tarihinde yayınlandı 4 Yorum

Hazır Gıdaya Mı Başladınız?

Herşey bundan 2 sene önce Hurricane 50 model scooter almam ile başladı. Doğduğumdan beri yaşadığımız daireden, siteye taşınmıştık. Siteye giriş çıkışlar kontrollü oluyordu ve güvenlik görevlileri daha bizi tanımıyordu. Maksimum 55km yapan motorumla sitenin girişine geldim. Kafamda kaskımla güvenliğin olduğu camekana yanaştım ve bu motor bende olduğu sürece daha çok duyacağım o cümleyi duydum.

“Pizza mı getirdin? Hangi daiereye?”

Arkadaş. Şimdi verilecek tek cevap vardı. Hayır. Fakat bu seferde pizza değilde pide mi getirdin diyecekti? Kısa kestim. “Ben bu sitede oturuyorum”. Bu cevaba da yanıt olarak “Hade Len” olarak gelecekti. Fakat kimin nesiyim bilmedikleri için bişey demediler. Nerde oturduğumu sordualr ve geçiş izni verdiler.

Tamam bir kere bu şekilde bir muamele gördük ama daha dur.

Gözlük alacağım ve bu sebeple göz numaramı ölçtürmek istiyorum. SGK’lıyız ya para vermek istemiyorum. Sonuçta primimiz yatıyor. Sonuna kadar kullanacağım. Ama o zaman sistem tam oturmadığı için vizite kağıdı gerekli. Cuma günü, izinliyim ve vizite kağıdı almak için şirkete gidemiyorum. Başladım teker teker hastaneleri dolaşmaya ve vizite kağıdı olmadan muayne edecek yerlere. Afiyet Hastanesi, Anatolian Göz Hastanesi, Hospitalum, Medicana derken aklıma Dünya Göz Hastanesi geldi Altunizadedeki. Altımda motorumla gittim hastaneye. Otoparka girerken güvenlik durdurdu. “Otoparka girerken güvenlik mi durdurur arkadaş” dedim kendi kendime. Güvenlik:

“Pizza mı getirdin?” diye sordu. Tabi benim sinirim tepeme çıktı. Yok hastayım dedim, kafamı çene eksenimde 45 derece açıyla sağa çevirerek. Geçtim koydum mükemmel motorumu otoparkın en güzel yerine sonra girdim danışmaya. Ordada geçmiyormuş SGK sadece indirim yapıyorlarmış. Peh!

Ve işte Benim Pizzacı olmadığımı kanıtlayan olay 2 gün önce gerçekleşti. Ve bu benim için gurur verici bir olay. Pazartesi akşamı MaAile ablamlara yemeğe gitmeye karar verdik. Ben işten biraz geç geldiğim için Benzinlikten motorumu aldım ve ablamlara doğru yola çıktım. Apartmanın önüne motoruma koydum. Bagajdan aldığım meyve ve pastayı çıkardım. Motorumu kitledim ve o an apartmanın kapısındaki adamla göz göze geldik. Yavaştan hareket ederek adamın gitmesini bekledim. (Bu hareketimin adamı iyicene kıllandırdığını düşünüyorum) Bir elimde poşetler bir elimde kaskım kapıya doğru gittim. Adam içeri girdi ardından ben zile bastım ve kapı hemen açıldı. Adam bu sefer asansöre biniyordu. Ve nezaket gereği kapıyı bana tuttu. Günahını almıyım, hafiften küçümseyen gözlerle bana bakıyordu ve kaçıncı kata çıakcağımı sordu. 2 dedim nazikce 🙂 Bak şu tesadüfe. Adamda 2. kata çıkıyormuş. Her katta 2 daire olduğunu düşünürsek, ya bu adam kurye idi ya da ablamların karşı komşusuydu. Sanırım adamda benim için aynı şeyi düşünmüş. Ama karşı komşu olma ihtimalim olmadan 🙂

Asansör kapısı açıldı. Kalp atışlarım hızlandı. Bu sefer olmasın diye dua ediyordum ama bir yandan da elimde pizza olmadığı için şükrediyordum.

Asansör ikinci kata gelirken her iki dairenin kapısı açılmıştı ve muhabbet ediliyordu. Her iki dairedeki kişiler asansördeki 2 kişiden birinin kim olduğunu biliyordu fakat her ikiside ikinci kişi hakkında yorum yapamıyordu. Ablam benim olduğumu, karşı komşuda eşinin yani bizim tarihe geçecek cümleyi söyleyecek amcayı biliyordu. Fakat karşı komşu beni bilmiyordu, ablamlarda karşı komşudan bi haberdi.

Asansör kapısı açılırken heyecan doruğa çıkmıştı. Asansöre ikinci binen kişi olarak inme önceliği bana aitti  ve hemen inerek ablamların tarafına döndüm ve vakit kaybetmeden ayakkabılarımı çıkarmaya çalıştım fakat geç kalmıştım… Olacakları hissetmiştim ama ne yazıkki yetişememiştim… Arkamdan gelen o ses… O korkutucu ses…

“Ne o? Hazır Gıdaya mı başladınız?”

(Bilgi : Ablamların 7 aylık bebeği var ve kendisinin hazır gıdaya başlamış olma ihtimalini sorguluyor kendileri)

İçimdeki o ses “Hayıııııııııııııııııııır!!!” diye hayırkırmak istiyor fakat hala ayakkabılarımı çıkarmaya çalışarak mesaj vermeye çalışıyodum. İlk başta şaşıran ablamlar ne diyeceklerini bilememiş, sonunda ben ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdikten sonra amcamın sessiz harflerle “Kurye değil mi?” sorusundan sonra kahkahayı koy vermişlerdir.

Evet itiraf ediyorum. “Pizzacıyım, Kuryeyim ve Hazır Gıdaya da başladım”

Al bu da Motorum. Tabi arkasında kutusu olanından 🙂

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Mortal Kombat Dreamland

Rüyanda mı gördün derler ya. Evet arkadaş rüyamda gördüm. Bu gece rüyamda Mortal Kombat gördüm. Hem de piyasada olmayan versiyonu. Oyun şu şekilde. Oyun 2 takım halinde oynanıyor. Karakter seçmekte serbestsin ama Mortal Kombat karakterleri olması gerekiyor. Ben ilk turda Kabal’dım sanırım, 2 oynadığımda Raiden seçmiştim. Online oynanan, 3 boyutlu grafiklere sahip (piyasadaki MMORPG tarzı), deathmatch, tekrar dirilebildiğin maksimum flag tarzı oyunları bulunan, Değişik özel haraketlerin bulunduğu bir oyun.

Oyunun en önemli özelliklerindne bir tanesi Özel Harektler. Tabiki seçtiğini karakterin kendi özel hareketleri mevcut. Raiden’la adamın üstüne 2 geri 1 ileri yaparak (kavşeklaaan diyerek) uçabiliyorsunuz. Ama asıl özel hareketler şu şekilde. Her takımın elinde bir kitap var. Bu kitabın içinde özel hareket listesi var. Mesela diğer takım size doğru koşarak bir yamaçtan geliyor. Siz tam onlar yamaçtan geçerken oraya Fırtına ve yıldırımlar özel hareketini yaptınız kitaptan ya da Uzaylıların saldırmasını istediniz. (Rüyamda uzaylılar saldırdı diğer takıma bende onlara güç veren başka bir özel hareket kullandım. Böyle de saçma bir rüyaydı)

Oyunun en güzel özelliklerinden biri kullanıcının joyistik kullanmıyor oluşu. Tamamen harekete duyarlı bir sistem yapmış adamlar. Mesela elektrik atacaksınız, Aşağı+İleri+AY(LP) diyelim. Sen Eğiliyosun sonra ileri doğru hamle yaparken yumruk atıyosun ve yumruğundan elektrik çıkıyor. Tabi ben rüyamda devamlı Yüksek Yumrukla denediğim için bir türlü elektrik atamadım. Devamlı ordan oraya uçtum.

Diğer bir özellik darbeleri vücudunuzda hissediyor olmanız. Bu belki benim rüyamdan kaynaklanıyor olabilir. Ama özellikle, karşı takımın Taşa dönüşerek yaptığı saldırılarda çok fena dayak yedim ve canım acıdı. Hatta uyandım acıdan diyebilirim.

Son olarak Oyunumuz Multiplayer desteği vermektedir. Yani tüm oyuncularla birlikte, aynı anda herkesele dövüşebildiğiniz, 3 kişi 1 kişiyi kenara sıkıştırabildiğiniz bir Mortal Kombat düşünün.

Evet bu haftaki oyun tanıtımımız burda sona eriyor. Mortal Kombat DreamLAnd, Kolay oynanabilirlik, hissedilen hasarlama modelleri, görsel zenginlik ile bu yılın rüyası seçiliyor.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Vuvuzela Nedir?

Vuvuzela bazen lepatata diye bazen de Güney Afrika Zurnası diye adlandırılan, Güney Afrika yöresine ait üflemeli bir çalgı, 61 cm boyunda ve 100 gram ağırlığındadır. Herhangi bir tuş veya tonlama deliği fonksiyonuna sahip olmayıp, sadece üfleyen kişinin ritmine bağlı olarak ses çıkarır.

Güçlü bir ciğer ve üfleme yeteneği isteyen Vuvuzela’nın çıkardığı ses sis düdüğü ya da fil sesine benzerdir. Sinek ve arı vızıltısına benzetenler de olmuştur. Vuvuzela toplu olarak çalındığında çıkarmış olduğu ses yaklaşık olarak 135 desibeldir.

.vikipedi.

Vuvuzela denilen alet, ilk başlarda çok zararsız gözüken fakat maçlarda tempolu çalındığında çığırdan çıkaran bir sesli çalgı. Gerçi maçları izleyemiyorum ki. Ne alakası var arkadaş. Kumandanın hakimiyeti tabiki bende.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

E3 Başladı

Beklenen Fuar E3 Başladı.

E3 Nedir? Yenir Mi?
E³, Electronic Entertainment Expo anlamına gelmektir. İsminden, daha çok elektronik eğlence ürünlerinin tanıtıldığı bir fuar gibi gözükse de, daha çok oyun yapımcılarına ve konsol firmalarına hizmet eden bir fuardır. Eğlence sektörünün başını çeken, tüm dünyada en çok konuşulan ve 1998 yılından beridir, aralıksız olarak her sene yapılan bir organizasyondur. Fuarın şu andaki yapımcısı ise ESA adlı bir ABD şirketidir.

 
E3’ü canlı izlemeniz için link: http://uk.e3.ign.com/2010/live/index.html
tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Super Mario Crossover

Mario. Oyun oynamayı seven kişiler en azından bir kere Mario ismini duymuş veya Mario oynamıştır. Hadi oynamadınız Tesisatçı Kardeşler gibi bir isimle filmi bile çıkmıştı. Bu oyunu almışlar ve farklı oyunlardaki ana karakterlerle birleştirip yeni bir Mario oyunu yapmışlar. İşin güzel tarafı oynadığınız karakterlerin özelliklerini kullanabiliyorsunuz. Mesela Megamen ile mantar yediğinizde Megamen gibi ateş gücünüzü arttırabiliyor, Conan ile oynadığınızda istediğiniz yöne ateş edebiliyorsunuz. Her turu farklı bir karakterle oynayabiliyorsunuz. Güzel olmuş açıkçası 🙂

http://www.newgrounds.com/portal/view/534416

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Hava Tahmini – 1

Hava Tahmini yapmak. Havada herhangi bir balon uçurmadan, milyonlarca para harcayıp makinalar almadan mümkün oalbilir mi? Bundan iki sene önce işe ilk girdiğim yıllarda hava sıcaklıklarını Yapay Sinir Ağlarıyla tahmin etmeyi denemiştim. Biraz toyluk, biraz acemilik olduğundan dolayı modeli düzgün kuramamıştım. Fakat yinede %15 hata ile günlük sıcaklıkları tahmin edebiliyordum.

Geçtiğimiz günlerde BlueKid üstad ile yaptığımız güzel sohbette kendisinden aldığım tavsiyelerle yeni bir model kurmayı planlıyordum. Kendisi ufkumu açtı hatta aklımı okumuş bloguna bir de çalışma koymuş 🙂

Kendisininde yazısında belirttiği gibi, Kısa Vadeli Tahminlerde hava sıcaklıkları doğru modellendiğinde güzel sonuçlar verse de, Uzun Vadeli Tahminlerde tahmin değerini tahmin etmek için kullanacağınız için kümüle bir hataya neden olabilir. (bknz. Kaos Kuramı)

Şimdi kolları sıvamak ve Günlük Ortalama Hava Sıcaklıklarını tahmin edebilecek bir model kurmak kalıyor.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Vakit Geldi

Bugüne kadar hem davranış açısından hem kendini ifade etme açısından hem de tenkik olarak iş hayatında yetersiz olduğumu düşünmüşümdür özeleştiri yaparken. Ama bugün bunların eskisi gibi olmadığını, kendimde eksik gördüğüm özelliklerin geliştiğini gördüm. Çünkü artık ben kendime güveniyorum. Sadece kendime güvendiğim için değil. Artık ben neyin nerde nasıl yapıalcağını biliyorum. Artık ben yorum katabiliyorum. Artık ben bir şey katabiliyorum. Ben Katma Değer üretebiliyorum.

O zaman Vakit Geldi. Artık ben ilerleyebilirim. Değişim başlasın.

tarihinde yayınlandı 1 Yorum

Hedefler ve Değişenler

Bilgisayarımda geçmişe dönük bir arama yaparken, askere gitmeden önce belirlediğim bazı hedeflerin olduğu bir dökümana rastladım.

Tarih: 11 Haziran 2009
Bir liste yapmaya karar verdim. Listenin içeriği satın almak istediklerimi belirtiyor. Şu an başlangıç aşamasında olduğu için, tüm istediklerimi listeleyemeyebilirim. Fakat gün geçtikçe revize edip doğru sonuca ulaşacağım 🙂

1-     HB Tek Kapı Bir Araba
2-     En az 250cc SuperSport ya da Enduru Motorsiklet
3-     Nintendo Wii ve aksesuarları
4-     PS3 ve aksesuarları (özellikle Gitar ve Drum Set)
5-     22” monitörlü bir bilgisayar
6-     2 katlı müstakil bir ev
7-     Agresif Paten
8-     Katı meyve sıkacağı
9-     Sebil su soğutucu
10-   HD202 kulaklık
11-   100hp lik bir sürat motoru

Bugün
Hedefleri incelediğimde, az bir kısmını başardığımı fark ettim. 🙂 HB Tek kapı bir araba alamasamda, dizel otomatik bir araba aldım Allahıma şükür. Ayrıca Katı meyve sıkacağına da sahibim 🙂 Şimdi sıralamaya göre ilk hedefim motorsikletimi geliştirmek. Ama o zaman 250cc yeterliyken şu anda 400cc NX4 Falcon motor alma hedefim olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
2 Katlı müstakil bir ev şimdilik hayal olsada, Ağustos ayında bir mani çıkmazsa inşallah kendi evimize taşınacağız. Gerçi şu anda bulunduğumuz siteden çok memnun olsamda biraz bizi aşmaya başladı.
Yaz geldi. Aslında motoru bu aralar alamayacağımı düşünecek olursak, güzel bir spor olarak, agresif paten almak istiyorum. Gerçi agresif olmasa bile fitness paten de olabilir. Bakalım biraz araştıralım.
PS3 ve Wii konusunda fikrim değişmedi ama bunları yeni taşınacağım evde hazılrayacağım oyun odası için saklıyorum. 22” monitor yerine 26” bir monitore bağlanmış bir kasa, Wii ve PS3 olan bir oyun odası. Gerçekten süper olur 😛
Güzel bir plan yapmanın vakti gelmiş. Ben tekrar oturayım bir alacaklar ve yapılacaklar listesi çıkarayım. Ama içine sebil su soğutucu yazmıyım 🙂

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Death Note

Bu yazıyı bir an önce yazmak istiyordum çünkü güzel şeyler bittikten sonra etkisi beklendiğinden çok daha kısa sürüyor. Şu anda halen etkisi altındayken yazmak istedim. Death Note, Desu Noto, Ölüm Defteri…

Death Note ilk olarak Manga olarak başlamış fakat sonra gösterilen ilgiden dolayı Animesi ve Filmleri çekilmiş.

(manga japon çizgi romanlarına verilen addır. anime ise japon çizgi filmlerine adı verilir. manga sözcüğü japon kökenli bir  kelimedir. anime sözcüğü fransızca’daki animation sözcüğünden türemiştir.)

Kısaca konudan bahsedecek olursak, bir ölüm meleği Dünyaya Ölüm defterini düşürüyor. Bu ölüm defterini Yagami Light adında genç ve başarılı bir eleman buluyor. Ölüm defteri, bir kişinin isminin deftere yazılması ile ölmesini sağalayn bir defterdir. Bu ismi yazarken aynı zamanda ismin sahibinin yüzünü kafanızda canladırmalısınız ki, aynı ismi taşıyan diğer kişilerde ölmesin. Lighto, Bu deftere en başta inanmasa da sonra test ediyor ve defterin gerçek olduğuna inanıyor. Ütopik bir dünya kurmak için dünyadan suçluları temizlemeye karar veriyor. Böylece artık dünya üzerinde hiç suç ve suçlu kalmayacaktır. Halk ona bir isim takmıştır. Kira. Ve kendini onu yakalamaya adayan L.

Ölüm Defterinin kullanma kılavuzu ve bazı kuralları vardır.

Death Note’a ismi yazılan insan ölür. İsmi yazıldıktan sonra 40 saniye sonra ölüm nedeni, ölüm nedeninden 6 dakika 40 saniye sonra detaylar yazılabilir.
– Death Note’u kullanan biri, öldüreceği insanın yüzünü görmüş olmalıdır. Aynı isimdeki diğer kişiler bu şekilde etkilenmezler.
– Death Note’u kullanan insan ne cennete ne cehenneme girebilir.
– Death Note başkalarına verilebilir. Ancak bu durumda onunla ilgili tüm hatıralar kişinin aklından silinir.
– Death Note olanaksız şeyleri sağlamaz.
– Shinigamilerin gözleri, insanların adı ve soyadını, yaşam süresini, yaşını vb. gösterir. İnsanlarla bu gözler değiştirilebilir ancak karşılığında insan ömrünün yarısı Shinigami’ye geçer.
– Bir Shinigami, insan hayatını kısaltmak için yaratılmıştır. Bunu uzatmak için defteri kullanan Shinigami ölür.
– Death Note, eğer bir insanın eline geçerse, deftere önceden sahip olan Shinigami, o kişiyi 39 gün içinde bulmalıdır. Bu kitap ölüm tanrısı ile insan arasında bir bağ olacaktır.

Avatardan sonra izlediğim en sürükleyici Anime. İkisinin yerleri ayrı olduğu için karşılaştırmayacağım. Death Note izlenmesi gereken bir yapım. Filmlerini izleyeceğimi sanmıyorum. Çünkü havası kaçmamalı.

tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Need For Speed World

Need for speed serisi ile ik tanışmam, Dayımın bilgisayarında yüklü olan NFS 2 SE (Need for speed 2 Special Edition) oynamam ile başladı. Araba yarışlarını çok sevmesemde, belli bir geçmişimiz var sonuçta. NFS 2 SE oynamadan önceleri, Amigada Lotus serisi, Stunt Car gibi oyunlar oynarayarak kendimi kanıtladım.

Stunt Car hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayınız

Lotus hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayınız

Ama Need For Speed 2 SE farklıydı. Grafikler, oynanabilirlik önceki yarış oyunlarına göre çok üst seviyedeydi. Oyunu oynadığım sene yanlış hatırlamıyorsam 1998 idi ve benim yeni bilgisayar aldığım döneme denk geliyordu. Diamond marka 3d destekli ekran kartımla bu oyunu az oynanamamıştım.

Toplamda 14 adet yarış oyunu çıkarmış EA. 2005 yılına kadar çıkmış tüm NFS oyunları (Need For Speed 1 hariç) oynamama rağmen 2005 ten sonra çıkan oyunları nedense yükleyip oynayasım hiç gelmemiştir.

Şimdi Online olarak bir Need for speed çıkacağı haberini okuyunca, aklıma polislerden kaçmaya çalışıp, unlock arabaları çıakrıp yolda nasıl gideceğini hayal ederek oynadığım NFS2, porshe severlerin bağımlısı olduğu Porshe Unleashed, modifiye kelimesinin 18 yaş altındaki kesimin tam anlamasını ve özendirmesini sağlayan underground serisi geldi aklıma.

Son zamanlarda düşüşe geçtiği söylenen NFS serisi, özellikle bedava olarak duyurduğu online oyunu Need For Speed World ile nasıl bir başarı sağlayacak.

Beta sürümünü, ücretsiz deneyebileceğiniz oyun, 2.0 GHz işlemci, 2 GB bellek, ve 512 MB grafik yongasına ihtiyaç duyuyor.

http://www.needforspeed.com/web/world