çok …</description><pubDate>Tue, 22 Jan 2008 09:39:26 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Amiga 500 Plus Nedir?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çocukluğumda teknoloji fakiri sandığım ülkem Türkiye’de oyun oynama özgürlüğünü bana veren yegane bilgisayar diyebilrdik kendisine. Aslında bilgisayardan çok bir oyun konsolu niteliğindeydi çünkü bir bilgisayarda olması gereken özellikler yoktu kendine. Zaten Amiga 500’ün olduğu zamanlarda evlerde bulunan en iyi bilgisayar 386 yada 486 lardı. Ve bunlarda bilgisayara ilgisi olan insanlardaydı. İşletim sistemi MS Dos’du. Biz tekrar dönelim bizim Disket manyağı makinelerimiz olan Amiga’mıza.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;900&quot; height=&quot;603&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/amiga_boot_screen_hd_by_fatnic_d4saepw-fullview.DBpfZPZZ_Z1kIxJG.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet. Amiga 500+ ı olan herkes bu atraksiyonlu disket yerleştirin ekranını hatırlayacaklardır. Ozamanlar Amiga 500 de kickstart 1.3 kullanılıyordu diyodum ki, Amiga 500’ün açılış ekranını da size göstermekten ve aynı zamanda zamanda yolculuk yapmaktan mutluluk duyuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;320&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/disket.BlPmtv4l_Z2u5Dya.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biz seviniyorduk. Amiga 500+ mız var diye. Ama sonraları öğrendikki, kullandığı sistem eski oyunları beğenmediği için çalıştırmıyormuş. Sonraları çıktığını öğrendiğimiz emülatör disketleri ile, en başları artistik yaptığımız kickstart 1.3 verisyonuna dönüş yapmıştık.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi gelelim, 9 yaşındayken, yani bundan tam 15 sene önce sahip olduğum bu oyun makinesinin marifetlerine ve bana kattıklarına.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yıl 1993. Bir koli getirdi babam. Hatta bir değil 2 koli getirdi babam. Getirdiği kolilerin üzerinde Amiga yazıyordu. yanında 500 ve birde artı “+” vardı. Hiç bir anlam çıkaramamıştım. Eve alınan bir beyaz eşya diye düşündüm. Ama bana ve ablama bakıp gülümsemelerinden bize alınan bir hediye olduğu belli oluyordu. Sanırım o gün hayatımda çok sevindiğim günlerden biriydi. Bundan 15 sene önce 1993 yılında ilk oyun makineme sahip olmuştum.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk oyunum Baby Jo idi. Disket bilgisaayrın yanında çıkmıştı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;320&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/baby-jo-in-going-home_7.BTYOZKpv_1I9bKE.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu oyun hakkında ayrıntılı bilgileri ilerki zamanlarda veririm. Sonuçta ilk oyunum 🙂&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Amiga çok güzel bir makineydi. Beyaz ve tertemizdi. Klavyesini bütün Amiga hayatım boyunca çok az kullanmış olsamda kendisi disketi yüklememize yarıyordu. Disketi klavyenin yan kısmından sokuyorduk. Amiga alışkanlık yaptıktan sonra, babamın şirketindeki PC’nin disketinin kasa denilen yerden sokulduğunu görünce gayet şaşırmıştım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1095&quot; height=&quot;734&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/Amiga_500_Plus_-white_background-.B2HwBwYd_2h8RsF.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; loading=&quot;lazy&quot; decoding=&quot;async&quot; width=&quot;1035&quot; height=&quot;869&quot; src=&quot;https://suyunu.com/_astro/a500ful.CWP4JurK_Z14u4Ve.webp&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çok güzel oyunlar oynadım bu makinede. Çok disket değiştirdim. Mortal Kombat 1 ilk olarka Amiga’da çıkmıştı desem yalan olmaz sanırım. Ve oyunda hiç yenilmeden bitirirseniz en az 1 saat 10 dakika sürüyordu. 3 disket olmasına rağmen, 1 adam geçtiğinizde 6 defa disket değiştiriyordunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;En sevdiğim oyunlara bakacak olursak&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yo! Joe!, Soccer Kid, Lemmings, Sensible Soccer, Kick Off, Lotus, Silk Worm, Super Frog, MAgic Pocket, Pang, PP Hamer, Project X&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şu anda hatırladıklarım bunlar…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Görüşmek Üzere.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri SUYUNU&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Oyunlar ve Kültür</category></item><item><title>Herkes Aynı Hayatta – Sınıf Dizi Müziği</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/herkes-ayni-hayatta/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/herkes-ayni-hayatta/</guid><description>herkes aynı hayatta kendini bişey sanma ne kadar çok bilirsen o kadar bela başa sen bilirsin aslında aklımdan geçenleri zaman her şeyi çözer şu beklemek olmasa</description><pubDate>Mon, 14 Jan 2008 10:43:08 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Herkes Aynı Hayatta – Sınıf Dizi Müziği&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;herkes aynı hayatta kendini bişey sanma&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ne kadar çok bilirsen o kadar bela başa&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;sen bilirsin aslında aklımdan geçenleri&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;zaman her şeyi çözer şu beklemek olmasa&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;gözlerimi açsam da sen çıksan karşıma&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;gel beni azad et kayboldum karanlıkta&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;ben bizi unutmam gitmek yakışmaz bana&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;yolcuyuz hayatta sen gel otur yanıma&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Feridun Düzağaç – Söz Ver</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/feridun-duzagac-soz-ver/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/feridun-duzagac-soz-ver/</guid><description>inanırdım duyduğum her söze bir zamanlar saflık vardı şimdi yerim yok aldanmaya bir hayat sıradanı kalbim</description><pubDate>Tue, 08 Jan 2008 11:36:48 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Feridun Düzağaç – Söz Ver&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;inanırdım duyduğum her söze&lt;br&gt;
bir zamanlar saflık vardı&lt;br&gt;
şimdi yerim yok aldanmaya&lt;br&gt;
bir hayat sıradanı kalbim&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;bana bitmeyen bir tek şey söyle&lt;br&gt;
söyle sonsuza inanayım&lt;br&gt;
bana nasıl seveceğimi anlat&lt;br&gt;
ah şu karlı yokuşu yorulmayalım&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;söz ver&lt;br&gt;
durma öyle bana söz ver&lt;br&gt;
bakışına kanmam artık söz ver&lt;br&gt;
çok zor soru değil bu hadi çöz ver&lt;br&gt;
birlikte ölecek miyiz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;söz ver&lt;br&gt;
durma öyle bana söz ver&lt;br&gt;
bakışına kanmam artık söz ver&lt;br&gt;
çok zor soru değil bu hadi çöz ver&lt;br&gt;
birlikte ölecek miyiz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;inanırdım duyduğum her söze&lt;br&gt;
bir zamanlar saflık vardı&lt;br&gt;
şimdi yerim yok aldanmaya&lt;br&gt;
bir hayat sıradanı kalbim&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;hadi beni biraz heycanlandır&lt;br&gt;
yüzüm gülmüyor çoktandır&lt;br&gt;
ben kaybetmekten çok korkarım&lt;br&gt;
tüm alışkanlıklar çocukluktandır&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;geleceksin&lt;br&gt;
belki çok seveceksin&lt;br&gt;
zamanı gelince gideceksin&lt;br&gt;
bir keşkeye daha yok kalbimde&lt;br&gt;
birlikte ölecek miyiz&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;söz ver&lt;br&gt;
durma öyle bana söz ver&lt;br&gt;
bakışına kanmam artık söz ver&lt;br&gt;
çok zor soru değil bu hadi çöz ver&lt;br&gt;
birlikte ölecek miyiz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;söz ver&lt;br&gt;
durma öyle bana söz ver&lt;br&gt;
bakışına kanmam artık söz ver&lt;br&gt;
çok zor soru değil bu hadi çöz ver&lt;br&gt;
birlikte ölecek miyiz?&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Hasrete Dair</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/hasrete-dair/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/hasrete-dair/</guid><description>Bunun adı hasret olsa gerek. Düşünmek ve düşlediğine ulaşamadığın için üzülmek.</description><pubDate>Mon, 07 Jan 2008 13:17:05 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bunun adı hasret olsa gerek. Düşünmek ve düşlediğine ulaşamadığın için üzülmek.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Üzülmek mi hasret? Hasret mi üzülmek?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özlem nedir peki? Birlikte ölmeyi düşlediğin birisine ulaşmak isteği midir? Yoksa sohbetine doyum olmayan bir dostu görme isteğimidir? Yoksa sevgili midir özlem? Eşit midir yoksa her zaman bir büyük eşittir var mıdır eşitliğin herhangi bir tarafında?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Özlem bir soru işareti. Hasret özlemin alt kümesi…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Yeni Bir İşe Başlarken</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/yeni-bir-ise-baslarken/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/yeni-bir-ise-baslarken/</guid><description>Öyle ki zaman bir anda uçup gitmiş ve ben büyümüşüm. Büyüklerimin tecrübeleri hayatı yaşamayı bırakıp, kendimi bir anda hayatın tam ortasında buluvermişim. …</description><pubDate>Thu, 08 Nov 2007 09:42:40 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Öyle ki zaman bir anda uçup gitmiş ve ben büyümüşüm. Büyüklerimin tecrübeleri hayatı yaşamayı bırakıp, kendimi bir anda hayatın tam ortasında buluvermişim. Zaman pış pışlamayı bırakmış, deh dehlemiş beni. Uykudan uyanıpta, kendimi bir anda bir koşturmacanın içinde buluvermişim.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Denize kayalıklardan atlamak olarak öğrenmişiz çalışmayı. Suya girdiğinizde ilk çarpma anında vucuda yaptığı baskı ve suyun soğukluğunun her hücrede hissetmek… Suyun altında nefesinizi tutup, derinden yüzerek ilerlemek. Ama nefesinizin sizi daha fazla idare edemeyeceğini anlayıp nefes nefese suyun üstüne çıkışınız. Yüzemeye başlamak ardından. Öyle bir noktaya kadar yüzmek ki, artık hem geriye dönmek zor hemde karşı kıyıya ulaşmak… Çalışma hayatı böyle bir şey mi gerçekten. Dalgaların arada sizi zor durumda bıraktığı, boğulacak gibi olduğunuz anlar. Yuttuğunuz tuzlu su, sizin midenizi mi bulandırıyor… Dedim ya, öyle bir yere geliyorsunuz ki, artık geri dönmeye çalışsanızda, ilerlemek daha mantıklı geliyor ama yok mu o yorgunluk.. Kulaç atacak haliniz kalmıyor..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Peki çalışma hayatı gerçekten böyle ise Neden bir işe başlamak?  Kimine göre yaşama amacı, kimine göre yaşama aracı…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çalışma hayatınızda boğulmamanız ve yorulduğunuz yerde sizin elinizden tutan birinin olması temennisi ile…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item><item><title>Kelimeler Dökülünce</title><link>https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/merhaba-dunya/</link><guid isPermaLink="true">https://suyunu.com/yeraltindan-notlar/merhaba-dunya/</guid><description>Bir anda olup biter herşey. Zaman yavaş geçsede herşeyin bir sonu vardır ve bittiğinde bir anda olduğunu hissederiz. Damağımızda kalan acı yada tatlı duygudan …</description><pubDate>Fri, 03 Aug 2007 16:40:44 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Bir anda olup biter herşey. Zaman yavaş geçsede herşeyin bir sonu vardır ve bittiğinde bir anda olduğunu hissederiz. Damağımızda kalan acı yada tatlı duygudan geriye bize bişey kalmaz. Zaman ne kadar hızlı akıp gitmiş olsa bile yaşanan o günler bir anda unutlmuyor. Hayatımızın her karesinde farklı duygular yaşadığımız bu hayatta, yarınımız varsa yaşayacağımız duygulara gebe devam ederiz. ince bir çizgi ile kesilmiştir. “+” ya da “-“. Acı yada tatlı. mutlu yada mutsuz. sevinç yada hüzün…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bundan 1 yıl sonra, 1 ay sonra, 1 hafta sonra hatta yarın ne olcağını bilmiyoruz. Şu anda yarın için çırpınışlarımızın boşuna mı olduğunu bilmeden sıkıntılarımızı içimize gömüyoruz. Belki iş sahibi olmak için, belki eş sahibi olmak için belki aş sahibi olmak için. Kim bilir birileri yüksek linsansa niçin girdiğini anlatan bir kompozisyon yazmak için uğraşıyordur, kimileri de 1 ay önceden planladığı bir gezinin son anda iptal olması için ağlıyordur. Herşey öyle bir düzene sahip ki, öyle örnekler var ki, isyan etmek bir yana dursun şükretmek gerektiğini düşünüyor insan.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İlk yazı niteliğinde olmayan bu yazı gerçekten biraz karamsar oldu. Aklımdakiler bunlar…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sabri Suyunu&lt;/p&gt;
</content:encoded><category>Hayat ve Ben</category></item></channel></rss>