Yazılar, sayfa 6

Perakende ve Analitik

· Veri ve Teknoloji · 2 dk okuma

Perakende satış, ürünlerin bir işletme aracılığıyla tek tek ya da küçük miktarlarda tüketiciye satılmasına dayanan satış biçimidir. Perakendecilik, üretici ve tüketici arasında malların naklini sağlayan aracılık hizmetleridir. Başka bir deyişle mal ve hizmetlerin, doğrudan doğruya son tüketiciye pazarlanmasıyla ilgili faaliyetler bütünüdür. Çeşitli perakendecilik aktiviteleri bulunmaktadır.

Günümüzde perakendecilik sektörü dünyada oldukça deneyim kazanılmış ve olgunlaşma dönemine girmiş bir sektör olarak tanımlanabilir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yeniden yapılanma sürecine girilmiş ve yeni yönetim modelleri uygulama çalışmaları yapılmıştır. Temelde; ihtiyaç sahibi tüketicilere, üretim veya tedarikçilerden satınalma süreçleri sonucu elde edilen ürünlerin sunulması olarak özetlenebilecek perakendecilik; talepler arttıkça farklı formatlar ve uzmanlık alanlarına ayrılarak faaliyet göstermeye devam etmiştir. Dünyada sektör içinde büyük rekabet yaşanması, şirketlerin fark yaratmak ve tüketicinin tercihini kazanmak için arayışlar içine girmesine yol açmıştır. Teknoloji ve bilgisayar sistemleri yoğun olarak kullanılmaya başlanmış; böylece hem operasyonel işlemler daha hızlı ve düşük maliyetlerle gerçekleştirilmiş, hem de müşteriler veri ambarlarında izlenerek oluşabilecek talep ve ihtiyaçları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Gelecekte globalleşen dünya içinde perakendecilerin sundukları ürünler ve fiyatlar arasında büyük farklar olma olasılığı düşük gözükmektedir; mağazaların yerleşimi, verilen hizmet seçenekleri ve doğru zamanda doğru ürünü müşteriye sunma gibi konularda yapılan çalışmalar avantajlı konuma gelmelerini sağlayacaktır. Önümüzdeki yüzyılda özellikle konfeksiyon mağazaları ve çok bölümlü mağazalarda ürün dışında gerçekleştirilen faaliyetler, teknolojinin de etkin kullanımı ile büyük önem kazanacaktır. Türkiye’de perakendeciliğin hemen hemen tüm formları için gelişme potansiyeli olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Yabancı perakendecilerin de pazara girmesi ile gelişme evresine giren sektörde çeşitli firmalar faaliyet göstermektedir.

Bağımsız mağazalar, Hipermarketler, Outlet mağazalar, Zincir Mağazalar, Cash and Carry, vs. bunlardan bazılarıdır. Aşağıda perakende sektöründe uygulanan analitik çözümleri bulabilirsiniz.

Tedarik Zinciri Optimizasyonu: Doğru ürünü, doğru zamanda, doğru mağazada ve doğru adette bulundurmak için Stok Yönetiminin doğru yapılması, bunu yaparken fiyatlandırma, promosyon ve indirim yönetimini analitik yöntemlerle yapılarak doğru fiyatı elde ederek satışı ve brüt karı maksimize etmek.

Rota Optimizasyonu: Ürünler merkezden mağazalara sevkiyatı yapılırken kullanılan araçların (kamyon, kamyonet, tır, vs.) doluluklarının maksimize edilmesi ve rota planlamasının yapılması.

Mesai Çizelgeleme: Çalışan memnuniyetinin arttırılması ve çalışan sirkülasyonun azaltılması için Mağazalardaki, marketlerdeki çalışanlarınızın mesai planlarının daha adaletli ve daha doğru yapılmasının sağlanması.

Kasa Kuyruk Simülasyonu: Kasa kuyruklarında bekleyen müşterilerin azaltılması ve doğru sayıda kasa açarak maliyetlerin azaltılması.

Tahmin: Fazla ya da az stok tutmamak için, doğru plan yapmak için, gelecekteki durumları analiz etmek için, en önemli yöntem olan tahminin doğru yapılması.

Network Dizayn: Mağazaların yerlerine göre, Nereye dağıtım merkezinin açılması gerektiğine karar verilmesi

Teşekkürler Google

· Seyahat · 1 dk okuma

5 gün önce blogumda yayınladığım Eminönü ve Sirkeci’de ne yenir? – Goydoy adlı yazı sayesinde arama motorlarında üst sıralarda çıkmaya başladığımı farkettim. Nasıl mı?

Google’a girdim ve sirkecide ne yenir yazdım. Birde ne göreyim? 4. sıradan çıkıyorum. Sonra bir de eminönünde ne yenir yazdım. Aman Allah’ım. İlk sayfada çıkıyorum.

Sonuç olarak. Teşekkürler Google. Websitemi sevdiğin ve beni üst sıralarda çıkardığın için.

Eminönü ve Sirkeci’de ne yenir? – Goydoy

· Oyunlar ve Kültür · 4 dk okuma

GoyDoy bir keşif hareketidir. Hem goy goy yapmak hem de en güzel yemekleri keşfetmek için sokak sokak dolaşan bir grubun maceralarının ismi GoyDoy. Geziyorlar, yiyorlar ve muhabbetin dibine vuruyorlar.
“Yediğimiz içtiğimiz bizim olacak ama yine de fikir sahibi olmanız için www.goydoy.com adresinden hem gittiğimiz yerleri hem yediklerimizi hem de içtiklerimizi yazacağız” diyor GoyDoy ekibi.

GoyDoy 19 Nisan 2014 tarihinde ilk turunu yaptı. Tarihi yarımadadan öyle bir ekip geçti ki, ne var ne yoksa her şeyi yedi. Öyle bir ekip geçti ki muhabbetleri ile düşman çatlattı. Öyle bir ekip ki, hem doydu, hem de goygoyun dibine vurdu. GoyDoy ilk organizasyonu ile tarihe geçti.

19 Nisan 2014 Cumartesi sabah 11:00’da İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelen birbirinden güzide insanların Saray Muhallebicisi’nde buluşması ile başladı program. Trafik yoğunluğu, otopark sırası gibi problemlerin hiç biri neşemizi bozmadı ve harika bir gün geçirdik. Planda olmayan bir mekana da giderek ekstra mutlu olduk. Bütün gün gezmek yetmezmiş gibi, akşam da saatlerce Guitar Hero oynayarak günü noktaladık.

İlk gezinin ayrıntılarını aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıntılı incelemeleri okumak için tıklamanız yeterli:)

GoyDoy_19_Nisan_2014

A – Saray Muhallebicisi – Kol Böreği ve Çay
Kahvaltı Türk kültürünün en önemli parçalarından bir tanesi. Özellikle Pazar günleri aile kahvaltıları geleneklerimizin en vazgeçilmez öğelerinden bir tanesidir. Bugün gün boyu yemek yiyeceğimiz için, kahvaltıyı İngilizce’deki anlamından esinlenerek hızlıca yedik 🙂
Durağımız Eminönü’ndeki Saray Muhallebicilik. Amacımız Su Böreği yemekti fakat biz gidene kadar su böreği kalmamıştı. Bu sebeple…

B – Hafız Mustafa – Baklava
“İstanbul’da baklava nerede yenir?” diye sorsanız çoğu insanın cevabı “Karaköy Güllüoğlu” olacaktır. Bugün size bu soruyu düşünmeniz için ikinci bir şans vereceğiz.
Hafız Mustafa İstanbul’da 4 tane şubesi olan bir tatlıcıdır. Hafız Mustafa’nın babası olan İsmail Hakkı Zade, Sultan Abdulaziz saltanatı döneminde akide şekeri yaparak tatlıcılığa başlamıştır. Hafız Mustafa babasının dükkanında…

C – Dönerci (Gizli) – Yarım Dürüm Döner
Döner, etin en lezzetli hallerinden bir tanesi. İncecik kesilmiş, lavaş ile dans eden, lezzet bombaları. Pişerken damla damla yağını bırakan, hünerli ellerde bir efsaneye dönüşen tarihi yemeğimiz döner.
Döner’in Kırımlılar tarafından kılıçlarına et takıp kızartmalarından esinlenildiğine inanılmaktadır. Şu anki modern halini almadan önce Osmanlı dönemi seyahatnameleri’nde 18. yyda bahsi geçmiştir. Günümüzdeki son hali 19. yy’da, Bursa’daki İskender Efendi’ye dayanmaktadır ve Erzurum’daki Cağ kebap ile aynı kaynaktan geldiği düşünülmektedir. Başka kaynaklarda ise dönerin mucidi…

D – Ağa Kapısı – Brownissa
Orda bir köy var uzakta. O köy bizim köyümüz değil. O köy bizim ülkemiz bile değil. Ama var orda bir köy. O köyde çok harika bir içecek var.
Makedonya’nın dağlarında yetişen bir meyveden yapılır bu içecek. Böğürtlen gibidir. Bu meyvemizin ismi brownissa, bundan yapılan içeceğin ismi de Brownissa Şerbeti (Ne değişik). Biraz buruk, biraz ekşi, biraz mayhoş, biraz tatlı bir içecek. Rengi ile size kendini sevdiriyor, tadı ile aşık ediyor, dilinizi mora boyamasıyla sizi terk edip şaklaban gibi ortada bırakıyor. Brownissa deyince aklınıza…

E – Virginia Angus – Mini Burger ve Kızarmış Patates
Eskiden Mısır Çarşı’nın kapısının önünde seyyar satıcılar olurdu. Bu satıcılar yere serdikleri örtülerin üzerinde ayakkabı, gömlek ve bilumum çeşitli kıyafetler satarlardı. Bu tezgahların çevresinde her zaman birileri alışveriş yapardı. Siz de kalabalığı görerek yaklaşır ve ürünleri incelerdiniz. Ardından müşterilerden bazıları “Ya bu kadar harika kumaşları bu fiyata mı satıyorsun? Şu 3 taneyi poşetle bakim” derlerdi. Bir anda hızlı bir satış olurdu. Bunu gören diğer müşteriler de alışveriş yaparlardı. Seneler öncesinde “para parayı çeker” “müşteri müşteriyi çeker” gibi algıları çözmüş olan eminönü esnafı, ticaretin kitabını çoktan yazmış ve güzel paralar kazanmıştır. Bugün bir dükkanın önünden geçseniz ve içerde kalabalık varsa merak ediyor siz de içeri girmek istiyorsunuz. Yolda bile bir kaza varsa bakasınız gelmiyor mu?
Virgina Angus’un bizim gittiğimiz şubesi, Mısır Çarşısı Önü esnafları ile aynı semtte bulunuyor. Ufak bir dükkan. İçerde 4-5 dışarda 5-6 masa var. Toplam kapasitesi…

F – Hacı Şerif – Dondurmalı İrmik Helvası
Senelerdir Eminönü’nde dolaşırım, sokak sokak gezerim ama size bu yazıda bahsedeceğimiz mekanı keşfim çok geç gerçekleştiğini itiraf etmeliyim. Keşfettim deyince yanlış anlaşılmasın, onu da bir tavsiye üzerine buldum. En favori Gurme (Halk Gurmesi) blogu olan Harbiyiyorum.com sayesinde öğrendim. Salih Seçkin Sevinç tam bizim tarzımızda yemekler yiyor. Çok pahalı olmayan, salaş ama en lezzetli yerlere gidiyor. Nerede ne yenir, ne nerede yenir sorularının cevaplarını çok iyi biliyor.
Günlerden bir gün her sabah yaptığım gibi, harbiyiyorum.com adresine tıklamıştım. Birde ne göreyim. Eminönü’nde Mısır Çarşı’sının biraz ilerisinde, Denizlili bir şekerci, tatlıcı, lokumcu olan Hacı Şerif, irmik helvası ile ün salmış bir yer olduğunu yazıyor. Gitmeliyim, yemeliyim ve anlatmalıyım dedim. Hemen test etmek için…

Bonus – Şark Kahvesi – Türk Kahvesi
Nuruosmaniye , Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı 64 cadde ve sokağı , iki bedesteni , 16 hanı , 22 kapısı ve yaklaşık 3.600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden biridir. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olup, içinde yaklaşık 20.000 kişi çalışmakta ve mevsimine göre günde 300 ile 500 Bin arasında ziyaretçi almaktadır.
Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı dehlizlerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir yerinden de giriliyormuş ve tünel, denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.
Tüneller Kapalıçarşı’nın altından da geçiyormuş tabii. Hatta…

Execution – İş Yaptırabilme Disiplini

· Oyunlar ve Kültür · 3 dk okuma

Yönetici olduktan 1 ay sonra yani 2012 yılının 11. ayında, direktörümün tavsiyesi üzerine aldığım Execution – İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitabımda 4. Bölüme kadar geldim. Kitabın bitmesine daha çok var. Ben yinede hem kitabın tanıtımı hem de aldığım notları buradan paylaşmak istiyorum.

execution

Execuiton, Larry Bossidy ve Ram Charan tarafından kaleme alınmış, MediaCat-Kapital Medya tarafından çıkarılmış bir kitap. Ben bu kitabı piyasada bulamadım ve nadir kitap üzerinden ikinci el olarak aldım.
Bu adreste şu anda kitabın stoğu olduğu yazıyor.

Execution Nedir?
Kitabın ilk sayfasında execution kelimesinin anlamını çok güzel bir şekilde anlatılmış.
ex-e-cu-tion (ek-si-kyü-shan), isim. 1. Bağlantı kopukluğu. 2. Şirketlerin sözlerini yerine getirememesinin temel nedeni. 3. Bir şirketin liderinin başarmak istedikleri ile organizasyonun bunu sağlama olanakları arasındaki uçurum. 4. Sadece taktikler değil ama aynı zamanda sorgulama, analiz ve takip yoluyla işleri başarma sistemi. 5. Bir şirketin stratejisinin ve hedeflerinin merkezi bir parçası ve şirketteki her liderin temel görevi. 6. Bir şirketi, çalışanlarını ve çalışma ortamını kapsamlı bir biçimde kavramayı gerektiren disiplin. 7. İşleri zamanında yapmak için her şirketteki üç temel süreç – yani insan süreci, strateji süreci ve operasyon süreci – arasında bağlantı kurma yöntemi. 8. 2002’de Larry Bossidy ve Ram Charan tarafından keşfedilip Execuiton: İş Yaptırabilme Disiplini adlı kitapta açıklanan başarı yöntemi.

Piyasada liderlerin okuması için yazılmış yüzlerce kitap var. Bunların çoğu kişisel gelişim kitapları. Execution’ı diğer kitaplardan ayıran en önemli özelliklerinden biri problemler ve çözümleri anlatırken gerçek örneklerin verilmiş olması. Bu örnekler de bilinmeyen firmalar falan değil. Xerox, Lucent, EDS, HP, GM, DELL gibi şirketler ve bu şirketlerdeki yöneticiler hakkında örnekler mevcut. Kitabın diğer bir özelliği de yazarların çok tecrübeli kişiler olması. Bugün ben liderlik hakkında bir kitap yazsam, eminim çok satan bir kitap olmaz. Hatta satıp satmayacağı konusunda bile şüphelerim var 🙂 Bu kitap New York Times Bestseller listesinde 1 numara olmuş. Peki bu kitabı neden okumaya karar verdim. 2012 yılında departmanda yönetici olacağım zaman Assessment adı verilen bir teknik ile yetkinliklerim ölçülmüştü. Bir yetkinliğim dışında hepsi yüksek çıkmıştı. Koçluk Becerisi. Bu sonuca çok şaşırmamıştım. Yönetici olduğumda 5 senelik uzmandım. Hiç bir yönetme tecrübem olmamıştı. O güne kadar hep yönetilmiştim. Evdeki ekmek almaya gönderilen en küçük çocuktum. X Jenerasyonu özelliklerini taşıyan bir Y jenerasyonu üyesiydim. İşleri kendi başıma yapmaya alışmıştım. Yönetici olduğumda en çok zorlandığım, çalışanlarıma yapmaları gereken işleri söylemek olmuştu. 1 gün önce beraber çalıştığın arkadaşlarına, iş yaptırmak göründüğü kadar kolay olmuyordu. Bunun üzerine Yöneticim (direktörüm) Erdem Bey bu kitabı tavsiye etti. Kendisi okuduğunu ve çok faydalandığını belirtti. Ben kitabı almış, okumaya başlamış ama bitirmeden bir kenara koymuştum. Aradan 2 sene geçtikten sonra kitabı baştan sonra detaylı bir şekilde okumaya karar verdim.

Kitap 3 Kısım ve 9 bölümden oluşuyor. 1. Kısımda “Execution Neden Gereklidir?” başlıklı ve örneklerle execution kullanılması ve kullanılmaması durumu anlatılarak executionun ne anlama geldiğinden bahsediliyor. 2. Kısımda “Execution’ın Yapıtaşları” Liderin Yedi Temel Davranışı, Kültürel Değişimin Çerçevesini Oluşturmak ve Hiçbir Liderin Başkasına Devredemeyeceği Görev – Doğru İnsanı Doğru İş Yerleştirme alt başlıkları ile anlatılıyor. 3. yani son kısımda “Execuiton Disiplinin Üç Temel Süreci” yani İnsan, Strateji ve Operasyon süreci detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Şu anda şirketimizde Durumsal Liderlik – Çok Boyutlu Liderlik uygulanmaktadır. Bunun yanında Başarı Faktörlerinin, Hedeflerin, Kilit Performans Kriterlerinin ve Bariyerlerin belirlenmesi için detaylı çalışmalar yapılıyor. Görev tanımları baştan yazılıyor. Tüm şirket en tepeden en alt kademeye kadar bu yapıyı uyguladığı için başarılı olacaktır. Execuiton’ın da başarılı olması için şirketin tüm süreçlerinde bunun uygulanması gerekiyor. Bu disiplinin de durumsal liderlik ile ortak özellikleri olduğu için kişisel olarak departmanımda uygulayabileceğimi düşünüyorum.

Şu ana kadar kitapta gördüğüm bir kaç olumsuzluktan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Birincisi kitap bir çeviri olduğu için okurken bazen konsantreniz bozulabiliyor. Yanlış kelime seçimleri ve anlatım bozuklukları sıkıntı yaratabiliyor. Bunun dışında her kişisel gelişim kitabında olduğu gibi bu kitapta da gereksiz uzatılan ve tekrar edilen yerler mevcut.

Kitabın henüz ortasında olduğum için tüm kitabı bitirdikten sonra daha kesin yargılarla konuşabilirim. Gelecek yazılarda bu kitabı okurken özellikle altını çizdiğim yerleri kendi yorumları da katarak size aktarmaya çalışacağım

Merzifon’da Ne Yenir – Total Akaryakıt İstasyonu – Kavurmacı

· Oyunlar ve Kültür · 2 dk okuma

Son zamanlarda blogumda bir çok yazı yazdım. İş Analisti, İş Zekası, İş Analitiği hatta Rota Planlama gibi bir çok teknik konulara değindim. Ama google istatistiklerine baktığımda birde ne göreyim. En çok trafik “ılgazda ne yenir?” aramasından geliyor 🙂 Hatta ve hatta dişçim bile bu aramayı yaparak benim websiteme ulaşmış ve önerdiğim yerde yemek yemiş. Tavsiye ettiğim Yeşil Ilgaz Pide salonuna buradan selam olsun.

Geçen yine şehirler arası bir yolculuktaydım. İstanbul’dan Ordu’ya araçla gidiyordum. Yolda yemek yemek riskli bir iştir. Anadolu’da yemek yenecek o kadar çok yer varken, şehirler arası yolların üzerinde o kadar alternatifiniz bulunmaz. Ya yolunuzu uzatıp köylerini ilçelerin içine gireceksiniz ya da riske girip bir kaç deneme yapacaksınız. Ben bu riski aldım ve çok da memnun oldum.

Babam 19 sene boyunca Total Benzin İstasyonu işlettiği için yakıtımı her zaman Total’den alırım. Bu yolculukta da Total’den yakıtımı alacak şekilde rotamı planlamıştım. İstanbul Samsun Yolu üzerinde Merzifon’da bulunan Total Benzin istasyonunda durmuştum. Depomu fulledikten sonra nerede yemek yiyebileceğimiz konusunda istasyon çalışanları ile sohbete başladık. Kendisine köfte yiyebileceğimiz bir yer sormuştum. “Köfte bu yollarda risklidir. İçine ne koyulduğunu bilemezsin. Yedikten sonra seni rahatsız eder” dedi. Yani yiyene kadar o senin esirin, yedikten sonra sen onun esiri olursun dedi. Ben de sen bir tavsiyede bulun hele dedim. “Bak buranın kavurması güzeldir. Otur burada kavurmanı ye” dedi.

Mekana çok kanım kaynamamış olsa da adam haklıydı. Eşim ve eşimin teyzesi ile beraber oturduk mekana. Dışarıda ilk defa kavurma yiyordum. Hepimiz birer porsiyon kavurma istedik. Bakır kaplarda kavurmalarımız geldi. Kapların alt kısmında sıcak su haznesi vardı. Kavurmanın yağı çabuk donduğu için bu şekilde bir çözüm bulmuşlar. Fondü gibi düşünün. Etler beklentimin çok üstünde lezzetliydi. Porsiyon doyurucuydu. Fiyat bu lezzete göre gayet uygundu. Yani diyeceğim o ki şaşırtıcıydı. Eğer kendi aracınızla yolculuk yapıyorsanız Total’de bulunan Kavurmacı’da durup tatmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

Buradan mekan sahibine de teşekkür etmek istiyorum. Neden? Biz yemeği yeyip muhabbetimizi edip çayımızı içtikten sonra arabaya atlayıp yola çıktık. 1-2 kilometre gittikten sonra yanımızdan dörtlülerini yakmış bir araba hızla geçip önümüze geçti. Ben de yavaşlayarak arkasında durdum. Arabanın içinden Kavurmacı restoranın sahibi indi. Elinde teyzemin çantası vardı. Biz yemeği yedikten sonra çantayı masada bırakıp yola çıkmışız. Abimiz çantayı kaptığı arabayla bize yetiştirmek için son gaz gelmiş. İnsanlık ölmemiş dedirten bir davranış. Acaba ben çantayı bulsam abimiz gibi mi yapardım yoksa içindeki telefon ile birilerini arayıp gelip almasını mı beklerdim? Allah razı olsun ve helal olsun diyorum buradan. Eğer gidip orada yemek yerseniz, çantasını unutan beyaz arabalı abinin selamı var diyin. O mutlaka beni hatırlar 🙂 Haydi iyi yolculuklar

kavurmaci

Adres: Mehmet Akif Ersoy Mahallesi İstanbul Yolu No:7/A Total Akaryakıt İstasyonu (Babali Kollektif Şti)