Yazılar, sayfa 5

Silikon Vadisi, Teknoloji Siteleri ve Kobe Hakkında

· Hayat ve Ben · 3 dk okuma

Evet,
Kobe’de mükemmel bir final ile formasını çıkarıp, dolabına asti. Düşünsene, hayatının son maçını yapıyorsun. Son maçında, 10 sayı geriye düşmüş takımını sırtlayıp, kazandırıyorsun ve tam 60 sayı atıyorsun. Bu maç unutulmaz. (Gerçi 3 lük de 6/21 yapmış. Adamlar Kobe’ye çalışmış ama adam 60 sayı atmış lan. 101 sayının 60’ı :))
https://www.youtube.com/watch?v=BdGeXcJ-hfo

Şimdi ise bilmen gereken ve takip etmen gereken, silikon vadisinden sıcak sıcak gelmiş sitelere bakalım.

Kickstarter
https://www.kickstarter.com/
Öncelikle kısa bir giriş yapalım. Kickstarter’ı zaten biliyorsun ama yine de benim en çok sevdiğim sitelerden bir tanesi olduğu için burada olsun istedim. İnsanların fikirlerini hayata geçirmek için, tanıttıkları ve yatırım aldıkları harika bir platform. Sadece bir arkadaşa bakıp çıkıcam deyip, kendini en çok yatırım alan tasarımdan tut da, en tuhaf gadgetlera bakıp saatler geçirebileceğin bir site.
Bu da bonus olsun: https://www.kickstarter.com/projects/63006320/dualo-the-new-musical-instrument-for-all?ref=category_recommended

ProductHunt
https://www.producthunt.com/
Açıkçası bu siteyi geçen hafta öğrendim. İlk defa görüyorum. Ne olduğunu da tam çözemedim 🙂 Bildiğim bir şey varsa o da kickstarter gibi, insanların ürünlerini, botlarını, API’larını, vs. tanıttıkları basit bir site. Upvote yapıyorsun. Kickstarterdan farklı olarak sanırım, yatırım alma durumu yok. Gelecekte daha da şekillenir. Neden beğendim? Çok basit bir tasarımı var. Ben ilk bakıştan Bir çok yeni ürün keşfettim. Bir de slack botları ve özellikleri çok hoşuam gitti 🙂 (Poker botunu buradan aldım:))

TechCrunch
http://techcrunch.com/
Evet Takip edilesi sitelerin başında bu site olabilir. Zaten bir sonraki önereceğim site de bu sitenin altında bulunuyor. Silikon vadisinin membaası diyebiliriz. Tüm yeni haberleri, dünyaya ilk veren sitedir. Türkiye’deki çoğu teknoloji blogları haberleri buradan alırlar. Takip ediniz, bilgileniniz.

CrunchBase
https://www.crunchbase.com/
Evet işte, her zaman sorulan soruların cevabı bu sitede.
“Amerikalılar neden ileri?” ya da “Bizim Türk girişimciler neden Amerikaya gidiyor?” ya da “Neden orada şirket kuruyorlar?“
Bu site, Hangi yatırımcının hangi şirkete hangi aşamada ne kadar yatırım yaptığını gösteren muazzam bir databaseden oluşuyor. Efsane bir site. Ne diyim. Gir içinde kaybol. Ben en son Elon Musk’a hayranlıkla bakarken buldum kendimi 🙂
Kitap önerisi: http://www.idefix.com/kitap/elon-musk-tesla-spacex-ve-muhtesem-gelecegin-pesinde-ashlee-vance/tanim.asp?sid=EA61GE8FVM7TCERYHV3W

Webrazzi
http://webrazzi.com/
Ya şimdi nereden çıktı bu kadar yabancı sitenin arasında bir Türk sitesi? Açıkçası, uzun zamandır takip ettiğim ve en başarılı teknoloji blogudur. Bunun en büyük nedeni, hem globali hem de Türkiye’ye çok güzel harmanlamış olmasıdır. Bir de yazarların Türkçe’yi çok başarılı kullanması da üzerine tuz biber olmuştur. Her sene düzenlenen summitlerle de bir çok girişimciyi ve başarılı firmaları bir araya getirmektedir. Takip etmek gerekir. Alkışlamak gerekir.

Medium
https://medium.com/
Şimdi Medium’u bilmiyorum desem sanırım beni burada döverler. O yüzden biliyormuş numarası yapacağım. Medium Türkçe yazıların (ve yazarların) da bulunduğu, dünya çapında bloggerların yazılarının bulunduğu bir mecra. (Mecra kelimesi çok yerinde oldu). Twitter’ın kurucuları tarafından 2012 yılında kurulmuş. Wikipedia tanımı ise şu şekilde:

Medium, Twitter kurucuları Evan Williams ve Biz Stone tarafından, 140 karakterle yetinemeyen kullanıcıları için Ağustos 2012’de oluşturulmuş mikro blog platformu.
140 karakterden fazla yazmak isteyen ve aynı zamanda görsel içeriklerin ön plana çıktığı bir platform arayan kullanıcılar için geliştirilen serviste, kullanıcılar beğendikleri içerikleri “Love It” butonuyla oylayabiliyor. Paylaşmak istedikleri içerikleri tek butonla kendi profillerinde yayınlayabiliyor.

En güzeli de yazıların kategorize edilmesi ve aradığın içeriğe ulaşmanın kolay olması. Zamanında blogranci.net adresi üzerinden yapmak istediğimi adamlar dünya çağında 4 sene önce yapmışlar. Ne üzücü di mi?

Quora
https://www.quora.com/
Formspring’i bilirsiniz ya da bilirdiniz. Sorular soruyorsun sonra insanlar altına cevaplar yazıyor. Ask.fm gibi.
Quora’nın da konsepti aynı fakat en büyük farkı soruların kategorize ediliyor olması. Yani, bilgisayardan tutun da hukuğa, tıptan tutun da iş girişimlerine kadar soruların kategorilere ayrıldığı bir soru cevap sitesi. Açıkçası, medium ve quora’nın en büyük özelliği sanırım, doğru içeriği gösterme başarısı olabilir. Bilgi ve veri o kadar çok ki, insan bazen bu bilginin içinde aradığını bulamıyor. İşte adamlar bunu başarmışlar. Tabi içeriğin de çok çok iyi olduğunu söylemek gerekiyor.
Siteye ilk giriş yaptığınızda ilgi alanlarınızı istiyor ve size özel bir feed hazırlıyor.
Buna ek olarak, çok değişik sorulara çok süper cevaplar bulunuyor. Soru sormasanız da, okuyarak çok fazla bilgi öğrenebileceğiniz muazzam bir site.

Mashable
http://mashable.com/
Mashable’nin çocukluğunu bilirim. Bir blogdu eskiden. Ardından doğru yerdeki haberleri derleyince, dünya çapında bir networke dönüştü. Bu önerilen bir sitede olsa, bence sıralamda biraz altta kalabilir.

Listede olan ve Yer imlerine kaydedilmesi gereken diğer sitelere de bakalım:
TechGlamour: http://techglamour.com/
Business Insider: http://www.businessinsider.com/
Fast Company: http://www.fastcompany.com/
The Next Web: http://thenextweb.com/
Wired: http://www.wired.com/
MindCron: http://www.mindcron.com/
The Verge: http://www.theverge.com/

LC Waikiki’ye Veda Ederken

· İş Hayatı · 11 dk okuma

Merhaba;

İçinizdeki ışığın evreni aydınlatmasının, varlığınızla gurur duyulup yokluğunuzun aranmasının ve baki kalan şu kubbede hoş bir seda bırakmanın tek bir şartı var:

“İnsan sevdiği işi yapmalı her ne olursa olsun.”

Veda etmeden önce, beni tanımayanlar için kendimi tanıtmak isterim. Daha tanışmadan vedalaştı demeyin arkamdan.

Google arama motoruna Sabri yazdığınızda aşağıdaki sonuçlar çıkar. İnternet üzerinde Sabri isminin verdiği zorluğa rağmen, ismimi her zaman çok sevmişimdir.

Sabri Kimdir

Ben Sabri Suyunu. 1984 yılında İstanbul’da doğdum. 2007 Yılı Kasım ayından beri LC Waikiki’de çalışıyorum. Sabah 06:30’da evden çıktığım ve 19:30’da eve gittiğim düşünüldüğünde, 24 saatimin 13 saatini bu ailede geçiriyorum. Yani %54. Ailemden, dostlarımdan, arkadaşlarımdan daha çok vakit ayırıyorum bu müesseseye. Yani hem ailem, hem dostum hem de en iyi arkadaşım oluyor LC Waikiki.

Ben LC Waikiki’de doğdum. Üniversiteden mezun olur olmaz LC Waikiki’de işe başladım. Bu süre zarfında, evlendim, askere gittim, araba aldım ve Allah’ın en büyük hediyesi olan bir çocuk sahibi oldum. Bunların hepsi olurken benim ailemin yanında LC Waikiki vardı. Başka şirkette ne oluyor bilmiyordum. Bilmeme de gerek yoktu. Mutluydum. Ama

Bugün ailemden ayrılıyorum.

Tamam her şey toz pembe değildi. Sıkıntılar yaşadım. Ama bağlılığımı kaybetmedim hiçbir zaman. Bağlılığım düştü ama toz kondurmadım LC Waikiki’ye. Herkese şirketimi anlatıyordum. Yaptığımız işleri, çalışma ortamını, değerlerimizi anlatıyordum. Vizyonumuzdan bahsediyordum. Şirkette işler iyi gitmese de anlatmaya devam ediyordum. 8 sene içerisinde 10’dan fazla pozisyon değiştirdim. 10’dan fazla yöneticiye de direkt bağlı olarak çalıştım. Bu süreç beni çok yordu ama çok da şey öğretti. Kimlerle çalışmadım ki, Osman Şentürk, Serkan Ulukaya, Cemil Yıldız, Erdem Çalışkan, Mesut Akyıldız, Hakan Uğur, vs. Sonra ben yönetici oldum. Uzman Yardımcısı olarak başladığım serüvende Müdür olarak görev aldım 2012 yılında. LC Waikiki’nin en genç müdürlerinden biri oldum. Benimle beraber 4 kişilik bir ekibim vardı 10 kişi olduk. Yeni bir mezun olarak girdiğim bu şirkette bir çok şey öğrenmiştim. Serkan Bey’den aldığım bayrağı daha ileriye taşımak için çalışmaya başladım.

Bayrağı biraz daha ileri taşımak için kolları sıvadım. Serkan Bey’i teknik olarak geçmemin imkanı yoktu. Elimden geleni yapacaktım. Ekibimle Otomatik Sevkiyat Sistemlerinde harika işler çıkaracaktık. Yurtdışı açılımında en önde olacaktık. Farklı departmanlarla ortak bir çok başarılı proje yapacaktık. Departmanın rotasını optimizasyona çevirecektik. Tekstil perakendesinde bir ilk olan ve IBM’in iki organizasyonunda ve bir çok üniversitede başarısı hikayesi olarak anlatılan “Mağazalar Arası Transferin Optimizasyon ile Çözülmesi” projesini devreye alacaktık.

Bunların dışında, farklı yetkinlikler kullanmanın zamanı gelmişti. Bu veda yazısında teknik başarıları anlatmayacağım. Anlatsam zaten sayfalara sığmayacaktır. Bu sebeple geçmişe dönüp yaptığımız garip işlere bir bakalım. Evet, Bir yönetici olarak, bazı şeyleri olması gerektiğinden farklı yaptığım doğrudur. Bir duyuru maili, bir organizasyon, bir iş arama süreci, hep olması gerektiğinden farklı ilerledi benim yöneticiliğimde. İlk olarak Duyuru Maillerinden başlayalım. Daha önce yazdığım bir mail örneği bulunmaktaydı. Aşağıda da farklı duyuru maili örnekleri bulunmaktadır.

Merhaba;

Aşağıda bir şairin Allocation hakkında yazdığı şiir bulunmaktadır. Bu şiiri okuyup aşağıdaki soruyu tarafıma cevaplamanız istenmektedir. İlginiz için şimdiden teşekkür ederiz.

Şiir
Bir allocator yoktur ki açmamış olsun ekran-ı rezerve
Girer gece gündüz rezerve bakarak sadece geçmişe
Bulmuş “şu kadar haftaya tamamla” diye bir parametre
Doldurur tüm mağazaları elinden geldiğince

Şiirin çözümlemesi
Şair, yukarıdaki dizelerde bir allocatorun rezerve girerken yaptıklarını anlatmaya çalışmıştır. Allocatorların gece gündüz çalıştığını vurgulayan şair, rezervelerin sadece geçmişe bakılarak girdiğini iddaa etmiştir. Rezervelerin şu kadar haftaya tamamla diye bir parametre ile girildiğini ve mağazaların doldurulmaya çalışıldığından dem vurmuştur.

Soru:
Bir Allocator neden rezerve girerken “… haftaya tamamla” mantığına göre rezerve girmektedir? Bu bir ezber midir yoksa arkasında bir mantık var mıdır? Tam olarak bu şekilde rezerve girerken ne yapılmak istenmektedir? Detaylı olarak cevaplarınızı bekliyoruz.

Dikkat
Cevap veren kişiler arasında yapılacak çekilişte sürpriz bir hediye verilecektir. Cevabın doğruluğu bizim için önemli değildir. Cevpalar 3. Şahıslarla paylaşılırken isminiz gizli tutulacaktır.

“Aaa rezil olurum yanlışsa” “Yazıyozda noluyo” “Çok biliyorsan kendin cevapla”
“Bugüne kadar söz verdiği çikolataları alsın önce” gibi düşünceleri aklınızdan çıkarın.
“Aaa rezil olurum yanlışsa” –> Rezil olmayacaksınız, yanlış da olsa isminiz bizde gizli kalacaktır.
“Yazıyozda noluyo” –> Yazıyosunuz ve biz sizin yazdığınız her şeyi değerlendiriyoruz. Şirkete katkınız oluyor
“Çok biliyorsan kendin cevapla” –> Çok bilmiyorum. Öğrenmek için soruyorum. (Şaka şaka biliyorum ki cevabı ben)
“Bugüne kadar söz verdiği çikolataları alsın önce” –> Bugüne kadar söz verip de almadığım çikolata mı varmış? (Evet var, borcum neyse öderim (ÖDEMEDİ))

Eğer bu maili, klasik cümlelerle yazsaydık, 40’a yakın kaliteli cevap alamazdık. Allocatorların içindeki şair ruhu ortaya çıkaramazdık. Bu cevaplardan bir kitapçık çıkarıp allocatorlara yollayamazdık.

Bu da bir diğer duyuru maili:

Merhaba Sevgili Şiir Severler;

Yo! Birazdan okuyacağınız şiirdeki gizli mesajımızda, sorularınıza dönüş için maksimum süre hedefimizi açıklamaktayız.
Analitik Sanat Ekibi

Dönüjem Ben Sana
Hey sen alokeytır!
Email at hadi yardır.
Doluluğun düşer rezerven onaylanmazsa,
En güzeli sen buyer grup kaydır!

Fena olmaz aslında onay doğru çalışsa…
Belki bi bildiği vardır, sistem ne de olsa (!)
Eğer olay hala çok karışıksa,
Şüphe etme sor bize elbet cevabı vardır!

Sorular sorular sorular…
Analitikçiler sırayla cevaplar.
Analiz edecek dönecek elbet sana,
Termini gör mısraların başında!

Artık mail ya da forumdan sorduğunuz sorulara cevabımızı hedef saatler içinde vereceğiz. So Check it out man!

Not: Şair, söz yazarı, bestekar Melih Çelik’e teşekkürlerimi sunarım 🙂

Beş saat kuralında o kadar başarılı olamadık belki ama yine de etkiliydi bence 🙂

Departman olarak, hep organizasyonların peşindeydik. Guitar Hero partylerinden Kelle Paçacılara kadar bir çok yere gitmiştik. Fakat, iş senelik departman bütçesini yemeye gelince asıl organizasyon orada ortaya çıktı. GOYDOY. Goy goy ve Doymak kelimelerinin birleşmesi ile ortaya çıkan GoyDoy, her sene 1 tane düzenlenen bir organizasyona dönüştü. Temelde, belirlenen bir muhitteki en lezzetli yemekleri ufak porsiyonlar şeklinde yemeye odaklanan aynı zamanda muhabbetin de dibine vuran bir organizasyondu. Birincisi 2013 yılında Sirkeci-Eminönünü-Beyazıt’ta, İkincisi ise 2014 yılında Beyoğlu-Taksim’de düzenlendi. www.goydoy.com adresinden aktivitelerimizi takip edebilirsiniz. Ya da google’a “eminiönde ne yenir” yazsanız hemen çıkar zaten 🙂

Biz hem goy goy yapan hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubuz. Geziyoruz, yiyiyoruz, goy goyun dibine vuruyoruz.

GoyDoy 19 Nisan 2014 tarihinde ilk turu ile başlayacak. Amacımız önce İstanbul, sonra Türkiye ve en sonunda Dünya’daki lezzetleri keşfetmek.

Yediğimiz içtiğimiz bizim olacak ama yine de fikir sahibi olmanız için buradan hem gittiğimiz yerleri hem yediklerimizi hem de içtiklerimizi buradan yazacağız.

GoyDoy.com’dan bir yazı:

Türk Kahvesi – Şark Kahvesi – Beyazıt Kapalı Çarşı

Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.

Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.

Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bir yerinden girilebiliyormuş bu tünellere… Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Hepsi kaçakmış bunların… Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıp, yemin ettiriliyormuş.

kapali carsi

Tüneller çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyormuş ama buraları kullanmak kesinkes yasakmış. Bir keresinde hazine meraklarından, üç-dört işçi çocuk ilerilere gitmeyi denemiş.

Dehlizler labirent gibiymiş. Çocuklardan sadece biri geri dönmeyi başarmış, diğerleri yollarını bulamayıp tünellerde kaybolmuş. Dönen çocuk da (Allah muhafaza) aklını oynatmış. Çünkü ileriki kısımlar, iskeletlerle, insan boyunda böceklerle, farelerle filan doluymuş. Bu çocuk bir daha hiç “yeryüzüne” çıkmamış. Bütün gün dehlizlerdeki atölyelerde filan dolaşıyormuş, kim ne verirse onu yiyip, gece de artık nerede sızarsa orada uyuyormuş. Arada da yine tünellerin ilerilerine gidip birkaç gün kayboluyomuş ortalıktan. Döndükten sonra hiç birşey yiyip içmeden gözlerini öyle bir noktaya dikip, bakıp duruyormuş günlerce.

GoyDoy ekibi olarak bu dehlizleri araştırmak ve gizli hazineleri bulmak için Kapalı Çarşı’ya gittik. Saatlerce aramamıza rağmen gizli girişi bulamadığımız için pek ilerleme kaydedemedik. Sonuç olarak o kadar çok yorulmuştuk ki – aslında programımızda olmamasına rağmen – bir soluklanmak adına Kapalı Çarşının merkezinde bulunan tarihi Şark Kahvesi’nde bulduk kendimizi. Buraya Kapalı Çarşı esnafı olan astronottoman’ın tavsiyesi üzerine gittik. Kalabalık olmamıza rağmen yer bulabildik. Türk Kahvelerimizi sipariş ettik. Yanında lokumu ile birlikte servis edilen kahvelerimizin siz diyin kırk ben diyim yüz kırk yıl hatırı vardı. Kahvenin yanında edilen dost sohbeti ile sade kahveler bile tatlanmıştı muhterem okuyucular.

sark_kahvesi

Siz siz olun yolunuz Kapalı Çarşı’ya düşerse Şark Kahvesi’nde bir Türk Kahvesi için. Söylentilere göre dehlizlerden dönen çocuk ayda bir defa bu kahveye gelirmiş. Sadece bir Türk Kahvesi söyler, soğuyana kadar gözünü ayırmadan kahveye bakar, sonra tek dikişte içip hesap ödemeden gidermiş ve bir anda gözden kaybolurmuş. Belki bir gün siz de bu genci görebilirsiniz.

Adres: Yaglikcilar Cad. 134 Isbank yani Kapalicarsi / iSTANBUL

Telefon: +90 212 512 11 44

Web: http://www.sarkkahvesi.com/

Departmanda 1.5 senemi tamamlamıştım. Kadromu genişletmek istediğim için, şirket içine ilan açmayı planlıyordum. Daha önce şirket içine açtığım ilanlardan dolayı ağzım yanmıştı ve yoğurdu üfleyerek yiyordum. Dışarıdan çok sevimli bir departmandık, çok güzel işler yapıyorduk, sevenimiz çoktu ama ne zaman şirket içine bir ilan açsak, 5’ten fazla başvuru olmuyordu. Evet yanlış duymadınız. 5. Bu sebeple, bu sayıyı arttırmak için internette araştırma yaptım. Şirket içi pozisyon ilanlarının çok klasik olduğuna karar verdim. Sonuç olarak, farklı ve ilgi çekici bir ilan yayınlamaya karar verdim. İnsan Kaynakları bunu kabul etmedi. Ben de onlara ilanı yayınlamalarını söyledim. İlan yayınlandıktan sonra, gelen ilan mailini forwardlayarak aşağıdaki çalışmayı yolladım herkese:

İş Analitiği ve İş Geliştirme Uzman Yardımcısı ilanımız şirket içinde yayınlandı. İlanımıza başvurmadan önce bu departmanda çalışmak için uygun olup olmadığınızı test edebilirsiniz. (Büyütmek için üstüne tıklayınız)

uygunluk testi

Buna rağmen başvuru sayısı 5’i geçti mi? Tabiki hayır 🙂

Şirket içinde gerekli talebi bulamayınca, yeni bir proje tetiklendi. Bugünkü adı ProFashionals olan fakat bizim deyimimizle “Back to School” (Aman ne yaratıcı bir isim 🙂 ) olan proje. Üniversitelerin Endüstri Mühendisliği bilim dallarının lisans bitirme projelerine destek olma kararı aldık. Şirketimizin de desteği ile 6 üniversite ile görüştük ve aynı sene bir çoğu ile proje yaptık. Sene sonunda çok güzel bir organizasyonla da noktayı koyduk. Burada bu organizasyon hakkında detaylara bakabilirsiniz.

Son olarak, Departmanımızın tek sayılık dergisinden bahsetmek istiyorum. Sadece 1 sayı çıktı ama dolu doluydu. Bu dergi ile kendimizi anlatmak istedik. Ne iş yaptığımızı, neylerle uğraştığımızı kendi tarzımızla anlatmak istedik. Aslında sosyal insanlar olduğumuzu göstermek istedik. Aşağıda bu dergimizin giriş kapağı bulunmaktadır.

dergi

Evet bunlar yaptıklarımızdan birkaç örnek. Bir de yapmak isteyip de yapamadıklarımız var. Neler mi?

  1. “Bir toplantıda yapmak isteyip de yapamadıklarınız” konulu video
  2. İş Analitiği departmanı oyuncuları ile LC Waikiki reklam çekimi
  3. İş Analitiği ve İş Geliştirme Departmanı için MANGA
  4. Piknik (Pardon sonunda yaptık di mi onu 🙂 )
  5. Edirne’ye ciğer yemeye gitme
  6. Kağıt bardaklardan Speed Stacks yarışması (Bu hep aklımdaydı ama kimsenin haberi yoktur)
  7. Ekip olarak şirkette Counter Strike oynamak (Son 1 haftadır internet cafede oynarak kısmen yaptık bunu da)
  8. Lasertag, paintball, go kart (Departmanın hepsi gelsin diye beklersen olmuyormuş bu işler 🙂 )

Eveeeet. Bu uzun yazıyı da bitirmenin zamanı geldi. Bugün bu güzel şirketten ayrılıyorum. Bazen aklıma gelirdi. Acaba ben LC waikiki’den ayrılabilir miyim diye. Bağlılığım o kadar yüksekti ki, hayal etmekte zorlanırdım. Çevremdeki insanlar benim LC Waikiki’den hiçbir zaman ayrılamayacağımı söylerdi. Ama işte ben de gidiyorum.

Ben şirketimi seviyorum. Seviyorum, çünkü görüşüm, dinim, ırkım ne olursa olsun bana saygı duyuluyor. Seviyorum, çünkü bana bugüne kadar bir çok şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Seviyorum, çünkü evime ekmek götürmeme aracı oluyor. Seviyorum, çünkü bir amaç uğruna çalışıyorum. Bugün ben kızgın ya da dargın ayrılmıyorum. Bugün ben üzgün ayrılıyorum. İnsan sevdiğinden hiç mutlu şekilde ayrılır mı?

Başta Sn. Mustafa Küçük olmak üzere, bugüne kadar bana emeği geçen tüm yöneticilerime; Birlikte çalıştığım tüm birimlerin yöneticilerine ve ekiplerine teşekkür ederim.

Bir yönetici, başarılı olmak için bir çok özelliğe ihtiyaç vardır. Objektif olmak, analitik düşünme, ifade yeteneği, ikna yeteneği, vs. Fakat, bu yetkinliklerden çok daha önemli olan bir şey varsa o da iyi bir ekibe sahip olmaktır.

LC Waikiki’de sahip olduğum en değerli şeylerden biri olan, beni ben yapan, beni başarılara sürükleyen, çalıştığım süre boyunca her zaman beni destekleyen, sevgili ekibim İş Analitiği ve İş Geliştirme Ekibine çok teşekkür etmek istiyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benim ekibimsiniz.

Buradan tüm çalışma arkadaşlarıma ayrı ayrı ismen teşekkür etmek isterdim. Yazmaya başladım. Fakat o kadar uzun bir liste oldu ki, tamamlayamadım. Korktum birilerini atlarım diye. O yüzden siz özel insanlar, kusuruma bakmayın.

Sevgili LC Waikiki! Bugüne kadar bana kattığın her şey için teşekkür ederim. Benim ailem oldun. Kardeşim oldun. Arkadaşım oldun. En iyi arkadaşım oldun Waikiki. Tekrar Görüşmek Üzere. Allah’a emanet ol.

“Sabri Bey ne yapıyorsunuz?“
“Bunu, bunu alın dışarıya“
“Alalım. Alalım sizi dışarıya. Sizi dışarı alalım“

Beni benimle bırakmak istemeyenler için gelsin:
E-Mail: sabrisuyunu[at]gmail[dot]com
Web Sitesi: http://suyunu.com/
Twitter: https://twitter.com/suyunu
Facebook: https://www.facebook.com/suyunu
Instagram: https://instagram.com/suyunu/
Pinterest: https://www.pinterest.com/suyunu

www.Sabri.kim

· Hayat ve Ben · 1 dk okuma

Bir rastlantı sonucunda kim uzantılı domainlerin satışa açıldığını öğrendim. öğrendiğim anda da sabri.kim adlı domaini arattım ve boş olduğunu gördüm. Anında almaya karar verdim. Ve işte karşınızda yeni domain adresim: www.sabri.kim 🙂 Hayırlı olsun.

İş Zekası Hakkında Bir Soru

· Veri ve Teknoloji · 2 dk okuma

Mail yoluyla bir okuyucumun sorduğu soruya cevap vermesi için mesai arkadaşlarımdan, Kıdemli İş Zekası Uzmanı Can Tüfekci’den yardım istedim. Kendisi beni kırmadı ve okuyucumun sorusunu cevapladı. Can Bey’e cevabı için çok teşekkür ediyorum. Aşağıda soru ve cevabı bulabilirsiniz.

Merhabalar Sabri Bey,
Ben kendimi iş zekası alanında geliştiriyorum. Ve şuana kadarda büyük aşamalar kat ettiğimi düşünüyorum. Şuan için küçük ve orta düzeyde bir şirketin T-SQL,SSIS VE SSRS işlerinin üstesinden gelebilecek bir konumdayım. Fakat bir konuda siz uzmanların yardımına ihtiyacım var. Ben iş zekası ile Microsoft’un erp sistemini harmanlayıp daha büyük işlere atılmak istiyorum. İş zekası uzmanı olmak için önerileriniz nelerdir? Microsoft Dynamic Axapta’nın gelecek vaat eden iş zekası kolu var mı?
Aldığım Eğitimler:(SQL-SERVER VE ORACLE VERİTABANI PROGRAMLAMA-VERİTABANI VERİ YÖNETİCİLİĞİ)
Tarık C.

Merhaba T. Bey,
Dynamic Axapta bir uygulama, iş zekası ise veri operasyonlarının doğru, sürdürülebilir ve en optimum şekilde yönetilmesine destek veren bir süreçtir. ERP yazılımları genel prensip itibariyle kapalı kutulardır. Kendilerine ait blackbox ları vardır. Ve veriler buralarda tutulur. İş zekası operasyonu işte tam bu noktada başlar. Blackboxlardan SSIS paketleri ile verileri alır, uygun veriambarına taşınır. Dolayısıyla Axaptanın iş zekasına uzanan kendi içerisinde bir kolu olacağını pek düşünmüyorum.
Genel olarak bir kaç tavsiyelerde bulunabilirim. Eğer SQL-SSRS ve SSIS konularında kendinizi geliştirdiyseniz, bundan sonraki aşamada
– SSAS( Multi-Dimensional ve Tabular Model)
– MDX , DAX
– Veri ambarı modellemesi konularında uzmanlaşmanızı öneririm.

Bir iş zekası uzmanının yetkinliği, kaç farklı veriambarı projesinde görev aldığı ile net olarak doğru orantılıdır.
Bunun yanısıra eğer sadece Microsoft İş zekası sistemlerinde uzmanlık kazanmak istiyorsanız, sektörde kendinizi farklılaştırmak için bellek içi teknolojilere odaklanmanızı öneririm. Örneğin In-Memory çalışan Tabular Model Sistemler. Akabinde bunların sunum katmanı olan PowerBI sistemlerine odaklanmanız faydalı olabilir.

Eğer vizyonu biraz daha geniş tutarak farklı teknolojiler ile ilgilenmeyi düşünürseniz , Şuan büyük teknoloji devlerinin himayesine girmeyerek Enterprise BI çözümlerinde bu alanda tek olan Microstrategy I öneririm. Adı üstünde Enterprise BI olarak konumlandığı için kendi içerisinde Veri aktarım ve transformasyon katmanları, Küp katmanları, Raporlama ve Dashboard katmanları bulunmaktadır. Geleceğe dönük ciddi yatırımları var.

Umarım faydalı olmuştur. Kariyer ve meslek hayatınızda başarılar.
Can T.

Tekrar yazmaya başlamak

· Hayat ve Ben · 2 dk okuma

Uzun zamandır yazı yazmak isteyip de fırsat bulamıyordum. Bir karar verdim ve düzenli olarak yazmaya karar verdim. Aşağıda önümüzdeki günlerde yazmayı hedeflediğim yazılar ve içerikleri bulunmaktadır.

Dalgalandım da Duruldum – Kariyer Tavsiyeleri : Bugüne kadar 11 farklı ünvan ile 8 farklı yönetici ile çalışma fırsatım oldu. İyi bir kariyere sahip olmak için, öğrenci iken, mezun olduğunuz da ve hatta bir iş sahibi iken neler yapmalısınızı dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Bu yazıyı yazmayı düşünmemdeki en büyük sebep, Aralık ayı itibariyle bana en çok emeği geçen ve yöneticiliğimi yapmış 2 kişinin çalıştığım şirketten ayrılması oldu.

Sürpriz Evlilik Teklifi : Bundan 6.5 sene önce dünya evine girdiğimiz eşime yaptığım Evlilik teklifini defalarca yazmaya başlayıp yarım bırakmıştım. Yazı dizisi olarak yayınlamayı düşündüğüm bu teklif en çok yazmak istediğim yazılar arasında 🙂

IBM Konferansları : 2014 yılında IBM’in düzenlediği iki organizasyona konuşmacı olarak katıldım. Perakende Günleri ve Business Connect isimli bu organizasyonlarda yaptığım sunum ve gözlemlerimi anlatacağım yazıdır.

Aldığım Eğitimler : “Hakkımda” yazısının içinde belirtip yazmadığım bir yazı daha. Bugüne kadar bir çok eğitim aldım. Bu aldığım eğitimlerin içerikleri ve faydalarından bahsetmeye çalışacağım.

Aldığım Ödüller : İnsan aldığı ödülleri yazar mı hiç? Evet yazar. Şirketim ödüllendirme konusunda gerçekten çok iyi bir şirket olduğu için, bunu herkesin duymasında ne sakınca olabilir ki? Hem maddi hem manevi ödülleri anlatacağım yazıdır.

Seminer ve Konferans Yazıları: Üzerinden çok uzun zaman geçmesine rağmen, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ve yakın zamanda Çankaya Üniversitesinde gerçekleşen konferans ve seminerlerde yaşadıklarımızı anlatmaya çalışacağım.

GoyDoy 2 – Taksim, Beyoğlu, İstiklal : Geçtiğimiz ay ikincisini gerçekleştirdiğimiz Lezzet ve Muhabbet Turu GoyDoy’un yazılarını yazmam gerekiyor. İlki kadar iyi tatlara ulaşamasak da hem çok eğlendik hem de çok güzel yedik.

Araç Rotalama Problemi – İkinci Bölüm : Birinci bölümü yayınlanmış yazı dizisinin ikinci yazısıdır. Tabu Search adlı meta sezgisel yöntemle optimum rotaları nasıl elde ettik, ne gibi zorluklarla karşılaştık, neden bu efsane bir iştir.

Merdivenlerdeki Karları Temizlemek : Deneme niteliğinde olacak olan, geçmişim ile bugünüm arasında bağlantılar kuracağım bir yazıdır.

Ekip ve Ekip Yönetimi Hakkında : Çok süper bir ekip yönetiyorum. Gerçekten Türkiye’nin sayılı ekiplerinden biridir benim ekibim. Bu yazımda, ilk yöneticilik tecrübem, Ekiple iletişim kurmakta yaşadığım zorluklar, İletişim kurduğumda yaşadığım zorluklar ve aslında ideal ekip yönetimi hakkında uzun bir yazı olacak.

Sürpriz Organizasyon Şirketim Hakkında : Teknik bir insan olarak, aslında en çok keyif aldığım şeylerden biri insanları normalin dışındaki yöntemlerle mutlu etmek olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar imza attığım farklı sürpriz organizasyonları anlatarak en azından geleceğe yatırım yapmayı düşünüyorum.